Etiket: Ona

  • Çakıcı: “Cumhurbaşkanı Terörü Bitirirse Yarı Başkanlık Sistemi Ona Helal Olsun”

    Edirne F Tipi Cezaevi’nde yatan Alaattin Çakıcı, gardiyanı Ekim ayında kalemle yaralamaktan hakim karşısına çıktı. Çakıcı, savunmasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Terörü bitirirse yarı başkanlık sistemi ona helal olsun. Ömrümde kedi gibi yatmadım. Şu anda Edirne F Tipi’nde kedi gibi yatmıyorum” dedi.

    Edirne 6’ncı Asliye Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Çakıcı, savunmasında DKHP/C üyesi hükümlünün koridorda yumruk atmaya çalıştığını, çıkan arbedede infaz koruma memurlarının araya girdiğini, elindeki kalemi savurması sonucu bir memurun alnından yaralandığını ifade etti.

    16 Ekim’de Tekirdağ Yüksek Güvenli F Tipi Cezaevinden Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü kararıyla Edirne’deki Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’ne nakledilen Çakıcı, “Koridorda bir mahkum telefon görüşmesi yapıyordu. Arkasında da bir görevli vardı. Görevli bana telefon görüşmesi bitti, bir dakikası kaldı, istersen geçelim” dedi. Ben o şahısın DHKPC’li olduğunu bilsem daha tedbirli hareket ederdim. Ben de sahşi adli mahkum zannettim. Ben de ’benim için farketmez buyur’ dedim. Sonra içeri girdim o çocuk bana bakıp güldü. Beni daha müsait sol taraftan getirmesi gerekirken direkt onun hizasından getirdiler. O çocuk bana gülümsedi. Arkasını döndü ve kamerayı kapattı. Arkasında bir memur vardı. ’Bu Aleattin abi değil mi?’ dedi. O görevli de ’Bağıra bağıra Aleattin Çakıcı’dır’ dedi. Ben de gülüp merhaba dediği için ben de elimi uzatıp ’Merhaba’ dedim. Beni getiren gardiyan benim önüme bloke yaptı. O kişi bana gardiyanın omuzunun üzerinden yumruk salladı. Yüzümü çektiğimde yanağımı sıyırıp geçti. Ben de o arada tekme vurdum. Karşı duvara gitti. Bir anda 30 gardiyan çıktı. 3 tanesi bir kolumdan, 3 tanesi bir kolumdan tuttu. Diğerleri de 6-7 kişi diğer şahısı korumaya aldılar. Bir ara beni bıraktıklarında elimdeki cisimle yukarıdan aşağıya attım, gırtlağından aşağıya attım. 2 tanesini tutabildiler, 3’ncüsü ona geldi. Yerden kaldırmadan 4’üncü gardiyanın başına isabet ediyor ve ikisi birden yere düştü” ifadelerini kullandı.

    Mahkeme, duruşmayı 12 Temmuz 2016 tarihine ertelerken, cezaevindeki kamera kayıtlarını da incelemek istedi.

  • Kız Kardeşini Öldürüp Ormana Gömen Ağabey İle Ona Yardım Eden Baba Tutuklandı

    Adana’nın Kozan ilçesinde, 2014 yılı Haziran ayında ilçe emniyet müdürlüğüne kayıp başvurusu yapılan kızın ağabeyi tarafından öldürüldüğü iddiasıyla gözaltına alınan baba ve ağabey tutuklanarak cezaevine gönderildi. Anne ise serbest bırakıldı.

    Ağlıboğaz Mahallesi Karadere Sokak’ta oturan 16 yaşındaki Hilal Özcan’ın ablası Ülkü Özcan’ın, 27 Haziran 2014 tarihinde emniyete kız kardeşi için kayıp başvurusunda bulunmasının ardından yapılan araştırmalar sonunda, ağabey Alparslan, baba Ramazan ve anne Emine Özcan’ın ifadeleri alındı. Polisin çapraz sorgusunda ağabey Alparslan Özcan, kız kardeşini telefonla konuştuğu için babasının öldürdüğünü söyleyip, öldürdükten sonra çuvala koyup eşekle evden 2 kilometre uzaklıktaki ormanlık alana götürerek gömdüklerini söyledi.

