Etiket: Olmuştur”

  • Tanıl Bora: “Ulus devletlerin inşasında edebiyatın hep bir rolü olmuştur”

    Tanıl Bora: “Ulus devletlerin inşasında edebiyatın hep bir rolü olmuştur”

    Samsun Üniversitesi Düşünce ve Sanat Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (DÜSAM), Öteki Buluşmalar 2021 dizisi kapsamında Dr. Servet Gündoğdu ve Kaan Kurt’un moderatörlüğünde Tanıl Bora’yı ağırladı.

    Online bir platform üzerinden gerçekleştirilen programda “Siyasi İdeolojiler ve Edebiyat” başlığı altında yaptığı konuşmayla Bora, siyaset ile edebiyat, politika ile estetik, iktidar ile sanat arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkilere yer yer değinen “Cereyanlar” kitabına dair değerlendirmelerini izleyenlerin dikkatine sundu.

    “Cereyanlar” adlı Türkiye’de siyasi ideolojiler tarihini ele alan kitabın ekseninde bir konuşma yapan Tanıl Bora Türkiye’de siyasi ideolojilerin edebiyatta nasıl bir alışveriş içinde olduklarını, siyasi ideolojilerin edebiyattaki yansımasını, edebiyatın kimi zaman siyasal ideolojilerin nasıl taşıyıcılığını yaptığını ele aldı. İlk olarak ulus devletlerin inşasında edebiyatın rolünden bahseden Bora, bu kısımda daha çok kuruluş romanları üzerinde durdu ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Tarık Buğra, Reşat Nuri Güntekin gibi isimlerden bahsetti. Yakup Kadri’nin cumhuriyetçi ve Kemalist denilebilecek anlatısına karşı Tarık Buğra’nın muhafazakar diyebileceğimiz bir bakıştan Cumhuriyet’in okumasını yaptığının altını çizdi ve o ve diğer yazarların metinlerindeki hamasete vurgu yaptı. Daha sonrasında İslamcılığın edebiyatla ilişkisine dair tespitlerini de aktaran Bora, Necip Fazıl, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Özdenörenler, İnanlar ve İsmet Özel gibi isimler üzerinde durdu. Bu isimler arasındaki farkları ve her birinin İslamcılık ile edebiyatları arasında kurduğu ilişkiyi ele alan Bora İslamcılığın romandan çok şiir ve düzyazılarla edebiyatta temsil bulduğunu söyledi.

    Sol ve edebiyat arasındaki ilişkiye de değinen Tanıl Bora, ilk olarak hümanizm ile kurulan ilişkinin yasak dönemlerinde solla kurulan ilişki anlamına geldiğini belirtti. Bunun dışında sol ve edebiyat denilince ilk akla gelmesi gereken ismin Nâzım Hikmet olduğunu vurgulayan Bora, Nâzım’ın sosyalist dünya görüşünü didaktik ve ajitatif olmayan bir üslupla şiirleştirdiğini ve değerini bundan aldığını ifade etti. Toplumcu gerçekçi edebiyatta ise Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Aziz Nesin gibi isimlerin ve köy romanının öneminin altını çizdi. Sonrasında feminist düşünce ve duyarlılığın oluşumunda edebiyatın rolünden söz eden Bora bu kısımda Adalet Ağaoğlu, Leyla Erbil, Sevim Burak, Sevgi Soysal, Peride Celal gibi isimlerden bahsetti ve feminizmin Türkiye’de 12 Eylül’ün ardından kendini kabul ettirmesinde edebiyatın işlevinin altını çizdi.

    Son olarak minör edebiyat ve azınlık edebiyatından da söz eden Bora bu kısımda azınlık edebiyatı denilince İstanbul Ermeni toplumunun önemli romancısı Zaven Biberyan isminin gözden kaçmaması gerektiğini vurguladı.

    “Siyasi İdeolojiler ve Edebiyat” başlıklı konuşma, dinleyenlerin aktif katılımı, soru ve katkılarıyla sona erdi.

  • Bakan Varank: “Facebook açısından bu isabetli bir karar olmuştur”

    Bakan Varank: “Facebook açısından bu isabetli bir karar olmuştur”

    Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Facebook’un Türkiye’de temsilcilik açma kararına ilişkin, “Facebook açısından bu isabetli bir karar olmuştur” dedi.

