Etiket: olur

  • Diş ETİ Problemleri Diş Kaybına Neden Olur

    İSTANBUL (İHA) – Dt. A. Doğan Bircan, diş eti problemlerinin diş kaybına neden olduğunu belirtti.

    Dişlerin düzgün temizlenmediği takdirde, üzerlerinde ve aralarında biriken yiyecek artıkların bakteri ürettiğini söyleyen Dt. A. Doğan Bircan, “Bakteri plağı dediğimiz bu birikintiler, diş çürüklerinin ve diş eti iltihaplarının baş sorumlusu olup, zamanla tükürüğün çökelmesi sonucu diş taşlarını oluştururlar. Bakteri plağının içinde üreyen mikroorganizmalar, şekerli gıdaları parçalayarak asit üretirler. Ve bu asit, dişi küçük bir bölgeden başlayıp giderek büyüyen bir şekilde çürütür. Daha ileri safhalarda çekim kaçınılmaz olabilir. Diş eti iltihabının ilk belirtisi diş etindeki kanamalardır. Diş etlerinde renk, şekil bozuklukları ve ağız kokusu ile kendini daha da belli eder. Diş eti iltihabının neden olduğu diş kayıpları, çürüklerin neden olduğu diş kayıplarından çok daha fazladır. Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, sağlıklı diş eti açık pembe renktedir. Dişe ve kemiğe sıkıca yapışmış olup, portakal kabuğuna benzer parlak – pütürlü bir görünümü vardır” dedi.

    DİŞ ETİ HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?

    Dt. A. Doğan Bircan, diş eti hastalıklarının ilk ve en önemli belirtisinin diş eti kanaması olduğunu anlatarak, “Sağlıklı diş eti kanamaz. Diş etlerinde şişmeler, kızarmalar oluyorsa, diş etlerinde çekilmeler ve açığa çıkan kök yüzeylerinde oluşan hassasiyet oluşuyorsa, diş eti kenarlarında veya dişler arasında, diş taşlarına bağlı olarak oluşan siyah alanlar görülüyorsa, diş ile diş eti arasından iltihap geliyorsa, dişlerde sallanmalar, uzamalar ve dişler arasında açılmalar oluyorsa, ağızda sürekli bir kötü koku ve kötü tat hissi var ise geç kalmadan bir diş hekimine muayene olunması gerekmektedir” diye konuştu.

    DİŞ ETİ HASTALIĞINA NELER SEBEP OLUR?

    “Diş eti hastalığının temel nedeni bakteri plağı denen dişe sıkıca tutunan, yapışkan saydam bir tabakadır” diyen Dt. A. Doğan Bircan, “Tırnağınızla dişinizin üzerini kazıyarak plağı fark edebilirsiniz. Plağın bir miligramında 200 ile 500 milyon arasında bakteri bulunur. Bunun yanı sıra genetik faktörler, sigara kullanımı, ilaç kullanımı, hormonel değişiklikler, stres, diş sıkmak ve gıcırdatmak, kötü beslenme, şeker hastalığı ve uyumsuz yapılmış protezler de diş eti hastalıklarının başlıca sebepleri arasında sayılmaktadır. Bakteri plağı kaldırılmazsa sertleşir ve diş taşı ya da tartar olarak isimlendirilen birikintiler oluşur. Plaktaki bakteriler tarafından üretilen toksinler diş etlerine zarar verir. Toksinler diş etlerinin etrafındaki destek dokularını yıkar, dişlerden uzaklaşır, oluşan periodontal ceplerde daha fazla bakteri plağı birikir. Periodontal hastalık geliştikçe cepler daha da derinleşir. Bakteri plağı dişlerin açığa çıkmış kök yüzeylerine yapışır. Dişlerin kemik desteği yok olur ve tedavi edilmeyen dişler sallanmaya başlar ve sonunda çekilir.

    Periodontal hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynayabilirsiniz. Yaşam boyu dişlerinizi ağızda tutmak için bakteri plağının, diş fırçalaması ve diş ipi kullanılması ve kimyasal ajanlarla düzenli olarak her gün, dişlerden uzaklaştırılması gerekmektedir. Yukarıda sayılanlara ek olarak diş hekimine düzenli gidilerek kontrollerin yaptırılması son derece önemlidir. Günlük ağız bakımı diş taşlarının oluşumunu en az seviyede tutmakla beraber tamamen önleyememektedir. Bir diş hekimi tarafından yapılacak diş taşı temizliği; sizlerin diş fırçası, diş ipi ile temizleyemediğiniz bölgelerdeki sertleşmiş diş taşlarının ortamdan uzaklaştırılmasını sağlar. Diş taşlarının kaldırılmasına diş taşı temizliği ismi verilmektedir. Diş hekiminizin sizin özel gereksinimlerinize göre kişisel bir ağız bakım planı yapabilir. Bu programla dişleriniz ile diş etlerinize zarar vermeksizin diş fırçalamayı ve diş ipi kullanmayı uygulayabilirsiniz” dedi.

