Etiket: Olmanın

  • Mutlu olmanın formülü

    Dr. Turhan Güldaş, mutsuzluğa sebep olan durumlar ve mutluluğun formülü hakkında önemli bilgiler verdi.

    Geçmişte yaşanan olaylar ve gelecekten beklentilerin, insanları mutluluktan alıkoyan en önemli faktörler olduğunu belirten Dr. Turhan Güldaş, kaygıların insan zihnini meşgul ettiğini söyledi. Kaygının enerjiyi tüketen ve mutsuzluğa yol açan bir unsur olduğunun altını çizen Dr. Güldaş, bu hislerin, kişinin ruh halini olumsuz yönde etkileyebileceğini dile getirerek anı yaşamaya dikkat çekti.

    İnsanın elde ettiklerinin ve yaptıklarının farkında olması gerektiğinin altını çizen Dr. Güldaş, ’’Kariyer yapmak, üniversite bitirmek, aile kurmak, yatırım yapmak, çocuk sahibi olmak, iyi bir insan olmak, çevreye saygılı olmak ve daha pek çok durum insanın elinde olan ancak kıymetini bilmediği durumlardır. Tüm bunların farkında olunması insanı motive etmeli ve mutluluk sağlamalıdır.

    Dr. Turhan Güldaş, mutlu olmak için farkında olmaktan sonra yapılması gereken bir diğer durumun ise şükretmek olduğunu vurguladı. Dr. Güldaş, ’’İnsan sahip olduklarının, hayatın ona getirdiklerinin farkında olmalı ve hepsi için şükretmelidir. İnsanlara, evrene ve kendine teşekkür eden insan mutlu olur. Teşekkür ve şükür mutluluk kaynağıdır. İnsan birisine teşekkür ettiğinde nasıl mutlu oluyorsa, yaşadığı evrene, inandığı tanrıya şükrettiğinde de mutlu olur’’ dedi.

    Mutlu olmayan insanların diğer temel problemi de olumsuz olmalarıdır diyen Dr. Güldaş, ’’Sorunlar ortaya çıktığında insanlar her zaman bardağın boş tarafını görür. Bardağın yüzde 80’i doluyken yüzde 20’sinin boş olması rahatsız edicidir. Kimse bardağın yüzde 80’ini doldurdum, başarılıyım diye düşünmez. Neden yüzde 20’lik kısmın boş olduğunu düşünür. Herkes yaptığı şeyi mükemmel yapmak ister ama bu her zaman mümkün olmayabilir. Mükemmel olmayan bir sonuca ulaşmak insanı umutsuzluğa ve kararsızlığa itmemelidir. Başarıya ve mutluluğa giden yolda sahip olunması gereken düşünce; yüzde 80’ini doldurabiliyorsam kalan yüzde 20’yi de doldurabilirim olmalıdır’’ şeklinde konuştu.

    Motivasyon önemli bir anahtar

    Küçük hedeflerin motivasyon sağlaması mutluluğa giden yolda önemli bir anahtar olduğunun altını çizen Dr. Güldaş, ’’Küçük hedefleri başarmış olmanın verdiği mutluluk ve motivasyon, daha fazlasını elde etmeyi sağlamaya yardımcı olur. Sigara içen birisi, bırakma hedefi yerine her gün 1 sigara az içeceğim derse sigara bırakma konusunda daha motivasyonlu olur. Spora başlamak isteyen kişi 1 saatlik spor ile başlamak yerine 5 dakika ile başlar ve düzenli olarak artış yaparsa pes etmez, sürekli olarak devam eder. Kişinin kendi ile gurur duyması, küçük şeylerden mutlu olmayı öğrenmesi gerçek mutluluk için önemlidir. İnsanlar mutluluk için büyük resmi isterler. Örneğin büyük resim bir bina inşa etmek olsun. Bina bitmeden mutlu olamamak mı daha iyi hissettirir yoksa her gün eklenen bir tuğla mı mutlu hissettirir? Sonuçta tuğlaların bir araya gelmesi binanın yapılmasını sağlar’’ ifadelerini kullandı.

