Etiket: Ombudsmanlık

  • Hayvan hakları için “ombudsmanlık” önerisi

    İstanbul Aydın Üniversitesi’nde düzenlenen hayvan haklarıyla ilgili bir panelde “hayvan hakları için ombudsmanlık” önerisi sunuldu.

    Hayvanlara karşı son dönemlerde sıkça gündeme gelen şiddet olaylarının önlenmesine yönelik çözüm arayışları, İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ)

    Hukuk Fakültesi’nin düzenlediği ’Hukuki ve Psikolojik Boyutuyla Hayvan Hakları ve Korunması’ panelinde ele alındı. Panelin moderatörlüğünü yapan İAÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Ulusoy, “hayvan hakları ombudsmanlığı” önerisinde bulundu.

    Konuyu ilk defa bu panelde gündeme getirdiklerini belirten ve “hayvan hakları ombudsmanlığı” önerisi hakkında açıklamada bulunan Prof. Dr. Erol Ulusoy şunları söyledi:

    “Hayvan Hakları Ombudsmanı, sadece hayvan hakları konusunda görev yapacak ve Hayvanları Koruma Kanunu’nun uygulanmasını denetleyecek bir makam olarak düşünüldü. Hayvanlara karşı işlenen bir suçun yargılanmasında para cezası söz konusuysa, hayvan lehine dahil olacak. Eğer ceza kanuna giren bir suç varsa onunla ilgili bütün bilgileri toplayıp bir sicil halinde tutacak, cumhuriyet savcılığıyla irtibat halinde olacak. Bu öneri uygulanırsa hayvan hakları daha sıkı takip edilebilir.”

    “Hayvan sevgisi çocukken aşılanmalı”

    Aile mahkemelerinde boşanmayla sonuçlanan davalarda çiftlerin çocuklarının yanı sıra ortak hayvanlarıyla olan ilişkilerinin de düzenlenmeye başlandığını kaydeden Prof. Dr. Erol Ulusoy, “Hayvanlar sadece doğanın değil, aynı zamanda toplumumuzun da bir parçası. Hayvan sevgisi mutlu ve barışçıl bir toplumun ön koşuludur. Hayvan sevgisi olmayanın insan sevgisi de olmaz” diye konuştu. İnsana karşı işlenen suçlarda verilen hapis cezaları gibi hayvana karşı işlenenlerin de cezalandırılması gerektiğini savunan Prof. Dr. Ulusoy, “İnsanlara hayvan sevgisinin henüz çocukken aşılanması lazım. Çocuk bir hayvanın canını acıtmanın ne kadar kötü bir şey olduğunu o hayvan ailesinin bir parçası olduğunda daha iyi görebilir, hayvanın canını acıttığında aslında ailesinin canını acıttığını düşünür” dedi.

    İAÜ Rektörü Prof. Dr. Yadigâr İzmirli’nin de iştirak ettiği, moderatörlüğünü İAÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Ulusoy’un yaptığı panelde, İstanbul Ticaret Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Hatemi, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Üyesi Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu, İAÜ Hukuk Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Zekiye Özen İnci ve Fen Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölüm Başkanı Dr. Öğr. Üy. Şahide Güliz Kolburan, Hayvanları Doğal Ortamlarında Yaşatma Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Ayşe Yılmaz konuşmacı olarak yer alırken, Sivil Toplum Kuruluşları’nın (STK) üyeleri, baroların temsilcileri, hayvan severler, öğrenciler ve öğretim üyeleri katıldı. Panel konuşmacılarından Prof. Dr. Hüseyin Hatemi hayvanların denek olarak kullanılmasının kesinlikle yasaklanması gerektiğini ifade ederken, Av. Deniz Tavşancıl Kalafatoğlu ise hayvanlarla ilgili davalardan örnekler sundu. Panelde varılan sonuçlar, bilimsel bir rapor haline getirilerek Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu’na gönderildi.

