Etiket: Olmayacak”

  • TOKİ Başkanı Turan: “Hiçbir Yerde En Yüksek Bina TOKİ Binası Olmayacak”

    Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Mehmet Ergün Turan, TOKİ’nin konut hedefini yükselttiğini ve yeni rekorlar kırdığını belirterek, “Bizim bu yıl hedefimiz 60 bin konut üretmektir. Geçmişteki arkadaşlarımız gerçekten çok büyük işler yapmışlar, büyük emek ortaya koymuşlar, zor imkanlarla bunu başarmışlar ama biz bu yıl Toplu Konut İdaresi’nin zirve yılını yaşıyoruz” dedi.

    TOKİ Başkanı Ergün Turan, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Turan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. TOKİ’de anlayış değişikliğine gidildiğinin altını çizen Turan, hiçbir şehirde TOKİ binasının en yüksek bina olmayacağını söyledi. Temel disiplin olarak yatay mimarinin esas alındığını kaydeden Turan, “Tamamıyla bir anlayış değişikliği var. Biz kurum içerisindeki arkadaşlarımıza ‘hiçbir vilayette, kasabada, ilçede en yüksek bina TOKİ binası olmayacak’ diyoruz. Son bir buçuk yılda inşaat yaptığımız il ve ilçelerde en yüksek bina TOKİ binası değildir, mutlaka o yerde imar planlarında bizden yüksek imarlar vardır. Biz temel disiplin olarak yatay mimariyi esas aldık. Çeşme projemiz, şuanda Ürgüp’te yaptığımız projemiz var. Bunların bir kısmı bitti, bir kısmı bitme aşamasında. Bizim ana konseptimiz yatay mimariyi esas almaktır. Yatay mimari vilayetine göre farklılık arz eder. Mesela Ürgüp’te 3 katı geçmedik ama İstanbul Kayabaşı bölgesinde bir konut yaptığınızda 7, 8 kattır bunun makul olanı, Karabük’e gittiğimizde belki 5, 6 kattır. Çankırı’da bu konseptte bir şehir dokusu inşa edeceğiz. Arazi üzerinde ciddi bir çalışma yapıyoruz, 4-5 bin konutluk bir çalışma yapıyoruz. Çankırı’da kalenin altındaki kentsel dönüşüm projesi Türkiye’ye örnek olacak bir projedir. Tarihi dokuya uygun bir mahalle yapıyoruz. Biz yatay mimariyi çok önemsiyoruz, mutlaka yöresel mimari normlar taşıyan eserler üretmeye çalışıyoruz. Her bir vilayette birbirinden farklı nitelikte konutlar üretmeye çalışıyoruz. Yöresel taşlar kullanmaya çalışıyoruz, mahalle kültürünün oluşmasını önemsiyoruz. Meydanın, caminin, okulların, esnafın iç içe olduğu, içinden caddelerin, sokakların geçtiği bir şehircilik anlayışı gütmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    TOKİ’NİN 2016 HEDEFİ 60 BİN KONUT

    TOKİ’nin 2016’da 60 bin konut hedefinin olduğunu belirten Turan, bu yılın TOKİ’nin zirve yılı olduğunu ifade etti. TOKİ’nin son birkaç yıldır yavaşladığı yönündeki eleştirilerin yanlış olduğunu dile getiren Turan, TOKİ’nin geçmişte önemli işler yaptığını ama her yıl üzerine daha da koyarak ilerlediğini vurguladı. Türkiye’de üretilen konutların yüzde 7 ile 8’inin TOKİ tarafından inşa edildiğini söyleyen Turan, “Bizim bu yıl hedefimiz 60 bin konut üretmektir. Toplu Konut İdaresi’nin en zirve yılını hedefliyoruz. Geçmişteki arkadaşlarımız gerçekten çok büyük işler yapmışlar, büyük emek ortaya koymuşlar, zor imkanlarla bunu başarmışlar ama biz bu yıl Toplu Konut İdaresi’nin zirve yılını yaşıyoruz. Bu 60 bin konut hedefi bu yıl başladı, 2 ay geçti. Bu 2 ayda 11 bine yakın konut ihalesi yaptık. Her ay ortalama 5 bin konut yapıyoruz. Türkiye’de yıl içinde üretilen toplam konutun yaklaşık yüzde 7 ile 8 arası Toplu Konut İdaresi olarak tek başımıza üretiyoruz. Ürettiğimiz konutların yaklaşık yüzde 90’ı alt ve orta gelir grubuna yönelik sosyal konutlardır. Bizim sadece yaklaşık yüzde 5, yüzde 8’lik konutlarımız gelir elde etmeye yöneliktir” dedi.

