Etiket: Olsaydı”

  • Ecem hayatta olsaydı bugün evleneceklerdi

    İzmir’in Konak ilçesinde, 10 gün önce trafik kasında hayatını kaybeden Ecem Halilğolu hayatta olsaydı bugün nişanlısı Bircan Tektaş ile evlenecekti. Nişanlısı Ecem’e çalıştıkları iş yerinde sürpriz evlenme teklifi yaparak hem gözyaşlarına boğan hem de güldüren Bircan Tektaş, ’’Hayatımın anlamı, bir trafik canavarı nedeni ile bu dünyadan göçtü. Birbirimize çok değer veriyorduk. Bizim için aşk zaten ayrı bir yerdeydi ama öncesinde saygı, sevgi ve sadakat vardı. Bugün yaşasaydı evlenecektik ve birlikte kurduğumuz evde yaşayacaktık ama olmadı. Bu bir kaza değil cinayettir. O sürücü bulunursa belki acımız bir nebze de olsa hafifleyebilir’’ dedi. Polis ekipleri, Ecem Haliloğlu ve teyzesine çarptıktan sonra kayıplara karışan sürücüyü arıyor.

    Olay, 11 Ağustos gece yarısı, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı’nda meydana geldi. Konak yönünden Balçova yönüne giden ve sürücüsünün ismi öğrenilemeyen 06 DM 4333 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmek isteyen Lütfiye Yurdaer (60) ve yeğeni Ecem Haliloğlu’na (26) çarptı. Çarpmanın etkisiyle yaklaşık 50 metre savrulan ve ağır yararlanan Yurdaer ve Haliloğlu, sağlık ekipleri tarafından kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybetti.

    Polis, sürücüyü hala bulamadı

    Kaza sonrası kimliği belirsiz sürücü izini kaybettirdi. Polis ekiplerinin yaptığı araştırma sonucu kazaya karışan plakadan aracın sahibine ulaşılırken, aracın sahibi iddiaya göre o gün aracını akrabası olan Ankara’da müteahhitlik yapan N.D.’ye verdiğini söyledi. Soruşturmayı derinleştiren İzmir polisi, N.D.’yi arama çalışmalarına başlarken kazadan 10 gün geçmesine rağmen 2 kişinin ölümüne neden olan sürücüyü hala bulamadı.

    Sürpriz evlilik teklifi Ecem’i hem ağlatmış hem de çok sevindirmişti

    Hayatının baharında trafik canavarı kurbanı olan Ecem Haliloğlu ise hayallerine sayılı günler kala geride gözü yaşlı bir aile ve eğer yaşasaydı bugün evleneceği çok sevdiği nişanlısı Bircan Tektaş’ı (27) bıraktı. 10 gün önce trafik kazasında teyzesi ile hayatını kaybeden Ecem Haliloğlu, hayalini kurduğu beyaz gelinliği Bircan Tektaş ile hayatını paylaşmak için bugün (21 Ağustos) giyecek ve hayatının en mutlu gününü geçirecekti. Mutlu güne az bir süre kala Ecem ile Bircan’ın hayali bir trafik canavarı tarafından söndürüldü. Bir teknoloji mağazasında birlikte çalışırken tanışan ve kısa sürede mutluluğu her geçen gün artan çiftin sevgileri evlenme yoluna doğru ilerliyordu. Satış danışmanı olan Bircan Tektaş, canından çok sevdiği Ecem Haliloğlu’na, birlikte çalıştıkları iş yerinde diğer çalışma arkadaşlarının da yardımıyla sürpriz evlenme teklifi yapmıştı. Her şeyden habersiz televizyon satışı için müşteri ile ilgilenen Ecem Haliloğlu, nişanlısı Bircan Tektaş ile en sevdikleri parça olan Birsen Tezer’in söylediği ‘Hoşgelidn’ şarkısı bir anda iş yerinin bütün hoparlöründen çalmaya başlayıp televizyonlardan da kendilerini resimlerini görünce şoke oldu. Ecem ne olduğunu anlamaya çalışırken televizyonların arkasından çıkan Bircan Tektaş’ın, yukarıdan arkadaşlarının attığı kalp şeklindeki balonların altında ‘Bundan sonra bir ömür boyu ele ele tutmaya var mısın?’ sorusunda Ecem Haliloğlu ‘Evet’ diye karşılık verdi. Hiç beklemediği bir anda evlilik teklifi alan Ecem Haliloğlu mutluluktan gözyaşı döktü. Bu anlar ise gizli kamera ile saniye saniye çekildi. Ecem’in mutlu dolu bakışı ve güler yüzü, evlilik teklifinde çekilen görüntülerde kaldı. Ömrünü Ecem ile geçirmeyi planlarken bir anda hayatı söndürülen Bircan Tektaş ise sevdiğine kavuşamadan ayrıldı.