  • Bakan Soylu, ’Ombudsmanlık Dostane Çözüm ve Trabzon Uygulamaları’ toplantısında konuştu

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Trabzon’da bir otelde düzenlenen ’Ombudsmanlık Dostane Çözüm ve Trabzon Uygulamaları’ konulu toplantıya katılarak bir konuşma yaptı.

    Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, sivil toplum kuruluşları ve muhtarların katıldığı toplantıda konuşan Soylu, Türkiye’nin son 15 yılda elde ettiği istikrar ve demokratik gelişimeye paralel olarak kurumların gelişim noktasında büyük bir sıçrama yaptığını hatırlattı. Bakan Soylu, ombudsmanlığın tarihimizin bize emanet ettiği en eski kurumlardan bir tanesi olduğunu vurgulayarak “Ombudsmanlık anayasamızın 74. maddesine göre kurulmuş resmi bir kurumdur. Vatandaştan devlete doğru akışı tabir eder. Ombudsmanlık ifadesi bu topraklarda izi olan bir kurumdur. Toplumun taleplerini doğru anlamda aktarmak için kurulmuş bir kurumdur. Uzun yıllar Cumhurbaşkanının seçtirilmediği, anayasanın yaptırılmadığı ortamda, ombudsmanlık neden bizle geç buluştu diye hayıflanmanın çok da bir anlamı yoktur. Ombudsmanlık kurumunun bu topraklarda geç buluşması normaldir. Bir kurumun verimli çalışması için zamana ihtiyacı vardır. Sayın Şeref Malkoç arkadaşlarıyla birlikte milletimizle buluşma, milleti hemhal etme toplantılarını gerçekleştirmektedir” dedi.

    Bakan Soylu, konuşmasında müftülere nikah kıyma yetkisi değişikliğini içeren tasarının TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildiğini hatırlatarak “Gereksiz yere çok tartışılan nikah kıyma yetkisinin müftlüklere genişletilmesi düzenlemesini getirdik. Yapmak istediğimiz açıktır. İnsanların resmi nikaha daha kolay ulaşabilmesini sağlayabilmek. Devletin kanunundaki belli resmi nikahı kıyma yetkisini genişletmektir. Laik değerler açısından hiçbir olumsuzluk söz konusu değildir. Bu bir soğuk savaş aklıdır. Bu bir eski dünya düzeninin hükmüdür. Karşısındakini sürekli mevcut sisteme tehdit olarak algılamak, esas itibariyle İnsan haklarına aykırı en incitici düşüncedir” vurgusunu yaptı.

    “Bürokrasinin altında vatandaş gel-git yaptırılmayacak”

    E-devlet dönüşümü ve yaygınlaştırma çalışmaları ile ilgili de bilgiler veren Bakan Soylu, şunları söyledi:

    “Şimdi de e-devlet dönüşümü ve yaygınlaştırma çalışması yapıyoruz. Veri mahremiyetini en düzeyde gerçekleştirecek, kurumlar arası veri paylaşımını sağlayacaktır. Birleşmiş Milletler 2016 raporuna göre Türkiye e-devlet gelişmişlik sıralamasında 68’inci sırada. Vatandaşlık e-devlet katılım endeksin de ise 60’ıncı sırada. Buna göre 2023 hedefimiz Türkiye’nin e-devlet sıralamasında ilk 10 ülke arasında yer almasıdır. Bu yalınlaştırılmada 4 esas belirledik. Vatandaşlardan zorunlu haller dışında belge istenmemesi, işlemlerde vatandaşların beyanın esas alınması. Kamu kurumlarının bilgi sistemlerinin yalınlaştırlması. Vergiler ve harçlar durumunda başvuru ücreti alınmamasıdır. Bu dönüşüm için bakanlığımızda merkezde ve taşrada toplam 253 kişilik bir ekip oluşturduk. Bakanlığımızda yapılan 648 hizmet, tamamı envanterinde yönetim sitemine tanımlanmıştır. Bürokrasinin altında vatandaş gel-git yaptırılmayacak. 2 bin 186 belge İçişleri Bakanlığı’ndan talep edilmekte idi. Artık 664 belgeyi ortadan kaldırıyoruz, istenmeyecek. Bu sayede yüzde 30 oranında tasarruf sağlıyoruz. 4 birimi kapatıyoruz. Emniyet ile Jandarma arasında birbirleriyle ortak ürünler eşleştirilmiştir. Kimlik tespiti ve ehliyet için istenen belgeyi 2’ye düşürüyoruz. Zaman ve para israfına yönelik çok olumlu sonuçlar almış olacağız. Hem ehliyeti, hem pasaportu, hem de Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartını nüfus idaresi verecek. Aynı işlemler gerçekleştirilecek. Çok önemli tasarruflar sağlanacak. İnşallah Nisan ayı başı itibarıyla bu sisteme hep birlikte geçeceğiz. Orada bir maliyet azaltma da söz konusu olacak. Arabaların tecil belgelerini Trafik Tescil Şubeleri veriyordu. Vatandaşımıza değişik bir maliyet binmesin diye, noterlerle bir pazarlık yaptık. Ehliyetle yenilemelerde ve yeni almalarda vatandaşımız daha tasarruflu olacak. Trafik Tescil Belgeleri artık noterlerden alınacak. Daha ucuz bir şekilde vatandaşlarımızla buluşturulacak.”