    Turan, TOKİ’nin 2016-2019 yılları arasında hedeflerinin asgari 250 bin sosyal konut inşa etmek olduğunu vurgulayarak, “2023 hedefimiz de asgari 500 bin konut inşa etmektir. Kamuda yaklaşık 250 işgünü var. Bu şu demektir; biz her gün yaklaşık 250 konut inşa ediyoruz. Toplu Konut İdaresi, dünkü gücü ve birikimiyle bugün çok daha büyük hedeflere yelken açmıştır. Önümüzdeki 7, 8 yıllık hedefimizle birlikte 1 milyon 200 bin konuta ulaşacağız. 2023 yılına gelindiğinde Türkiye’deki toplam nüfusun asgari 5 ile 6 milyon arası Toplu Konut İdaresi’nin konutlarında yaşayacak” ifadelerini kullandı.

    “SUR’DA 2009 YILINDAN BERİ KENTSEL DÖNÜŞÜM VAR”

    Turan, Diyarbakır Sur ilçesinde 2009 yılından beri bir kentsel dönüşüm çalışması olduğunu kaydetti. Sur’un 3 mahallesinde kentsel dönüşüm çalışması yapıldığını belirten Turan, şunları kaydetti:

    “TOKİ’nin bölgede daha önceden de çok ciddi çalışmaları vardı. Bu günkü gündemle sahaya inmiş değil TOKİ. Sur bölgesinde güvenlik politikalarından dolayı bir çalışma var gibi gösteriliyor. Sur bölgesinde 2009 yılından başlayarak Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur Belediyesi ile ortak bir protokol dahilinde o tarihten bu güne kadar üç mahallesinde kentsel dönüşüm çalışması yapıyoruz. Bu çalışmanın paydaşları Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Diyarbakır Valiliği ve Sur Belediyesi’dir. Yeni bir çalışma değil bu. Sur bölgesi 2011 veya 2012 yılından beri riskli alan ilan edilmiş bir bölge. Kentsel dönüşüme tabi tutulmuş bir bölge.”

    Sur’da ne TOKİ’nin ne de başka bir kurumun bina inşası yapamayacağının altını çizen Turan, “Sur bölgesinde alanla ilgili çalışma yani kentsel dönüşüm çalışması yapıldığında altını çizerek söylüyorum, Sur bölgesi tarihi dokusu olan bir sit alanıdır. Sur bölgesi konumu amaçlı planlı bir bölgedir. Yani burada hiç kimse toplu konut yapısı inşa edemez. Ne TOKİ ne de bakanlıklarımız inşat yapabilir Sur bölgesinde. Tarihi dokusunun ihyası için bir çalışma yapılıyor Sur’da. 2009’dan gelen çalışma tarihi dokunun ihyasıdır. 1940 yılındaki çalışmalar baz alınarak o dokunun ihyası üzerine çalışmalar yapılıyor. Sur asla toplu konut bölgesi değildir. Sur’da üç mahallede çalışmamız var. Mesela Hz. Süleyman Camii’nin etrafında kentsel dönüşüm çalışması var. Diyarbakır’daki vatandaşlarımız ne yaptığımızı biliyor. Etraf temizlendi, rekreatif amaçlı o alanlar kullanılacak. Çevre ve Kültür Bakanlıkları da burada çalışma yapıyor. TOKİ, Sur bölgesinde yeni bina inşa etme çalışması yapmıyor. Bölgede yapılacak olan çalışma Kültür ve Çevre Bakanlığı koordinasyonunda yapılan tarihi doku ihya çalışması” şeklinde konuştu.

    “TOKİ SUR’A GİRECEKMİŞ GİBİ ALGI VAR”

    TOKİ’nin Sur’da yaptığı çalışmaların altında Diyarbakır Valiliği, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur Belediyesi’nin imzasının olduğunu söyleyen Turan, ”Sanki TOKİ Sur’a girecekmiş gibi bir algı var. TOKİ Sur’a asla girmeyecek. TOKİ’nin 2009’dan beri çalışması, niteliği bitmiş binaların oradan kaldırılma çalışması. Hak sahibi insanlara da ya bedellerin ödenmesi ya da onların da konut sahibi yapılması konusu gündemimizde. Diğer alanlarda sadece tarihi dokunun ihyasına yönelik bir çalışma var. Bunlar yalnızca bugün gündemde olan hendek, barikat gibi konulardan kaynaklanmıyor. 2009’dan beri çalışma sürüyor ve belediyenin de bunun altında imzası var. TOKİ’nin uyguladığı bütün yıkımları Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi yaptı. Biz vatandaşların paralarını ödedik, onlar da yıkımları yaptı. Yalnızca güneydoğu ve doğu bölgelerimizde değil tüm bölgelerimizde bir değişim yapmak durumundayız” değerlendirmelerinde bulundu.

