Etiket: Oluyorlar

  • “İnşaata Gitmeden Mühendis Oluyorlar”

    İnşaat Müteahhitleri ve Sanayicileri Derneği (İMSİAD) üyesi Yasin Sağer, birçok öğrencinin inşaatlarda kolon ve kirişi görmeden mezun olduğunu söyledi.

    İnşaat Müteahhitleri ve Sanayicileri Derneği (İMSİAD), Uludağ Üniversitesi (UÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi’yle imzaladığı iş birliği protokolü çerçevesinde tecrübeli üyelerini inşaat bölümü öğrencileriyle buluşturmayı sürdürüyor. Öğrencilerle bir araya gelen BURYAP İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Sağer, “İlk zamanlarımızda konut inşaatları, tadilat, proje gibi işler yürütüyorduk. Daha sonra kamu ihalelerine yoğunlaştık. Bugün itibarıyla yılda 300-350 konut imal eder hale geldik. Bunun yanında çevre düzenlemeleri, okul, hastane, köprü yapımına kadar birçok kamu yatırımına da imza atıyoruz. Aynı zamanda farklı sektörlerde de yatırımlarımız mevcut” ifadelerini kullandı.

    Öğrencilerin üniversitede teorik ağırlıklı bir eğitim aldığına dikkat çeken Sağer, bunun tek başına yeterli olmadığını vurguladı. Geleceğin inşaat mühendisi adaylarına eğitimleri boyunca fırsat buldukça sahada kendilerini geliştirmelerini tavsiye eden Sağer, “Sektörde tutunmak dışarıdan göründüğü gibi kolay değil. Birçok meslektaşımız, kolon ve kirişi yerinde görmeden mezun oluyor. Bu da gelecekte işlerini zorlaştırıyor. Piyasada daha çok tecrübeli inşaat mühendisleri tercih ediliyor. O yüzden mümkün olduğu kadar kendinizi geliştirmeli, şantiye tecrübesi elde etmelisiniz” dedi.

    İnşaat mühendisi adaylarının sorularını cevaplayan Sağer, BURYAP İnşaat olarak staj başta olmak üzere birçok konuda üzerlerine düşeni yapmaya hazır olduklarını dile getirdi.

  • Suç Makinesinden Şok Sözler: “Benim Suçum Yok, Ateş Ediyorum Ölüyorlar’’

    Aydın’da 2 kişiyi öldürdüğü, 2 kişiyi yaraladığı ve bir kadına da tecavüz girişimine bulunduğu iddialarıyla 4 yıldır aranan ve İzmir’in Selçuk ilçesinde yakalanan zanlı Selman Ö.’nün jandarmada verdiği ifadede, ’’Benim bir suçum yok. Ben ateş ediyorum, onlar ölüyor. Ben ne yapayım?” dediği ileri sürüldü.

    Aydın’ın Sultanhisar ilçesine bağlı Atça Mahallesi’nde, 2012 yılında tartıştığı telefon bayii işletmecisini bıçaklayıp araya giren babasını öldüren, ardından da Nazilli Yeni Sanayi Sitesi’nde bir iş yerini uzun namlulu silahla tarayarak bir kişinin ölümüne neden olan ve bir kadına tecavüz girişiminde bulunduğu ileri sürülen cinayet zanlısı Selman Ö. (52) İzmir’de ortaya çıkmıştı. İzmir Jandarma Komutanlığı ve Selçuk İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı ekipler, Selçuk ilçesine bağlı Havutçulu Mahallesi’nde yıllardır aranan zanlı Selman Ö.’yü tespit edip, yapılan operasyonla kıskıvrak yakalamıştı. Operasyonda ayrıca kalaşnikof, tabanca ve uyuşturucu maddelerde ele geçirilirken ifadesi alındıktan sonra Selçuk’ta adliyeye sevk edilen zanlı, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Buca’da cezaevine konulmuştu.

    ’’ATEŞ EDİYORUM ÖLÜYORLAR’’

    Öte yandan, zanlının jandarmada verdiği ifade ise dikkat çekti. Zanlı Selman Ö verdiği ifadede, “Oto boyacısı Bahri benden emanet tabanca istedi, verdim. Bir çocuğu yaralamış. Tabancayı da yakalatmış. Ona çok kızmıştım. Tartışma sırasında ateş ettim. Benim bir suçum yok. Ben ateş ediyorum, onlar ölüyor. Ben ne yapayım?” dediği ortaya çıktı.

