Etiket: Ölümlerinin

  • Buzağı ölümlerinin engellenmesi projesinde 3. dönem başladı

    Buzağı ölümlerinin engellenmesi projesinde 3. dönem başladı

    2018 yılında Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı DAP Bölge İdaresi Başkanlığı iş birliğiyle yürütülen “Buzağı Ölümlerinin Engellenmesi Projesi”nde ilk iki dönem (2018-2019 ile 2019-2020) başarıyla tamamlandı.

    Bugüne kadar 1099 adet buzağıya sağlık hizmeti verilen projenin 3. dönemini kapsayan 2020-2021 sezonu çalışmaları 15 Ocak 2021 tarihinde başladı. Proje kapsamında hastalanan buzağıların Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesindeki tedavileri ilk iki dönemde olduğu gibi yine proje bütçesinden karşılanacak. Proje kapsamında laboratuvar tetkikleri, radyolojik muayeneler, anestezi ve ameliyat giderleri ile sıvı tedavisi gibi işlemler çiftçilere ücretsiz sunulacak.

    “Buzağı Ölümleri Yüzde 80 Oranında Azaldı”

    Proje hakkında görüşlerini aktaran Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, süreklilik ve kararlılığın oldukça önemli olduğu hayvancılık sektöründe bir diğer önemli unsurun ise hayvan hastalıklarını önlemek ve yılda sağlıklı bir buzağı almak olduğunu belirterek bu doğrultuda fakültede yapılan çalışmalar neticesinde hasta buzağıları tedavi etme noktasında oldukça başarılı sonuçlar aldıklarını söyledi.

    Geçtiğimiz yıllarda da Atatürk Üniversitesi Hayvan Hastanesinde gerçekleştirilen proje sayesinde buzağı ölümlerinde yüzde 80 oranında azalma yaşandığını ifade eden Rektör Çomaklı şunları söyledi: “Bu proje ile Erzurum’daki buzağı ölümlerinin büyük oranda azaltılması amaçladık. Yetiştirici maliyet kaygısı nedeniyle veteriner hizmetinden yararlanamıyordu. Bu olumsuz durumun aşılması için DAP İdaresi ile iş birliği içerisinde soruna çözüm bulmaya çalıştık. Buzağı Ölümlerinin Engellenmesi projemiz hem vatandaşımıza hem de milli ekonomiye ciddi katkı sağlıyor” dedi.

    Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Selim Sağlam ise buzağı ölümlerinin hayvan yetiştiriciliği ve ülke ekonomisi açısından önemli bir sorun olduğunu ancak Atatürk Üniversitesi olarak bu sorunu aşma noktasında yoğun gayret gösterdiklerini söyledi. Yürütülen projeyle bölgesel düzeyde de olsa buzağıların yaşatılması sonucu et ve süt üretimine katkı sağlanacağını beliren Sağlam, bu amaçla Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi ünitelerinde 7 gün 24 saat hayvan sağlığı hizmeti sunulduğunu ve üreticilerin hayvanlarını gönül rahatlığıyla buraya getirebileceklerini ifade etti.

  • Narman’da buzağı ölümlerinin engellenmesi için çalışma başlatıldı

    Narman’da buzağı ölümlerinin engellenmesi için çalışma başlatıldı

    Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi ve DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı iş birliği ile “Buzağı Ölümlerinin Engellenmesi Projesi” başladı.

    Hayvan Hastanesi’nde buzağıların bu proje kapsamında muayene ve tedavileri için buzağılar Erzurum İl sınırlarında faaliyet gösteren işletmelere kayıtlı olması gerekiyor.

    Proje kapsamında Hastanede; Klinik muayeneler, Cerrahi müdahaleler, Hematolojik ve biyokimyasal analizler, Laboratuvar analizleri, Ultrasonografi ve radyografi gibi işlemler yapıldığı, teşhis ve tedavi kapsamında kullanılan sarf malzeme giderleri proje bütçesinden karşılanacak.

  • Çorum bebek ölümlerinin en az olduğu iller arasında

    Çorum İl Sağlık Müdürü Dr. Ömer Sobacı, Çorum’un bebek ölümlerinin en az görülen iller arasında yer aldığını açıkladı.

