Etiket: olur

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, ’Lider Öyle Olmaz Böyle Olur’ Kitabında

    Yazar, Araştırmacı, Atılım Üniversitesi Öğretim Görevlisi Sevinç Engin’in 3. baskısı yayımlanan “Lider Öyle Olmaz Böyle Olur, Yön Veren Liderler ile Liderlik Üzerine” kitabında Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili bir bölüm de yer alıyor. Engin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelttiği sorular ve Erdoğan’ın verdiği cevapları kitabında kaleme almış. Erdoğan, kitapta yer alan bu bölümde, merak edilen birçok soruya cevap veriyor.

    Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda çalışmakta olan Engin, aynı zamanda yarı zamanlı öğretim görevlisi olarak Atılım Üniversitesi, İşletme Fakültesi’nde ‘Liderlik Teorileri ve Uygulamaları’ dersini vermektedir. Türkiye’nin önde gelen 47 lideri ve yöneticisini ilk kitabı ‘İdare Etmek mi? Yönetmek mi?’ de bir araya getirdi. 119 kişi ile görüştüğü ‘Lider Öyle Olmaz Böyle Olur, Yön Veren Liderler ile Liderlik Üzerine’ kitabı 2011’de yayınlandı. Aynı yıl Aralık ayında 3.baskısı çıktı

    “EĞER LİDER MUTLU BİR RUH HAİNE SAHİPSE, ETRAFINDAKİ İNSANLARIN DA HER ŞEYE OLUMLU BAKTIKLARI GÖRÜLÜR”

    Yaşam deneyimlerini Yazar Sevinç Engin ile paylaşan liderler arasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da yer alıyor. Engin’in “Lider Öyle Olmaz Böyle Olur, Yön Veren Liderler ile Liderlik Üzerine” kitabının 3. baskısında Erdoğan, merak edilen birçok soruya cevap veriyor. Erdoğan, Yazar Sevinç’in “Yüksek duygusal zeka ve düşük duygusal zeka lider ve topluma nasıl yansır” şeklindeki sorusunu yanıtlarken, “Eskiler ‘Hal saridir’ derler. Yani, haller, haleti ruhiyeler bulaşabilir. Dolayısıyla liderlerin ruh hali de saridir, bulaşıcıdır, çok çabuk etrafına yayılır. Eğer lider mutlu bir ruh haine sahipse, etrafındaki insanların da her şeye olumlu baktıkları görülür” diyor ve takım çalışmasında “iyimser olmanın” önemine değiniyor.

    ERDOĞAN, “LİDER OLUNMAZ, LİDER DOĞULUR” SÖZÜNE NE DİYOR?

    Kitapta, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “lider olunmaz, lider doğulur” sözünü yorumladığı bir bölüm de yer alıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ünlü “Lider olunmaz, lider doğulur” sözüyle ilgili, “Bazı insanlar liderliğe yatkın bir mizaçla doğabilirler. Ama bence bir insanı lider yapan şey, ülkesine duyduğu sevgi ve onun uğrunda yürüttüğü toplumsal mücadeledeki kararlılığıdır. Ben güzel bir gelecek özlemiyle yürütülen toplumsal mücadelenin liderliği yarattığı inancındayım” değerlendirmelerinde bulunuyor.

    Erdoğan, “Ekibinizi seçerken kriterleriniz nelerdir? Hangi özellikleri ön planda tutarsınız” sorusuna ise “Öncelikli olarak işinin ehli olması benim açımdan büyük önem taşır. Ayrıca toplumda ve çevresinde seçkin ve güvenilir bir kişi olması önemlidir. Çalışkanlığı ve başkalarıyla uyum içerisinde çalışması da önem verdiğim özellikler arasındadır” cevabını veriyor.