  • Mağduru Oldukları İstismarın Suçlusu Oluyorlar

    Hipnoz ve Bilinçaltı Değişim Uzmanı Mehmet Başkak, cinsel istismarcıların bir şekilde çocukken mağduru olduğu olayın suçlusu durumuna düştüklerini söyledi.

    Toplumu sarsan cinsel istismar olaylarını gerçekleştiren suçluların büyük bir oranının iyi eğitimli olduğu ve yakın çevreden çıktığını ileri süren Başkak, ailelere de çocuklarını nasıl bilinçlendirmeleri gerektiğini anlattı.

    ÇOCUK İSTİSMARINDA YAKIN TEHLİKE

    Çocuk istismarcılarının ifadelerinde çoğunun çocukları tanıdığının ortaya çıktığını açıklayan Psikolog Mehmet Başkak, “Yapılan araştırmalar göstermiştir ki masum bir yapıya sahip çocuklara uygunsuz davranışlarda bulunanların çok az bir kısmı yabancılardır. Yani zannedildiğinin aksine çocuklara tacizde bulunanların yüzde 90’ı site, bina, yurt, okul ya da ailenin yakın çevresi gibi çocuğun tanıdıkları arasında oldukları görülmüştür. Bunun temel sebebi çocuklar genellikle yabancılara karşı güvenli davranışlarda bulunmaz. Çocuğun telkinleri kabul etmesi ve uygulaması için ona güvenmesi gerekir. Bir çocuk zihninin güven duyması için birinin ailesiyle konuşması veya görmesi yeterli olacaktır.”

    “İSTİSMARCILAR HER KESİMDEN ÇIKABİLİR”

    Çocuk tacizcilerinin yüksek oranının eğitimli kişiler arasından çıktığına dikkat çeken Uzman Psikolog Mehmet Başkak, şunları söyledi: “Çocuk istismarcıları zannediliyor ki sadece cahil ve eğitimsiz. Oysa tam tersi olarak çocuk tacizcilerinin yüksek bir oranının iyi eğitimli olduğu ortaya çıkmıştır. Yani sosyal bir statüye sahip olabilirler. Sosyal bir konuma sahip de olabilirler. Genellikle çocuk tacizcilerinin, bu tür suçluların çoğunun geçmişinde taciz vakaları olduğu görülüyor. Yani bir şekilde çocukken mağduru olduğu konunun suçlusuna dönüşüyor. Ancak bu kişileri yakalandıklarında tanıyabiliyorsunuz.”

    “ÇOCUKLAR BİLİNÇLENDİRİLMELİDİR”

    Ailelere uyarılarda bulunan Psikolog Mehmet Başkak; “Aileler çocuklarını bilinçlendirme çalışmalarını sadece yabancılara değil yakın çevreye karşı da yapması gerekiyor. Çocukların düzeylerine, algı seviyelerine göre özel bölgelerinin öğretilmesi gerekiyor. Yani tanıdığı da olsa özel bölgelere dokunulmaması gerektiği öğretilmelidir” dedi.

  • (Özel Haber) Ellerinin Hamuruyla Cami İnşaatına Destek Oluyorlar

    Eskişehir’in 75. Yıl mahallesinde 12 yıldır tamamlanamayan cami için her cuma günü bir araya gelen kadınlar, yaptıkları gözlemeleri satıp inşaatın tamamlanması için destek olmaya çalışıyor.

    Mahalleli kadınlar, 12 yıl önce temeli atılan ancak inşaatı bir türlü bitmeyen cami için ellerinden geleni yapmaya çalışıyor. Kadınlar, her cuma günü açıp sattıkları gözlemelerin yanı sıra, kurdukları kermeste küçük eşyalar, giyecekler ve yiyecekler de satarak kazanılan parayla inşaata destek olmaya çalışıyor. Yaklaşık 3 yıldır sürdürdükleri bu uygulama ile kadınlar, cami inşaatını tamamlayarak, ibadet edecek bir yer oluşturmaya çalışıyor. Küçük de olsa inşaata katkıda bulunmak için ellerinden geleni yapmaya çalışan kadınlar, caminin açılacağı günü hasretle bekliyor. Kadınlar, bu sene açılan Kur’an kursunda da öğrencilerin sıkıntılar çektiğini söylüyor. Yaklaşık 10 bin nüfuslu mahalle halkının, kooperatif yoluyla buraya taşındığı için maddi anlamda pek destek olamadıklarını söyleyen kadınlar ayrıca, yetkililerden destek bekliyor.