    Diş hekimini düzenli ziyaret ederek ağız sağlık ürünleri hakkında öneriler alınabileceğini dile getiren Dt. A. Doğan Bircan, “Piyasada pek çok çeşit diş fırçası, diş ipi, ağız gargaraları ve dişler arası temizleyicileri bulunmaktadır. Diş hekiminiz size en uygun olan ürünleri seçmenizde yardımcı olacaktır. Diş eti hastalıklarının erken safhalardaki tedavisi genellikle diş taşı temizliği ve kök yüzeyi düzleştirmesidir. Bu aşamalarda dişlerin etrafındaki ceplerden bakteri birikintileri ve diş taşları uzaklaştırılır ve kök yüzeyleri düzleştirilir. Bu işlemlerle iltihaba neden olan bakteriler ve toksin maddeler ağızdan uzaklaştırılır. Diş eti hastalıklarının erken safhalarında uygulanan bu işlemler genellikle yüz güldürücü sonuçlar için yeterli olmaktadır. Daha ilerlemiş vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Cerrahi müdahalenin amacı; derin ceplerdeki diş taşlarını ve hastalıklı dokuları ortamda uzaklaştırarak iyileşmenin olabilmesi için kök yüzeylerini düzleştirmek ve diş etlerine kolay temizlenebilmesi için şekil vermektir. Tedavilerden sonra periodontal hastalar periyodik olarak görülmelidir. Periodontal tedavi ile elde edilen olumlu sonuçları korumanın tek yolu dişlerin fırçalanması, diş ipi ve bakteri birikintilerini ortamdan uzaklaştıran kimyasal ajanların düzenli olarak kullanılmasıdır. Ve en önemlisi diş hekiminin önerdiği aralıklarla kontrolünüzü yaptırmaktır” ifadelerini kaydetti.

  • Bakan Yılmaz: “Irak’ın İstikrarı Musul’un Deaş’tan Geri Alınmasıyla Mümkün Olur”

    Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Irak ordusunun Musul’da konuşlu 70 bin kişilik kuvvetinin Musul’u DEAŞ’a hiçbir mukavemet göstermeden teslim ettiğini söyledi. Yılmaz, Türkiye’nin Başika kampının güvenliği için yaptığı desteğin, Türkiye’nin Irak’ta varlığından rahatsız olan çevreler tarafından istismar edildiğini anlattı.

    İsmet Yılmaz, Türk askerinin Beşika’da sürdürdüğü askeri eğitim faaliyetleri ve son günlerde yaşanan gelişmelere ilişkin TBMM Genel Kurulunda bilgi verdi. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz, Irak ordusunun Musul’da konuşlu 70 bin kişilik kuvvetinin herhangi bir mukavemet göstermeden Musul’u DEAŞ’a teslim ettiğini belirterek, Irak’ta istikrarın sağlanmasının DEAŞ’ın etkisiz hale getirilmesinden geçtiğini, bunun da ancak öncelikle stratejik öneme sahip Musul’un DEAŞ’tan geri alınmasıyla mümkün olacağını söyledi. DEAŞ taarruzu karşısında neredeyse tümü Şiilerden oluşan Irak ordusunun Sünni bir vilayet olan Musul’u vatan toprağı olarak görmediklerini, Musul’u savunmak için tek kurşun dahi sıkmadıklarını ifade eden Milli Savunma Bakanı Yılmaz, “Tamamen askeri gereklilikten ötürü yapılan bu intikal bazı odakların kışkırtması ve abartılı haberlerin etkisi ile ne yazık ki Irak’taki siyasetin bir aracı haline geldi. Ülkemizin Irak’taki varlığından rahatsız olan çevreler bu durumu istismar etme fırsatını kaçırmadılar.”

    “IRAK CİDDİ BİR BÖLÜNMÜŞLÜK VE İSTİKRARSIZLIK İÇİNDEDİR”

    Savunma politikamızın temel amacının ulusal güvenliğimizi sağlamak olduğunu anlatan Yılmaz, bu doğrultuda Türkiye’nin huzuru ve istikrarı konusunda gerekli her adımın atıldığını kaydetti.

    Son günlerde yaşanan hadiselerin bu çerçevede değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, şunları söyledi:

    “Komşu ülkelerde yaşanan gelişmeler ile Türkiye’nin iç barışı, vatandaşlarımızın güvenliği ve refahı arasında doğrudan bir bağı bulunmaktadır. Bu çerçevede çevremizdeki ülkelerde barış ve istikrarın tesisi için yoğun çaba harcıyoruz. Bu bakımdan Türkiye için en önemli ülkelerden biri Irak’tır. Geçen 30 yıllık sürede Irak’ın yaşadığı her kriz ülkemiz açısından ağır sonuç doğurmuştur. Dolayısıyla Irak’ın barış içinde yaşayan bir ülke haline gelmesi ulusal çıkarlarımızın gereğidir. Ne yazık ki, Irak ciddi bir bölünmüşlük ve istikrarsızlık içindedir. Suriye’de son 4 senede yaşanan sıkıntılar Irak’ta istikrarın tesisi yönündeki çabaları daha da güçleştirmiştir.”

