Etiket: Ölümünün

  • Wıllıam Shakespeare Ölümünün 400. Yılında, Taksiyarhis Anıt Müzesi’nde Anıldı

    Ayvalık Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla William Shakespeare ölümünün 400. Yılı dolayısıyla Taksiyarhis Anıt Müzesi’nde konser verdi.

    Konsere Ayvalık Belediye Başkan Yardımcı Gökay Bacan’nın yanı sıra çok sayıda sanatsever katıldı. Sanatseverlerin salonu doldurduğu gözlendi. Seyirciler arasında Ayvalık Belediyesi Zeytin Çekirdekleri de yerini aldı. Konser sonunda Ayvalık Belediye Başkan Yardımcısı Gökay Bacan sanatçılara, çiçek ve hediyeler sundu. Bacan, çok keyifli bir konser olduğunu belirtirken, sanatçılara ve emeği geçen organizasyon ekibine tek tek teşekkür etti. Organizasyon sorumlusu ve Viola da gamba ile sahne alan Bülent Oral, Ayvalık Belediyesi’ne Kültür ve Sanata destek verdiği için çok teşekkür etti. Konser sonunda Zeytin Çekirdekleri’yle bir araya gelen Oral yeni bir konserde onlarla özel olarak buluşmak istediğini ifade etti.

  • 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Ölümünün 23. Yılında İzmir’de Anıldı

    Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, vefatının 23. yıldönümünde İzmir’de anıldı. Özal’ın bilinmeyenleri hakkında konuşan dönemin Anavatan İzmir İl Başkanı Fevzi Kahraman, “Rahmetli Özal, cumhurbaşkanıyken partideki bazı vefasızlardan ötürü çok üzgündü ve vefat etmeseydi yeni bir parti kuracaktı”

    Anavatan Partisi İzmir İl Başkanlığı tarafından, İzmir Fuar Gençlik Tiyatrosu Salonu’nda düzenlenen anma programına eski Turizm ve Çevre Bakanı Işılay Saygın, dönemin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Burhan Özfatura, dönemin ANAP İzmir İl Başkanı Fevzi Kahraman, dönemin ANAP İzmir milletvekilleri Cengiz Bulut, Süha Tanık, Anavatan Partisi İzmir İl Başkanı Doğan Erdin ve partililer ile Özal’ı sevenler katıldı.

    Kürsüye ilk çıkan Burhan Özfatura, Turgut Özal’ın ufku geniş, mangal yürekli, çok hızlı karar veren ve hemen uygulamaya koyan bir karaktere sahip olduğunu anlattı. Özfatura, “Anavatan Partisi, bu ülkenin kaderine çok ciddi damgasını vurmuş ve ülkemize çağ atlatmıştır. Kamuda particiliği yapmayan, işi ehline veren ufku geniş bir insandı. Sayın Özal’ın başbakanlığını yaptığı o gün ki iktidara ve vizyonuna bakıyoruz bir de bugünkü iktidara bakıyoruz Özal’ı daha çok arıyoruz. Bu ülkede hala ANAP’a bağlı oy vermese de sevgiyle, sadakatle bağlı büyük bir kitle var” dedi. Özfatura, daha sonra Özal’la ilgili anılarını paylaştı.