    Bakan Varanak, Kilis Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen toplantıda sosyal ağ sağlayıcılarının Türkiye’de temsilcilik açmasının zorunlu kılındığını hatırlatarak, “Bu yasal düzenlemenin sonucu olarak VK, YouTube, Tiktok, Dailymotion ve Linkedin’den sonra bugün Facebook da Türkiye’de temsilcilik açma kararını açıkladı. Facebook açısından bu isabetli bir karar olmuştur. Türkiye’de artık herkesin eriştiği, haberlerin, bilgilerin çok hızlı dolaşıma sokulduğu bu platformların yerel kanunlardan bağımsız olması düşünülemez. Tabii biz bu yasal düzenlemeyi hayata geçirdiğimizde bunu bir sansür düzenlemesi olarak göstermeye çalışanlar oldu. Avrupa Birliği ülkeleri başta olmak üzere birçok ülkede benzer düzenlemeleri kabul eden bu şirketlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına ikinci sınıf uygulama yapması kabul edilemezdi. Biz bu çifte standardı ortadan kaldıran bir düzenlemeyi hayata geçirdik. İşte bunun olumlu neticelerini de alıyoruz” dedi.

    “Tüm dünya için zor bir yılı geride bıraktık“

    Bakan Varank, tüm dünya için zor bir yılı geride bıraktıklarını belirterek, “Korona virüs salgını ekonomilerin üretim, tüketim ve dış ticaret kanallarını derinden etkiledi. Tüketim alışkanlıklarında önemli değişimler oldu. Hizmet sektörüne ilişkin faaliyetlerde daralma yaşanırken, gıda, ev tekstili, elektrikli ev aletleri, mobilya ve elektronik gibi sektörlerde tüketici talebi arttı. Uluslararası tedarik zincirinde yaşanan aksaklıklar, yerli üretimin ve arz kaynaklarına yakınlığın önemini biz kez daha ortaya koydu. Lojistik avantajları ve sağlam üretim altyapısıyla doğrudan yatırımlar bakımından Türkiye’nin cazibesinin pandemi sonrası dönemde artacağını öngörüyoruz. Salgında öne çıkan diğer bir husus sektörel çeşitlendirme oldu. Sadece turizme ya da hizmetler sektörüne dayalı ekonomiler daha büyük yara aldılar. Türkiye, bu anlamda güçlü sanayi ve tarım üretimiyle pozitif ayrışan nadir ülkelerden biri olmayı başardı. Özellikle imalat sanayimiz hem iç hem de dış talebi karşılamak için olağanüstü bir gayret sarf etti. En gelişmiş ülkelerde dahi market raflarının boşaldığı, temel ihtiyaç maddelerinin tükendiği böylesine bir dönemde ülkemiz bu manada hiçbir sıkıntı yaşamadı. Geçen hafta açıklanan Kasım 2020 sanayi üretim endeksi verileri, sanayi üretimimizin beklentilerin üzerinde artmaya devam ettiğini gösteriyor. Yıllık bazda yüzde 11, aylık bazda yüzde 1,3’lük artışla sanayi üretimini en çok artıran ülkelerden biri olduk. Ben bu tabloda emeği olan başta bu salondakiler olmak üzere tüm sanayicilerimizi yürekten tebrik ediyorum. Bu artış, yılın son çeyreğini güçlü, 2020 yılını ise pandemi şartlarına rağmen pozitif büyümeyle tamamlayacağımıza işaret ediyor. Senenin başında Türkiye ekonomisi için oldukça karamsar bir tablo çizen uluslararası kuruluşlar da büyüme tahminlerini pozitif şekilde revize etmeye başladılar” ifadesini kullandı.