    “IRAK’TA İSTİKRARIN SAĞLANMASI DEAŞ’IN ETKİSİZ HALE GETİRİLMESİNDEN GEÇMEKTEDİR”

    Yılmaz, 4-5 yıl önce çok büyük güç kaybeden Irak El Kaidesinin Suriye’deki kriz ile birlikte yeniden canlandığını belirterek “Bu terörist gurubun içinden neşet eden DEAŞ, Irak’taki etnik, mezhepsel ve siyasi fay hatlarını istismar etmiştir. Neticede ülkemiz, bölgemiz ve uluslararası camia için açık bir tehdit haline gelmiştir. DEAŞ’ın arz ettiği tehdidin temelinde Irak topraklarının üçte birini kontrol altında tutması ve Musul gibi stratejik, ekonomik ve lojistik açıdan kritik öneme haiz bir vilayeti ele geçirmesi yatmaktadır. Irak’ın istikrarın sağlanması DEAŞ’ın etkisiz hale getirilmesinden geçmektedir. Bu da ancak öncelikle stratejik öneme sahip Musul’un DEAŞ’tan geri alınmasıyla mümkündür” diye konuştu.

    “IRAK ORDUSUNUN MUSUL’DA KONUŞLU 70 BİN KİŞİLİK KUVVETİ, HERHANGİ BİR MUKAVEMET GÖSTERMEDEN MUSUL’U DEAŞ’A TESLİM ETTİ”

    Yılmaz, cevabı aranması gereken sorunun “Musul’u kimin, hangi güçlerle, hangi kapasite ile geri alabileceği?” olduğunu belirtti. Bakan Yılmaz, DEAŞ’ın 2014 yaz aylarında dünyayı şaşırtan bir süratle Irak’ın üçte birini kontrolü altına almasının sadece örgütün mensuplarının sahip olduğu deneyim ve ellerindeki muharebe imkanları ile açıklamanın mümkün olmadığını kaydetti.

    Bakan Yılmaz, uluslararası toplumun 2003 yılından bu yana geniş kaynaklar harcayarak Irak ordusunun Musul’da konuşlu 70 bin kişilik kuvvetinin, herhangi bir mukavemet göstermeden Musul’u DEAŞ’a teslim ettiğini söyledi.

    Silah endüstrisinin son teknoloji ürünü Irak ordusunca DEAŞ’ın kontrolüne bırakıldığını anlatan yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “DEAŞ taarruzu karşısında neredeyse tümü Şiilerden oluşan Irak ordusu Sünni bir vilayet olan Musul’u vatan toprağı olarak görmemiş, o toprakları savunmak için tek kurşun dahi sıkmamıştır. Buna mukabil Musul’un yerel halkı, merkezi hükümetin yıllara şamil dışlayıcı ve mezhepçi siyasetinden duyduğu bıkkınlık ve öfke ile DEAŞ’a direniş göstermemiştir. Bir bütün olarak değerlendirildiğinde DEAŞ’ın Musul’daki en önemli nedenlerinden birisi Irak’ta, diğeri grupları dışlayan mezhepçi merkezi yönetimin uygulamalarıdır, eskiden”

    “ULUSAL MUHAFIZLAR YASASI IRAK PARLAMENTOSUNDAN GEÇEMEMEKTEDİR”

    DEAŞ’ın etkisiz hale getirilmesinde yerel halk ve kuvvetlerin güvenilmesi gereken tek grup olduğunu kaydeden Yılmaz, şöyle konuştu:

    “Musul gibi bölgelerde halkın DEAŞ ile mücadeleye katkı vermesinin sağlanması için DEAŞ sonrası dönemin geçmişteki ayrımcılığa benzemeyeceğinin iddia edilmesi şarttır. Bu nedenledir ki, gerek Irak ulusal meclisi gerek Irak hükümeti ulusal muhafızlar fikrinin hayata geçirilmesi için uzun ve sürekli bir yoğun çaba sarf etmektedir. Ancak Irak’ın içinde bulunduğu mevcut durumdan doğrudan sorumlu olan Bağdat’taki bazı çevrelerin sürekli engellemeleri nedeniyle ulusal muhafızlar yasası Irak parlamentosundan geçememektedir”

    “BAŞİKA’DA BUGÜNE KADAR 2 BİN 441 PERSONELİN EĞİTİMİ TAMAMLANDI”

