Etiket: Olmayan

  • CHP’li Böke: “Başkanlık Sistemi Tartışması İhtiyacı Olmayan Gündemi Suni Gündemle Tıkamaya Kimsenin Hakkı Yoktur”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke, “Başkanlık sistemi tartışması ihtiyacı olmayan gündemi suni gündemle tıkamaya kimsenin hakkı yoktur. Buna engel olmak noktasında elimizden gelen her şeyi yapacağız” dedi.

    CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında toplandı. Yaklaşık 3 saat süren toplantının ardından Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke bir basın toplantısı düzenledi. Konuşmasına dün İstanbul’da bir inşaatta üç kişinin hayatını kaybetmesine değinerek başlayan Böke, “Bunlar birer cinayettir. Bunlar engellenebilir cinayetlerdir. Bu kayıplar, bu ölümler bu çağda asla kabul edilemez. Kaybettiğimiz işçilere Allah’tan rahmet, sevenlerine sabır diliyorum” dedi.

    Sur’da yaşanan çatışmalarda şehit olan askerlere de Allah’tan rahmet dileyen Böke, sevenlerine sabır diledi.

    “MESELE ANAYASADAN İBARET DEĞİLDİR, MESELE YASALARIN DARBE HUKUKUNDAN ARINDIRILMASI MESELESİDİR”

    “Türkiye geniş çaplı bir anayasa değişikliği tartışıyor” diyen Böke, şunları kaydetti:

    “CHP olarak biz bütün toplum kesimlerinden ortaya çıkan bu değişiklik ihtiyacının gerçek olduğunu kabul ediyoruz. Ancak Türkiye’nin asıl meselesinin bir anayasa değişikliği meselesi olmadığının altını çiziyoruz. Türkiye’nin asıl meselesi darbe hukukundan yasal sistemi arındırma meselesidir. Türkiye’nin asıl meselesi, evrensel değerlerde özgürlüklerin inşa edildiği, demokrasinin özgürlükçü bir yapıya kavuşması meselesidir. Yarın toplanmaya başlayacak olan uzlaşma komisyonunun çalışmalarını ve bu çalışmalar sonucunda ortaya çıkacak olan süreci biz bu özgürlükçü demokrasinin inşasının parçası olarak görüyoruz. Mesele anayasadan ibaret değildir. Mesele yasaların darbe hukukundan arındırılması meselesidir. Mesele hukukun uygulanışına dair bir anlayış değişikliğine ihtiyaç meselesidir. Mesele bunlarla birlikte anayasada değişiklik meselesidir. Bu bir bütünün parçasıdır. Parçası olarak görülmediği takdirde de Türkiye’nin ihtiyacı olan özgürlükçü demokrasi çerçevesini inşa etmesi mümkün olmayacaktır. Ancak anlaşılıyor ki CHP’nin özgürlükçü demokrasi mücadelesine karşı saray vesayeti altında bulunan AKP’nin ise tek bir gündemi var. Bu gündem adına başkanlık denen tek adam yönetimini dayatma gündemidir. Geçtiğimiz hafta Sayın Cumhurbaşkanı kendi yetki ve sorumluluğunun dışına çıkarak, Meclis zeminini yok sayarak şunu ifade etmiştir; ’Parlamenter sistem bitti’ demiştir. Ülkemizin sorunları büyük.”

    “CHP TÜRKİYE’Yİ BİR TEK ADAM REJİMİNE TESLİM ETMEYECEKTİR”

    Siyasetin temel görevinin Türkiye’nin esas meselelerini konuşmak olduğunu söyleyen Böke, “Biz CHP olarak Türkiye’nin esas gündeminin ilk ve en önemli maddesi olan özgürlükçü demokrasi inşasında ‘önce Türkiye’ diyen yaklaşımla çalışmaya devam edeceğiz. ‘Önce ben, hep ben’ diyen saray ve saray vesayeti altındaki AKP’nin haykırışlarına karşı biz de ‘önce Türkiye’ diyen siyaseti vatandaşın sorununu çözme zemini olarak kullanan bir yaklaşımla Türkiye’yi bu ruh sıkışıklığından çıkaracağız. Sorunları çözen değil, sorun olan bir yaklaşımın karşısında sorunları tespit eden ve her soruna çözüm üreten yeni bir siyasetle Türkiye’ye nefes aldıracağız. Biz parlamenter sistemin olduğu söylenen aksaklıklarının giderilerek güçlendirilen mücadelenin takipçisi ve öncüsü olacağız. Buradan tüm vatandaşlarıma seslenmek istiyorum; CHP burada. CHP Türkiye’yi bir tek adam rejimine teslim etmeyecektir. CHP bunun olmaması için ne yapılması gerekiyorsa toplumun bütün kesimlerini kucaklayarak, hep birlikte yapılmasını sağlayacaktır. Bunun yolu da Türkiye’yi darbe hukukundan arındırmak ve özgürlükçü demokrasiyi inşa edecek bir süreci başlatmaktan geçmektedir. Biz yarın başlayacak olan Uzlaşma Komisyonu’na da bu kararlılıkla ve Türkiye’nin sorunlarını çözme ve özgürlükçü demokrasiyi inşa etme kararlılığıyla oturuyoruz. Belli koşullarla oturuyoruz” ifadelerini kullandı.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİ MASAYA KESİNLİKLE GETİRİLMEMELİDİR”

