Etiket: Ölümleri

  • Niksar’da şüpheli kuş ölümleri

    Tokat’ın Niksar ilçesinde çok sayıda güvercin ölü bulundu.

    Niksar’da bazı mahallelerde güvercinler, bilinmeyen bir nedenle telef oldu. Yaşanan kuş ölümleri vatandaşları tedirgin ederken İlçe Tarım Müdürlüğü görevlileri ölüm nedenlerinin tespit edilebilmesi için ölen güvercinlerden numune aldı. Numuneler Samsun Veteriner Kontrol Merkez Araştırma Enstitüsüne gönderildi.

  • Ceyhan Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşandı

    Ceyhan Nehri’nin şehir içinden geçen bölümünde suyun rengi griye dönerken, toplu balık ölümleri yaşandı. Su yüzeyine vuran irili ufaklı yüzlerce balığı gören vatandaşlar ise, durumu katliam olarak nitelendirdi. Vatandaşlar, Ceyhan Nehri’ndeki kirliliğin ve balık ölümlerinin ise Şeker Fabrikası’ndan bırakılan atıklar nedeniyle oluştuğunu iddia etti.

    Ceyhan Nehri’nde tarih tekerrür etti. Daha önceki yıllarda da aynı durumun yaşandığı Ceyhan Nehri’nde, henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı toplu balık ölümleri meydana geldi. Ceyhan Nehri’ndeki suyun rengi bulanıklaşırken, oksijensiz kalan balıklar ise su yüzeyine vurdu. Balık ölümleri, nehrin şehir içinde kalan bölümünün tamamına yakınında yaşandı. Ölü ve ölmek üzere olan balıkların su yüzeyinde olduğunu gören vatandaşlar ise, köprülere akın etti. Balıkların zehirli olabileceğini göz ardı eden vatandaşlar, suya girerek ya da ellerindeki filelerle sudan balık topladı. Su yüzeyinde, çoğunluğu alabalık olmak üzere irili ufaklı yüzlerce balık bulunurken, olan biteni izleyen vatandaşlar ise, yaşananlara isyan etti.

    Balık ölümlerinin Ceyhan Nehri’nde bir ilk olmadığını kaydeden vatandaşlar, “Bu balıkların ölüm nedeni kireç. Kireç, suyun içindeki oksijeni yok eder. Balıklar da oksijensiz kalarak ölürler. Kireç de Elbistan Şeker Fabrikası’ndan Ceyhan Nehrine karışmış olabilir. Çünkü orada Şeker Fabrikası’ndan başka yerde kireç yok. Acilen önlem alınması lazım. Bu nehirde bir tane canlı kalmaz. Şeker Fabrikası’ndaki kireç havuzu kontrol edilmeli” diye konuştular.

    “Bundan daha büyük katliam olmaz” ifadesini kullanan vatandaşlar, “Kaç senedir Ceyhan Nehri’nde balık avlanmıyor. Yazık günah” dediler.

    Öte yandan, Ceyhan Nehri’nde yaşanan balık ölümleri üzerine harekete geçen yetkililerin, sudan ve balıklardan numuneler aldığı bildirildi. Balık ölümlerinin nedeninin, laboratuvarda yapılan incelemenin ardından kesinlik kazanacağı öğrenildi.

  • Buzağı ve arı ölümleri Mersin’de masaya yatırıldı

    Buzağı ve arı ölümleri ile şap hastalığı Mersin’de masaya yatırıldı. Mersin İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Arif Abalı, arıların insanlığın devamı için çok önemli olduğunu ve ülkedeki arı varlığının korunması gerektiğini belirterek, şap hastalığında da Mersin-Adana bölgesi olarak ari bölge olmak için aşılamalara devam ettikleri söyledi.

    Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü, 2017 yılı 1. Bölge Grup Toplantısı Mersin’de düzenledi. Mersin Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya, Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş illerinden enstitü müdürleri, ilçe müdürleri, şube müdürleri, birlik ve kooperatif başkanları katıldı.