    Özal’ın en yakınındaki ve güvendiği isimlerden biri olan dönemin ANAP İzmir İl Başkanı Fevzi Kahraman da Özal’ın az bilinen yönlerini anlattı. Kahraman, “Allah rahmet eylesin; Sayın Özal 23 yıl önce aramızdan ayrıldı. Pek çoğumuzun bilmediği bazı özel şeyleri söylemek zorundayım. Birinin cebinden parayı çalmak kul hakkıdır, birinin mesaisini çalmak kul hakkıdır, birinin evine girmek hırsızlıktır, kul hakkıdır ama bizi buraya kadar taşımış olan bir lidere ihanet de kul hakkını çiğnemektir. Özal ihaneti de görmüştür. Parti kuruluşu içerisindeydim ben. Bana zaman zaman yalnız kaldığımızda ‘Erkekçe konuşuyorsun değil mi Fevzi?’ derdi. Ben de ‘Erkekçe konuşacağım’ diye cevap verirdim. Bugün de erkekçe konuşacağım. Mesut Yılmaz ANAP’ın genel başkanı olduğunda ben muhaliftim. Kendisine 3 defa söyledim, ‘Sen bu partiyi götüremezsin. Çünkü senin 4 saat çalışma imkanın var kalan vaktin başka yerde geçiyor. Bu sebeple sen Türkiye’nin bütününü temsil edemiyorsun. Bu parti dağılır, yapma’ dedim. Netice itibari ile götüremedi. Bu günlere gelindi. Çağ atlatan parti battı. Özal olağanüstü bir kongreyi zorladı. Olağanüstü kongrede kim neredeydi? Özal cumhurbaşkanı’ydı ve olağanüstü kongrede Mehmet Keçeciler’i aday gösterdi; perdenin arkasında kendisi vardı. Bunları bilmezsek önümüzdeki taşları doğru yere döşeyemeyiz. Ben imza topluyorum Ege’de, kongre olsun diye. Bir kısmı veriyor, biz akşama kadar 265’i geçiyoruz. Ama Genel Sekreter Mustafa Taşer, bize imza atanları arıyor, ‘Seni belediye başkanı yapacaktık, olağan üstü kongre için imza vermişsin, imzanı çekersen seni belediye başkanı yapacağız’ diyor. Bize noterden imza veren ertesi gün noterden imzasını geri çekiyor. ‘Seni milletvekili yapacaktık, seni bakan yapacaktık’ diyor genel merkez, bizim çoğalan imzalar 200’e düşüyor. Uğraş uğraş zor zahmet imzayı toplayıp olağanüstü kongreye gittik. Fakat imza vermeyen şimdi öldükleri için arkasından bir şey söylemeyeceğim bazı devlet adamı bildiklerimiz var, imza vermiyorlar. Ben Özal’a dedim ki, ‘Senin elinden tutup bir yerlere getirdiğin milletvekili, bakan yaptığın insanlar imza vermiyor. Bu neyin nesi?’ Dört tane isim saydım, imza vermedikleri gibi bazı insanların imza vermesine de karşı çıkıyorlar. ‘Siz onları tanımazsınız’ dedi. Kongreye gittik ve kaybettik” dedi.

    YENİ PARTİ İÇİN HAZIRLIKLARI

    Turgut Özal vefat etmeseydi yeni bir parti kurmak üzere olduğunu anlatan Kahraman, şöyle devam etti:

    “Özal benle birlikte 21 kişiyi Çankaya’ya çağırdı. Toplantıda bizlere, ’Arkadaşlar kongreyi kaybettik. Ben kaybedeceğimizi biliyordum. Onun için şimdi başka bir hazırlık yapmamız lazım. Bu hazırlık önümüzdeki yıllar için çok önemli. Burada bir temel atacağız’ Volkan Sungurlu kalktı, ‘Galiba siz başka bir proje içerisinde çalışacaksınız, ben şimdi o projede yer almak istemiyorum. Bana izin verirseniz ben ayrılayım’ dedi. ‘Sağol’ dedi O’nu gönderdi. Arkasından Şükrü Yürür kalktı, ‘Ben örgüte sormadan karar verme yetkim yok. Örgüte sorayım’ dedi. Özal ‘Sen de git Şükrü’ dedi. O çıktıktan sonra Özal dedi ki, ‘Şükrü örgüte değil Mesut Yılmaz’a soracak.’ Geride bir tek teşkilatta ben varım, geri kalan milletvekili, bakan hatta eski Başbakan Yıldırım Akbulut var. Özal, ‘Arkadaşlar yeni bir parti kuracağız. Bunun hazırlığını yapacağım. Hepimiz oturup bunu konuşacağız. Çünkü, ben altyapıyı değiştirdim. Alt yapıdan herkes istifade eder. Fakat üst yapı değişmezse kavga hiç bitmez’’ diye konuştu.

    UÇAKTA HELALLEŞTİK

    Konuşmasına devam eden Kahraman, ’’Uçağa bindik Zagrep’e gidiyoruz. Cumhurbaşkanı Özal beni yanına çağırdı, ‘Yeni partimizin teşkilatı ne oldu. Kurulmadı mı?’ dedi. Ben de ‘Sayın Cumhurbaşkanım, siz bana hep söylersiniz ben de size mertçe bir şey söyleyeyim. Çok genç yaşta siyasete başladım. Kah yüzünüze, kah arkanızdan; kah doğru, kah yanlış; kah yumuşak, kah sert çok laflar sarf ettim. Sizi burada görünce bu lafların bir kısmının kul hakkı olduğuna inanıyorum. Önce hakkınızı helal edin ondan sonra teşkilata başlayalım’ dedim. Özal da bana, ‘seni iyi tanıyorum, tanımasam söylediklerine kırılırdım. Onun için hakkımı helal ediyorum’’ dedi.