    “Türkiye’nin bir siyasi sistem rejim sorunu yoktur” diyen Böke, şöyle konuştu:

    “Cumhurbaşkanının tek adam olmak gibi kişisel bir sorunu vardır. Bu nedenle tartışma mutlaka parlamenter sistemde gelişmek zorundadır. Başkanlık sistemi masaya kesinlikle getirilmemelidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin milli mücadeleden kalma kuruluş iradesinin yansıması olan anayasanın ilk 4 maddesi bizim vazgeçilmezlerimizdir. Bu komisyonda oy birliğiyle karar alınması gerekliliği de aşikardır. Aynı zamanda güçlendirmek istediğimiz parlamenter sistemin işler hale getirilmesini de çok önemsiyoruz. İhtisas komisyonları çalıştırılmalı, Meclis zemini işler kılınmalı, var olan parlamenter sistemin çözüm üretmesi için imkan yaratılmalıdır. AKP bunları yapmayarak kendi 14 yılını inkar eden bir yaklaşım sergilemektedir. Siyaseten bu anlaşılmaz ve kabul edilemez bir durumdur. Türkiye’nin esas melesi anayasa meselesi değildir. Türkiye’nin esas meselesi özgürlükçü demokrasinin inşası gerekliliğidir. Anayasa burada araçlardan sadece bir tanesidir. CHP, özgürlükçü demokrasiyi inşa edecek, yargı bağımsızlığını, basın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü, milletin iradesinin Meclis’e yansıdığı, seçim barajının ortadan kalktığı bir düzenin acilen, hızla, yasal düzenlemelerle ortaya konmasını talep etmektedir. Bütün bunlarla ilgili CHP, son iki yasama döneminde tekrar tekrar kanun önerisi vermiştir. Samimiyseniz gelin bu teklifleri yasalaştıralım. Samimiyseniz, gelin Türkiye’yi darbe hukukundan arındıracak bu düzenlemeleri vakit kaybetmeden Meclis’te yasalaştıralım.”

    Böke, MYK’da ayrıca Suriye başta olmak üzere Irak, İran ve Rusya ile ilişkilerin de kapsamlı olarak değerlendirildiğini bildirdi.

    “MUTFAĞIMIZ YANIYOR”

    Ekonomiyle ilgili değerlendirmede bulunan Böke, “Bu hafta açıklanan ihracat rakamlarına göre Türkiye’nin ihracatı Ocak ayında, geçtiğimiz yılın Ocak ayına kıyasla yüzde 14,4 düştü. Bu düşüşle 2011 yılında açıklanmış olan 2023 hedeflerinden sadece uzaklaşmakla kalmadık 2011 düzeyine doğru da hızla gerilemeye devam ediyoruz. Enflasyon yüzde 9,58’e çıktı. Bu artışın en önemli kısmı gıdada. Mutfağımız yanıyor. Gıda enflasyonu yüzde 11,7. Türkiye bunu hak etmiyor. Bunu düzeltebilecek bir potansiyele sahip. Ancak bunu düzeltecek bir reform iradesi olan vizyonu olan bir iktidara sahip değil” açıklamasında bulundu.