    “Dinamik bir salgın yönetimi gerçekleştiriyoruz”

    Bakan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizler, ilk günden itibaren Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oldukça dinamik bir salgın yönetimi gerçekleştiriyoruz. Ekonomi yönetimi olarak tam bir koordinasyon içinde çalışıyoruz. Uyguladığımız politikalarla Türkiye’yi pek çok ülkeden pozitif yönde ayrıştırmayı başardık. Emekçilerimizi ve işverenlerimizi mağdur etmemek için tüm kaynaklarımızı seferber etmiş durumdayız. Kısa çalışma ödeneği, nakit ücret desteği, sosyal destek ve normalleşme desteği programlarımızla milyonlarca vatandaşımızın hayatına dokunduk. Yine son dönemde gelir kaybı yaşayan esnaf ve sanatkarlarımız için yeni bir paket devreye soktuk. Finansa erişim konusunda kamu bankalarımız büyük kolaylıklar sağladı. Kriz yönetiminde gösterdiğimiz başarı sayesinde yerli ve yabancı yatırımcıların Türk ekonomisine güveni arttı. Artan güven hem üretimi hem de yatırımları tetikledi. 2020 yılı Ocak-Kasım dönemi yatırım talebi, salgına rağmen geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 30 daha fazla. Yine aynı dönemde sadece Kilis’imizde toplam sermaye büyüklüğü 58 milyon lirayı bulan 107 yeni firma kurulduğunu görüyoruz. Yüzyılın en büyük sıkıntılarından birinin yaşandığı bu dönemde girişimcilerimizin gösterdiği bu iştiyak takdire şayan. Öncü göstergeler tüketici talebinin ve yatırım iştahının 2021 ilk ayı itibarıyla da artış eğilimini sürdürdüğünü gösteriyor. Aşılama takvimiyle birlikte pandemide bir dönüm noktasına geldik. Bu sıkıntılı süreci geride bırakıp artık tam anlamıyla yatırıma, üretime, ihracata ve istihdama odaklanacağımız bir döneme giriyoruz. Ekonomi ve hukuk alanında güçlü bir reform irademiz var. Yatırım ortamını güçlendirecek adımları kararlılıkla atacağız. İlgili bakanlıklar olarak tam bir eşgüdüm içinde Türkiye’yi makro hedeflerine ulaştırmak için gece gündüz çalışıyoruz. Çalışmaya devam edeceğiz.”

    “Kilis halkı Suriye’deki istikrarsızlıktan yoğun bir şekilde etkilendi”

    Bakan Varank, Kilis halkının Suriye’deki istikrarsızlıktan yoğun bir şekilde etkilendiğini vurgulayarak, “Şehrin temel sorunu olan güvenlik sorununu, Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşu ile gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarla çözdük. Kilis’in büyük alicenaplıkla bağrını açtığı sığınmacılarla birlikte zaten sınırlı olan imkanların ekonomik olarak sizleri zora soktuğunu biliyoruz. Pandeminin de etkisiyle 2020’de Kilis’in ihracatında bir düşüş söz konusu. Ama yine de Kilisli iş insanlarımız gayretleriyle şehrimizde üretime ve istihdama devam ettiler. Bizler de bu süreçte tüm imkanlarımızla sizin yanınızda olduk. Sanayi başta olmak üzere tüm sektörleri destekleyecek adımlar attık. Kilis’teki işletmelerimize ve Kilis’e yatırım yapmayı planlayan yatırımcılarımıza önemli kolaylıklar sağladık, büyük mali destekler sunduk. 2012 yılından bu yana Kilis’e yatırım yapmak isteyen 100 yatırımcıya teşvik belgesi düzenledik. Bu belgelerle 2,3 milyar liralık sabit yatırım yapılmasının, üç binden fazla kişiye istihdam sağlanmasının önünü açtık. KOSGEB ile zor zamanlarda yanınızda olmaya gayret ettik. Sadece 2020 yılında işletmelerimize 2 milyon lira doğrudan hibe desteği sağladık. 2003 yılından bu yana doğrudan hibe desteği verdiğimiz işletme sayısı 621’e, faiz desteği verdiğimiz işletme sayısı ise bin 804’e ulaştı. Faiz desteklerimizle oluşan kredi hacmi 185 milyon lirayı buldu. İpekyolu Kalkınma Ajansımız, kurulduğu 2008 yılından bugüne Kilis’teki 135 projeye yaklaşık 50 milyon lira destek sağladı. GAP Bölge Kalkınma İdaremiz; tarım, kırsal kalkınma, verimlilik ve ulaşım alanlarında Kilis’teki 50 farklı projeye 50 milyon liranın üzerinde destek sağladı. Başta da ifade ettiğim gibi, sanayi sektörü Kilis’in geleceğidir. Kilis’in sanayi altyapısına 2002 yılından bu yana yaklaşık 100 milyon lira yatırım yaptık. Bunu elbette yeterli bulmuyoruz. İşte bunun için Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, Kilis’i Cazibe Merkezleri Destekleme Programı’na dahil ederek sanayi bölgelerinde yapılacak yatırımların yeniden 6. bölge desteklerinden faydalanmasının önünü açtık. Bu adım sonrası Kilis’e yönelen yatırım talebini karşılamak için önemli altyapı çalışmaları yürütüyoruz. Hem mevcut OSB’nin genişleme projesini, hem de Polateli Şahinbey OSB’yi 2021 yılı yatırım programına dahil ettik. Altyapı inşaatı devam eden Kilis OSB ilave alan projesini 2021 içinde tamamlayarak yatırımcıların hizmetine sunuyoruz. Projeye ait atık su arıtma tesisi ihalesini de bu yıl içinde inşallah gerçekleştireceğiz. Tabii bölgemizin genç ve dinamik nüfusu, özellikle emek yoğun sektörler için cazip imkanlar sunuyor. Ayakkabıcılar Sanayi Bölgesi kurulduktan sonra Şanlıurfa’da ayakkabı sektörüne yapılan yatırımlar malumunuz” dedi.

