Etiket: Olması

  • Fırtına çatıları uçurdu, hafta sonu olması faciayı önledi

    Elazığ’ın Palu ilçesinde fırtına nedeniyle bir okul ve pansiyonun çatısı uçtu, bazı dükkanların camı kırılıp, tabelası söküldü. Hafta sonu nedeniyle öğrencilerin okulda olmaması olası bir faciayı önledi.

    Meteorolojinin dün uyarısını yaptığı şiddetli rüzgar ve fırtına Elazığ’da etkili oldu. Kent genelinde hissedilen kuvvetli rüzgar Palu ilçesinde ise hasara neden oldu. İlçeye bağlı Esentepe Mahallesi’nde bulunan yatılı bölge orta okulu ve öğrencilerin kaldığı pansiyonun çatısı bahçeye uçtu. Hafta sonu nedeniyle okulda öğrenci bulunmaması olası bir faciayı önledi. Öğrencilerin pansiyondan tahliye edilerek evlerine gönderildiği öğrenildi.

    Kalekent Mahallesi’nde ise bir futbol sahasının çevresindeki koruma demirleri fırtınaya dayanamayarak eğildi, kale ise devrildi.

    İlçede bazı iş yerlerinin camını kıran ve tabelaları söken kuvvetli rüzgarın etkisini gün boyu sürdüreceği bildirildi.

  • Vali Kaymak: “Eğitim sadece Milli Eğitimin işi değil, herkesin destek olması lazım”

    Samsun Valisi Osman Kaymak, Samsun’da tekli öğretime geçmek için bin 200 dersliğe ihtiyaç olduğunu, 800 derslik inşaatının devam ettiğini, 400 eksiğin kaldığını belirterek, “Eğitim sadece İl Milli Eğitimin işi değil, herkesin destek olması lazım” dedi.

    Vali Osman Kaymak ve eşi Emine Kaymak, Başbakan Binali Yıldırım’ın eşi Semiha Yıldırım’ın himayelerinde, Türk Kızılayı İstanbul Şubesi’nin hayata geçirdiği ‘ 81 İlde 81 Anaokulu Projesi’ kapsamında Canik ilçesinde Ayşe Genç Kızılay Anaokulunun açılışına katıldı.

    “Okul öncesi eğitimde yüzde 100’ü hedefliyoruz”

    Törende yaptığı konuşmada, ‘81 İle 81 Okul’ projesinin çok anlamlı olduğunu belirten Vali Osman Kaymak, okul öncesi eğitimi çok önemsediklerini belirterek, “Uzmanların da belirttiği üzere, okul öncesi eğitimi çocuğun kişiliğinin gelişmesi ve karakterinin oluşması için çok önemli. Okul öncesi eğitime gönderilen çocukların ilk ve ortaokulda daha başarılı olduğu tespit edilmiş. O anlamda, bu yeni gelişen mahallede okul öncesi eğitim bir ihtiyaçtı. Bu okulun bunu karşılaması çok anlamlı. Tüm aileleri beş yaşından küçük çocukları okul öncesi eğitime göndermeye davet ediyoruz. Okul öncesi eğitimin Türkiye’deki ortalaması yüzde 60 civarında, bu oran bizde ise yüzde 66. Ama bu da yeterli değil okul öncesi eğitimde yüzde 100’ü hedefliyoruz” diye konuştu.

    “400 eksiğimiz var”

    Samsun’da şu anda 240 bin öğrencinin ilkokulda eğitim gördüğünü belirten Kaymak, “Bu çocuklarımızın daha iyi eğitim alması açısından biliyorsunuz tekli eğitim şart. Sayın Cumhurbaşkanımızın bizlere talimatı; 2019 sonuna kadar bütün Türkiye’de ikili eğitimin bitirilip tekli eğitime geçilmesi. İlimizde bu konuda çok yoğun çalışmalar yapılıyor. Şuan ilimizde bin 200 derslik ihtiyacı var ve 800 derslik inşaatı devam ediyor. 400 eksiğimiz kalıyor ve bu sene de onları planladık. Ama tabii ki hepsini yetiştiremiyoruz. Arsa sorunu yaşıyoruz. Bu konuda ilçe belediyeleri ve Büyükşehir Belediyesinin birlikte çalışması çok önemli. Bazen para bulabiliyorsunuz ama arsa bulamıyorsunuz. Eğitim sadece İl Milli Eğitimin işi değil, herkesin destek olması lazım. Hayırsever Samsunlu vatandaşlarımıza sesleniyorum. İş adamımız Cemal Yeşilyurt Bey ve Fahrettin Ulusoy Bey sağolsunlar birer okul yapacaklar. Ama bu ihtiyacı karşılamıyor, hayırseverlerin yardımıyla 4-5 tane daha okul yaptırmamız lazım” şeklinde konuştu.