    Buzağı ölümleri, arı ölümleri, şap hastalığı ve hayvan hastalıklarının ele alındığı toplantının açış konuşmasını yapan Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Abdullah Çil, müdürlük olarak Adana, Mersin, Osmaniye, Hatay, Kahramanmaraş, Gaziantep, Kilis ve Adıyaman illerinde tarım ve hayvancılık alanlarında önemli ar-ge faaliyetleri yürüttüklerini ifade etti. Çil, “Enstitümüz daha çok tarla bitkileri ağırlıklı ve hayvancılık alanlarında klasik ve modern biyoterminolojik yöntemleri kullanarak ıslah faaliyetleri yürütmektedir. Bugüne kadar yaptığımız ıslah çalışmaları sonucunda 26 buğday, 23 pamuk, 5 soya, 5 yem bitkisi, 3 nohut, 2 yer bademi, bir ayçiçeği ve bir mısır çeşidi olmak üzere toplam 66 çeşit geliştirilerek ülke ve bölge çiftçisinin hizmetine sunulmuştur. Bu çeşitlerden 23 tanesi, tohumluk üretim hakkı karşılığında özel sektöre satışı yapılmıştır. Bugün enstitümüzde Bakanlığımız, TÜBİTAK, bazı yurt dışı kuruluşları ve özel sektör ile 56 adet proje yürütmekteyiz” dedi.

    Arı ölümlerinde tarımsal ilaçlar, kovan içi yanlış uygulamalar etkili

    Adana İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdür Yardımcısı Ali Kansu ise konuşmasında yoğun arı ölümleri üzerinde durdu. Adana İl Müdürlüğü’nün 2017’de arı ölümlerine yönelik yaptığı çalışmaları anlatan Kansu, 2017’de özellikle Doğu Akdeniz illerinde başta Adana olmak üzere yoğun şekilde arı ölümleriyle karşı karşıya kaldıklarını dile getirdi. Özellikle Osmaniye ve Hatay bölgesinden başlamak üzere Adana’da da Ceyhan ilçesinde ilk ölümlerin görüldüğü Şubat ayının ilk haftalarından itibaren yoğun arı ölümleri olduğunu belirten Kansu, Şubat ayından bu yana yaptıkları saha çalışmaları ve laboratuvar analizlerinin sonuçlarını aktardı. İlk etapta yaptıkları çalışmalarda, sahadan aldıkları numunelerin analiz sonuçlarında, arı ölümlerinin çok büyük bir kısmının nosema etkeni içerdiğini, çok büyük bir kısmının da toksik maddelerin sonucuna bağlı ölümler olduğunu tespit ettiklerini söyledi.

    Başlattıkları ‘arı ölümleriyle mücadele eylem planı’ çerçevesinde yıl boyunca yaptıkları çalışmalar hakkında da bilgi veren Kansu, “Eylem planı çerçevesinde yaptığımız çalışmalar sonucuda ise

    özellikle gelen analiz sonuçları yüzde 40 oranında nosema etkeninin bölgede ölümlere sebep olduğunu, yüzde 20’lik ölümlerin tarımsal ilaçlamalar veya tavsiye dışı kovan içi uygulamaların sebep olduğu, yüzde 20’lik dilimin arı ölümlerinde yeni bir epidemi veya diğer hastalık grubunun şekillendirdiği, yüzde 20’lik grubun da viral arı hastalıklarından kaynaklandığı sonucuna ulaştık. Tabi ki toksik ilaçların bu etmenlerle bir araya geldiğinde arılar üzerindeki etkisinin kat be kat arttığı da bir gerçektir” diye konuştu.

    “Arı ölümlerini araştıracak ulusal komisyon kurulmalı”

    Bakanlığa sundukları çözüm önerilerini de anlatan Kansu, TÜBİTAK, enstitüler, üniversiteler, il müdürlükleri gibi kuruluşların, arıların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde ölüm nedenlerini araştıracak ulusal düzeyde bir komisyon kurulması gerektiğinin altını çizdi. Kansu, diğer önerilerini şöyle sıraladı: “Adana, Mersin, Hatay, Osmaniye bölgeleri tarımsal uygulamaların çok yoğun yapıldığı ve tarımsal ilaçlamanın had safhada kullanıldığı bir bölge. Bu ilaçlamalar yapılırken, Adana olarak 250 farklı nokta belirledik, bu noktalardan köy ve mahallelere ilaç hazırlama ve ambalaj toplama tesislerinin kurulması önerisinde bulunduk. Bunun toplam maliyeti 2 milyon TL civarında. Yıllık kaybımızın tarımsal hasılaya olan olumsuz etkileri düşünüldüğünde 2 milyon TL’nin çok da büyük bir rakam olduğu düşünülemez.

