Etiket: Olurdu”

  • Can Cangök: “İlk golü biz atsaydık farklı olurdu”

    TFF 1. Lig’in 7. haftasında Balıkesirspor’un kendi sahasında Sivasspor ile 1-1 berabere kaldığı maç sonrası açıklama yapan Balıkesirspor Teknik Direktörü Can Cangök, “İlk golü biz atsaydık durum farklı olurdu” dedi.

    Balıkesirspor – Sivasspor maçı sonrası değerlendirmede bulunan Balıkesirspor Teknik Direktörü Can Cangök, maçın Balıkesirspor açısından çok iyi geçtiğini belirterek, “Karşımızda Süper Lig tecrübesi olan bir takım vardı. İyi bir kadroları var hiç bir ekonomik sorunu olmayan bir takıma karşı gardımızı düşürmeden oynamaya çalıştık. İlk devrede 15- 20 dakikalık bölümün haricinde topu yere indirerek biz de çok iyi bir takım olduğumuzu daha iyi gördük. Daha iyi pas yapan bir takım olduğumuzu gördük. Bunun neticesinde oyunun 2. yarısında dahil bir kaç pozisyonunda haricinde oyunun üstünlüğü etkinliği her yönden bizdeydi. Arkadaşlara sürekli pas yapmamız gerektiğini söyledim. Geriden dan dun toplarla çıkarsa geriye daha çok koçmak zorunda kalacağımızı, bunun da takımımıza negatife dönüşü olacağını söyledim. Ellerinden geldiğince daha iyi top oynadı takımımız. Zaman zaman çok zor durumlara da düşürdük onları. Golü biz atsaydık biz öne geçseydik bu oyunu daha farklı bir duruma getirirdik. Bütün olumsuzluklara rağmen takımımızın oynadığı oyundan arkadaşlarımızın gösterdiği karakterden çok memnunum” dedi.

  • Kafkas: “Hangi taraf kazanırsa yazık olurdu”

    Akhisar Belediyespor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas, Gençlerbirliği maçı sonrası yaptığı değerlendirmede, “Hangi taraf kazanırsa yazık olurdu. Maçın hakkı beraberlikti. İki takım da üstünlük kuramadı” dedi.

    Spor Toto Süper Lig’in 6. haftasında Akhisar Belediyespor sahasında ağırladığı Gençlerbirliği ile 0-0 berabere kaldı. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Akhisar Belediyespor Teknik Direktörü Tolunay Kafkas, “Oyunun genelini değerlendirecek olursak, Gençlerbirliğ takımının yaptığı savunmaya karşı hücum organizasyonları denemeye çalıştık. Özellikle kenar oyuncularının içeride top alıp kenar beklerini biraz arkaya kaçırmak yarattığımız boş alana da Mugdat’ı sokmak istiyorduk. Çok fazla başarılı olamadık. Verkaçlar yapmamız gerekiyordu. Maalesef biraz kaliteyle ilgili. Maçın 90 dakikasını şöyle değerlendirmemiz gerekiyor; hangi taraf kazanırsa yazık olurdu. Maçın hakkı beraberlikti. İki takım da üstünlük kuramadı. Özellikle organize olan savunmaları aşmak için biraz kaliteye ihtiyaç duyuluyor. Bizim kendi içimiz de bir de kenar oyuncularımızın kenar özelliklerinin olmamasından dolayı bir takım sıkıntılar yaşıyoruz. Devreye kadar böyle gidip, devre arasında 2 tane kenar oyuncusu alabiliriz. Kulübümüzün uygun durumu olursa” dedi.

    Oynayacakları Trabzonspor maçı için de konuşan Kafkas, “Trabzonspor maçı da bizim için herhangi maçlardan bir tanesi. Gücümüz var. Gerçekçi olmak lazım. Hem oyunu hem de oyuncuyu geliştirmemiz lazım. Ben bu takımın daha iyi olabileceğini biliyorum. Aksaklıklar olmuş. Bunlar her futbol takımın da olabilir. Fiziksel açıdan da benim istediğim seviyede değil. Bu 15 günlük ara bize daha iyi gelecek. Herkes rahat olsun. Takımımız çok daha iyi yerlere gelecek. Bu süreci atlatınca Akhisarspor takımı, tabanca gibi bir takım olacak” şeklinde konuştu.

