Etiket: Oluşan

  • Denizin üzerinde oluşan hortum korkuttu

    Kastamonu’nun Abana ilçesi sahilinde kıyıya yakın bir noktada oluşan hortum amatör kamera tarafından görüntülendi.

    Kastamonu’nun Abana ilçesi sahilinde oluşan hortum korkuttu. Deniz üzerinde kıyıya çok yakın bir noktada oluşan hortum, Engin Şengür isimli vatandaş tarafından görüntülendi. Görüntülerde vatandaşlar hortumu görmek için evlerinin balkonundan bakarken, rüzgar nedeniyle görüntüyü çeken vatandaşın da ayakta durmakta güçlük çektiği görülüyor.

  • Gözde Oluşan Kırmızılığa Dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, gözde oluşan kırmızılığa dikkat edilmesi gerektiğini belirtti.

    Çocuklarda ya da yetişkinlerde en sık rastlanan göz hastalığının kırmızı göz olduğunu belirten Op. Dr. Şeyda Atabay, “Gözdeki kırmızılığın sebebi konjonktiva tabakasındaki kan damarlarının aşırı derecede genişleyerek belirgin olmasındandır. Konjonktiva tabakası gözün beyaz kısmının üzerinde olan ince zarımsı tabakadır. Normalde çok sayıda kan damarı taşısa da damarların çok ince olmasından dolayı damarlar belli değildir ve tabaka beyazımsı gözükür. Ancak herhangi bir nedenle damarlar daha belirgin hale geldiğinde kırmızı renge bürünmektedir” diye konuştu.

    Kırmızı göz hastalığının en sık sebebinin enfeksiyonlar olduğunu dile getiren Atabay, “Bakterilere bağlı oluşan enfeksiyonlarda ek olarak sekresyon oluşarak hastada çapaklanma olmaktadır. Hastalığın en masum olanıdır. Viral etkenlere bağlı oluşan enfeksiyonlar en kırmızı, hatta kanama odakları oluşturan hastalıktır. Çok bulaşıcıdır. Uzun süreli olabilir, kornea tutulumlarına neden olabilmektedir. Göz kornea tabakası hastalıklarından biri olan kornea ülseri ise oldukça önemli olan ve gözde lekeler oluşturarak görmede azalmalara neden olan bir hastalıktır. Allerik konjonktivitler ile özellikle göze kaşıma sonrasında belirgin kanlanma odakları olmaktadır. Göz travmaları diğer bir kırmızı göz nedenidir. Göz konjonkivasında travmaya bağlı kanama, yırtılma nedeniyle olabilmektedir. Ameliyat ile tedavi gerektirebilir. Kendiliğinden olan ve genelde hastanın farkında olmadığı, çevresindekilerin uyardığı kırmızı göz nedeni subkonjonktival hemoraji olarak adlandırılır. Genelde hipertansiyon sebebiyle olmaktadır. Hastalar için uyarıcıdır. Vücutta zorlanma sebebi ile olmaktadır” diye konuştu.

    Diğer bir önemli kırmızı göz sebebinin ise üveit hastalığı olduğunu söyleyen Op. Dr. Atabay, “Üveit hastalığı gözde belirgin görme kayıplarına neden olabilen immun sistem hastalığıdır. Silyer enjeksiyon dediğimiz farklı bir kırmızı göz hastalığına neden olur ve görme azlığı ile birliktedir. Bunlardan daha başka olarak glokom yani göz tansiyonu gibi, göz kuruluğu gibi pek çok farklı hastalıklar kırmızı göz sebebi olabilmektedir. Her hastalığın tedavisi farklıdır, bir hastalık için verilecek tedavi diğer hastalık için sakıncalı olabilir. Bu nedenle hastalarımızdan telefon veya mail ile kırmızı göz bulgularını bahsetmeleri ile muayene olmadan tanı koymak hatalı veya eksik olabilir. Bu şekilde muayene etmeden tedavi vermek ise doğru değildir. Tüm bu sebepler için kırmızı göz hastalığımız var ise mutlaka en kısa zamanda göz hastalıkları uzmanı muayenesi olmalarını önermekteyiz” şeklinde konuştu.

