Etiket: Olmayacak”

  • DSİ Genel Müdürü Acu: “2040 yılına kadar Elazığ’ın içme suyu sorunu olmayacak”

    DSİ Genel Müdürü Murat Acu, “Hamzabey Barajında fiziki gerçekleşme yüzde 65 seviyesine varmıştır. Bu proje ile Elazığ’ın 2040 yılına kadar içme suyu ihtiyacı karşılanacak” dedi.

    Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Elazığ’a 2003-2015 yılları arasında toplam 625 milyar 358 milyon 977 bin TL yatırım yapıldığını ve 2016 yılında yapılan harcama ile Elazığ’a yapılan toplam yatırım tutarının 628 milyar 336 milyon 877 bin TL’ye ulaştığını bildirdi.

    “6 adet baraj tamamlanarak 15,28 milyon metreküp su depolandı”

    DSİ Genel Müdürü Murat Acu, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, 2003 yılından bugüne kadar Elazığ’da 6 adet barajın tamamlandığını ve tamamlanan barajlarda toplamda 15,28 milyon metreküp su depolandığını belirterek, “2019 yılı sonuna kadar Elazığ ilinde 11 adet baraj ve 6 adet gölet daha tamamlanacak ve toplamda 117,16 milyon metreküp su depolanacaktır” ifadelerini kullandı.

    “3 adet içme suyu tesisi tamamlanacak 45,68 milyon metreküp içme suyu temin edilecek”’

    2019 yılının sonuna kadar 3 adet içme suyu tesisinin tamamlanacağını kaydeden Acu, toplamda 700 bin kişi için yılda 45,68 milyon metreküp içme suyunun temin edileceğini söyledi. Acu, “Bu kapsamda Elazığ ilinin 75 kilometre doğusunda, Palu ilçesinin 5 kilometre güneyinde yapılmakta olan Elazığ ilimizin içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan Hamzabey Barajında fiziki gerçekleşme yüzde 65 seviyesine varmıştır. Proje ile Elazığ şehir merkezi, Yazıkkonak, Yurtbaşı, Akçakiraz, Mollakendi beldeleri ile Şahinkaya ve Sarıbuçuk köylerinin ayrıca Palu ve Kovancılar ilçelerinin 2040 yılına kadar içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan baraj kil çekirdekli zonlu toprak dolgu tipinde inşa edilmekte olup, barajın temelden yüksekliği 69,5 metredir. Barajda 56,65 milyon metreküp su depolanacaktır” dedi.

  • Aşut: “2008 krizine teslim olmayan Türk iş dünyası, darbecilerin ekonomik savaşına da teslim olmayacak”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu belirterek, “2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, Yönetim Kurulu Üyeleri ile birlikte düzenlediği basın toplantısında, FETÖ tarafından 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiminin ekonomik yansımalarını değerlendirdi. MTSO Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıda bir araya gelen Aşut ve Yönetim Kurulu Üyeleri, 15 Temmuz şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.

    “Ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor”

    Konuşmasında, demokrasi vurgusu yaparak birlik mesajı veren Başkan Aşut, Türk iş dünyasının darbe girişiminin ardından da işinin başında olduğunu söyledi. 15 Temmuz darbe girişimini, “Türk Silahlı Kuvvetleri içinde yıllardır yapılanan bir grup hainin ve ona çeşitli kurum ve kuruluşlarda destek veren destekçilerin bir kalkışma eylemi” olarak niteleyen Aşut, bu kalkışmanın laik Cumhuriyetin temel ilkelerine, bedeller ödeyerek elde edilen demokrasiye ve aziz millete karşı yapıldığını vurguladı. Ancak, bu sefer Türk milletinin demokrasisine ve Cumhuriyetine sahip çıktığının altını çizen Aşut, “Demokrasi nöbetleri ile vatana, Cumhuriyete, demokrasiye nasıl sahip çıkılır gösterdik. Ancak, bir yandan meydanlarda demokrasi nöbeti tutarken, diğer yandan her birimiz kendi çalışma alanlarımıza sahip çıkmaya, eskisinden daha çok çalışmaya devam etmeliyiz. Memleket ve millet adına sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam etmeliyiz. Herkes kendi işinde üstüne düşen sorumluluğu yerine getirerek, çalışarak, üreterek ülkeyi normalleşme sürecine sokmamız gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Ülkemize zarar vermelerine izin vermeyeceğiz”