    “Bütün toplum okusun diye her akşam saat 20.00’de bu kampanyayı başlattık”

    Konuşmasında, 08 Şubat’ta başlatılan ‘Samsun İçin Okuma Zamanı’ kampanyasına da değinen Vali Kaymak şunları söyledi: “Çocuklarımıza okuma alışkanlığı kazandırmak için bu kampanyayı çok önemsiyoruz. Sigara içen bir baba çocuğuna sigara içme dediğinde nasıl etkisiz oluyorsa, evde kitap okumayan anne ve babanın kitap oku demesi de o kadar etkisiz oluyor. Bütün toplum okusun diye her akşam saat 20.00’de bu kampanyayı başlattık ve sosyal medyada da kampanyamızın giderek yayıldığını görmekten mutluluk duyuyoruz. Katkı veren herkese çok teşekkür ediyorum.”

    Canik Belediye Başkanı Osman Genç de yaptığı konuşmasında, “Canik’te 16 bin 600 civarında öğrencimiz var. Canik’te derslik başına düşen öğrenci sayımız 30 civarında. Aslında eğitim yatırımları ile geleceğimizi inşa ediyoruz. Biliyoruz ki, ülkemizin geleceği gençlerimizin omuzlarında yükselecektir” dedi.

    Daha sonra Erzincan’da toplu açılış törenine katılan Başbakan Binali Yıldırım, canlı yayınla Samsun’a bağlanarak Ayşe Genç Kızılay Anaokulunun açılışını gerçekleştirdi.

    Törene ayrıca, Canik Kaymakamı İlhan Turgut, İl Emniyet Müdürü Vedat Yavuz, İl Jandarma Komutanı J. Kd. Alb. Ünsal Ağaoğlu, AK Parti İl Başkanı Hakan Karaduman, İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, İstanbul Kızılay Şube Başkan Yardımcısı Bekir Kaplan, kamu kurum ve kuruluş müdürleri, sivil toplum kuruluş temsilcileri, okul müdürleri, öğretmenler ve çok sayıda davetli katıldı.

  • İki lokanta arasında mesafe ortalama 500 metre olması gerekirken

    İki lokanta veya restoran arasındaki mesafenin ortalama 500 metre olması gerekirken bu kurala uyulmadığı, Türkiye’de ve Trabzon’da birçok işletmenin yan yana hizmet vermeye çalıştığı belirtildi.

    Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu üyesi ve Trabzon Lokantacılar ve Pastacılar Odası Başkanı Hüseyin Er, Trabzon il merkezinde kayıtlı 400 üyelerinin bulunduğunu, 150 kadar da Ticaret ve Sanayi Odası’na kayıtlı üye olduğunu belirterek merdiven altı işletmelerle bu rakamın 600’ü bulduğunu söyledi. Er, bu sayının çok fazla olduğunu vurgulayarak “Bu sayı yarısı kadar olmalıydı. İki lokanta arasında normalde 500 metrelik mesafe olması gerekirken, maalesef yan yanayız. Az olursa kalite olur. Bu kadar sayının içinde nasıl kalite arayacaksın. Kriterlerin yerine getirilmesi lazım. Ustalık belgesi olmayan, hijyenik durumu iyi olmayanlara kesinlikle ruhsat verilmemesi lazım. Bizi denetleyen insanların mutlaka uzman olması lazım. Örneğin bir iş yerinin lavabosu yok. Yetkililere ‘hiç bir şeyi yok’ diyorsun onlar da bize ‘evinde pişirip getiriyor’ diyor. Sen beni mutfağımda denetleyebiliyorsun onun evine girebiliyor musun? giremiyorsun ? Bunun düzeltilmesi gerekir” dedi.