    Bir kısım taraftarın istifa sloganları atmasıyla ilgili soruyu yanıtlayan Kafkas, “Böyle şeyler olabilir. Her türlü şeyi söyleyebilirler. Seyirci hep kazanmayı ister” ifadelerini kullandı.

  • AK Partili Turan: “CHP’liler İyi Niyetli Olsalardı Deniz Gezmiş Asılmamış Olurdu”

    AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, Deniz Gezmiş’in idamının o zamanki yasama faaliyetlerine tabi olduğunu belirterek, zabıtlara göre 30’dan fazla CHP’li milletvekilinin ‘evet’ oyu verdiğini, 100’den fazla milletvekilinin ise katılmadığını söyledi. Turan, “CHP’li vekiller, o zamanki vekiller bugünkü arkadaşlar kadar hassas olsalardı, iyi niyetli olsalardı bugün Deniz Gezmiş asılmamış olurdu diye düşünüyorum” dedi.

    TBMM Genel Kurulunda devam eden 2016 Yılı Plan ve Bütçe Komisyonu görüşmelerinde özellikle CHP’li milletvekillerinin Deniz Gezmiş’in doğum yıldönümü nedeniyle yaptıkları konuşmaların ardından söz alan AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, “Çıkan her CHP’li arkadaş Deniz Gezmiş’in doğum gününden yola çıkarak onu anıyorlar, ben de bundan keyif alıyorum. Belki idam edilmeseydi şu an bu sıralarda vekillik yapıyor olacaktı” dedi.

    “BUGÜN DENİZ GEZMİŞ ASILMAMIŞ OLURDU”

    Her darbeden sonra çok ciddi siyasi bedeller ödendiğine dikkat çeken Turan, “Sadece 1960 değil, 1970’ten sonra da, 1980’den sonra da, 28 Şubat’tan sonra da çok ciddi bedel ödendi. Bazen idam oldu, bazen sürülme oldu, bazen başörtüsü oldu ama her darbeden sonra ciddi bedel ödendi fakat şu yanlış anlama olmasın diye, bir algı yanlışı olmasın diye revize etmek istiyorum; Deniz Gezmiş’in idamı biliyorsunuz, yine o zamanki yasama faaliyetlerine tabi. İdam kararını veren mahkeme uygulama bulması açısından o kararın mutlaka Meclisin onayı gerekiyor. O onayın zabıtlarını aldırdım, arkadaşlara verebilirim. O zamanki 30’dan fazla CHP’li milletvekilinin ‘evet’ oyu var, 100’den fazla vekilin de katılmaması, koridora oturması var. Dolayısıyla, CHP’li vekiller, o zamanki vekiller bugünkü arkadaşlar kadar hassas olsalardı, iyi niyetli olsalardı bugün Deniz Gezmiş asılmamış olurdu diye düşünüyorum” diye konuştu.

  • Davutoğlu: “ABD’de El Kaide Barikat Kursa, Ona Karşı Tutumumuz Net Olurdu”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden ile görüşmesi sonrası yaptığı açıklamada, terör örgütü PKK faaliyetlerinin bölge güvenliğini tehdit ettiğini vurgulayarak, “Türkiye nasıl Amerika’da bir kasabada dahi bir El Kaide mevcudiyeti hendek ve barikat kursa ona karşı Türkiye’nin tutumu net olurdu. Biz aynı açık ve net tutumu PKK’yı da terör örgütü gören ABD ve AB üyesi ülkelerden görmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu ve ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, ikili görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Dolmabahçe Başbakanlık Ofisi’nde düzenlenen basın toplantısında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, Türkiye ve Amerika ilişkilerinin soğuk savaş döneminden bu yana ortak stratejik vizyona dayılı olarak yapılandırıldığını ifade etti.