    ÖZAL’I DÜNYA TANIYORDU

    Özal’ın manevi tarafının çok güçlü, planlı, programlı ve bilgisinin dünya çapında olduğunu ifade eden Fevzi Kahraman, ’’1993 yılında ben Amerika Birleşik Devleti’ne gittim, New York’ta bir panelin kapsından giriyorum, bir tane senatör kendi propagandası yapıyor, broşür dağıtıyor. Ben de aldım broşürü, adama ‘kolay gelsin’ dedim. O da, ‘Sağol’ dedi ve ülkemi sordu. Ben de ‘Türkiye’ dedim. O da bana ‘Türkiye ne tarafta’ diye sordu. Ben de ‘Mister Özal, Mister Özal’ deyince ‘Aaaaaaa President Özal, President Özal’ dedi. Türkiye’yi bilmeyen adam Özal’ı biliyordu Dünya’da. Devlet adamı bu. Lider buydu, misyonu yakalamıştı. Herkese derdini anlatıyordu’’ dedi.

  • Grafik Sanatının Duayeni Prof. Emin Barın Ölümünün 29. Yılında Anıldı

    Türk grafik sanatının duayen isimlerinden merhum Prof. Emin Barın ölümümün 29. Yılında Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Güzel Sanatlar Fakültesinde yakınları, sanatçı dostları ve sevenlerinin katılımıyla gerçekleşen panel ve eserlerinin bulunduğu sergi ile anıldı.

    2010 yılından bu yana her yıl sanat dünyasında iz bırakmış isimleri andıklarını söyleyen FSMVÜ Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. M. Hüsrev Subaşı, “Hem geçmişte iz bırakmış üstatlarımızı unutmadığımızı gösteriyoruz, hem de bugün aşınan vefayı gençlerimize taşımaya çalışıyoruz. Bu sene merhum Prof. Emin Barın üstadımızı merkezimize koyduk. Emin Barın, Grafik sanatının imkânlarını Hat estetiğiyle yan yana getirerek geleceğin Türk hattatlarına yeni bakış açıları ortaya koymuştur. Bu yönüyle Emin Barın hiçbir zaman unutulmayacaktır. Bizde kendisini düzenlediğimiz panelde onu değişik yönleriyle anacağız. Emin Barının Sanattaki derinliğini anlamaya, anlatmaya çalışacağız” diye konuştu.

    “EMİN HOCAYI ANLATMAYA GÜCÜM YETMEZ”

    Emin Barın’ın, ilk öğrencisi ve eski dostlarında Etem Çalışkan, Emin Hocayı nasıl anlatacağımı bilmiyorum” diyerek söz başladı. Emin Hocayla yakınlığının çok eskiye dayandığını söyleyen Çalışkan, “Hocamla yakınlığımız çok eski, hocamı anlatmaya gücüm yetmez. 1951’de Adana’dan Güzel Sanatlar Fakültesine geldim. İstanbul benim için yabancı bir şehir değil ülkeydi adeta. Emin hocayı ilk kez Güzel Sanatlar Fakültesi’nin önünde gördüm, kapıya asılan listede bir şey bulamamıştım Emin Hocanın olduğunu bilmeden sordum hemen bakıp gülümsedi, müdürün odasına çıkardı. Raptiye verdi bana işte dostluğumuzun ilk simgesi o raptiyelerdir, O gün tanıdım Emin Hocayı. İkinci sınıfta Afiş(grafik) atölyesini seçtim Emin Hoca bizim yazı hocamızdı ondan sonra aramız hep çok iyiydi” dedi.