    “Kaza değil cinayet”

    O gece yaşadığı olayı anlatan Bircan Tekcan, “Benim için bu olay bir kaza değil, cinayet. Benim o gün bir toplantım vardı. Haberi 23.40’ta telefonla aldım. Telefonla birlikte hemen hastaneye gittim. Bana ilk başta ne olduğunu söylememişlerdi. Hastaneye gidince Ecem’in kazada hayatını kaybettiğini söylediler. Kazanın oluşu ise, Ecem ile teyzesi birlikte sahilde otururken tuvalet ihtiyaçlarını gidermek için ışıklarda karşıdan karşıya geçmek isterlerken meydana geliyor. Şu detay önemlidir; Ecem ve teyzesi trafik kurallarına çok fazla uyan insanlardı. Işıklara asla dikkat etmeme gibi bir hata içerisine bulunmazdı. Kaza esnasında ise çarpan aracın fren izi ise hiç yokmuş” dedi.

    “Ceza aldığı zaman bir nebze acımız hafifleyecek”

    İnsani yeteneğini kaybetmiş birçok insanın artık bu dünyada olduğunu belirten Tektaş, “’Kaza dememe amacım da tam olarak bu aslında. Bu bir cinayet diyorum. Tamam belki kaza olabilir, çarpabilirsiniz, her insanın başına gelebilir. Ama bu kazadan sonra o insana yardım etmek varken kaçmanız, buna da internet ortamında diyorlar ki panikledi kaçtı. Tamam panikledi kaçtı, ama sonrasında vicdanı rahat bırakmaz ve gelir adalete teslim olur. O insan ne kadar kaçıyor, ne yapıyor, ne ediyor? O insanın kaçması bizlerin acısını, hastanede kayın validemin attığı çığlığı duysalar. Sürücü gelip de teslim olduğu zaman belki acılarımız bir nebze hafifleyebilir. Veya o sürücü yakalandığı zaman, gereken cezayı çektiği zaman belki acımız bir nebze hafifleyecek” dedi.

    Eğer yaşasaydı bugün evleneceklerdi

    Ecem ile olan ilişkilerini anlatan talihsiz adam Bircan Tekcan, “Birlikte çalıştığımız iş yerinde, Ecem ile olan ilişkimiz 20 Ağustos 2015’de başladı. Beraber çalışıyorduk. Hızlı ve iyi giden bir ilişkimiz vardı. Birbirimize çok fazla şeyler verebildik. Yaşadığımız ilişkinin aşkın da üstü olduğuna inanıyorum. Kısa süre sonra evlenme teklifinde bulundum. Birlikte çalıştığımız mağazada, çalışma arkadaşlarımın da yardımı ile sürpriz bir evlenme teklifinde bulundum. O anda gözyaşlarını tutamadı. Ardından nişanlandık. Evlenmeye karar verdik. Eğer, Ecem yaşasaydı bugün evlenecektik. Bugün saat 13.30’da, Karşıyaka Nikah Saray’ında nikahımız olacaktı. Ama olmadı” ifadelerini kaydetti.