    Türkiye’nin DEAŞ’ın Irak’taki mevcudiyetine karşı yürütülen mücadelede yerel boyutun arz ettiği önem çerçevesinde Musul ulusal muhafız kuvvetinin çekirdeğini oluşturacak gönüllü kuvvetlerin eğitimine 2015 Mart ayında Başika Zelikan Kampında başladığını ifade eden Yılmaz, “Bu destek dönemin Musul Valisi Abdil Nuceyfi’nin çağrısı üzerine ve Irak hükümetinin bilgisi dahilinde hayata geçirilmiştir. Söz konusu kampı Irak Savunma Bakanı El Ubeydi ziyaret etmiş ve memnuniyetini dile getirmiştir. Irak hükümeti sürecin başından bu yana muhtelif seviyelerde gerçekleştirilen görüşmelerde Başika’daki faaliyetlerimiz hakkında bilgilendirilmiştir. ABD makamları ile de Başika’daki çalışmalarımız hakkında malumat verilmiştir. Irak hükümetinin kamuoyunun bilgisine açık şekilde icra edilen eğitim kapsamında Başika’da bugüne kadar 2 bin 441 personelin eğitimi tamamlanmıştır. Bunların bin 40’ı daha üst düzey eğitim almak suretiyle Başika kampında bulunmaktadır. Farklı yerlerde 2 bin 308 peşmergeye eğitim sağlanmıştır. Koalisyona mensup 15 ülke tarafından bugüne kadar 16 bin Iraklıya eğitim verilmiştir. Amerika, Almanya, Avusturalya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, Macaristan, Norveç, Portekiz, Yeni Zelanda orada eğitim veriyor.”

    “ÜLKEMİZİN IRAK’TAKİ VARLIĞINDAN RAHATSIZ OLAN ÇEVRELER BU DURUMU İSTİSMAR ETME FIRSATINI KAÇIRMADI”

    Başika kampına yapılan askeri takviyenin kampta bulunan askerlerin can güvenliğini sağlamak amaçlı olduğunu açıklayan Bakan Yılmaz, “TSK tarafından eğitilmiş Irak Kürt Bölgesel Yönetimi güvenlik güçlerinin geçen ay Sincar’da elde ettiği başarı ve önümüzdeki dönemde Musul’a yönelik askeri harekat hazırlıkları DEAŞ örgütünün Başika kampındaki konuşlu askeri unsurlarına karşı bir saldırıda bulunması riskini artırmıştır. Burada Başika kamp alanının DEAŞ ile cephe hattına birkaç kilometre mesafede bulunduğunu hatırlatmakta fayda var. Kamptaki askerlerimizin can güvenliğini dikkate alarak 4 Aralık 2015 tarihinde kampta takviye güç konuşlandırdık. Bu konuşlandırma bütünüyle kampın savunmasına destek sağlamak amaçlıdır. Tamamen askeri gereklilikten ötürü yapılan bu intikal bazı odakların kışkırtmasının ve abartılı haberlerin etkisi ile ne yazık ki Irak’taki siyasetin bir aracı haline geldi. Ülkemizin Irak’taki varlığından rahatsız olan çevreler bu durumu istismar etme fırsatını kaçırmadı. Meselenin ikili düzeyde çözülmesi ve artan tansiyonun düşürülmesi için gerekli adımları hızla attık. Bu çerçevede Sayın Başbakanımız 6 Aralık’ta Irak Başbakanı İbadi’ye bir mektup gönderdi. Ben ve Sayın Dışişleri Bakanımız da Iraklı muhataplarımızla telefonda görüştük. Ayrıca, Sayın Başbakanımızın özel temsilcileri sıfatı ile MİT Müsteşarı ve Dışişleri Bakanlığı Müsteşarımız Badat’ı ziyaret edip, Irak Başbakanı, Dışişleri Bakanı ve Savunma Bakanı ile de görüştü. Yapılan temas çerçevesinde sorunu çözmeye dönük irademizin göstergesi olarak Başika’daki kampta askeri varlığımıza ilişkin olarak 14 Aralık tarihi itibarı ile yeni bir tanzime gidilerek kuvvetin belirli bir kısmı Kuzey Irak’taki Bamami kampına intikal etti. Türkiye’nin meselenin ikili boyutlu halli için yaptığımız tüm açılımlar yanıtsız kaldı, Irak hükümeti konuyu uluslararası toplumun gündemine taşımak için yoğun bir çaba sarf etti. Irak’ın çağrısı ile 18 Aralık tarihinde gerçekleştirilen BM Güvenlik Konseyinde Dışişleri Bakanlığı nezdinde toplantıya katılan tek ülke Irak oldu. Irak’ın iddialara karşısında ülkemizin konuya bakışı ve attığı adımlar ile Irak hükümetinin DEAŞ ile mücadele konusunda uygulama ve yaklaşımları konusundaki değerlendirmelerimiz BM nezdindeki daimi temsilcimiz tarafından açık bir şekilde aktarıldı. Ülkemizin sorunun çözülmesi için sergilediği ikili düzeydeki çaba konsey üyelerine tüm açıklığı ile izah edildi. Toplantı herhangi bir karar veya sonuç belgesi kabul edilmeksizin sona erdi. DEAŞ’ın 16 Aralık’ta Başika üssüne karşı düzenlediği saldırı kampın güvenliğinin artırılması yönünde attığımız adımların haklılığını gözler önüne serdi. Dört askerimizin yaralandığı saldırı da gönüllü olarak kursa devam eden 2 Iraklı hayatını kaybetti, 4 Iraklı yaralandı. Bu süreçte ABD başta olmak üzere DEAŞ ile mücadele uluslararası koalisyonun üyeleri ile yakın temaslarımız sürdürüldü. Tansiyonu düşürmeye yönelik çabalarımız esnasında ABD makamlarıyla da üst düzey telefon görüşmeleri gerçekleştirildi, Sayın Cumhurbaşkanımız ABD Başkanı Obama ile Sayın Bakanımız ABD Başkan Yardımcısı ile görüşürken, Dışişleri Bakanımız da John Kerry ile devamlı istişare etti. Son olarak Dışişleri Bakanlığı tarafından 19 Aralık günü bir açıklama yapıldı. Açıklamada, Irak’ın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyduğumuzu bir kez daha vurguladık. DEAŞ’a karşı mücadeleye askeri katkılarımızı sürdüreceğimizi belirttik ve koruma amaçlı birliklerimizin Musul vilayetinden intikali için başlayan sürecin devam edeceğini kaydettik”