    “BU HAFTA İSTANBUL’DAKİ CHP’Lİ BELEDİYELER KENDİ ÇALIŞANLARININ ASGARİ ÜCRETLERİNİ NET BİN 500 LİRAYA ÇIKARDILAR”

    CHP’nin yeni siyaset anlayışını temsil ettiğini kaydeden Böke, “7 Haziran öncesi asgari ücretlilerimizin vahim durumunu ortaya koymuş ve asgari ücretin en az bin 500 liraya artması gerektiğini tespit etmiştik. Bu tespitimizin hayal olduğunu söyleyenler sonradan bu tespiti kopyalamaya karar verdiler. Bir öğretim üyesi olarak şunu ifade etmeliyim ki kopyalar anlaşılır. Kötü kopya çektikleri için de bin 500 lira değil, bin 300 lira dediler. Bütüncül bir çerçeve ortaya koyamadıkları için de o bin 300 liralık artışı da ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Bu sebeple bu hafta İstanbul’daki CHP’li belediyeler kendi çalışanlarının asgari ücretlerini net bin 500 liraya çıkardılar. Biz verdiğimiz sözlerin arkasındayız. Çünkü bir samimiyiz” dedi.

    “PARTİ MECLİSİMİZ EN YAKIN TARİHTE TOPLANACAK”

    Gazetecilerin sorularını da cevaplayan CHP Sözcüsü Böke, Ankara Milletvekili Aylin Nazlıaka’nın tedbirli olarak kesin ihraç istemiyle Yüksek Disiplin Kurulu’na sevkedilmesi ile ilgili sorulara, “Parti Meclisimiz en yakın tarihte toplanacak. Karar ortaya çıktıktan sonra detaylı bir şekilde paylaşılacaktır” yanıtını verdi.

    “TOPLUMSAL MUTABAKATA BİR SON TARİH KONULAMAZ”

    Anayasa Uzlaşma Komisyonu’yla ilgili bir süre tartışmasına ilişkin soruya ise Böke, “Öncelikle yarın toplanacak olan komisyon Uzlaşma Komisyonu’dur. Bizim için bu komisyon Türkiye’yi darbe hukukundan arındırma komisyonudur. Anayasa bu bütünün bir parçasıdır sadece. Anayasaya dair yapılacak bütün değerlendirmelerin anayasanın temel unsurunu yansıtıyor olması gerekir. Anayasa toplumsal mutabakat gerektirir. Toplumsal mutabakata bir son tarih konulamaz. Biz bu prensibi öncelemeye devam edeceğiz” cevabını verdi.

    “BAŞKANLIK SİSTEMİ TARTIŞMASI İHTİYACI OLMAYAN GÜNDEMİ SUNİ GÜNDEMLE TIKAMAYA KİMSENİN HAKKI YOKTUR”

    “CHP hiçbir konuda kaygı ve endişe yaşamaz” ifadesini kullanan Böke, şunları kaydetti:

    “Durumu doğru tespit eder ve o durumu çözmek yönünde adım atar. Onun için kaygımız yok. Türkiye’nin gerçek meselelerinden onu uzaklaştıracak her tür suni gündeme karşı koyma yükümlülüğümüz olduğunun da farkındayız. Bu komisyonun amacı Türkiye’ye özgürlükçü demokrasiyi getirmek olmalıdır. Bunun ötesinde bir başkanlık sistemi tartışması ihtiyacı olmayan gündemi suni gündemle tıkamaya kimsenin hakkı yoktur. Buna engel olmak noktasında elimizden gelen her şeyi yapacağız.”

  • (Özel Haber) Kulak Kepçesi Olmayan Minik Yusuf Yardım Bekliyor

    Muş’un Bulanık ilçesinde, doğuştan sağ kulak kepçesi olmayan astım hastası Yusuf Bilgiç (10), kendisine uzanacak yardım elini bekliyor.

    Selahattin ve Güneş Bilgiç çiftinin 3 çocuğundan ortancası olan Yusuf, on bin doğumda bir görülen mikroşia hastalığı sonucu kulak kepçesi olmadan dünyaya geldi. Aynı zamanda astım hastası olan ve Mersin ile Ankara’ya götürülen Yusuf, bugüne kadar plastik cerrahide 8 ameliyat geçirdi. Sağlığına kavuşmak için yaklaşık 4 bin TL değerinde olan ‘medpor’ adlı cihazı alması gereken Yusuf, bu cihazın alınması ve sağlığına kavuşması için kendisine uzanacak yardım eli bekliyor.

    Yusuf’un tedavisi için daha önce Muş Valisinin kendisine bin TL verdiğini söyleyen baba Selahattin Bilgiç, ancak alınacak cihaz için 4 bin TL’ye ihtiyaç duyduklarını söyledi.