    “Çok uzun süre geçireceğimizi düşünürken hayalimiz bir anda birileri tarafından sona erdirildi”

    Birbirlerini çok sevdiklerini belirten Tekcan, “Birbirimize çok değer veriyorduk. Bizim için aşk zaten ayrı bir yerdeydi ama öncesinde saygı, sevgi ve sadakat vardı. Bu insanların kolay kolay kazanamayacağı bir şey. Bunu yakaladıktan sonra artık evlenmeniz gerekiyor ve yuva kurmanız gerekiyor. Canımızı dişimize katarak biz bir yuva hazırladık. Evimizde boyamızın kestirmelerini Ecem yaptı. Boyaları ben yaptım. Evliliğimizi nasıl hayal ediyorduk; o kadar mutlu olacağız ki artık, 26 senedir çektiğimiz bazı şeyler var diyorduk, artık bunlar son bulacak, birbirimizin dertlerine çare olacağız, birbirimize koltuk değneği olacağız diyorduk. Çok uzun bir süre geçireceğinizi zannederken bir anda hayalinize bile ulaşamamak, hayalinizin birileri tarafından sona erdirilmesi maalesef kabul edilemiyor. Benim çok uzun süredir kaldığım ufak bir evim vardı. Onu beraber restore ettik. Her geçen gün bir şeylerini daha birleştirip eve eşya aldık, tadilatını yaptık. İzin günlerimizde beraber yaptık Ecem ile birlikte. Ama o evde maalesef birlikte yaşama şansımız olmadı. Şuan o eve girmekte zorlanıyorum. Arkadaşlarımda kalıyorum” dedi.

  • Bakan Özhaseki: “Darbe başarılı olsaydı sokağa inip çatışacaktım”

    Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, “Darbe olsaydı irademe sahip çıkmak için, özgürlüğüme, demokrasime, Cumhuriyetimize sahip çıkmak için sokağa çıkıp ve çatışmayı göze alacaktım” dedi.

    Samsun’da Tarihi Kentler Birliği (TKB) toplantısına katılan Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlanacağını açıkladı. Özhaseki konuşmasında, “Aslında ben toplantılardan çok sıkılıyorum. Bir yerden toplantı teklifi geldiği zaman içim buruluyor. Hele saatler süren toplantılar beni perişan ediyor. Ama tek keyifle koştuğum, günler öncesinden iple çektiğim tek toplantı Tarihi Kentler Birliği toplantıları. 7 sene başkanlığını yaptığım bu toplantıda çok şeyler öğrendim. Yaşadığımız Anadolu coğrafyası dünyanın en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Binlerce yıldır bu coğrafyada insanlar medeniyetler kurmuşlar. Bu coğrafyanın her köşesinde ya müthiş bir hüzünlü hikaye var ya da başka bir olay yaşanmış. Onlardan kalan da önümüzde binlerce eser var. Bu coğrafya adeta açık hava müzesi sıfatı veriyor. Dünyanın başka bir yerinde böyle bir şey yok” ifadelerini kullandı.

    Millet olmanın özelliğinin insanların birbirini sevmesinden başladığını belirten Bakan Özhaseki, “Birbirimize saygı duymamızdan başlıyor. Ortak değerlerde bütünleşmemizden başlıyor. İşte 15 Temmuz’da bunu yaşadık. İnsanlar orada müthiş bir dayanışma içerisinde oldular. Sokaklara çıktılar, tankların karşısında gövdelerini siper ettiler. Televizyonlara yansıyan görüntüleri hep beraber izledik. İnsanların tankın arkasından koşması, ateş eden helikoptere küfür ederek arkasından koşması ve gövdelerini tanklara siper etmesi müthiş bir olaydı. Bir taraftan da gazilerimizi ziyarete gittiğimizde bize anlattıkları hikayeler sonrası her bir odadan çıkarken ağlayarak çıktık. O fedakarlık, o insanların iradesine sahip çıkma arzusu, geleceğine sahip çıkma duygusu, ölümü hiçe sayma duygusu, onları hiçe sayarak silahların üzerine gitmeleri, yanında yaralanan ve hiç tanımadığı insanı kurtarabilmek için elinden geleni yapması. Bu bir millet olmamın ve beraber olmanın, birbirini sevmenin bir tezahürü olsa gerek. İrademize sahip çıkma mitingleri hepimizi çok duygulandırdı. Her gittiğim mitinglerde elimden geldiği kadar konuşuyorum. Katıldığım toplantılarda şunun altını çizmeye çalıştım. ‘Şu toplantıların kıymetini bilelim. Burada AK Partililer var mı? Varız diyorlar. CHP’liler var mı? Varız diyorlar. MHP’liler var mı? Varız diyorlar. Yalvarıyoruz size birbirinize sarılın, kucaklaşın. Bundan sonra birbirinize yan bakmayın’ diyorum. Bunun kıymetini bilelim ve sonuna kadar devam ettirelim. Oy vereceğimiz zaman farklı partilere veririz. Dünya görüşümüzü kendimizden başka kimse değiştiremez. Kendi aramızda ufak tefek şeyleri özellikle büyüterek, abartarak ayrılıkçı bir noktaya doğru götürmeyelim” diye konuştu.

