Etiket: Ölüyor

  • Viranşehir Kadınlar İş Sahibi Oluyor

    Viranşehir’de kadınlar, başarılı projelerle istihdam ediliyor.

    Viranşehir’de kadın istihdamına yönelik projeler üreten Viranşehir Kaymakamlığı, başarılı projelere imza atıyor. Viranşehir Kaymakamı Dr Huzeyfe Citer’in girişimleri ile açılan Becerikli Kadınlar Merkezi, kadınların hem üretmelerine hem de ürettiklerini satmalarına olanak sağlıyor. Biri Kışla Mahallesi diğeri de Hürriyet Mahallesi’nde açılan 2 merkez yoğun bir şekilde talep alıyor. Becerikli Kadınlar Merkezini ziyaret eden Kaymakam Citer, merkezlere giderek çalışmaları bizzat takip ediyor. Becerikli Kadınlar Merkezi ile ilgili Proje Ofisi Koordinatörü Fethi Üncal’dan bilgi alan Citer, Viranşehirli kadınların istihdama dahil edileceklerinin altını çizdi. Citer, “Toplumun yarısını oluşturan kadınların sosyal hayattan dışlanması o toplumun felaketi olur. Viranşehirli kadınların iş hayatında yer edinmesi, sosyal hayatta aktif olmasının önünde birçok engel var. Biz bu engelleri göz önüne bulundurarak, Viranşehirli kadınların hem sosyalleşmesi hem de aile bütçesine katkı sağlamaları için Becerikli Kadınlar Merkezini açtık. Bu merkezlerde kadınlarımız hem üretecek, hem de sosyalleşecek. Faaliyete yeni giren bu merkezlerimize halkımız şimdiden ilgi ve alaka gösteriyor. Bazı vatandaşlarımızı gelerek hem teşekkür etti, hem de her konuda destek sözü verdi. Bu durum bizleri çok sevindirmiş ve doğru yolda olduğumuz göstermiştir” dedi.

    Kaymakam Citer, kadınların İŞKUR Meslek Edindirme Kursları ile Becerikli Kadınlar Merkezi’nde meslek öğrenebileceği gibi okuma yazma kursları, kuran kursları, bilgisayar kurslarından faydalanarak, sosyal destek elde edebileceğini de ifade etti.

  • Selçuk: “Her Yıl 2 Bin Kişi Böbrek Nakli Beklerken Ölüyor”

    Türkiye’de her yıl 2 bin kişinin böbrek nakli olduğunu söyleyen, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mustafa Bekir Selçuk, her yıl 2 bin kişinin ise böbrek nakli beklerken hayatını kaybettiğini söyledi.

    OMÜ Sağlık Topluluğu, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde “Organ Bağışı Sempozyumu” düzenledi. Organ bağışında farkındalık oluşturmak ve organ bağışı konusunda doğru bilgiler aktarmak için düzenlenen sempozyuma organ nakli uzmanları konuşmacı olarak katıldı. Sempozyuma; OMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Kaplan, OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mustafa Bekir Selçuk, konuşmacı olarak; Prof. Dr. Aydın Dalgıç, Doç. Dr. Aydın Can, Doç. Dr. Kamil Yakupoğlu ve Doç. Dr. Ahmet Dilek, Samsun Organ Nakil Bölge Koordinatörü Dr. Mehmet Kazak, OMÜ Sağlık Topluluğu Başkanı Caner Altun ve öğrenciler katıldı.

    İnsanın uzaya gitmesi veya çeşitli zorlu araştırmalarda bulunmalarının nedeninin insanlığa katkı sunmak olduğunu söyleyen OMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Kaplan, “Şu anki kullandığımız teknolojinin temelinde de bu araştırmalar yatıyor. Bunlar bize dolaylı yollardan yansıyan etkenlerdir. Ama söz konusu organ olunca insana doğrudan bir katkı yapmış oluyorsunuz. İnsanı en mutlu eden şey başkasına yaptığınız katkıdır. Annenin evlatlarına yaptığı katkı karşılıksızdır. Organ bağışının da asıl amacı bu” dedi.

