Etiket: Ölümünde

  • Kabin memurlarının ölümünde şüphe

    New York’ta kaldığı otel odasında intihar ettiği ileri sürülen THY kabin memuru Eda Özdemir’in ölümü, 6 ay önce aynı otelde intihar eden Bartınlı kabin şefi Cumhur Özmen’in ailesini şüpheye düşürdü.

    Türk Hava Yolları (THY) kabin memuru Eda Özdemir’in intihar ettiği ileri sürülen ABD’nin New York kentindeki Marriot Long Island Otel’in aynı katında ve aynı yöntemle 6 ay önce THY şefi Cumhur Özmen de intihar etmişti. Özdemir ve Özmen’in aynı otelde, kendilerini duş perdesine asarak intihar etmesi kafalarda soru işaretlerine yol açarken, ailesini de şüpheye sevk etti. 29 yaşındaki Cumhur Özmen’in Bartın’ın Kozcağız beldesinde yaşayan ailesi, her 2 ölümü de şüphe ile karşıladıklarını söyledi. Baba Ahmet Özmen, oğlunun ABD’de intihar ettiğinin söylendiğini belirterek, ölümlerin şüpheli olduğunu söyleyerek araştırılmasını istedi.

    “Tesadüf değil”

    Özmen, “Öncelikle vefat eden kızımıza Allah’tan rahmet, ailesi ve tüm dostlarına başsağlığı dilerim. Bu kızımızın vefatı ile bizim acımız ikiye katlandı. Şu anda zaten ailemin psikolojisi bozuk durumda ve dedesi hastanede yatıyor. Bu kızımızın ölüm haberini duyunca çocuğumla aynı kaderi paylaştıkları için üzüldük. Ama Amerika’daki intihar olaylarının tesadüf olmadığını düşünüyorum. Çünkü bizim çocuklarımız dar gelirli aileden gelip okuyan ve ekmeğini kazanan insanlar. Aradan 6 ay geçti, benim çocuğum gibi bu kızımız da vefat etti. Ben yetkililere sesleniyorum, Amerika’daki otel odasında benim çocuğum banyodaki perdenin ipi ile asıldı. Şu anda basından duyduğumuz haberlerden de bu kızımızın da aynı şekilde intihar ettiği söyleniyor. Bu tesadüf mü? Benim çocuğum ben yıllık izine geliyorum diye kardeşini ve akrabalarını arıyor ama ölüsü geliyor. İntihar edecek çocuk bizi arayıp ben izine geleceğim diye söylemez. Bu kızımız da basında izlediğim kadarı ile opera bileti almış ailesi ile gitmek için. Anne ve babası kızlarının intihar etme olasılığı olmadığını belirtmişler. Şu an bende tereddüt içinde kaldım. Tüm yetkililere sesleniyorum, bizim çocuğumuz Amerika’da cinayete mi kurban gitti, kendisi intihar mı etti. Bu işin çözülmesini istiyoruz.”

  • Bilim adamı Parlak’ın ölümünde FETÖ şüphesi

    Kazakistan’da 2011 yılında kaldığı evde doğal gazdan zehirlenerek hayatını kaybettiği iddia edilen bilim adamı Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak’ın ölümünde FETÖ şüphesi ağırlık kazandı. Kazakistan’da ölü bulunan akademisyenin oğlu suikast iddiasında bulunarak, “ASELSAN mühendislerinin şüpheli ölümleriyle babamın öldürülmesini aynı gizli güçler yaptı” dedi.

    Kazakistan’da 2011 Ekim ayında evde gaz zehirlenmesi nedeniyle öldüğü iddia edilen Akademisyen Tahsin Parlak’ın mimar oğlu Kadir Parlak, ASELSAN Mühendisi Erdem Uğur’un şüpheli ölümüyle babasının ölüm şekli arasında birebir benzerlik olduğunu ileri sürerek, “Babam da Kazakistan’da ASELSAN’ın işlerine bakıp, dış güçleri rahatsız edebilecek araştırmalar yapmıştı. Defalarca tehditler alarak, suikasta uğramıştı. ASELSAN Mühendislerinin şüpheli ölümleriyle babamın öldürülmesini aynı gizli güçler yapıyor. Bir komisyon kurulsun araştırılsın” diye konuştu.