    “Tekstilkent projesini hayata geçiriyoruz”

    Tekstil sektörü özelinde benzer bir yapılanmayı şimdi Kilis için hayata geçireceklerini ifade eden Bakan Varanak, “Tekstil sektörü yapılan yatırım karşılığında oluşturduğu istihdam bakımından çok önemli bir avantaj sağlıyor. Kilis’in bu avantajdan yararlanmasını istiyoruz. İşte bu yüzden Kilis OSB içinde uygulanacak Tekstilkent projesini hayata geçiriyoruz. İpekyolu Kalkınma Ajansımızın desteğiyle 13.5 milyon liralık bir yatırımla kuracağımız Kilis Tekstilkent’te yaklaşık 2 bin 500 kişi istihdam edilecek. Her türlü altyapısı hazır, toplam 43 bin metrekare alan üzerinde her biri 10 bin metrekare kapalı alandan oluşan 2 adet fabrika binamızı bu yıl içerisinde yatırımcılara tahsis ederek üretime başlayacağız. Bu projenin fikir babası ve emektarı kısa süre önce kaybettiğimiz Belediye Başkanımız Mehmet Abdi Bulut idi. Kendisine tekraren Allah’tan rahmet diliyorum. Bugün kongremizde de ifade ettim. İnşallah adını ve anısını yaşatmak üzere Tekstilkent’e başkanımızın adını vereceğiz. Ben şimdiden Kilis Mehmet Abdi Bulut Tekstilkenti’nin şehrimize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum” diye konuştu.

    “Polateli-Şahinbey Tekstil İhtisas OSB’yi 2021 yılı yatırım programına dahil ettik”

