Etiket: Oluşan

  • Ciltte oluşan izlere dikkat

    Ciltte yaşlılıkla oluşan leke, kırışıklık ve izlerden herkesin kurtulmak istediğini belirten Estetik Hekimi Dr. Arzu Atalan, ciltte oluşan izlere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.

    Dermaklinik Estetik Ve Güzellik Merkezinden Medikal Estetik Hekimi Dr. Arzu Atalan, Fraksiyonel Lazerlerin günümüzde cilt gençleştirme, leke tedavisi ve kırışıklık tedavilerindeki en yeni yöntem olduğunu söyledi. Fraksiyonel Lazerin, ciltteki kollajeni ve epiteli yenilemeye yönelik geliştirilmiş bir lazer sistemi olduğunu dile getiren Dr. Atalan, kontrollü hasarlama (mozaikleme) mekanizması sayesinde, yara izlerinin küçülmesine, düzleşmesine ve çevre doku ile olan uyumuna yardımcı olduğunu kaydetti.

    Fraksiyonel Lazerle cilt yenileme nasıl olur?

    Fraksiyonel Lazerin ciltteki ilerleyen yaş ile oluşan leke, kırışıklık ve iz tedavilerinde uygulandığını kaydeden Atalan, “Fraksiyonel lazerler günümüzde cilt gençleştirme, leke tedavisi ve kırışıklık tedavilerindeki en yeni yöntemdir. Fraksiyonel Lazer, ciltteki kollajeni ve epiteli yenilemeye yönelik geliştirilmiş bir lazer sistemidir. Kontrollü hasarlama (mozaikleme) mekanizması sayesinde, yara izlerinin küçülmesine, düzleşmesine ve çevre doku ile olan uyumuna yardımcı olur” diye konuştu.

    Dr. Atalan, “Cilt altında bulunan ve cilde esnekliğini, gerginliğini kazandıran kollajen ve elastik lifleri yaşa ve başta ultraviyole ışınları olmak üzere çeşitli faktörlere bağlı olarak kalitesini yitirir. Cilt önce parlaklığını kaybeder, incelir ve soluklaşır. Gerginlik azalırken yer çekimine karşı verdiği savaşı kaybeder ve ciltte sarkmalar meydana gelir. Kullanılan lazer ışığı sayesinde kollajen oluşumu olur ve ciltte düzelme görülür. Sadece ciltteki suya duyarlı olan Erbium-yag Lazer, ciltte yüzlerce mikrokanal açarak kollajenin bulunduğu tabakada vücudun kendisini onarma ve yara iyileştirme mekanizmalarını tetikleyerek yeni ve kaliteli bir kollajen tabakası oluşturur. Ciltteki probleme ve hedefe göre belirlenen sayıdaki seanslarda ayıracağınız 15 dakikalık bir işlem süresi ile bu yüksek sonuca ulaşabilirsiniz” ifadelerini kullandı.

    Fraksiyonel Lazer etkisini nasıl sağlar?

    Fraksiyonel Lazerin 1,3 santimetrekarelik bir alanda mikron çapında 169 adet lazer ışınını aynı anda atabilen cihazlar olduğunu ifade eden Dr. Atalan, “Lazerin teknik özelliği non-ablatif yani yara oluşturmayan bir lazer olmasıdır. Ciltte sağlam doku içerisinde küçük köprüler bırakarak ve mikroskobik yeni yapılar meydana getirerek cildi gerer, içeriğini düzenler, lekeleri siler veya azaltır. Cilt rengini ve elastikiyetini iyileştirir. Fraksiyonel lazer tıpkı bir mozaik deseni gibi ciltte, ince sütunlar halinde sorunlu alanları tarar, bu alanlarda karşılaştığı yıpranmış hücre ve kollajeni yok eder. Yok olan kollajenin yerine yeni kollajen oluşumunu sağlar. İşlem sonrası tazelenen kollajen, cilde parlak, yumuşak ve genç bir görünüm kazandırır. Fraksiyonel lazer cildi mozaik deseni gibi etkiler. Fraksiyonel lazer sonrası, cildin gerginliği artar, gözenekleri sıkılaşır. İnce izler büyük oranda kaybolur. Ciltteki renk ve ton farkları azalır” diye konuştu.

    Estetik Hekim Dr. Arzu Atalan, Fraksiyonel Lazerin faydalarını şöyle sıraladı:

    “Güneş lekeleri ve Melasma denen gebelik lekelerini temizler, yüzdeki yaşlılık lekelerini ve sivilce izlerini giderir, kahverengi lekeleri giderir, cildin parlaklığını arttırır, göz çevresindeki ince kırışıklıkları azaltır, eldeki kırışıklık ve lekeleri azaltır, göğüs dekoltesindeki leke ve kırışıklıkları azaltır.”