    “DOĞU VE GÜNEYDOĞU ANADOLU’DA TOKİ OLARAK 142 BİN KONUT YAPTIK”

    Turan, TOKİ’nin ihtiyaç duyulan tüm bölgelere rezerv konutlar inşa ettiğini belirterek, şunları söyledi:

    “TOKİ’nin Silopi ve Cizre ile ilgili çalışması bugünkü gündemle ilgili değil. 2002’den beri bölge en aktif çalıştığımız alanların içinde geliyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da TOKİ olarak 142 bin konut yaptık. Bunun için de 19 milyar 54 milyonluk yatırım yaptık. Sur, Cizre, Silopi ve buna benzer bölgelerde rezerv konutlar inşa ediyoruz. Diyarbakır’da, Gaziantep’te, Erzurum’da, Urfa’da vatandaşların konut talebi var. Biz ihtiyaç duyulan bölgelerde rezerv konutları inşa ediyoruz. Diğer alandaki çalışmalar Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve belediyelerin konumlarına göre yapılıyor. Ağrı’da, Muş’ta, Niğde’de, Uşak’ta kentsel dönüşüm yaptık, yine yapacağız. 54 kentte aktif ketsel dönüşüm yapıyoruz. Bu yalnızca o bölgeye özgü bir çalışma değil. Ama o bölgede sosyolojik bazı meseleler var, onun için o bölge öncelik taşıyor. İhtiyaçlar arttığı için saydığım paydaşlarla birlikte çalışmalarımızı yoğunlaştırdık.”

    “TOKİ TÜRKİYE’NİN İTİCİ GÜCÜDÜR”

    TOKİ’yi 35-40’a yakın ülkenin yakından takip ettiğini söyleyen Turan, “TOKİ’nin bu serüveni yalnızca Türkiye için örnek teşkil eden bir durum değildir. Ben yaklaşık 2 yıldır TOKİ Başkanıyım. Benim başkanlık dönemimde 35-40’a yakın ülkeden yetkililer TOKİ’yi incelemek için geldi. Gelişmekte olan ülkelerden hatta ekonomik anlamda bizden ileri ülkelerden bu modeli incelemek için bir sürü resmi heyetle görüşmeler yaptık. Bu Türkiye’nin başarı hikayesidir. TOKİ Türkiye’nin itici gücüdür. Ben kurumu şu şekilde tanımlıyorum. Sosyal Devlet anlayışının en önemli yansıması bu kuruluştur. Konut sahibi olmayan vatandaşları için dost eli, bir kuruluş burası. Eğer TOKİ gibi bir idare olmasaydı Türkiye’de, bizden konut sahibi olmuş 700 bin insanın yaklaşık 400 bini asla konut sahibi olamazdı. Çünkü biz Anadolu’nun birçok kentinde 8 bin, 10 bin, 12 bin peşinatla ayda 220, 270, 300 lira taksitle 75 metrekare, 80 metrekare daireler veriyoruz” diye konuştu.

    TOKİ Başkanı Turan, TOKİ’yi neden Batı ülkelerinin takip etmediği yönündeki soruya, “Nüfus artışı yoksa, nüfus stabil bir noktada ise o ülkelerde konut sorunu yoktur zaten. Ancak ekonomisi gelişen ve nüfus artışı olan Asya, Pasifik, Afrika ülkelerinden, Orta Doğu ülkelerinden ciddi manada takip edilen bir kuruluşuz. Biz bu modeli yabancılara anlatmakta zorlanıyoruz ve ben bunu anlatmak için de bir şey geliştirdim. TOKİ yılda yaklaşık 8-10 milyar yatırım yapıyor. Yapılan konutların yüzde 80’i veya 90’ı hiç konut sahibi olmayan alt gelir grubu insanlara yönelik. Bu kaynakların tamamını direkt kamu bütçesinden karşılayarak yapmıyoruz, kaynağı üreterek inşa ediyoruz. Bu model Türkiye’ye mahsustur. Türkiye’nin başarı hikayesidir” diye cevap verdi.

    “FİNANSMANIN İKİ SIRRI VAR”

    Turan, TOKİ’nin kendi kaynağını kendisinin ürettiğini belirterek, “Bana göre TOKİ’yi yabancılara anlatırken önemli bir nokta finansmanı nasıl sağladığımız konusu. TOKİ ile birlikte rant kavramları kullanılıyor. TOKİ kendi kaynağını kendisi üretir. TOKİ asla kar amacı güden bir kuruluş değildir. Elde ettiği kaynağı vatandaşa ileten bir kuruluştur. Bana göre kaynağı elde etmekte iki temel sır var. Büyüyen bir ekonomi olması lazım ki Türkiye son 12 yıldır sürekli büyüyen bir ekonomi ve güçlü bir irade gerekir. O da güçlü bir hükümet ve onun başıdır” şeklinde konuştu.