    Erzurum Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Türk El Sanatları Bölümü öğretim üyesi 56 yaşındaki Yrd. Doç. Dr. Tahsin Parlak, Ahmet Yesevi Üniversitesi’ne görevli gittiği 2011 yılında Kazakistan’da kaldığı evde doğalgazdan zehirlenerek öldüğü iddia edilmişti.

    Babasının ölmediğini, suikastla öldürüldüğü ileri süren oğlu Kadir Parlak, “ASELSAN Mühendisinin yatağında üzerine battaniyeyi çektiği ve gazdan zehirlenerek vefat ettiği belirtilmişti. Babamın ölüm şekliyle aynı. Babamın da gazdan zehirlendiğini söylediler. Kazakistan’dan olay yeri fotoğraflarını, delilleri istettik. Baktığımızda babamın da battaniyenin altında sanayi tüpünden sızan gazdan zehirlendiği görülüyor. Babam daha önceden de defalarca tehditler almış, suikaste uğramıştı. ASELSAN’ın işleri konusunda Kazakistan’da araştırmalar yapmış, yeni belge ve bulgular ortaya koymuştu. Bir defasında evinde iki saldırganın suikastına maruz kalmış kendini 3’üncü kattan aşağı atarak kurtulmuştu. Birçok yerinde kırıklar olmuş tedavi görmüştü.” dedi.

    Bilim adamı Parlak’ın ölümünde FETÖ şüphesi

    Son 30 yılda işlenen suikast, sır cinayetlerin birçoğunda Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) parmağının olduğu iddia edilirken Kadir Parlak, “Akademisyenler, bilim adamları kolay yetişmiyor. Dış güçler, gizli güçler tarafından babam ve onlar suikaste uğradı. Araştırılmasını istiyoruz. Sır perdesi aralansın.” diye konuştu.

    Parlak, “Babam ile ASELSAN Mühendisinin ölümündeki bu kadar benzerlik. Battaniye tam kafasına kadar çekili yanında sanayi tüpü ve sanayi tüpünün hortumu yatağın içerisinde. Bu şekilde ölüm benzerliği akıllara suikasten başka bir şey getirmiyor. Dediğim gibi sürekli dış ülkelerden tehditler alıyordu. Babamın açıklamasına göre Kazakistan’da petrol çalışmaları olduğunu ve dış ülkelerin bu yüzden dolayı rahatsız olduklarını belirtmişti. ASELSAN’ın konusuna giren açıklamalar yapmıştı. Babamın ölümünün ardından da ’Tahsin Parlak suikasti ASELSAN Mühendisleriyle bağlantılıdır’ şeklinde haberler yapılmıştı.” şeklinde konuştu.

    “Babamın 2 yakın arkadaşının ölümü de şüpheli”

    Babasının üç yakın arkadaşının da ölümlerinin şaibeli olduğunu belirten Kadir Parlak, “Babamın Erzurum’da iki yakın arkadaşı vardı. Birisi Erzincan Üniversitesi Rektörü diğeri de Bayburt Üniversitesi Rektörüydü. Babam vefat etmeden 1 yıl önce Erzincan Üniversitesi Rektörü evinde bir çamaşır ipiyle asılı şekilde bulunmuştu. Aradan 1 yıl sonra babam rahmetli oldu. Ve daha sonra da Bayburt Üniversitesi Rektörü Erzurum’da bileklerini kestikten sonra 4’üncü kattan aşağı atladı. Bu sır ölümler çoğalmaya başladı. Devletin önemli mekanizmasında bulunan insanlar yok oldu. Araştırılmasını istiyorum. Babam ’Turan Yolunda Aralığın Sırları’ adlı kitabında Hıristiyan Hac işaretinin Türklere ait olduğunu ve Türklerin halı, kilim motiflerinde kullandıklarını etnografik bilgilerle ortaya koymuştu. Hıristiyan Hacı Türklere ait ve bu hac işareti Osmanlı soyundan Hıristiyanlara geçtiğini etnografik bilgilerle ortaya koymuştu. Bu araştırmada oldukça dış çevreyi rahatsız etmişti.” dedi.

    Tahsin Parlak kimdir?