    “Bunlar kendilerini 40-50 yıldır saklamışlar”

    15 Temmuz’da müthiş bir kalkışma ile karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Bakan Özhaseki, “Bu insanlar 40-50 yıldır kendilerini saklamışlar. Böyle bir saklanma, takiyye ve gizlenme dünya tarihinde çok azdır. Daha önce takiyye dediğimizde İran tarafında ortaya çıktığı, onların mezhepsel olarak bu işe sıcak baktığı, değişik kavimlerde bir takım beyin yıkama metotlarıyla o haşhaşilerin yaptıkları suikastları biliriz ama bu denli komple yapılmış, 40-50 yıl boyunca hazırlanmış yapıyı hiçbirimiz bilmiyorduk. Bize bakan cephesinde kibar bir yüz vardı. Çevremizde vardı bu insanlardan. Tüm dünyanın 170 ülkesinde Türk okulları açıyor. Orada Türk bayrağı var, Atatürk var ve İstiklal Marşı okutuyorlar. Siyah çocuklar geliyor burada İstiklal Marşı okuyorlar, hepimiz duygulanarak hüngür hüngür ağlamaya başlıyoruz ve hizmet ediyoruz diyorlar. Herkes çocuklarını teslim ediyor. Zenginler paralarını vermeye başlıyorlar. Okullar yaptırmaya başlıyorlar, yurtlar yaptırmaya başlıyorlar. Fakat bunun arka tarafında vahşi bir yapı ve son güne bir hazırlık varmış. İşin en acı tarafı da yüce dinimizi buna alet ederek yaptıkları bir ortam varmış. Bizim dinimizin temel esasının ben Kur’an ve sünnet olduğuna inanıyorum. Bu insanlarda dürüstlük derken hiçbir tanesi yokmuş. Kendi içlerinde İslam’ın bildiğimiz bütün kurallarını yok ettikleri gibi ikiyüzlülük, yalan, riya, hatta ve hatta kendi adamlarını getirmek için başkalarının canını yakma varmış. Bunları yaşadık” şeklinde konuştu.

    FETÖ’nün Ergenekon’da birçok insanın canını yaktıklarını belirten Bakan Özhaseki şöyle devam etti:

    “Ergenekon olaylarında benim şahsi kanaatim, bizim ülkemizin askeri geleneklerinde ihtilal yapmak gibi bir huy var. Genlerinde böyle bir yapı da var. Ama 8-10 kişi bunu hesap ederken, bu 10 tane kötü niyetlinin yanına 110 tane de gariban attılar. Bu 110 tane garibanın suçu neydi. Ya kendi adamlarına rakipti ve kendi adamları yükselemiyordu ya da kendi yapılarına karşı muhalifti onun için attılar. Bu gariban insanları cayır cayır yaktılar. 15-20’şer senelik müebbetler verdiler. Bu hangi dinde, imanda var. Benim adamım yükselecek diye suçsuz bir adamı yakmak, yanındaki garibanı yakmanın hangi dinde, imanda yeri var. İmtihan soruları baştan sona çalınıyordu. Çocuklarımızın günahı neydi. İşçi insanının çocuğunun günahı ney. Şimdi konuşan subaylar, 40 sene önce gözlerini açsaydılar. Şimdi konuşmaya hakları yok. Gelip oralara hakim olurken bunlar, aralarına işçinin, memurun zeki bir çocuğu aralarına girmişse, onları yıldırıp kaçırdılar. Bunlar acayip bir şey. İnandığımız bütün değerleri altüst eden, birbirimize olan güveni sarsan bir olay.”

