Etiket: Olması

  • Atölye çalışanlarının tatilde olması faciayı önledi

    Aydın’ın Karacasu ilçesinde meydana gelen sağnak yağış sırasında bir işyerine yıldırım düştü. Çalışanların tatilde olması olası br faciayı önlerken, yıldırım düşmesi sonucu çıkan yangın ekiplerin anında müdahalesi ile söndürüldü.

    İlçeye bağlı Geyre Mahallesi’nde Dörtyol mevkiindeki bir dokuma atölyesinde gök gürültülü sağanak yağış sonrası Muhammed Burgaz’a ait evin yanındaki dokuma atölyesine yıldırım düşmesi sonucu yangın çıktı. İşletme sahipleri ve komşularının haber vermesi ile olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi sevk edilirken, Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri yaklaşık 1 saat süren müdahalenin ardından yangını söndürdü. Dokuma atölyesinin bayram tatili nedeniyle kapalı olması olası bir faciayı önlerken, yıldırım düşmesinin ardından çıkan yangında 4 adet otomatik dokuma tezgahı ile işlenmiş 3 top ham bezin kül olduğu öğrenildi. İtfaiye ekiplerinin ve çevredekilerin gayretleri sayesinde atölyede bulunan bir otomatik dokuma tezgahı ise zamanında müdahale ile kurtarıldı.

  • Vali Karaloğlu: “Bursa’nın 2026 Kış Olimpiyatlarına Talip Olması Gerekiyor”

    Bursa Valisi Münir Karaloğlu, şehrin 2026 kış olimpiyatlarına talip olması gerektiğini söyledi.

    Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı (BEBKA) tarafından Bursa Valiliği koordinasyonunda, gerçekleştirilen ’Uludağ sürdürülebilir turizm planı tanıtım toplantısı’ gerçekleştirildi. Tanıtım toplantısında konuşan Karaloğlu, “Uludağ’ın şu anda bulunduğu seviye ve noktanın, olması gereken olmadığını hepimiz biliyoruz. Uludağ’ın en büyük problemlerinden bir tanesi sahibinin çok olması. Bazen sahipsizlik problemdir, bazen de sahibin çok olması. Bazen sevgisizlik problemdir, bazen de çok sevmek problem. Uludağ bir orman bölgesi bunu değiştiremeyiz. Ormanlarımız anayasamıza göre korunur, korunması da gerekir. Uludağ aynı zamanda bir milli parktır. Bunu da korumamız gerekir. Uludağ’da doğal sit alanlarımız var. Bunları koruyamazsak Uludağ özelliğini kaybeder” dedi.

    Sadece kış sezonunda hizmet veren Uludağ’ın 12 ay kullanılmasının zorunlu olduğunu belirten Karaloğlu, bu doğrultuda yetki sahasına giren tüm kurumların ve işletme sahiplerini ortak aklı ortaya koymaları konusunda uyardı. Taraflar arasında ciddi bir işbirliği oluşturulabilindiği takdirde Bursa’nın 2026 kış olimpiyatlarına ev sahipliği yapabileceğini ve aynı yıl kutlanacak olan Bursa’nın fethinin 700. yılına anlam katacağını belirtti. Bu planlamanın, ilerleme yolunda yapılacak çalışmaların birinci ayağı olması gerektiğini dile getiren Karaloğlu, “Bizim hedefimiz 12 ay Uludağ. Şu anda 1 Ocakta açılıp, 15 Mart’ta kapanan bir Uludağ kış sezonundan bahsediyoruz. Yazıktır, günahtır. Bakın bu içinde bulunduğumuz otel geçen sene sezonda açıldı ve martta kapandı. Şimdi bu kadar devasa bir yatırımı sadece üç aylık bir sezon için bin 800 rakıma inşaat yapmanın, beton yapmanın maliyetini de düşünürseniz bir manası yok. Biz Uludağ’ı 12 ay kullanmak zorundayız. Uludağ rakamlarına baktığınızda Uludağ’a giden, gelen insanların yüzde 65-70’inin kışın dışında geldiğini görüyoruz. Ama gelen ne görüyor burada? Gelen bir şey bulamıyor” diye konuştu.