    Başbakan Binali Yıldırım’ın da söylediği gibi ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) milletle bir ilgisi olmadığını dile getiren Aşut, “OHAL bu alçak terör şebekesi, bu gerici, laiklik ve demokrasi düşmanı örgüt için ilan edilmiş bir süreçtir. Mersin iş dünyası olarak bugünden sonra bizim işimiz üretime, ihracata, istihdama odaklanmaktır. Siyaseten hedeflerine ulaşamayan çevrelerin, ekonomik anlamda ülkemize zarar vermesine izin vermeyeceğiz. Mersin olarak, her alanda ve özellikle ekonomisi ile mükemmeli yakalamak azminde ve karalılığındayız” diye konuştu.

    “Mersin iş dünyası işinin başındadır”

    Darbe girişiminin milleti birbirine kenetlediğini, sanal kutuplaşmaları bir gecede bitirdiğini ifade eden Aşut, şöyle konuştu:

    “Mersin iş dünyası işinin başındadır, dünyaya entegredir, üretmeye, yeni pazarlar bulmaya, ihraç etmeye ve iş ve aş vermeye devam etmektedir. Bu olay 2023, cumhuriyetimizin 100’üncü kuruluş yılı hedeflerimiz adına bizleri daha da kamçılamıştır. Bu millet, arkasında küresel güçlerin oyunu olduğuna inandığımız bu belayı tek yumruk olarak def ettikten sonra, bu hedefler bize az bile gelir. Gerekirse daha az uyuyacağız, daha çok çalışacağız, daha çok gayret edeceğiz. Çünkü bu, bizler daha güzel yaşayalım, demokrasimiz ve cumhuriyetimiz sonsuza dek sürsün diye canını bu olayda verenlere, şehitlerimize borcumuzdur.”

    Aşur, 15 Temmuz gecesi yaşanan olayların arkasında son 40 yıldır cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden uzaklaşmanın bedelleri olduğunu öne sürdü.

    “Türk iş dünyası darbecilere de teslim olmayacak”

    Darbe girişiminin Mersin ekonomisine yansımalarını da değerlendiren Aşut, Temmuz ayı bitmediği için ellerinde veri olmadığını söyledi. Ancak, reel göstergelere bakıldığında, mikro anlamda Mersin özelinde bu olaya bağlı yaşanan sıcak bir olumsuzluk olmadığını belirten Aşut, şunları söyledi:

    “Mersin girişimcisi işine odaklanmış, üreticisi işine odaklanmış çalışıyor. Dünya ekonomisine entegre bir kent olarak küresel anlamda da olumsuz bir dönüş yok. Makro anlamda baktığımızda ise böylesine büyük bir olay yaşamamıza rağmen dövizde basit bir yükselmenin dışında ki bu da geçici olacaktır, ciddi bir olay yok. 2008 krizinde bile teslim olmayan Türk iş dünyası, bu darbecilerin ve dış mihrakların ekonomik savaşına teslim olmamıştır, olmayacaktır. Bu konuda vatandaşlarımız müsterih olmalıdır.”

    “Irkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz”

    Mersin iş dünyası olarak tarım, sanayi, lojistik, turizm alanlarında ülkenin öncü kenti olmaya, bu alanlarda devam eden projeleri tamamlamaya yılmadan devam edeceklerinin altını çizen Aşut, Mersin’in hiçbir zaman ağlayan bir kent olmadığını, yaptıklarıyla aldığından fazlasını ülkesine veren bir kent olduğunu vurguladı. Mersin’in Suriyeli sığınmacılara kucak açtığını da anımsatan Aşut, “Bu kent kısa sürede nüfusunun neredeyse dörtte biri kadar göç aldı. Bunu hazmetmek, sorunsuz bir şekilde bu süreci geçirmek kolay değil. Elbette sorunlar var, uyum çabaları henüz yeterli değil, küçük esnafta sıkıntı var, çalışma izinleri, oturma izinleri gibi birçok konuda sıkıntılar var. Ancak, biz en başından beri ’bu bir ekonomik sorun değil, insanlık sorunudur’ dedik. ’Bize kucak açmak yakışır’ dedik. Sorunları el ele çözmek görevimizdir ama bu masum insanlar için kullanılan ve yaygınlaştırılmaya çalışılan ’Mersin’de Suriyeli istemiyoruz’ gibi yakışıksız, ırkçı ve düşmanlık içeren sloganları reddediyoruz. Mersin’in tarihine, ruhuna, kültürüne aykırı olan bu ifadeleri kınıyoruz. Çözüm, bu kardeşlerimizin vatanlarında huzur sağlanana kadar bu kente uyumunu sağlamaktır. Öte yandan Suriyelilerin MTSO’ya kayıtlı şirket sayısı 700’e yakındır. Bunlar çok çeşitli alanlarda üretim yapan, istihdam sağlayan, yasalara göre kurulmuş şirketleridir. Düşmanlığın bize yararı olmadığı gibi, bize yakışan bir şey de değildir. Biz veren el olalım, biz insanlığı kucaklayalım. Eğer 15 Temmuz faciasını def ettiysek, bu hayırların karşılığı olan bu duaların, mazlumun yanında olmanın manevi etkisi unutulmamalıdır” dedi.