  • Kalp Damarlarında Oluşan Darlık Kalp Hastalığının En Sık Sebeplerinden

    Özel Koru Ankara Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Ömer Koçak, kalp damarlarında oluşan darlıkların kalp hastalığının en sık sebeplerinden olduğunu belirterek, bu darlıkların direkt olarak görülerek değerlendirilmesi için kullanılan iki tetkik olduğunu, bunların da klasik koroner anjiyografisi ile koroner BT anjiyografi olduğunu söyledi.

    Klasik koroner anjiyografinin kalp damarlarının görüntülenmesinde uzun süredir kullanılan bir tetkik olduğunun altını çizen Dr. Ömer Koçak, “Bu incelemede kasık damarından bir kateter teli ile girilir. Bu tel damar içerisinden kalbe kadar ilerletilir ve kalp damarlarına ulaşılır. Damar içerisine x-ışını cihazı ile dışarıdan görülebilir bir boya maddesi verilerek damarın iç yapısı ile darlık gösteren kesimleri değerlendirilir” diye konuştu.

    Tetkikin ortalama 30 dakika sürdüğünü fakat hazırlık ile tetkik sonrası iyileşme süreci de eklendiğinde saatler alabildiğini ifade eden Dr. Koçak, birçok hastanın bu test için tüm gününü hastanede geçirdiğini belirtti.

    Koroner BT anjiyografi tetkikinin ise bilgisayarlı tomografi teknolojisinin gelişmesi ile mümkün hale gelen yeni bir teknik olduğunu söyleyen Dr. Koçak, “Klasik anjiyografide olduğu gibi kasık damarından girilerek kateter teli ile kalbe kadar ilerlenmesine bu tetkikte ihtiyaç yoktur. Ağrısız ve oldukça konforlu bir işlemdir. Kısa bir hazırlık ardından çekim saniyeler içerisinde tamamlanır. Bir saatlik bir öğle molası dahi çoğunlukla bu tetkikin tamamlanması için yeterlidir ve tetkik sonrasında günlük işlerinize hemen geri dönebilirsiniz” dedi.

    Koroner BT anjiyografi çekiminin gerekli olup olmadığının cevabının kardiyoloji uzmanı tarafından verileceğini ifade eden Dr. Koçak, bu tetkikin özellikle ailede korner kalp hastalığı hikayesi, yüksek kolesterol, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, obezite, sigara kullanımı, egzersiz azlığı, sağlıksız beslenme, stres gibi kalp hastalığı açısından risk oluşturan özelliklere sahip kişilerde tercih edildiğini söyledi. Dr. Ömer Koçak sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Temel olarak şu şartlarda koroner BT anjiyografi tetkiki uygun bir seçim olabilir; koroner arter hastalığı açısından risk sahibi olan kimselerde kalp hastalığı açısından şüphe uyandıran belirtiler olması, koşu bandı testinde güvenilir olmayan veya yetersiz sonuç alınması, kalp damarlarında doğumsal anomali şüphesi olması, koroner by-pass cerrahisi geçiren hastalarda değişen damarların değerlendirilmesi.”

    Koroner BT anjiyografi tetkiki için 2 saatlik açlığın yeterli olduğunun altını çizen Dr. Koçak, bu süre içerisinde su içilebileceğini veya kullanılan ilaçların alınabileceğini ifade etti. Dr. Koçak, kahve ve kafein içeren diğer içeceklerinse tetkik esnasında kalp hızını arttırarak görüntülere olumsuz katkı yapacağından tavsiye edilmediğini belirtti. Tetkikin hemen öncesinde hastanın kalp hızına bakılarak gerekli görülürse kalp hızını düşürecek bir ilaç verilebileceğini söyleyen Dr. Ömer Koçak, “İnceleme öncesinde, işlem esnasında verilecek ve damarların görüntülenmesini sağlayacak ilaç için koldan damar yolu açılır. Hasta tomografi cihazının masasına yatırılır ve EKG incelemelerinde olduğu gibi göğüse kalp atımlarının kaydedilmesi için yuvarlak bant şeklindeki yapışkan elektrodlar yerleştirilir” dedi.