    Ülkelerin ve bölgelerin gelişmişlik düzeyini gösteren sağlık alanındaki demografik göstergelerin en önemlisinin anne ve bebek sağlığı olduğunu dile getiren Dr. Ömer Sobacı, bu göstergelerden özellikle bebek ölüm hızlarının, ekonomik kalkınma düzeyi ve bunun sağlığa yansımasını gösterdiğini söyledi.

    Ayrıca ekonomik gelişme yanında sosyo-kültürel faktörlerin de çocukluk çağı mortalite oranlarını etkileyen belirleyiciler arasında olduğunu dile getiren Sobacı, Türkiye’de uygulanmakta olan sağlıkta dönüşüm programında anne ve çocuk sağlığının öncelikli konular arasında yer aldığını, bu çerçevede yürütülen programlar neticesinde gerek anne gerekse bebek ölümlerinde önceki yıllarla kıyaslanamayacak ölçüde büyük başarılar elde edildiğini vurguladı.

    Sobacı, doğum öncesi etkin bir bakım, doğumun hastane ortamında deneyimli ve eğitimli sağlık personeli tarafından yapılması, önlenebilir hastalıklara karşı aşılanmanın yapılması ve kadının statüsünün eğitime ve iş yaşamına katılımının arttırılarak yükseltilmesi bu amacın gerçekleştirilmesinde temel yapı taşları olduğunu ifade etti.

    Türkiye’de ulusal çapta yürütülen, evlilik öncesi danışmanlık, üreme sağlığı, doğum öncesi ve doğum sonrası bakım, bebek ve çocuk izleme, lohusa ve bebeklere yönelik nutrisyonel destek, gebe, yenidoğan tarama, aşılama programları, gebe bilgilendirme sınıfları, misafir anne, anne sütünün teşviki ve bebek dostu sağlık kuruluşları uygulaması ve sağlık personeline yönelik sertifikalı hizmet içi eğitim programlarının Çorum’da da başarılı bir şekilde sürdürüldüğünü anlatan Sobacı, “TÜİK tarafından yayımlanan 2017 yılı Ölüm İstatistiklerine göre bebek ölüm hızı Türkiye genelinde binde 9,2 olarak hesaplanmıştır. Bebek ölüm hızı illere göre incelendiğinde, 2017 yılında bebek ölüm hızının en yüksek olduğu il binde 17,2 ile Kilis olmuştur. Bu ili binde 16,7 ile Hakkari, binde 14,9 ile Muş ve binde 14,4 ile Şanlıurfa izlemektedir. Bebek ölüm hızının en düşük olduğu il ise binde 4,6 ile Çankırı olmuştur. Bu ili binde 5,2 ile Eskişehir ve Karabük, binde 5,3 ile Amasya, 5,6 ile Bolu, 5,8 ile Edirne ve Uşak, 6,3 ile Çorum ve Bartın illeri izledi. Bu sıralamaya göre Çorum bebek ölümlerinin en az olduğu iller arasında yer almıştır. Bebek ölümlerinin önlenmesi için ailelerin planlı ve istedikleri zaman gebe kalmaları, doğum öncesi uygun aralıklarla izlemlerinin yapılabilmesi için aile hekimlerini ziyaret etmeleri, doğumun hastane ortamında gerçekleştirilmesi, yenidoğan döneminde gerekli taramaların ve aşıların tam yapılması ve her aşamada aile hekimlerinden, Toplum Sağlığı Merkezlerinden ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinden bilgilendirme ve danışmanlık hizmeti almaları önemlidir” dedi.

  • Arı ölümlerinin sebebi yanlış ilaçlama

    Bursa Veteriner Hekimler Odası (BVHO) Başkanı Sinan Sağlam, yaz ayları ile birlikte artan ve insanların yaşam alanlarına müdahale eden haşerelerle mücadelede yöntemleri konusunda belediyelerin daha dikkatli ve duyarlı olması gerektiğini söyledi. Sağlam, mücadele yöntemlerinde insan sağlığını etkilemeyecek biyolojik mücadele yöntemlerinin kullanılması gerektiğini vurguladı.

    BVHO Başkanı Sinan Sağlam, haşerelerle mücadelenin yoğunlaştığı döneme girilmesi nedeniyle yaptığı açıklamada, mücadele yöntemleri, mücadele yapan kişilerin eğitimi, mücadelede kullanılan ilaçların insan sağlığına etkileri konusunda uyarılarda bulundu. Başkan Sağlam, sinek, böcek ve fare başta olmak üzere çok sayıdaki zararlı ile genelde kimyasal yöntemlerle mücadele yapıldığına dikkat çekerek, “Zararlıları tamamen yok etmeyi hedefleyen bu yöntemin, insan sağlığına olumsuz etkileri var. Ayrıca doğal dengenin bozulması açısından bir dizi risk var. Artık bu yöntemleri terk ederek, biyolojik mücadele yöntemine geçmemiz gerekiyor” dedi.