    “10 HAZİRAN 2014’DEN BU YANA IRAK HÜKÜMETİNİN MUSUL ÜZERİNDE MAALESEF KONTROLÜ BULUNMAMAKTADIR”

    Kendi egemenliği konusunda büyük bir hassasiyet ile hareket eden Türkiye’nin diğer ülkelerin egemenlikleri ve toprak bütünlüklerinin korunması konusunda son derece dikkatli olduğunu belirten Bakan Yılmaz, “Belirli bir toprak parçası üzerindeki egemenlik kavramını, o toprak üzerindeki kontrolden bağımsız olarak ele alabilmek mümkün değildir. 10 Haziran 2014’den bu yana Irak hükümetinin Musul üzerinde maalesef kontrolü bulunmamaktadır. Kontrol tümüyle DEAŞ terör örgütünün elindedir. DEAŞ ile Mücadele Komisyonunun üyesi olarak uluslararası çalışmalara iştirak eden ülkemiz, diğer pek çok ülke gibi ikili planda da katkılarını sürdürmektedir. Başika’da yürüttüğümüz faaliyetin temel amacı, Irak’ın halen DEAŞ’ın kontrolü altındaki Musul vilayeti üzerindeki kontrolünü yeniden tesis etmek ve yardımcı olmaktır. Dost ve kardeş Irak halkının güvenliğini göz önünde bulundurarak, gereksiz tartışmalardan kaçınarak sorunu mümkün olan ve kısa sürede çözme iradesini gösterdik. Ayrıca, ülkemiz ile Irak arasında askeri ve güvenlik konularında daha sağlıklı bir istişare mekanizmasının başlamasına başlamış bulunuyoruz. Önümüzdeki dönemde Irak üzerinde tehdit oluşturan tüm yasa dışı terör örgütlerinin bertaraf edilmesi için gereken adımları atacağız. Bu bölgede barış olursa bu barışın priminden en çok faydalanacak ülke Türkiye’dir.”

  • Kamalak: “Gömleğin İlk Düğmesi Yanlış İliklenirse Hepsi Yanlış Olur”

    Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, “Gömleğinizin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz ondan sonrası hep yanlış gider. Mevcut iktidar ne yazık ki hem dış politikada, hem iç siyasette gömleğinin ilk düğmesini yanlış ilikledi” dedi.

    Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, partisinin Bursa il kongresine katılmak için Ankara’dan Bursa’ya giderken İnegöl’de mola verdi. İl ve ilçe başkanları ve yöneticileri tarafından karşılan Kamalak, basın mensuplarının gündeme dair sorularını cevapladı. Kamalak, “Gömleğinizin ilk düğmesini yanlış iliklerseniz ondan sonrası hep yanlış gider. Mevcut iktidar ne yazık ki hem dış politikada, hem iç siyasette gömleğinin ilk düğmesini yanlış ilikledi. Bütün dostlarımız düşman haline geldi, güneydoğuda öyle oldu. Bizim kimseyle alıp veremediğimiz bir şey yoktur. 13 sene önce Türkiye’nin durumu şu an ile mukayese edildiğinde daha iyi bir noktada mıydı, daha kötü bir noktada mıydı? Yanlış politika izlendi, dolayısıyla, Türkiye hem içeride, hem de dışarıda kan kaybetmeye başladı” diye konuştu.

    Çözüm sürecinde dağdaki PKK’lıların şehre indiğini belirten Kamalak, “Şehirde KCK yapılanması diye bilinen unsurlar büyük ölçüde cezaevindeydi, serbest bırakıldı. Bir bütün olarak devletin ruhu çekildi oradan. Bu durum yöre halkının lehine olmadı. Hiç kimsenin lehine olmadı. Kanaatim odur ki PKK’nın da lehine olmadı. Yer altına o bombaların yerleştirilmiş olması patlayıcılarla yolların adeta mayın tarlası haline dönüştürülmüş olması bunların açık göstergesidir. Bundan 10 yıl önce güneydoğu mevcut durumundan daha iyiydi. Öbür taraftan 6-7 yıl önce Suriye, Irak, İran, Libya’yla ilişkilerimiz çok daha düzgündü. Bugün bunların hiçbiriyle kardeşane münasebetler içinde değiliz. Hatta ilişkilerimiz düşman ilişkisine dönüşmüş vaziyette. Eğer milli görüş çerçevesinde hareket edilmiş olsaydı bugün Rusya, Irak, Libya, Mısır, İran’la bir problemimiz olmazdı. Çare ise şüphesiz milli görüştür” diye konuştu.