    “Darbe başarılı olsaydı sokağa çıkıp çatışacaktım”

    Darbe başarılı olsaydı kendisinin de sokağa çıkıp çatışacağının altını çizen Bakan Özhaseki şunları kaydetti:

    “Şimdi bakıyorsunuz, kendi Amerika’daki şizofren yapılarına, başlarındaki o FETÖ denen adama küfür etmeye başladılar. İnsafsızlar biraz dürüst olun ya. Böyle bir yapı senelerce bizi kandırmış ve o gece böyle bir hazırlık yapmış. İnsanları vurdular, Meclis’i bombaladılar. Cumhurbaşkanından başlayarak, aşağıya doğru herkesi öldürme hesapları yaptılar. Sonra da bu ülkeyi birilerine peşkeş çekerek kucağına vereceklerdi. En acı tablo da eğer Allah korusun başarılı olsalardı, ülkenin 15 kadar vilayeti Güneydoğusu’ndan koparılacak, aşağıdaki yapıyla birlikte bir devletçik çıkaracaklar, oradaki zavallı adamlar ‘kendi devletimizi kuruyoruz’ diye heveslenirken, bir başka ülkenin kölesi halinde hayatlarını devam ettireceklerdi. Kullanılmış bir yapı olarak orada kalacaklardı. Sonra Doğu’da yine başka bir devletçik hesapları vardı. Sonra boğazlara el koyma hesapları vardı. Anadolu içinde çarpışan, çatışan, iç savaşın çıktığı, insanların birbirlerini hunharca öldürdükleri bir ortam hesaplıyorlardı. Ben bu işe sabretmeyecektim. Şimdiden de ilan ediyorum, sabretmeyeceğim. İrademe sahip çıkmak için, özgürlüğüme, demokrasime, cumhuriyetimize sahip çıkmak için sokağa çıkacağım ve çatışmayı göze alıyorum. Benim gibi birçok insan göze alacaktı ve iç çatışma çıkacaktı. Bunun neticesinde de paramparça olmuş, küçülmüş, daralmış bir Anadolu coğrafyasına sıkışmış bir ortamda kalacaktık. Bunlar yüreğimizi daraltıyor. Cenabı Allah’a şükürler olsun ki başarılı olamadılar, millet olarak biz kazandık. Geleceğimize sahip çıktık, demokrasimize sahip çıktık, Cumhuriyetimize sahip çıktık, istiklalimize ve bağımsızlığımıza sahip çıktık, kazandık.”

    Bakanlığındaki bir takım dengeleri gözetmeleri gerektiğini belirten Bakan Özhaseki, “Yıllarca belediye başkanlığı yaptım. Temsil ettiğim bakanlığın iki cephesi var. Bir cephesi çevre, bir cephesi şehirdir. 78.5 milyon hektarlık alanda 9 milyon hektar neredeyse bizim bakanlığa ait koruma alanları içerisinde yer alıyor. Oraları tahrip ettirmemeye uğraşıyoruz, oralarda bir takım sıkıntılar olmasın diye müthiş bir mücadelemiz var. Ama bir taraftan da oraları tahrip etmeye, oralardan rant elde etmeye, oralardan çok hızlı bir şekilde para kazanmaya çalışan bir grupların da saldırıları altında olduğunu ifade etmemiz gerekiyor. Onlara karşı bir mücadele var. Fakat bu mücadelede ince bir denge var. O dengeyi de mutlaka bizim gözetmemiz gerekiyor. Bir taraftan da yatırımlar yapılacak, bu yatırımların da sürmesi gerekiyor. Deniz kenarında otel yapılacak, yapılmasın diyemezsiniz ama esası korunmuş alanlarda yaptırmamalı. Enerji lazım. Bunları yaparken çatıştırmadan, doğru yerlerde bu işi kurtarabilirsek en başarılı bakanlık bizim bakanlığımız olur. Kömüre dayalı termik santraller var. Dışarıdan gelen ithal kömürle yapılan iş zaten cari açığı çoğaltıyor. Kömürün parasını veriyorsunuz, sonra elektrik üretmeye çalışıyorsunuz. Bizim kömürümüz var. Burada yerli santraller kurmak lazım. Şimdi nereye varsanız orada bir çevre ayağa kalkıyor. Kimse böyle yanında duman çıkaran, kendilerini rahatsız edecek bir yapıyı görmek istemez. Modern teknoloji ile dışarıya gazlar verilmiyorsa, kimseyi rahatsız etmiyorsa, tabiat tahrip olmuyorsa ve orada da yerli kömürden enerji üretip kendi içerinizde bunu çok rahat kullanabiliyorsanız, bunun önünün açılması gerekiyor. Rüzgar, güne gibi kendi içimizdeki bir takım yeraltı madenlerimizden enerji temin etmelerimizi ne kadar çoğaltırsak, dışa bağımlılığımız o kadar azalır. Burada bizim bakanlığımızın da işi gayet zor. Bir gayret içerisinde bunları götürmeye çalışıyoruz” dedi.