    1955 yılında Oltu’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Oltu’da tamamladı. 1976 yılında girmiş olduğu Atatürk Eğitim Enstitüsünü 1980 yılında bitirdi. 1991 yılma kadar Kahramanmaraş ve Oltu’da çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. 1991-1994 yılları arasında Oltu Halk Eğitimi Merkezi Müdür Muavinliği görevinde bulundu. 1994 yılında Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü, Halı-Kilim ve Eski Kumaş Desenleri Anasanat Dalı`nda Öğretim Görevlisi olarak göreve başladı.

    Seramik ve Geleneksel Türk El Sanatları Bölüm Başkanlıklarını yürüttü. 1997 yılında lisansını tamamladı. Yurtiçinde ve dışında birçok sergiye katıldı.

    1998-1999 yıllarında Erzurum Atatürk Üniversitesi bünyesinde “Oltu ve Çevre Kazaları Doğal Boya Potansiyelinin Tespbiti” ile “Erzurum ve Çevresinde Doğal Boyayla Boyalı Halı ve Kilimlerin Tesbiti” konulu iki proje çalışması yaptı. DAP projesinin ön araştırma çalışmalarında görev aldı. 2000 yılında Yüksek Lisansını bitirdi.

    1999-2001 yıllarında Kazakistan’da T.C. Başbakanlık TİKA adına “Aral Bölgesi El Halıcılığı Geliştirme Projesi”ni yürüttü. Kazakistan Bilimler Akademisinde doktorasını tamamladı. Kazakistan`da Korkut Ata Devlet Üniversitesi’nde de Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Öğretim Görevlisi olan Parlak`ın, yayımlanmış birçok yurt içi ve yurt dışı makalelerinin yanı sıra, “Oltu”, “Kaynaktan Vitrine Oltutaşı”, “Azarbeycan Bezek Sanatı (Çeviri)” “18-19. Asır Azerbaycan Sanatı (Çeviri)” “Kazak Oyu Örnekleri”, “Kazakistan Tabiği Boyav Osimdikteri”, “Sır Boyundaki Tarihi Şehir Medeniyeti”, “Geleneksel Kazak Halı Sanatı ve Aral Bölgesi El Halıcılığını Geliştirme Projesi”, “Erzurum’da Oltutaşı ve Kuyumculuk Sanatı”, “Oltu ve Köylerinde Bardız Kilimciliği” adlı on kitabı bulunuyor.

  • Polisin sır ölümünde cinayet şüphesi

    Osmaniye’de görev yapan 15 yıllık polis memuru Murat Şişkin’in kaybolduktan iki gün sonra tabancayla başından vurulmuş şekilde ölü olarak bulunmasının ardından yakınları “cinayet” şüphesi üzerinde duruyor.

    Edinilen bilgiye göre, Osmaniye İl Emniyet Müdürlüğünde görevli polis memuru Murat Şişkin’in (42) eşi doğum yaptığından dolayı izne ayrıldı. Özlem ve Öykü isminde iki çocuğu bulunan polis memurunun yeni doğan çocuğu henüz 6 günlüktü. Murat Şişkin’in akşam saatlerinde evden ayrılması ve bir daha da geri dönmemesi üzerine ailesi durumu polise bildirdi. Polis ekipleri yaptığı araştırmada kayıp polis memurunun otomobilini Kumarlı Köyü yakınlarında kayınbabasına ait zeytinlik içinde buldu. Otomobil çevresinde yapılan aramada Murat Şişkin’in cesedi, başından vurulmuş şekilde bulundu. Cumhuriyet savcısının yaptığı incelemenin ardından polis memuru Murat Şişkin’in cesedi kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için Adana Adli Tıp Kurumuna gönderildi. İlk görünüşte intihar olarak değerlendirilen olay için ölen polis memurunun yakınları olayın cinayet olma ihtimali üzerinde duruyor.

    Murat Şişkin’in amcası Kazım Şişkin, yeğeninin hayat dolu bir insan olduğunu belirterek, “Yeğenim intihar edecek bir yapıya sahip değildi. Yeni bebeği dünyaya gelmişti. Etrafına mutluluk saçan birisiydi. Şüphe içindeyiz” dedi.