    “HALA EMİN HOCANIN İZİNDEYİZ”

    Okul bittikten sonra gazetede ressam olarak çalışmaya başladığını ifade eden Çalışkan, “Dostluğumuz hiç bitmedi hocamızın ölümüne kadar sürdü hala da devam ediyor. Yazıya dair öğrendiğim ne varsa Emin Hocamdandır, sanatçı terbiyesini, ahlakını ben Emin Hocamdan öğrendim. Emin hocayı kendime yol olarak seçtim, güzel adamdır Emin Hoca. Atölyesine gidip bütün çalışmalarımı hoca gösteriyordum. Türkiye’nin ilk yeni yazı öğretmeni Emin Barındır. Benim çizgiye, yazıya tutulmamın sebebi Emin Hocadır. Emin Hocanın ilk öğrencisi olmakla iftihar ediyorum. Ben İstanbul’u Emin Hocayla öğrendim. Emin Hocanın olgunluğu unutulmaz. Doğru yazı yazmak için hala emin hocanın izindeyiz” açıklamalarında bulundu.

  • Alparslan Türkeş, Ölümünün 19. Yıldönümünde Gazinatep’te Anıldı

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş, ölümünün 19. Yıldönümünde Ülkü Ocakları Gaziantep İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programla anıldı.

    Şehitkamil Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen program Türkeş anısına bir dakikalık saygı duruşu ve akabinde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Anma programının açılış konuşmasını yapan Ülkü Ocakları Gaziantep İl Başkanı M. Fuat Yozbatıran “Bugün buraya, ömrünün 80 yılını, yani ömrünün hepsini Türk Milliyetçiliği ve Türk İslam davasına adamış partimizin kurucu genel başkanı merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i anmak ve hayırla yâd etmek için gelmiş bulunuyoruz.Bu manevi atmosfer altında ruhuna Fatihalarımızı göndermek için buluştuk.Merhum Türkeş Bey’i, aramızdan ayrılışının 19’uncu yılında özlemle ve hürmetle hatırlamak için gönüllerimizi, sevdalarımızı ve bağlılıklarımızı burada yeniden birleştirdik.Bizler, onun evlatları, kendisini görmeyenlerimiz, onun döneminde mücadele vermeyenlerimiz bile onun fikirlerini, mücadele azmini duyarak, okuyarak onu bir baba gibi, bir ata gibi bağrımıza bastık. Onu, “Ufuklardan Doğan Güneş” olarak gördük “Başbuğ Alparslan Türkeş” diye göğsümüzü gere gere tüm cihana seslendik” dedi.

    “FİKİRLERİ IŞIĞIMIZ OLDU”

    Türkeş’in fikirlerinin hala birer ışık olduğunu söyleyen Yozbatıran, “Vatan topraklarına emanet edilişinin üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen, artan bir sevgi ve özlemle hem dava arkadaşlarımın hem de aziz milletimizin sahiplenmesi düşüncelerinin haklı, tavsiyelerinin samimi ve sözlerinin isabetli olmasından kaynaklanmaktadır.Nitekim milli kimlik ve milli birlik konusundaki tacizlerin bugünkü gibi tırmanmadığı ve alenen yıkılmaya çalışılmadığı dönemlerde bile; O, içinde bulunduğumuz vahim gelişmeleri görebilmiş, Türk milletine musallat olacak tehlikeler konusunda daha o yıllarda ülkemizi uyarmıştır. Bu itibarla mücadeleci kişiliği, yılmayan ve vazgeçmeyen mizacı, kötümserliğe set çeken karakteri kendisini ülkücülerin başbuğu yapmıştır. Bunlardan dolayı kendisini saygı ve hasretle anıyoruz, tavsiyelerini daha da yukarılara çıkarmak için her türlü çabayı gösteriyoruz.Fikirler olgunlaştıkça, toplum ve millet varlığıyla bütünleştikçe yenileşecek, yenileştikçe de hakikatin bereketli alanına tam olarak tutunacaktır. Başbuğumuzun fikirleri de bizler için birer ışık olarak yolumuzu yönümüzü aydınlatmaktadır.Zamanı gelmiş bir fikrin, olgunlaşmış bir düşüncenin; içinden çıktığı millet varlığına rehberlik etmesi, yol gösterici bir niteliğe bürünmesi doğal olduğu kadar da kaçınılmazdır. Türk milliyetçiliği böyle bir yolu ve aşamaları izlemiş, ülkücü hareketin hayat ve dünya görüşü bu bağlamda vücut bulmuştur” şeklinde konuştu.