    “Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje”

    Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Aşut, doların 3 liranın üzerine çıkması, ihracatta düşüşün devam etmesi ve OHAL’in, önümüzdeki süreçte ekonomide olumsuzluğa yol açıp açmayacağını yönündeki soruya, “Kısa vadelerde ekonominin ani hareketler yapmasının, ülkeyi çok önemli şekilde rahatsız etmeyeceği yönünde. Türkiye, daha farklı şeyleri daha farklı şekilde yaşadı. Şu anda yaşadığımız olay gerçekten dış mihraklı bir gövde gösterisi. Türkiye’yi ekonomik olarak çökertmek istenen bir proje. Burada bize düşen, biz kendi görevlerimizi yapmak zorundayız. Herkes kendi görevini yaparsa, iş dünyası ihracatını yükseltmek için eskisi gibi valizi elinde devamlı dolaşırsa bu işi çok rahat atlatırız. Sıkıntı yok mu, var ama bunlar geçecek. Kısa sürede olan sıkıntılar bizi yıldırmamalı, ekonomiye uzun vadede bakmalıyız. Çünkü yatırımımız, her şeyimiz Türkiye’de. Bir tane vatanımız ve bayrağımız var, bırakıp gidecek halimiz yok. Demokrasiye, cumhuriyete, vatana sahip çıktığımızda ihracattaki küçük düşüşleri de atlatacağız. Rusya krizinde de aynı sıkıntıları yaşadık ve o süreçte arkadaşlarımın hepsi elinde valizleriyle farklı ülkelere giderek, farklı ürünler sunmaya çalıştılar ve başarılı da olduk. Ama bu kez üzerimize farklı boyuttan geliyorlar. Onun için bizim daha güçlü, daha çok çalışarak bu işi daha çabuk atlatmamız lazım. Herkes kendi işini yapacak. Siyasetçi siyasetini, iş dünyası kendi işini yapsın. Bu olay bizi 2023 hedefi için daha çok kırbaçladı. Yılmadan hükümetimizin yanında olarak daha rahat atlatacağımızı düşünüyorum” yanıtını verdi.

    Kasım Tanrıöver: “Standard&Poor’s siyasi mühendislik yapıyor”

    Kredi derecelendirme kuruluşlarının, darbe girişimi sonrasında Türkiye hakkındaki değerlendirmelerine yönelik bir başka soruya ise MTSO Başkan Yardımcısı Kasım Tanrıöver yanıt verdi. Standard&Poor’s kuruluşunun Türkiye raporunun İngilizce metninin tamamını okuduğunu belirten Tanrıöver, şunları söyledi:

    “Bizim Standard&Poor’s ile bir anlaşmamız yok, onun görüşlerinin bizim açımızdan herhangi bir değeri yok. Ama yurtdışı bir firma olduğu için yurt dışında önem taşıyor. Raporda, çok ilginçtir, sadece Türkiye hakkında bir tane ekonomik veri var, kısa vadeli dış borç. Onun dışında raporun tamamı bizde siyasi istikrarsızlık olabilirmiş, hükümet düşebilirmiş, gösteriler artabilirmiş. Bunun bu şekilde olacağını sen nereden biliyorsun? İşte tam tersi oldu, bütün ülke kilitlendi. Siyasi mühendislik yapıyor. Sadece, Türkiye’nin kısa vadede ’2016 sonuna kadar ödemesi gereken 168 milyar dolar borcu var’ diyor ki, bu doğrudur. Bu da bütün AB kriterlerine göre birçok Avrupa ülkesinden daha iyi konumdadır. Yalnız bunu bile hatalı söylüyor. Rakamlar biraz oynayabilir ama bu 168 milyar doların 100 milyar doları devletin, 68 milyar doları özel sektörün. Bu 100 milyar dolarlık devlet parası da bir sene içinde ödenmeyecek zaten. Adamlar bunu bile yazmamış. Bunun 50 milyar doları nakit, şu anda rezervlerimizde var, diğer 50 milyar doları da hazine garantileri, devlet tahvilleri vesaire. Bunların hemen nakde çevrilmesi mümkün değil. Özel sektörün ödeyeceği 68 milyar doların ise belli bir kısmı nakit ödenecek, kalanı da firmaların yurt dışından aldığı malzemelerin borçları. O borçların teminatı var. Onun için biz iyi gidiyoruz. Türkiye çok önemli bir ülke. Türkiye, Almanya’ya 16 milyar dolar ihracat yapıyorsa, Almanya da Türkiye’ye 25 milyar dolar ithalat yapıyor. Bunlar vazgeçilecek rakamlar değil.”

  • “Yerel Marketlerde, Ramazan Ayı Boyunca Zam Olmayacak”

    TPF Başkanı Mustafa Altunbilek, yerel marketlerde Ramazan ayı boyunca zam olmayacağını söyledi.

    Türkiye Perakendeciler Federasyonu Kurulu Başkanı (TPF) Mustafa Altunbilek, Ramazan ayında gıda ürünlerindeki fiyat artışına yönelik açıklamalarda bulundu. Bir önceki yıla göre fiyatların yüzde 24 oranında ucuzladığını belirten Altunbilek; “Vatandaşlarımız rahat olsun. Ramazan ayı yine bereketiyle geldi. Mayıs ayına kıyasla sebze-meyvede son dönemdeki yağışlara rağmen sepetler yüzde 15 daha ucuza doluyor. Yerel zincirlerimizde Ramazan ayı boyunca gıda ürünlerinde artış yaşanmayacak” dedi.

    Altunbilek, Ramazan ayında gıda ürünlerinde fiyatları artıran, spekülatif hareket edenlere geçit vermeyeceklerine değinerek, “Vatandaşlarımız rahat olsun. Türkiye genelindeki 4 bine yakın yerel perakende satış noktamızda Ramazan ayı boyunca gıda ürünlerinde artışyaşanmayacak” diye konuştu.

    “MANAV REYONLARINDAKİ İNDİRİM YÜZDE 15’LERE ULAŞTI”

    Gıda ürünlerindeki mevcut fiyatları, geçtiğimiz yılın Ramazan ayına kıyasla değerlendiren Altunbilek, “Sebze ve meyve grubunda son dönemdeki yağışlar nedeni ile bir miktar artış yaşandı. Mevsimsel etkilerin ötesinde bir önceki aya göre vatandaşlarımız manav reyonunda sepetlerini yüzde 15 daha ucuza dolduruyor. Bazı ürünlerin fiyatı sabit kalırken, mevsimlik ürünlerde fiyatlar hemen hemen standarda oturdu. Örneğin bölgelere göre değişse de bir önceki ay karpuzun kilosu 1,5 TL iken, bu ay geçen sene Ramazan ayında da olduğu gibi 0,5 kuruşa gerilemiş durumda. Ramazan ayı yine bereketiyle geldi. Geçen yılın aynı dönemi ile kıyasladığımızda manav fiyatları yüzde 24 ucuzladı” dedi.

    Bakliyat ürünlerinde de yerel zincirlerde Ramazan ayı boyunca yerel zincirlerde fiyat artışı yaşanmayacağına dikkat çeken Altunbilek, “Şu an sadece pirinçte bir önceki aya göre yüzde 1-2 arasında bir fiyat artışı söz konusu. Kırmızı mercimekte önümüzdeki günlerde çok az da olsa ucuzlama yaşanabilir. Mahsullerin bol olması sebebiyle bakliyatta fiyat artışı değil, düşüş yaşanmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “YEREL ZİNCİRLERDE HEDİYE ÇEKİ DAHA ÇOK RAĞBET GÖRÜYOR”