    “Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü bakanlığımıza geçiyor”

    Şehircilik noktasında büyük bir gayretleri olduğunun altını çizen Bakan Özhaseki şöyle konuştu:

    “Yakında Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü, İçişleri Bakanlığı’ndan koparılıyor ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlanıyor. Bundan sonra bütün belediye başkanı arkadaşlarımızın ne kadar istekleri, talepleri, özlük haklarıyla ilgili işlemleri ya da hukuki işlemleri, denetimleri, izinleri varsa bundan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na geçecek. Biraz İçişleri Bakanlığı’nın konsepti değişiyor, savunmaya yöneliyor. İç güvenlik ile ilgili daha ağırlıklı bir hale dönüşüyor. Belediye başkanı arkadaşlarımız Mahalle İdareler’e yazı yazdıklarında cevap alamazlardı. Dün Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı beni arıyor. Genel Sekreter atamışlar 1.5 sene olmuş ve yazısı gelmemiş. 1.5 senede gelmeyen yazı olur mu? Bu işler için Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün bizde olması çok doğru bir karar oldu. Yasa çalışması yaptık, 5 başlıktan oluşuyor. Birinci bölümde öz gelirlerimizin arttırılması var. Finans ile ilgili çok teklif var, belediyelerin durumlarını iyileştirelim. İkinci bölümde imarla ilgili sıkıntılı olduğumuz konular var. Ama haksız yere parsel bazlı yoğunluk artışlarını da yasaklayan bir yasa var. Herkes 5 katlı evlerini yaparken içerisinden bir tanesini 10 katlıya çıkaracak bir arkadaşımız imar tadilatları yapmaya başlıyorsa, bunda haksızlık olduğunu ve ceza olduğunu yazan yasalar geliyor. Bunlar belediye elleriyle yapıldığı gibi bizim bakanlık elleriyle de yapılmış. İnsanlar şimdi uyanık. Önce belediye geliyor ‘şu işimi yapar mısın’ diyor. Sen ‘yok yapmam’ deyince bakanlığa geliyor. Orada adamlarını buluyor, başka türlü işler devreye giriyor. Ondan sonra başlıyor koca koca yanlışlıkların yapılması. Oturduğun günden beri İstanbul ile ilgili 250-300 bin metrekare inşaat alanını yok ettim. Bakırköy’de geldi, eski planda 60 bin metre, bizimkiler yapmış 115 bin metre, bazı haklarla birlikte 150 bin metre. Arada 80-90 bin metre fazla adama inşaat fazlası veriyorsunuz. Bakırköy sahilinde bu 100 metrelik 900 tane rezidans demektir. Bu oranın trafiğini mahveder, altyapısını mahveder, bu kent cinayetidir. Bir taraftan da adalet duygusunu sarsmaktır. Bunları benim bakanlığım yapmışsa ben iptal ediyorum. Ben böyle öğrendim, buraya öyle geldim. Bunun mücadelesini vermeyeceksem orada niye oturuyorum. Seçmenimizle iyi ilişkiler kurmak isteriz. Onlardan gelen taleplere sıcak bakarak, onu kazanmaya çalışırız. Ama bir taraftan da bu görevin herkes geçici olduğunu herkes bilsin. Yaptığı işlerden de vicdani sorumluluk taşıdığını bilsin.”