  • Özge Ulusoy yılbaşında şık olmanın püf noktalarını anlattı

    Ünlü Manken Özge Ulusoy ve Moda Blogger’ı Ümit Temurçin, MaviBahçe’de gerçekleştirdikleri söyleşide yılbaşında güzel ve şık görünmeyi sağlayacak önerilerde bulundu.

    İzmir’in yaşam alanı MaviBahçe çok özel bir moda etkinliğine imza attı. Manken Özge Ulusoy ve Moda Blogger’ı Ümit Temurçin, yılbaşı gecesi ve 2017 modasına ilişkin MaviBahçe’de bir söyleşi gerçekleştirdi. MaviBahçe C blokta gerçekleşen ve ziyaretçilerin büyük ilgi gösterdiği söyleşide şık ve güzel görünmenin püf noktalarını anlatan Özge Ulusoy, “Şık olmak için çok fazla para harcamaya gerek yok. Ben her zaman indirimleri takip ederim. Her kadının gardırobunda olması gereken şeyler var. Siyah bir elbise, vücudunuzu iyi gösteren bir jean, şık bir deri ceket, beyaz gömlek ve güzel bir tişört, siyah büyük ve küçük bir çanta, iki renk açık ayakkabı ve topuklu çizme mutlaka gardırobunuzda bulunmalı. Bu ürünleri ve ekleyeceğiniz aksesuarları kullanarak çok farklı, şık ve güzel görünebilirsiniz” dedi.

    “Yılbaşı gecesi kırmızı giymeyelim”

    Yılbaşı gecelerinde kırmızı giyinmenin artık bir klişe haline geldiğini anlatan Ulusoy, kırmızı giyinmeyi önermediğini söyledi. Yılbaşı günü için bir uğuru olduğunu ifade eden Ulusoy, “Yılbaşı için illa özel bir alışveriş yapmıyorum. Ama o gün giyeceğim çorabın ya da bir küpenin yeni olmasını istiyorum. Yeni bir eşyanın bana önümüzdeki yıl bolluk, bereket getireceğine inanıyorum” diye konuştu. Yılbaşında moda renkler; yeşil, mürdüm, koyu sarı, bordo gibi tonlara bakacağını anlatan Ulusoy, o gün bir elbise ve açık bir ayakkabı giymeyi düşündüğünü söyledi.

    “Bizler tekstil sektörünün bir yüzüyüz”

    Ulusoy, Moda Blogger’ı Temurçin ile birlikte yılbaşı için hazırladıkları kombini anlatırken, ikili söyleşide izleyicilerden gelen soruları da yanıtladı. Türkiye’nin en büyük lokomotiflerinden birinin tekstil sektörü olduğunun altını çizen Temurçin, “Bizler sadece bu sektörün birer yüzüyüz” dedi.

  • “İş hayatında başarılı olmanın sırrı”

    Çoğu kişi başarıdan söz ederken geçmişte yapılmış veya gelecekteki planlarından bahseder. Sinan Ergin, gerçek başarının kişinin yaşadığı anda yaptıklarıyla ölçülendirdiği durumlar olduğunu belirtti.

    Live Consulting and Academy Kurucusu Sinan Ergin, ’Gerçek başarı’yı geçmiş veya gelecek odaklı değil, kişinin şuanda yaptıklarıyla ölçülebilen bir olgu olarak nitelendirdi. Ergin, kişilerin başarılarını anlatırken geçmişteki güzel anıları paylaştıklarını, yaşları biraz daha genç olanların ise gelecekte gerçekleştirecekleri başarılarının hayallerini kurduklarını belirterek aslında gerçek başarının, kişinin yaşadığı anda yaptıklarıyla ilgili olduğunu savundu.

