Etiket: Olmanın

  • İş yerinde başarılı olmanın sırrı

    Liderlik Okulu Kurucusu ve Kişisel Gelişim Mentoru Erkut Ergenç, güne erken, zinde ve keyifle başlayanların iş hayatlarında daha başarılı olduklarını söyledi.

    Günün ilk çalışma saatlerinde çalışmaya nasıl başlanırsa günün kalan döneminin de öyle geçeceğini anlatan Ergenç, “Güne zinde ve keyifli başlayan çalışanların iş hayatlarında daha başarılı olduklarını söylemek mümkün. Bu nedenle güne başlarken planladığınız rutinleri tekrar gözden geçirmeniz ya da yenilemeniz çalışma hayatınıza olumlu katkı sağlayacaktır” dedi. Ergenç, güne başlamada başarı sağlayacak altı öneriyi de sıraladı.

    Zamanından önce iş yerinizde olun (Minimum 15 dakika)

    İşinize zamanında başlamanız sadece patronlarınızı mutlu etmek adına yapılan bir zorunluluk değildir. Özellikle işe bir süre erken gelmeniz (minimum 15 dakika), bu sürede kendinizi güne hazırlamanız, gün içerisinde yaşanacak yoğunluk öncesinde size psikolojik üstünlük sağlayacaktır. Başarı her zaman sizindir.

    Derin bir nefes alın

    İşe başlarken oturun ve üç kez derin nefes alın. Doğru nefesin faydaları konusunda birçok çalışma mevcut. Nefes konusunda kendinizi geliştirmek için eğitimlere katılıp, okumalar yapmanızı öneriyorum.

    Kahvaltı yapmayı ihmal etmeyin

    Kahvaltıyı kesinlikle atlamayın. Çok ağır olmayan, besin değeri yüksek ve her gruptan yiyeceklerin olduğu bir kahvaltıyı yapmadan işe başlamayın. Kahvaltıyı atlamak size dakikaları kazandırabilir ama zaman kazandırmaz.

    Pozitif olun, gülümseyin

    Pozitif insanların çevrelerine verdikleri enerji ile ortamda oluşan pozitif sinerji emin olun gün boyu size olumlu geri dönüşler sağlayacaktır. Negatif olursanız işlerinizin pozitif gitmesini beklemeyin. Önce siz pozitif olun. Modunuzu düşürmeyin. Olumsuz anlarda kısa aralar verin ve derin bir nefes alarak yolunuza devam edin.

    Gününüzü organize edin

    Sabah işe gelir gelmez bütün gün yapacaklarınızı listeleyin, aklınıza geldikçe listeyi doldurun. Özellikle önemli mail ve telefonlarınızı hemen halledin. Biriken önemli işler sizin sırtınıza psikolojik bir yük olarak binecektir. Akşam mesai bitimine tüm işler yetişmeyebilir. Sorun yok, en kötü ihtimalle listenizde birçok madde eksilmiş olarak yola devam edersiniz.

    Çalışma masanızı toparlayın

    İşe gelir gelmez mutlaka masanızı düzenleyin, her gün büyük bir temizlikten bahsetmiyorum, ama en azından masa üstünüzün temiz ve düzenli olması sizi motive edecektir. Haftada bir genel bir düzenleme yapmanızı da öneriyorum.

  • BDDK Başkanı Akben: “Önde Olmanın Yolu Farklı Olmaktan Geçiyor”

    Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Ali Akben, bankacılık sektöründe fark oluşturmanın formülünün, hitap edilen sektörü iyi tanımak olduğunu belirtti.

    Öğrencilerini iş hayatına okul sıralarından itibaren hazırlayan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi “Bankacılık Sektöründe Fark Yaratmanın Formülü” isimli bir konferans düzenledi.

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Fatma Altınbaş Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansın konuğu Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Ali Akben oldu. Bankacılık sektöründe fark yaratmanın formülünün müşterini tanı, personele yatırım ve teknolojik yatırımdan geçtiğini belirten Mehmet Ali Akben, “Teknolojiniz gelişmiş ve iyi yetişmiş bir insan kaynağınız varsa hizmet kaliteniz de doğru oranda değişir. Dünyada ve Türkiye’de en önemli sorun insan kaynağı. Teknoloji sorununu maddi unsurlarla çözebiliyoruz ama yetişmiş insan kaynağı yoksa bütün sistemler yetersiz kalıyor. Bu yüzden insan kaynağının yetiştirilmesine çok önem veriyoruz. Üniversitelerimiz, bu konuda bankalarımızın başvuru kaynağıdır. Çünkü bankalarımız personel ihtiyacını buralardan sağlıyor. Buradan yetişen insanlar bankacılık sektöründe iş imkânı bulabiliyor. Bu anlamda üniversitelerimizin eğitimlerini, katkılarını çok önemsiyoruz. Farkındalığın böyle yaratabileceğini düşünüyoruz” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    “ÖĞRENCİLER KENDİLERİNE YATIRIM YAPMALILAR”

