Etiket: Olursunuz”

  • YİK Üyesi Şahin: “Yunanistan’da pişman olur siz de pişman olursunuz”

    YİK Üyesi Şahin: “Yunanistan’da pişman olur siz de pişman olursunuz”

    Yunanistan’la yaşanan Doğu Akdeniz ve Ege kriziyle ilgili açıklamalarda bulunan Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Üyesi Mehmet Ali Şahin, Yunanistan’ı kışkırtıp savaştırmaya çalışan batılı ülkelere “Pişman olursunuz” dedi.

    AK Parti, yeni tip korona virüs (Covid-19) nedeniyle ara verildikten sonra yeniden başlayan 7. Olağan kongrelerine Karabük’ün Safranbolu ilçesinde devam etti. Kongre açılışında konuşan YİK Üyesi Mehmet Ali Şahin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Doğu Akdeniz’deki hamleleri ile mesaj verdiğini belirterek, “Devleti ve milleti ile birlikte bu toprakların gerçek sahibi biziz, havada, karada, denizde de ne hakkımız varsa kimseye 1 milim yedirmeyiz mesajı veriyor. Hem geçmişimize hem cumhuriyete hem de bugüne ve geleceğe sahip çıkıyor” diye konuştu.

    30 Ağustos Zafer Bayramı’nın kutlanmasındaki tartışmalara cevap veren Şahin, “Ana muhalefet partisi hükümeti eleştiriyor. Siz 30 Ağustos’u pandemi nedeniyle törenleri kısıtlıyorsunuz diyor. Söyleyecek başka bir şeyleri yok. 30 Ağustos nasıl kutlanacak yarın hep beraber göreceğiz. Cumhurbaşkanlığı ve devlet nasıl kutlayacak hep birlikte televizyonlardan izleyeceksiniz. Önce Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk kabrinde ziyaret edilecek, anı defterine şükranlar ifade edilecek. Daha sonra Cumhurbaşkanımız külliyede kutlamaları kabul edecek” dedi.

    “Cumhuriyete böyle sahip çıkılır”

    Şahin, külliyedeki törenden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ankara’nın Nallıhan ilçesine giderek Uzay Teknolojileri İleri Teknoloji merkezinin açılışını yapacağını duyurarak, “Birileri 30 Ağustos’u kutluyoruz diye Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘İstikbal Göklerdedir’ cümlesinin yazılı olduğu pankartının altında fotoğraf çektirmeyi kutlamak olarak görüyor ama biz böyle görmüyoruz. Uzayda da hakim olabilmek için ileri teknolojiye sahip tesislere ihtiyacımız var bunun açılışını yapıyoruz diyor cumhurbaşkanımız. Dolayısıyla cumhuriyete böyle sahip çıkılır” ifadelerine yer verdi.

    “Yunanistan konuşmaya yanaşmıyor, yanaşırsa mağlup olacak”

    Avrupa ülkelerinin Ege ve Doğu Akdeniz’de bir hidrokarbon yataklarının bölüşümü ile ilgili bir sancısı olduğunu ifade ederek şunları söyledi:

    “Yunanistan Türkiye’ye diyor ki; Doğu Akdeniz’de hiçbir hakkınız yoktur diyor. Bunu neye dayanarak söylüyor. Kaş ilçesinin karşısında ki yani 2 kilometre mesafede Meis Adası var. İşte burası Girit’in karasularıdır diyor. Deniz Hukuku ve Sözleşmesine göre adaların karasuları olmaz, ana kara parçalarının karasuları olur. Yunanistan bir adalar devleti değil ki. Yunanistan’ın bir ana karası var. Dolayısıyla siz bu adaları kastederek Türkiye, Antalya körfezinden dışarı çıkamaz diyemezsiniz. Bunun uluslararası mahkemelere intikal etmiş başka ülkelerle ilgili sayıca örnekleri vardır. Yunanistan bunları oturup konuşmaya yanaşmıyor, yanaşırsa mağlup olacak.”