    Bir diğer önerimiz, analiz sürelerinin uzamaması için enstitü müdürlüklerimizin analiz laboratuvarlarının güncellenmesi. Ayrıca, zirai ilaç kutularının kullanıldıktan sonra arta kalan kısımlarının çiftçilerimiz tarafından tarlanın bir kenarına atıldığı, bu ilaç artıklarının arılar üzerinde ölüm yapabileceği kanısı oluşmuştu. İlaç kapaklarının özellikle sızdırmaz bir şekilde yeniden revize edilmesi konusunda bir proje hazırlayıp Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü’ne sunduk. Zirai ilaç bayilerinin denetimlerinin artırılması, tavsiye dışı ve ruhsatsız ilaçların kullanılmaması yönünde üreticilerin bilinçlendirilmesi, konaklama kapasitelerinin bölgeler belirlenerek çıkarılması, konaklama kapasitesi üzerinde arı konaklamalarına izin verilmemesi gibi reel çözüm önerilerinde bulunduk” ifadelerini kullandı.

    “Mersin, gayri safi milli hasılaya yüzde 12’lik katkısıyla ikinci il”

    Mersin İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Arif Abalı ise konuşmasının başında yeni müdürlük binası yapılması konusunun 2018 yatırım programına alınması ve Akdeniz meyve sineği ile mücadele kapsamında hazırladıkları 4 milyon liralık projeye ise 10 milyon liralık direk katkı veren Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan’a teşekkür etti.

    Mersin tarımıyla ilgili bilgiler veren Abalı, bir tarım kenti olan Mersin’in, 2,3 milyon ton meyve, 2 milyon ton açıkta sebze, 1 milyon ton örtü altında sebze üretimiyle büyük bir kapasiteye sahip olduğunu vurguladı. Abalı, “Bu kapasitemizle Türkiye’de gayri safi milli hasılaya 7,7 milyar TL ile yüzde 12’lik katkıyı sağlayan ikinci iliz. Üretimi, işleme tesisleri, üreticisi ve 1 milyon ton yaş meyve sebze ihracatıyla Mersin ili tarımda büyük ailedir. 220 bin ton muz üretimiyle Türkiye birincisiyiz. Çilek, narenciye, limon, şeftali üretiminde Türkiye birincisiyiz. Keçi varlığı ve keçiboynuzunda Türkiye birincisiyiz. Örtü altı meyve üretiminde 360 bin tonla en çok üretim yapan iliz. Hedefimiz, birinciliklerimizi korumanın yanında ikinciliklerimizi ve üçüncülüklerimizi de birinciliklere taşımak. Aynı zamanda katma değerli ürünler üretmek ve bu ürünleri de sektörel anlamda daha katma değerli ürünler haline getirip ihracat kapasitemizi artırmak” şeklinde konuştu.

    “Şap hastalığında Mersin-Adana olarak ari bölge olmak istiyoruz”

    Buzağı ölümlerinin son dönemde çok önemli bir yer teşkil ettiğine dikkat çeken Abalı, “Buzağı ölümleri önemli. Buzağılar bizim çocuklarımız. Buzağı ölümlerini ne kadar aşağı çekersek hayvancılıkta da o kadar başarılı olacağız. Şap hastalığında Mersin-Adana bölgesi olarak ari bölge olmak istiyoruz. Şap hastalığında aşılama süreçleri yoğun şekilde devam etmekte. İl müdürlüğü olarak 97 bin büyükbaş hayvanı aşıladık, yüzde 104 başarı elde ettik. Bu aşılama kampanyaları ile birlikte tüm hastalıklardan ari bölge olmamız gerekiyor. Tüm Türkiye’nin ari bölge olması gerekiyor ama bulunduğu coğrafi konum itibariyle de biraz zor bir bölgeyiz. Öte yandan, Mersin’de Tarsus ve Akdeniz ilçe bölgesinde de her baharda arı ölümleri olmakta. Bu problemlerden kaynaklı bazı çiftçilerle sosyal problemler de olmakta. Arılar insanlığın devamı için çok önemli. Bitkisel üretimin devamını sağlıyor. Arıların dünya üzerindeki varlığının her zaman korunması gerekiyor. Bu çerçevede hem Bakanlık hem de Türkiye olarak önemli katkıları vermemiz gerekiyor” dedi.

  • Giresun’da Batlama Deresi’nde yaşanan toplu balık ölümleri

    Giresun’da Batlama Deresi’nde yaklaşık 1 kilometrelik alanda görülen balık ölümleri tedirginlik oluşturdu. Giresun’un Batlama Deresi’nde yaşanan balık ölümleri Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü’nü harekete geçirdi.

    Giresun’un Çaldağ-İnişdibi mevkiinden denize dökülen Batlama Deresi’nde yaklaşık 1 kilometrelik bölümünde balık ölümleri görüldü. Batlama vadisi sakinleri, durumu Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne bildirdi. Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürlüğü görevlileri, derede inceleme yaptı. Köylülerin şikayetlerini dinleyen görevliler ölü balıklardan ve sudan numuneler aldı.