    Bankacı olacak öğrencilere de seslenen Mehmet Ali Akben, “Bankacı olacak kişilerin öncelikle iyi bir insan olmaları gerekiyor. Çünkü bankacılık sektöründe çalışmak bir takım kurallara bağlıdır. Kanunla düzenlenmiş ulusal, uluslararası kurallar var, ülke gerçeklerini göz ardı etmeden sistemin bu kurallara uyması gerekiyor. Seçilen bu arkadaşlarımızın bir takım meziyetlerinin olması lazım. Bunlar önce insani meziyetler. Bankacılığın en önemli özelliğinin güven müessesi olduğunu unutmamamız gerekir. Kusurları ya da herhangi bir farklı durumları olmaması gerekiyor. Bunun ardından iyi bir eğitim almaları gerekli. Türkiye için bankacılık sektörü çok önemli. Bu alana yönelen arkadaşlarımızın bankacılığın kıymetini bilmeleri ve kendilerini iyi yetiştirmeleri gerekiyor. Bankacı adaylarının kendilerine yatırım yapmaları gerekiyor. Öğrenciler üniversitede öğrendikleriyle yetinmeyip, kendilerine daha fazla bir şeyler katar, iletişimlerini açık tutarlarsa ki iletişim çok önemli, bu şekilde sektörde çok rahat iş bulurlar” şeklinde tavsiyelerde bulundu.

  • İyi Anne Baba Olmanın Püf Noktaları

    Yenimahalle Belediyesi Uğur Okulları işbirliği ile ’İyi Anne Baba Okulu’ konulu seminer düzenledi. Eğitim programında Bahçeşehir Üniversitesi eğitmenleri, anne ve babalara çocuklara karşı tutum, başarıyı artırmada ailenin rolü, sosyal medya ve bağımlılık etkisi konularında eğitim verdi.

    Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen programda iyi anne baba olmanın püf noktaları anlatılırken, anne ve babalar aile ilişkilerinde doğru sandıkları yanlışları öğrendi.

    Doç. Dr. Şirin Karadeniz, ’Sosyal medya ve bağımlılık etkisi’ konusunda katılımcıları aydınlattı. Karadeniz, çocuklarını gerçek hayatta her türlü tehdit ve tehlikeden koruyan ailelerin, dijital ortamda aynı yaklaşımı sergilemeleri gerektiğini vurguladı. Karadeniz, “Ebeveynlerin dijital vatandaşlığı bilmeleri, çocuklarını dijital saldırı ve tehditlerden korumaları adına çok önemli. Anne babalar çocuklarının dijital bağımlı olduğunu düşünüyor ancak çocuk için dijital ortam bir yaşam biçimi. Sosyal yaşamla arasında denge kurmak için ailelerin çocukları ile planlama yapması, onları izlemesi ve dijital ortamda nasıl ve neye zaman harcadığını birlikte değerlendirmesi gerekiyor” diye konuştu.

    İYİ ANNE BABA OLMANIN PÜF NOKTALARI

    Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi’nden Doç. Dr. Bilge Uzun da anne ve babaların sık sık, ’Ben şu anda ne gibi davranıyorum? Anne gibi mi, baba gibi mi, yoksa çocuk gibi mi’ sorularını yöneltmesi gerektiğini belirterek, aile içinde mutlu bir yaşamın çocuğun gelişimini ciddi şekilde etkilediğini kaydetti. Uzun, “Mutlu anne baba, mutlu çocuklar yetiştirir. Bu yüzden tartışmaların çocuklar önünde yaşanmaması ve baskıcı bir tutum sergilenmemesi gerekiyor. Siz nasıl davranırsanız gözlemsel öğrenme ile çocuk ilerde bunu uygular. Herkesin içinde 3 parça vardır; çocuk, yetişkin ve ebeveyn. İletişim aynı yerden cevap vermektir. Çocukla iletişimde çocuğa çocuk gibi, yetişkine ise yetişkin gibi yaklaşılmalıdır” dedi.

    Ücretsiz olarak gerçekleştirilen seminerde, eğitimi tamamlayan anne babalara Bahçeşehir Üniversitesi tarafından sertifika da verildi.