    Ramazan ayı öncesi ve bu hafta hediye çeki ve kumanya satışlarında önemli bir artışyaşandığına değinen TPF Başkanı Mustafa Altunbilek, “Hediye çeki ve kumanyalar Ramazan ayında hayırseverler için önemli bir yardımlaşma aracı haline geldi. Türkiye genelindeki yerel zincirlerimizde hediye çekleri kumanya paketlerine göre daha çok rağbet gördü. Bunun en büyük nedeni kumanyanın içindeki ürünler kişilerin gerçek ihtiyacı olmayabiliyor. Hediye çekleri ise kişiyi rencide etmediği gibi gerçek ihtiyacı ne ise onu almasını sağlıyor” açıklamasını yaptı.

    “SATIŞLARDA YÜZDE 10 ARTIŞ BEKLİYORUZ”

    Perakende sektörü için Ramazan ayının yine canlanma ile başladığına da değinen Altunbilek, satışlarla ilgili şunları kaydetti: “Mayıs ayına kıyasla 11 Ayın Sultan Ramazan’da yerel zincirlerimizde satışlarımız bölgelere göre değişse de yüzde 15 ila 20 arasında arttı. Bu yükseliş Ramazan ayının ilk günlerinde olmamızdan kaynaklanıyor. İlerleyen günlerde, mayıs ayına kıyasla genel olarak satışlarımızda yüzde 5 ila 10 seviyelerinde artışla tamamlanacaktır”.

  • Tgdf Başkanı Kopuz: “Ramazan Ayında Gıda Fiyatlarında Zam Olmayacak”

    TGDF Başkanı Şemsi Kopuz, Ramazan ayına denk gelecek bir zam beklemediklerini söyledi.

    Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, basın mensuplarıyla bir araya geldiği toplantıda bu yıl ile geçtiğimiz yılda gıda fiyatlarında yaşanan düşüşleri ve artışları açıkladı. Ramazan öncesinde gıda piyasalarındaki son gelişmelerin değerlendirildiği toplantıda konuşan Kopuz, “Geldiğimiz noktada eski ramazanlardaki gibi gıda ve içecek bulabilecek miyiz? sorusunu her yıl kafalarımızda tekrar oluştuğunu görmekteyiz. Geçen yıldan bu yana Dünya gıda fiyatlarındaki düşmenin bu yılda etkisini gördüğümüzü söyleyebilirim. Buradan yola çıkarak mevsimin bereketiyle ürün boldur. Ramazan ayında gıda fiyatları seyrinde herhangi bir yükselme beklenmemektedir” dedi.

    Günümüzde 75 milyon nüfusu ve Türkiye’ye gelen turisti doyuracak gıda seviyede gıda ürettiklerini belirten Kopuz, bunun üzerine de 12 milyar dolar ihracat gerçekleştirdiklerinin altını çizdi.

    Et fiyatlarının yüksek olduğunu daha önceki senelerde de dile getirdiklerini belirten Kopuz, “Bu konuyla ilgili dünyadaki en yüksek fiyatlı et tüketimi herhalde ülkemizde. Son dönemde Sayın Gıda, tarım ve Hayvancılık Bakanımızın aldığı radikal politikalarla fiyatlar geçen seneyle bu sene arasında enflasyonu yüzde 7-8-9 arasında kabul edersek dana fiyatlarındaki artış enflasyonla paralel gidiyor” şeklinde konuştu.

    Şemsi Kopuz, yüzde 7 büyüme hedefinde olduklarını söyleyerek “İç pazardaki bizim ülke büyümesinin üzerinde yüzde 7 büyüme hedefimiz vardı. İnşallah buna ulaşacağız. İhracatımız geçen sene ile bu sene arasında Suriye ve Irak’tan dolayı olan 1 milyar dolar düşüş söz konusuydu. Bu sene bu 1 milyar düşüşü telafi etmek istiyoruz ama bu 1 milyar doları telafi etme konusunda çok gerçekçi bir rakam verir miyim bilemem o biraz tereddütte en azından yarısını telafi edersek bizim için başarı olur” dedi.