    “Yunanistan’da pişman olur siz de pişman olursunuz”

    Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Avrupa Birliği’nin Yunanistan’a destek vermesi gerektiğine dair açıklamalarına da değinen Şahin, “Şaşırdık mı? Hayır. 98 yıl önce de siz Yunanistan’a destek vermiştiniz. O da Ankara’ya kadar gelmişti ve cevabını aldı. Dumlupınar’da başardığımız Meydan Muharebesi ile Yunanistan’ı Ege Denizi’ne gömmeyi ecdadımız başarmıştır. Dolayısıyla şimdi dünden çok daha güçlüyüz. Şimdi ayakları üzerinde sağlam duran kendi ihtiyacını kendi karşılayan bir Türkiye haline geldik. Savunma sanayimizin yerlilik oranı yüzde 24 idi. Şimdi yüzde 80’lere çıktı. İnşallah bu yüzde 100’lere ulaşacak kendimize güveniyoruz O nedenle biraz önce söylediğimiz gibi Cumhurbaşkanımız devletimiz ve milletimiz adına o mesajları veriyor, vermeye devam edecektir. Nedir o mesaj? Doğu Akdeniz’de sınırı olan tüm ülkeler gelip oturun. Eğer burada hidrokarbon kaynakları varsa, doğalgaz ve petrol varsa bunu birlikte çıkaralım. Bundan daha makul bir şey olabilir mi? Bu noktaya mutlaka gelecekler. Eğer aksi şey düşünüyorlarsa 98 yıl önce Yunanistan’ı kışkırtıp savaştıran batılılar hiç aklınızdan geçirmeyin, pişman olursunuz. Yunanistan’da pişman olur siz de pişman olursunuz” ifadelerini kullandı.

    Konuşmaların ardından yapılan seçimde Safranbolu İlçe Başkanı yeniden Av. Mehmet Sarı oldu.

  • (Özel Haber) Madde bağımlısı, 112 ekiplerine, “Benim içtiğimi içseniz ölürsünüz” dedi

    Bursa’da, madde bağımlısı bir genç, kendisini tedavi etmek isteyen 112 ekiplerine, “Benim içtiğimi siz içseniz ölürsünüz” dedi.

    Olay, Soğanlı Mahallesi’nde meydana geldi. İsmi öğrenilemeyen bir genç, uyuşturucu kullanarak fenalaştı. Şahsa çevredeki vatandaşlar yardım etmek istedi. Madde bağımlısı, vatandaşların yardımını kabul etmeyince, 112 ve polis ekiplerine haber verildi.

    Olay yerine gelen 112 ekipleri, kriz geçiren şahsa müdahale etmek istedi. Madde bağımlısı genç, “Beni rahat bırakın. Benim içtiğimi içseniz ölürsünüz” diyerek tedaviyi kabul etmedi. Daha sonra kendine gelen şahıs olay yerinden ayrıldı.

  • Çocuğunuzla Savaşırsanız Kaybeden Siz Olursunuz

    Özel Ümit Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şadi İdem, aile içi ilişkilerin çocuk sağlığına etkilerini anlattı. Tedavi sürecinde anne ve babanın rolünü, doğru tedavi için çocukla iletişimin önemini açıklayan Dr. İdem, “Çocuğa hayır demek sorunu çözmez, onunla inatlaşmak size bir şey sağlamaz, bu inatlaşmada ebeveynlerin üstünlüğü söz konusu değil, bunu bir savaşa dönüştürürseniz, kaybeden siz olursunuz” dedi.

