Etiket: OLUMSUZ

  • Trabzon’da sağanak yağış hava ulaşımı olumsuz etkiledi

    Trabzon’da akşam saatlerinde etkili olan sağanak yağış nedeniyle yollar göle dönerken, uçaklar da Trabzon Havalimanı’na iniş yapamadı.

    Özellikle şehrin Beşirli mevkisi ile havalimanı mevkisinde yollar göle dönerken, araçlar yolda güçlükle ilerledi, trafikse aksamalar yaşandı. Havalimanı çevresindeki araç kiralama şirketlerinin yoğunlukta olduğu bölgelerde su tahliye çalışmalarına iş yeri çalışanları da katılırken, Büyükşehir Belediyesi ekipleri vatandaşların ihbarları üzerine çok sayıda iş makinesi su birikintisi olan bölgelere sevk edildi. İstanbul-Trabzon ve Ankara-Trabzon seferini yapan uçaklar, hava muhalefetinden dolayı Trabzon Havalimanı’na iniş yapamadı. Genişletilmiş il başkanları toplantısına katılmak için gittikleri Ankara’dan Trabzon’a gelmekte olan Büyükşehir Belediye Başkanı Orhan Fevzi Gümrükçüoğlu, AK Parti İl Başkanı Haydar Revi, teşkilat başkanları ile diğer yolcuların bulunduğu uçak havada yaklaşık 1 saat tur atmak zorunda kaldı. Fırtına ve şiddetli yağışın dinmemesi üzerine uçak Ordu-Giresun Havalimanı’na indi.

  • Doç. Dr. Yıldırım: “Sorunlu burun hem psikolojiyi hem de tüm vücudu olumsuz yönde etkiliyor”

    Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, “Sorunlu burun hem psikolojiyi hem de tüm vücudu olumsuz yönde etkiliyor” dedi.

    Hisar Hospital Intercontinental Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Yavuz Selim Yıldırım, gözler gerçekte olmayan şeyleri varmış gibi göstererek (illüzyon) bizleri yanıltabileceğini ifade ederek, “Kulaklar da gerçekte olmayan sesleri varmış gibi (tinnitus) duyabilir. Ancak burun öyle değildir. Hasta burnu dışarıdan bakınca doktorda anlar, hasta da anlar, nefes almayan, koku almayan ve güzel görünmeyen burun hasta burundur” diye konuştu.

    Görsel olarak çok büyük, çok yamuk, eğrilmiş-yamulmuş, uç kısmı düşmüş, kötü şekilli burnun kişilerde öz güven kaybına, iletişim azalmasına ve toplumsal kabullenmemeye neden olarak kişiyi olumsuz etkilediğini belirten Doç. Dr. Yıldırım, “Yüzümüzün tam ortası burun, görsel olarak yüz ile ilk temasta burun dikkat çeker, burunun yapısal problemleri istemsiz olarak göz kontağından kaçınmaya neden olur. Burun estetiği ile yüzde belirgin bir değişim olur, kişinin öz güveni artar, iletişimi gelişir, başkaları tarafından beğenilme ve kabul edilme duygusu gerçekleşir. Burun estetiği sonrası sosyal hayata katılım artıyor, görsel ve ruhsal olarak kendini yenilenmiş hissedenler iş yaşamlarına daha fazla yüklenerek başarılı oluyor. Görsel ve yapısal olarak problemli olan tıkalı burunlar ise geceleri uykuda nefes almayı engelleyerek uykunun bozulmasına, uykuda nefes kesilmesine neden olur, nefes kesilmesi vücudun oksijen ihtiyacı karşılayamaz ve beyin-kalp gibi oksijene çok daha bağımlı organlarımız zarar görür. Vücuttaki hormonların salınımı bozulur, gün içerisinde uykuya eğilim artar, konsantrasyon güçlüğü görülür, unutkanlık, çabuk sinirlenme ile karşılaşılır. Nefes almayan tıkalı burun bunların dışında ağızdan nefes almaya neden olarak, dişlerin çürümesine, ağız kuruluğuna, ağızda kötü tat hissine neden olarak sağlığımızı olumsuz etkiler.” diye konuştu.