    “Gerçek başarı canlı olmaktır”

    Sinan Ergin, ”Düşünmek gerekir neden geçmiş ve gelecek ile ilgili konuşur insan. Bunun sebebi geçmiş başarılarımızın bir daha mümkün olamayacağı yönündeki inancımız olabilir mi. Ya da gelecekteki başarımızın eskisinden çok farklı olmayacağı. Yani kendimizi oyalamamız bir nevi kaçışımız. İnsan kendini neden eski veya yeni hayallerle kandırır.? Şimdi başarılı olamaz mıyızşimdi başarılı değil miyiz.Şu an kendini anlayan, bir huşu, rahatlık ve yüksek özgüven içinde olan kişi başarılı değil midir. Gerçek başarı ne olabilir. Geçmiş ve ya gelecek hayallerinde yaşayan kişi, yani kaçan kişi canlı mıdır. İnsan sadece şimdi başarılıdır. Çünkü gerçek başarı canlı olmaktır” dedi.

    “Geçmiş ve gelecek değil, şimdi canlı olmak gerçek başarıdır” diyen Ergin sözlerine şöyle devam etti: “Asıl eğitim bunu anlamaktır. Sadece canlı olanlar, yaşayanlar bu anı güzelleştirirler. Sadece bu anı canlı olarak hissedenler yıkılmaz gözüken duvarları yıkabilirler. Sadece bu anı canlı yaşayanlar canlı olmanın önemini anlayabilirler. Sadece bu anı anlayanlar kendilerini ve içlerindeki sınırsız gücü bilebilirler. Ne mutlu bunu anlayana ve bu amaçla çalışanlara”. Sinan Ergin, kişilerin eğitim konularını daha detaylı incelemesi için live-ca.com adresinden, eğitim videoları için de youtube livealive Sinan Ergin kanalından yüzlerce videoyu canlı izleyerek iş hayatında başarının kapılarını aralayabileceklerini sözlerine ekledi.

  • Aşut: “Gençler memur olmanın cazibesine kapılıyor”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye’nin memurlar ülkesi yolunda ilerlemesinin gelecek açısından endişe verici olduğunu ifade ederek, “Gençlerimiz zorlu ekonomik piyasalar karşısında memur olmanın cazibesine kapılmakta ve üretimden uzaklaşmaktadırlar. Bu ülkenin döviz kaynağı ihracatçıları sayesindedir. Bu ülkenin cari açığının kapanması ihracata dayalı üretim yapan KOBİ’lerin sayesindedir” dedi.

    Türkiye Ekonomik Politikalar Araştırma Vakfı (TEPAV) tarafından yayınlanan istihdam izleme sonuçlarını değerlendiren Başkan Aşut, yayınlanan sonuçlara göre geçen 12 ayda KOBİ’lerdeki istihdamda 10 bin sigortalı çalışan azalırken, sadece 2016 Temmuz ayında bir ayda sigortalı çalışan sayısının 272 bin azaldığını söyledi. Rakamlara dikkatle bakılması gerektiğini belirten Aşut, “Özellikle en çok azalmanın olduğu 10 temel sektör içinde 4 tanesinin üretim ve imalat sektörü olması çok önemli. Bir sektörde istihdam hızlı bir şekilde azalıyorsa o sektörde ciddi bir sorun var demektir. Ekonomisi üretim ve imalat yapan KOBİ’lere bağlı bir ülke olarak imalat sanayindeki bu istihdam düşüşü tehlikeli bir durumdur. Hükümetimiz bu tehlikeyi hızlı gördü ve acil bazı eylem planları, yeni bir teşvik mantığı ile gündemi olumluya dönüştürmeye başladı. KOBİ’ler ülke ekonomisinin omurgasıdır. Çünkü KOBİ’lerin çoğu ihracat odaklıdır. Yani, ülkenin cari açığını kapatacak yegane enstrüman KOBİ’lerdir. 2015-2016 verilerine baktığımızda genel sigortalı çalışan anlamında bir önceki yıla göre 167 bin artış var. Kamu çalışan sayısında ise 124 bin artış var. Kamuda hızlı bir şekilde devam eden memur alımları ve Türkiye’nin bir memurlar ülkesi olma yolunda ilerlemesi geleceğimiz açısından endişe veriyor” diye konuştu.