  • Suriye’ye 50 TIR’dan oluşan bin 250 ton un yardımı

    İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve Katar Raf Hayır Kurumu işbirliği ile Suriye’ye 50 TIR’dan oluşan toplam bin 250 ton un gönderildi.

    İHH’nın Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Suriye Çalışmaları Lojistik Merkezi’nde düzenlenen törene İHH Genel Sekreteri Yavuz Dede, Katar Raf Hayır Kurumu Temsilcisi Muhammed Salah ve diğer yetkililer katıldı.

    TIR’ların hareketinden önceki törende konuşan İHH Genel Sekreteri Yavuz Dede, Katar Raf Hayır Kurumu işbirliği ile Suriye halkına yönelik güzel projeler ürettiklerini söyledi. İnsanların gıda maddesi gibi temel ihtiyaçlarının dışında kalıcı projeler de ürettiklerini ifade eden Dede, “Katar Raf Kurumu ile birlikte beraberlik içinde çalışıyoruz. Projelerimiz özellikle Türkiye tarafında da devam ediyor. Birlikte yaptığımız yetim köyü bu yıl içinde hizmete açılacak. Bununla beraber 6 yıllık Suriye savaşının getirmiş olduğu acıları dindirmek adına içeride de insanların ayakta tutunması için geliştirmiş olduğumuz projelere kalıcı destek veriyorlar. Bu yıl sonuna doğru 100 evi tamamladığımız takdirde 100 Suriyeli aileyi rahat bir ortama kavuşturmuş olacağız. Bu birliktelik ile her zaman mazlumun yanında ve zalimin karşısında olduk” dedi.

    Raf Kurumu ile ilk projeleri birlikte yaptıklarını söyleyen Dede, Suriye içerisinde daha güzel projeler yapma imkanı bulduklarını belirterek, başkalarına örnek olması temennisinde bulundu.

    Katar Raf Hayır Kurumu temsilcisi Muhammed Salah ise 50 TIR’da 3 milyon Katar Riyali tutarında un gönderdiklerini ve Suriye halkına yönelik çalışmalarının İHH ile devam ettiğini belirtti.

    TIR’lar törenden sonra hareket ederek, Reyhanlı’daki Cilvegözü Sınır Kapısı’ndan çıkış yaptı. Unlar, Halep kırsalı ile Lazkiye, İdlib bölgelerinde bulunan İHH bünyesindeki 11 fırında ekmek haline getirilip bölgedeki halka dağıtılacak.

  • Doğuştan oluşan kalp deliklerine ameliyatsız çözüm

    Medicana Konya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kurtuluş Özdemir, doğuştan oluşan kalp deliklerinin herhangi cerrahi bir müdahaleye ihtiyaç duymadan, kasıktan girilerek daha konforlu bir şekilde tedavi edilmesinin mümkün olduğunu söyledi.

    Medicana Konya Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kurtuluş Özdemir, kalp delikleri ve damarlar arasında geçişler olarak bilinen hastalık grubunun, genellikle doğuştan ve konjental diye tarif edilen bozukluk olarak bilindiğini söyledi. Bunların iki kalp boşluğu arasında kalp karıncıkları arasında ve ya kulakçıklar arasında oluşan boşluklar olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özdemir, bunların ‘atriyal septal defekti’ veya ‘ventriküler septal defekt’ olarak bilindiğini kaydetti. Prof. Dr. Özdemir, “Bunlar daha çok konjental olduğu için çocukluk yaşlarında ortaya çıkar ve o dönemde tanınıp tedavi edilir. Ama bazen çocukluk çağında, gençlik döneminde yakalanmadığı ciddi bir rahatsızlık belirti vermediği için ileri yaşa kadar gelirler ve ileri yaşta tanı konup tespit edilip rahatsızlığa yol açan hastalıklar olarak karşımıza çıkarlar. Bunların tedavisinde çok yakın zamanda genelde cerrahi tedavi ile müdahale ediliyor ve bu delikler kapatılıyordu. Kalp delikleri son zamanlarda çok yaygın kullanılan milimetrik boyuttaki cihazlarla kasıktan girilerek her hangi bir cerrahi müdahaleye gerek kalmaksızın kapatılması söz konusu” dedi.