    Polis, Alparslan Özcan’ın ifadeleri doğrultusunda Hilal’in öldürüldükten sonra Çatalkaya mevkisinde gömüldüğü yerde kazı yaparak insan iskeleti buldu. Cumhuriyet savcısının olay yerinde yaptığı incelemelerden sonra Hilal’e ait olduğu düşünülen kemikler torbaya konularak Adana Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

    Olayla ilgili olarak oğlunu suçlayan baba Ramazan, anne Emine ve ağabey Alparslan Özcan gözaltına alındı. Emniyette sorgularının ardından adliyeye sevk edilen anne Emine Özcan savcılık sorgusu sonrası serbest bırakılırken, ağabey Alparslan Özcan, kız kardeşini tüfekle öldürdüğü gerekçesiyle baba Ramazan Özcan ise oğluna yardım ettiği gerekçesiyle tutuklanarak önce Kozan Devlet Hastanesi’ne rapor alınıp daha sonra Kozan M Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

  • O Bakana Gidemeyince Bakan Ona Gitti

    AK Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun, tekerlekli sandalyesi ile Bakan Faruk Çelik’e ulaşamayınca Bakan Çelik onun yanına gitti.

    TBMM Genel Kurulu çalışmalarına tekerlekli sandalyesi ile katılan AK Parti Bursa Milletvekili Bennur Karaburun, Bakanlar Kurulu sıralarında oturan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik ile görüşmek istedi. Tekerlekli sandalyesi ile Bakanlar Kurulu sıralarını çıkamayan Karaburun’u fark eden Bakan Çelik, Karaburun’un yanına gelerek talebini dinledi.

  • Davutoğlu: “ABD’de El Kaide Barikat Kursa, Ona Karşı Tutumumuz Net Olurdu”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, terör örgütü PKK faaliyetlerinin bölge güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayarak, “Türkiye nasıl Amerika’da bir kasabada dahi bir El Kaide mevcudiyeti hendek ve barikat kursa ona karşı Türkiye’nin tutumu net olurdu. Biz aynı açık ve net tutumu PKK’yı da terör örgütü gören ABD ve AB üyesi ülkelerden görmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, ikili görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye ve Amerika ilişkilerinin soğuk savaş döneminden bu yana ortak stratejik vizyona dayılı olarak yapılandırıldığını ifade etti.

    İki ülke ilişkilerinin kritik dönemlerde önemli roller üstlendiğini söyleyen Davutoğlu, “Soğuk savaş dönemindeki işbirliğimizden sonra, balkanlardaki sorunların çözümünde de, teröre karşı mücadelede de, Afganistan’da da hep aynı perspektiften olayları değerlendirip uluslararası ve bölgesel barışı korumak için birlikte hareket ettik. Türkiye her zaman ABD’yi stratejik ortak olma yanında bir dost ülke ve sadece askeri değil ekonomik bakımından da ortak çıkarların temsil edildiği bir ilişki olarak görmüştür. Sayın Obama’nın ifadesi ile model ortaklık bu anlamda geniş kapsamlı bir ekonomik siyasi stratejik işbirliğini içerir. Bu çerçevede Sayın Biden’ın ziyareti çok kritik bir aşamada, özellikle Suriye ve Irak’ta önemli olayların yaşandığı, Ukrayna’da hepimizi kaygılandıran gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Az önce kapsamlı değerlendirmeler yaptık. Çevremizdeki önemli değişiklere Türkiye ve Amerika’nın ortak bir perspektiften bakması büyük önem taşıyor. Sayın Biden’a dünkü ziyaretinde Sultanahmet’e giderek terör saldırısı sonrasında kayıplar için oraya karanfil bırakması dolayısıyla ve teröre karşı mücadelede gösterdiği dayanışma dolayısıyla teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “DEAŞ, PKK, DHKP-C, NUSRA GİBİ TERÖR ÖRGÜTLERİ ARASINA FARK GÖRMÜYORUZ”