    “Bu ülkenin döviz kaynağı ihracatçıları sayesindedir”

    Ekonomisi güçlü devletlerin, girişimcilerin çoğunluğu ile bu noktaya geldiğini vurgulayan Aşut, “Gençlerimiz zorlu ekonomik piyasalar karşısında memur olmanın cazibesine kapılmakta ve üretimden uzaklaşmaktadırlar. Öte yandan 2015-2016 yılında esnaf sayısı 53 bin azalırken, yine kayıtlı çiftçi sayısı da 99 bin azalmıştır. Yani, memur sayısı sürekli artarken ülkenin girişimci sayısı, esnaf sayısı, üretim ve imalattaki KOBİ’lerin istihdamı önemli bir azalma göstermiş. Gittikçe memurlaşan bir ülkede ülkenin zenginleşmesini, cari açığın kapanmasını, vergilerle bütçenin zenginleşmesini kim sağlayacak? Bu ülkenin döviz kaynağı ihracatçıları sayesindedir. Bu ülkenin cari açığının kapanması ihracata dayalı üretim yapan KOBİ’lerin sayesindedir. Bu ülkenin hizmet için topladığı verginin artmasının nedeni esnaftır, çiftçidir, girişimcileridir. Eğer bu ülkenin girişimcisi, esnafı, çiftçisi, sanayicisi, ihracatçısı, üreticisi bu sektörlerden çıkarsa, ülkenin geleceği olan gençler girişimci olmak, katma değer oluşturmak yerine, birer memur olma yarışına girerse, ülkemiz hangi insan kaynağıyla ve nasıl bir ekonomik modelle Dünyanın ilk 10 ekonomisi içine girecek? Bu zenginliği kim, nasıl oluşturacak” şeklinde konuştu.

    “Türkiye, özel sektör ile ekonomik sınavdan başarıyla çıktı”

    2008-2009 küresel finans krizinin 100 yılda dünyanın gördüğü en ciddi ekonomik krizlerden biri olduğunun altını çizen Aşut, açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Gerçekten hala bu kriz atlatılamadı. Dünya 2008 öncesi küresel ticaret hacmine hala ulaşamadı. Bu krizin büyüklüğünü sosyal ve siyasal sonuçlarıyla da görüyoruz. Son yıllarda yaşanan Arap baharı, Kuzey Afrika’daki sosyal ve siyasal hareketler, iç savaşlar, Suriye’den Yemen’e kadar yaşananlar. Tüm bunların arkasında 2008 küresel finans krizinin rolü vardır. Gerek bu bölgelere yakınlığından dolayı, gerekse bu bölgelere olan büyük ticaretinden dolayı Türkiye bu yangınların arasında kalmıştır. Ekonomimiz ciddi zarar görmüştür. Sadece bu bölgelere olan ihracatımız değil, aynı zamanda pazarlarımıza giden yollar da zarar görmüştür. Her şeye rağmen Türkiye makro bütçe yapısından taviz vermemiş ve bu sınavı Avrupa’nın iflas ilan eden devletleri göz önünde tutulduğunda iyi vermiştir. Ve unutulmaması gereken bir şey var ki, eğer Türkiye 2008 krizini birçok gelişmiş ülkeye göre daha kolay atlatabildiyse ve sosyal, siyasal ve ekonomik istikrarını sağlayabildiyse bunun arkasında özel sektörün ekonomiye verdiği güç vardır. Eğer özel sektörün, KOBİ’lerin dünya ile rekabet eden o gücü olmasaydı bu kriz atlatılamazdı. İşte bundan dolayı güçlenen bir memur devlet değil, güçlenen bir girişimci devlet, özel sektörün çok güçlü olduğu bir Türkiye, ekonomisiyle de demokrasisiyle de dünyanın ilk 10 ülkesi içinde olacaktır. Vizyon bu olmalıdır.”

    İş dünyası olarak kendilerinin gerçekçi bir camia olduğunu belirten Aşut, “Bardağın yarısı bizim için hep doludur. Yani, umudumuzu asla kaybetmeyiz. Ama bardağın yarısının boş olduğu gerçeğini de asla unutmayız. Bundan dolayı zaman zaman gündeme getirdiğimiz eleştiriler bir umutsuzluk veya karamsarlık oluşturma çabası değil, aksine sorunlarımızı görüp tedbir alma çabasıdır. Biz kendimize, kentimize, devletimize ve milletimize güveniyoruz. Tüm bunları yapabilecek gücümüz olduğunu bildiğimiz için bunları söylüyoruz. Yeter ki sanal gündemlerden sıyrılıp, kendi gerçek gündemlerimize odaklanalım. Yeter ki 29 Ekimlerin, 15 Temmuzların ruhunu yaşatalım ve birlik olalım, tek yürek olalım” ifadelerini kullandı.