    “KODLARIMIZI YENİLEMEMİZ LAZIM”

    Kentsel dönüşümde insanların ve kurumların kar amacı gütmemesi gerektiğini belirten Turan, TOKİ’nin kar amacı gütmeden fedakarlık yaparak kentsel dönüşüm çalışmaları yaptığını hatırlattı. İnsanların da kentsel dönüşümde kar amacı gütmemesi gerektiğini vurgulayan Turan, şunları ifade etti:

    “Kentsel dönüşümü deprem için, sağlık bir ortam sunmak, sağlıklı nesiller yetiştirmek için yapıyoruz. Trabzon’da Zağnos Vadisi var, buradaki bütün konutları yıktık ve buraya konut yapmadık. Mecburen o insanları başka bölgelere taşıdık. Bir afet gelmeden önce, ‘nasıl bir fedakarlık yaparız da bu afetten en az zararla kurtuluruz’ diye düşünmemiz gerekiyor. Kentsel dönüşüm özellikle büyük şehirlerde öyle bir noktaya taşındı ki, maalesef nasıl ‘bu işten daha çok para kazanırız’ diye düşünülüyor. Mesela 100 metre dairesi olan bir vatandaşımız bir fedakarlık yapıp 80 metrekare bir daireye taşınmayı kabul etmesi gerekirken, 100 metre eski dairesine en az 100 metre daire yada 120 metre daha büyük bir daire istiyor. Tabi bu işi yapan müteahhit de, bazen kamu da bu işten para kazanmak istiyor; o zaman bu sürdürülemez bir yapıya doğru gidiyor. Bir defa kodlarımızı yenilememiz lazım. Herkesin kentsel dönüşüm deyince ‘nereden para kazanırız’ değil ‘nasıl fedakarlık yaparız da bu işi çözeriz’ diye düşünmesi gerekiyor. Asıl sorunun kanuni düzenlemeden öte mantıksal yaklaşım sorunu olduğunu düşünüyorum. Herkes para kazanmak isterse birilerinin para kaybetmesi gerekir. Bana göre herkesin para kazanmak istemesi şehirlere kaybettirir.”

    EMEKLİYE 250 TL TAKSİTLİ KONUT

    “2015 yılının ortalarında 250 TL’den başlayan taksitle Anadolu’nun birçok kentinde emekli vatandaşımızı ev sahibi yapabileceğimizi ilan ettik” diyen Turan, “İlk etapta 17 ilde 4 bin 340 tane konut arz ettik. Yaklaşık 40 bine yakın müracaat geldi, kuraları çektik. Aradan 2-3 ay geçti, tekrar talebin olduğu vilayetlerde bir çalışma yaptık, yine 3 bin 500’e yakın konut tekrar arz edeceğiz, sadece emekli vatandaşlarımıza yönelik olarak yapacağız. Sosyal konuttaki en önemli unsur arazi fiyatlarıdır. Biz hazineden arazi alıyoruz, arazi bedelinin çok ucuz yada sıfıra yakın olması gerekir ki sosyal konut üretimi yapabilelim. Şimdi yine talepler geliyor, talebin geldiği yerlere tekrar dönüp arazi araştırmasını yapıyoruz, bulduğumuz yerlerde projeleri geliştiriyoruz. Böyle her iki ayda bir 5 bin konut, 4 bin konut civarında sadece emekli vatandaşlarımıza yönelik konut arzlarımız olacak. Anadolu’nun bazı yerlerinde 210 TL taksitle de konut satıyoruz. Taktir edersiniz ki bazı vilayetlerde arazi üretiminden kaynaklı 280 TL, 300 TL olabiliyoruz. 2-3 ay önce Ankara Mamak’ta 458 TL, 470 TL taksitle emeklilere konut satışı yaptık. Ankara Mamak’ta yaptığımız konutların şuandaki kira bedelleri 750-800 TL’dir. Biz vatandaşlarımızı kira öder gibi kiradan daha ucuz ev sahibi yapıyoruz. Bu proje, hiç konut sahibi olmayan 3 bin 200 TL’den daha az geliri olan emekli vatandaşlarımıza yöneliktir” ifadelerini kullandı.

    TOKİ 18 STADYUM İNŞA EDİYOR

    Turan, TOKİ’nin Türkiye’de 18 stadyum inşa ettiğini, bu rakamın Avrupa’da toplam inşa edilen stadyum sayısından daha fazla olduğunu söyledi. Stadyumlardan üç tanesinin yapımının tamamlandığını aktaran Turan, 15 tane stadyum inşaatının devam ettiğini sözlerine ekledi.