    “LİDERLİKTE DE AİLENİN ÇOK ÖNEMLİ ROLÜ OLDUĞUNA İNANIYORUM”

    Liderlerin belirli bir noktaya gelmesinde ailenin payını değerlendiren ve ailesinin kendisine nasıl destek sağladığını anlatan Erdoğan şunları kaydetmekte:

    “İnsanın ailesinin, bulunduğu noktaya gelmede önemli bir rolü vardır. O yüzden liderlikte de ailenin çok önemli rolü olduğuna inanıyorum. Ailesinde huzur içinde olanlar, aileden destek görenler, bu huzuru, mutluluğu ülkesine de yansıtacaktır. Halkla daha doğru iletişim kuracaktır.”

    “HALKIMIZLA ARAMDA DERİN BİR GÜVEN İLİŞKİNİN OLUŞTUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM”

    Erdoğan, “Hangi açılımlarınızın, halkla aranızdaki doku uyuşmasını daha da ilerlettiğini düşünüyorsunuz?” sorusuna ise, “Benim hep söylediğim bir söz var: ‘ Ne aldatan olacağız ne aldanan olacağız’ diye. Halkla samimi bir şekilde, ne düşünüyorsam, ne hissediyorsam o şekilde iletişim kuruyorum. Bu samimiyeti halkımız anlıyor ve benimsiyor. Bu şekilde halkımızla aramda derin bir güven ilişkinin oluştuğunu düşünüyorum. Onları aldatmayacağımı, onlara yalan söylemeyeceğimi biliyorlar” yanıtını verdiği görülüyor.

    “BİR LİDER OLARAK KÖTÜMSER OLMA LÜKSÜNÜZ YOKTUR”

    Erdoğan’ın “Toplumsal çatışmalarda lidere düşen rol, uzlaştırıcı kültür, iyimserlik, kötümserlik nasıl açıklanabilir” sorusuna verdiği yanıt kitapta şu şekilde yer almış:

    “Her toplum, farklı düşünceleri, farklı inançları, farklı beklentileri olan insanlardan oluşur. Bir lider olarak size düşen asıl şey bu farklılıkları mümkün olduğunca tek bir pota altında eritmek, bir uzlaşı ortamı tesis edebilmektir. Öte yandan, bir lider olarak kötümser olma lüksünüz yoktur. Hep daha iyiye, daha güzele giden yolların önünü açmak boynunuzun borcudur.”

    Engin’in “Lider Öyle Olmaz Böyle Olur, Yön Veren Liderler ile Liderlik Üzerine” kitabının 3. baskısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yanı sıra; MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Yıldırım Koç, Mediasa Yayıncılık A.Ş.Yönetim Kurulu Başkanı Demet Sabancı Çetindoğan, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek gibi isimler de yer alıyor.

  • Bu Fonlar Girişimcinin Can Simidi Olur

    Girişimcilik Ekosistemi Derneği (GED) Başkanı Esra Özden, kurulacak iki ayrı fonun girişimciliğin geliştirilmesi çerçevesinde bugüne kadar atılan en önemli adımlardan biri olacağını söyledi.

    Önceki gün Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek tarafından açıklanan büyüklüğü 1 milyar TL olacak fonlarla Türkiye’nin yeni markalar kazanacağını belirten Özden, “Fonlar, rekabetçi iş fikri olan girişimcinin can simidi olacak. Melek yatırımcılığın henüz yeterince gelişmediği Türkiye’de bu fonlar finansmana erişiminin en kolay yolu olacak. Yeni başlamasına rağmen fona ayrılan kaynak az değil. Özel sektör-kamu işbirliğiyle sağlanan fonun oluşmasını sağlayan ekonomi yönetimine ve katkı koyanlara teşekkür ediyoruz” dedi.