    Doç. Dr. Yıldırım, travmaya ve düşmeye bağlı veya alerjik ve yapısal nedenlerle nefes alamayan burnun sık boğaz ve sinüzit enfeksiyonuna neden olduğunu dile getirerek, “Sinüzit enfeksiyonu geniz akıntısına, gözlerin şişmesine, koku alma bozukluğuna neden olarak kişileri rahatsız eder. Koku almayan burun hayatımızda çok önemli yer tutan kokunun kısmı ya da tam kaybı sağlıksız burnun en önemli işaretlerinden biridir. Koku tat ile beraber birleştiğinde lezzeti verir. Koku alamayan kişilerin veya koku duyusu azalmış kişilerin lezzet algısı da değişkenlik gösterir. Kötü koku dış ortamdaki zararlı maddelerin tanınmasına olanak sağlayarak vücudunuzu bu zararlı nedenlerden korumanıza yardımcı olur. Eksik olması savunma mekanizmalarından birinin eksik olmasına neden olur” şeklinde konuştu.

  • Çocuklarda enfeksiyon bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor

    Medical Park Gaziantep Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Çiğdem Barlas, bağışıklık sistemindeki doğuştan gelen bozuklukların veya yetmezliklerin en önemli göstergesinin çocuklarda sık tekrarlayan enfeksiyonlar olduğunu söyledi.

    Dr. Çğdem Barlas, bağışıklık sistemi hakkında bilgi vererek, enfeksiyon konusunda uyarılarda bulundu. Barlas, “Bağışıklık sistemi, birçok organ, doku ve hücreden oluşmaktadır. Bunların en başında lenf bezleri, kemik iliği, dalak, timüs bezi, solunum sistemi, bağırsak ve deride yerleşen lenfoid sistem gelir. Bağışıklık sistemi her türlü mikrobu, vücuda girer girmez öldürmek için savaşan doğal bağışıklık ve daha önce karşılaştığı mikropları tanıyarak savaşan humoral (edinsel) bağışıklık sistemi olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu iki sistem sürekli olarak iletişim halinde çalışarak vücudumuzu mikroplara karşı korumaktadır. Doğal bağışıklık sistemimiz her an mikroplarla savaşabilecek biçimde hazırdır. Dış dünya ile tanışmanın ilk aşamasında, normal yolla doğan bebeklerde, annenin vajinal florasındaki faydalı mikroplar doğal bağışıklık sisteminin en önemli elemanlarıdır. Edinsel bağışıklık sistemi ise mikroplar ile karşılaştıkça çalışmaya başlar. İlk 6 ay içinde anneden bebeğe, göbek bağı aracılığı ile geçen edinsel bağışıklığın temel taşı olan antikorlar, bebeği mikroplara karşı korumaktadır. 6. Aydan sonra, bu antikorlar yavaş yavaş kanda azalırken, çocuğun kendi bağışıklık sisteminin ürettiği antikorlar çoğalmaya başlar” dedi.

    “Bağışıklık sistemi, doğuştan gelen bir hastalık yoksa kendiliğinden güçlenir”