    “PKK, şehir içindeki vatandaşlarımızı korkutmak için birtakım alçakça infazlar gerçekleştiriyor”

    PKK terör örgütünün artık dağ ve kırsalda etkinliğini kaybettiğini belirten Bakan Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Dağda, kırsalda etkinliğini kaybeden PKK, şehirlerde alçakta faaliyetlerde bulunmaya başladılar. Öğretmenlere, mühendislere, işçilere saldırarak korku salmaya çalışıyor. Ocak ayından bugüne kadar dağda etkinliğini, kırsalda etkinliğini kaybeden PKK, şehir içindeki vatandaşlarımızı korkutmak için birtakım alçakça infazlar gerçekleştiriyor.Topluma orada korku salmaya çalışılıyor. Çukur zamanında yaptığı birtakım alçakça girişimleri, güya kendi zihni ve aklıyla devam ettirmek istiyor. Dün, bir cenazeyi kaldırdık. Bir şehidimizi yolcu ettik. Elimizdeki işi takip eden kardeşlerinizden bir tanesiyim. Nereden nereye geldiğimizi takip eden kardeşlerimizden bir tanesiyim. Çok iyi noktaya geldik. İşin ucunun nerede bağlanacağını çok net görüyoruz.”

    Bakan Soylu, konuşmasının ardından Trabzon Havalimanı’na hareket etti.

  • KDK “Kadın Hakları ve Ombudsmanlık Çalıştayı” düzenledi

    “Kadın Hakları ve Ombudsmanlık Çalıştayı”nda konuşan Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) Başdenetçisi Şeref Malkoç, “Kadınlarımız dünya kurulduğundan beri toplumun en mağdur kesimini oluşturmaktadırlar” dedi.

    Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK), kadın hakları alanında faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve ilgili akademik birimlerle bir araya gelerek “Kadın Hakları ve Ombudsmanlık Çalıştayı” düzenledi. Ankara Anadolu Hotel’de gerçekleştirilen çalıştayda ’Kadına Yönelik Şiddet’, ’Kadın ve Engellilik’, ’Kadın ve Çalışma Hayatı’, ’Kadın ve Medya’, ’Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ ve ’Yetki ve Karar Alma Mekanizmalarında Kadın Temsili’ başlıkları ele alındı. Açılış konuşmasını yapan KDK Başdenetçisi Şeref Malkoç, kadın hakları konusunda gelinen noktayı tespit etmek ve bundan sonra yapılabilecekler konusunda kurumun üzerine düşen nedir belirlemek için bu çalıştayı düzenlediklerini ve yapılacak çok güzel çalışmalar olduğuna inandığını dile getirdi.