    Öte yandan Murat Şişkin’in isminin açıklanmasını istemeyen başka bir yakını, “ İntihar etmesi için hiçbir sebebi yok, yeni çocuğu doğdu. Çok mutluydu. Aklımıza her şey geliyor cinayet olabilir hatta FETÖ teröristleri dahi öldürmüş olabilirler. Bu olay araştırılsın” diye konuştu.

  • Genç Kızın Şüpheli Ölümünde İntihar İhtimali

    İzmir’in Buca ilçesinde, 4. kattan beton zemine düşmesi sonucu hayatını kaybeden Ş.S’nin ilk belirlemelere göre, intihar etmiş olabileceği belirtildi.

    Olay, dün saat 05.30 sıralarında, Atatürk Mahallesi 202/57 Sokak’ta meydana geldi. İddiaya göre, Cumhuriyet Ticaret Meslek Lisesi mezunu 19 yaşındaki Ş.S, 4. katın penceresinden beton zemine düştü. Olayı görenlerin durumu bildirmesi ile gelen sağlık ekipleri, ağır yaralı Ş.S’yi ambulansla özel bir hastaneye kaldırdı. Burada tedavi altına alınan genç kız, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Ş.S’nin düştüğü dairede yaşayan O.Y., polis ekiplerince gözaltına alındı. O.Y., polisteki ilk ifadesinde, Ş.S’yi dışarıda kalmaması için evine aldığını, daha sonra yiyecek bir şeyler almak için evden ayrıldığında, ŞsS’nin kendini boşluğa bıraktığını ileri sürdü. İfadesi alınan O.Y., daha sonra serbest bırakıldı. Polis ekiplerinin ilk belirlemesine göre genç kızın intihar etmiş olabileceği belirtildi. Ş.S’nin cenazesi İzmir Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsiden sonra ailesine teslim edildi. Ş.S’nin naaşı, öğle namazını müteakip, Yeşilyurt semtinden kılınacak cenaze namazından sonra defnedilecek. Olayla ilgili soruşturmanın devam ettiği bildirildi.

  • ’Atalay Filiz Öldürdü’ Denilen Liseli Gencin Sır Ölümünde Flaş Gelişme

    İzmir’in Buca ilçesinde, dört gündür kayıp olan ve seri katil Atalay Filiz’in öldürebileceği iddialarıyla gündeme gelen lise öğrencisi Eren Yılmaz’ın cesedi bulundu. Liseli gencin, iddiaların aksine, uyuşturucudan öldüğü tahmin ediliyor.

    Buca ilçesinde yaşayan ve dört gündür her yerden aranan lise öğrencisi Eren Yılmaz’dan acı haber geldi. Ailesinin başvurusu üzerine adeta alarma geçen güvenlik güçleri, gencin cesedini ormanlık alanda buldu. Öte yandan gencin, cesedi bulunmadan önce üç kişiyi katlettiği suçlamasıyla her yerden aranan Atalay Filiz tarafından öldürebileceği iddia edilmişti.

    ATALAY FİLİZ İDDİALARI ASILSIZ ÇIKTI

    Olayla ilgili iddialar üzerine derinlemesine bir inceleme yapan İzmir polisi, gencin en son yanında olan arkadaşına ulaştı. İfadesi alınan gencin söyledikleri ise Eren Yılmaz’ın ölümünü neredeyse aydınlattı.

    “BEN İKİ EREN DÖRT HAP İÇTİ”

    Genç ifadesinde, Eren Yılmaz’la uyuşturucu aldıklarını belirterek şöyle konuştu; “Ben 2, Eren de 4 uyuşturucu hap içti. Ardından ormanlık alanda yürüdüğümüz sırada birden hareketleri değişti, agresifleşti, ağzından köpükler gelmeye başladı. Ben de yakındaki çeşmeden su getirmek içini yanından ayrıldım. Döndüğümde onu bulamayınca eve geldim. Korktuğum için kimseye anlatmadım.”

    Genç daha sonra da ifadesinin ardından serbest bırakıldı. Cesette yapılan incelemelerde de liseli gencin uyuşturucudan ölebileceğine yönelik kalıntılar bulunduğu belirtildi. Eren Yılmaz’ın kesin ölüm nedenin bir kaç gün içerisinde yapılacak otopsinin ardından anlaşılabileceği bildirildi.