Etiket: Olmak

  • Mehmet Can: “Sektöre yön veren olmak için çalışacağız”

    Can Holding Enerji Grubu Başkanı Mehmet Can, faaliyet gösterdikleri tüm sektörlerde olduğu gibi enerji sektöründe de sektöre yön veren bir özelliğe kavuşacaklarına inandığını söyledi.

    İnşaat’tan perakende’ye, sağlıktan turizme, gıda sektöründen enerji’ye pek çok alanda faaliyet gösteren Can Holding yatırımlarının karşılığını almaya başladı. Can Holding Enerji Grubu Başkanı Mehmet Can, “Holdingimiz 2015-2023 yıllarını kapsayacak bir yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Geride bıraktığımız dönemde enerji, perakende, inşaat, turizm, sağlık ve gıda sektörlerinde büyüdük. Bundan sonraki dönemde hem büyüme hem de uzmanlaşmaya devam edeceğiz” dedi.

    “Kaliteden asla ödün vermemeye gayret gösteriyoruz”

    Capital 500 ödüllerinde holding bünyesinde yer alan ‘Energy Petrol’ün ödülle döndüğünü kaydeden Can, gurur duyduklarını ama aynı zamanda böyle bir şeyi beklediklerini belirterek, “Yaptığımız her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünüp en düzgün şekilde yapmaya çalışıyoruz. Bir yandan büyürken öte yandan kaliteden asla ödün vermemeye gayret gösteriyoruz. Bu ödül de bir nevi bu sürecin bir sembolü” ifadelerini kullandı.

    Enerji sektöründe hem bölgesel güç hem de tedarik gücü anlamında projelendirilen adımların olduğunu belirten Mehmet Can: “Faaliyet gösterdiğimiz tüm sektörlerde olduğu gibi bu sektörde de sektöre yön veren bir özelliğe kavuşacağımıza inancımız tamdır” dedi.

    “Bu tür ödüller de bizi daha da teşvik ediyor”

    Müşterilerine, çalışanlarına ve ülke ekonomisine katma değerler oluşturan referans marka olma vizyonuyla hareket ettiklerini kaydeden Mehmet Can, “Toplum yararını gözeten, güvenilir ve girişimci bir kuruluş olmak, ürün ve hizmetlerin kalitesini arttırmak için sürekli projeler geliştiren bir kuruluş olmak öncelikli prensip ve amacımızdır. Bu tür ödüller de bizi daha da teşvik ediyor” açıklamasında bulundu.

  • “Çalışan anne olmak suç mu?”

    Canbebe’nin “Anneler ile Geleceğe” projesi kapsamında Antalya Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda anne ve anne adaylarıyla buluşan Çocuk Gelişim Uzmanı Özge Selçuk Bozkurt çalışan annelerin yaşadığı problemlere değinerek tavsiyelerde bulundu.

    Canbebe tarafından 2017’de hayata geçirilen Anneler ile Geleceğe kurumsal sosyal sorumluluk projesi bu yıl tekrar başladı. Toplam 26.600 anne ve anne adayına ulaşılarak, başarıyla sona erdirilen projenin 2.etabı için ilk seminer 14 Mart’ta Muratpaşa Belediyesi Başkan Yardımcısı İbrahim Cephaneci’nin de katılımıyla Antalya’da yapıldı. Çocuk yetiştirmenin gereği bilimsel temelleri anlatmak üzere oluşturulan Canbebe Uzman Ekibi’nin verdiği ücretsiz seminerlerde ve dijital ortamda geliştirilen Canbebe Anneler Kulübü’nde, hedef bu yıl 26.600’den de fazla anne ve anne adayına ulaşmak.

    “Bebek değil, anne zor ayrılıyor”

    0-36 ay aralığındaki bebek gelişimine dair pek çok konuda değerli bilgilerin paylaşıldığı seminerde Çocuk Gelişim Uzmanı Özge Selçuk Bozkurt şunları söyledi: “Anne bebeğini dünyaya getirdikten sonra işe geri döndüğünde bazen suçluluk ve yetersizlik hisseder. Bebeğini bırakıp gitmek zor gelir. Ancak bebekler doğdukları andan itibaren her şeye alışarak başlar. Dolayısıyla annesinden ayrılmak da alışma sürecinde olan bebeğin uyum gösterebileceği bir durumdur. Sevgisini gösteren bir bakıcı, anneanne ya da babaanne ile büyüyen bebek güven içindedir ve mutludur. ”

    “Kaliteli zaman geçirmek önemli”

