Etiket: Olmasın

  • Yakın görme bozukluğu kabusunuz olmasın

    Her geçen gün yakın görme problemi yaşayan hasta sayısının arttığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay bunun kabus olmaması gerektiğini söyledi.

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay, “Kültürel gelişmenin artması, okuma ve görsel iletişimin gittikçe değer kazanması ve aynı zamanda aktif çalışma hayatının gerekliliği nedeniyle. İletişimimizde en çok ihtiyaç gördüğümüz şeylerden biri okumak , rahat okumak, hızlı okumaktır. İlerleyen yaş ile birlikte göz içi dokuların değişmesi ve esnekliğini yitirmesi sebebi ile yakın görme bozulmaktadır. Yaklaşık 40 yaşında yakın görmede bozulmalar oluşmaktadır. Çok okuyan bir kişi bu rahatsızlığı 40’lı yaşların başında hissederken, yakın okuma ile çok işi olmayan bir başka kişi 50 yaşında yakın görmede zorlandığını hissedebilmektedir. Henüz çok aktif döneminde olup iş yaşamında sürekli okuma gereği olan kişi için bu durum oldukça zordur” dedi.

    Mevcut refraksiyon kusuru yakın görme üzerine oldukça etkili olduğunu kaydeden Atabay, “Kişi hipermetrop ise yakın görmede çok daha fazla zorlanırken, miyop olan hastalarımız ise bu durumu lehlerine çevirebilmektedir. Miyop olan bir kişi uzak gözlüğünü çıkararak yakını daha iyi görebilmektedir” diye konuştu.

    Atabay, “Yaşamın ve çalışma hayatının uzaması ile birlikte aktif dönemlerinde yakın görme sorunu yaşamak istemeyen pekçok kişi bu zorluğun üstesinden gelmek için tedavi arayışında bizlere başvurmaktadır. Burada yapılacak en basit tedavi gözlüktür. Gözlük haricinde kontakt lens tedavisi veya cerrahi tedavi seçenekleri mevcuttur. Gözlük kullanmak istemeyen hastalarımıza yapılabilecek en uygun alternatif tedavi şeklini her hastamızı ayrıntılı değerlendirerek belirlemekteyiz. Hastanın yaşı, beklentileri, mesleği seçilecek tedavide göz önünde bulundurulması gereken durumlardır” şeklinde konuştu.

  • Palandöken: “Bayram dönüşleri hüzünlü olmasın”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) verilerine göre, 2006-2016 yıllarında Ramazan bayramlarında, idari tatiller dahil toplam 11 yılda 63 gün tatil yapıldı. Son 11 yılın Kurban bayramlarında ise toplam toplamda 80 gün tatil yapıldı.

    Yurt genelinde son 11 yılda Ramazan Bayramı tatillerinde meydana gelen trafik kazalarında sadece olay yerinde 836 kişi hayatını kaybetti. Son 10 yılın Kurban Bayramı tatillerinde meydana gelen trafik kazalarında ise toplam 729 kişi hayatını kaybetti.

    11 yıllık tatillerde bin 611 kişi yaşamını yitirdi

    2016 yılının ilk 5 gününde ise meydana gelen trafik kazalarında 46 kişi hayatını kaybetti. Yani daha 9 günlük bayram tatili dolmadan 11 yıllık toplam 76 günlük tatil süresi içerisinde 775 kişi hayatını kaybetti. Şuana kadar son 11 Ramazan ve Kurban bayramlarındaki toplam 143 günlük tatilde yaşanan trafik kazalarında ise bin 611 kişi yaşamını yitirdi.