    İki ülke ilişkilerinin kritik dönemlerde önemli roller üstlendiğini söyleyen Davutoğlu, “Soğuk savaş dönemindeki işbirliğimizden sonra, balkanlardaki sorunların çözümünde de, teröre karşı mücadelede de, Afganistan’da da hep aynı perspektiften olayları değerlendirip uluslararası ve bölgesel barışı korumak için birlikte hareket ettik. Türkiye her zaman ABD’yi stratejik ortak olma yanında bir dost ülke ve sadece askeri değil ekonomik bakımından da ortak çıkarların temsil edildiği bir ilişki olarak görmüştür. Sayın Obama’nın ifadesi ile model ortaklık bu anlamda geniş kapsamlı bir ekonomik siyasi stratejik işbirliğini içerir. Bu çerçevede Sayın Biden’ın ziyareti çok kritik bir aşamada, özellikle Suriye ve Irak’ta önemli olayların yaşandığı, Ukrayna’da hepimizi kaygılandıran gelişmelerin yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor. Az önce kapsamlı değerlendirmeler yaptık. Çevremizdeki önemli değişiklere Türkiye ve Amerika’nın ortak bir perspektiften bakması büyük önem taşıyor. Sayın Biden’a dünkü ziyaretinde Sultanahmet’e giderek terör saldırısı sonrasında kayıplar için oraya karanfil bırakması dolayısıyla ve teröre karşı mücadelede gösterdiği dayanışma dolayısıyla teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “DEAŞ, PKK, DHKP-C, NUSRA GİBİ TERÖR ÖRGÜTLERİ ARASINA FARK GÖRMÜYORUZ”

    Türkiye ve ABD’nin teröre karşı ortak tavrına vurgu yapan Başbakan Davutoğlu, “Bugün görüşmemizde teröre karşı ortak bir tavır alma konusunda aynı yaklaşımı benimsediğimizi bir kez daha teyit etti. Türkiye için terör hangi etnik ve kültürel temele dayanmış olursa olsun, hangi ülkeyi hedef almış olursa olsun insanlık suçudur. Biz DEAŞ, PKK, DHKP-C, Nusra gibi terör örgütleri arasında bir fark görmedik, görmüyoruz. Bu çerçevede ABD ile bütün bu terör örgütlerine karşı birlikte davranma konusunda hassasiyetimiz var. Bu çerçevede görüşlerimiz ortak bir temele dayandığını görmekten memnuniyet duyuyoruz” şeklinde konuştu.

    “TÜRKİYE’NİN ULUSAL GÜVENLİK KAYGILARINI NET ŞEKİLDE İFADE ETTİM”

    Terörün sadece tek bir ülkeyi tehdit etmediğini belirten Davutoğlu, “Çevre ülkelerdeki gelişmeler de terörü tetikleyen sonuçlar doğuruyor. Bugün de haritalar üzerinde tek tek bütün kritik bölgeleri ele aldık. Türkiye olarak bizim ulusal güvenlik kaygılarımızı net şekilde ifade ettim. Türkiye sınırları boyunca Irak ve Suriye’de bir devlet otoritesi maalesef yok. Suriye’de Türkiye aynı anda 3 risk unsurunu birlikte tehdit olarak görmekte. Birincisi rejim ki barbarca yöntemleriyle mülteci akınlarına sebebiyet vermiştir. İkincisi DEAŞ, yine barbarca terör eylemleri ile insanlık suçu işlemiştir. Üçüncüsü YGP, o da aynı şekilde kontrol ettiği bölgelerde Arap, Türkmenleri ve kendi gibi düşünmeyen Kürtleri tam bir etnik temizlik mantığı ile temizlemeye kalkmış ve Türkiye içinde teröre destek olacak faaliyetlerde bulunmuştur. Biz bu üç unsuru da tehdit olarak görüyor ve bu üç unsura karşı gerektiğinde her türlü adım atmak konusunda kararlı bir tutum sergiliyoruz” ifadelerini kullandı.

    “YPG, PKK’NIN BİR PARÇASIDIR VE PKK’DAN AÇIK ŞEKİLDE DESTEK ALMAKTADIR”

    Görüşmede Suriye’deki gelişmelerin de ele alındığını anlatan Davutoğlu, şunları söyledi:

