Etiket: onarmak

  • Eksi 30 derecede donan su borusunu onarmak için seferber oldular

    Eksi 30 derecede donan su borusunu onarmak için seferber oldular

    Erzurum’un Tekman ilçesinde donan su boruları eksi 30 derecede 6 saatlik süren çalışma sonunda açıldı.

    Tekman ilçesi Dengiz Mahallesi’nde su motorpompu arıza yaptı. ESKİ ekibi arızaya müdahale etti. Eksi 30 derecede yaklaşık 6 saat süren çalışma sonunda mahalle suya kavuşturuldu. 60 metre derinliğindeki kuyudan borular tek tek çıkarılarak motordaki arıza giderildi.

    Mahalle Muhtarı Yunus Yıldız, arızanın meydana gelmesinin ardından Erzurum Büyükşehir Belediyesi ESKİ ekiplerine bilgi verildiğini ve ekiplerin anında bölgeye gelerek uzun uğraşlar sonucu donan su şebekesindeki arızayı giderdiğini söyledi. Yıldız, “Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanımız Mehmet Sekmen ve ESKİ ekiplerine fedakar çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Mahallemiz yeniden suya kavuştu” dedi.

  • Patlayan su borusunu onarmak için kazdığı çukur, oğlunun mezarı oldu

    Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde patlayan su borusunu onarmak için çukur kazan Mehmet Yılmaz’ın 1.5 yaşındaki oğlu Ali yılmaz, babasının kazdığı çukura düşerek öldü.

    Olay Gaziantep’in Oğuzeli ilçesine bağlı karadibek köyünde meydana geldi. Evlerinin bahçesinde bulunan su borusunun patlaması üzerine, baba Mehmet Yılmaz çukur kazarak arızayı gidermeye çalıştı. Mehmet Yılmaz’ın 1.5 yaşındaki oğlu Ali Yılmaz, bahçede oynarken saat 17:00 sıralarında babasının kazdığı çukura düştü. Olayı fark eden Bir yakınları çocuğu düştüğü yerden çıkararak hemen Oğuzeli devlet hastanesine kaldırdı. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen 1,5 yaşındaki Ali Yılmaz kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

    Cenaze Gaziantep Adli Tıp Kurumundaki işlemlerin ardından defnedilmek üzere ailesine teslim edildi.

  • 15 Temmuz’un ardından: “Türk-Alman ilişkilerini onarmak için hala geç değil”

    15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümü dolayısıyla Diyanet İşleri Türk-İslam Birliği (DİTİB), İslam Toplumu Millî Görüş (IGMG) ve Avrupa Türk-İslam Birliği (ATİB) Genel Başkan’ları yazılı açıklama yaptı.

    Açıklamada, “Geçtiğimiz sene bugün Türkiye’de millî iradeye yönelik menfur darbe girişiminde yüzlerce masum insan şehit oldu, binlercesi ise yaralandı. Darbe girişimine karşı Avrupa’da benimsenen tutum burada yaşayan Türkiye kökenliler açısından kaygı vericiydi. 15 Temmuz’un ardından yaşanan süreç, başta Türk-Alman ilişkilerinin yeniden dostluk zeminine dönmesi gerektiğini çok açık bir şekilde ortaya koyuyor” denildi.

    Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı: “Türkiye’den binlerce kilometre uzakta olsalar da dünyanın her bir yanında yaşayan Türkiye kökenliler, siyasi görüşlerinden bağımsız olarak darbe girişiminden doğrudan etkilendiler. Geçtiğimiz sene bugün, darbe girişimini haber alan yüz binlerce insan sabaha kadar Türkiye’deki akrabalarıyla telefonlaştı, sosyal medya üzerinden gelişmeleri anbean takip etti, halka ağır silahlarla ateş açılmasını ve TBMM’nin bombalanmasını yürekleri ağzında izlediler. Bu menfur girişimin henüz ilk anlarından itibaren insanımız sağduyulu ve her türlü aşırılıktan uzak bir şekilde tepkilerini göstermek için konsolosluklara akın ettiler. Bu büyük travmanın Avrupa kamuoyunda yeteri kadar anlaşılmaması ve 15 Temmuz’un ardından yaşanan tartışmalar ise buradaki Türkiye kökenliler için oldukça üzücüydü. Darbe girişiminin ardından Avrupa kamuoyunda patlak veren tartışma, burada yaşayan Türkiye kökenlilerin Türkiye’nin selameti için taşıdıkları endişeyle taban tabana zıt, hatta buradaki Türk toplumunu kısmen dışlayıcı bir yapıdaydı. 15 Temmuz’un ardından Alman kamuoyunda da benimsenen bu tutum yalnızca Türkiye-Almanya ilişkilerini etkilemekle kalmadı. Darbe girişiminin başarısız olmasına neredeyse üzülen, Türk halkının yüz yüze kaldığı büyük tehdidi küçümseyen, 249 şehit ve binlerce yaralının toplumda oluşturduğu hassasiyeti görmezden gelen yaklaşımlar, Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenlilerin yaşadıkları ülkelerin siyasi aktörlerine duyduğu güveni de olumsuz etkiledi. Nitekim SPD Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sigmar Gabriel haftalar sonra da olsa, Almanya’nın 15 Temmuz’da hata yaptığını kabul etmiş, darbenin kınanması, Türk hükûmeti ve halkıyla dayanışmanın gösterilmesi konusunda Almanya’nın aslında daha açık bir pozisyon alması gerektiğini söylemiştir. Bu doğru bir açıklamadır. Bununla birlikte Gabriel’in bahsettiği güçlü sinyalin verilmesi için hâlâ geç sayılmaz. Darbe girişiminden sonra Türk-Alman ilişkileri tarihin en kötü seyrine girmiş olsa da, iki ülke arasındaki köklü dostluk ilişkisini tekrar canlandırmak için hiç bir zaman geç olmayacaktır. Üstelik federal hükümetin bu yöndeki adımları Almanya’da yaşayan Türk toplumu tarafından memnuniyetle karşılanacaktır”.

