Etiket: Olması

  • Havaların sıcak olması palamut satışını etkiliyor

    15 TL arasında satılan palamutların tanesi 5 TL’ye kadar gerilerken balıkçılar havanın soğumasını bekliyor.

    Balıkçılardan Yakup Bektaşoğlu, bugünlerde özellikle palamut avının çok olduğuna dikkat çekerek sezon öncesi tahminlerin tuttuğunu söyledi. Bol miktarda avlanan palamutun havaların sıcak olması nedeniyle çok fazla rağbet görmediğini kaydeden Bektaşoğlu, fiyatlarında ilk günlere göre düştüğünü kaydetti. Bektaşoğlu, “Palamut coştu. İnanın bir hafta sonra denizden karaya balık atlayacak. Böyle bir bolluk var. Vatandaşın bundan faydalanması gerekir. Havalar sıcak olduğu için satışlarımız biraz durgun geçiyor. Normalde bu balığın alınması lazım. Fiyatlar bir hafta öncesine göre çok uygun. Fiyatlarımız 5 ile 7,5 TL arasında değişiyor. Bir daha ki haftaya fiyatların daha da aşağı düşmesini bekliyoruz. Havaların sıcak olması vatandaşların balık almasını engelliyor” dedi.

    Balıkçılardan Serdar Korkmaz da “40 yıldır balıkçılık sektöründe çalışıyorum. Eski yıllarda da su sezon olduğu gibi bol palamutlar gördük. Bu senede palamut bol olacak. Fiyatları da hemen düştü. Sıcaklar balık yeme arzusunu azaltıyor. Havalar daha da serin olsa satışlarımızın iki katı olacağını düşünüyorum. Palamut bol ve ucuz olduğu için vatandaşımız palamuta rağbet gösteriyor. Yetiştirme olan balıkları şuan bir kenara koyduk. Şuan palamut ve yavaş yavaş da istavrit çıkmaya başladı” diye konuştu.

    Öte yandan Trabzon’da palamudun tanesi 5-7.5, istavritin kilosu 5 TL, Mezgit 10 TL, Çinakop ise 15 TL’den satılıyor. Bu fiyatların sezonun ilk gününe göre yüzde 30-40 oranında gerilediği belirtildi.

  • Ulusal Fındık Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Başaran: “Fındık üreticisinin beklentisi fiyatın 15 TL olması”

    Ulusal Fındık Konseyi (UFK) Yönetim Kurulu Üyesi ve Akçakoca Ziraat Odası Başkanı Levent Başaran, üreticinin fındık fiyatının 15 TL olmasını beklediğini söyledi.

    Başaran, hükümetin 100 günlük programında fındık üreticileri için lisanlı depoculuk konusunda yapılacak çalışmalara olumlu baktıklarını belirtti. Başaran, “2018 fındık sezonunda özellikle kış aylarından çıkış döneminde çok memnun edici beklenti içindeydik ancak birçok fındık hastalıklarından yeterli mücadelenin yapılmamış olması ve ayrıca hava şartlarından dolayı fındıkta döküm olayı meydana gelmesi nedeniyle beklenen rekolteye ulaşılamadı. Bu konuda yapılan tahminlerin hiç birinin tutmayacağı kanaatindeyim. Fındıkta zarar ve ürün kaybı söz konusudur. İleri ki tarihlerde fındık ihracatımıza da olumsuz yansıyacaktır” dedi.

    Üreticinin fındık fiyatının 15 TL olmasını beklediğini dile getiren Başaran, “Fındık üretiminin azalması talebi azaltacaktır. Bu nedenle üretici fındık fiyatında artış beklemektedir. Fındığın maliyeti yükseliyor, girdiler yükseliyor. Bu nedenle üretici fiyat beklentisini bir çıta yükseltmiştir. Üretici hayat standardının yükselmesini istiyor. 15 lira bir rakamda büyük bir rakam değil bu anlamda” diye konuştu.