  • Mutlu olmanın yolu bal ürünlerinden geçiyor

    Aydın Arı Yetiştiricileri Birliği öncülüğünde düzenlenen ’Apiterapi” konferansına konuk olarak katılan Romanyalı Apidiyetisyen Alina Varadi, arı ürünleri tüketiminin insan sağlığı üzerindeki etkileri konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

    Dünya sağlık alanında arı ürünlerini kullanarak büyük gelişmeler sağlayan Romanyalı Apidiyetisyen Alina Varadi, insanların arı ürünlerinin önemini anlamalarını ve tüketmeleri konusunda tavsiyelerde bulunarak yaptığı araştırmalar sonucunda altın değerinde bilgiler elde ettiğini söyledi. Apidiyetisyen Varadi, herkesin vücudu için gerekli olan besin değerlerinin aslında arı ürünlerinde bulunduğuna vurgu yaparak,”Herkesin vücudu için gerekli olan besin değerleri aslında arı ürünlerinde bulunmaktadır. Bu nedenle arı ürünleri en etkili tedavi yöntemidir. Arı ürünleri üzerine 6 yıl önce başlattığım araştırma sonucunda inanılmaz değerler elde ettim. Ürünlerin içeresinde bulunulan besinleri kullanarak bu defa ne amaçlı kullanılabileceği konusunda araştırmalar yaptım. Araştırmaları sadece bir ülkede değil bir çok ülkede ortam yapısına göre incelemede bulundum. Çoğu arıcının ürettiği arı ürünleri tüketmediğini gördüm. Şayet tüketim olursa ne kadar faydalı olduğunu kendileri de görecektir” dedi.

    “Tıpta arı ürünler kullanımı tümör ve kanser hastalarına iyi gelebilir”

    Arı ürünlerinin tıp da kullanımı ile birlikte kanser ve tümör’ün yok edilebileceği konusuna değinen Apidiyetisyen Varadi,”Dünyayı gezerek insanların ne kadar polen tüketimi yaptıkları ne kadar tüketim yapılması gerektiği konusunda uzun süren araştırmalarda bulundum. Elde ettiğim değerler sonrasında yeni bir besin piramidi ortaya çıkardım. Benim yaptığım besin piramidin en önemli besin noktasını bal ürünleri yer alıyor. Sonuç olarak insanların daha sağlıklı bir yaşam sürdürmeleri için bir denge kurdum. En önemlisi ise yaptığım araştırmalar sonucunda bu dengenin sağlanması ve arı ürünlerinin tüketimi sağlanırsa kanser ve tümör gibi hastalıkların ilerlemesi yavaşlatılabilir hatta yok edilebilir. Farkı ülkelerin besin piramidini incelediğimde yanlış tüketimler gördüm. Yanlış tüketimlerin en büyük sonucu olarak obeziteyi görmek mümkündür. Araştırmalarımda tüketimi yapılırken örneğin et tüketilirken süt ve benzeri ürün tüketilmemesi gerektiğini gördüm. Sonuç olarak tüketim yapılırsa çeşitli rahatsızlıklar meydana gediğini gördük. Sağlıklı bir tüketim olması için dengeli bir beslenme sağlanmalıdır. Konu üzerine hastalarda yapılan pozitif bir yaklaşımla olumlu sonuçlar elde ettik. Bir örnek daha vermek gerekirse gün içesinde az miktarlarda sa olsa arı ekmeği, polen ve arı sütü tüketimi yaptığında mutlu olduğunu ve çevresindeki insanlarla iletişim haline geçtiğini gözlemleyebiliriz. Bu nedenle tüketim yapılmasını tavsiye diyoruz. Önemli noktalardan biriside bol su tüketimini eksik etmemenizdir. Aç hissediyorsanız dahi su için insan vücudu çok yemeğe değil yememeye ihtiyaç duyar. Tabi ki insan vücudu kişiden kişiye farklık gösterir. Bu nedenle herkes yapısına göre dengeli bir beslenme sağlanmalıdır” diye konuştu.