    “20 milyon kişi trafikte olacak”

    TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, kazaların önüne geçmek, bu sayıları en aza indirmek için dönüş yolunda özellikle 130 kör noktaya dikkat edilmesini istedi. Palandöken yazılı açıklamasında şunları dile getirdi: “Sıcak günler bazı bölgelerde devam ederken metoroloji verilerine göre Karadeniz bölgesinde yağışlı hava tatilcilerimizin dönüş zamanına denk geldi. Sürücülerimizin trafik kurallarına uyma konusunda hassasiyet göstermeleri hem kendi can güvenlikleri açısından hem de ülkemizin geleceği bakımından çok önemli. Bayram dönüşü okulların açılıp yeni eğitim ve öğretim yılının başlayacağını düşünürsek yaklaşık 20 milyon kişi trafikte olacaktır. Ülkemizin ve ailelerin derin acılara yaşamaması için trafik kurallarına harfiyen uyalım. En önemlisi sık sık mola verip araç kullanırken mümkünse cep telefonlarınızı kapatmayı unutmayın. Birde yeni ehliyet alıp uzun yola çıkan sürücüler kendilerini sınamaya kalkmasınlar. Mutlaka yanlarında tecrübeli bir şoför nezaretinde araç kullansınlar.”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Başınız öne eğik olmasın”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri içine sızmış hainlerin temizlenmesi için Başkomutan olarak askerin yanında olduğunu belirterek, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir mensubunun başının öne eğik olmamasını, tam aksine başlarının dik olmasını istedi.

    30 Ağustos Zafer Bayramı münasebetiyle Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde verilen ve şehit yakınları ile gazilerin katıldığı akşam yemeğinde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerine, “Bu ülkede şehitler tepesi hiç boş kalmadı, Allah’ın izni ile boş kalmayacak. Milletimizin tamamı o tepedeki nöbete taliptir, talip olmayı sürdürecektir” sözleri ile başladı. “Tarihimizde zaferler ayı olan Ağustos’u 30 Ağustos Zafer Bayramı ile uğurluyoruz” diyen Erdoğan, 4 gün önce hem Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün açılışının hem de Malazgirt Zaferi’nin 945. yıl dönümünün kutlandığını hatırlatarak, “Ağustos ayı içinde Mercidabık Zaferi, Otlukberi Zaferi’ni, Çaldıran Zaferi’ni, Belgrat Zaferi’ni, Mohaç Zaferi’ni, Kıbrıs Zaferi’ni yad ettik. Kurtuluş Savaşı’nın habercisi olan Erzurum Kongresi, Sevr’in yırtılıp atılması gibi çok önemli hadiselerin yıl dönümleri de Ağustos ayı içindeydi. Bu zaferlerin hepsini gelecek nesillere en doğru, en güzel şekilde öğretmeli, aktarmalıyız. Geçmişini bilmeyenin geleceği olmaz, bu millet asla aslını inkar eden haramzade olmadı, olmayacak. Çünkü biz kökü mazide olan atiyiz” dedi.

    “Alçakça bir katliam yaptılar”

