Etiket: Olmakla

  • HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: ”Asgari ücretteki artış önemli olmakla birlikte yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri karşılamamıştır”

    HAK-İŞ Genel Başkanı Arslan: ”Asgari ücretteki artış önemli olmakla birlikte yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri karşılamamıştır”

    HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, 2021 yılı için net 2 bin 825 TL olarak belirlenen asgari ücretteki artışın önemli ancak yeterli olmadığını belirterek, “Gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek için kullanılması gereken temel bir sosyal politika aracı olan asgari ücretteki artış, önemli olmakla birlikte pandemi nedeniyle yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri karşılamamıştır” dedi.

    HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan, açıklanan asgari ücretle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, “2021 yılı için net 2.825,90 TL olarak belirlenen asgari ücretteki artış, enflasyonun üzerine denk gelen önemli ancak yeterli bir artış değildir. Gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermek için kullanılması gereken temel bir sosyal politika aracı olan asgari ücretteki artış önemli olmakla birlikte, pandemi nedeniyle yaşadığımız olağanüstü koşullar dikkate alındığında beklentileri ve asgari yaşam standardını karşılamaktan uzak kalmıştır” dedi.

    Arslan, asgari ücretin yaşam standardının ve gelir dağılımının önemli bir unsuru olduğunu, ücretlerin minimum düzeyini belirleme aracı olduğunu belirtti. Buna karşın Türkiye’de uygulanan asgari ücretin bir standart oluşturmaktan uzak bulunduğunu kaydeden Arslan, hükümetin çalışma hayatına yönelik aldığı önleme ve tedbirlere rağmen pandemi koşulları nedeniyle bazı sektörlerde çalışanların mağdur olduğu, iş ve gelir kaybı yaşadığı kritik bir süreç yaşandığını belirtti. Açlık ve yoksulluk araştırmalarında ortaya çıkan rakamlar dikkate alındığında yapılan artışın asgari ücretli bir ailenin yaşam şartlarının ne kadar zor olduğunu ortaya koyduğunun altını çizen Arslan, asgari ücret belirlenirken bu mağduriyetleri giderecek, çalışan ve ailesinin günün ekonomik ve sosyal koşullarına göre insanca yaşanmasını mümkün kılacak, insanlık onuruyla bağdaşacak bir ücret olmasının en büyük beklentileri olduğunu ifade etti. HAK- İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan açıklamasının devamında şunları belirtti:

    “HAK-İŞ olarak çalışanların yaklaşık yüzde 45’ini doğrudan ilgilendiren ve Türkiye’nin en büyük toplu iş sözleşmesi anlamına geldiğini düşündüğümüz asgari ücret konusunu iş birliği yapılması gereken konuların başında görüyor ve bunun gereğini yerine getirmek için de çalışıyoruz. İşçi kesimini temsilen komisyonda yer alan TÜRK-İŞ’in, HAK-İŞ ve DİSK’in görüşlerini de alarak işçi kesiminin tek ses olarak hareket etmesini çok önemsedik ve katkı verdik. 2021 yılı için geçerli olacak asgari ücret konusunda üç işçi konfederasyonu ortak açıklamada bulunarak, asgari ücretin ilkesel kriterlerini ve insan onuruna yaraşır bir seviyede belirlenmesi için talebimizi ilettik. Ancak gelinen noktada taleplerimizin tam olarak karşılanmadığını görüyoruz.”