    Çekim başlamadan önce teknisyenin hastanın nefesini tutmasını istediğini belirten Dr. Ömer Koçak, “Yaklaşık 10-15 saniye süren bir nefes tutma süresi içerisinde işlem tamamlanır. İşlem sonrasında kolda bulunan damar yolu çıkarılır ve tüm çekim prosedürü tamamlanmış olur. Bu aşamadan sonra yemek yiyebilir, araba kullanabilir ve günlük aktivitelerinize normal şekilde devam edebilirsiniz” diye konuştu.

    Tetkik esnasında alınan görüntülerin bu inceleme için özel yazılımlarla donatılmış bilgisayarlara aktarıldığını anlatan Radyoloji Uzmanı Dr. Koçak, “Radyoloji uzman doktorları bu bilgisayarlardaki görüntüler üzerinden kalbinizin ve kalp damarlarınızın iki boyutlu haritalarını ve üç boyutlu görüntülerini oluşturur. Kalp damarlarının çizimleri yapılarak damar duvarlarındaki plaklar ve darlıklar kaydedilir. Oluşturulan üç boyutlu kalp çizimlerinden kalbin ve damarların anatomileri ve varsa anatomik anormallikleri değerlendirilir. Ek olarak kalbin hareketli videoları oluşturularak kasılma esnasındaki kalp kası hareketleri yorumlanır ve kalbin pompalama fonksiyonlarına ait değerler hesaplanarak kaydedilir” diyerek sürecin önemli noktalarından bahsetti.

    Dr. Ömer Koçak, radyoloji uzman doktoru tarafından oluşturulan detaylı raporun iki ve üç boyutlu görüntüler ile birlikte dosyalanarak hastaya teslim edildiğini ifade etti. Özel Koru Ankara Hastanesi’nde rutin olarak çekilen ve değerlendirilen bu tetkik için radyoloji kliniğinde mevcut bilgisayarlı tomografi cihazının kullanıldığını ifade eden Dr. Koçak, hastaların tetkik öncesinde ve tetkik esnasında sakin olmasının kalp hızını etkilediğini ve tetkik kalitesine direkt olarak etki ettiğini belirtti. Bu sebeple de klinikte tetkik öncesi dinlenmek için özel hazırlık odalarının bulunduğunun altını çizen Dr. Ömer Koçak, “Standartların üzerinde bir genişliğe sahip BT çekim odamız, aydınlatması da dahil olmak üzere bu tarz tetkikler için özel olarak tasarlanmıştır” dedi.

  • Normal Doğumda Oluşan Sancılara Dikkat

    Kadın Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay, kadının hayatı boyunca hissettiği en şiddetli ağrılardan birinin normal doğumda yaşayacağı sancılar olduğunu söyledi.

    “Op.Dr. Aslı Alay, “Aynı zamanda doğum en özel, en güzel ve tarifi imkansız bir sevgi olan bebeğe kavuşmadır. Bu özel anı sadece güzellikleriyle hatırlamak her kadının hakkıdır. İşte bu sancıyı azaltmak için birtakım ilaçlar ve anestezi yöntemleri kullanılmakla beraber kadına ruhsal desteğin önemi de çok büyüktür. Doğumda anesteziye ilk olarak İngiliz kraliçesi Victorya’nın doğum ağrılarını azaltmak için başvurulmuştur. Günümüz şartlarında anestezinin güvenilirliği ve ulaşılabilirliği artması doğumda yaygın olarak kullanmamızı sağlamıştır. Doğum fiziksel ve psikolojik yönden stresli olup korku ve endişen veren bir süreçtir. Doğum sırasındaki ağrının tedavisi annenin stresini azaltmakta, sancılarla baş edebilmesini sağlamakta ve bu da bebeğin sağlıklı bir şekilde çıkmasına yardım etmektedir. Amerikan obstetrik ve jinekoloji derneği doğum ağrılarının giderilmesini, doğum sırasında kullanılacak en iyi ağrı giderici yöntem olarakda epidural analjeziyi önermektedir.” diye konuştu.