    “Hasta bir günde taburcu ediliyor”

    Bu oluşan kalp deliklerinin tedavisi hakkında bilgiler veren Prof. Dr. Özdemir, “Bu tedavi şeklinin yani kasıktan girilerek kapatılmasının en önemli avantajı her hangi bir cerrahi müdahaleye gerek kalmaksızın, herhangi bir kesik olmaksızın hastanın çok konforlu bir şekilde tedavi edilmesine imkan sağlaması. Hasta bir günde taburcu ediliyor. Yatırıp takip ediliyor bir gün sonra da taburcu edebiliyoruz. Çok konforlu bir tedavi şekli sunuyor bize. Tabi her hasta buna uygun olmayabilir. Yine cerrahi şansı devam eden durumlar var. Cerrahi tamamen ekarte eden bir tedavi şekli olmamakla birlikte, hastaların büyük oranı bu şekilde tedavi edilmeye uygun olarak karşımıza gelebiliyor” ifadelerini kullandı.

    Erişkin çağda sık karşılaşılmayan bir durumunda atardamarlar ile toplardamarlar arasında olmaması gereken, çocuğun anne karnındayken var olan kanalların sonradan kapanmaması olduğunu belirten Özdemir, “Bu kanalların doğumda veya doğumdan sonraki dönemde kapanması gerekiyor. Ama bazı durumlarda bunlar kapanmıyor ve ileri yaşlara kadar bunlar gelebiliyor. Bu da aynı şekilde cerrahi olarak kapatılabildiği gibi sadece kasıktan milimetrik bir cihazla girilerek deliğini tespit edilmesi ve uygun cihazlarla bu deliğin kapatılması şeklinde tedavi edilir. Bu da son derece konforlu bir tedavi seçeneği sunuyor hastalarımıza” şeklinde konuştu.

  • ’’Damla Projesi’’ kapsamında 25’i Türk, 15’i yabancı olmak üzere 40 kişiden oluşan heyet Bilecik’te

    Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ’’Damla Projesi’’ kapsamında 25’i Türk, 15’i yabancı olmak üzere 40 kişiden oluşan heyet, Ertuğrul Gazi Mahallesi Muhtarı Niyazi Aydın’ın misafiri oldular.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın sosyal sorumluluk projelerinden biri olan ’’Damla Projesi’’ kapsamında ilimizde bulunan ve Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Gençlik Hizmetlerinin ev sahipliğinde Bilecik’te bulunan heyet Bilecik ve ilçelerinin yanı sıra belde ve köyleri gezerek, kenttin kültürü hakkında bilgi aldı. Doğu Türkistan, Malezya, Suriye, Etiyopya, Afganistan, Bosna Hersek, Liberya ve Türkmenistan’dan gelen öğrencilere, huzurevi, rehabilitasyon merkezi, sevgi evlerini ziyaret etmelerinin ardından Ertuğrul Gazi Mahallesi Muhtarı Niyazi Aydın’ın konuğu oldular. Mahalle Muhtarlık binasında heyeti karşılayan Aydın, heyetle birlikte mahallelerinde ikamet eden 2 aileye misafir oldular.

  • Bacaklarda oluşan şişliklere dikkat

    Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Murat İkizler, önceleri günlük hayatı zorlaştıran bacak şişmelerinin ileri evrelerde ciddi sağlık sorunlarına da yol açtığını söyledi.

    İkizker, bacak şişmeleri tüm vücudu ilgilendiren genel rahatsızlıklara veya sadece o bacağa ait lokal bir soruna bağlı olarak görüleceğini belirtti. Doç. Dr. Murat İkizker, “Bunlar görülme biçimleri, dereceleri ve sürelerine göre sistemik ya da lokal kimi hastalıkların da habercisi olabiliyor. Öte yandan ilaç kullanımı ve hamilelik gibi yan nedenler de bacak şişmelerine yol açabiliyor” dedi.

    Sistemik bir hastalığı düşündürüyor

    Her iki bacakta simetrik şekilde görünen şişmeler derecelerine bağlı olarak guatr, bazı metabolik hastalıklar, böbrek hastalığı, kalp yetmezliği gibi vücutta ödem yapabilecek ve tüm vücudu ilgilendiren rahatsızlıkları temsil ettiğini kaydeden Doç. Dr. İkizler, “Bu tür hastalıklarda şişmeye nefes darlığı, çarpıntı, bel-göğüs ağrıları gibi ek yakınmalar da eşlik edebiliyor. Kişide kronik hastalık durumuna bağlı halsizlik, güç kaybı, kolay yorulma, isteksizlik, vücut direncinde ve efor kapasitesinde düşüklük de görülebiliyor. Bacaklardaki düşük dereceli simetrik şişmeler nadiren simetrik lenf ödem nedeniyle de oluşabiliyor” ifadelerini kullandı.