    İki yıl önce Sanfrancisco’da benzer fonlardan finans desteği alarak başarılı olmuş genç girişimcilerle tanıştığını belirten GED Başkanı Özden, “Türkiye Büyüme ve İnovasyon Fonu ve KOBİ A.Ş.’nin kurduğu Türkiye Yatırım Fonu girişimcinin finansa erişimini kolaylaştıracak, faiz yükünden kurtaracak. Bu fonlarla en fazla iki yıl içerisinde dünyanın konuşacağı genç girişimcilere ve onların başarılı şirketlerine sahip olacağız” diye konuştu.

    “BANKALAR SAHİPLENSİN”

    Türkiye’nin 2015 yılında yüzde 4 büyüdüğünü ancak finans sektöründe bu rakamın yüzde 10 olarak gerçekleştiğini belirten Özden, “Ortalamadan iki buçuk kat fazla büyüyen ve en çok kazananlar bankalar, genç girişimciye ‘ne kadar teminatınız var, kimi kefil göstereceksiniz?’ diye soruyor. Finansa erişimde bu modelin çalıştığı ekonomilerde girişimler başarılı olmaz. Bir yasal mevzuatla finans kuruluşlarının bu fonlara kaynak ayırma zorunluluğu getirilebilir. Sadece ABD’nin bu yönde ayırdığı kaynak 30 milyar dolarla ifade edilirken, bu yarışta olabilmek fonu geliştirmemize bağlı” dedi.

  • “Kaçak Elektrikle Sulanan Tarlanın Mahsulü Bereketsiz Olur”

    Dicle Elektrik Dağıtım, hizmet sunduğu Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ev Şırnak’ta elektrik gücü ile tarımsal sulama yapan çiftçilerin bir an önce sayaç taktırarak, kullandıkları enerjiyi kayıt altına almalarını isterken, din adamları “Kaçak elektrik ile sulanan tarlanın mahsulü bereketsiz olur” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    Din adamlığının yanı sıra hukukçu kimliği ile de bilinen ve İslam aleminin 5. Harem-i Şerifi olarak kabul dilen Diyarbakır Ulucamii Baş İmam Hatibi Avukat Mehmet Emin Mülayim, Allah’ın sadece İslam dininde değil, semavi dinlerin hepsine göre kötü bir huy olan israfı yasak ettiğine dikkat çekti. Faizden elde edilen gelirle sadaka olmayacağını, bedeli ödenmeyen elektrikle ısıtılan suyla alınan gusül ve abdestin ise ‘şüpheli’ olacağını belirten Mehmet Emin Mülayim hoca, “Kaçak elektrik ile sulanan tarlanın mahsulü bereketsiz olur’’ dedi.

    “KAÇAK, DİNEN HARAMDIR”

    Yapılan hesaplamalar sonunda Dicle Elektrik tarafından dağıtım hizmeti verilen Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Siirt ve Şırnak’ta her yıl yaklaşık 16 milyar kWH elektrik kayıt dışı kullanılırken, bunun da parasal değeri 4 milyar lirayı aşan 12 milyar kWH’si israf ediliyor. Söz konusu illerdeki kayıp kaçağın çarpıcı boyutları son günlerde sıklıkla gündeme gelince, konuyu din adamları da gündemlerine aldı. Bölgenin tanınmış simalarından Diyarbakırlı imam Hafız Ali Mülayim’in oğlu olan Ulucamii Baş İmam Hatibi Avukat Mehmet Emin Mülayim, hem din adamı kimliği, hem de hukukçu kimliği ile insanları kayıt dışı kullanım ve israfa karşı bilinçlendirmek üzere harekete geçti. İsrafın anlamının, malı helak etmek, faydasız hale getirmek, faydalı olmayacak şekilde sarf etmek olduğunu belirten Baş İmam Hatip Mehmet Emin Mülayim, bazı ayet ve hadislerden de örnekler vererek, şöyle dedi:

    “Semavi dinlerin hepsinde Allahü Teala kötü bir huy olan israfı yasak etmiştir. Allahü Teala buyuruyor ki ‘Yiyin, için, fakat israf etmeyin’, ’Allahü Teala israf edenleri elbette sevmez’. ’İsraf etme. İsraf edenler, şeytanların kardeşleridir’. ’Cimri olma, israf da etme’. Allahü Teala cömertleri överken de buyuruyor ki ‘Onlar sarf ettikleri zaman ne israf ederler, ne de cimrilik. İkisi arasında orta bir yol tutarlar’. Yine bir hadis-i şerifte ‘Her çeşit israf haramdır’ buyrulmuştur. Abdestte ve gusülde lüzumundan fazla su kullanmak nasıl israfsa, elektriği parasıyla olsa bile boş yere kullanmak da israftır. Hele de parasını vermeden kaçak elektrik kullanımı haramdır. Dinimize göre satın alınan her şeyin bedelini ödemek gerekir. Sahibinin rızası olmadan bir şeyi almak veya kullanmak caiz değildir, haramdır. Dolayısıyla kaçak elektrik dinen haramdır. Çünkü sahibinin rızası olmadan, bedeli ödenmeden kullanılıyor’’.

    “MAHSULÜ BEREKETSİZ OLUR”

    Kaçak elektrik kullananların kullandıklarının bedelinin hakkıyla ödemesini yapan vatandaşlara yüklendiğine de dikkat çeken Ulucamii Baş İmam Hatibi Mehmet Emin Mülayim, “Bu da ayrı bir haram olur. Haram olan bir işle yapılan amellere de sevap yazılmaz. Haram ile yapılan hiçbir işin geçerliliği de olmaz. Nasıl ki kumardan elde edilen kazançla hayır hasenat yapılamazsa kaçak elektrikle sulanan tarlaların mahsulü bereketsiz hayırsız olur. Bu kural tüm iş kolları için geçerlidir. Nasıl faizden elde edilen gelirle sadaka olmazsa, bedeli ödenmeyen elektrikle ısıtılan suyla alınan gusül ve abdest de şüpheli olur’’ diye konuştu.

    Ortağı gayrı Müslim olan Müslüman bir tüccarın, ortağını dolandırma hakkı olmadığı gibi, bir Müslüman’ın dünyanın neresinde olursa olsun dürüstlüğünden taviz verme lüksünün de olmadığını belirten İmam Hatip Mülayim, “Müslüman, zaman, mekan ve kişi ayırımı yapmaksızın her daim dürüst olan kişidir. Diyelim ki Avrupa’nın herhangi bir yerinde oturan bir Müslüman kullandığı elektriğin bedelini ödememek için yanlış yollara başvurursa bu helal olur mu? Gayrı Müslimlerle bile alışverişimizde dürüstlüğü emreden bir dinin mensubunun elektriği kaçak kullanmasının hiçbir dini mazereti yoktur, olamaz. Kaldı ki eğer kaçak kullanımın bedelini diğer aboneler ödüyorsa o zaman kul hakkı günahı fazlalaşmış olur ki ileride tövbe nasip olsa bile helallik alma noktasında belirsizlik olacağından günahtan kurtulma imkanı da olmayabilir’’ şeklinde konuştu.

    “ALİMLER YEMEKLERİNİ YEMİYOR”

    Ulucamii Baş İmam Hatibi Avukat Mehmet Emin Mülayim, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

    “Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kişi olduğuna göre, her türlü hak yemeden uzak durmak, neyi kullanıyorsak bedelini ödemek bize yakışan tutumdur. Kaçak kullanım beraberinde ayrı bir günahı da getirir ki o da israftır. Parasını verilmiyor diye günlük kullanımın çok üstünde kullanılan elektrik israftır. Haram iş, beraberinde başka haramları da getirir maalesef. Bu konuda cemaatimizin dikkatli olması gerekir. Ben şahsen muttaki ve alim hocalarımızın kaçak elektrik kullandıklarını bildikleri evlerin yemeklerini yemediklerine ve de sıcak sularıyla abdest almadıklarına çok şahit oldum’’.