    SELÇUK: “OMÜ TIP ORGAN BAĞIŞINDA TÜRKİYE’DE 2. SIRADA”

    Organ bağışının, bir kişinin sağlığında, tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku veya organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesi olduğunu söyleyen Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mustafa Bekir Selçuk, “Organ bağışı yapacak kişi 18 yaşın üstünde ve akli dengesi yerinde olması gerekiyor. Beyin ölümü gerçekleşmesi durumlarında da ailenin onay vermesi geçerli oluyor. Ülkemizde yaklaşık olarak 22 binin üzerinde böbrek, 620 civarında kalp, 2 bin 200’ün üzerinde karaciğer ve 3 bin 300’ün üzerinde kornea bekleyen hastamız vardır. Ülkemizde her yıl yaklaşık 5 bin hasta diyaliz tedavisine başlamaktadır. Şuan ülkemizde 22 bin civarında diyaliz hastası vardır. Bir kişinin diyaliz maliyeti doktor ve hastane masrafı hariç sadece diyaliz olarak düşünüldüğünde yıllık 23 bin dolardır. Bunu eğer diyaliz bekleyen hastalarla çarparsak milyarları buluyor. Organ nakli olan hastalarda bu maliyet ilk yıl 22 bin dolar. Fakat dördüncü yılda bu maliyet 8 bin dolara düşmektedir. Ülkemizde yılda 2 bin böbrek nakli yapılmaktadır. 2 bin kişi ise böbrek nakli beklerken hayatını kaybetmektedir. İşte organ bağışının önemi burada. OMÜ Tıp Fakültesi Hastanesi organ bağışı alma konusunda ikinci sıradadır. Birinci sırada olan Balıkesir’le aramızda sadece 2 sayı fark var onlar 12 ile birinci sırada biz ise 10 bağışla ikinci sıradayız. İnşallah bağışçı sayımızı artırarak birinci sıraya geleceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

  • Turkcell Teknoloji Girişimcilerine Partner Oluyor

    Büyük hayalleri, küçük bütçeleri olan girişimci şirketlere maddi ve manevi destek Turkcell’den geldi. Turkcell Partner Adaylığı Programı ile sermayesi yaratıcılık ve yenilikçilik olan erken aşamadaki girişimler, Turkcell’in sunduğu imkanlardan karşılıksız yararlanabiliyorlar.

    ’Startup’ olarak da adlandırılan girişimci şirketlerin sayısının son dönemde büyük oranda arttığını ve destek sıkıntısı yaşadıklarını gören Turkcell, yeni bir program geliştirdi. Şirketten yapılan açıklamada, Turkcell Partner Adaylığı Programı sayesinde erken aşamadaki girişimler, Turkcell’in sunduğu girişim koçluğu, mentorluk, teknik altyapı ve finansman desteği gibi imkanlardan faydalanabiliyor.

    Açıklamaya göre; bir nevi melek yatırımcılık yaparak girişimlerin sahip oldukları potansiyeli ortaya çıkaran Turkcell, 3-12 aylık süreçte sunduğu bu önemli destek için başvuran girişimcilerden hiçbir karşılık beklemiyor. Program kapsamında bu süreç içerisinde gelişim göstererek Turkcell ile partner olma yeterliliği elde eden girişimciler, Turkcell Partner Network ekosistemine kabul ediliyorlar. Bu iş birliği sayesinde sistemde yer alan kişi ve kurumlar, kendi ürün ve servislerini mobilize ederek Turkcell’in bireysel ve kurumsal müşterilerine ulaştırabiliyor. Turkcell ile yola çıkan iş ortakları yollarına farklı sektörlerden pek çok farklı şirketle çalışarak devam etme şansını yakalayabiliyorlar. Aday girişimciler, partner olamazlarsa da hiçbir şey kaybetmiyorlar. Çünkü Turkcell sağladığı desteği geri talep etmiyor, onlara hibe ediyor.