    Bakan Varank, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Mevcut OSB’mizin yanında, ülkemizin en büyük OSB’lerinden biri olacak Polateli-Şahinbey Tekstil İhtisas OSB’yi yatırımcılarımızın hizmetine sunmak için çalışmalarımız devam ediyor. Az önce ifade ettiğim gibi projeyi 2021 yılı yatırım programına dahil ettik. OSB tarafından hazırlanacak altyapı uygulama projeleri ve keşiflerin onaylanması gerek. Ben Sanayi Bölgeleri Genel Müdürlüğümüze talimat veriyorum. Bu süreçleri hızlıca bitirip 2021 yılında inşallah Polateli Şahinbey Tekstil İhtisas OSB’nin alt yapı ihalelerini gerçekleştireceğiz. Planlanan yatırımlar gerçekleştiğinde Kilis’in limanlara ve sınır kapılarına olan kaliteli ulaşımı daha da önem kazanacak. Özellikle Amanos Tüneli tabiri caizse çıkmaz sokak olarak anılan bu bölgeyi, önemli bir destinasyon haline getirecek. Bu konularda Ulaştırma Bakanlığımız ile koordineli bir şekilde çalışıyoruz. OSB yatırımlarına ek olarak bildiğiniz gibi üç kısımdan oluşan Küçük Sanayi Sitesi’ni de tamamladık ve esnafımızın hizmetine sunduk. 2002 yılından bu yana yaklaşık 30 milyon lira yatırım yaptığımız Küçük Sanayi Sitesi şu anda 332 işyeri ile esnafımıza hizmet sunuyor ve bin 175 kişiye istihdam sağlıyor. Son olarak tarım sektörü, Kilis‘in yurtiçi hasılasının yüzde 20’sinden fazlasını oluşturuyor. Bu durum tarıma dayalı sanayinin gelişmesi için aslında büyük fırsatlar sunuyor. Bölgesel kalkınmada temel yaklaşımımız şehirlerin iç potansiyelini harekete geçirmek. Kilis’in salçalık kırmızı biber, üzüm ve zeytin konusunda önemli bir potansiyeli var. Biz de kalkınma ajansı ve GAP idaremizin desteğiyle bu alanlara yönelik olarak iki önemli işleme, paketleme ve depolama tesisi kurduk. Zeytin tesisimiz halihazırda faaliyete başladı, üzüm işleme tesisi de bu yıl tamamlanıp üreticilerin hizmetine sunulacak. Toplamda 10 milyon liraya yakın destek sağladığımız bu projeler sayesinde Kilisli üreticilerimizin ürünleri yurt içi ve yurt dışı pazarlara ulaşacak. Kilis’in marka değeri daha da yükselecek” diye konuştu.

    Kilis Mehmet Abdi Bulut Tekstilkenti protokolü OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mahir Can ile İpekyolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Dr. Burhan Akyılmaz tarafından imzalandı. Toplantıya Kilis Valisi Recep Soytürk, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Kilis Belediye Başkanı Servet Ramazan, Kilis milletvekilleri Mustafa Hilmi Dülger, Ahmet Salih Dal, AK Parti Kilis İl Başkanı Mehmet Murat Karataş ile sanayici ve iş adamları katıldı.

  • Sağlık Komisyonu Başkanı Akdağ : “10 Temmuz bizim bayramımız olmuştur”

    Sağlık Komisyonu Başkanı Akdağ : “10 Temmuz bizim bayramımız olmuştur”

    Sağlık Eski Bakanı, Sağlık Komisyonu Başkanı ve Erzurum Milletvekili Recep Akdağ Kardelen TV Haber programına telefonla katılarak Gizem Öner’in sorularını yanıtladı.

    Ayasofya’nın ibadete açılmasını değerlendiren Akdağ, Milletin beklentisinin karşılık bulduğunu, Ayasofya’nın ibadete açılmasının millete bir bayram havası yaşattığını söyledi. ’10 Temmuz bizim bayramımız olmuştur’ diyen Sağlık Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Ayasofyanın cami olarak açılması noktasında hizmeti olanlara teşekkür etti.

    Akdağ şunları söyledi:

    “Ayasofya asli görevine dönmüştür. 1935 yılındaki bakanlar kurulu kararı yok sayılmıştır. Cumhurbaşkanımız Ayasofya’yı Diyanet İşleri Başkanlığına devretmesi ve ibadete açılması bizleri sevince boğmuştur. Bu Türkiye’nin hükümranlık meselesidir. Buna Yunanistan karışamaz. Böyle bir hakkı da yok zaten. Yunanistan önce kendisinin kapattığı camilere baksın. Ayasofya Cennet Mekan Fatih Sultan Mehmet zamanında Cami yapılmış ve vakfiyesi kurulmuştur. Masun bir mabetti. Bu gün bu masunluk ortadan kalktı. Cenabı Hakka şükrediyoruz. Bir takım ülkeler Türkiye’nin içişlerine karışacak açıklamalar yapıyorlar. Onlar yapadursunlar. Biz Türkiye’nin gücünü biliyoruz. Doğruları biliyoruz. Buna vesile olan kim varsa Allah hepsinden razı olsun. Mahkeme doğru bir karar vermiştir. Sayın Cumhurbaşkanımız da bu kararı esas alarak hiç bekletmeden Ayasofya’nın Cami olarak hizmete gireceğini ortaya koymuştur. Milletimizin bu yönde beklentisi vardı. Çok güzel olmuştur.”