    Türkiye ve ABD’nin teröre karşı ortak tavrına vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, “Bugün görüşmemizde teröre karşı ortak bir tavır alma konusunda aynı yaklaşımı benimsediğimizi bir kez daha teyit etti. Türkiye için terör hangi etnik ve kültürel temele dayanmış olursa olsun, hangi ülkeyi hedef almış olursa olsun insanlık suçudur. Biz DEAŞ, PKK, DHKP-C, Nusra gibi terör örgütleri arasında bir fark görmedik, görmüyoruz. Bu çerçevede ABD ile bütün bu terör örgütlerine karşı birlikte davranma konusunda hassasiyetimiz var. Bu çerçevede görüşlerimiz ortak bir temele dayandığını görmekten memnuniyet duyuyoruz” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN ULUSAL GÜVENLİK KAYGILARINI NET ŞEKİLDE İFADE ETTİM”

    Terörün sadece tek bir ülkeyi tehdit etmediğini belirten Davutoğlu, “Çevre ülkelerdeki gelişmeler de terörü tetikleyen sonuçlar doğuruyor. Bugün de haritalar üzerinde tek tek bütün kritik bölgeleri ele aldık. Türkiye olarak bizim ulusal güvenlik kaygılarımızı net şekilde ifade ettim. Türkiye sınırları boyunca Irak ve Suriye’de bir devlet otoritesi maalesef yok. Suriye’de Türkiye aynı anda 3 risk unsurunu birlikte tehdit olarak görmekte. Birincisi rejim ki barbarca yöntemleriyle mülteci akınlarına sebebiyet vermiştir. İkincisi DEAŞ, yine barbarca terör eylemleri ile insanlık suçu işlemiştir. Üçüncüsü YGP, o da aynı şekilde kontrol ettiği bölgelerde Arap, Türkmenleri ve kendi gibi düşünmeyen Kürtleri tam bir etnik temizlik mantığı ile temizlemeye kalkmış ve Türkiye içinde teröre destek olacak faaliyetlerde bulunmuştur. Biz bu üç unsuru da tehdit olarak görüyor ve bu üç unsura karşı gerektiğinde her türlü adım atmak konusunda kararlı bir tutum sergiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “YPG, PKK’NIN BİR PARÇASIDIR VE PKK’DAN AÇIK ŞEKİLDE DESTEK ALMAKTADIR”

    Görüşmede Suriye’deki gelişmelerin de ele alındığını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

    “Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygılarını anlattıktan sonra Suriye’deki geçiş süreci ile ilgili kanaatlerimizi paylaştık. Barış görüşmeleri ile ilgili iki hususu ortak bir zeminde görüyoruz. Birincisi Suriye muhalefetin temsili konusunda hiçbir belirsizlik olmaması. Türkiye olarak biz muhalefet safında net olarak sadece meşru Suriye muhalefetinin olması önemlidir. Yine bu görüşmeler sürerken insanlık suçunun işlendiği ve kuşatmalar altında insanların aç ve susuz bırakıldığı yöntemlere karşı da aynı insani yaklaşımı sergiliyoruz. Türkiye ile Amerika, Suriye konusunda eskiden beri istişarelerde bulunagelmiştir. Türkiye’nin hedefi, sınırlarımızdaki bütün DEAŞ unsurlarının temizlenmesidir. Sınırlarımızda DEAŞ unsuru kesinlikle görmek istemiyoruz. Son günlerde Suriye muhalefetinin DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadele Türkiye ve Amerika olarak desteklenen mücadeledir. Ancak yine Rusya hava operasyonlarının bu mücadeleyi sekteye uğratmaması konusunda da ortak kaygılarımızı paylaştık. Sınırımızda ne DEAŞ, ne PKK ne de rejim unsurlarını görmek istemiyoruz. Burada Türkiye olarak önem verdiğimiz husus YPG, PKK’nın bir parçasıdır ve PKK’dan açık şekilde destek almaktadır. Aynı şeklide özellikle Suriye- Türkiye sınırı hassasiyeti dolayısıyla doğrudan sınıra komşu ilçelerde Suriye’den Türkiye’ye dönük her türlü terörist sızmasını, silah aktarımını doğrudan Türkiye’ye dönük düşmanca bir tavır olarak gördüğümüzü paylaştım.”