  • Kurtulmuş: “Yüksek Dağların Dumanı Çok Olur”

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, yaşanan terör olayları ve Rus uçağının düşürülmesine vurgu yaparak, “Bir taraftan terör, bir taraftan Rus uçağının düşürülmesi ile ortaya çıkan durum. ’Eyvah ne olacak’ diyorsunuz. Allah’ın izni ile hiçbir şey olmayacak. Türkiye’nin başına neden bunlar geliyor? Sakın karamsarlığa kapılmayın. Yüksek dağların dumanı çok olur. Türkiye sıradan bir ülke değil” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Ordu’nun Kumru ilçesinde yapımına başlanacak olan Kumru Anadolu İmam-Hatip Okulu’nun temel atma törenine katıldı. Törene, Kurtulmuş’un yanı sıra Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu, AK Parti Ordu Milletvekili Oktay Çanak, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, Kumru Belediye Başkanı Günan Murat Hatipoğlu ve çok sayıda vatandaş katıldı. Temel atma töreninde konuşan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Türkiye’de terörü bitirmek için ellerinden geleni yapacaklarını söyledi. Türkiye’nin önemli bir coğrafya da yer aldığının altını çizen Kurtulmuş, Türkiye’nin sıradan bir ülke olmadığını belirtti.

    “BU MİLLET TERÖR BELASINI SONA ERDİRECEK GÜCE SAHİPTİR”

    Milletin terörü sona erdirecek güce sahip olduğunu aktaran Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, “Türkiye zor bir coğrafyanın üzerinde bulunuyor. Türkiye sürekli sıkıntılarla problemlerle karşı karşıya. Bundan dolayı sakın ha şöyle düşünmeyin: ‘Eyvah sürekli problemlerle boğuşuyoruz. Gün oluyor terörle mücadele ediyoruz, terör hain bir şekilde devam ediyor’. Terör neden devam ediyor, terör örgütünün arkasındaki güçler kim? Sadece gördüğünüz 3-5 silahlı kişi değil. Onlar istiyorlar ki Türkiye güçlü bir şekilde yürümesin. İstiyorlar ki Türkiye eğitimde, sağlıkta, sanayide, ihracatta çok güçlü bir ülke haline gelmesin. İstiyorlar ki Türkiye’de iç barış olmasın. İstiyorlar ki bu ülke dünyanın büyük ülkelerinden, büyük güçlerinden bir tanesi olmasın. İstiyorlar ki bu ülke Selçuklu’nun, Osmanlı’nın çocukları olarak yeniden dikilip dünyaya nizam vermeye kalkmasın. Onun için terörü bu ülkenin başına bela etmeye çalışıyorlar. Yıllardır bunu yapıyorlar ama şunu bilsinler ki, bu millet terör belasını sona erdirecek güce sahiptir ve Allah’ın izni ile bunu gerçekleştireceğiz ve terörü sona erdireceğiz” diye konuştu.

    “YÜKSEK DAĞLARIN DUMANI ÇOK OLUR”

    Türkiye’nin sıradan bir ülke olmadığını ve zor bir coğrafya üzerinde olduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, “Bir taraftan terör, bir taraftan Rus uçağının düşürülmesi ile ortaya çıkan durum. ’Eyvah ne olacak’ diyorsunuz. Allah’ın izni ile hiçbir şey olmayacak. Türkiye’nin başına neden bunlar geliyor? Sakın karamsarlığa kapılmayın. Yüksek dağların dumanı çok olur. Türkiye sıradan bir ülke değil. Dünyanın en zor coğrafyasında yaşıyoruz, sıradan bir ülke değiliz, büyük bir geçmişe büyük bir tarihe sahibiz. Onun bu güne getirdiği bir sürü böyle problemler olduğu gibi bize verdiği önemli kazançlar da var. Biz bu problemleri aşacağız ve kazançlı yoldan devam edeceğiz. Bu birikimimizi daha ileriye götürmenin ilk şartı da devletle milletin bütünleşmesidir. İnşallah milletle bütünleşmiş bir devlet anlayışı 2023 yılının Türkiye’sini daha güçlü kılabilecek bir anlayıştır. Bu anlayışla yolumuza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

    Konuşmaların ardından Kumru İmam-Hatip Okulu’nun temeli atıldı.

  • Mustafa Denizli: “İnşallah Avrupa Kupası Tekrar Nasip Olur”

    Galatasaray Teknik Direktörü Mustafa Denizli, Galatasaray’ın yerinin Avrupa olduğunu belirterek, “İnşallah Avrupa kupası tekrar nasip olur” dedi.