    Sağlık Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Recep Akdağ, Erzurumlu işadamı Ali Şeker ile ilgili de değerlendirme de bulanarak, Ali Şeker’in yardımsever bir insan olduğunu söyledi.

    ‘Onun yaptığı yardımlar Sadaka-i Cariyedir’ diyen Akdağ, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Cenabı Haktan kendisine rahmet diliyorum. Hani diyoruz ya Ali Şeker’i kaybettik diye. Kaybedecek bir şek yok aslında. Ali Şeker kardeşimiz hem gönlümüzde yaşıyor, hem de yardımsever kişi olarak yaptığı yardımlar Sadaka-i Cariyedir. Tekmanlı bir kardeşimiz. 32 yıl önce Konya’ya gitmiş, hamallık yapan bir şerefli babanı oğludur. Konya’da ve Gaziantep’te özellikle hayvancılıkla ilgili tesisleri var. Erzurum’a ne yapabilirim düşüncesi içerisinde olan bir kişiydi. Tekman merkezde ve köylerinde kız kuran kursları yaptı. Yaptığı bu kursları Diyanet İşlerine devretti. Onu yaptığı kurslardan bu güne kadar 12 bin öğrenci bu kurslardan hizmet aldı. Çok sayıda hafızlar yetişti. Örnek alınacak bir kişiydi. Ortaya koyduğu model örnek alınacak modeldir. Harbi, delikanlı bir Dadaştı. Allah rahmet etsin. “

  • Şimşek’ten ihracat vurgusu: “Türkiye ekonomisine bayram hediyesi olmuştur”

    Şimşek’ten ihracat vurgusu: “Türkiye ekonomisine bayram hediyesi olmuştur”

    İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, “80 yıllık tarihimizin aylık bazda en yüksek ihracat rakamına 1,3 milyar dolar ile mayıs ayı ihracatı ile ulaştığımızı öğrendik. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatımız yüzde 15 arttı ve aylık bazdaki önceki rekorumuzu 100 milyon dolar olarak geliştirdik. Bu artış, ihracatçılarımızdan Türkiye ekonomisine adeta bayram hediyesi olmuştur” dedi.

    İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi, haziran ayı meclis toplantısını üyelerinin katılımıyla gerçekleştirdi. Aliağa Ticaret Odası Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen oturumda, bir önceki ayın toplantı zabıtlarının oylanarak onaylanmasının ardından, Nisan 2019 ayı mizanının hesapları inceleme komisyonu tarafından meclis onayına sunuldu.

    Toplantıda, bir gemi söküm şirketinin avukatı Serhan Güder, Aliağa Amatör Balıkçılar ve Deniz Sporları Derneği Başkanı Naci Biçer de konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, toplantıda bazı bilgiler aktardı.

    İMEAK Deniz Ticaret Odası Aliağa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, mayıs ayı içerisindeki gelişmelerle ilgili paylaşımlarda bulundu.

    İhracatta rekor vurgusu

    Şimşek’in ihracata dikkat çektiği açıklamasında, “80 yıllık tarihimizin aylık bazda en yüksek ihracat rakamına 1,3 milyar dolar ile mayıs ayı ihracatı ile ulaştığımızı öğrendik. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatımız yüzde 15 arttı ve aylık bazdaki önceki rekorumuzu 100 milyon dolar olarak geliştirdik. Tüm ihracatçılarımızı tebrik ederim. Bu artış, ihracatçılarımızdan Türkiye ekonomisine adeta bayram hediyesi olmuştur. İhracatımızdaki bu momentum, Çin’in bile aylık ihracatının düştüğü, ticarette korumacılık eğilimlerinin arttığı, Avrupa’nın ekonomisinde yavaşlamanın olduğu bir dönemde görülmüştür. Mayıs’ta AB’ye yaptığımız ihracat geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 4 artarken, hedef pazarlardan ABD’ye yüzde 25, Rusya’ya yüzde 14, Meksika’ya yüzde 21, Çin’e yüzde 2,6 oranında artmıştır. 2019 yılı boyunca Türkiye ihracatındaki bu olumlu performansın sürmesini diliyorum. 2019 yılının ilk 5 ayı değerlendirildiğinde ihracatın yüzde 5,37 artışla 76,6 milyar dolara ulaştığı görülmektedir. Yılın ilk 5 ayında dış ticaret açığımızdaki daralma 25,5 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir” dedi.