  • Bakan Çavuşoğlu: “Darbe girişimi başarılı olsaydı hepimizi katledeceklerdi”

    Antalya’nın Serik ilçesinde demokrasi nöbetinde konuşan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, darbecilerin 15 Temmuz gecesi kendi evine de helikopter ile inmeye çalıştıklarını belirterek, “Darbe girişimi başarılı olsaydı hepimizi katledeceklerdi” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Meydanlara çıkın’ çağrısı üzerine 22 gündür tüm Türkiye’de olduğu gibi Antalya’da da demokrasi nöbetleri devam ediyor. Kadın erkek, genç yaşlı binlerce Serikli akşam saatlerinden sabahın ilk ışıklarına kadar Çınaraltı Meydanı’nda ellerindeki Türk bayrakları ile nöbetlerini sürdürüyor. Çınaraltı Meydanında devam eden demokrasi nöbetine Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Serik Belediye Başkanı Razaman Çalık ve Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri destek verdi. Gecede 15 Temmuz darbe girişiminde şehit düşenler için Kur’an Kerim okunarak dua edildi.

    “Duysak inanmazdık”

    Demokrasi Nöbetinde vatandaşlara seslenen Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, darbe girişiminin ardından bir an olsun meydanları boş bırakmayan vatandaşlara teşekkür etti. 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişimin kimsenin hayal edemeyeceğini belirten Çavuşolu, “Duysak inanmazdık, biri gelse dese ki darbe yapacaklar, darbe yapıyorlarmış inanmazdık. O akşam bize haber geldi Beylerbeyi Sarayı’nda asker var. Herhalde dedim terör tehdidi var. Sonra haber geldi köprüde de asker var. Herhalde dedim tehdit köprüye de yönelik. Askerimiz dedik tedbir alıyor. Çünkü asker kıyafeti giymiş bu hainlerin, böyle milletine kastedeceğini, bayrağına kastedeceğini nereden bilebilirdik. Sonra Ankara’dan haber geldi, Genelkurmay Başkanlığı’nda çatışma var diye. Dedim bu hain teröristler Genelkurmay’a saldırdı. Ama hesabı sorulur dedik. Sonra eşim aradı. Uçakların evin çatısından sıfır geçtiğini söyledi. Bu normal bir şey değil dedim” dedi.

    “O gece benim de evime helikopter ile inmeye kalktılar”

    Darbe girişimini Cumhurbaşkanının özel kalemini arayarak teyit ettiğini belirten Çavuşoğlu, “O gece benim de evime helikopter ile inmeye kalktılar. Bu alçaklar, bu hainler, başarabilselerdi hepimizi katledeceklerdi. Beni de tehdit ettiler. Darbe olur, hapse atarlar diye uyaranlar oldu. Baktılar ki bu uyarılardan fayda yok. En sonunda ‘Günah bizden gitti, biz sana söyledik’ diyenler de oldu. Bunların hepsinden hesabını soracağız. FETÖ’yü de getireceğiz. Bunlar fare gibi yerin altına girdiler. Yunanistan’a kaçtılar. Nereye girerseniz girin sizi o girdiğiniz yerden çıkarıp milletin önünde yargılayacağız” diye konuştu.

    “Bu hainler nerede olursa olsun oralarda da bunlardan hesap soracağız”

    Bazı Avrupa ülkelerinin darbe girişimin ardından takındığı tavrı da eleştiren Bakan Çavuşoğlu, “47 ülkenin meclisinin başkanlığını yaptık. Siz kime hesap soruyorsunuz? Kime ders veriyorsunuz? Telefondan bize ders vermeye kalkanlara da aynı cevabı ağır bir şekilde veriyorum. Belki hiç tahmin etmezsinin ama bu çete ile bağlantılı kişiler Serik’te de çıktı. Bu millet eline bir tane silah almadan imanıyla, elleriyle, göğsüyle darbeyi reddetmiştir. Bunların birçok yerde yapılanmaları var. Pakistan’a gittik, onların okullarını devir alacaklar. Kazakistan devlet başkanı döndükten sonra devralacak. Somali ilk gece bunları sınır dışı etti. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti terör örgütü ilan etti ülkeden atıyor. Her yerde tek tek dolaşıp bu hainler nerede olursa olsun oralarda da bunlardan hesap soracağız” dedi.