    “Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygılarını anlattıktan sonra Suriye’deki geçiş süreci ile ilgili kanaatlerimizi paylaştık. Barış görüşmeleri ile ilgili iki hususu ortak bir zeminde görüyoruz. Birincisi Suriye muhalefetin temsili konusunda hiçbir belirsizlik olmaması. Türkiye olarak biz muhalefet safında net olarak sadece meşru Suriye muhalefetinin olması önemlidir. Yine bu görüşmeler sürerken insanlık suçunun işlendiği ve kuşatmalar altında insanların aç ve susuz bırakıldığı yöntemlere karşı da aynı insani yaklaşımı sergiliyoruz. Türkiye ile Amerika, Suriye konusunda eskiden beri istişarelerde bulunagelmiştir. Türkiye’nin hedefi, sınırlarımızdaki bütün DEAŞ unsurlarının temizlenmesidir. Sınırlarımızda DEAŞ unsuru kesinlikle görmek istemiyoruz. Son günlerde Suriye muhalefetinin DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadele Türkiye ve Amerika olarak desteklenen mücadeledir. Ancak yine Rusya hava operasyonlarının bu mücadeleyi sekteye uğratmaması konusunda da ortak kaygılarımızı paylaştık. Sınırımızda ne DEAŞ, ne PKK ne de rejim unsurlarını görmek istemiyoruz. Burada Türkiye olarak önem verdiğimiz husus YPG, PKK’nın bir parçasıdır ve PKK’dan açık şekilde destek almaktadır. Aynı şeklide özellikle Suriye- Türkiye sınırı hassasiyeti dolayısıyla doğrudan sınıra komşu ilçelerde Suriye’den Türkiye’ye dönük her türlü terörist sızmasını, silah aktarımını doğrudan Türkiye’ye dönük düşmanca bir tavır olarak gördüğümüzü paylaştım.”

    “IRAK’TA BULUNUŞUMUZUN TEK HEDEFİ DEAŞ’IN MUSUL’DAN UZAKLAŞTIRILMASI”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Irak’taki Başika kampı konusundaki görüşlerini de Biden’a ilettiğine dikkat çekerek, “Irak’ta PKK’nın mevcudiyeti, Türkiye’nin Irak’ta PKK ve DEAŞ’a karşı etkin bir mücadelede yer almasını gerekli kılmaktadır. Sayın Biden geçtiğimiz yıl geldiğinde de Türkiye DEAŞ’a karşı mücadeleye aktif destek vermesi gerektiği üzerinde durmuştuk. Biz bu aktif desteği göstermek için Musul’un kurtarılması yönünde bir eğitim kampı kurmuştuk. Bunun Irak hükümeti tarafından yanlış yorumlanmasını doğrusu uluslararası koalisyonun DEAŞ’a karşı yürüttüğü mücadele bağlamında da doğru görmüyoruz. Türkiye orada Irak’ın egemenliğine saygı çerçevesinde bulunmaktadır. Orada bulunuşumuzun tek hedefi DEAŞ’ın Musul’dan uzaklaştırılması. Bu konuda ABD ile perspektifimiz aynıdır. DEAŞ’ın Irak ve Suriye’deki etkisi kırılana kadar, Irak ve Suriye’de halkı desteğine sahip meşru güçlerin kontrolü sağlamasına kadar bu mücadelede birlikte çalışmaya devam edeceğiz” dedi.

    “ABD’DE BİR KASABADA EL KAİDE BARİKAT KURSA, ONA KARŞI TUTUMUMUZ NET OLURDU”

    Biden’a Türkiye içerisinde yürütülen terörle mücadele çalışmaları konusunda da bilgi verdiğini anlatan Davutoğlu, “Türkiye 2013’te çözüm sürecini başlatma suretiyle tek bir şey hedef edinmiştir. O da silahlı bütün güçler Türkiye’den çıkması. Güvenlik güçleri dışında hiç bir silahlı gücün bulunmaması. Dost ve müttefik hiçbir ülkenin eminim kendi sınırları içinde meşru halka hesap veren hükümetin kontrolündeki güçler dışında hiçbir gücün bir şehri mayınlarla döşemesine, hendek ve barikatlar kurmasını kabul edebileceğini düşünmüyorum. Türkiye nasıl Amerika’da bir kasabada dahi bir El Kaide mevcudiyeti hendek ve barikat kursa ona karşı Türkiye’nin tutumu net olurdu. Biz aynı açık ve net tutumu PKK’yı da terör örgütü gören ABD ve AB üyesi ülkelerden görmekten memnuniyet duyuyoruz. Sayın Biden’ın dünkü görüşmeleri tabii Türkiye demokratik bir ülke. Dostlarımız, müttefiklerimiz geldiğinde tabii herkesle görüşmeler yapar ve her görüşü dinler. Bu konuda kendilerinin temaslarında olağanüstülük görmüyoruz ama beklentimiz şudur ki resmi bütün olarak görmek. Tek bir boyut ile değil bütün boyutları ile resmi görmek. Kendisi ile terörle mücadelemiz konusunda bütün perspektifi boyutlarıyla ve PKK’nın terör faaliyetlerinin bölge güvenliğini de tehdit ettiği konusundaki kanaatlerimizi paylaştık. Dostça bir görüşme cereyan etti. Türkiye’nin ulusal güvenlik kaygıları bellidir. ABD’nin bu kaygıları doğru anlaması bizim için önemlidir. PKK bizim için DEAŞ gibi bir terör örgütüdür. YPG, PKK ile olan doğrudan özdeşliği dolayısıyla Suriye’de Türkiye için gittikçe artan bir tehdit haline dönüşmektedir. Türkiye içinde de teröre karşı verdiğimiz mücadele son silahlı unsur Türkiye’yi terk edene kadar sürecektir. Aynı zamanda Türkiye’de demokratik hukuk devleti kuralları özenle korunacaktır” ifadelerini kullandı.