    Sermayesi buluşçuluk ve yenilikçilik olan erken aşamadaki teknoloji girişimleri, gerekli imkanlara sahip oldukları takdirde kendi yıldızlarını çıkartabiliyorlar. Bu potansiyelin desteklenmesi gerektiğini düşünen Turkcell, başta telekomünikasyon ve iletişim, M2M/ IoT, bulut tabanlı çözümler, mobil ödeme, medya ve eğlence, topluluk oluşturma ve yönetme modelleri olmak üzere ürünlerini müşterileriyle buluşturmuş pek çok girişimin başvurusunu bekliyor. Turkcell’in sunduğu destek ve imkanlardan yararlanmak isteyen şirketler, 9 Aralık tarihine kadar online başvuru yapılabiliyor.

  • İş Stresi Gece Uykuda Diş Sıkmaya Sebep Oluyor

    Klinik34 Diş hekimlerinden Dt. Baran Karaoğlu, iş stresinin gece uykuda diş sıkmaya sebep olduğunu belirtti.

    Gün boyu şehir hayatı veya iş hayatına bağlı yaşanan stresin dengesiz beslenme alışkanlıkları ve hareketsizlik uyku bozukluklarına neden olabildiğini ifade eden Dt. Karaoğlu, “Bu uyku bozukluklarından bir tanesi de gece uykuda diş sıkma olarak bilinen Bruksizmdir. ’Gece uyurken, gün içinde dişlerimi sıkıyorum, uyandığımda çenemde ağrı hissediyorum, dişlerimin çiğneme yüzeyleri aşındı, çene eklemimden ses geliyor, ağrılı çene kasları veya baş ağrısı’ ile uyanıyorsanız, bruksizim yani diş gıcırdatma alışkanlığınız olabilir” dedi.

    Diş gıcırdatmanın genelde stresten ve uyku alışkanlıklarından meydana geldiğini kaydeden Klinik34 Diş hekimlerinden Dt. Baran Karaoğlu, şöyle konuştu:

    “Günümüzde bu sorun ve sorunlarla kliniğimize gelen hasta sayısı artmaktadır. Dişlerinizi isteğiniz dışında sıkma ve/veya gıcırdatma alışkanlığına bruksizm denir. Bu istem dışı hareket dişlerinizin çiğneyici yüzeylerinde ciddi aşınmalar meydana getirdiği gibi çene ekleminde (TME) de geri dönüşü zor hasarlar oluşturabilir. Günlük iş hayatımızdaki, sosyal yaşantımızdaki stres tüm kas gruplarımızın kasılmasına neden olur, bu kasılmaların en çok fark edileni şüphesiz ki çene kaslarımızdan olan massater kasımızdır. Yanak bölgemizdeki bu kas grubu çenemizin kapanma işlevini gerçekleştirir. Stresin yoğun olduğu bu parafonksiyonel alışkanlık massater kasının gereğinden fazla istem dışı kasılmasına sebep olur. Bu alışkanlık dişlerin gevşemesine, ağrımasına, dişlerin bazı kısımlarının yıpranmasına ve ezilmesine neden olabilir. Kaslarda ağrının da oluşması mümkündür. Bruksizim, çevredeki kemiği ve diş dokusunu yok edebilir. Baş ağrısına sebep olabilir. Bruksizmin en belirgin belirtileri, yüz, baş ve boyun ağrısıdır. Diş hekiminiz, doğru bir teşhis yapabilir ve yüz ağrısının kaynağının bruksizim olup olmadığını belirleyebilir. Bu rahatsızlık her zaman masumane sebeplerle ortaya çıkmamaktadır. Bruksizm ile ilgili yapılan araştırmalarda alerjik çocukların üç kat daha fazla bruksizme yakalanma riski ortaya çıkmıştır. Bu alışkanlıktan kurtulmak için stres ve uyku alışkanlıkları gözden geçirilmelidir. Ayrıca ağır yiyeceklerden kaçınmak bu alışkanlığın verdiği zararı azaltabilir. Bu rahatsızlığın tedavisinin başında Botox geliyor. Botulinum toksin A (BTX A) ( BOTOX) uygulanan kas gurubu, kas kasılma fonksiyonlarında azalma meydana gelmektedir. Yanak bölgesinden direk kas grubu içine enjekte edilen Botox, estetik bir amaç dışında yani tedavi amacıyla kullanılmaktadır. Günümüzde bruksizm için en etkili yöntem olarak kabul edilmektedir. 6 ayda bir 5 dk gibi kısa sürede diş hekiminiz tarafından uygulandığında, ileride yaşayacağınız birçok operasyonel probleme çözüm olmaktadır. Günümüzde uzman diş hekimleri tarafından uygulanan bu işlem, özel enjektörlerle istenilen kas grubuna yüzeysel olarak uygulanır. Ağrı kanama gibi bir durum söz konusu değildir. Uygulandıktan bir hafta sonra etkisini gösterir. Diş sıkma ve gıcırdatmaya sebep olan kas gruplarının istemsiz kasılmasını engeller. Botox doğal bir madde olan botulinum toksin A olarak bilinen ve 6 ay gibi bir sürede vücutta etkisi kaybeden bir çeşit bakteridir. Etkin kullanımda hiç bir yan etkisi yada lokal, genel bir zararı gözlemlenmemiştir.”