    “FETÖ’cüleri nasıl temizledik ise PKK’yı da öyle temizleyeceğiz”

    Fetullahçı Terör Örgütü’nün dünyanın her yerinde Türkiye aleyhine çalıştığını aktaran Çavuşoğlu, “Türkiye’de de PKK ile omuz omuza girdiler. Defalarca da yakalandılar. PKK’ya devletin sırrını satılar. PKK’ya operasyonların bilgisini sattılar. FETÖ’cüleri nasıl temizledik ise PKK’yı da öyle temizleyeceğiz. Ya silahları gömeceksiniz, ya da terörist gibi yaşamak isterseniz sizi de inleriniz de bulacağız. Herkes istediği partiye oy versin. Ama artık birbirimize düşman gibi bakmayalım. Zayıf kalırsak Türkiye’ye neler yapmak istediklerini gördük. Bundan sonra bu milleti gördükten sonra cesaret edemezler ama, bizlerin uyanık olması lazım. Tuzaklara karşı tedbirli olmamız lazım. Muhalefet diye FETÖ’ye diyorsanız teröriste muhalefet denilmez ey Avrupa” şeklinde konuştu.

    Mevlüt Çavuşoğlu konuşmalarının ardından meydanda bulunan vatandaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

  • Kaya Çilingiroğlu: “Cumhurbaşkanına en ufak bir şey olsaydı bugün sokaklarda gezemiyorduk”

    Ünlü spor yorumcusu ve işadamı Kaya Çilingiroğlu, “Cumhurbaşkanına en ufak bir şey olsaydı bugün sokaklarda gezemiyorduk” dedi.

    Hatay’ın İskenderun İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen spor paneline kendisi gibi spor yorumcusu olan Giray Bulak ile konuk olan Kaya Çilingiroğlu, Belediye Başkanı Seyfi Dingil’i makamında ziyaret etti.

    Burada gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çilingiroğlu, 15 Temmuz’da gerçekleşen hain darbe girişimine değindi. Tankların altına yatan vatandaşların ve kışlalardan tankların çıkmasına iş makineleri ile izin vermeyen belediye başkanlarının ülkenin kahramanları olduğunu kaydeden Çilingiroğlu, “Yüzde elli iki ile seçilmiş bir Cumhurbaşkanına bir suikast girişimi kabul edilemeyecek bir ortam. Ben herkesten farklı düşünüyorum. Cumhurbaşkanımızın yanında eşi, çocukları, damadı ve torunları vardı. Allah korudu bizleri. Cumhurbaşkanına en ufak bir şey olsaydı bugün sokaklarda gezemiyorduk. Türk halkını da gönülden kutluyorum. Hakikaten tankın altına yatanlar ve tankları kışlalardan çıkartmayan belediye başkanları ülkenin kahramanlarıdır. Ümit Dündar paşamızın Atatürk Havalimanı’nı ele geçirip Cumhurbaşkanımızı oraya getirmesi belki de tarihin en önemli hareketlerinden biridir. Bundan sonra kimse böyle bir girişimde bulunamayacaktır” dedi.

    Gerçekleşen ziyarette Belediye Başkanı Seyfi Dingil tarafından spor yorumcuları Giray Bulak ve Kaya Çilingiroğlu’na plaket takdim edildi.

    Bulak ve Çilingiroğlu yarın İskenderun Belediyesi Meclis Salonu’nda düzenlenecek olan yerel yönetimlerin spora bakışı konulu panele konuk olarak katılacaklar.

  • ’Noel Baba düzgün adam olsaydı, eve kapıdan girerdi’ diyen ilçe müftüsü açığa alındı

    Darbe girişiminin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Tekirdağ Süleymanpaşa İlçe Müftüsü açığa alındı.

    Edirne’nin Keşan ilçesinde görev yaptığı sırada, “Noel baba diye bilinen adam, düzgün bir şahsiyet olsaydı, eve kapıdan girerdi. Pencereden ve bacadan girmezdi” diyen Tekirdağ’ın Süleymanpaşa İlçe Müftüsü Süleyman Yeniçeri, FETÖ darbe girişimi soruşturması kapsamında açığa alındı.