    Asgari ücrete ilişkin başından beri dile getirdikleri taleplerini bir kez daha ifade etmek istediklerinin altını çizen Arslan, ”HAK-İŞ olarak asgari ücrete ilişkin başından beri dile getirdiğimiz taleplerimizi bir kez daha ifade etmek istiyoruz. Asgari ücret Asgari Geçim İndirimi (AGİ) hariç ve net olarak açıklanmalıdır. Asgari ücret belirlenirken yılsonunda gerçekleşen enflasyon oranları dikkate alınmalı ve bu oranın üzerine iyileştirme ve refah payı ilave edilmelidir. Konfederasyonumuz, gelir dağılımının adil bir şekilde gerçekleşmesine yönelik olarak bireylerin gelirlerine, harcamalarına ve servetlerine göre vergiye tabi tutulması konusundaki her türlü çalışmayı desteklemektedir. Bu çerçevede asgari ücretin üzerindeki vergi yükünün kaldırılmasını, ücretlerin asgari ücrete tekabül eden kısmının vergiden muaf olmasını talep etmekteyiz. Açıklanan rakam, konfederasyonlar tarafından geçen yıl başlatılan ve bu yıl devam ettirilen sürecin toplumun refahını sağlamak ve çalışanların gelir düzeyini artırmak için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. İşçilerin beklentilerinin tam olarak karşılandığı bir asgari ücret hayırlı olacaktır” değerlendirmesini yaptı.

  • Özlü: “Yerli otomobil, sadece teknolojik bir ürün olmakla kalmayacak, bütün dijital trendlere de cevap verecek”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye’nin üreteceği yerli otomobilinin sadece teknolojik bir ürün olmakla kalmayacağını bütün dijital trendlere de cevap vereceğini söyledi.

    Bursa’da düzenlenen Otomotiv Yan Sanayi Zirvesi, Crown Plaza Hotel’de düzenlendi. Zirvede konuşan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Bu toplantılardaki temel amaçlarımız Türk sanayisinin dinamosu olan değişik sektörlerimizin temsilcilerini dinlemek sizlerin görüşlerini almak ve hep birlikte ortak akıl, ortak vizyon ve ortak strateji belirlemektir. Dolayısıyla sizlerin katkıları hepimizin için son derece kıymetlidir. Türkiye’de ileri teknoloji yolculuğunda birbirimizi anlamak, uyum içinde hareket etmek ve somut çözümlere imza atmak istiyoruz. Bütün sektörlerin temel gücü ve kaldıracı tedarik sanayileridir. Tedarik sanayinin gücü özellikle otomotiv sektöründe son derece belirleyici konumdadır. Tedarik sanayi olmadan otomotiv sanayi olmaz. Tedarik sanayi ile desteklenmeyen bir otomotiv sektörünü geleceği olamaz. Bu nedenle Türk otomotiv tedarik sanayisinin büyümesi ve güçlenmesi ekonomimiz açısından son derece önemlidir” dedi.

    Otomotivde yeni bir dünya düzeni kurulduğunu ifade eden Özlü, “Bütün ezberler bozuluyor. Bugünlerde mukayese edilemeyecek kadar farklı bir araç dünyası geliyor. Konvansiyonel yani içten yanmalı klasik araç dünyasının sonuna gelmiş bulunuyoruz. Fransa, Almanya, Norveç, İngiltere ve Kanada gibi ülkeler yakın gelecekte benzinli ve dizel araçların kullanımını yasaklayacaklarını açıkladı. Ayrıca dünyanın en büyük otomobil pazarı olan Çin, sıfır emisyon planını açıkladı. Bu vizyon değişimi ile birlikte otomotiv dünyası, yepyeni bir yöne doğru kaymaya başladı. Çok sayıda otomotiv şirketi otomotiv sektörüne girdi. Teknoloji şirketlerinin otomotiv sektörüne girişi ile birlikte otomotiv sektörü AR-GE faaliyetlerinin merkezine dönüştü. Her otomobil firmasının aynı zamanda AR-GE firması gibi davranması geleneksel üretim anlayışını kökünden değiştiriyor. Dijitalleşme, teknoloji ve otomotivin, her parçasına dokunmaya başladı. Bundan sonra dijital dönüşüme yön verenler otomotiv sektörünün geleceğini de belirleyeceklerdir” şeklinde konuştu.