    Balık ölümleriyle ilgili bilgi veren Giresun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Müdür Yardımcısı Adnan Temür “Vatandaşların haber vermesi üzerine ilgili şube müdürlüğü görevlilerimiz söz konusu balık ölümleriyle ilgili incelemede bulundu. Yapılan incelemede dere suyundan ve balıklardan numuneler alındı. Balık ölümlerinin suyun ani ısınmasına bağlı olarak sudaki oksijen kaybının yaşanması nedeniyle mi, hastalık ya da dereye bırakılan kimyasal sonucu mu gerçekleştiğini inceleyeceğiz. Yapılan tespitlerde dereye bırakılan kimyasal sonucuysa bunun araştırmasını yapacağız ve gerekli yaptırımlar elbette uygulanacaktır. Hastalık sonucuysa da bununla ilgili yapılması gerekenler yapılacaktır. Fakat şuanda balık ölümleriyle ilgili net bir gerekçe ortaya koyamayız” açıklamasında bulundu.

    Ölümlerin ise sahilden Batlama Küçük Organize Sanayi Bölgesi’ne kadar olan yaklaşık bir kilometrelik alanda olması ise dikkat çekti.

  • Gaziantep’te korkutan balık ölümleri

    Gaziantep’in Oğuzeli ilçesindeki Kayacık Barajı’nda kıyıya vuran ölü balıklar tedirginliğe neden oldu. Suları metrelerce çekilen barajdaki balık ölümlerinin nedeninin araştırılmasını isteyen vatandaşlar, yüzlerce balığın karaya vurduğu barajdan avlanmanın yasaklanmasını istedi.

    Kayacık Barajı’nda yaşanan balık ölümlerini fark eden vatandaşlar yetkililere haber verdi. Balık ölümlerinin nedeninin araştırılmasını isteyen vatandaşlar, suyun içinde ölmek üzere olan sazanları ise cep telefonları ile görüntülediler.

    Balık ölümlerinin baraja karışan herhangi bir kimyasaldan ya da oksijen yetersizliğinden kaynaklanabileceğini dile getiren vatandaşlar, baraj suyunun ise 100 metreye yakın çekildiğine dikkat çektiler. Barajda ölen balıkların çürüyüp çevreye kötü kokular yaydığına dikkat çeken Güneysu Mahalle Muhtarı Kemal Menğüç, kıyıya vuran yüzlerce ölü balığa rağmen barajda hala balık avlanmasına ise tepki gösterdi.

    Yaz aylarının gelmesiyle metrelerce geri çekilen baraj suyunun geride bıraktığı batak alanın haşere yuvasına dönüştüğünü belirten Menğüç, yetkililerden bölgenin bir an önce karantinaya alınmasını istedi.

    Barajda avlanan balıklar satılıyor

    Barajda avlanan balıkların vatandaşlara satıldığını iddia eden Mengüç, insan sağlığını hiçe sayarak balık avlayanların jandarmanın denetimlerine kulak asmadığını ifade etti. Bölgeye bir yıl içinde arıtma tesisinin kurulacağının sözü aldıklarını ve çalışmaların başladığını dile getiren Mengüç, baraj etrafının daha sıkı kontrol edilmesini istedi.

    Kayacık Barajı’na fabrikaların zehirli atık sularının döküldüğünü ileri süren Güneyse Mahallesi Muhtarı Kemal Mengüç, “Balıkların ölmesinin nedeni Allebe’nin kirli suyunun gelmesi, fabrika sularının dökülmesi ve arıtma sisteminin hala kurulmamış olmasıdır. Bu balıkları götürüp satıyorlar. Kirli su balığı olduğu için bizler yemiyoruz. İnsanlar alıp satıyorlar, alanlar ise bu balıkların böyle olduğunu bilmiyorlar. Burada sinek fazla olduğu için çocuklar hastalanabiliyor. Kaşıntıdan her tarafımız yara bere içinde kalıyor. Yemeğimizin içine bile sinekler düşüyor. Geceleri evlerimizde camları açıp yatamıyoruz. İlaçlama haftada bir gün geliyor. O da bize yeterli gelmiyor. Bizler 2-3 günde bir ilaçlama yapılmasını istiyoruz. Bu durumu muhtarlık sitemizden çevre bakanlığına yazdık bunu dile getirdik. Baraj suyunun geri çekilmesiyle kalan toprak kalıntıları çok aşırı koku yapıyor” diye konuştu.