    “Denizciliğimizi ve küresel ticareti doğrudan etkilemektedir”

    Şimşek, son günlerde denizcilik sektöründe yaşanan kaygılara da değinerek, şöyle devam etti:

    “Bu yalnızca ülkemize ait değil, global bir sorundur. Uluslararası Deniz Ticaret Odası, Asya ve Avrupa Armatör Birliklerinin ortak yapmış olduğu bir açıklama ve Dünya Ticaret Örgütüne bir çağrısı var. Küresel deniz ticaretinin yıllık 10 milyar ton yük hacmini aştığı günümüzde, ülkeler arasında yaşanan politik ve ticari sorunlar denizciliğimizi ve küresel ticareti doğrudan etkilemektedir. 2017-2018 yılları arasında ticareti kısıtlayıcı 137 adet yeni önlem devreye sokulmuş ve bu durum malların serbest dolaşımına ciddi bir yük ve maliyet eklemiştir. 2017 yılı itibariyle kısıtlamaların 7 kat arttığının altını çizerek, bu durumun küresel ticarete yaklaşık 600 milyar dolar ek masraf oluşturduğunu belirtmek isterim. Sürdürülebilir ekonomik büyüme ve serbest rekabetin eşit şartlarda var olabilmesi için Dünya Ticaret Örgütüne çağrıda bulunulmuştur.”

  • KEMİAD Başkanı Kurga: “Kemer turizmde her zaman ilklerin öncüsü olmuştur”

    Kemer Turizmci ve İş Adamları Derneği (KEMİAD) Başkanı Özür Kurga, Kemer’in turizmde bir lokomotif olduğunu, bölgenin 4 Milyonun üzerinde yerli ve yabacı turiste ev sahipliği yaptığını söyledi.

    KEMİAD Başkanı Özür Kurga, 27 Eylül Dünya Turizm Günü dolayısıyla bir açıklama yaptı. Kemer’in turizmde bir lokomotif olduğunu ve ilk planlanmış turizm bölgesi olduğuna dikkat çeken Başkan Kurga, “Kemer, ülkemizin ilk planlanmış turizm destinasyonudur. 1980’li yıllarda turizmin ilk başladığı noktadır. O günden bu güne gelişerek devam eden turizm, bölgemizde de vazgeçilmez durumdadır. Halen ilçemizi 4 Milyonun üzerinde yerli ve yabancı turist ziyaret etmektedir. Bölgemiz gerek doğal yapısı, gerekse de tarihi alanları ile ziyaretçileri cezbetmektedir. Kemer’i son dönem Rus turistlerin yoğun olarak tercih ettikleri bir bölge olarak görüyoruz. Ayrıca dünyanın dört bir yanından ve özellikle Kuzey Avrupa ve Orta Avrupa Ülkelerinden de misafirlerimiz Kemer’i tercih etmektedirler. Bol güneşi, muhteşem deniz ve dağları, tarihi alanları, tesisleri ve tatil için sunulan her türlü imkanları ile gelen misafirlerimizi ağırlamaktan son derece memnuniyet duymaktayız. Yıllardır Türkiye Turizm sektöründe ilklerin öncülüğünü yapan Kemer, günümüzde de hala Türk turizmi için çalışmalarını özveri ile sürdürmektedir” dedi.

    Turizmin dünyanın en barışçıl olgusu olduğunu ifade eden Özgür Kurga, “Turizm, dünyayı birleştiren, insanları bir araya getiren ve dostluğu çağıran, gelişmişliğin, refahın, uzlaşma kültürünün en önemli gerçek gücüdür. Toplumsal zenginlik ve barışa vesile olması dileğiyle 27 Eylül Dünya Turizm Gününü kutluyorum. Dünyanın en barışçıl mesleğine ömrünü ve ideallerini adamış tüm turizm sektörü ve çalışanlarını da sezon kaygısı olmaksızın ömürlerinin sonlarına kadar bu mesleği yapabilmelerini diliyorum.”