    Hasta çocukların evlerindeki durum hakkında bilgi veren Dr. İdem, “Hastanın olduğu bir evde stres vardır, evdeki herkes bir şekilde bu hastalıktan ve stresli durumdan payını alır. Anne ve baba çocuğuna bakamamanın getirdiği psikolojik stresi “yetersiz ebeyenler olma halini” yaşarlar. Kendilerini suçlarlar. Bu ruh hali aile içindeki ilişkilere sirayet eder. Anneanneler, babaanneler, anneler ve babalar birbiriyle tartışabilir, büyükler anne ve babayı eleştirebilir, dolayısıyla gergin bir ortam oluşabilir. İşler yolunda gidiyorsa sorun olmaz genelde. İşler kontrolden çıktığında evde sorunlar baş göstermeye başlayabilir. Böyle stresli durumlarda işin çözümü basit aslında: herkes kendi çocuğuna bakacak. Yani anne kendi çocuğuna anneanne ya da babaanne de kendi çocuğuna bakacak, yani anne ya da babaya. İş bölümü böyle yapılırsa huzur sağlanır. Ancak genellikle bizde herkes çocuğa odaklandığı için psikolojik baskı, ev içi stres herkesi etkiliyor. Ne yazık ki böylesi aile ortamı da çocuğu ciddi oranda kötü etkiliyor ve tedaviyi geciktiriyor. Stresin insan sağlığı açısından en büyük düşman olduğu söylenebilir. Bir insanın immün (bağışıklık) sistemini daha sağlıklı tutmasının yolu daha az stresli bir yaşamdan geçiyor. Evdeki herkes aynı şeyi istiyor aslında, çocuğun iyileşmesini. Ancak kişilerin içine düştüğü yetersizlik kaygısı aile içindekilerin birbirini suçlamasına neden oluyor, bu da işi daha çıkılmaz hale sokuyor”dedi.

    ONLARIN DUYGULARINI KİŞİLİKLERİNİ KESİNLİKLE KABUL EDECEKSİNİZ

    Konuşmasında, çocuklara nasıl davranacağız? sorusunun cevabını veren Özel Ümit Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şadi İdem, “Birincisi; onların duygularını kişiliklerini kesinlikle kabul edeceksiniz, saygı göstereceksiniz. Peki her dediğini yapacak mıyız, elbette hayır. Çocuğumuzu eleştireceğiz, ancak bunu yaparken onun kişiliğini değil, davranışlarını eleştireceğiz. Onun kişiliğine, bedensel ve ruhsal bütünlüğüne saygı göstermek, her ne olursa olsun onu koruma altına almak, dokunulmaz kılmak çok önemlidir. Ancak yanlış yaptığı şeyleri de yani davranışlarını da eleştirmek önemlidir. Ama ne yazık ki bizler davranışları eleştirmiyoruz, “Sen aptalsın zaten, geri zekalısın. bir türlü anlamıyorsun, hep böyle birisin” diyerek, onun kişiliğine saldırıyoruz. Oysa ki; çocuğumuz herhangi bir duygusunu ifade ettiğinde, bu öfke, kızgınlık, korku, üzüntü olabilir, “hayır korkmana gerek yok, korkacak ne var”, “burada üzülecek ne var” gibi konuşmalar yanlıştır. Zira bunları söyleyerek aslında çocukların duygularını yok saymış oluyoruz. İlk olarak onun duygularını kabul etmeliyiz. Örneğin çocuğunuz okulda arkadaşını her hangi bir nedenle itmiş yada ona vurmuş olsun. Konuştuğunuzda ona çok kızdım o yüzden ona vurdum dediğinde “evet senin kızmanı anlıyorum, ancak birine kızmak onu vurmanı haklı çıkarmaz, bu davranışın doğru değil” şeklinde konuşmak daha uygun olur. Böylece ona davranışının doğru olmadığını anlatmış oluruz. Hislerini inkar etmesini değil. O zaman bir yandan çocuğun benliğine ve hislerine saygı duymuş oluyorsunuz ve koşulsuz bir sevgi gösteriyorsunuz, öte yandan davranışını eleştiriyorsunuz. Diğer yandan çocuğumuzun her yaptığını onaylandığımızda da şımarık çocuklarımız ortaya çıkıyor” şeklinde konuştu.