    “Şeker yerine bal tüketin”

    Şeker yerine bal tüketilmesi konusunda da tavsiyeler veren Apidiyetisyen Varadi, ”Türkiye’de gözlemlediğim bir nokta ise bol şeker tüketimidir. Bal üretiminin yok olarak üretildiği bir ülkede neden bu kadar şeker tüketildiğini anlamış değilim. Şekerin aşırı tüketimi insan sağlığını olumsuz etkilemektedir. Şeker yerine bal tüketilmesini sağlamamız lazımdır. Bunun sonucunda hem bal tüketimini arttırmış hemde sağlıklı bir ürün tükettiş oluruz. Sıcak suyun bak üzerinde zehir etkisi yarattığını söyleyebilirsiniz ve bu konuda haklısınız da ama çay uzun süreli bir tüketim olmadığı için zehirsel bir etki sağlamaktadır. Hatta diyorum ki bütün tatlılarınıza balla yapmanızı tavsiye ediyoruz. Balın mükemmel bir ürün olduğunu artık anlamalıyız. Bal şeker rahatsızlığını ortaya çıkarmadığı gibi şeker hastalarına bir zararı yoktur. Arı ve arın ürünleri son zamanlarda önemi fark edilmekte ve tıbbi anlamda yok alınmaya başlanmıştır. Vücudun ihtiyacı olan her şey polenlerin içerisinde bulunmaktadır. Özellikle potasyum oranı diğer çok yüksektir ve vücudun temizlenmesinde büyük rol üstlenir. Kanıtlanmış verilere göre dünya üzerinde sağlıklı ve uzun yaşayan insanların arıcılıkla uğraştığını göreceksiniz. Arı ürünleri hayatımızda yer edinmelidir” şeklinde konuştu.

    Arıcılığın ve arı ürünlerinin tüketimi değinen Prof. Dr. Muhsin Doğaroğlu ise,”Elimizdeki değerlere sahip çıkmalıyız. Arıcıkla ilgilenen araştırma yapan Türkiye’nin ilk hocasıyım. Geçmişte arıcılık üzerine kimse el atmamış ve ben bu konuda ilklere adım attım. Bizler bilimde ne kadar ileri olsakda projelerimiz olmadan ileri gidemiyoruz. Yüzyıllar önce bal ürünlerini tıp alanında kullanmışız. Ama geçmişimize sahip çıkmadığımız için unutulup gitmiş görünüyor. Tıp alanında İbn’i Sina sayesinde elde ettiğimiz değerleri unutmuş, unuttuğumuz gibi başkalarına kaptırmışız. Arı ürünleriyle tedavi diğer ülkelerde önem arz etmektedir. Bir çok ülke arı ürünleri eczanelerde doktor reçetesi ile tedavide kullanılıyor. Tıpta çaresi yok denilen bir çok hastalığın çaresi aslında bal ürünlerinde yer almaktadır. Romanya bu noktada ilklere sahne olmuştur. Neden Romanya derseniz Romanya arı ürünleri üretimi ve tüketimi noktasında denge kurmuş bir ülkedir. İnsanlar arı ürünlerinde araştırmalar yaparak tedavi yöntemi bulmuşlardır. Ben dahi arı ürünleri tüketimi yaparak bir dönem yaşadığım rahatsızlığımı atlatmış bulunuyorum. Bu noktada bilinçsiz tüketimden bahsetmiyorum neyin ne amaçlı kullanıldığını öncelikle bilmeliyiz. Düzenlenen bu konferanslar öncelikle arıcılarımızı bilinçlendirerek halkın arı ürünlerine bakış açısını değiştirmek istiyoruz. Arı ürünlerinin ne kadar değerli olduğunu anlamalıyız. Konferansın faydalı olması dileğiyle katılımlarınızdan dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.