    Türkiye toplumunun son senelerde çok ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldığı belirtilen açıklamada, “Türkiye’de iç güvenliği bütünüyle tehdit eden terör saldırıları, ülkenin halihazırda ‘çökmüş devlet’lere coğrafi yakınlığı, Suriye krizinden en yakından etkilenen ülke olarak 4 milyon Suriyeli sığınmacıya kapılarını açması gibi çok ciddi krizlere ek olarak devletin tüm katmanlarına sızma gerçekleştiren Paralel Devlet Yapılanması’nın kanlı darbe teşebbüsü, Türk toplumuna aşması gereken zorlu bir engel daha çıkarttı. Alman kamuoyu ve siyaseti bu zor dönemden çıkılması ve bu kritik eşikte ortaya çıkan sorunların aşılması konusunda dost ülke Türkiye’ye destek olma sorumluluğuna sahiptir. Yine Türkiye’den hukuk devleti, insan hakları ve basın özgürlüğü standartları noktasında beklenen hassasiyet de, ancak bu dostluk zemininde yapıcı bir şekilde tartışılabilir. Türk ve Alman toplumları iç içe geçmiş iki toplumdur. Kadim bir dostluğa sahip olan bu iki toplum arasındaki köprüler, günlük siyasi menfaatlere kurban edilip atılamayacak kadar köklüdür. Bu sorumluluğun hakkını verebilmek için her iki ülkede de sorumluluk duygusuyla şekillenmiş ve popülizmden uzak bir dilin hakim olması gerekmektedir. Bu düşüncelerle bundan bir sene önce Türkiye’yi darbecilere karşı cesurca savunmak için bir an bile tereddüt etmeden sokaklara çıkan ve hayatlarını kaybeden şehitlerimizi rahmetle anıyor, geride kalan acılı ailelerine sabır diliyoruz. Cenâb-ı Hakk Türkiye’ye bir daha bu denli büyük bir vahşet yaşatmasın. 14 Temmuz Cuma günü tüm camilerimizde öğle namazına müteakip dini merasimler düzenlenecektir. Cemaatimize, halkımıza ve tüm topluma saygıyla duyurulur” ifadeleri kullanıldı.

  • Kök hücre tedavisiyle kalbi onarmak mümkün

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turhan Yavuz, kalp krizi ile kalbi hasar görmüş hastalara ameliyatla bypass yaparken aynı anda kök hücre naklinin de yapıldığını, böylece ölen kalp kasının onarılabildiğini söyledi.

    SDÜ Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Turhan Yavuz, koroner kalp hastalıklarının giderek daha da yaygınlaştığını ve kalp krizi ile gelen hasta sayısında belirgin artış olduğunu açıkladı. Kalp krizi geçiren kişilerin kalp kasında oluşan hasarın boyutuna göre ciddi sonuçlar doğurabildiğini söyleyen Yavuz, ölen kalp dokusunun hastaların günlük hayatlarını ciddi olarak etkilediğini kaydetti. Bu hastalara koroner bypass ameliyatları ve ilaçlarla destek olunmaya çalışılsa da bunun etkisinin zaman zaman sınırlı olabileceğini, bu nedenle alternatif tedavi yöntemleri üzerinde çalışıldığını ifade etti.

    Özellikle kök hücre tedavilerinin birçok dokuda olduğu gibi kalpte de etkili olduğuna ait çalışmalar olduğunu anlatan Yavuz, “Kalp krizi sırasında kalbi hasar görmüş hastalara ameliyatla bypass yaparken aynı anda kök hücre nakli de yapılabiliyor. Böylece ölen kalp kasının tamiri mümkün olabiliyor. Herhangi bir ameliyat şansı olmayan kalp yetmezlikli hastalarda da kök hücre nakli ümit verici bir tedavi. Bacak damarları için yapılan kök hücre tedavisine ilave olarak kalpte de kök hücre naklini SDÜ Tıp Fakültesi’nde yapmak mümkün” dedi.

    Prof. Dr. Turhan Yavuz, kalp krizi geçirmiş genç bir hastaya koroner bypass ameliyatıyla beraber kök hücre nakli yaptıklarını ve hastanın durumunun iyi olduğunu sözlerine ekledi.