    Dr. Barlas, açıklamasının devamında ise “Bağışıklık sisteminde doğuştan gelen bir hastalık yoksa, normal koşullarda bağışıklık sisteminin güçlenmesi, tüm mikroplar ile savaşabilecek hale gelmesi, çocuklarda 36-72. aya kadar uzayabilir. Bu süreçte bağışıklık sistemi mikroplar ile karşılaştıkça güçlenmektedir. Bir yıl içinde dört veya daha fazla kulak enfeksiyonu, iki veya daha fazla ağır sinüzit, iki veya daha fazla zatürre geçirilmesi, iki ay veya daha uzun süren antibiyotik kullanımına rağmen enfeksiyonların düzelmemesi, kilo alamama ve büyüme geriliği, tekrarlayan cilt ve organ apseleri, ağızda kalıcı pamukçuk veya ciltte mantar enfeksiyonu, enfeksiyon tedavisi için her seferinde damardan antibiyotik kullanma gereksinimi, derin doku ve organlarda yaygın enfeksiyon geçirilmesi durumunda, bağışıklık sistemi hastalıklarının mutlaka araştırılması gerekmektedir. Bununla birlikte sık hastalanan çocuklarda kansızlık, D vitamini eksikliği, geniz eti-bademcik büyüklüğü, reflü ve alerjik hastalıkların olup olmadığı, mutlaka araştırılmalıdır. Ayrıca çocuğun yeterince dengeli beslenememesi ve beslenme yetersizliği, uyku düzensizliği, evde sigara içilmesi, ev, kreş ve anaokulunun fiziki şartları da sık hastalanmaya etki eden faktörlerdir” diye konuştu.

  • Bilgisayar kullanımı gözleri olumsuz etkiliyor

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay, bilgisayar kullanımının gözleri olumsuz etkilediğini söyledi.

    Op.Dr. Şeyda Atabay, “Aileler çocuklarının çok fazla TV izlediklerinden ve yakın izlediklerinden şikayetçi olarak göz bozukluğunun sebebi olarak TVleri saymaktadırlar. Öncelikle burada dikkat edilecek nokta; yakın tv izlemekten göz bozulması değil, gözü bozuk olan çocuğun televizyonu yakından izlemek istemesidir. Çocuk iyi göremediği için televizyona yaklaşır. Tabi ki bu durum sadece çocuklar için değil yetişkinler için de önemlidir. Televizyonu yakından izlemek gözümüzü bozmaz. Ancak son yıllarda televizyon ekranlarının büyüklüklerinin artması ve göz -televizyon mesafelerinin oda büyüklüklerine göre dengelenmesi durumunu ortaya çıkarmıştır. Bu mesafe büyük ekran kullanan bir kişide yakın kalırsa göz yorgunluklarına ve baş ağrılarına neden olmaktadır” dedi.

    Bilgisayar kullanımlarının ise gözlere çok büyük rahatsızlıklar getirmekte olduğunu ifade eden Op.Dr. Atabay, “Uzun süreli bilgisayar kullanımı ile göz bozukluklarında ilerlemeler görmekteyiz. Özellikle miyopi hastalığı olanlarda yoğun bilgisayar kullanımı ile miyoplarında ilerlemeler sık olarak karşımıza çıkmaktadır. Bilgisayar ekranı küçüldükçe rahatsızlık seviyesi artmaktadır. Tabletlerde sorun biraz daha fazla iken telefon ekranları en çok rahatsızlığa sebep olan teknolojik ürün olarak sayılabilir. Yoğun bilgisayar kullanımları göz kırpma refleksini de azaltarak göz de kurumalara neden olmaktadır. Bu durum gözde kızarıklık, batma, gözlerde ağrı gibi durumlarla kendini belli etmektedir. Tüm bu rahatsızlıklardan korunabilmek için öncelikle mümkün olduğunca bilgisayar kullanımını azaltmak gereklidir. Gözün kendini dinlendirmesi gereken saatlerde gece geç saatlere kadar bilgisayar ve televizyonlardan uzak durulmalıdır. Uzun bilgisayar başı çalışmalarında 20 dakikada 3 dakika kadar uzağa bakarak gözler dinlendirilmelidir. Çok yoğun çalışma gereken durumlarda suni gözyaşı damlalarından yararlanılabilir. Bilgisayar ışıklarına karşı koruyucu gözlüklerden faydalanılabilinir. Düşük numaralı olsa da varsa astigmat gözlüklerini kullanmaları rahatlık sağlayacaktır. Özellikle çocuklarda bilgisayar kullanımlarını kısıtlamaları ileride daha sorunlu olabilecek göz hastalıklarından biraz olsun korunmalarını sağlayacaktır” şeklinde konuştu.