    Trabzon’da her yıl ortalama 100 lokanta açılıyorsa bunun yarısı kadarının da kapandığına dikkat çeken Er, bazı lokantaların masraflar yüzünden ailece işletildiğini belirtti. Er “Çoğu üyemiz kredi ile ayakta durmaya çalışıyor. Kendilerini ziyaret edip oturduğumuzda bazen içeri 30 dakika kadar hiç müşteri gelmiyor. Hatta bir kısmı ekonomik zorluklar yüzünden eşi mutfakta, kendisi dönerin başında oğlu da garsonluk yapıyor. Ekonomik zorluklar yüzünden yılda ortalama 100 lokanta açılıyorsa bunun yarısı kadarı da kapatıyor. Kimi üyemiz battı, hatta intihar eden bile oldu. Bu bizi çok üzüyor” diye konuştu.

    Federasyon üyesi olarak lokantacıların durumunu zaman zaman Ankara’ya giderek ilgili bakanlıklarla görüştüklerini ve sonunda iflas eden veya iş yerini kapatan esnafa 1 yıl işsizlik maaşı ödenmesinin yasalaştığını dile getiren Er, “Yaklaşık 4 yıldan beri Ankara’ya gidip geliyorum. Gece gündüz neredeyse bakanlıkta yattık, kalktık. Sonuç olarak iflas durumunda olan veya iş yerini kapatan tüm esnaf arkadaşlarımıza bir yıl işsizlik maaşı ödenmesini sağladık. Bunu yaptık başardık çok da güzel oldu. Ayrıca lokantacılar odası olarak farklı bir projemizi hayata geçirmek için çalışıyoruz. Durumu iyi olan lokantacı arkadaşlarımızla biraya gelerek ilimize et ve sakatat kombinesi açmayı hedefliyoruz. Böylece esnafımıza ucuz et ve sakatat sağlamış olacağız” şeklinde konuştu.

    Er, lokantaların canlanması için şehre mutlaka acemi birliğinin kurulmasını da isteyerek bu konuda Trabzon milletvekillerine çağrıda bulundu. Er, “ Vekillerimiz, şehrimize acemi birliğin kurulmasının sağlanması için çalışma yapmalarını istiyoruz. Şehrimize askeri acemi birliği kurulursa sirkülasyon olur esnafımız da bu sayede ayakta kalır” ifadelerini kullandı.

  • Babacan Holding YK Başkanı: “Büyümenin devam etmesi ve sürdürülebilir olması için 2018’de faiz indirimi bekliyoruz”

    İnşaat sektörünün 2017 yılında cazip kampanyalar ile canlılığını koruduğunu belirten Babacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Babacan, yeni yılda da aynı büyüme ivmesinin devam etmesi için sektörel işbirliklerinin önemli olduğunu söyledi. Babacan, ertelenen konut talebinin harekete geçmesi için kredi faizlerinin de düşürülmesi gerektiğini vurguladı.

    Babacan Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Babacan, inşaat sektörünün 2017 yılını değerlendirip 2018 yılı ile ilgili öngörülerini ve beklentilerini paylaştı. Babacan, 2017 yılının ilk 10 ayında 1 milyon 153 bin 610 konutun satıldığı belirterek, “Konut satışlarında ise en yüksek paya İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirler sahip. Ekim ayında ipotekli konut satışları ise bir önceki yıla göre yüzde yüzde 20’ye yakın oranda azaldı. Bu da yükselen konut kredisi faizleri nedeniyle kredili konut satışlarına olan talebin azaldığının bir göstergesi. Sektörümüz, 2017 yılında Emlak Konut GYO tarafından başlatılan 240 ay vadeli ve taksitleri bir yıl sonraya erteleyen konut kampanyaları ile canlılığını korudu. Büyüme ivmesinin devam edebilmesi ve sürdürülebilir bir boyuta taşınması için faiz oranlarının da aşağı çekilmesi gerekiyor” görüşünü aktardı.

    “Sektör desteklenmeye devam edilmeli”

    İnşaat sektörünün ülke ekonomisi açısından önemine işaret eden Babacan, şunları söyledi: “Ekonomimizin büyüme ivmesinde inşaat sektörünün önemli bir payı bulunmakta. Son olarak açıklanan rakamlar da bunu bize gösteriyor, geçen yılın üçüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 0,8 daralan Türkiye ekonomisinin, bu yılın aynı döneminde yüzde 11,1 büyümesi, ekonomimizin toparlanması adına önemli bir gösterge oldu. Bu rakam, 2011 yılının ilk üç çeyreğinde görülen yüzde 11’lik yıllık büyüme rakamlarından sonra en yüksek GSYH artışı anlamına geliyor. İnşaat sektörümüz ise aynı dönemde yüzde 18,7’lik artışla bu büyümede önemli bir rol oynadı. Dolayısıyla ülke ekonomisinin büyümesinde öncülük görevini üstlenmek, sektörümüz açısından da sevindirici bir gelişme”.