  • Bilal Kemikli: Kütahya’ya İstiklal Marşı Müzesi’nin Kurulması Çok Anlamlı Olur

    Kütahya Belediyesi tarafından İstiklal Marşı’nın kabulünün 95. yıl dönümü sebebiyle düzenlenen ’İstiklal Marşımız ve Umut Şairi Mehmet Akif’ konulu konferansa konuşmacı olarak, Bursa Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim üyesi Prof. Dr. Bilal Kemikli katıldı.

    Hazer Dinari Kültür Merkezi’ndeki konferansa DPÜ Rektörü Prof. Dr. Remzi Gören, DPÜ İlahiyet Fakültesi Dekanı Halis Aydemir, AK Parti İl Başkanı Ali Çetinbaş, İl Genel Meclisi Başkanı Musa Yılmaz, Belediye Başkan Yardımcısı Ali İhsan Ertaş, Birlik Vakfı Şube Başkanı Ahmet Sami Kutlu ve vatandaşlar katıldı.

    Bilal Kemikli, “Akif bir hareket adamıydı. Akif durmadı. Akif bir umut adamıydı. Umudunu yitirmedi. Mehmet Akif Ersoy, bir ahlak adamıydı, ahlaklı oldu. Fedakarlık yapmaya gayret gösterdi. Hareket şairi umut aşılayan bir bilge ve ahlaki değerleri sadece söyleyen değil, ahlakı yaşan adamdı. Biz bir milletiz. Bazı konular vardır ki tek yürek alabilmek. Aynı duyguyu yaşayabilmek. Tek bir yürek olabilmek, aynı rüyayı görebilmek. Bu milletin ayrı rüyayı görebilen insanlara ihtiyacı var” diye konuştu.

    Kütahya’nın ilim ve irfan şehri de olduğunu anlatan Bilal Kemikli, “Valimiz ve belediye başkanımız ve diğer yetkililer, sürekli olarak Kütahya’nın kuruluş ve kurtuluş şehri oluğunu söylüyorlar. Dumlupınar ve Domaniç ile Kütahya gerçekten kuruluş ve kurtuluş şehridir.Kuruluş ve kurtuluşun şehrinde İstiklal marşının konuşuluyor olması önemli. Bu şehre bir istiklal marşı müzesi yakışır. Eğer bu gerçekleşirse çok anlamlı olur” şeklinde konuştu.

    Belediye Başkan Yardımcısı Ali İhsan Ertaş, konferans sonrası Prof. Dr. Bilal Kemikli’ye günün anısına çini tabak hediye etti.(EFE)

  • İSO Başkanı Bahçıvan: “Kadınların Ekonomiye Katılımı İle Türkiye Daha Huzurlu Olur”

    İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’de girişimcilerin yüzde 15,7’sinin kadın olduğunu vurgulayarak “Kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımının önündeki engeller kaldırıldığında, daha huzurlu bir Türkiye ve dünyaya kavuşuruz” dedi.

    İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi Mart ayı olağan toplantısı, ’Değişen Dünyada Sosyal Politikalar, Kadının Üretimde Artan Rolü ve Kadın Girişimciliğinin Ekonomimiz Açısından Önemi’ ana gündemi ile gerçekleştirildi. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan’ın açılış konuşmasını yaptığı toplantıya, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu konuk olarak katıldı.

    Konuşmasına dün Brüksel’de yaşanan terör saldırısını kınayarak başlayan İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, terörün tek bir coğrafyanın değil, dünyanın sorunu haline geldiğini belirterek “Gerek Türkiye gerekse Brüksel’deki terör saldırılarında hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum” dedi.