    İş-Kur üzerinden asgari ücretle bir okulda çalıştığını belirten Bilgiç, şöyle konuştu: “Ben 3 çocuk babasıyım. Yusuf, anneden doğma sağ kulağı yok. Çocuğumuz için elimizden gelen her şeyi yaptım. 7 defa Mersin Üniversitesinde, 1 kere Ankara Hacettepe Tıp Fakültesinde ameliyat ettirdim. Ancak son olarak Yusuf’un sağlığına kavuşması için ‘medpor’ adlı cihazın alınması gerekiyor. Şu an baba olarak görevimi yerine getiremiyorum. Bu cihaz yurt dışından geliyor ve SGK tarafından karşılanmadığı için cihazı alamıyorum. Şu an bir okulda asgari ücretle çalışıyorum. Çocuğumun doktorları cihazın fiyatının 4 bin civarında olduğunu söyledi. Birde yol masrafı var. Gerçekten altından kalkamıyorum. Borçlarımız var, bize devlet yetkilileri, hayırseverler yardımcı olursa seviniriz.”

    Yardım için Bulanık Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na başvurduğunu, ancak SGK’lı göründüğü için gereken yardımın kendisine yapılmadığını belirten Bilgiç, “Babalık görevimi yerine getirmediğim için gerçekten çok zor durumdayım. Çocuğum arkadaşları arasında alay konusu yapıldığı için psikolojisi bozuluyor, derslerinde de geri kalıyor. Ben Sayın Başbakanımız, Sayın Cumhurbaşkanımızdan, yetkililer ve hayırseverlerden Allah rızası için yardım bekliyorum” diye konuştu.

    “OKULDA DALGA GEÇİYORLAR, UTANIYORUM”

    Yusuf ise, kulak kepçesi olmadığı için okulda arkadaşlarının sürekli kendisiyle dalga geçtiğini ifade etti. Utandığını ve kulak kepçesi istediğini dile getiren Yusuf, “Ben ilkokula gidiyorum, benim kulağım kapalı, herkes benimle dalga geçiyor, bu cihaza ihtiyacım var. Derslerime çalışamıyorum, dalga geçiyorlar ben de utanıyorum” diye konuştu.

    MİKROŞİA NEDİR?

    Mikroşia, doğuştan kulak kepçesi küçüklüğü, şekil bozukluğu veya olmayışı olarak tanımlanıyor. Hastaların çoğunda tek taraflı olarak görülen rahatsızlık, yaklaşık on bin doğumda bir izleniyor. Oluşma sebepleri arasında bazı enfeksiyonlar ve bazı ilaçlar gösteriliyor.

  • Pasaportu Dahi Olmayan Memura Bankadan Yurt Dışı Kesintisi

    Bankaların memurlara ve çeşitli kurum çalışanlarına yönelik ödedikleri promosyonlar memurların başına dert olmaya başladı. Aydın’ın İncirliova İlçesi’nde ömründe yurt dışına çıkmayan ve pasaportu dahi olmayan bir devlet memuru hesaplarına kontrol ettiğinde banka tarafından yurtdışına çıkmış ve yurtdışında para çekmiş gibi hesabından kesinti yapıldığını gördü. Bayan memurun itirazı üzerine konuyla ilgili soruşturma başlatılırken daha büyük sıkıntı ise Banka Müdürü’nün hesap sahibi bayanı kocasına şikayet etmesi oldu.

    İncirliova İlçesi’nde yaşadığı ilginç olayı itiraz etmesi üzerine yaşadığı daha da ilginç olayın gerek bir bankaya gerekse kurum işleyişine yakışmayacak şekilde daha da ilginç hale geldiğini belirten bayan memur S.Y. “Kurum olarak İncirliova Belediye Binası’nın altında bulunan özel bir bankadan maaşımızı alıyoruz. Hesaplarımı incelediğimde sanki yurtdışından para çekmişim gibi hesabımdan para kesilmiş. Acaba hesabım başkasının eline mi geçti, kartım mı kopyalandı diye baktım yurtdışından bir para çekilmesi de söz konusu değil. Banka Müdürü’ne gidip durumu sordum. Ve yapılanın haksızlık olduğunu belirterek sert bir dille haksız bulduğum bu kesintinin geri verilmesini istedim. Banka müdürü de banka ile ilgili sert ifade kullandığım için beni polis çağırıp mahkemeye vereceğini söyledi. Konu böyle kapandıktan sonra bankanın sayın müdürü konuyu araştıracağı yerde beni kocama şikayet etti. Ben kendimi ifade edebilirim ama aynı durumda bir başkası olsa zor duruma düşebilirdi” diyerek yaşadığı ilginç olayı anlattı.