  • MADSİAD Başkanı Efendioğlu: “Çin’deki durağanlık mermer blok sektörünü olumsuz etkiledi”

    MADSİAD Başkanı Erol Efendioğlu, Çin’de mermer sektöründe yaşanan durgunluğun Türkiye’yi de olumsuz etkilediğini belirterek, “Mermer blokta Hindistan bizim çok önemli pazarımız haline geldi. Hindistan’dan gelen bu talep artışı sektöre ilaç oldu” dedi.

    Türkiye Mermer Doğaltaş ve Makineleri Üreticileri Birliğinin (TÜMMER) istişare toplantısı, Maden Mermer Üretici ve Sanayici İş adamları Derneği (MADSİAD) işbirliğinde Bursa’da gerçekleştirildi. Bir otelde yapılan toplantıda mermer sektörüne ilişkin son gelişmeler ele alındı. MADSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Efendioğlu, 2018 yılının küresel durgunluktan dolayı geçen yıla oranla durağan başladığını söyledi. Üçüncü ve dördüncü çeyrekte sektörün daha da toparlanacağını, gerek blok satışlarının gerekse işlenmiş ürün satışlarının çok daha iyi olacağını düşündüğü ifade eden Efendioğlu, “Bu durağanlık küresel bir sıkıntı. Sırf Türkiye’ye ait bir sıkıntı değil. ‘Aman yandım Allah’ şeklinde bir düşüş de yok. Hafif bir durgunluk var. Üçüncü ve dördüncü çeyrek çok daha iyi ve farklı olacak” dedi.

    “Çin’deki durağanlık mermer blok sektörünü olumsuz etkiledi”

    Çin’in mermer bloktaki en önemli pazarları olduğuna dikkat çeken Efendioğlu, “Çin’de inşaat sektöründe durgunluk var. Bu durgunluk Türkiye’ye de olumsuz şekilde yansıyor. 2011, 2012, 2013 yıllarında mermer blokculuğu altın dönemlerini yaşadı. 2013 yılında doğaltaş ihracatımız 2 milyar 300 milyon dolara yanaştı. Bunda Çin’e yaptığımız satışların katkısı çok büyüktü. 2018 yılında bilhassa Çin’deki bu durağanlık mermer blok sektörünü olumsuz etkiledi. İnşaatta gördüğünüz mermer basamaklar konusunda da dünya genelinde talepte biraz daralma var. Sırf Türkiye’ye ait bir şey değil. Umudumuz üçüncü ve dördüncü çeyrek. Eskiden Hindistan bizim çok önemli pazarımız değildi. Şimdi mermer blokta Hindistan bizim çok önemli pazarımız haline geldi. Hindistan’ın güzel tarafı mermer blok satın alma fiyatları çok iyidir. Yani kar oranı yüksektir. Sektör için bu çok sevindirici. Hindistan’dan gelen bu talep artışı sektöre ilaç oldu” dedi.

    “3 senedir Bursa çok başarılı şekilde mermer fuarını düzenliyor”

    Ekim ayında Bursa’da düzenlenecek Blok Mermer Fuarı’na Hindistan’dan çok ciddi katılımcının olduğunu vurgulayan Efendioğlu, “Bu çok olumlu. Dünya’daki tek mermer fuarı. Dünyada başka hiçbir ülkede yok. 3 senedir Bursa çok başarılı şekilde mermer fuarını düzenliyor. İran’dan, Mısır’dan stant açmak için talepler var. Alanlara ciddi talep geldi. 3 yılda Bursa Blok Mermer Fuarı yüzde 400 büyüdü. Yurt dışından gelen bu taleplere şimdilik olumlu talep veremiyoruz. Öncelik milli katılımın güçlü olması” diye konuştu.

    TÜMMER Yönetim Kurulu Başkanı Raif Türk ise ihracatta bu yıl öngörülerinin 2 buçuk milyar dolar olduğunu ancak dünyadaki çeşitli olumsuz gelişmelerin sektörde hafif bir duraklamaya sebep olduğunu söyledi.