    İSO Meclisi’nin ana gündem maddesine ilişkin görüşlerini paylaşan Bahçıvan, günümüz sosyal politikaların odağında yer alan ve toplumun huzurunun bağlı olduğu aile kurumunun giderek zayıflamakta olduğuna dikkat çekti. Bahçıvan, aile birliğinde çökme ve çözülmelerin yaşanmasının toplumsal sorunları da beraberinde getireceğine değindi. Ailelerin temel direği olan kadınların ise sosyal ve iş hayatına katılımıyla ülkelerin ekonomik ve insani gelişmişliği arasında doğrudan ilişki olduğuna değinen Bahçıvan, “Gelişmiş ülkelerde kadınlar ciddi kazanımlar elde ederken, gelişmekte olan ülkelerde sorunlar devam ediyor. Araştırmalara göre, kadınların becerilerinden daha iyi yararlanılması durumunda GSYH’da yüzde 2’lik kazanım elde edilmesi öngörülüyor” ifadelerini kullandı.

    TOPLAM GİRİŞİMCİLERİN YÜZDE 15’İ KADIN

    Türkiye’de kadın girişimcilerin durumunun parlak olmadığını vurgulayan Bahçıvan, “TÜİK’in 2014 yılı anket sonuçlarına göre, Türkiye’de toplam girişimcilerin sadece yüzde 15,7’si kadın. Bütünsel ve sürdürülebilir kalkınmanın yolu, kadınları da ekonomik sisteme hem işgücü hem de girişimci olarak entegre etmekten geçiyor. Kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımının önündeki engeller kaldırıldığı takdirde daha huzurlu bir Türkiye ve dünyaya kavuşacağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.

    EĞİTİMSİZLİK AİLE İÇİ ŞİDDETE KATLANMASINA YOL AÇIYOR

    Türkiye’de 25 yaş ve üzeri kadınların yüzde 64,4’ünün en çok ilköğretimi bitirdiğini dile getiren Bahçıvan, eğitimsizliğin kadın istihdamını olumsuz etkilediğini ve ülkemizde kadınların işgücüne katılımının gelişmiş ülkelerin çok gerisinde kaldığını söyledi. Kadınların çoğunluğunun eğitim fırsatına sahip olamamasının, onların istihdamda, karar mekanizmalarında, siyasette yer alamamasına ve çoğu kez aile içi şiddete katlanmasına yol açtığına dikkat çeken Bahçıvan, “Kadınlara yönelik mevcut eşitsizlikleri giderebilecek, toplumsal dönüşümü gerçekleştirebilecek başlıca araçlardan biri eğitim. Türkiye’de son yıllarda kadınların işgücüne katılım ve istihdamında bir ilerleme sağlandığını biliyoruz. Ancak kadınlarda işgücüne katılım oranı yüzde 30’larda ve ülkemiz bu anlamda OECD ülkeleri arasında geri sıralarda olmayı sürdürüyor” dedi.

    Günümüzde dünyanın ’çok eşitsiz ve çok adaletsiz’ olduğuna da dile getiren Bahçıvan, şunları söyledi:

    “Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) belirttiğine göre, OECD ülkelerindeki nüfusun en zengin yüzde 10’luk bölümünün ortalama geliri, en yoksul yüzde 10’un gelirinin yaklaşık dokuz katıdır. Aynı doğrultudaki Credit Suisse’in 2015 Küresel Zenginlik Raporu’na göre de dünyadaki varlıkların yarısı, şu anda dünyadaki nüfusun en zengin yüzde 1’i tarafından kontrol edilirken, dünya nüfusunun diğer yarısı hep birlikte küresel zenginliğin yüzde 1’inden daha azına sahip. İşte bu eşitsizlikler karşısında, toplumsal düzenin korunması ve sosyal barışta sürekliliğin sağlanması için sosyal politikalar büyük bir önem taşımaktadır. Bu konuda, her şeyi elbette devletten beklememeliyiz. Kamunun sınırlı kaynakları nedeniyle dernek ve vakıflar başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları da daha fazla görev ve rol üstlenmelidir”.