    Camiye katkı için başlatılan kermesin Başkanı Ayşe Güldüren, 12 yıldır inşaatın devam ettiğini belirterek “12 yıldır bitmeyen bir cami inşaatımız var. Şuan kadınların namaz kılacağı yer ibadet açısından uygun değil, yerlerde bazen fareler geziniyor. Erkeklerle hep aynı tuvaleti kullanıyoruz, bunlar bizim için hep sıkıntılı durumlar” dedi.

    “OKYANUSTA DAMLA MİSALİ MÜCADELE EDİYORUZ”

    Yaptıkları uğraşın cami inşaatına yetmediğini aktaran Güldüren, mahalle halkı olarak artık inşaatın bitmesini istediklerini belirterek şunları söyledi:

    “Cami inşaatı bitmediği için biz de analarımız ve bacılarımızla burada cami inşaatına yardım etmeye çalışıyoruz. Bizimki okyanusta bir damla misali ama en azından mücadele etmeye devam ediyoruz. Hayırsever vatandaşlar ve devletimizden bu camiye yardım bekliyoruz. Kermesimiz üç yıldır devam ediyor. Bu süre zarfında bayağı bir şeyler yaptık ama tabi ki yeterli gelmiyor. Cami 12 senedir inşaat halinde olduğu için, mahalle halkı olarak artık inşaatın bitmesini istiyoruz. Önümüz ramazan, namaz kılacak ve tuvalet ihtiyacımızı giderecek yerimiz yok.”

    Yardım için başlatılan kermesin başkanı Ayşe Güldüren, 20 yıllık yerleşim yerinde inşaatın tamamlanamamasının üzücü olduğunu ve yetkililerden de yardım istediklerini aktararak sözlerine şöyle devam etti:

    “Biz her cuma günü burada bu şekilde gözleme yaparak, toplanan paralarla cami inşaatına katkıda bulunuyoruz. Mahalle halkımız da yardımcı oluyor ama herkes kooperatiften buraya geldiği için kendine göre bir borcu var. Cami inşaatı çok büyük başladığı için tamamlanması zor oluyor. O yüzden biz destek olmaya çalışıyoruz, dışarıdan da destek bekliyoruz.”

    “KURAN KURSU ÖĞRENCİLERİ, KIŞIN ZOR ZAMANLAR YAŞADI”

    Bu yıl Kur’an kursu açıldığını ve öğrencilerin burada da sıkıntılar çektiğini ifade eden Güldüren, “Bu sene birde Kur’an kursumuz açıldı. Kurs içerisinde öğrencilerimize rutubet içerisinde Kur’an öğretmek için çaba gösterdiler. Kışın çok sıkıntılı günler geçirdiler. Bir kış boyunca öğrenciler dumandan etkilendi ve zehirlendi bayağı bir zor günler yaşandı” ifadelerini kullandı.

    75. Yıl mahallesindeki Merkez Camisinin Kur’an Kursu öğreticisi Saliha Evren ise, kurs ve öğrenciler olarak böyle bir kermes etkinliğine başladıklarını aktardı.

    “MAHALLE HALKININ CAMİ VE KUR’AN KURSUNA İHTİYACI VAR”

    Kermeste, hemen hemen her türlü satış ürünlerinin olduğunu anlatan Evren, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Yiyecek ve giyecek ürünleri satarak, destek olmaya çalışıyoruz. Yaklaşık 10 yıldır pek fazla çalışma yok. 2-3 seneden beri burada hanımların gözlemeye yapmaya başlamasından itibaren aktiflik başladı. İnşallah biran önce cami ve Kur’an kursu hizmete girer. Buranın halkı yaklaşık 10 bin nüfusa sahip. İhtiyacı olan bir halk. O yüzden halka ulaşmak böyle bir hizmet başlatmış bulunuyoruz, destekleri de bekliyoruz.”

  • Binlerce İnsana Umut Oluyorlar

    Yununemre İlçe Sağlık Müdürü Dr. İbrahim Gündoğdu, organ bağışında canlıdan nakillerde Türkiye’nin ilk sırada, ancak beyin ölümü gerçekleşmiş donörlerden nakillerde son sıralarda yer aldığını söyledi. Gündoğdu, açtıkları organ bağışı stantlarındaki amaçlarının ise organ nakli bekleyen binlerce insana ses ve umut olabilmek olduğunu belirtti.

    Yunusemre İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Forum Magnesia işbirliği ile Forum Magnesia’da açılan stantta vatandaşlardan organ bağışı kabul ediliyor. Açılan stantta vatandaşlara organ bağışında yanlış bilinen bilgilerin doğrusu anlatılırken, organ bağışlamak isteyen vatandaşların da bilgileri alınarak sisteme işleniyor.