  • Esenler’de Güvenlik Açığına Geçit Olmayacak

    “Huzur ve Güven Şehri İstanbul” projesinin ilk adımı Esenler’de atıldı. Çalışmalar kapsamında Esenler Belediyesi tarafından alınan araçlar ilçe emniyet müdürlüğüne düzenlenen törenle teslim edildi. Güvenliğin seferberlikle çözülmesi gerektiğini belirten Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, “Esenler’in her bir sokağını huzur ve güven içinde gezilen bir şehir haline getirmek istiyoruz” dedi.

    İstanbul’da yaşayan vatandaşların yaşam kalitesinin ve güvenliğinin arttırılması amacıyla hayata geçirilen Huzur ve Güven Şehri İstanbul Projesi kapsamında Esenler Belediyesi ve Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü harekete geçti. Proje ile Esenler’de her anne-babanın çocuğunu güven içinde gönderebileceği okul, park, sokak, ulaşım ve toplumsal yapı meydana getirmek hedeflenirken, bu amaçla, projenin ilk etabında alınan 8 adet motosiklet, 2 adet minibüs ve 2 adet otomobil, düzenlenen törenle Esenler İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne teslim edildi. Tören sonrası Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu emniyete hediye edilen araçlardan birinin direksiyonuna geçerek kısa süreli aracı kullandı.

    “GÜVENLİK SEFERBERLİKLE ÇÖZÜLMESİ GEREKEN BİR MESELE”

    Uzun süredir Esenler’de güvenlik projeleri üzerine çalışmalar yürütüldüğünü belirten Başkan Mehmet Tevfik Göksu, “Bir şehirde en önemli şey güvenlik biliyorsunuz. Bu güvenliğin sağlanması için emniyetimiz üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getiriyor ama bizim de katkı sunmamız gerekiyor. Güvenlik meselesi seferberlikle çözülmesi gereken bir mesele. Bu anlamda bizim 5 ayaklı bir projemiz vardı. Birincisi güvenli okul. Esenler’de çok sayıda ailemiz var. Her aileyi ilgilendiren bir nokta. İkincisi güvenli park, üçüncüsü güvenli sokak, 4’üncüsü huzur timleri, sonuncusu da güvenli nesildi” dedi.

    ESENLER’DE GÜVENLİK KAMERASI OLMAYAN EVLERE İŞ YERLERİNE RUHSAT YOK

    Proje için ilk uygulamayı huzur timleri ile başlattıklarını sözlerine ekleyen Başkan Göksu, “Hızlı bir şekilde şehirde mobilize olmuş güvenlik ekipleri gerekiyordu. Bunun için çalışmaları tamamladık. Diğer bir nokta ise, güvenli okul projesi. Bu projeyi hayata geçiyoruz. Okulların bir çoğunda içeride kamera sistemi var ama dışarıda sokağı gören bir sistem yoktu. Bütün okulların dışını kamera sistemi ile donatıyoruz. Bu çerçevede Esenler’de her bir inşaata ruhsat verirken mutlak bir suretle her binanın güvenlik kamerası uygulamasını zorunlu hale getirdik. Bunu mutlaka istiyoruz. İş yeri açılırken ruhsat için yine güvenlik kamerasını zorunlu hale getirdik. Böylece okulla başladık, parklarla devam edeceğiz. Sonra sokak derken Esenler’in her bir sokağını huzur ve güven içinde gezilen bir şehir haline getirmek istiyoruz” diye konuştu.

  • Adalet Bakanı Bozdağ: “Memur Gece Silahlı, Gündüz Külahlı Olmayacak”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Resmi Gazete’de yayınlanan Memurlar Genelgesi’nin muhbirlik genelgesi olmadığını, bu genelge ile memurun halk tabiriyle ’gece silahlı gündüz külahlı’ olamayacağını söyledi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Yozgat’ın Sorgun ilçesinde Sefa Termal Otel’de belediye başkanlarıyla bir araya geldi. Burada basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Bozdağ, Başbakanlığın memurlarla ilgili yayımladığı ve bazı gazetelerde muhbir genelgesi olarak yorumlanan genelgeyi değerlendirdi. Bakan Bozdağ, “Bu büyük bir karalama ve çarpıtmadır. Genelge, kamu görevlilerinin başında amir olanlara, yasaların kendilerine yüklediği görevleri hatırlatmaktadır” dedi.