    Denizli, Galatasaray Dergisi’nin aralık sayısına açıklamalarda bulundu. “Ben burada emekleyerek başladım ve yürümeyi öğrendim” diye Mustafa Denizli, “Sonrasındaki bütün aşamaları camia da ülke de biliyor. Dolayısıyla bu tür yaşanmışlıkların olduğu bir yerde tekrar bulunmaktan tabii ki çok mutluyum. Gönül ve fikir birliği olarak olumlu bir yüzdenin hakkımda olumlu düşünmesi çalışmalarım için olabilecek en büyük destek. Bu dönüş inşallah benim de camianın da düşündüğü gibi devam edecek. Zorlu dönemler her zaman yaşanır. Şu an da ufak tefek sıkıntıların yaşandığı bir dönem. Bunları aştığımız zaman, hem biz hem de camia o mutluluğu fazlasıyla yaşar” dedi.

    “KİMSE ENDİŞE ETMESİN”

    Denizli, futbolun her saniyesinin çok şeylere gebe olduğunu dile getirerek, “Neyin ne olacağını hiç kimse kestiremez. Ben şuna bakarım; son baz aldığım maçlar itibarıyla baktığım zaman, o maçlardan farklı olarak burada herhangi bir artı var mı? Zaten belli eksiklerimiz vardı. Kasımpaşa maçının belli bölümlerinde takım ve futbolcularım adına belli artıları çıkartabiliyoruz. Bu yeterli mi? Asla, söz konusu bile değil. Oyunun bir bölümünde tempo yapabilen, tek toplarla çıkabilen, çabuk atak yapan bir takım da vardı, rakibe bu imkanı veren bir takım da. Hiç kimse endişe etmesin. Biz bu yarışların yıllarca içinde olduk. Ne gerilere düştük, ne önlere çıktık. ‘Her şey ayakkabılar toplanırken belli olur’ diye bir laf vardır. Ligin yaklaşık üçte birlik bir bölümünü geride bıraktık. Önümüzde 21 haftalık bir süreç var. 13 haftada ortaya bir tablo çıktı. Bu tablo 13 haftada böyle ortaya nasıl çıktıysa 21 haftada çok daha farklı bir şekilde değişir” diye konuştu.

    “SENDELESEK DE DÜŞMEYİZ”

    Takım olarak hafif bir sendeleme döneminde olduklarını ifade eden Denizli, “Bu yarışa başladığımız zaman sendeleyebiliriz ama düşmeyiz. Şu an hafif bir sendeleme

    dönemindeyiz ama bizim için çok önemli değil. Düşmeyiz, düşürtemezler. Burada düşmemeye alışan bir gen, bir yapı var. Bunlar büyük sorunlar değil” dedi.

    “BU YOLUN RENGİ DE, KEYFİ DE BİZİZ”

    Lig maratonunun devam ettiğini hatırlatan tecrübeli teknik adam, “Bu yolda bizsiz kimse yürüyemez. Bu yolun rengi de, keyfi de biziz. O sıkıntıların ortadan kalkması için tecrübem, yüreğim ve hatta kendimle ilgili hiç beklemediğim, son yıllarda yapmadığım fiziğim de var. Ben antrenmanlara fiziken katılmam. Bir hareket yapılacaksa onu yardımcılarım gösterir. Fakat burada kendim yapıyorum. Bu beklemediğim, spontane bir hadise. Son çalıştırdığım birkaç kulüpte futbolcuya sadece teorik olarak anlattım, pratiğe hiç girmedim. Burada asistanıma şu hareketi göster diyeceğime, kendim gösterme ihtiyacı hissettim” şeklinde konuştu.

    “OYUNCULARIMA FIRSAT VERECEĞİM”

    Denizli, “Tercihler, durumdan ortaya çıkar” diyerek, “Eğer burada bizimle beraber olan varsa bunun ne zaman başladığı çok önemli değil. Hayat fırsatlarla dolu değildir, fırsatlar insanlara bir veya birkaç defa gelir. Eğer fırsatları şansa çeviremezseniz, o fırsatlar bir daha size gelmez. Bunu birebir yaşamış birisi olarak söylüyorum. Benim Galatasaray’a gelmem, Galatasaray camiasının bu imkânı bana vermesi, bu kapıyı açması bir fırsattı. O gün yönetim; ‘Al oğlum, sana bir fırsat veriyoruz. Bunu şansa çevirirsen yürürsün, çeviremezsen geldiğin yere gidersin’ dedi. İşte ben de futbolcularıma bu tip fırsatlar vereceğim. Bu fırsatları bulanlar, şansa çevirirse devamlılık sağlayacaktır. Ben sadece onlara imkan oluştururum. Bu imkanı kullanmak ya da kullanmamak onların elinde” ifadelerini kullandı.

    “TAKIMLA YAKIN TEMASI KENDİM KURMAYI TERCİH EDİYORUM”

    Yardımcı antrenör konusunda da konuşan Denizli, “Yardımcı ihtiyacım olur mu şu anda bilemiyorum. Takımla yakın teması kendim kurmayı tercih ediyorum. Buradaki sayısallığı mümkün mertebe şu dönem azaltmak istiyorum. Daha konsantre olmaya ihtiyacımız var. Çalışmak ve ekip oluşturmak başka bir şey. Bunları ancak zamanla tespit edebiliyorsunuz. Şu anda sayısal olarak bir eksikliğimiz olsa da herhangi bir sorunumuz yok. İleride böyle bir ihtiyacımız olursa yönetime zaten bildiririm. Olabilir de ama şu anki geçiş döneminde böyle olmasını istedim” açıklamasını yaptı.