    BİNLERCE İNSANA SES, UMUT OLUYORLAR

    Forum Magnesia’da açılan stantta bir açıklama yapan Yunusemre İlçe Sağlık Müdürü Dr. İbrahim Gündoğdu, “Yunusemre ilçe sınırlarımız içerisinde organ bağışı ile ilgili sürekli olarak stant çalışmalarımız oluyor. Yıl boyunca olan bu düzenli çalışmalarımıza 3-8 Kasım Organ Bağışı Haftası olması nedeniyle biraz daha hız kazandırmış durumdayız. Bugün de Forum Magnesia’da bize ayrılan yerde halkımıza organ bağışı hakkında bilgiler vermek üzere stant açtık. Bizim buradaki amacımız organ bağışı bekleyen binlerce insana ses, umut olabilmek” dedi.

    Organ bağışı konusunda bilgiler de veren Gündoğdu şunları söyledi:

    “Kişinin hayattayken saf iradesiyle beraberinde bakanlığımızın belirlediği bir formatta olan bağış formunu doldurarak sisteme girilmesidir. Bu kişi şayet yoğun bakım koşullarında hayatı sona erer ve beyin ölümü gerçekleşirse ailesinin de rızası alınarak organları ve dokuları uygun kişilere naklediliyor. Bu uygunluk boy, kilo, doku her şekilde gözetilerek uygun donörden uygun alıcıya nakledilerek insanlara hayat, umut oluyor.”

    Türkiye’nin donör naklinde çok gerilerde olduğunu kaydeden Gündoğdu, “Bizim ülkemizin en büyük dezavantajı donör naklinde çok gerilerdeyiz. Yani bir kadavradan, beyin ölümü gerçekleşmiş hastadan bağış oranlarımız çok düşük. Canlıdan canlıya bağışta dünyada birinciyken, maalesef organ bağışında, donör bağışı konusunda çok çok gerilerde kalmaktayız. Örneğin bir anne çocuğuna veya bir eş eşine, anne babaya, organ bağışları hayatteyken verilebilirken maalesef ölümü gerçekleşmiş bir bedenden başka insanların annesi, babası, çocuklarını hayatta tutmak adına biraz bağış sayımız yetersiz bulunmakta” diye konuştu.

    “ÇALIŞMALARIMIZI DEVAM ETTİRECEĞİZ”

    Bakanlığın resmi internet sitesinde bugün itibariyle organ nakli bekleyen hastaların istatistiki bilgilerini de paylaşan Gündoğdu şunları söyledi:

    “Böbrek nakli bekleyen 22 bin 160 hastamız, kalp nakli bekleyen 624 hastamız, karaciğer nakli bekleyen 2 bin 212 hastamız, akciğer nakli bekleyen 51 hastamız var. Bunun dışında ince bağırsak, kalp kapağı, pankreas ve kornea bekleyen hastalarımız da mevcut. Bu kişiler organ bağışı dışında hiçbir tedavi şansı olmayan kişiler. Maalesef organ bağışı gerçekleşmediği içinde bu kişilerden bazıları gün gün sürelerini tamamlayıp aramızdan ayrılmaktalar. Onun için biz bu kişileri bir anneyi bebeğine, bir eşi diğer eşine, bir babayı tekrar akşam evlatlarına kavuşturabilmek adına bu stant çalışmalarımızı hızlandırdık. Onun için halkımızdan tek ricamız, genelde organ bağışlamama konusunda en büyük sıkıntımız yanlış bilgiler. Bu sebeple eğer bizlere ulaşırlarsa, organ bağışı yapabilecekleri hastaneler, müdürlükler yada bu stant çalışmalarımızda bizleri bulurlarsa ve bağışlamama nedenlerini de bizlerle paylaşırlarsa yanlış bildiklerini düzeltmek, hatayı doğruya kavuşturmak, organ bekleyen insanları da organlara kavuşturmak adına biz çalışmalarımızı devam ettireceğiz.”

    Manisa’nın organ bağışı konusunda ilk 5 şehir arasında olduğunu da sözlerine ekleyen Gündoğdu, “Organ bağışında Türkiye’de ilk 5’in içerisindeyiz. Bakanlık düzeyinde 7 binin üzerinde bir sayımız var. Amacımız ilk 3’e hatta ilk 2’ye şeklinde yükselmek. Şu anda ilk 5 şehir arasındayız.” dedi.