    Milletin 15 Temmuz’da Ağustos ayındaki zaferleri öncüsüz, muştusuz bırakmamak istercesine yepyeni bir zafere imza attığını kaydeden Erdoğan, “Düşman bu sefer dışarıdan değil, maalesef içeriden saldırdı. Esasen bu saldırı yeni başlamış değildir. Biliyorsunuz Fethullahçı Terör Örgütü ile çok daha öncesinden başlayan, fakat bilhassa 17-25 Aralık’tan sonra yoğunlaşan bir mücadelenin içindeydik. Son 3 yıldır emniyet ve adalet teşkilatları başta olmak üzere bu şer örgütünün mensuplarını devletin ve toplumun her zerresinden kazımak, kirli, karanlık yüzlerini ifşa etmek için gece gündüz çalışıyoruz. Bu konuda azımsanamayacak bir mesafe katettik. Pek çok kimse bizim bu çabamız kişisel kavga olarak görme, bu şekilde yansıtma yoluna gitti. Ne zaman ki 15 Temmuz’da tepemizde savaş uçakları, savaş helikopterleri, sokaklarımızda tanklar, zırhlı araçlar, askeri kamyonlar belirdi, ancak işte o zaman meselenin şahsi bir mesele olmadığı anlaşıldı. Fethullahçı Terör Örgütü mensuplarının devletin mensuplarına emanet ettiği silahları halka çevirmesi karşısında milletimiz tarihinin en büyük kenetlenmesi yaşadı. O gece dünyada başka hiçbir örneği olmayan şekilde, erkeği-kadını, genci-yaşlısı, her siyasi görüşten her meşrepten insanımızla darbecilerin karşısına dikildik. Vatandaşlarımız tankların karşısına yüreklerindeki imandan, ülke sevgisinden, bayrak sevgisinden, şehadete olan arzusundan çıktılar. Uçaklar, helikopter alçaktan uçuş da yapsalar, bomba da atsalar, ağır slahlarla ateş de etseler milletimizi korkutamadı, geri adım attıramadı. Milletimizin bu kararlılığını görmelerine rağmen FETÖ canileri tankla ezerek, sivillerin üzerine kurşunlar, bombalar yağdırarak alçakça bir katliam yaptılar. Darbe girişimi bastırıldığında 241 vatandaşımız şehit olmuş, 2 bin 194’ü de yaralanmıştı. Sadece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin çevresinde şehit edilen vatandaşlarımızın sayısının son tespitte 29 olduğu ortaya çıktı. Bulunduğumuz binanın önünde, arkasında, aşağısından 29 masum vatandaşımız sırf ülkelerine, bayraklarına, ezanına, geleceklerine sahip çıkma iradesini ortaya koydukları için katledildi” diye konuştu.

    “Aklını ve inancını Amerika’da yaşayan bir şarlatanın emrine verenlerin, ruhunu 1 dolara satanların tarihimizle, kültürümüzle, bizimle bir ilişkisi olamaz”

    “Kendi milletine karşı böyle bir ihaneti sergileyebilenlerin bu millet ile herhangi bir ilgilerinin olması mümkün müdür?” diye soran Erdoğan, dinimizin değerlerini istismar eden FETÖ ve DAİŞ gibi örgütlere karşı uyanık olmak gerektiğinin altını çizdi. Erdoğan, “Allah bize düşünmemiz, mukayese etmemiz, kendi kararımızı kendimiz vermemiz için akıl vermiş. Birçok ayette Rabbimiz bize şöyle buyuruyor ‘Hiç akıl etmez misiniz, hiç düşünmez misiniz’. Çünkü bizim dinimiz akıl edenler, düşünenler için var. Ve bunun yanında bize irade vermiş, yolumuzu kolayca bulalım diye rehber olarak kitabımız Kur’an-ı Kerim’i, önder olarak da Peygamberimiz Hz Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’i göndermiş. Ama bu örgütün önündeki kişi, kendileri söylüyor, ‘bize FETÖ şah damarımızdan daha yakın.’ Bu ifade şirktir, yani Rabbimize ortak koşmaktır. Çünkü Rabbimiz kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şah damarından bize daha yakın olduğunu kendisi bildiriyor, ‘Ben size şah damarınızdan daha yakınım’ diyor. Bu alçakta işte burada şirkin içine girmek suretiyle nerede olduklarını çok açık, net ortaya koyuyorlar. Millet olarak binlerce yıllık devlet geleneğine, maddi ve manevi boyutlarıyla muhteşem bir medeniyet birikimine, coğrafyamızda bin yıllık hakimiyete sahibiz. Bütün bunlar ortada dururken aklını ve inancını Amerika’da yaşayan bir şarlatanın emrine verenlerin, ruhunu 1 dolara satanların tarihimizle, kültürümüzle, bizimle bir ilişkisi olamaz. Artık mesele kanma kandırma meselesi olmaktan çıkmıştır. 17-25 Aralık’ta ilk emareleri görülen, 15 Temmuz’da artık gizli saklı bir tarafı kalmayan gerçeklere rağmen bu ihanet çetesinin içinde faaliyet göstermeyi sürdüren herkes taammüden vatan haini, millet düşmanıdır, bunu tekrar ilan ediyorum. Kim kimi biliyorsa yetkili mercilerimize bunu bildirmelidir. Saklamaya gizlemeye gerek yok, bildirin ki bunları biran önce temizleyelim” şeklinde konuştu.