    “KDK bu yıl itibariyle 7 bin 500’ü aşan müracaat aldı”

    Kadınların dünya kurulduğundan beri toplumun en mağdur kesimini oluşturduklarını belirten Başdanışman Malkoç, Kamu Denetçiliği Kurumunun işleyişi hakkında bilgi verdi. Malkoç, “Bugün geldiğimiz noktayı eleştiriyoruz, alınması gereken çok mesafeler var doğru ama geçmişte inanılmaz kötülükler yaşanmış. İşte bunlardan hareketle BM ve ardından Avrupa Konseyi harekete geçmiş ve dünya çapında güzel gelişmeler çalışmalar olmuş. Gerek 1981’deki BM’nin ortaya koyduğu sözleşme, gerekse İstanbul Sözleşmesi bunun örnekleridir. KDK birçok avantajlara sahip, birincisi üyeleri TBMM tarafından 4 yıllığına seçiliyorlar ve bütçesi özel yani Maliye Bakanlığının onayına tabi değil, bunlar çok ciddi avantajlar. Diğer bir yönü de yasama, yürütme ve yargının tam kesiştiği noktadayız. Yasama organı tarafından seçiliyoruz, yürütmeyi denetliyoruz ve yargı değiliz ama karar veriyoruz. Vatandaşlar bize müracaat edebiliyorlar ve biz tavsiye kararlarla onlara yardımcı oluyoruz ve hiçbir ücret almıyoruz. Biz vatandaşın avukatlığını yapıyoruz ve idareyi sürekli zorluyoruz. Ayrıca yönetmeliğimizde değişiklik yaparak yeni bir karar ekledik ve ’dostane çözüm’ kararı getirdik. İdareyi zorlayıp vatandaşın işini görmek için kararlarımızı çeşitlendirdik. Kurumumuz henüz yeni bir kurum olduğu için çok fazla tanınmıyor ama inanıyorum ki gün geçtikçe tanınırlığı artacaktır, çünkü STK’larla çalışmalarımızı da sıklaştırdık. Her ay bir çalıştay yapıyoruz, bunun neticesini de gördük. Basınla da sürekli temas halindeyiz. Bu sayede geçen yıl KDK’ya 5 bin 600 civarında müracaat olmuş. Bu yıl itibariyle müracaatımız 7 bin 500’ü aştı. Tanındıkça vatandaş derdini çözmek için bize müracaat ediyor” şeklinde konuştu.

    “Herhangi bir ülkenin, milletin veya toplumun durumunu öğrenmek istiyorsanız kadınlarına bakmak yeterlidir” diyen Malkoç, Türkiye’de gerek mevzuat açısından bakıldığında, gerekse de anayasadaki düzenlemeler açısından çok fazla bir sıkıntı yok gibi göründüğünü ancak uygulamaya geçildiğinde durumun hiçte iç açıcı olmadığını dile getirdi. Malkoç, konuşmasına şu şekilde devam etti:

    “BM’nin ’Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni imzalayan bir ülkeyiz. Ardından Avrupa Konseyi’nin ’kadına yönelik şiddet’ ve ’aile içi şiddetin önlenmesi ve bununla mücadele ile ilgili İstanbul Sözleşmesi’ni ilk imzalayan ülkeyiz. Ama uygulamaya geldiğimizde durumun daha iyi olması kanaatindeyiz. Bakın 2011 yılında İstanbul Sözleşmesi’ni imzalamışız ve 2012 yılında Türkiye’de 210 kadın cinayeti var. Bu cinayetler 2013 yılında 237’ye çıkmış. 2016 yılında ise 397’ye çıkmış. Biz bu alanda mevzuatları düzenlemeye çalışıyoruz, burada bir yerlerde bir yanlışlık var. Bu konunun üniversiteler ve akademisyen arkadaşlar tarafından incelenmesi gerekir.”

    Çalıştay, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı şekilde devam etti. Çalıştayda Kadın Haklarından Sorumlu Kamu Denetçisi Celile Özlem Tunçak, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkan Vekili Fatma Benli, TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Başkanı Radiye Sezer Katırcıoğlu, CHP ve MHP’li vekiller, Türkiye Barolar Birliği TÜBAKKOM- Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Filiz Saraç, Türk Kadınlar Konseyi Derneğinden Müzeyyen Onur ve Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı Avukatı Mevhibe Canan Arın başta olmak üzere 30’u aşkın kadın hakları alanında çalışan STK temsilcileri de yer aldı.