    Gerek tüketici hakem heyeti gerekse ilgili kurum amirlerinden yardım isteyen bayan memur S.Y., “Koskoca bankanın başındaki yönetici bir müşterisini polise ya da kocasına şikayet ederek susturma ve hak arama mücadelesinden vazgeçirme düşüncesi taşıyorsa bu bankaya da diyeceğimiz bir şey kalmadı” diyerek yaşadığı olayın talihsizliğini anlattı.

    İlgili müşteriye ait hesaptan yapılan kesintinin makinenin hatasından kaynaklandığını doğrulayan özel bankanın müdürü M.Ö. çalıştığı kurum dolayısıyla bankanın müşterisi olan bayanın bankayı sert bir dille eleştirmesini kurumu temsil eden bir kişi olduğu için uyardığını belirterek “Müşterimiz bu olayı dolandırıcılık olarak değerlendirdi. Ben kendisine makine hatası olduğunu belirtip bankayı dolandırıcılıkla itham etmemesi konusunda uyardım. Bayan memurun eşini tanıyorum, olayın yaşanmasından sonra aynı gün ziyaretine gittim. Şikayet etmeye değil sorunu belirtmek ve çözmek için gittim” ifadelerini kullandı.

  • Büyüközer: “Köken Bilgileri Olmayan Fırçaları Almayın”

    GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, piyasada bulunan bir çok fırçanın kökeninin domuz kılı olduğunu söyleyerek vatandaşları dikkat etmeleri konusunda uyardı.

    Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği (GİMDES) Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, günlük yaşamda kullanılan fırçalar hakkında vatandaşları uyardı. Ülke olarak halen domuz kılından yapılmış fırçaların konuşulduğunu ve kullanıldığını belirten Büyüközer, “Fırça deyip hemen geçmeyin, günlük hayatımızda çok yönlü yer alan bir eşya. Dişlerimiz için diş fırçası, elbisemiz için elbise fırçası, ayakkabımız için ayakkabı fırçası, sakal tıraşımız için sakal fırçası, saç tıraşımız için berber fırçası, badana için badana fırçası, yağlı boyamız için boya fırçası, ev temizliği için temizlik fırçası, hamur işlerimizin yüzlerine yağ ve yumurta sürmek için yağlama fırçası, hanımlar için rimel fırçası, oje fırçası ve sanayide kullanılan sıyırma fırçası ve daha sayamadığımız birçok fırça var. Bu tür fırçaların köken bilgisini bilmiyorsanız kullanmayınız” dedi.

    Müslümanların helal ve tayyip şartlara dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Büyüközer, “Domuz İslam dini gereğince yasak fakat insanların bilinçsizlikten dolayı bir şekilde domuzdan elde edilen ürünleri kullanıyor” şeklinde konuştu. Fırınlarda, restoranlarda, pide, pizza, lahmacun gibi hamur işlerinin yağlanmasında kullanılan fırçaların aynı kategoride olduğunu ve bunların domuz kılı fırçası olduğunu söyleyen Büyüközer, “Makarna üretiminde, un değirmenlerinde kullanılan sıyırma fırçalarında da maalesef çoğunlukla domuz kılı kullanılmaktadır. Halbuki bütün bu iş kollarında da rahatlıkla plastik elyaflı fırçalar kullanılabilmektedir. Kuaförlerde kullanılan sakal fırçaları domuz kılından elde edilen fırçalardan olup dikkat edilmesini sizlere bildirmekle yükümlü olduğumuzu düşünüyoruz. Elbise fırçalarından, badana ve duvar boyama fırçalarından tutun hanımların rimel, tırnak cilası ve benzeri fırçalarda da domuz kıllı alarmı söz konusudur” dedi.

    Bu tür fırçalara alternatif olarak, naylon elyaftan mamul fırçaların piyasada var olduğunu ve bunların kullanılması gerektiğini vurgulayan Büyüközer şu ifadelere yer verdi: “Domuz kılı dahil tüm hayvan orjinli doğal kıllar, gözenekli yapısı nedeniyle tam bir mikrop yuvasıdır. Mikroorganizma kılın bu keratin yapısına sıkıca yapışır ve çoğalır. Üstelik dezenfeksiyon için kimyasal solüsyonlara koyunca doğal kıllar derhal deforme olup kullanılamaz hale gelir. Halbuki sentetik malzeme kıllar çok daha kolay dezenfekte olabildiği için sağlıklıdır”.