    Bütün tarafların Uludağ’ı hak ettiği yere taşıması gerektiğini dile getiren Karaloğlu, “Artık rekabet var, eskiden tek tabancaydık. Bugün çok sayıda kayak merkezi var Türkiye’de. Her merkezinde kendisini yenileme noktasında uluslararası merkez olma noktasında gayreti var. Biz Uludağ’da yapmamız gerekeni yapmazsak bugünü arar hale geliriz. Artık Bursa’nın uluslararası yarışları alabilecek kayak alanlarına kayak pistlerine ihtiyacı var. Eğer biz planı ortaya çıkarttıktan sonra bu taraflar arasında ciddi bir işbirliğini oluşturabilirsek Bursa’nın 2026 kış olimpiyatlarına talip olması gerektiğini düşünüyorum. Bunun iki sebebi var. Artık Uludağ’ın uluslararası standartlarda bir kayak merkezi seviyesine ulaştığını dünyaya göstermek. 2026 Bursa’nın fethinin 700. yılıdır. Aynı zamanda bizim içinde 700. yıl kutlaması kış olimpiyatlarının Bursa’da yapılmasına vesile olabilir. Ama bunun için gerçekten çok ciddi çalışma yapmak lazım. Bu planlama bunun birinci ayağı olabilir” şeklinde konuştu.

  • Pınar Ensari: ‘’Medyanın Nefret Söyleminde Daha Dikkatli Olması Gerek’’

    Türkiye’de ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarının ele alındığı panelde konuşan ve ‘’Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’’ projesinin araştırma koordinatörlüğünü yürüten Pınar Ensari, medyanın nefret söylemi noktasında daha dikkatli davranması gerektiğinin altını çizdi.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen ve disiplinler arası boyutlarıyla Türkiye’de ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarının masaya yatırıldığı panel gerçekleşti. Öğrencilerin yoğun katılım gösterdiği panelde; ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarına karşı ilkesel yaklaşımlar, Türkiye’nin spesifik sorunları bağlamında ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçları ile eğitim sisteminde önyargılar ve ayrımcılık konu başlıkları ele alındı.

    ‘’AMACIMIZ TÜRKİYE’DE İNSAN HAKLARINA DAHA SAYGILI BİR DİLİN GELİŞMESİNİ SAĞLAMAK’’

    ‘’Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’’ projesinin araştırma koordinatörü Pınar Ensari nefret söylemi konusunda şunları söyledi: ‘’Kendi çalışmamız kapsamında Türkiye’deki dezavantajlı gruplara, özellikle azınlıklara, dini, etnik, ulusal kimliklere, kadınlara LGBTİ’lere yönelik, onları hedef gösteren, onlara karşı önyargıları pekiştiren, kalıp yargılar oluşturan ve nefreti körükleyen ifadeleri tespit etmeye çalışıyoruz. Bu ifadeleri deşifre ettikten sonra özellikle sosyal medya aracılığıyla neden nefret söylemi olduğunu yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Amacımız Türkiye’de insan haklarına daha saygılı bir dilin gelişmesini sağlamak.’’

    Medyanın nefret söylemi noktasında daha dikkatli davranması gerektiğini dile getiren Ensari, ‘’Özellikle editör ve muhabirlerin bu konuda eğitilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü kendi yaptığımız çalışma kapsamında birçok editörün, muhabirin, gazete yöneticisinin kullandıkları dil konusunda bilinçli olmadıklarını fark ettim. Gazetelerin kullandıkları dil toplumu polarize etmekte ve bazı grupları şiddete karşı savunmasız hale getirmektedir’’ dedi.

    ‘‘FARKLILIKLARI KABUL ETME KÜÇÜK YAŞTA ÖĞRETİLMEYE BAŞLANMALI’’

    ‘’Kişilerin kendilerine benzemeyen insanlara nasıl davranması gerektiği anne, baba, çocuk ilişkisinde belirginleştirilmeli’’ diyen İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Psikoloji Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harma, çocukların farklılıkları olduğu gibi kabul etmesi için onlara olumlu pekiştirici mesajlar verilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harma sözlerine şu şekilde devam etti: ‘’İlerleyen aşamalarda ise okullarda formal eğitimde, müfredatta bu konulara yer verilmeli. Çocuklara, farklılıkların olabileceği ve bu farklılıkların aslında topluma renk kattığı, aynı zamanda bu farklılıklar sayesinde de yeni görüşlere açık olunması gerektiği gösterilmelidir.’’

    NEFRET SÖYLEMİNDE DUYGU-DÜŞÜNCE AYRIMI

    Düşüncelerin hiçbir zaman suç teşkil etmediğinin herkes tarafından kabul edildiğini ifade eden Harma, ‘’Herkes farklı gruplar hakkında farklı düşüncelere sahip olabilir ama burada kritik olan duygular. Duygular davranışların daha önemli bir öncülüdür. Her zaman düşündüğümüzü yapmayabiliriz ama duyguların daha kolay esiri oluruz. Dolayısıyla duygularla hareket edildiği zaman nefret söyleminin de daha net olduğunu görüyoruz’’ diye konuştu.