    Lisanlı depoculuk konusuna değinen Levent Başaran, “Lisanlı depoculuk sitemi çok konuşuldu. Bir kez denendi. Fakat bu deneme gerçekten ihtiyacı olan özellikle Batı Karadeniz’de, gerçekten ihtiyacı olan yerde değil, üretimin daha az olduğu yerlerde denendi. Dolayısıyla üretici tarafından talep görmedi. Hükümet gerçekten bunu düşünüyorsa, üreticinin ilgisini artıracak bir proje uygulanmalıdır. Üreticiyi bu depolara çekebilecek bazı iyileştirmeler yapmalıdır. Eğer bunlar yapılıp, üreticiye cazip halde sunumu yapılırsa, piyasayı regüle eden bir yapı oluşturulabilinir. Bu sadece üretici değil, fındıkla ilgili tüm kesimlerin beklentisidir. Dilerim bu lisanslı depoculuk bir an evvel gerçekleşir” diye konuştu.

  • Ahşap ev çıkan yangında küle döndü… Yaşlı kadının teravih namazında olması facianın önüne geçti

    Isparta’nın Sütçüler ilçesindeki Pınarköy’de çıkan yangında ahşap ev küle dönerken, alevlerin sıçradığı aynı kişiye ait başka bir evin de çatısı yandı. Yangında, ev sahibi yaşlı kadının teravih namazında olması facianın önüne geçti.

    İHA Muhabirinin edindiği bilgilere göre, olay geçtiğimiz akşam saat 22.00 sıralarında Sütçüler ilçesine bağlı Pınarköy’de meydana geldi. Edinilen bilgiye göre İddiaya göre, Asiye Daldal isimli yaşlı kadının teravih namazında olduğu dakikalarda yaşadığı ahşap evde bilinmeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Bir anda büyüyen yangın, aynı kişiye ait yan taraftaki başka bir evin çatısına sıçradı.

    Çevredekiler tarafından durumun haber verilmesiyle birlikte olay yerinde itfaiye, 112 servis ve Jandarma ekipleri sevk edildi. Olay yerine Sütçüler Belediyesi’nden 2 itfaiye aracı ile Orman İşletme Müdürlüğü’ne ait 3 arazöz müdahale etti. Yangını teravih namazı dönüşünde haber alan ev sahibi Daldal, fenalık geçirdi. Yaşlı kadına olay yerinde hazır bulunan sağlık ekipleri müdahale ederken, yanına gelen yakınları da güçlükle teskin edebildi.

    Hummalı çalışmalar sonucu kontrol altına yangında, soğutma çalışmaları yaklaşık 2 saatte tamamlandı. Yangın sonunda ahşap ev küle dönerken, diğer evin çatısında da maddi hasar meydana geldi. Olayın ardından evini kaybeden yaşlı kadın yakınları tarafından geceyi geçirmek üzere başka bir eve götürülürken, Jandarma ekipleri olayla ilgili tahkikat başlattı. Öte yandan, yanan ahşap evde yaklaşık 2 ay önce küçük çapta yangın çıktığı ve ciddi bir kayıp yaşanmadığı belirtildi. Son yangının çıkış nedeni ise yapılacak araştırmalar sonunda netlik kazanacak.

  • TESK Başkanı Palandöken: “Bir memlekette huzur olmazsa ticaretinde olması mümkün değil”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, ticaretin önemli olduğunu fakat bir memlekette huzur olmazsa ticaretinde olmasının mümkün olmadığını kaydetti.

    TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, bir düğün salonunda düzenlenen Kastamonu Esnaf ve Sanatkarları Odaları Birliği (KESOB) Olağan Genel Kuruluna katıldı. Genel Kurulun Divan Başkanlığını da yapan TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Kastamonu’ya her geldiğinde daha gelişmiş bir şehirle karşılaştığını kaydetti. Şu anda Türkiye’nin bir seçim süreci yaşadığını ifade eden Palandöken, “Türkiye, önemli sıkıntılar yaşadı. Ülkemiz önemli sıkıntılar aştı. 15 Temmuz’da kahramanca dükkanının önündeki kasaları koyan, arabalarını dışarıya çıkartıp barikatlar kuran ve gerçekten 15 Temmuz’a görkemli karşı koyan, 15 Temmuz’a karşılığını vermek için birlik ve beraberliğinizi temin eden Kastamonulular Türkiye çapında ün saldı. Siz, her şeyi bırakırsınız ama özgürlük ve milletimizin birlik bütünlüğüne zarar verecek bir şey olduğunda karşısında dimdik durursunuz” dedi.

    “Ticaret tabii ki önemli ama bir memlekette huzur olmazsa ticaretin olmasının da mümkün değil” diyen Palandöken, “Kastamonu’ya geldiğimiz zaman görüyorum ve izliyorum. Kastamonu’da birçok yapılan çalışma var. Belediyeye konteynırla artıklarını bırakıp vergisini bile gelişmiş kentlerimiz İstanbul, Ankara, İzmir gibi kentlere bırakan ama burada ticaret yapan insanları gördükçe esnaf zanaatkarın durumunun iyi olduğunu söylemem mümkün değil. Bu bir kural meselesidir” diye konuştu.

    Perakende sektörüyle ilgili yasal düzenlemenin meclisten çıktığını hatırlatan Palandöken, “Perakende sektörünü düzenleyen yasa tasarısı çıktı ama uygulamadaki sıkıntının en büyük sorunu kuralsızlık. Gelişmiş ülkelerdeki durumu belki birçoğunuz gördünüz. Şehrin gelişmesi gereken bölgelere, istenen yerlere iş yeri açılır ama maalesef bizde trafiğin sıkıştığı, sizin iş yaptığınız bölgelere rekabet yapmak için sizin dükkanınızın karşısına dükkan açmak suretiyle sizin ticaretinize mani olmak için ellerinden gelen gayreti gösteriyorlar. Ticaretin büyümesi için, ticaretin gelişmesi için bu kentin daha iyi olabilmesi için önemli bir hamle yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu.

    Kastamonu’da iki tane istihdam odaklı sunta fabrikasının bulunduğunu belirten Palandöken, “Ekonomik olarak bacası tüten burada fabrikalarımız yok. Bu yüzden Kastamonu’da inanç turizmine önem verilmesi gerekiyor. Burada kentle ilgili bir farkındalık oluşturulması açısından Kültür Başkenti olmak çok önemli” ifadelerini kullandı.

    Palandöken, Kastamonu’nun yöresel ürünleriyle tanındığını ifade ederek, şöyle konuştu:

    “Kastamonu’nun çok ünlü mamulleri var. Yöresel ürünleriniz var. Herkesin bildiği belki de gıda maddelerinin en önünde gelen sarımsağın başkenti Kastamonu’dur Çekme helvası, kuyu kebabı, organik tarhanası, pirinci ve bulguruyla her şeyin iyisi burada. Pastırmasını söylemiyorum, tabii ki sizin pastırmanız gerçekten çok farklı. Tabi her şeyden önemlisi insanı çok farklı. Neredeyse Türkiye’nin ana merkezine ulaşmakta 1-1,5 saatlik bir ulaşım yolu bulunuyor. Allah razı olsun son yatırımlarla bağlantı yollarıyla bu süre daha da kısacak. Türkiye’nin her yerinden ulaşımınız önemli. Ben inanıyorum ki hem sizin güler yüzlülüğünüz, hem sizin dürüstlüğünüz buraya hem inanç turizmini hem de Kastamonu’nun farklı alanlarındaki bu temiz havasını solumaya bütün Türkiye’deki insanlarımız akın akın gelecektir”

    Palandöken’in konuşmasının ardından gündem maddelerine geçildi. Tek liste halinde gidilen seçimde Kastamonu Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin mevcut Başkanı Dursun Ergin yeniden güven tazeleyerek başkanlığa seçildi.