  • Keçiören’de “Ombudsmanlık Tarihi” sergisi açıldı

    Keçiören’de bir alışveriş merkezinde vatandaşların beğenisine sunulan sergide konuşan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Tokat’ta üniversite sınavına girerken tıbbi cihaz kullanmak zorunda kalan bir genç kızın sınav kağıdının geçersiz sayıldığını hatırlatarak, “Bir hak ihlali olduğunu Kamu Denetimi Başkanlığımız yerinde gördü ve ÖSYM kararını düzeltmek zorunda kaldı” dedi.

    Kökü Osmanlı Devleti’ne dayanan Ombudsmanlık (Kamu Başdenetçiliği) kurumunun tarihini konu alan “Ombudsmanlık Tarihi Sergisi”nin açılışı, Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz ve Kamu Başdenetçisi(Ombudsman) Şeref Malkoç’un da katıldığı törenle yapıldı.

    Keçiören’de bir alışveriş merkezinde vatandaşların beğenisine sunulan sergi, Kamu Denetçiliği Kurumu, TÜGVA(Türkiye Gençlik Vakfı) ve Keçiören Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştirildi. Serginin açılışında Bakan Yılmaz ve Şeref Malkoç’un yanı sıra, Kamu Denetçisi Mustafa Özyar, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, TÜGVA Ankara İl Temsilcisi Abdülkadir Kocatepe ve TÜGVA Keçiören İlçe Temsilcisi Yusuf İslam Ak da hazır bulundu.

    Bakan Yılmaz: “Amaç vatandaşa daha iyi hizmet vermek”

    Sergiye emeği geçen bütün kurumlara ve Başkan Mustafa Ak’a teşekkür ederek konuşmasına başlayan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, “Toplumumuzda kamu denetimi ile ilgili farkındalığı artırmamız lazım. Kamu denetiminin asli vazifesi vatandaşa daha iyi hizmetin verilmesini, kamu görevlilerinin hukuka uygun, eksiksiz olarak çalışmasını sağlamaktır, vatandaş memnuniyetinin artırılmasıdır. Kamu denetimi ‘Yargı uzun sürüyor, bir netice bulamam’ diyenlerin, yargıya başvurmadan önce daha kısa zamanda hakkı, hukuku arayacakları bir kapıdır. Bu konuda bu bilincin oluşturulması, vatandaş memnuniyeti açısından da önemlidir” şeklinde konuştu. Vatandaşın kendisine yönetenlere güvenmesi gerektiğini, bu güveni ise yönetimin hukuka uygun çalışmasının sağlayacağını belirten Bakan Yılmaz, “İşte Kamu Denetiminin asli vazifesi vatandaş adına bu hukuk denetimini yapmaktır. Gerçekten yapıyor mu, hiç şüpheniz olmasın. Kamu Denetimi daha 5 yaşında, yani eğitimdeki karşılığı okul öncesi eğitim çağında, ama çok kısa zamanda büyük başarılara imza attı” ifadelerini kullandı.

    “Vatandaşın hakkını savunan bir kurum”

    Tokat’ta üniversite sınavına girerken tıbbi cihaz kullanmak zorunda kalan bir genç kızın sınav kağıdının geçersiz sayıldığını hatırlatan Yılmaz, “Bir hak ihlali olduğunu Kamu Denetimi Başkanlığımız yerinde gördü ve ÖSYM kararını düzeltmek zorunda kaldı. Mevlana’nın güzel bir sözü var: ‘Yüzde ısrar etme, doksan da olur, insan dediğinde noksan da olur.’ İşte Kamu Denetimi Kurumu bu noksanları giderecektir diyorum. Gerçekten toplumumuzdan istirhamımız şu; yanınızda, bürokrasi ve yönetim karşısında sizin haklarınızı savunacak bir kurum var. 300 yıl önce bu toprakların öz malıydı, çünkü insana değer verilirdi, eşref-i mahlukattı. Biz de bundan sonra aynı bilinçte insanımıza hizmet edeceğiz, çünkü bir eşref-i mahlukat insana hizmet ediyoruz” mesajını verdi.