    “FUTBOL EGZERSİZ İŞİDİR”

    Denizli, bazı oyuncularla ilgili pozisyon değişiklikleri öngördüğünü ifade ederek, “Ama bu teorik olarak kafamda. Onu burada pratikte görmem lazım. Gel bunu böyle yap diyemezsiniz. Futbol egzersiz işidir. Onları burada gördükten sonra o fikrin bende pekişmesi gerekir. Doğru düşünmüşüm, ben bunu maçta uygularım diyebilmeliyim. Ama dediğim gibi önce bunu antrenmanda görmem lazım. Sadece benim değil, arkadaşlarıyla birlikte bunu görmeleri ve hep birlikte yaptıklarından emin olmaları gerekli” diye konuştu.

    “OYUNCU HAVUZU GENİŞLEYECEK”

    Takımların en önemli güçlerinden birinin kulübe olduğunu vurgulayan Denizli, “Şu anda elimizdeki tüm futbolculardan istifade edemediğimiz bir dönemdeyiz. Dört tane istifade edebileceğimiz oyuncudan yoksunuz. Bunların içine Hamit’i de ekleyebiliriz. Oyuncu havuzumuz şu an içi dar fakat ilerleyen dönemde daha da genişleyecek” dedi.

    “AVRUPA KUPASI İNŞALLAH TEKRAR NASİP OLUR”

    Başarılı teknik adam, Galatasaray’ın yerinin Avrupa olduğunu söyleyerek, “Galatasaray kendi içinde ne kadar iddialıysa, çıktığı uluslararası arenada da ne denli iddialı olduğunu geri dönüp baktığınız zaman resmen ortaya koymuştur. Bu ülkeye bir Avrupa kupası getiren bir takımdır. İnşallah tekrar nasip olur bize” değerlendirmesini yaptı.

    “DERWALL BENİM YOLUMU KISALTTI”

    Teknik direktörülük kariyerine Alman çalıştırıcı Jupp Derwall’ın yanında başlamasının hatırlatılması üzerine Denizli, “Derwall’den ne öğrendim diye sorarsanız, dünyaları derim. Derwall benim hocam değil, okulumdu. Bazen bir şeye sinirlenince, kızınca sen benim ömrümü kısalttın derler. Derwall hoca benim yolumu kısalttı Galatasaray’la birlikte. Derwall’i sabahtan akşama kadar konuşsam, hangi kelimeyi kullansam karşılığıdır. Bu meslek ‘gel oğlum sana bunu öğreteyim’ denecek bir meslek değil. Ben Derwall’e günde ortalama 12 tane soru sorardım. O da bundan çok mutlu olurdu. Hatta belki zaman zaman onun düşünmediği soruları sorardım. Belki onun için beni çok seviyor ve bana çok güveniyordu” cevabını verdi.

    “HÜCUM FELSEFESİNDEN VAZGEÇMEM”

    İnsanların kendilerini başarıya götüren çalışmalardan vazgeçmeyeceğini söyleyen Denizli, şunları söyledi:

    “Ben o anlayışla başarıya ulaştım. İstesem de değiştiremem. Antrenör olarak bilirim de, futbolcu olarak hiç yaşamadım. Defans futbolu kolay futboldur. Çözümler daha kolaydır. Hücumda alternatifler çoktur. Ben hücumcuyum. Hücum futbolu sadece hücumcularla oynanmaz. Hücum futbolu bir felsefedir. Her türlü futbolcu tipiyle oynayabilirsin. Sen bir sürü hücum oyuncusuyla oynayabilirsin de oyun anlayışın defansiftir. O farklı bir şeydir. Ben deli miyim bana hayatın bütün kapılarını açan o felsefeden vazgeçeyim? Evet hücum futboluydu ama biz Galatasaray’la başarıya giderken yalnızca hücum futboluyla gitmedik, o gerçektir. Zaman zaman senden güçlülerle oynadığında daha farklı alternatifleri de ortaya koymak mecburiyetindesin.”

    “TRANSFERLERİ İHTİYAÇLAR BELİRLER”

    Tecrübeli teknik adam, transfer ile ilgili soru üzerine ise, “Transferleri ben gerçekleştirmem, ihtiyaçlar gerçekleştirir. Ben ihtiyaçları tespit ederim, onun üzerine de uygulamayı ortaya koyarım. Şu anda böyle bir zamanım olmadı ama ilerleyen günlerde belki olabilir. Tabii ki boş gelmedim, kafamın içinde birtakım şeyler var ama bir de kendim göreyim, değerlendireyim. Bu süreç içinde belki farklı bir ihtiyaç ortaya çıkacak” şeklinde cevap verdi.