    “RUSYA PAZARI BİZİM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR PAZAR DEĞİL”

    Rusya pazarının kendileri için çok önem arz etmediğini kaydeden Kopuz,”Rusya pazarında bizim pazarlarda onlardan daha çok ithalatçı konumdayız. Enteresandır tarım ve hayvancılıktaki ithalat dengesi onların aleyhine bozuldu. Onlar pozisyon olarak gıda sektöründen mağdur olan taraf. Rusya pazarı bizim için çok önemli bir pazar değil. Oraya vermediğimiz ihracattan dolayı kayıp yaşamıyoruz. Bunu diğer ülkelerle telafi etmeye çalışıyoruz” diye konuştu. Son olarak “Pidede zam olacak mı?” sorusuna Kopuz “Çarşı herşeye karşı biz de federasyon olarak bütün zamlara karşıyız. Bu da sloganımız olsun. Pide de dahil inşallah zam yapmazlar” şeklinde cevap verdi.

    TGDF Başkanı Şemsi Kopuz’un açıkladığı gıda fiyatlarındaki artış ve azalışlar şu şeklide:

    BULGUR PİLAVLİK KG yüzde -4,24

    KADAYIF TEPSI 400 GR yüzde 9,17

    KURU FASULYE KG SIRA 8 MM yüzde -8,82

    KIRMIZI MERCİMEK KG yüzde 23,68

    GÜLLAÇ 400 GR. yüzde 5,26

    OSMANCIK BALDO KG yüzde -14,52

    NOHUT 9MM KG yüzde 31,43

    HURMA MEDİNE JUMBO (NO:1), KG. yüzde 12,90

    UN KG yüzde 12,86

    KAYISI, KG. yüzde -6,06

    DANA yüzde 9,24

    KUZU yüzde 0,00

    KURU UZUM, KG. yüzde 12,00

    PASTIRMA yüzde 8,78

    İNCİR, KG. yüzde 12,96

    BEYAZ ET yüzde 6,57

    FINDIK İÇİ (LÜKS), KG. yüzde -40

    SALÇA yüzde -9,38

    CEVIZ İÇİ KELEBEK (LÜKS), KG. yüzde -20

    MAKARNA yüzde 0,00

    SÜT VE SÜT ÜRÜNLERİ yüzde 0,00

    ŞEKER VE ÇEŞİTLERİ yüzde 7,45

    ÇAY 1000GR yüzde 21,31

    SIVI KATI YAĞLAR – AYÇİÇEK yüzde 12,55

    SIVI KATI YAĞLAR – FINDIK yüzde 45,70

    SIVI KATI YAĞLAR – ZEYTİNYAĞI yüzde

    GAZLI İÇECEKLER yüzde 3,21

    MEYVE SUYU yüzde 8,19

    ZEYTİN yüzde 7,17

    BEYAZ PEYNİR yüzde 0,00

    KAŞAR PEYNİRİ yüzde 0,00

    TEREYAĞ yüzde 0,00

  • (Özel Haber) Ramazanda Tatlıya Zam Olmayacak

    Ramazan yaklaşırken, Bursalı tatlıcılar da hazırlıklarını tamamladı. Bursa Tatlıcılar Odası Başkanı Necip Daş, ham madde fiyatları artmasına rağmen bu yıl Ramazan ayında tatlıya zam olmayacağını söyledi.

    Her Ramazan zam haberlerine alışık olan vatandaşlara bu sene Bursa Tatlıcılar Odasından sevindirici haber geldi. Ramazan ayının olmazsa olmazı tatlılar bu yıl geçtiğimiz yılki fiyatlar üzerinden satılacak. Bursa Tatlıcılar Odası Başkanı Necip Daş, “Önümüzdeki günlerde Ramazan ayına gireceğiz. Oda olarak bu yıl ramazan ayına özel bir zam açıklamamız yok. Bu ramazan vatandaşlar zamsız tatlı yiyecek. Bursa’daki odamıza üye tatlıcılardan kimse zam yapmayacak. Ramazan ayının sıcak günlere denk gelmesi dolayısıyla hafif olduğu için sütlü tatlılar rağbet görüyor. Özellikle güllaç satışlarında patlama bekliyoruz. Halka tatlı ve tulumba tatlısı da en çok tercih edilenlerden. Geçtiğimiz yıl cevizli tatlı çeşitlerimiz 30-40 liradan satılıyordu. Fıstıklı tatlı çeşitleri ise 50 liradan başlıyor, 70 liraya tadar çıkıyor. Tulumba tatlısı ise 10-15 lira arasında satılmakta bu fiyatlar bu yıl da geçerli olacak” dedi.