  • Baba Olmanın Da Yaş Sınırı Var

    Bahceçi Sağlık Grubu Erkek Üreme Sağlığı Uzmanı Yard. Doç. Dr. Tansel Kaplancan, baba olmanın yaşı olmasa bile zaman içinde bu faktörlerdeki değişikliğin özellikle 35 yaşın sonrasında çocuk olmasına engel bir durum haline gelebileceğini söyledi.

    Kaplancan, erkekler için baba olmanın bir yaş sınırı olmadığı düşünülse de risk getiren faktörlerin üretkenliği olumsuz etkilediğini belirterek, “Bunların başında stres, sigara ve alkol kullanımı gibi faktörler beslenme alışkanlıkları, çevresel iş faktörleri işte sıcak ortamlarla çalışma, kimyasallarla çalışma veya radyasyona maruz kalma gibi durumlarda zaman içinde spermlerin gerek sayısının gerekse morfolojisinin bozulduğu görülmektedir. Hatta spermin içerisindeki DNA yapısının da yaşla birlikte bozulmalar yaşandığı bilinmektedir. Elbette bir erkeğin kendine iyi bakabilmesine bağlı olarak da ortaya çıkabilecek bu etkiler azalacaktır. Sağlıklı bir yaşam sürmemiş erkek yaşla birlikte spermlerinde bu olumsuz etkiyi daha fazla görecektir” dedi. Kaplancan, “Bu da ileri yaşta sağlıklı çocuk sahibi olma ihtimalini düşürmektedir. Örneğin son yıllarda tüm toplumların en önemli sorun haline gelen obezite de erkek üreme sağlığını olumsuz yönde etkileyen unsurların başında yer almaktadır” dedi.

    Erkeğin kas oranının yağ oranından fazla olması gerekir. Yağ oranı ve vücut yağ kitlesi ne kadar artarsa erkekte bunun bir takım yan etkileri ortaya çıkmaktadır. Östrojen tutulumuna bağlı olarak sperm parametreleri negatif yönde etkilenmekte ve vücutta östrojen ve testosteron oranının bozulmasına neden olmaktadır. Ve bu yolla da sperm üretimi ve kalitesinin bozulduğu görülmektedir. 35 yaş sonrası bile risk olabiliyor sonuç olarak baba olmanın yaş sınırı olmasa da zamanla sperm kalitesinde çok ciddi azalmalar gözlemlenmektedir. Genellikle 65 yaştan sonra daha fazla ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla baba olmanın yaşı olmasa bile zaman içinde bu faktörlerdeki değişiklik özellikle 35 yaşın sonrasında çocuk olmasına engel bir durum haline gelebilir” dedi.

  • Yaz Aylarında Estetik Ameliyatı Olmanın Sakıncası Yok

    Uzmanlar, yaz aylarında estetik ameliyat olmanın mahzuru olmadığını bildirdi.

    Günümüzde özel yalıtım ve soğutma sistemleri ile ameliyathane şartlarının istenilen derecede ayarlanabildiğini ifade eden Prof. Dr. Mesut Özcan, yazın ameliyat için bir engel bulunmadığını söyledi. Özcan, “Halk arasında yazın ameliyat olunmaz diye bir endişe ve algı oluşmuş. Bu doğru değil. Yaz kış her türlü estetik ameliyat yapılabilir. Ancak belki bazı ameliyatlarda bazı tedbirlere ihtiyaç olabilir. Bazı ameliyatlar sonrasında bölgede ödem ve kısmi morluklar oluşabiliyor. O morluklar olduğu süre içerisinde o bölgeyi güneşten korumak oldukça önemli. Çünkü güneşten korunmaz ise morluklar kalıcı olarak esmerleşebiliyor” diye konuştu.

    Bazı ameliyatlardan sonra korse kullanılmasının konfor açısından bazen sıkıntı verebileceğini ifade eden Özcan, “Konforuna düşkün olan kişiler kış mevsiminde bu tür ameliyatları olmayı tercih edebiliyor. Yoksa cerrahi açıdan veya tıbbi açıdan yaz döneminde ameliyat olunmaz diye bir kaide yok. Çünkü vücut sıcaklığı normal şartlarda 36-37 derece oluyor. Bu yaz ve kış aylarında hiçbir şekilde değişmiyor. Yani vücudun sıcaklığı yazın artarken, kışın düşüyor diye bir şey yok. O halde yaranın iyileşmesi kışın daha iyi olur gibi bir kural da yok. İnsanların bu yanlış bilgiye kanarak karar vermemeleri lazım. Doktorları ve estetik cerrahları ile bu konuyu görüşmelerinde fayda var” dedi.