    Genellikle 2-2.5 yaş civarında çocukların inatlaşma dönemine girdiklerini hatırlatan Dr. Şadi İdem, “Bu dönemdeki bir çocuğa “hayır” demek sorunu çözmez. Onunla inatlaşmak size bir şey sağlamaz. Bu inatlaşmada ebeveynlerin çok çaresiz kaldıklarına tanık oluyoruz çoğu kez. Bunu bir savaşa dönüştürürseniz, kaybeden siz olursunuz. Zira bir çocukla inatlaşmada ebeveynlerin herhangi bir üstünlüğü yoktur. Böyle zor dönemlerde çocukların dikkati çabuk dağılır. Ona mümkün olduğunca hayır demeden daha çok ilgi duyabileceği başka bir alternatif geliştirmek ya da onun dikkatini dağıtmak daha yerinde bir çözüm olabilir” diye belirtti.

  • “İşinizi Aşk İçin, Toplum İçin Yapınca Marka Olursunuz”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi öğrencileriyle bir araya gelen Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, “İşinizi aşk için, toplum için yapınca marka olursunuz” dedi.

    Timur, marka olmanın ve inşaat sektöründe başarıya ulaşmanın sırlarını gençlerle paylaştı. Girişimci gençlere tavsiyelerde bulunan Timur, “Gençlerin mutlaka davaları olsun. Mücadele, para ve başarı için olmaz. Mücadeleyi dünya için, başkaları ve çevrelerindeki sorunlar için yapsınlar” dedi.

    “NEF İNSAN İHTİYAÇLARI İÇİN ÜRETİLDİ”

    Markalaşmadaki ana unsur ihtiyaç odaklı olmak diyen Nef İcra Kurulu Başkanı Erden Timur, “Kapitalizmin temelinde duyguya çok yer vermeme yatıyor, duygusuzluk değil tabii strateji için duygu var. Bizim Nef’de marka olmamızı sağlayan iki unsurdan birincisi; sadece duygu için duygu değil, aşk ile yapmak da değil aşk için yapmak tabirini kullanıyoruz. İkincisi sadece insanın ve insan ihtiyaçlarının temel alındığı işler yapıyoruz. İnovasyonlarımızın, 19 tane patentimizin olmasının ve faydalı modelimizin sebebi budur. Dünyada farklı lokasyonlarda iş yapıyor olmamızın sebebi de budur. Nef tamamen insanın temel ihtiyaçları için üretilmiş bir markadır. O yüzden hem Türkiye’de hem de bambaşka bir kültürde olan Amerika’da iş yapıyoruz. Ana sebebimiz koca bir şirket yapalım diye olmadı o yüzden beşinci senesinde Türkiye’nin pazar lideri bir şirket olduk,aşk için yapınca oluyor” ifadelerini kullandı.

    “GENÇ YAŞTA MİLYONLAR KAZANIN AMA KAZANDIĞINIZ MİLYONLARI UMURSAMAYIN”

    “Girişimci gençlerin mutlaka davaları olsun mücadele salt para,başarı için olamaz” diyen Timur, açıklamalarına şöyle devam etti: “Mücadeleniz dünya için, başkaları için veya çevrenizdekilerin sorunlarına çözüm bulmak için olsun Başarının sırrı kendinden vazgeçebilmektir, kendini düşünerek varacağınız noktayla, dünyayı düşünerek varacağınız nokta elbette ki bir olmayacaktır. Dünyayı düşünün ama para kazanmak veya kariyerinizde yükselmek için de değil de, gerçekten dünyanın ihtiyacı olduğu için düşünün. Hepiniz genç yaşta milyonlar kazanmak isteyebilirsiniz ancak esas olan milyon kazanmayı amaç edinmeden insanın derdine çözüm bulmak için çalışmaktır. Odağınıza insanı alıp böyle düşündüğünüzde ancak o haya ettiğiniz milyonları kazanabilirsiniz.”