    Yeni otomotiv dünyasında elektrikli, otonom, internet bağlantılı paylaşımcı araçlar ön plana çıkacağını belirten Bakan Özlü, “Yeni otomotiv dünyasının güçlü aktörlerinden birisi olmak için trendleri doğru okumak, hazırlıklı olmak, planlarımızı buna göre yapmak durumundayız. Bu değişime ayak uydurmamız sadece otomotiv dünyası için değil, Türk ekonomisinin geleceği için de son derece gereklidir. Çünkü Türk ekonomisi ve sanayisinin taşıyıcı klonlarından biri de otomotiv sektörümüzdür. Teknolojik gelişmelere liderlik edecek sektörlerin başında otomotiv endüstrisi ve bu sektörü destekleyen tedarik sanayisi gelmektedir” diye konuştu.

    “Artık İhracata yönelik araç üretiyoruz”

    Teknolojiye liderlik etmek kalkınmaya liderlik etmek olduğunu ifade eden Özlü, “Dolayısıyla tedarik sanayisi ile birlikte Türk otomotiv sektörümüzün ülkemizin kalkınmasına öncülük etmesini istiyoruz. 2017 yılında 2016’ya göre yüzde 20’lik bir artışla 1 milyon 143 bin adet otomobil ürettik. Artık saatte 130 adet, dakikada 2 adet otomobil üreten bir Türkiye var. Ürettiğimiz otomobillerin yüzde 80’ini ihraç ediyoruz. Bu rakamlar övünülecek rakamlardır. Bu rakamlar 50 yılı aşkın otomobil tecrübemiz sonucu ortaya çıkan rakamlardır. Daha önceleri sadece iç pazara yönelik araç üretilirken, şimdi ise ihracata yönelik araç üretiyoruz. Bu yapısal değişimin sonucu olarak hem ana hem de tedarik sanayimizde küresel ölçekli rekabet gücü olan bir Türk otomotiv sanayisi ortaya çıktı” dedi.

    Bundan sonra otomotiv tedarik sanayisinde en büyük hedefimiz yeni teknolojilere uygun olarak yerlilik oranını arttırmak ve ithal ara malı oranını azaltmak olduğunu ifade eden Özlü, “Üretimde kullanılan ara malı ithalatını makul düzeye çekeceğiz. Otomotiv ana sanayinin ithal malzeme oranı İngiltere’de yüzde 18, İtalya’da yüzde 13, Almanya’da yüzde 12, Japonya’da yüzde 6, Fransa’da yüzde 5, Güney kore’de yüzde 1 düzeyindedir. Bu oran ülkemizde yüzde 50 civarındadır. İşte bu oran neden yerli otomobil yapıyoruz, neden yerli ve milli sanayi diyoruz sorusunun cevabıdır. Bu şartlar altında bir aracın neredeyse tümünü üretecek yetkinlikte olan Türk otomotiv ve tedarik sanayisini yerlileştirme politikası ile desteklemeye kararlıyız. İthal ettiğimiz otomotiv parçalarının yerlileştirilmesi hedefi bakanlığımızın odak sektörler politikasında yerini almıştır” şeklinde konuştu.

    Türkiye ithal ettiği yüzlerce ara malını kendi insan kaynağı ile kendi teknolojisi ve sermayesi ile üretmek yeteneğine fazlası ile sahip olan bir ülke olduğuna dikkat çeken Bakan Özlü, “Mesele sadece özgüven meselesidir. Türk otomotiv sektörü, 50 yıllık birikimi ile ve donanımıyla, bu özgüvene sahip bulunuyor. Bu özgüvenimizin, çok önemli bir göstergesi de hiç şüphesiz Türkiye’nin otomobili projesidir. Memnuniyet ile ifade etmek isterim ki Türkiye’nin yerli otomobili, sadece teknolojik bir ürün olmakla kalmayacak, bütün dijital trendlere de cevap verecektir. Bu anlamda sizlerden yerli otomobil projemizi küresel aktör olma hedefimizin önemli bir parçası ve eşiği olarak görmenizi istiyorum. Yerli marka otomobilimiz, yerli tedarik sanayimize de önemli katkılar sağlayacaktır. Türkiye’nin otomobili, Türk otomotiv sektörüne sıçrama yaptıracaktır. Bakanlık ve hükümet olarak, yüksek teknolojili ürünlere odaklanmış durumdayız. Elektrikli araç depolama sistemlerinden, hibrit araçlara, petro kimyadan raylı sistemlere kadar, bir çok sektörde teknolojik yatırımlarına önemli oranda teşvikler verilmiştir. Aynı şekilde bakanlığımıza bağlı, tüm kuruluşlarımız, bütün enerjilerini, yüksek teknolojiye odaklamış durumdadır” ifadelerini kullandı.