    Bir kamu görevlisinin halk tabiriyle ‘gündüz külahlı, gece silahlı’ şekilde olamayacağını ifade eden Bakan Bozdağ, “Birisi gece hendeklerin arkasında olup, askere, polise kurşun sıkıyor, ertesi gün de gelip devlet dairesinde bir şey yapıyorsa veya başka başka durumlar varsa bu valilere, kaymakamlara, bakanlıklara, mülkü idare amirlere, herkese yasalar ne gerektiriyorsa onu yapın diyor. Yasalara göre, terör örgütlerine ülkesinin huzur ve güvenliğini bozan suç örgütlerine, çıkar amaçlı örgütlere destek vermenin ciddi müeyyideleri var. Meslekten ihracına kadar giden müeyyideler var. Başbakanlık genelgesi, amirlere, bu anayasa ve yasaların kendine verdiği görevleri hatırlatıyor ve bunun gereğinin ivedilikle yapılamasını istiyor. Kimseyi muhbirliğe falan davet etmiyor. Kamu yöneticilerine ve kamuda çalışanlara yasaların kendilerine yükledikleri sorumlulukları ve bu sorumlulukların gereğini yapmaları konusunda esasında bir uyarıdır bu” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE BAZILARI AYDIN OLMANIN ÖLÇÜSÜNÜ SADECE DİPLOMAYA SAHİP OLMAK OLARAK ALGILIYOR”

    PYD-YPG terör örgütü üyelerine yönelik Türkiye’nin yaptığı operasyonlara karşı bazı milletvekili ve akademisyenlerin Türkiye aleyhine tavır takınmalarıyla ilgili Bozdağ, “Türkiye’de yaşananlar karşısında Türkiye’de kendini aydın olarak niteleyenlerin objektif olması herkesin beklentisidir. Ama maalesef Türkiye’de yaşanan terör saldırıları ve bu saldırılara karşı güvenlik güçlerimizin yürüttüğü operasyonlar karşısında kendini aydın diye nitelendiren bazı kişiler objektif olmaktan uzak, kimisi ideolojik takıntılarıyla, kimisi başka nedenlerle bir taraftar gibi hareket etmekte. Türkiye Cumuhiyeti’nin vatandaşının huzur ve güvenliğini sağlamak, kamu düzenini tesis etmek temel hak ve hürriyetlerin özgürce kullanıldığı, güvenli bir ortam oluşturmak için yaptığı mücadelede devletin bu haklı mücadelesinin yanında duracağı yerde terör örgütüne onun eylem yapan teröristlerine yakın durmayı hatta daha ileri bir taraftar gibi hareket etmeyi tercih ediyorlar. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Maalesef Türkiye’de her terör saldırısı olduğunda, teröristlerin gerçekleştirdiği saldırılarda askerimiz, polisimiz hatta sivil vatandaşımız şehit olduğunda yaralandığında bundan mutlu olabilecek kadar insanlıktan çıkmış zavallılar var. Terör saldırısında teröristlerin ateşiyle askerimizin polisimizin vatandaşımızın şehit olmasına sevinenler insanlıktan çıkmışlardır. İnsan böyle bir hadisede sevinemez ama böyleleri var. Ben bunlar için belhum edal ifadesini kullanıyorum. Yani öyle bir vasfı taşıyorlar. Yoksa aklı olan kalbi olan vicdanı olan birisi böyle saldırılar karşısında sevinmez. Askerin polisin şehit edilmesinde mutlu olmaz. Vatanını milletini devletini seven, milletin huzur ve refahını arzu eden, barış ve güven içerisinde ülkenin geleceğe taşınmasını isteyen birisi asla sevinemez. Türkiye’de bazıları aydın olmanın ölçüsünü sadece diplomaya sahip olmak olarak algılıyor. Falan yeri bitirdiğinizde aydın oluyorsunuz yahut isimlerinin önünde bazı sıfatlar bulmayı aydın olarak görmeyi yeterli görüyorlar. Aydın olmak sadece diploma ve sıfat sahibi olmak değildir. Aydın olmanın gerektirdiği niteliklere sahip olmakla mümkün olabilir. Teröre tarafgirlik yapanlar, terörün örgütlerinin şehit ettiği askeri polisi sivil insanları geride bıraktığı gözü yaşı insanları görmeyen ve devleti suçlayanlar bu vasfı taşımıyorlar. Bunlar için sayın Cumhurbaşkanımız ifade ediyor, sözde aydınlar veya sözde aydın müsveddeleri denebilir ama bence aydın vasfını bunlar taşımıyor” diye konuştu.

  • Stefano Pioli: “Galatasaray’a Karşı İşimiz Kolay Olmayacak”

    UEFA Avrupa Ligi 2. Turu’nda Galatasaray’ın rakibi Lazio’da, Teknik Direktör Stefano Pioli, “Her ne kadar güçlü ve Şampiyonlar Ligi’nden gelen bir Galatasaray karşımıza çıkacak olsa da Avrupa Ligi’nde bu turu, bu rakibi geçmek istiyoruz. Yıllardır onlar Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi gibi şampiyonalara aralıksız katılıyorlar. Önemli ve tecrübeli bir kulüp. Bu nedenle de işimiz kolay olmayacak” dedi.