    ‘’SOSYAL MEDYA GERÇEK DUYGULARIN DIŞA VURUMU’’

    Nefret söyleminin özellikle sosyal medya mecralarından rahatlıkla yapılıyor olmasını da değerlendiren Yrd. Doç. Dr. Mehmet Harma, ‘’Günlük hayatta birinin yüzüne söyleyemeyeceğiniz şeyleri sosyal medyada çok rahat bir şekilde söyleyebilirsiniz. Çünkü kimliğiniz, kişiliğinizi ortada değildir, anonimdir. Dolayısıyla insanlar bu ortamda sorumluluktan kurtularak gerçek duygularını ifade ediyorlar. Bir başka etken ise sosyal medyada bulaşıklaşma durumudur. Duygular birinden diğerine bulaşır ve bu bulaşma hızla artar. Bunlar başkalarından görerek, öğrenerek yaptığımız davranışlardır, bu da bizim yaptığımız kötü davranışları kolaylaştırır’’ diyerek sözlerini noktaladı.

    ‘’ÖNYARGI GELİŞTİRMEYE EĞİLİMLİYİZ’’

    ’‘Bilişsel kuram önyargı geliştirmeye eğilimli olduğumuzu iddia eder’’ diyen İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Psikoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Aylin İlden Koçkar ise şunları söyledi: ‘‘Beynimiz için kategorilere ayırarak düşünmek daha kolay. Ama düşünme biçimi beraberinde önyargıları da getiriyor. Çocuğun evinde, okulda maruz kaldığı öğretiler, kanıta veya bilimsel bilgiye dayalı olmayan biçimde gelirse bu durumda kalan çocukta önyargıların gelişmesine destek olur.’’

    Öncelikle önyargı oluşumunun farkına varmak gerektiğinin altını çizen Koçkar, ‘’Farkına varmadığınız bir şeyi değiştiremezsiniz. Eğitim değişimi gerektirir ve getirir. Değişim ancak eğitim sayesinde olur. Bu nedenle de bireylerin yargı ve önyargı ile bireysel farklılıkların neler olabileceği konusunda farkına varmasını sağlamak, sonrasında ise bunlara tolerans geliştirebilmesini mümkün kılmak gerekir’’ diye konuştu. Önyargıyı azaltmak için araştırmacı olmak, mutlaklığa saplanmamak, kanıtlar olmadıkça verilen bilgiyi olduğu gibi ezberleyip kabul etmemek gerekli’’ dedi.

  • (Özel Haber) Şanlıurfa’ya İstiklal Madalyasının Verilecek Olması Sevinçle Karşılandı

    Şanlıurfa’ya İstiklal Madalyası verilmesini öngören teklifin TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşması Şanlıurfa’da büyük heyecana neden oldu.

    Kurtuluş Savaşı’nda verdiği destansı mücadeleyle ülkenin işgal edilmesini önlemede büyük bir kahramanlık sarf eden Şanlıurfa’ya İstiklal Madalyası verilmesini öngören teklifin TBMM Genel Kurulunda oy birliğiyle kabul edilerek yasalaşması Şanlıurfa’da büyük heyecana neden oldu. Dün meclise sunulan teklif, AK Parti, CHP, HDP ve MHP’li milletvekillerin oy birliği ile kabul edildi. Mecliste teklifin kabul edilerek yasalaşması Şanlıurfa’da büyük heyecana neden oldu. Şanlıurfa’ya İstiklal Madalyası verilecek olmasından dolayı büyük gurur yaşadıklarını söyleyen vatandaşlar, geç kalınmış bir karar olmasına rağmen devletin böyle bir karar almasının Şanlıurfa tarihi için bir dönüm noktası olduğunu dile getirdi.

    Kıbrıs gazisi İbrahim Erol, “Şanlıurfa’ya madalya verileceğini duyduk. Geç de olsa dahi yinede erken sayılır. Verildiği tarih iyi bir tarihtir. Çok memnun olduk” dedi.

    Trabzon’dan Şanlıurfa’ya gezmeye gelen bir Kıbrıs gazisi de ilk defa Şanlıurfa’ya geldiğini ve İstiklal Madalyası almayı hak eden bir yer olduğunu söyledi.