    KOSGEB ve TUBİTAK kaynaklarını teknoloji odaklı ürünlere, teknoloji odaklı tasarımlara destek vermeye yönlendirdiklerini belirten Özlü, “Yüksek teknolojili üretim cari açığın panzehridir. Teknolojiye yatırım yaparak, cari açık problemini çözmeye kararlıyız. Bütün imkanlarımızı iş adamlarımıza bütün girişimcilerimize bütün firmalarımıza kullanacağız. Şunu söylüyoruz ki artık yüksek teknoloji zamanıdır. Yarını değil 3 ay sonrasını değil 1 yıl sonrasını değil hemen şimdi bugün ileri teknoloji zamanıdır. Sizlerin cesur olmanızı, kendinize güvenmenizi istiyoruz. Devletimiz her koşulda yanınızda olmaya devam edecek. Otomotiv tedarik sanayi zirvesinde siz kıymetli sektör temsilcilerinden sektörün sorunlarını ve taleplerini birinci ağızdan dinleyeceğiz. Taleplerini ve önerileriniz bizim için son derece önemlidir. Zirvemizin yol gösterici olmasını diliyorum” dedi.

  • Viyana’da Osmanlı şehitlikleri yok olmakla karşı karşıya

    Avusturya’nın başkenti Viyana’da Birinci Dünya Savaşı sırasında şehit olan Osmanlı Türk askerlerinin yattığı alan, ilgisizlikten yok olmakla karşı karşıya.

    Viyana’daki Simmering Merkez Mezarlığı (Zentralfriedhof Simmering, tor 3) 3 numaralı giriş kapısından girilen bu mezarlıkta, 91-92 numaralı alanda bulunan Osmanlı Türk mezarları, düzenleme çalışması yapılarak müslümanların ziyaret edecekleri günleri bekliyor.

    ‘Osmanlı şehitlerinden bazılarının isimleri’

    Mezar taşlarında ay yıldızlı olup, isim ve sıra numaraları yazılı olan isimler arasında Kılıc Ömer, Mustafa Oğlu Muhammed, İbrahim Oğlu Hasan, Ali Oğlu Ömer, Mustafa Oğlu Hasan, Sadullah Oğlu Serkan, Hüseyin Oğlu Mustafa, Rafet İsmail, Rasim Hasan Ali, Hasan Oğlu Abdullah, İmam Oğlu Salih, Ahmet Ali Mümin, Hasan İbrahim, Musa Oğlu Yasin, Hasan İbrahim adlarında yüzlerce şehit yatıyor.

    ‘Türkiye’den yetkililer gelip araştırsınlar’

    Mezarlık çalışanlarından Adem Sönmezcan İHA muhabirine yaptığı açıklamada, ’Ben bu mezarlıkta 1994’de çalışmaya başladım. Avusturyalılar burada yatmakta olan Osmanlı askerleri olduğunu söylediler. Ondan sonra ben de buraya geldim, mezarları araya araya buldum. Buradaki camilerde insanlara anlattım ve arkadaşlar geldiler mezarlıkta Fatihalar okudular. Eğer mümkünse devlet yetkililerinden ricam, buranın yetkililerine baş vurup arşivi araştırsınlar. Gereken bilgileri arşivden alsınlar. Burada yatan ecdatlarımız hakkında bilgi alıp durumu öğrensinler” dedi.