  • Doğan: “Alparslan Türkeş Yaşasaydı Oğlu Gibi AK Parti’de Olurdu”

    MHP’de siyaset yapan 91 yaşındaki Bekir Doğan, “Eğer Türkeş sağ olsaydı, oğlu Tuğrul Türkeş gibi AK Partili olurdu” dedi.

    Kadıköy’de 1965-1982 yılları arasında yıllarca MHP Kadıköy İlçe Başkanlığı yapan Bekir Doğan, siyasi gündemi değerlendirdi.

    BİNDİĞİNİZ DALI KESİYORSUNUZ”

    Siyasi yaşamı esnasında rahmetli Alparslan Türkeş ile yaşadığı anılarından bahseden Bekir Doğan, “Sohbet ederdik, anılarımız var. Bu masada yemek yerken bir soru sordum kendisine. ‘Başbuğum Kıbrıs çıkarması oluyor, rahmetli Erbakan ve Ecevit’in beraberliğinde, bizim dedim siyasetimiz ne olacak. Bekir Bey dedi. Karaoğlan’ın yanındayız’ dedi. Kulakları duysun Bahçeli’nin, buradan kendisine ithaf ediyorum. Sabit fikirliliğin, çıkmazın, çekememezliğin lüzumu yok” dedi.

    Liderin liderliğini yapması gerektiğini anlatan Doğan, şöyle konuştu: “Türk milletine sesleniyorum. Kendinize gelin. Bindiğiniz dalı kesiyorsunuz. Düşeceksiniz, elinizden tutan olmayacak. Sizi kaldıran olmayacak. Daha tepeleyecekler. Bunun bilinci içerisinde hareket edin. Bir kişiye kin ederek, bir memleketi yok etmeye hiçbirinizin hakkı yok. Siyasetin de bir namusu, siyasetin de bir şerefi, siyasetin de bir ilkesi vardır.”

    AK Parti’nin yaptığı icraatları takdirle karşıladığını ifade eden Bekir Doğan, şunları söyledi: “Türkiye dün bir paket sana yağına muhtaçken, 2 litre benzin için 3 gün nöbet bekliyorken, bugün yer altından 150 senelik hayaller, rüyalar tahakkuk etmişse, deniz üzerinden, deniz altından yollar, hava meydanları yapılabiliyorsa, ekonomimiz ayakta duruyorsa, sanayimiz gelişmiş ise, Avrupa ülkeleri perişan haldeyken, Türkiye kendi yağı ile kavruluyorken bir de 17 devlete elini uzatıp ta Somali’deki insanlara gidip su kuyusu kazıyor ise, burada benim bir vatandaş olarak iftihar etmem ve takdir etmem, sevinmem  ve onu desteklemem gerekiyor. Ben bunlar yapıldığı için Allah uzun ömür versin diyorum. Bir Ahmet Davutoğlu, bir Tayyip Erdoğan, bunlara kin ederek bir millet yok olmasın. Yüce Mevlam akıl fikir versin.”

    Alparslan Türkeş’in ülkenin çıkarları söz konusu olduğunda siyaseti bir kenara bıraktığını dile getiren Bekir Doğan, “Türkeş sağ olsaydı, oğlu Tuğrul Türkeş gibi AK Partili olurdu. Ben öyle biliyorum. Çünkü bütün hareketleri vatanseverliktir. Nerede bir kriz, nerede bir eksiklik olursa Türkeş onu orada yamar hallederdi. Öyle bir güce, öyle bir zekaya sahip bir adamdı. Bambaşka bir liderdi” ifadelerini kullandı.