    “Hesap sadece Türkiye’yi ele geçirmek değil, dünyayı ele geçirmek”

    Türkiye’nin Suriye’de ve Irak’ta yaşadığı sıkıntıların altındaki en önemli unsurlardan birisinin FETÖ olduğunu, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile Batı ülkeleri ile diğer komşuları ile yaşadığı krizlerin bir tarafında mutlaka bu örgütün bulunduğunu ifade eden Erdoğan, “Bilhassa son 4-5 yıldır yaşadığımız sosyal ve ekonomik kriz teşebbüslerinin hepsinin de bir yerinde mutlaka FETÖ’nun parmak izlerine rastlanmaktadır. Devleti ele geçirmek için önce tüm sistemi felç etme gayretinin bunların en başından beri izlediği taktik olduğunu gördük. İşte elimize geçen şemaya baktığımız zaman, bakıyorsunuz ki hesap sadece Türkiye’yi ele geçirmek değil, dünyayı ele geçirmek. Şemada ‘kainat imamı’ diyor, ne demek, yani kainatı yöneten de bu şarlatan ve onun için 170 ülkede faaliyet gösteriyorlar. Bizim dostlarımız hala bunun farkında değil. Bizim gibi farkında olduğumuz zaman farkedecekler. O zaman da iş işten geçmiş olacak. Onun için mecburen onlara da anlatıyoruz, hepsini tek tek arıyoruz, devlet başkanlarına anlatıyoruz, hükümet başkanlarına anlatıyoruz, bakanlarına anlatıyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içindeki askeri üniformaya bürünmüş olan bir grup terörist işte o gece neler yaptığı ortada. Acımasızca, insafsızca, ayçamca bizim verdiğimiz paralarla alınan F-16’larımızı, helikopterlerimizi bize karşı kullandılar, tanklarımızı bizim üzerimize sürdüler. Bu asil, kahraman millet, bir tarafta bakıyorsun o ana ‘yapma yavrum’ diyor, ‘bak seni de tutuklarlar’ diyor. Ama o uyuşturulmuş beyin hala o anacığına orada maalesef aldırmıyor, o insanların üzerine nasıl tankları sürdüklerini izlediniz, gördünüz. Türk Silahlı Kuvvetlerimiz başta olmak üzere emniyetten adliyeye, eğitimden sağlığa her kurumu tezgahladıkları kumpaslarla, oynadıkları oyunlarla adeta kimliklerini zamanla fark ettik. İhanetlerinin finansmanını milletimizin eğitim, hayırseverlik, yardımseverlik duygularını istismar ederek, sömürdükleri devasa bir kaynakla yürüttüklerini de gördük. Dikkat ederseniz ne zaman ki ‘dershaneler kapatılsın’ dedik, ne zaman ki kamuya personel alımını mercek altına aldık, bunlar adeta altlarında ateş yakılmış gibi hopladılar. Bütün ipler orada koptu, ‘dershaneler kapatılsın’ dedik orada koptu. Çünkü sadece dershanelerden gelirleri yılda 1 milyarın üstündeydi, yani eski rakamla 1 katrilyon sadece oralarda geliyordu. Bu tedbirler FETÖ’nun hem insan hem finans kaynaklarının kurutulması anlamına geliyordu. 17-25 Aralık’ta emniyet ve yargıda aldığımız tedbirleri Türk Silahlı Kuvvetleri başta olmak üzere diğer kurumlarda aynı sürat ve kararlılıkla hayata geçirmekte zorlanmamız 15 Temmuz felaketinden yol açtı. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizim hayır gördüklerimizde şer, şer gördüklerimizde hayır olabileceğini söylüyor. Hamdolsun 15 Temmuz gecesi başlayan şer hareketi 16 Temmuz’da milletimiz için büyük bir hayra vesile oldu. Şimdi yaşadığımız hadiselerden çıkardığımız dersler ışığında devletimizi gereken her alanda tepeden tırnağa yeniden yapılandırıyoruz, yapılandırmak durumdayız. Onun için kimse kusura bakmasın ‘bu benim yakınım, bu benim şuyum buyumdur’ falan demesin. Bunlara kim bulaşmışsa bunları bu devletten kazımak durumdayız. Eğer bunu yapmazsak şehitlerimize biz bunun hesabını veremeyiz, gazilerimize bunun hesabını veremeyiz. Millet olarak sağladığımız bu güzel birlik, beraberlik, kardeşlik iklimini daha da güçlendirerek 2023 hedeflerimize ulaşmak için hep birlikte çalışmalıyız. Aksi taktirde bu hesabı vermek zor, veremeyiz. Gazilerimizle beraber yaşıyoruz, onlar gördüğümüz her yerde bunu bize soruyorlar. Bu dünyada bizden şüphesiz ki davacı olma hakkına sahiptirler. 26 Ağustos ruhunun da 30 Ağustos ruhunun da ancak bu şekilde yaşatılabileceğini biliyoruz. Türkiye’nin bugünü 15 Temmuz sabahından çok daha aydınlıktır. Ümitvar olmak için bugün düne göre çok daha fazla sebebimiz var. Yeter ki bir olalım, iri olalım, diri olalım, kardeş olalım, hep birlikte Türkiye olalım. ‘Türk milleti asker millettir, ordu millettir’ derler, gerçekten de biz sadece biz meslek olarak askerliği seçenleri ile değil, gerektiğinde gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine tüm fertleri ile ortaya çıkıp kahramanca mücadele eden edebilen bir milletiz. Düşünebiliyor musunuz üzerine gelen tankın paletlerinin dişlileri arasına elindeki demiri sokacak kadar yiğit ve o işi adeta bir nesil, bir millet. O bunun özel eğitimini mi aldı? Feraseti ile baktı, tedbiri orada aldı. Türkiye öyle sanıldığı gibi 570 bin kişilik değil, 79 milyonluk bir orduya sahip olduğunu 15 Temmuz gecesi dosta düşmana gösterdi. Ülkemizde Fethullahçı Terör Örgütü FETÖ, bölücü terör örgütü PKK, dinimizi istismar eden DAİŞ, Suriye’nin kuzeyinde PYD, YPG, bütün bunlar farklı isimler altında bir avuç hain hala var. Bunların deryada bir damla olmanın ötesinde hiçbir anlamları yoktur. Terör örgütlerinin güçlerini nereden aldıklarını, imkânlarını nereden temin ettiklerini biz gayet iyi biliyoruz. Bu yola tevessül edenlere diyoruz ki, bugün bizi yakan ateşin yarın size de değmesi kaçınılmazdır, o ateş sizi de yakacaktır. Biz tüm terör örgütleri ile mücadelemizi hukuk içinde, ilkeli bir şekilde sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