    “İlaçlama yaparak tüm canlıları öldürüyoruz”

    Doğal mücadele yönteminin zararlı canlıyı insanların yaşam alanlarından uzak tutmayı amaçladığını ifade eden Sinan Sağlam, kimyasal mücadelede kullanılan ilaçların sadece zararlıları değil, diğer yararlı canlıları da öldürdüğüne dikkat çekti. Kimyasalların, doğal dengeyi bozduğunu, kanser başta olmak üzere yol açtığı çeşitli hastalıklar nedeniyle insan sağlığını olumsuz etkilediğini vurgulayan Sağlam, şunları söyledi: “Her yıl aynı şeyleri tekrarlamaktan bıktık. Kamyonetin arkasına takılan motorla havaya ilaç püskürtmek, bize yakışmıyor. Haşerelerle mücadelede kimyasal yöntemler insan sağlığına da zarar veriyor. Avrupa ülkelerinin çoğunda insan sağlığına zarar verdiği için kimyasal ilaçların kullanımına son verildi. Haşerelere mücadelede bilinen ve etkili olan birçok biyolojik yöntem var. Bu yöntemlerle, doğadaki zararlılar, başka canlılar aracılığı ile etkisiz hale getiriliyor. Böylece doğal denge korunuyor. İlaçlama yapınca haşereler değil diğer canlılar da ölüyor. Bu da doğal dengeyi bozuyor.”

    “Yanlış ilaçlama arıları öldürdü”

    Sinan Sağlam, kimyasal ilaçlama yapacak kişilerin eğitimli olmasının da büyük önem taşıdığını söyledi. Özellikle biyosidal ilaç uygulamalarının çok dikkatli ve uzman klişelerle yapılması gerektiğini kaydeden Başkan Sağlam, “Bilinçsiz, kontrolsüz ve ilkel yöntemlerle yapılan ilaçlamaları insan sağlığının yanı sıra bitki, hayvan ve yeraltı sularını da zehirleyerek büyük risk oluşturuyor. Geçen hafta İnegöl’de bahçesini ilaçlayan bir çiftçimiz binlerce arının ölümüne neden oldu. Bu ve benzeri örnekleri çoğaltabiliriz” dedi. Sinan Sağlam, gelişmiş ülkelerde yasaklanan 100’ün üzerinde ilacın Türkiye’de hala kullanılmasının endişe verici olduğunu da sözlerine ekledi.

  • Tunceli’deki keçi ölümlerinin nedeni belli oldu

    Tunceli’de geçtiğimiz haftadan itibaren dağ keçilerinde yaşanmaya başlayan ölümlerle ilgili yapılan incelemede, ölümlerin keçi vebasından kaynaklandığı belirlendi.

    Tunceli’de Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekipleri, Pülümür ilçesinde görme kaybı ve kanlı ishal sonrası bir hafta içerisinde 8 dağ keçisinin öldüğünü belirledi. Telef olan keçilerden alınan numuneler ölüm sebebinin tespit edilmesi için Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Patoloji Anabilim Dalına gönderildi. Patoloji biriminin yaptığı incelemede, ölümlerin keçi vebasından kaynaklandığı belirlendi.

    Fırat Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hatice Erkösüz, “Hastalığın ismi Peste des Petits Ruminants’dır (küçük baş vebası). Bu hastalık daha çok küçük baş hayvanlarda görülen bulaşıcı bir hastalıktır. Keçi vebası, yalancı sığır vebası gibi isimlerle de anılır. Bölgemizde ilk defa görüldü. Daha önce koyun ve keçilerde daha çok rastlanmasına rağmen dağ keçilerinde ilk kez tespit edildi. Belirtileri ağızda erozyon ve ülserler karakterize olurken, solunum sistemi belirtileri gösterir. Solunum güçlüğü, öksürük irinli olarak göz ve burun akıntısı görülür” dedi.

    Tedaviden ziyade koruyucu önlemlerin önemine değinen Erkösüz, hepsinin ölmesi gibi bir durumun olmadığını da kaydetti.