    “TÜRKEŞ HALA BİZİM KILAVUZUMUZ”

    Türkeş’in hala kılavuzları olduğunu söyleyen Yozbatıran, “Onun liderliğinde ülkücüler, Ötüken’den Ankara’ya, Çin Seddi’nden Adriyatik kıyılarına heveslerini, arzularını ve önerilerini tebliğ etmiş, daha iyi bir yaşam, daha huzurlu ve kudretli bir millet gerçeği için var gücüyle uğraşmışlardır. Bu kapsamda vatan, bayrak ve millet kalplerde ve zihinlerde yüceleşmiştir. Türklüğün var olduğu, İslam’ın yaşandığı ve kutlu ecdadımızın izlerinin bulunduğu her yer bizim aklımızda ve yüreğimizde ayrıcalıklı bir yer ve konuma sahip olmuştur.

    Bu itibarla merhum Türkeş Bey’in yeni kuşaklar tarafından bütün yönleriyle bilinmesi, tanınması ve hatıralarının yaşatılması bizim için yeri doldurulamayacak bir önemdedir ve bu görevde burada bulunan her dava arkadaşımın omuzlarındadır.Merhum Başbuğumuzun açtığı yolda ve belirlediği istikamette, onun sergilemiş olduğu seviyeli, ilkeli, tutarlı siyaset, bugün de bizim kılavuzumuz olmaya devam edecektir. Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket var oldukça ve bir oldukça, Türk milleti hep güçlü olacak, sıkıntıya düşse bile umutsuzluğa ve kedere kapılmayacaktır” Bu duygularla, kabri önünde ve manevi huzurunda toplandığımız merhum Başbuğumuz ve bugün hayatta olmayan bütün dava arkadaşlarımıza, tüm şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan Rahmet diliyorum. Ruhları şad, kabirleri nur, mekanları cennet olsun” diye konuştu.

  • Bolulu Hayırsever İş Adamı İzzet Baysal Ölümünün 16. Yılında Anıldı

    Bolu’ya eğitimden sağlığa 135 eser kazandıran hayırsever iş adamı İzzet Baysal, ölümünün 16’ıncı yılında mezarı başında anıldı. Yağmura aldırış etmeyen Bolulular, Baysal’ın mezarına çiçek bırakmak için birbiriyle yarıştı.

    1994 yılında Devlet Üstün Hizmet Madalyası ile ödüllendirilen hayırsever iş adamı İzzet Baysal, Bolu’ya kadım doğum hastanesinden üniversiteye, ilkokulundan huzurevine, kreşlerden camilere kadar 135 eser kazandırdı. 2000 yılında hayatını kaybeden Baysal’ın kurduğu İzzet Baysal Vakfı sayesinde Bolu’ya yatırım yapılmaya devam edildi. İzzet Baysal, ölümünün 16’ıncı yılında “yaşamında en büyük eserim” diyerek övgüyle bahsettiği Abant İzzet Baysal Üniversitesi’ndeki mezarı başında anıldı. Törene, Bolu Valisi Aydın Baruş, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, AİBÜ Rektörü Prof. Dr. Hayri Coşkun, İzzet Baysal Vakfı Başkanı Ahmet Baysal, İzzet Baysal’ın kızı Esin Baysal Avunduk, daire müdürleri, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı.

    Törende konuşan AİBÜ Rektörü Prof. Dr. Hayri Çoşkun, “Bolu’da her alanda sayısız eser kazandıran İzzet Baysal’ı rahmetle anıyoruz. Üniversitemizin kurulmasıyla, hem eğitim alanında hem de bilim alanında topluma hizmet sunma adına insanlığa pek çok hizmeti sunacak imkan hazırlamıştır. Biz de bir kez daha kendisini yapmış olduğu bu hizmetlerden dolayı, ölüm yıl dönümü dolayısıyla bir kez daha rahmetle anıyoruz” şeklinde konuştu.

    Bolu Valisi Aydın Baruş da, “İzzet Baysal’a sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. İzzet Baysal’ın yaptığı hizmetlerden halen binlerce insan faydalanıyor. Bu mertebeye ulaşmak her insana nasip olmaz. Kendisini rahmet ve dualarla anıyorum” dedi.

    Bolu Müftüsü İzami Turan tarafından okunan duanın ardından yüzlerce Bolulu İzzet Baysal’ın mezarına çiçek koymak için birbiriyle yarıştı. Vatandaşlar İzzet Baysal için dua ederken, farklı taraftar grupları da mezara gelerek İzzet Baysal’a şükranlarını sundular.