    “IRAK’TA BULUNUŞUMUZUN TEK HEDEFİ DEAŞ’IN MUSUL’DAN UZAKLAŞTIRILMASI”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Irak’taki Başika kampı konusundaki görüşlerini de Biden’a ilettiğine dikkat çekerek, “Irak’ta PKK’nın mevcudiyeti, Türkiye’nin Irak’ta PKK ve DEAŞ’a karşı etkin bir mücadelede yer almasını gerekli kılmaktadır. Sayın Biden geçtiğimiz yıl geldiğinde de Türkiye DEAŞ’a karşı mücadeleye aktif destek vermesi gerektiği üzerinde durmuştuk. Biz bu aktif desteği göstermek için Musul’un kurtarılması yönünde bir eğitim kampı kurmuştuk. Bunun Irak hükümeti tarafından yanlış yorumlanmasını doğrusu uluslararası koalisyonun DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadele bağlamında da doğru görmüyoruz. Türkiye orada Irak’ın egemenliğine saygı çerçevesinde bulunmaktadır. Orada bulunuşumuzun tek hedefi DEAŞ’ın Musul’dan uzaklaştırılması. Bu konuda ABD ile perspektifimiz aynıdır. DEAŞ’ın Irak ve Suriye’deki etkisi kırılana kadar, Irak ve Suriye’de halkı desteğine sahip meşru güçlerin kontrolü sağlamasına kadar bu mücadelede birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    “ABD’DE BİR KASABADA EL KAİDE BARİKAT KURSA, ONA KARŞI TUTUMUMUZ NET OLURDU”

    Biden’a Türkiye içerisinde yürütülen terörle mücadele çalışmaları konusunda da bilgi verdiğini anlatan Davutoğlu, “Türkiye 2013’te çözüm sürecini başlatma suretiyle tek bir şey hedef edinmiştir. O da silahlı bütün güçler Türkiye’den çıkması. Güvenlik güçleri dışında hiç bir silahlı gücün bulunmaması. Dost ve müttefik hiçbir ülkenin eminim kendi sınırları içinde meşru halka hesap veren hükümetin kontrolündeki güçler dışında hiçbir gücün bir şehri mayınlarla döşemesine, hendek ve barikatlar kurmasını kabul edebileceğini düşünmüyorum. Türkiye nasıl Amerika’da bir kasabada dahi bir El Kaide mevcudiyeti hendek ve barikat kursa ona karşı Türkiye’nin tutumu net olurdu. Biz aynı açık ve net tutumu PKK’yı da terör örgütü gören ABD ve AB üyesi ülkelerden görmekten memnuniyet duyuyoruz. Sayın Biden’ın dünkü görüşmeleri tabii Türkiye demokratik bir ülke. Dostlarımız, müttefiklerimiz geldiğinde tabii herkesle görüşmeler yapar ve her görüşü dinler. Bu konuda kendilerinin temaslarında olağanüstülük görmüyoruz ama beklentimiz şudur ki resmi bütün olarak görmek. Tek bir boyut ile değil bütün boyutları ile resmi görmek. Kendisi ile terörle mücadelemiz konusunda bütün perspektifi boyutlarıyla ve PKK’nın terör faaliyetlerinin bölge güvenliğini de tehdit ettiği konusundaki kanaatlerimizi paylaştık. Dostça bir görüşme cereyan etti. Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygıları bellidir. ABD’nin bu kaygıları doğru anlaması bizim için önemlidir. PKK bizim için DEAŞ gibi bir terör örgütüdür. YPG, PKK ile olan doğrudan özdeşliği dolayısıyla Suriye’de Türkiye için gittikçe artan bir tehdit haline dönüşmektedir. Türkiye içinde de teröre karşı verdiğimiz mücadele son silahlı unsur Türkiye’yi terk edene kadar sürecektir. Aynı zamanda Türkiye’de demokratik hukuk devleti kuralları özenle korunacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Terk Ettiği Eşinin Kanser Olduğunu Öğrenince Ona Geri Döndü

    Samsun’da terk ettiği eşinin kanser olduğunu öğrenen kadın, dayanamayıp ona geri döndü. 3.5 aydır hastanede hem maddi zorluklar hem de lösemi ile mücadele eden 2 çocuk babası Recep Yalçın, hayırseverlerden yardım bekliyor.