    Sönmezcan, “Ecdadımla her zaman gurur duyuyorum. İnşallah sayın Cumhurbaşkanı’ndan veya Kültür Bakanlığından ricam buraya bir el atsınlar istiyorum. Biz 1914- 1918 tarihlerinde birinci dünya savaşına Avusturya ile beraber katıldık. Şimdi devletler arası problemler olabilir. Bunlar geçicidir düzelecektir. Avusturyalılar biz bu Türklerle birinci dünya savaşında birlikte savaştık diyeceklerdir. Burada değişik ülkelerin mezarlıkları var. Onların mezarlıkları çok düzgün yapılmış sahiplenmişler. Bizim şehitlerimize de düzgün bir şeyler yapılmalı, niye yapılmadığına şaşıyorum. En azından buraya da ilgi olur” dedi.

    ‘11.Viyana’da Simmering merkez mezarlığı 91-92 numaralı bölgede’

    Sönmezcan, “Bu 91-92 numaralı alanda bulunan Türk mezarları arşivden alınan bilgiler doğrultusunda açılır. Buralarda düzenleme yapılarak müslümanların ziyaret etmeleri sağlanır. Bu şehitlerimiz de böylece sahipsiz yatmazlar. Diyecek bir şey bulamıyorum. Devlet yetkilileri bu probleme bir çözüm bulacaklarına inanıyorum. Avusturya askerleri önceleri bakım yapıyorlardı son 4-5 senedir bakım yapılmıyor. Bu alan çok büyük, her ülkeden çok karışık mezarlar var” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    ‘Buraya sahip çıkılmazsa burası yeşil alan olur’

    Mezarlık çalışanlarından İsa Üzülmez ise ‘’Avusturyalılar eskiden buraya elinden geleni yapıyorlardı. Şimdi buraya sahip çıkılmazsa onların da yapabileceği bir şey yok. Burası, yeşil alan olur kaybolup gider. Başka bir şey de yapılamaz” dedi.

    ‘Burada ’’ Türk Şehitliği Anıtı’’ olsun insanlar gelip ziyaret etsinler’

    Üzülmez, “İnsanlar bize gelip ülkelerinin mezarlıklarını soruyorlar. Biz de onlara yardımcı oluyoruz. Bize hiç bir Türk gelip burada Türk mezarlığı nerede, var mı diye soran olmadı. Biz istiyoruz ki burada Türk Şehitliği Anıtı olsun insanlar gelip ziyaret etsinler. Bizim gibi Türk asıllı mezarlık çalışanları var gelen insanlarımıza yardımcı olur. Devletimiz yeter ki buraya bir şeyler yapsın başka bir şey istemiyoruz” dedi.

    ‘Viyana’da 100 bin Türk yaşıyor şehitleri bilen yok’

    Üzülmez, Viyana’da 100 bin Türkün yaşadığına değinerek, “Biz Viyana’da yaşayan Osmanlı torunlarıyız. Biz bu şehitlerimize sahip çıkamıyoruz. Gerçi torunları olarak elimizden geleni de yapıyoruz. Buraları temizliyoruz. Dualarımızı yapıyoruz. Viyana’da 100 bin Türkün yaşadığını biliyoruz. Kaç Türk burayı biliyor, kaçı buraya ecdadımızın yanına gelip dua ediyor. Diğer ülkeler mezarlarına sahip çıkmışlar gerekli düzenlemeyi yapmışlar. Türkiye devleti gerekli düzenlemeleri yapsın. Anıt şeklinde şehitliğimizin yeri belirlensin istiyoruz. Burada yaşayan insanlarımız bayramlarda gelip dua ederler. Buraya ziyaret turları düzenlenir. Çocuklarımızı buralara getirip burada yatan ecdatlarımız olduğunu öğretmiş oluruz’’ dedi.