    “Bunlarda edep adap diye bir şey yok”

    Gaziantep’te yaşanan saldırıya ilişkin de konuşan Erdoğan, “İşte bu hafta Gaziantep’teydik, hamdolsun onbinlerce Gaziantepli kardeşimiz 53 şehide, 100’a yakın gaziye rağmen o meydanda toplandılar. Hastanede gazilerimizi gezdik. 5-6-7 yaşında o gazi yavrularımızı gezdik. Hepsinde de o yüzlerindeki tebessüm yine eksik olmuyor. Tabi ki 53-54 şehit az bir rakam değil. Bunlar aynı akraba içinde. Bakıyorsunuz ki terör örgütünden destekli olan bir siyasi parti bunları istismar ediyor ve utanmadan sıkılmadan bunların defnine gidenleri, arabaları taşlama yoluna gidiyorlar. Çünkü bunların bizim inancımızla, bizim dinimizde yakından uzaktan alakası yok, bunlarda edep adap diye bir şey yok. Utanmadan sıkılmadan, ‘bunlar bizim de partimizin üyesidir’ diye yalanlar uyduruyorlar. Velevki partinin üyesi dahi olsa böyle bir günde bu yapılır mı, ama yaptılar” açıklamasında bulundu.

    “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin hiçbir mensubunun başı öne eğik olmasın”

    “Hiçbir terör örgütü ilanihaye bizim ayağımıza bağ olmaz” diyen Erdoğan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin içine sızan hainlerden temizlendikçe daha da güçlendiğini, daha da etkili hale geldiğini belirtti. Erdoğan, “Türk Silahlı Kuvvetlerimizin her başarısı bizim için övünç kaynağı, gurur kaynağımızdır. Bizim ordumuz temizlenmekte olan bu ordudur, bizim askerimiz bu askerdir. FETÖ denilen ihanet çetesinin mensupları o şerefli üniformayı zaten hak etmemiştir. 15 Temmuz milletimizin Türk Silahlı Kuvvetleri’ne değil, FETÖ denilen ihanet çetesinin mensuplarına karşı ülkesine, istiklaline, istikbaline sahip çıkışının sembolüdür. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin hiçbir mensubunun başı öne eğik olmasın, tam tersine askerlerimizden başları dik şekilde hem içimizdeki hem dışımızdaki düşmanlarla mücadele çok daha kararlı olarak sürdürmelerini bekliyorum. Askerimizin içinde varsa hemen gerekli olan yere bildirmelerini istiyorum ki bu temizleme harekatını çok daha çabuk bitirelim. Zira Silahlı Kuvvetlerimiz bunlara asla layık değil. Bu mücadelenizde Cumhurbaşkanı, Başkomutan olarak, bu aziz milletin bir evladı olarak daima askerlerimizin yanındayım, yanlarında olmaya da devam edeceğim” dedi.

    Erdoğan, konuşmasının sonunda operasyonda bulunan zırhlı birlikte görev yapan Tankçı Yüzbaşı Efe Trabzon ile telekonferans sistemi ile görüştü. Milli üretim olan insansız hava aracı ile birliğin bulunduğu noktanın 6 bin 500 metre yükseklikten görüntüleri yansıtıldı. Sınır ötesinden konuşan Yüzbaşı Efe Trabzon, hiçbir eksiklerinin olmadığını belirtirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan tüm askerlere selam gönderdi. Erdoğan, “Aldığım haberlerle gururlanıyorum, şuanda gerek sınırımızda verdiğiniz mücadele, gerekse Cerablus’ta ılımlı muhaliflerin verdikleri mücadeleyi gururla takip ediyoruz. Allah yardımcınız olsun” dedi.

  • 20 yaş dişleri kaderiniz olmasın

    Dt. Zafer Kazak, 20 yaş dişleri çekiminin genellikle cerrahi olarak yapıldığını ifade ederek, “Çekiminden sonra bu bölgede şişlik ve ağrı görülebilir” dedi.

    Global Diş Hekimleri Derneği Başkanı Dt. Zafer Kazak, 20 yaş dişleri ve oluşturduğu sorunlar hakkında bilgi vererek, “Yirmi yaş dişleri genellikle çene kemiği içerişindeki konumu, üzerinin dişeti veya kemikle kaplı olmasından dolayı gömük durumundadırlar. Dişin bir bölümü dişeti ile kaplı olduğu durumlarda sıklıkla enfeksiyon ve buna bağlı olarak yüzde şişme ve çene açmada azalma meydana gelir. Tekrarlanan enfeksiyonlar sonucu 20 yaş dişlerin etrafındaki kemik erimeye başlar ve yerine iltihabı doku oluşur. Ayrıca çene kemliğindeki konumundan dolayı bazen önünde bulunana azı dişlerine baskı uygulayabilir bu durumda ağrı ve ön dişlerde çapraşıklık oluşur.” diye konuştu.