    “KDV indiriminin sonlanması satış oranlarını düşürdü”

    15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan hain darbe girişiminin ardından iç piyasada hemen hemen her sektörde işlerin bıçak gibi kesildiğini kaydeden Babacan, “Hükümetimizin aldığı önlemlerle ertelenen talep yeniden harekete geçerken, aynı canlılığın konut satışlarına da yansıdığını gördük. KDV’de sağlanan indirimler, damga vergisinin kaldırılması sektörde talebi artıran en önemli faktörler oldu. 2017 yılının ilk yarısındaki kampanyaları sektör olarak iyi değerlendirdik ve atılım yaptık.

    Yılın ikinci yarısından itibaren sektörde yaşanan mevsimsel durgunluk ve KDV indiriminin 30 Eylül’de son bulmasıyla birlikte ise konut satışlarındaki gerilemeye şahit olduk. Ekonomik dalgalanmalar ve yüksek faiz oranlarından negatif yönde etkilenen sektörümüzün devlet tarafından sürekli desteklenmeye ihtiyacı var. Büyümenin ivmelenerek devam edebilmesi de sektör dışı bir takım düzenlemelerin devlet eliyle yapılmasına bağlı. Özellikle, kentsel dönüşüm süreçlerindeki bürokrasinin azaltılması, KDV oranlarının yeniden düzenlenmesi ve sektörün ihtiyacına yönelik Emlak Bankası’nın yeniden faaliyete başlaması önemle üzerinde durduğumuz konular” diye konuştu.

    “Emlak Bankası sektörün arkasındaki güç olur”

    Sektörün kendine ait, sorunlarını bilen ve yorumlayarak bu sorunlara finansal çözümler üreten bir ihtisas bankasının önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Babacan, Emlak Bankası gibi bir kurumsal yapıyı 2018 yılında sektörün heyecanla beklediğini dile getirdi.

    “Yeni pazarlara yönelmek gerekiyor”

    Sektöre olan yabancı sermaye ilgisine de işaret eden Babacan, “Ekonomi yönetimimiz tarafından yapılan düzenlemelerle, ülkemizden gayrimenkul almak isteyen yabancı yatırımcılara vatandaşlık hakkının tanınmasıyla birlikte özellikle referandum sonrası beklenen yabancı yatırımcı ilgisinin canlanmaya başladığını gördük. Türkiye’den ev almak isteyen ancak bürokratik kısıtlamalardan dolayı beklemede kalan yabancı yatırımcılar hemen harekete geçti.

    Sektör uzun yıllardır özellikle Arap ve Körfez yatırımcılarının yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Fakat Arap pazarı da artık doygunluğa ulaşmaya başlamış durumda. Bu nedenle hem sektörümüz hem ekonomimiz için Japonya, Filipinler, Singapur, Uzakdoğu gibi yeni pazarlara yönelmemiz gerekiyor. Ekonomimizdeki istikrar ortamı devam ettiği müddetçe gayrimenkule olan yabancı yatırımcı ilgisinin de devam edeceğini düşünüyoruz” öngörüsünde bulundu.

    “Kentsel dönüşüm sürecinin hızlandırılması için, Kentsel Dönüşüm Müsteşarlığı oluşturulmalı”

    Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kentsel dönüşüm sektörün en önemli sorunlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’de 7,5 milyon konutun dönüşmesi gerekiyor. 2018 yılında özellikle kentsel dönüşüm süreçlerindeki bürokrasinin azaltılmasını ve çalışmaların hızlandırılması konusunda hükümetimizden destekler bekliyoruz. Bu konu, yaklaşan deprem gerçeğinin de ayrılmaz bir parçası. Uygulamaların hızlanması ile depreme hazırlık birbirinden ayrı düşünülmemesi gereken konular. Bu açıdan baktığımızda Bakanlık bünyesinde kurulacak bir Kentsel Dönüşüm Müsteşarlığı işleri mutlaka hızlandıracaktır.