  • Organ Bekleyen Hastaların Yüzde 30’u Ölüyor

    Türkiye’de organ bağışı bekleme listesindeki hastaların yaklaşık yüzde 30’unun uygun organ bulunamadığı için hayatını kaybettiği bildirildi.

    Son verilere göre ülkemizde ortalama 22 bin 160 kişi böbrek, 2 bin 223 kişi karaciğer, 2 bin 940 kişi kornea, 623 kişi kalp, 265 kişi pankreas, 51 kişi akciğer, 5 kişi ince bağırsak, 4 kişi kalp kapakçığı nakli bekliyor.

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’n de ise ortalama 812 kişi böbrek nakli beklerken, 68 kişi ise karaciğer nakli olmayı bekliyor.

    3-9 Kasım tarihleri arasında organize edilen Organ Bağışı Haftası dolayısıyla ortak açıklama yapan Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Organ Nakil Bölümü Böbrek Nakli sorumlusu Prof. Dr. Erkan Demir, Karaciğer Nakli sorumluları Yard. Doç. Dr. Abdullah Ülkü ve Yard. Doç. Dr. Tolga Akçam ülkemizde kadavradan nakil oranının Avrupa’ya göre son derece düşük olduğuna vurgu yaptı.

    “KARACİĞER NAKLİ AVRUPA’DA DAHA ÇOK KADAVRADAN YAPILIYOR”

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Organ Nakil Bölümü Karaciğer Nakli sorumlularından Yard. Doç. Dr. Abdullah Ülkü, Avrupa’da karaciğer naklinin kadavradan daha çok sayı da yapıldığına dikkati çekti. Ülkü, Türkiye’de ki durumun ise tam tersine canlıdan nakil yapılma yönünde olduğuna değinerek, bu durumun en önemli sebebinin ise ülkemizde beyin ölümü sonrasında yeterli sayıda organ bağışının olmadığı saptamasında bulundu. Karaciğer nakillerinin özellikle İspanya ve İngiltere gibi ülkelerde yüzde 70-80 oranında kadavradan yüzde 10-20 oranında ise canlıdan yapıldığına dikkati çeken Ülkü, ülkemizde ise kadavradan naklin yüzde 10’lar da kaldığına işaret etti.

    Yard. Doç. Dr. Tolga Akçam ise Hepatit A,B,C, Çeşitli unsurlara bağlı kronik Karaciğer hastalıklarında ve her ne sebepten olursa olsun karaciğerde gelişen sirozun kesin tedavisinin karaciğer nakli olduğuna vurgu yaptı. Akçam, bu sebeple günümüzde karaciğer naklinin ve dolayısıyla organ bağışının öneminin büyük olduğunu belirtti.

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Organ Nakil Bölümü Böbrek Nakli Sorumlusu Prof. Dr. Erkan Demir de yaptığı açıklamada böbrek bağışının Türkiye’de yüzde 25 düzeylerinde kaldığını Avrupa’da ise bu rakamın yüzde 75 olduğuna değindi. Demir, yılda 2000 kişinin böbrek beklerken hayatını kaybettiğini de ifade ederken, 1600 beyin ölümünden sadece 376 sının organlarının bağışlandığını diğer bedenlerin ise toprakla buluştuğunu sözlerine ekledi.