    Bazı insanlarda 20 yaş dişlerinin kalıtsal olarak hiç oluşmayabildiğini ifade eden Dt. Kazak, “Oluşmuş olan yirmi yaş dişleri çene kemiğinde kendisine yer bulabilirse diğer dişler gibi çıkarak yerini alabilir. Bu durumda genel ağız sağlığı açısından sıkıntı yaratmıyorsa yirmi yaş dişlerinin alınması gerekmemektedir. Ağız içerisine yerleşemeyecek pozisyonda olan dişler ise gömük ya da yarı gömük pozisyonda kalabilir. Dişler ağızda kemik dokusu ve dişeti dokusu tarafından çevrelenir. Dişler ağızdaki yerlerini alırken önce kemik dokusunu geçer daha sonra dişeti dokusunu geçer. Bazı dişler bu iki dokuyu birden ya da sadece dişetini geçemez ve ağız içerisine tam olarak ulaşamaz. Bu dişlere gömük dişler denir. Eğer gömük yada çıkmış olan yirmi yaş dişi pozisyonu nedeniyle yandaki dişlere ve bulunduğu kemiğe zarar veriyorsa, temizlenemeyecek bir pozisyonda ağızda yer almışsa ve çürük ya da kırık nedeni ile zarar görmüş, dolgu, kanal tedavisi, kuron ya da başka bir tedavi yöntemi ile tedavi edilemeyecekse mutlaka çekilmelidir” şeklinde konuştu.

    Dt. Zafer Kazak, çekim zamanında yapılmaz ise dişlerin çapraşıklaşmasına sebep olabilip, iltahap yapabileceğini ya da öndeki dişe kalıcı zarar verebileceğini belirtti.

  • Kellik Kaderiniz Olmasın

    Saç Ekim Merkezi Koordinatörü Engin Sönmez, kelliğin bir gün içerisinde sorun olmaktan çıkarılacağını söyledi.

    Hairestetik Turkey Saç Ekim Merkezi Koordinatörü Engin Sönmez, trafikte U dönüşünün anlamının yanlış başladığınız noktaya geri dönmek olduğunu belirterek, “Başladığınız noktaya geri dönmek size yolunuzu çizmeyi ve yaşantınızı yeniden planlamayı sağlar. Yeni başlangıçlar sizi Mutlu eder, enerjinizi pozitife çevirir. İşte kellik de sizin enerjinizi negatife iten en büyük etkenlerdendir. Sizi yaşlı gösterir, etrafınızdaki insanlar tarafından beğenilmemek korkusu ve özellikle de saçlı insanların yanında ezik duruma düşmek bazen psikolojinizi olumsuz etkileyebilir” dedi.

    “Hairestetik sizi kellik probleminizi U dönüşü yaptırarak gençlik yıllarınızda ki saçlarınıza yeniden kavuşturuyor” diyen Saç Ekim Merkezi Koordinatörü Engin Sönmez, “Keklikten saça hairestetik sayesinde saça U dönüşü yaptığınız andan itibaren artık enerjiniz pozitif, gözler sizin üzerinizde, beğenmeyenler beğenmeye, saç muhabbetlerinden kaçmamaya başlayacaksınız. Ve böylelikle hayatınız eskisinden daha da güzelleşmeye başlayacak. Hairestetik Turkey saç ekim merkezimize gelin bir günde kelliği saça dönüştürelim yada siz kel olarak hayatın zorlu yollarında geri dönmek için kavşak aramaya devam edin” diye konuştu.