    Ayrıca konut satışlarının önündeki en büyük engel olarak gördüğümüz faizin düşürülmesi hem sektörün hem de ev sahibi olmak isteyen vatandaşların önceliğidir. Bu gibi düzenlemeler yapıldığı takdirde biz de inşaatçılar olarak yapacağımız kampanyalar ve şirket olarak vereceğimiz teşviklerle taşın altına elimizi koyacağız ve 2018’de de sektörün ve dolayısıyla ülkemizin büyümesine destek vereceğiz”.

  • Elvan: “İki büyük ittifakın ticari ve ekonomik ilişkilerinde olması gereken fotoğraf bu fotoğrafın çok daha fazlasıdır”

    Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, Türkiye ile ABD arasındaki ekonomik yatırımların potansiyelin çok altında kaldığını belirterek, “İki büyük ittifakın ticari ve ekonomik ilişkilerinde olması gereken fotoğraf bu fotoğrafın çok daha fazlasıdır” dedi.

    Türk-Amerikan İş Adamları Derneği’nin kentteki bir otelde düzenlediği yemekte iş adamlarına hitap eden Bakan Elvan, ekonomik ve siyasi değerlendirmelerde bulundu.

    Küresel ticarette Türkiye’nin elini güçlendirmek için gerek mevzuat düzenlemeleri gerekse uygulama anlamında büyük adımlar attıklarını dile getiren Bakan Elvan, “Türkiye’ye yatırımın önündeki engelleri önemli ölçüde kaldırdığımız gibi Türk sanayici ve iş adamlarımızın dünyaya açılması konusunu devlet politikası olarak gördük” diye konuştu.

    Türkiye ve ABD arasında başta Suriye ve Irak olmak üzere terörle mücadelede işbirliğinin derinleştirilmesi gerektiğine vurgu yapan Bakan Elvan, “FETÖ, PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı ortak mücadele verilmesi önceliğimizdir. ABD ile gündemimizdeki meselelerin çözümü ancak PYD/YPG ve FETÖ konularında birlikte daha yakın çalışarak uygulanır. ABD’den beklentimiz milli tehdit oluşturan bu meselelerde gerekli dayanışmayı göstermesidir. FETÖ’nün ABD’deki faaliyetlerin sonlandırılması ve elebaşının iade edilmesi, PKK ile mücadelede daha fazla işbirliği yapılması, örgütün finansal kaynaklarının kesilmesi ve istihbarat paylaşımının yoğunlaştırılması, ABD tarafından beklentimizdir. Son dönemde ortaya çıkan vize sorununun çözümü için ABD tarafıyla yoğun temaslar yapıldı ve 6 Kasım’dan itibaren kısıtlı şekilde Türk ve ABD vatandaşlarının geçişi sağlandı” şeklinde konuştu.

    Bakan Çelik, ABD’nin 1.5 trilyon olan ihracatı ile dünyada ikinci, 2.3 trilyon ithalatıyla da dünyada birinci sırada olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:

    “Dünya ithalatı içerisinde ABD’nin payı yüzde 13.9’a ulaşmaktadır. Bu çerçevede ihracata dayalı büyüme modelini uygulayan tüm ülkeler için ABD büyük önemli. ABD’nin Türkiye’den ithal ettiği ürünler içerisinde demir çelik 941 milyon dolar. Makine 900 milyon dolar. Otomotiv 750 milyon dolar. Bu sektörler önemini özellikle ticari ilişkilerimizde korumaktadır. Türkiye’nin ABD’den ithalatına baktığımızda 2016 yılı itibariyle 11 milyar dolar seviyesinde. Bu ithalat içerisinde hava yolu taşıtları, makine ve teçhizat, demir çelik en önemli kalemler. ABD dünyanın en önemli uluslararası doğrudan yatırım gerçekleştiren ülkesidir. 2016 yılında dünya toplam uluslararası doğrudan yatırım tutarı 1.8 trilyon dolarak olarak gerçekleşti. ABD, 300 milyar dolarlık doğrudan yatırım ile dünyada yüzde 17 payla ilk sırada yer almaktadır. Ülkemize ise 2016 toplam uluslararası doğrudan yatırım girişi 12.7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu tutar içerisinde ABD kökenli yatırım şeklinde sermaye girişi 390 milyon dolar düzeyindedir. Mevcut ABD kökenli yatırım, potansiyelinin çok altında kalmaktadır. 2 büyük ittifakın ticari ve ekonomik ilişkilerinde olması gereken fotoğraf bu fotoğrafın çok daha fazlasıdır.”