    UEFA Avrupa Ligi’nde Galatasaray’ın rakibi Lazio’nun Teknik Direktörü Stefano Pioli, TRT Spor’dan Dündar Keşaplı’nın sorularını yanıtladı.

    “GALATASARAY İLE YAPACAĞIMIZ MAÇ ÇOK ÖNEMLİ”

    Lazio’nun ligde hassas ve kritik bir dönemden geçtiğinin ve önümüzdeki hafta Galatasaray ile Avrupa Ligi’nde önemli bir maça çıkacaklarının hatırlatılması üzerine Pioli, “Galatasaray maçı öncesinde ligde oynayacağımız Hellas Verona maçı bizim için öncelikli. Çünkü 3 maçtır kazanamıyoruz ve artık galip gelmek istiyoruz. Bu son 3 maçta iyi oynamamıza karşın galip gelecek skoru elde edemedik. Tabi ki Galatasaray ile Avrupa Ligi’nde yapacağımız maç çok önemli. Çünkü bu turu geçip, UEFA’da yolumuza devam etmek istiyoruz” yanıtını verdi.

    “SEZONU EN İYİ ŞEKİLDE KAPATMAYA ÇALIŞACAĞIZ”

    “Taraftar desteğinden yoksun bir sezon geçiren Lazio için lig mi daha önemli yoksa Avrupa Ligi mi?” sorusuna ise İtalyan çalıştırıcı, “Bu aşamada, ligde ilk 5’e girmek çok zor bir ihtimal. Ligde elde ettiğimiz iyi pozisyona geri gelmek, kaybettiğimiz puanları telafi etmek, kazanabildiğimiz kadar maç kazanarak, puan toplayarak sezonu en iyi şekilde kapatmaya çalışacağız. Bizim için hem lig hem de Avrupa Ligi önemli. Her ne kadar güçlü ve Şampiyonlar Ligi’nden gelen bir Galatasaray karşımıza çıkacak olsa da Avrupa Ligi’nde bu turu, bu rakibi geçmek istiyoruz. Yıllardır onlar Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi gibi şampiyonalara aralıksız katılıyorlar. Önemli ve tecrübeli bir kulüp. Bu nedenle de işimiz kolay olmayacak” şeklinde cevap verdi.

    “GALATASARAY’A DAİR PEK ÇOK ŞEYİ BİLİYORUZ”

    Lazio’nun bugüne kadar Türk takımlarıyla birçok kez karşılaştığını hatırlatan Dündar Keşaplı’nın, “Ancak son iki sefer de mücadele ettiği Fenerbahçe ve Trabzonspor karşısında şansı pek yaver gitmedi? Şimdi de Galatasaray rakip? Siz de ilk kez gidiyorsunuz?” şeklinde yönelttiği soruya İtalyan Teknik Direktör Stefano Pioli, şu cevabı verdi:

    “Bizim rakibimiz kim olursa olsun ilk yaptığımız iş rakibimizi her şekilde analiz etmektir. Bu durumda rakibimiz Galatasaray’a dair pek çok şeyi biliyoruz. Bu maçta nasıl bir atmosferde oynayacağımızın da farkındayız. Zorlu Galatasaray engelini aşmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağız.”

    “BU SEZON BİR SIKINTI VAR”

    Stefano Pioli, taraftarlarıyla takımın ilişkileri hakkında ise, “Bizim iyi oynanmamız gerekirken, taraftarımızın da arkamızda olması iyi sonuçlar almamızda etkili olacaktır. Bizim taraftarımız, iyi bir atmosfer oluşturmasını çok iyi bilmekte ancak bu sezon bir sıkıntı var. Tekrar ediyorum; bizim halen ulaşmamız gereken birçok hedefimiz var. Önümüzdeki maçlarda iyi oynayıp başarılı olmak için birçok olanağımız var. Bu nedenle de bundan sonra oynayacağımız maçlar, bizim için oldukça önemli” dedi.

    “BU SENE İSTEDİĞİMİZ İSTİKRARI YAKALAYAMADIK”

    Mustafa Denizli’nin geçen haftalarda, “Lazio, Napoli karşısında yenilse de dikkat etmemiz gereken iyi bir takım” şeklindeki açıklamalarıyla ilgili ise Pioli, “Bunun doğru olduğunu düşünüyorum. Mücadeleci bir takım olduğumuzu düşünüyorum. Ne yazık ki, bu sene istediğimiz istikrarı yakalayamadık. Karşımızdaki güçlü, kaliteli bir rakip. Uluslararası düzeyde önemli oyuncuları var, iyi organize olan bir takım ve evinde büyük ve ateşli bir taraftar desteği var. Mücadele edebilecek gücümüz olduğunu düşünüyorum. Bu maça en iyi şekilde hazırlanarak, başa baş mücadele edeceğimize inanıyorum” diyerek sözlerini sonlandırdı.