    Madalya verileceğini duyduklarında çok sevindiğini söyleyen engelli bir vatandaş da, “Madalya verileceğini duyduğumuz zaman çok sevindik. Bu Şanlıurfalılar için, halkımız için, tüm Türkiye için önemli. Daha önce de atalarımız Şanlıurfa’nın kurtuluşu için çok mücadele ettiler. Gerçekten çok gururlandık. Allah büyüklerimizin hepsinden razı olsun” ifadelerini kullandı.

    Yaşının 83 olduğunu ve bundan gurur duyduğunu söyleyen Hasan Zincirci ise “Çok teşekkür ediyoruz. Şanlıurfa artık almayı hak etti. Şanlıurfa asırlardan kalma bir yer ve madalyayı almayı hak etti” şeklinde konuştu.

    Şanlıurfa’ya İstiklal Madalyası düşman işgalinden kurtuluşunun 96. yıl dönümü olan 11 Nisan’da verilecek. Madalyayı programda herhangi bir değişiklik olmadığı takdirde Şanlıurfa’ya gelecek olan Başbakan Ahmet Davutoğlu verecek.

  • Burak Kılanç: “YGS Sorularının Kolay Olması Adaylara Başarıyı Artırdı”

    Nişantaşı Üniversitesi Mütevelli Heyet Temsilcisi ve Üniversite Tercih Merkezi Direktörü Burak Kılanç, YGS sorularının kolay olmasının, adaylarda başarıyı arttırdığını söyledi.

    Burak Kılanç, açıklanan YGS sonuçları değerlendirirken, adayların tercihlerini nasıl yapmaları konusunda ipuçları verdi.

    YGS barajının 140’tan 150’ye çıkartılmasının adayların elenmesinde etkili olduğunu söyleyen Burak Kılanç, “Geçen sene, YGS barajını aşabilen aday oranı yüzde 91,5 iken bu sene yüzde 90 olmuş, eleme söz konusu bu da barajın artmasının işe yaradığının gösterir. LYS’ ye girme ile ilgili 180 barajı var, bu barajı geçenlerin sayısı da, oranı da artmış durumda. Geçen sene her 100 öğrenciden 70’i fakülte okuyabilecek LYS barajını geçerken, bu sene 77’si fakülte okuyabilecek barajı geçmiş. Bu da soruların kolaylığını ve öğrencilerin geçen seneye göre daha iyi performans çıkardığını gösterir” diye konuştu.

    “YGS SORULARI KOLAYDI, BAŞARI ARTTI”

    “Akademik olarak vasat olanlar elenip gitti, başarı gösterenler ise bu sene oran olarak daha da yukarıya çıktı ve LYS’ ye girmeye hak kazandı” diyen Burak Kılanç, “Baktığımızda YGS soruları kolaydı. Tüm adaylar dikkate alındığında geçen yıla göre Türkçede ortalama net 2,3 artmış, Soysal bilgilerde net sayısı aynı kalmış, Matematikte net 2,7 artmış. Fen bilgisinde de 0,7 artmış.Bir öğrenci bu yıl aynı başarı sırasını elde edebilmek için geçen yıla oranla daha çok net yapmak zorunda kaldı. Geçen sene ortalama bir kişi 160 soru da 35,6 net yapmış, bu sene ortalama bir kişi 42,4 nete çıkmış” dedi.

    “ADAYLAR, BAŞARILI OLDUKLARINI ANLAMAK İÇİN YÖK BAŞARI ATLASINA BAKSINLAR”

    Bu sene çapraz testlere adayların daha çok önem verdiğini vurgulayan Burak Kılanç, “Geçen sene 500 bine yakın kişi matematik testine dokunmamışken, bu sene 320 bin kişi matematik testine dokunmamış. Geçen sene 850 bin kişi Fen bilgisi testine dokunmazken bu sene 750 bin kişi Fen bilgisi testine dokunmamış. YGS sonrasında Fakülte hedefleyenler için iki devreli maç gibidir bu, ilk yarı bitti sonucu aldılar acaba başarılılar mı bunu anlamak için YÖK başarı atlasına baksınlar. Başarı sihirbazına da bakmaları gerek, adaylar, istedikleri bölüme geçen sene yerleşenler kaçıncı sıradaymış, bunu görüp kendi başarı sırasıyla karşılaştırabilirler, böylece performanslarını kıyaslamış olacaklar. Tercihlerde puanlar değişebilir ama başarı sıralaması esastır. Adayların başarı sırasına özellikle bakmaları gerekiyor, bilinçli sayısal verilere dayalı tercih yapmaları önemlidir” açıklamalarında bulundu.