  • UÜ Rektörü Ulcay: “Bazıları kızdıkları kişileri FETÖ’cü olmakla suçluyor”

    Uludağ Üniversitesi Rektörü Yusuf Ulcay, “Şu anda o kadar çok bilgi akıyor ki, her kızan birbirini suçluyor. Ben bunların hepsini açıklayacak olsam üniversitede çalışacak kimse kalmaz. Bu doğru bir şey değil. Onun için bunun süzgeçten geçmesi lazım. Biz haksız yere kimseyi itham etmek istemiyoruz” dedi.

    Ulcay, Uludağ Üniversitesi’ndeki FETÖ operasyonlarıyla ilgili açıklama yaptı. Ulcay, “Üniversitemizde bilinen bir takım yapılar, bir de bilinmeyen yapılar var. Hem vazife yapmak, hem de hakkaniyet ölçüsünde hareket etmek adına, ortaya Donkişot gibi çıkmamak veya bir şeyler yapıyormuş havasını vermemek için itinayla hareket edip, bilgileri doğrulamadan herhangi bir şey açıklamak istemiyoruz. Şu anda o kadar çok bilgi akıyor ki, her kızan, birbirini belli bir şeyle suçluyor. Ben bunların hepsini açıklayacak olursam üniversitede çalışacak kimse kalmayacak. Bu doğru bir şey değil. Onun için bunun doğrulanması ve süzgeçten geçmesi lazım. Biz de bu çalışmayı yapıp haksız yere kimseyi itham etmemek ve bir leke sürmemek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İlgili yerlerle YÖK’ün bize vermiş olduğu görevi, devlet kurumlarıyla çalışarak neticelendireceğiz. Ümit ederim bu hafta sonu ve önümüzdeki hafta sonu bitirip, gönül rahatlığıyla ilgili mercilerle paylaşacağız” diye konuştu.

    Ulcay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda üniversitede FETÖ üyesi çalışanlar mevcut. Devlet tarafından bize bildirilenleri zaten açığa aldık. Bizden istedikleri, buradaki çalışmanın bitmesi. Bu ayıklama, kimsenin kızdığına bir yafta yapıştırarak isim vermesiyle olmaz. Biz bunları doğrulamanın peşindeyiz. Onun için ayıklamaya çalışıyoruz. İlgili devlet mercileriyle görüştükten ve teyitlerini aldıktan sonra, YÖK’ün bize belirtmiş olduğu yol çerçevesinde bu işlemi tamamlayacağız”.

  • PKK Üyesi Olmakla Suçlanan 12 Kişi Adliyeye Sevk Edildi

    Denizli Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından yapılan operasyonda gözaltına alınan 12 kişi, tutuklama istemiyle adliyeye sevk edildi.

    Denizli Emniyet Müdürlüğü ekipleri, geçen gün terör örgütü PKK’ya yönelik operasyon düzenledi. Denizli’deki birçok eve eş zamanlı operasyon gerçekleştiren ekipler, operasyonlarda 19 kişiyi gözaltına aldı. Terörle mücadele ekiplerinin 6 aylık teknik ve fiziki takibinin ardından gerçekleştirilen operasyonda, evlerde çok sayıda örgütsel doküman ele geçirildi. Örgütsel dokümanlar tek tek incelenirken, polis ekipleri sayfalar süren çalışmaları klasörle savcılığa teslim etti. Aralarında HDP Denizli İl Eş başkanı N.N.E. ve Merkezefendi İlçe eş başkanı S.B.’nin de bulunduğu 7 kişi emniyetteki ve savcılıktaki sorgularının ardından serbest bırakıldı. Emniyette susma hakkını kullanan ve sorulara yanıt vermeyen 12 kişi savcıya verdikleri ifadenin ardından tutuklama istemiyle adliyeye sevk edildi. 12 kişi, terör örgütüne üye olmak, polise taş ve molotofla saldırmak ve terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla mahkemeye çıkarıldı.