Etiket: Oluşan

  • Testislerde Oluşan Ağrıya Dikkat

    Servergazi Devlet Hastanesi Üroloji Uz. Dr. Turab Ulaşoğlu, testisin kendi kordonu etrafında dönmesi, burkulması ve damarların testisin kan dolaşımını sağlayamaz duruma gelmesiyle oluşan testiküler torsiyon hastalığına acil müdahale edilmezse hastalığın erkeklerde kısırlığa bile sebep olabileceğini söyledi.

    Testiküler torsiyon hastalığının ürolojinin en önemli acillerinden birisi olduğunu ve testisin kendi kordonu etrafında dönerek kanlanmasının bozulmasıyla oluşan bu olaya ilk 4 -6 saat içinde müdahale edilmezse testislerin kaybedilebileceğini söyleyen Üroloji Uz. Dr. Turab Ulaşoğlu, “Burada hem hekimin hem hastanın son derece hızlı hareket etmesi gerekir. Müdahalenin ilk 4-6 saatte yapılması gerekir. İlk 6 saatte tanı konmaz ve cerrahi müdahale yapılmazsa testislerde bozulma başlar. 24 saat geçince testisin kurtarılma şansı yüzde 10’a düşer. İlerleyen zamanlarda testisin kurtarılması mümkün değildir” dedi.

    Testiküler torsiyonun 12-18 yaş aralığında oldukça sık görüldüğünden bahseden Uz. Dr. Turab Ulaşoğlu, “Hastalığın belirtileri aniden başlayan, bazen uykudan uyandıran şiddetli testis ağrısı, torbada şişlik, hassasiyet, ilerleyen zaman içinde gelişen kızarıklık ile ortaya çıkar. Teşhis hastalık hikâyesi ve muayene bulgularıyla konur. Doppler (renkli) ultrason teşhiste oldukça etkilidir ve yüzde yüze yakın bir tanı koyma özelliği vardır. Tedavide acil cerrahi uygulanır. İlk 4-6 saat içinde acil cerrahi müdahale ile testisin kan dolaşımını bozan bu durum testisin canlılığı kaybolmadan tedavi edilir ve testis normal pozisyonuna geri döndürülür. Testis torbaya dikiş ile sabitlenir. Sağlam olan testisin daha sonra dönme riski olduğundan diğer testis de torbaya dikiş ile sabitlenir. Eğer gecikmiş vaka olarak hasta gelirse testisin alınması gerekebilir. Canlılığını yitirmiş testis alınmaz ise diğer testisi bağışıklık sistemiyle zedeleyebileceğinden kısırlığa kadar gidebilir” dedi.

    “VAKİT GEÇİRİLMEDEN ACİL SERVİSE BAŞVURULMALI”

    Uz. Dr. Turab Ulaşoğlu,testiküler torsiyonun genital bölgeyle ilgili bir hastalık olduğu için bazen hastaların bu rahatsızlığından söz etmediğini ve gecikmiş vakalarda testisi almak zorunda kaldıklarını kaydederek, “Göğüs ağrısı hisseden kişi kalp krizi geçirebileceğini düşünerek nasıl acil servise başvuruyorsa şiddetli testis (yumurtalık) ağrısı olanların da testis dönmesi olabileceğini düşünerek hemen acil servise başvurması gerekir” dedi.

  • Dr. Önvural:”ayak Tabanın Da Oluşan Topuk Dikenine Dikkat Edilmeli”

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Burak Önvural, ayak tabanın da oluşan topuk dikenine dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

    Dr. Burak Önvural, halk arasında topuk dikeni adıyla bilinen tıbbi literatürde plantar fasciitis olarak adlandırılan hastalığın, “Durum temel olarak ayak tabanını kaplayan ve topuk ile parmakları birleştiren kalın cilt altı bağ dokusunun yangısıdır. Ayak tabanı ya da topuk ağrısının en sık sebeplerinden birisidir. Ağrı bütün ayak tabanına yayılabileceği gibi özellikle topuğun iç kısmında tek bir noktada da yoğunlaşabilir” dedi.

    Sürekli ayak üzerinde durmak zorunda olanlarda daha çok topuk dikeninin görüldüğünü ifade eden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Burak Önvural, şöyle konuştu:

    ”Yeterli taban desteği olmayan sert ayakkabı giyenlerde, obezlerde, hamileler ve menapoz sonrası kadınlarda daha sık görülmektedir. Burada asıl sebep ayak tabanındaki yağ dokusundaki incelmeye bağlı artan yüklenmeye ayak tabanının yangı ile cevap vermesi ve bu durumun uzun süre devam etmesidir. Esas tanı hastanın şikayetleri üzerine yapılan ayrıntılı bir ayak muayenesi sonrası koyulmakla birlikte röntgen ve MRG de tanıda yardımcı olmaktadır. Özellikle röntgende topuk ucunda ayak tabanı fasyasının uzun süreli yangısına bağlı olarak dikene benzer bir çıkıntı oluşumu bu hastalık için tipik olmakla birlikte özellikle başlangıç evresinde bu olmadan da hastalık olabilmektedir. Topuk dikeni bu hastalığın sebebi değil sonucudur. MRG özellikle ayak tabanı fasyasındaki yangıyı gösterebilmesi açısından daha değerli olmakla birlikte çoğunlukla ihtiyaç duyulmayan bir tanı yöntemidir.”

    Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Burak Önvural, topuk dikeniyle ilgili tedavi yöntemlerini şöyle açıkladı:

    “Topuk dikeni tedavisinde birçok farklı yöntem olmakla birlikte hiç birinin etkinliği yüzde yüz kanıtlanabilmiş değildir. Yıllardır kullanılagelen ayak tabanı germe egzersizlerinin birçok hastada rahatlama yarattığı ancak devam edilmediği taktirde şikayetlerin tekrar oluştuğu bildirilmiştir. Silikon ya da ortası delik topukluklar birçok ayakkabıcıda dahi bulunabilecek ve sıklıkla kullanılan önlemlerdendir. Aynı şekilde yumuşak ve kalın tabanlı ayakkabıların yararı oldukça fazladır. Ayak tabanına ve oluşan diken üzerine steroid enjeksiyonunun şikayetleri 3 ile 6 ay arası kestiği ancak sonrasında ayak tabanı yağ dokusunda incelmeye ve hastalığın tekrarlamasına sebep olabildiği belirtilmiştir.”

    Önvural, ESWT denilen ultrason dalga tedavisinin hastaların şikayetlerine yönelik kısa süreli yararı olmakla birlikte uzun süreli tedavi edici etkinliğinin tartışmalı olduğunu söyledi. Son yıllarda oldukça popüler olan bir başka yöntemin insanın kendi kanından elde edilen trombositten zengin plazmanın(PRP) bu bölgeye enjeksiyonu olduğunu anlatan Önvural, “Bu konuda çalışmalar devam etmektedir. Bu hastalarda özellikle eğer şikayetleri çok fazla ise cerrahi olarak da tedavi yapılabilmektedir ancak çok sık tercih edilmemektedir. Görüldüğü gibi topuk dikeni basit bir hastalık gibi görünse de tedavisi çeşitli olabilmekte ve her hastanın yarar göreceği tedavi yöntemi değişebilmektedir. Önemli olan hastalığın erken evresinde gerekli önlemleri alabilmektir” dedi.