    Kamu Başdenetçisi Malkoç: “Kökeni Osmanlı’ya dayanıyor”

    Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç ise, sergiye gösterilen ilginin Keçiörenlilerin sanata ve tarihe olan düşkünlüğünün bir kanıtı olduğunu ifade ederek, “Türkiye Kamu Denetçiliği Kurumu 2012 yılında kuruldu. Yeni bir kurum, ama çok güzel işler görüyor. Kökü bizde 1709 yılına kadar gidiyor aslında. İsveç Kralı XII. Demirbaş Şarl savaşta Ruslara yeniliyor ve o zamanın en kudretli devleti Osmanlı Devleti’ne sığınıyor. Beş yıl Osmanlı’da kalıyor, kendi ülkesinde işler aksıyor, rüşvet, yolsuzluk, adam kayırma gibi sıkıntılar oluyor. Haber gönderiyorlar, ama Ruslardan çekindiği için bir şey yapamıyor” dedi. Osmanlı’ya sığındığı dönemde Divan-ı Hümayun’u inceleyen İsveç Kralı’nın bu sistemi örnek olarak Ombudsmanlık müessesini kurduğunu anlatan Malkoç, “Divan-ı Hümayun sistemini özetleyip ülkesine gönderiyor, emirnameyi takip etmek için birini görevlendiriyor, ona Ombudsman diyorlar. Döndüğünde bakıyor ki çok iyi olmuş, ondan sonra Ombudsmanlık dünyada yaygınlaşmaya başlıyor. Yani bizim müessesimizdir bu” bilgisini paylaştı.

    “Kusurları düzeltmek için varız”

    Türkiye’de idarenin hizmetleri yürütmesine herkesin katkıda bulunması gerektiğini kaydeden Malkoç, “Kamu Denetçiliği Kurumu, kamuda görev yapan arkadaşların eksiklerinden kaynaklanan kusurları düzeltmek için var. Bunun en somut örneği YGS’yi başarıyla geçip, LYS’ye girme hakkı kazanan, ama zamanında para yatıramayan veya KPSS’ye girme hakkını elde edip para yatıramayan kişiler bize müracaat ettiğinde görüldü. Biz idarelerle görüşerek bu işi çözdük ve insanların hayır duasını aldık” diye konuştu. Kamu Denetçisi Mustafa Özyar da, bu serginin hazırlanması için teklif getiren ve emek veren TÜGVA Keçiören Teşkilatı ile Keçiören Belediye Başkanına teşekkür etti.

    Ombudsmanlık müessesinin Türkiye’ye ait tarihi bir kurum olduğunu vurgulayan Belediye Başkanı Mustafa Ak ise, “Ombudsmanlığın tarihimizde gerçek anlamda kurumsallaşmış bir yapı olduğunu gösteren bir serginin açılışını gerçekleştiriyoruz. Bu sergi tarihimizde Ombudsmanlık ile alakalı neler olduğunu ortaya koyuyor. TÜGVA ve Kamu Denetçiliği Kurumu’nun hazırladığı bu serginin Keçiören’de yapılmasından dolayı büyük bir memnuniyet duyuyor, emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    TÜGVA Keçiören İlçe Temsilcisi Yusuf İslam Ak da, serginin hayırlara vesile olmasını temenni ederek, “Ombudsmanlık Tarihi Sergimizi kıymetli vatandaşlarımızla buluşturmanın heyecanı içerisinde, sergimizi destekleyen kişi, kurum ve kuruluşlara teşekkürlerimizi iletiyorum” diye konuştu.

    1 Mayıs’a kadar gezilebilecek

    Daha sonra kurdele keserek serginin açılışını yapan protokol heyeti, sergiyi gezerek Osmanlı döneminden kalan Ombudsmanlık ile ilgili tarihi eserleri inceledi. Sergi 1 Mayıs’a kadar ziyarete açık olacak.