    “HAYVAN KILINI AYIRT ETMENİN YOLLARI”

    GİMDES Başkanı, hayvan kılını ayırt etmenin yolunu, “Bunun için, bu eşyalarımızdan birer kıl kopartalım ve kibritle ucundan yakalım. Yanan kısım, yanmayan kısmın tepesinde bir topak oluşturur. Bu kısmı parmaklarımız arasında ufalamaya çalıştığımızda ufalanmıyorsa bu kıl plastiktir, ufalanıp dağılıyorsa bu kıl da hayvan kılı demektir” sözleriyle gösterdi.

    Bu durumda Müslüman tüketicilerin dikkatli olması gerektiğinin altını çizen Büyüközer, “Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu konuda da teklifimiz, önce sorgulamak, sonra güven vermeyen ürün, üretici ve satıcıları boykot etmektir. Sorgulamaya önce kendimizden ve evimizden başlamalıyız. Elbise fırçamızdan, ayakkabı fırçamıza, temizlik fırçamızdan tıraş fırçamıza, hamur yağlama fırçamızdan diş, rimel, oje ve diğer tuvalet fırçamıza kadar bütün şüphelendiğimiz fırçalardan kurtulmalıyız” dedi.

    İlgili bakanlıklara muhakkak mesajlar gönderilmesinin gerektiğini ifade eden Büyüközer sözlerini şöyle tamamladı: “Hiçbir kimsenin bizi bilgimizin dışında aldatmaya ve gerçekleri gizlemeye hakkı yoktur. Onun için her ürünün üzerinde köken bilgileri yazılmalı tüketici bilgilendirilmelidir”.

  • (Özel Haber) Olmayan Traktörüyle Gitmediği İstanbul’da Ceza Yedi

    Balıkesirli Mehmet Gülbudak gitmediği İstanbul’da olmayan traktörüyle trafik cezası yedi. Kendine ait olmayan 34 AT 4294 plakalı traktöre kesilmiş cezayı gören Gülbudak, “İstanbul’a gitmedim. Hayatımda traktör de kullanmadım. Devlet bu cezayı yazmış. Madem bu cezaya ödeyeceksem o zaman traktörü de bana getirsinler” dedi.

    Balıkesir’de esnaflık yapan 49 yaşında Mehmet Gülbudak, E-Devlet şifresiyle girdiği internet sitesinde hayatının şokunu yaşadı. Gitmediği İstanbul’da traktörle trafik cezası yediğini gören Gülbudak, “E-Devlet şifremi ara ara kullanıyorum. Buradan internetten girdim. İstanbul’da bir traktörden dolayı ceza yediğimi öğrendim. Hem de traktörle. Ömrümde traktöre binmedim. 2014’de yemişim cezayı. En son 2013’te İstanbul’a gittim. O da Otobüsle. Ama ben ömrümde traktöre binmedim” dedi.

    Trafik cezasını gördüğünde şok olduğunu söyleyen Mehmet Gülbudak, “Ben bu cezayı yemedim ve haksız olan bir ceza. Ben bu cezanın takipçisi olacağım. Traktörün de hacizi varmış traktör benimmiş. Ben 49 yaşındayım. 49 yaşıma rağmen traktöre binmiş insan değilim. Artık İstanbul’da traktörle hangi yola girmişsem onu da bilmiyorum” diye konuştu.

    “CEZAYI ÖDETECEKLERSE TRAKTÖRÜ DE VERSİNLER”

    Hacizli olduğu öğrenilen traktörden yediği cezaya itiraz edeceğini söyleyen Gülbudak, “Devlet böyle bir ceza yazmış. Madem ben bu cezayı ödeyeceksem şuradan üzerime traktör görülüyor. Getirsinler bana o zaman traktörü de ben de hiç olmazsa ödediğim cezaya oh diyeyim” dedi.

    Cezanın 222 TL olduğunu ve faiziyle 666 TL’ye yükseldiğini dile getiren Gülbudak, “Ben bu olayın arkasını bırakmayacağım. Bunu yazan memuru bulacağım ve dava açacağım o memur hakkında. Haksız yere hayali yere bana o memur ceza yazdıysa ben de kanuni hakkımı kullanarak yasal işlemleri başlatacağım” şeklinde konuştu.