    Dokuz yıllık evli ve iki çocuk sahibi olan 32 yaşındaki Recep ile 29 yaşındaki Fatma Yalçın, ailevi nedenlerle anlaşmazlığı düştü. Fatma Yalçın, evi terk ederek babasının evinde yaşamaya başladı. Ayrıldıktan 2 ay sonra bel ağrısı şikayetinden hastaneye başvuran Recep Yalçın’a akut lenfositik lösemi (ALL) teşhisi konuldu. Yalçın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavi altına alındı. Hastanede lösemi tedavisi gören Recep Yalçın’a, evi terk eden eşi dayanamayıp geri döndü.

    Eşinin kendisine geri dönmesine çok sevindiğini söyleyen Recep Yalçın, eşinin yanında olmasının kendisine çok büyük moral olduğunu söyledi. Maddi durumu iyi olmayan Recep Yalçın, hayırseverlerden yardım bekliyor. Evi terk edip bir çocuğunu da alarak kendi ailesinin yanına taşınan Fatma Yalçın ise eşini sevdiği için dayanamayıp eşine geri döndüğünü söyledi.

    “EŞİM GİTTİKTEN İKİ AY SONRA KANSERE YAKALANDIM”

    Yaklaşık 4 aydır hastanede yattığını söyleyen Recep Yalçın, “Eşim gidince kendimi sigaraya vurdum. Yemeden içmeden kesildim. Eşim gittikten iki ay sonra kansere yakalandım. Eşimi aradım, ilk önce inanmadı. Sonra ben hastaneye yatınca buraya geldi ve beni gördü. Ben de eşimi seviyorum. Allah razı olsun başımda duruyor. Onun manevi desteği çok. Bana moral veriyor. Şu an yapılan ilik çalışmaları iyi çıkmadığı söyleniyor. Hastalığım ilerlemiş bir vaziyette. Tekrar kemoterapi almaya başlayacağım. Bu tedaviden sonra artık bundan sonra ne olacağı belli olacak. Şu an ki tedavim riskli bir tedavi. İnşallah hayırlısı olur. Maddi durumum iyi olmadığı için de zorlanıyorum. Babam elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyor. Ama o da bir yere kadar. Duyarlı kişilerden yardım istiyorum” dedi.

    “EŞİM YARIM OLSUN BAŞIMIZDA DURSUN”

    9 yıldır evli olduklarını söyleyen Fatma Yalçın, “İki kızımız var. Eşimin ailesiyle anlaşamıyorduk. Ayrı yaşamaya başladık. Çocuklarımın biri benimle birlikteydi, öteki de babasıylaydı. Daha sonra eşimin kanser olduğunu söylediler, ben inanmadım. Barışmamız için yalan söylediklerini düşündüm. Babam bana ’gitme, gidersen eve almam seni’ dedi. Benim de aklıma çocuklar geldi. Dayanamadım. Hastaneye geldim baktım Recep yatıyor. İlk zamanlar belden aşağısı tutmuyordu. Bu süre zarfında kendisine birçok hastalık çıktı. 3 aydır burada eşimin başındayım. Çocuklarım eşimin ailesiyle kalıyorlar. Evimiz yoktu, eşimin dedesinin evinde kalıyorduk. Evimiz yok. Maddi durumumuz da iyi değil. Hiçbir gelirimiz yok. Hayırseverlerden yardım bekliyoruz. Kendimizi değil çocuklarımızı düşünüyoruz. Allah korusun eşime bir şey olursa sığınacak kimsem yok. Ne eşimin ailesine ne de kendi aileme gidemem. Zaten benim de ailemin maddi durumu iyi değil. İki çocukla nereye gidersin. Eşim yarım olsun başımızda dursun. Malda mülkte gözüm yok. Sonuna kadar eşimin yanındayım. İnşallah düşündüğüm gibi olmaz çocuklarımızın yanına gideriz” diye konuştu.