  • ’Ombudsmanlık Tarihi Sergisi’ Ankara’da açıldı

    Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, toplumdan bir istirhamının olduğunu söyleyerek, “Bürokrasi karşısında, yönetim kurumları karşısında sizin haklarınızı savunacak bir kurum var yanınızda, Kamu Denetçiliği Kurumu” dedi.

    Ombudsmanlık Tarihi Sergisi’nin açılışı bir alışveriş merkezinde düzenlenen törenle gerçekleşti. Törende bir konuşma yapan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, toplumda kamu denetçiliğinin farkındalığının arttırılması gerektiğine vurgu yaparak, “Kamu denetiminin asli vazifesi, vatandaşa daha iyi hizmetin verilmesini sağlamaktır, kamu görevlilerinin hukuka uygun, eksiksiz olarak çalışmasıdır, vatandaş memnuniyetinin arttırılmasıdır, ‘Uzun sürüyor yargı bir netice bulamam’ diyenlerin yargıdan önce, daha kısa zamanda hakkı, hukuku arayacakları bir kapıdır. Bu konuda bu bilincin oluşturulması, vatandaş memnuniyeti açısından da önemlidir. Çünkü vatandaşın kendisini yönetenlere güvenmesi lazım, bu güvenin sağlanması için de hukuka uygun çalışılması lazım, işte kamu denetiminin asli vazifesi vatandaş adına bu hukuk denetimini yapmaktır. Gerçekten yapıyor mu? Hiç şüpheniz olmasın. Yeni kurulmasına rağmen adeta bizdeki karşılığı okul öncesi eğitim çağında ama gördüğümüz gibi çok kısa zamanda çok büyük başarılara imza attı. Toplumumuzdan istirhamımız şu: Sizin haklarınızı savunacak bürokrasi karşısında, yönetim kurumları karşısında, yanınızda bir kurum var Kamu Denetçiliği Kurumu” diye konuştu.

    “Kaybettiğimiz bir müesseseyi 300 yıl sonra bulmuşuz”

    Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) Başdenetçisi Şeref Malkoç ise kuruma emek veren herkese teşekkür ederek, “Artık baharın ortasını geçtik havalar ısınmaya başladı millet piknikte ama Keçiören’in insanlarının sanata, tarihe olan düşkünlüğünü bu sergiye gösterilen alakadan dolayı görüyoruz. Bu açıdan Keçiören halkına özellikle teşekkür ediyorum. Türkiye Kamu Denetçiliği Kurumu 2012’de kuruldu, yeni bir kurum ama emeği geçenlerin eline sağlık çünkü çok güzel işler görüyor” ifadesini kullandı.

    Malkoç, Kamu Denetçiliği Kurumunun kökünün Osmanlı’da olduğunu kısa bir hikaye ile anlatarak, “Bir bakıma kaybettiğimiz bir müesseseyi 300 yıl sonra bulmuşuz. O açıdan bizim müessesemiz bu tabii çok emek sarf etmemiz gerekiyor. Özellikle Kamu Denetçiliği Kurumu, kamuda görev yapan arkadaşların bakış açılarından belki yetişmedeki, eğitimdeki eksiklerden kaynaklanan kusurları düzeltmek için var. Bunun en somut örneği YGS’yi başarıyla geçip LYS’ye girme hakkını kazanan ama zamanında para yatıramayan veya KPSS’ye girme hakkını elde edip para yatıramayan kişiler bize müracaat etti, biz idarelerle görüşerek bu işi çözdük. İnşallah idaremiz çok güzel olur da bunlara gerek kalmaz diyorum” şeklinde konuştu.

    Keçiören Belediye Başkanı Ak da ombudsmanlığın Türkiye’de bilinen ancak tarihte de kurumsallaşmış bir yapının tanıtıldığı bir sergiyi gerçekleştirdiklerini belirterek, emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleşerek sergi gezildi.