    Asimetrik şişliklerde pıhtılaşma riski var

    Şişmenin sadece bir bacakta oluşması, genelde o bacağa ait kan damarları veya lenf kanalları hastalıklarında gözlendiğini belirten Doç. Dr. İkizler, “Bacakta yer alan toplardamarlar kirli kanı kalbe götürmekle görevli, yerçekimine karşı çalışan yapılar. Bu damarlarda aşırı kilo, ayakta çalışmak, çok doğum yapmak veya ailesel özellikler nedeniyle oluşan yapısal bozulmalar, damarların az çalışmasına ve kanın bacaklarda göllenmesine neden oluyor. Venöz yetmezlik olarak adlandırılan bu durum, hastalığın derecesine ve kişinin bedensel-yaşamsal özelliklerine bağlı olarak o bacakta şişmeye neden oluyor. Benzer nedenlere bağlı olarak kanın toplardamarlar içinde pıhtılaşarak, toplardamar pıhtısı oluşturması (venöz tromboz) bacakta ani şişmenin sık görülen nedenleri arasında yer alıyor. Mutlaka tedavi gerektiren, kimi zaman yaşamı tehdit edebilen toplardamar pıhtılarına saatler içinde oluşan bacak şişmesi, ağrı, ısı artışı ile bacak renginde kızarma veya koyulaşma gibi belirtiler de eşlik ediyor. Vücutta dokular arasına yayılmış sıvıların dolaştığı lenf kanalları da bulunuyor. Mikroskobik kanalcıklar şeklinde tüm vücudu saran bu kanallar ağı kasık, koltuk altı gibi bölgelerde lenf bezi istasyonları yaparak vücut lenfatik sıvılarını yerçekimine karşı, yukarı doğru taşıyor. Özellikle kilolu, az hareket eden, ayakta çalışan kişilerde bu lenf kanallarının az çalışması ya da tıkanması sonucu ilk olarak bacaklarda şişme görülüyor. Kimi zaman ileri dereceli fil hastalığına benzer kalıcı ödemlere de yol açan olan bu hastalık, bacak şişmesinin sık görülen nedenleri arasında yer alıyor” dedi.

    Hamilelik de bacak şişmesine yol açıyor

    Farklı rahatsızlıkların tedavisinde kullanılan yüksek tansiyon, hormon, diyabet ilaçları ile steroidler ve bazı antidepresanlar da bacaklarda şişmeye neden olabiliyor. Bununla birlikte hamilelik döneminde ortaya çıkan hormonal etkiler ve ödem nedeniyle de bacaklarda şişme gözlenebiliyor. Doç. Dr. İkizler altıncı aydan sonra oluşan bacak şişmelerinin önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak, “Büyümekte olan bebek ve doğum kesesi giderek artan bir hacim ve ağırlık etkisiyle annenin leğen kemiği içinde yer kaplıyor. Bu durum da annenin ana toplardamar ve lenf kanalları üzerine baskı oluşturuyor. Bebeğin anne karnında asimetrik durması ve bir tarafa fazla yüklenmesi, o bacakta giderek artan ve ciddi boyutlara ulaşan şişmelere neden olabiliyor. Daha da önemlisi basıya bağlı olarak içinde kan akımı yavaşlamış toplardamarlarda kan pıhtıları oluşabiliyor. Bu nedenle özellikle gebeliğin altıncı ayından sonra başlayan tek taraflı veya iki taraflı bacak şişmelerinde mutlaka bir uzmana başvurmak gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Nasıl tedavi ediliyor?

    Tedavi yöntemiyle alakalı da bilgi veren Doç. Dr. İkizler sözlerine şöyle devam etti:

    “Öncelikle bacak şişmesine neden olan, altta yatan hastalık tedavi ediliyor. Sistemik hastalıkların ilgili branş tarafından tetkik edilmesi ve gerekli tedaviye hızla başlanması kalıcı komplikasyonların önlenmesi adına büyük önem taşıyor. Toplardamarlarla ilgili hastalıkların tedavisinde gerekli durumlarda toplardamar çalışmasını teşvik eden, kan sulandıran ilaçların kullanımı yararlı olabiliyor. Ancak bu tür ilaçların mutlaka doktor tavsiyesi ile alınması gerekiyor.”