  • Vali Tapsız: “Sivillere Yönelik Hava Saldırıları Durduğu Takdirde Kitlesel Göç Olmayacak”

    Kilis Valisi Süleyman Tapsız, Rusya’nın sivillere yönelik hava saldırıları devam ederse bölgemize Halep’in kuzeyinden en az 70 bin kişi olmak üzere daha fazla sayıda insanın gelme ihtimali bulunduğunu söyledi.

    Vali Tapsız, düzenlediği basın toplantısında, Suriye’de özellikle rejim kuvvetlerinin Halep’in kuzeyinde yapmış olduğu askeri harekatta Rus savaş uçaklarının özellikle sivillerin yaşadığı yerlere hava saldırısı yapması sonucu son 24 saat içerisinde o bölgede yaşayan insanların Türkiye sınırına doğru bir göç hareketi başlattığını ifade ederek, “Özellikle Azez ilçesi ve etrafında son 48 saatte 30-35 bin civarında insan gelmiş durumda, bu insanların her türlü temel ihtiyaçlarını biz Valiliğimizin koordinesinde başta Başbakanlık AFAD Başkanlığı olmak üzere Kızılay, ayrıca İHH gibi sivil toplum kuruluşlarının sağladığı imkanlarla karşıda bu insanların yerleşmesindeki alanları oluşturduk. Her türlü ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Başta yatak battaniye, gıda ihtiyaçları olmak üzere her türlü temel insani karşı tarafta karşılanıyor. Biz daha önceleri de kamuoyu ile paylaştık, Valiliğimizin koordinesinde sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte son 3 yıldır karşıda 8 tane kamp kurulmuş durumda, 50-60 bin civarında Suriyeli barınıyor. Bu yeni gelen göç dalgası ile birlikte de o kampların kapasitelerini genişlettik ve ayrıca bugün 9’uncu bir kampın inşasına da başladık. İlk gün itibariyle 10 bin kişi kurulan çadırlara hemen yerleştirilmiş oldu. Ayrıca burada İHH’nın yapmış olduğu çalışmayla Kilis’te kurulu olan lojistik merkez vardı, 20 bin kişiye sıcak yemek ulaştırılıyor. Ayrıca 100 bin kişiye ekmek dağıtımı yapılıyor. Biz olası bir kriz durumunda karşıda Türkiye’de de burada da bulunduğu yerde de Valiliğimiz koordinesinde bütün kurum ve kuruluşları olarak hazırlıklıyız. Bu tedbirleri son iki yıldır alıyorduk. Bu kitlesel göçün durması insanlık dramının yaşanmaması iç in uluslararası toplumun bir konuda irade ortaya koyması gerekiyor. Bu da Rusya’nın sivillere yönelik olarak yapmış olduğu hava saldırılarını bir an önce durdurmasıdır. Bu durduğu takdirde bölgemizdeki olası kitlesel göç olmayacaktır. Bu engellenmiş olacaktır. Rusya’nın sivillere yönelik hava saldırıları devam ederse bölgemize Halep’in kuzeyinden en az 70 bin kişi olmak üzere daha fazla sayıda insanın gelme ihtimali bulunmaktadır. Bunların yaşanmaması için hem rejim güçlerinin hem Rusya’nın sivillere yönelik saldırılarını bir an önce durdurması gerekir” diye konuştu.

    “30-35 BİN KİŞİNİN KALABİLECEĞİ BİR İMKAN OLUŞTURULDU”

    Türkiye sınırına yaklaşık 35 bin kişinin geldiğini söyleyen Tapsız, “Bizim son 3 yıldır karşı tarafta kurduğumuz 8 tane kamp var. Bu kampta 50-60 bin civarında insan kalıyor. Biz yeni gelen insanları da absorbe edebilecek bir yeteneğe sahibiz. Bu nedenle şu anda oraya gelen 30-35 bin kişinin kalabileceği bir imkan orada oluşturuldu. Onları Türkiye’ye alma gibi bir ihtiyacımız şu anda yok. Ama olağanüstü bir kriz olursa bu konuda bütün hazırlıkları yaptık. Hiçbir sıkıntı yok. Karşı tarafta bu insanların kalabileceği imkanları sağladık” açıklamasında bulundu.

    “70 BİN OLMAK ÜZERE DAHA FAZLA İNSANIN GELME İHTİMALİ VAR”

    Şu anda yeni bir göç dalgası olup olmadığı sorusu için Vali Tapsız, “Şu anda yok ama hava saldırıları devam ederse en az 70 bin olmak üzere daha fazla sayıda insan gelme ihtimali de var” ifadelerini kullandı.