    Op.Dr. Aslı Alay, epidural uygulama hakkında şu bilgileri verdi:

    “Hasta oturur pozisyonda gerekli steril şartları sağladıktan sonra yapılır. Bel bölgesine ağrı hissinin engellenmesi için bir kateter yardımı ile ilaç verilir. Bu katater sayesinde verilen ilaç ile doğum sancıları ağrı olarak hissedilmez, anne adayı baskı hissi tanımlar. İşlem anestezi doktoru tarafından gerçekleştirilir. Epidural anastezinin yan etkileri bulantı, kusma, titreme, kaşıntı ve sırt ağrısı olup oldukça nadir görülür. İşlem sırasında kullanılan iğne ve katater omuriliğe zarar vermez, herhangi bir sakatlık yapmaz. Çünkü ilaç omuriliği çevreleyen zarların dışına yapılır. Epidural analjezi uygulama zamanı sancıların aktif ve düzenli bir şekilde başladığı ve buna rahim ağzı açıklığının eşlik ettiği dönemde yapılır. Epidural uygulama sonrasında etki 15-20 dakika sonra başlar. Anne adayı aktif bir şekilde hareket edebilir, yürüyebilir, oturabilir, doğum eylemi sırasında ıkınabilir. Bu yöntemin bebeğe bir zararı yoktur.Fetüse ilaç geçişi olmaz. Doğum sonrasında ise katater çekilir. Epidural analjezi kanama riski , düşük tansiyon, nörolojik hastalık , bel bölgesinde enfeksiyon, kan sulandırıcı ilaç kullanan, kan pıhtılaşma bozukluğu olan kadınlara uygulanmaz. Bu yöntem sırasında annenin bilincinin açık olması, gebenin doğum eylemine aktif katılımını sağlar. Doğum sırasında anne uyanıktır, bebekle hemen temas kurabilir. Bebeğini emzirebilir. Anne ağrı hissetmediği için doğumun son evresi olan plesantanın çıkışı, kanama kontrolü, gerekli ise vajinanın onarılması rahatça yapılır. Epidural anestezi sezaryan doğum oranını artırmaz. Aksine anneyi rahatlattığı için stres hormonlarının salınımını engeller. Doğum ağrılarını belirgin şekilde azaltır. Normal doğumda biz hekimlerin günümüz şartlarında kullandığı güvenilir bir yöntemdir.”

  • Ham Maddelerden Oluşan Sıra Dışı Sergi Sdkm’de Açıldı

    Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İzmit Kaymakamlığı’nın desteklediği Doğal Ürünler Tasarım sergisi dün Süleyman Demirel Kültür Merkezinde (SDKM) açıldı.

    Açılışa İzmit Kaymakamı Ersin Emiroğlu, İzmit İlçe Milli Eğitim Müdürü Ömer Akmanşen, Büyükşehir Belediyesi Kültür Sanat ve Konservatuar Şube Müdürü Hayriye Sözer katıldı.

    İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Ve Arkeoloji Bölümü’nden mezun olan Uğur Soydan’ın atıl olan ürünleri değerlendirerek sanat eserine dönüştürdüğü tablo ve biblolardan oluşan sıra dışı tasarımlar büyük ilgi gördü. Açılışa katılan İzmit Kaymakamı Emiroğlu, “Doğadaki her şeyin dönüştürülerek sanat eserine çevrilebileceğini burada görebiliyoruz’’ dedi.

    Soydan’ın değişik renklerdeki öğütülmüş taş, kum, çakıl, tuz, ağaç, cam, çörek otu, çivit, kimyon gibi doğadaki çeşitli ürünler kullanarak meydana getirdiği 200’e yakın eser beğeniye sunuldu. Sergi Yahya Kaptan Anadolu Lisesi öğrencileri tarafından oldukça ilgi gördü. Doğa ile iç içe olduğumuzu hissettiren bu sergi doğaseverler için 4 gün açık kalacak.