    Programa Vali Yardımcısı Vedat Yılmaz, AK Parti Kastamonu Milletvekili Murat Demir, Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, KESOB Başkanı Dursun Ergin ve çok sayıda esnaf ile davetli katıldı.

  • Prof. Dr. Sudi Apak: “Türkiye’de bir finans merkezinin olması şart”

    Ekonomide yaşanan gelişmeler ile birlikte Türkiye’nin ekonomisini değerlendiren Prof. Dr. Sudi Apak, kredibilite sorununun yaşanmaması için Türkiye’de bir finans merkezinin olması gerektiğini vurguladı.

    Dolar ve euro’da görülen artış ile birlikte Türkiye ekonomisini nasıl yönlendirilmesi gerektiği üzerine değerlendirmelerde bulunan İstanbul Esenyurt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sudi Apak, Türkiye’nin ekonomideki en büyük sonunun kredibilite sorunu olduğunu ifade etti. Dünya piyasalarında yüksek hacimle iş yapılmasının kredibilite arttıracağını da söyleyen Prof. Dr. Apak, Ekonominin dengeli bir şekilde yönetilmesi gerekiyor. Uzun vadede cari açıkla nasıl baş edileceği belirlenmelidir ”dedi.

    “Varlık fonları kaynak oluşturmalı”

    Kredibilite sorununun nasıl giderileceği ile ilgili yorumlarda bulunan Prof. Dr. Apak, “Bu sorun dünya finans piyasalarına Türk Bankaları ya da Türk işletmeleri olarak daha fazla girmememizden kaynaklanıyor. Bununla birlikte varlık fonlarının birbirleriyle rekabet eder halde kaynak oluşturuyor olması lazım. Nitekim dünya piyasalarına daha çok girdi çıktı yapılmalı. Daha fazla hacimle iş çevrilirse bu alanlarda kredibilite artmış olur. Dolayısıyla da risk oranı da o ölçüde azalır. Bu döngü sağlanamazsa alınan fonların maliyeti de artar. Maliyet artınca da işletmelerin alım gücü düşer ve üretim yapamaz hale gelir. Bunun mümkün olduğu kadar maliyetinin düşmesi lazım. Bu da dövizin düşmesiyle olur” dedi.

    Prof. Dr. Apak değerlendirmelerine şu ifadeler ile devam etti:

    Türkiye’de işlem hacminin artması, dış piyasalara daha fazla girilmesiyle olur. Ayrıca Türk malının prim yapması kredibilite sorunun da önüne geçer. Böylece işletmeler daha rahat para bulur. Bununla birlikte Türkiye’de mutlaka bir finans merkezinin olması gerekiyor. Dolayısıyla kredibilite sorununun aşılması için dünya ticaretini bilen Türk firmalar da piyasada aktif olmalı. Ayrıca Türkiye’deki bankaların tekrar topluma kazandırılmalı. Son zamanlarda Emlak Bankası’nın tekrar açılması çok güzel bir gelişmedir” ifadelerinde bulundu.

    Ekonomideki dalgalanmaların geçici olduğunu da belirten Prof. Dr. Apak, “En ufak bir krizde herkes dış ticaret açığını konuşuyor. Türkiye bu tarz krizleri belli ölçüde daha rahat çözecektir. Burada önemli olan cari açık meselesini krize girmeden idare edebilmektir. Bundan dolayı kimsenin heyecana kapılmaması gerekiyor. Türkiye’nin büyük bir ekonomisi var. Dünyada yapılan beş büyük projenin üçü Türkiye’de yapılıyor. Bu durum ülkemiz için çok büyük avantajdır. Piyasalar oturduktan sonra ekonomimizin çok daha iyiye gideceğini düşünüyorum” dedi.