    Çocukla geçirilen zamanın niceliğinden çok niteliğine dikkat çeken Bozkurt, “İşten eve dönünce ilk olarak bebeğinizle birlikte olun. Bırakın ev işlerini. Kısacık da olsa kaliteli zaman geçirin. Henüz bebekse ona bol bol sarılın, öpüp koklayın. Göz teması kurun, şarkılar söyleyin, konuşun. Ten temasında bulunun. 1 Yaşından sonra ise oyunlarla, masallarla, park aktiviteleriyle çocuğunuzun yanında olun ancak sevgi-disiplin dengesini de daima koruyun. Sınırları olmayan, her istediği yapılan-alınan çocuğun kontrolsüz dürtülerden ve endişeden oluşan bir kaosun içinde kalacağını unutmayın. Babanın çalışan anneye desteği de göz ardı edilmemeli. Ev işlerinde eşinden yardım alan anne, bebeğine ayırdığı zamanı stressiz geçirir. Araştırmalara göre iş paylaşımı olan evlerde daha az depresyon görülüyor. Eşiyle anlayış içinde ve işinde huzurlu anne, bebeğiyle de uyum içinde oluyor.” dedi.

    Yılsonuna kadar pek çok noktada düzenlenecek, moderatörlüğünü Tiyatro Sanatçısı Seren Fosforoğlu’nun yaptığı seminerlerde çocuk gelişim uzmanın yanı sıra Yeni doğan Hemşiresi Esra Ertuğrul da anneler ve anne adaylarıyla buluşacak. Bebeklerde uyku rutini oluşturulmasından, evdeki ilk yardıma; bebeklerde ek gıdaya geçiş dönemi (BLW) ve oyunun bebeğin gelişimindeki etkisine kadar pek çok konu konuşulacak. Seminerlere katılamayan anneler ve anne adayları projenin devamı niteliğindeki dijital platform, Anneler ile Geleceğe Kulübü’nde uzmanlara sorularını yöneltebilecek.

  • Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Erbaş: “İslam’la ilgili yazan, konuşan, haber yapan herkes daha dikkatli olmak zorundadır”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, İslam’la ilgili yazan, konuşan, haber yapan herkesin daha dikkatli olmak zorunda olduğunu söyledi.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “İl Buluşmaları” kapsamında Hakkari’de görev yapan din görevlileri ile bir araya geldi. Hakkari Kültür ve Turizm Müdürlüğü Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, din görevlilerinin sundukları hizmetin özü ve ruhu itibariyle İslam kültüründe asırlar boyu hademe-i hayrat olarak anıldığını söyledi. Hademe-i hayrat olan bir kimsenin bulunduğu yerin sıkıntılarına çözüm üretmesi gerektiğini ifade eden Başkan Erbaş, “Derdi olan dermanını sizde bulmalı, hasta olanlar sizinle teskin olmalıdır. Kırık kalpleri siz onarmalı, acıyan yaraları siz sarmalısınız. Bir yetimin başına dokunan şefkat eli sizin eliniz olmalı, bir yoksulun ocağında pişen çorba tadını sizden almalıdır” dedi.

    Başkan Erbaş, Hademe-i hayrat yaşadığı çağın ihtiyaç ve beklentilerini hesaba katarak hizmet üretmesi gerektiğine işaret ederek, “Hademe-i hayrat, doğru bilgiyle milletimize rehberlik etme, hikmetli sözle Hakk’a çağırma, ahlaklı davranışla örnek olma gibi büyük ama mukaddes bir yükü taşımanın sorumluluğunu yüklenmelidir” diye konuştu.

    Bugün yaşanan önemli sorunlardan birisinin de hayat, huzur ve hakikat dini İslam’ın birçok açıdan değişik isim, görüntü, tutum, davranış ve söylemlerle istismar edilmesi olduğuna vurgu yapan Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

    “İslam’ın bütün hakikatlerinin nasıl tahrif edilerek istismar edildiğini ve ihanete alet edildiğini 15 Temmuz’da çarpıcı bir şekilde gördük. Başta DAEŞ gibi yapılar olmak üzere terör örgütlerinin İslam’ın ilkelerini ve kavramlarını nasıl istismar ettiklerini gördük, görüyoruz. Dinin temel kaynaklarına ve akla aykırı, hakikatlerle örtüşmeyen bilgilerle vatandaşlarımızın dini duygularının yanlış yönlendirilmesi, istismardır. Dinimizin ticari kaygılar için kullanılması ve menfaate alet edilmesi istismardır. Milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyen, barış ve huzuru bozan, ayrıştırıcı ve tefrikaya sebep olan anlayışlar asla İslami olamaz.”

    “Din istismarının önüne geçmenin yegane yolu, İslam’ın hakikatlerini ortaya koymaktır”

    Başkan Erbaş, toplumun genelini ilgilendirmeyen tarihte kalmış, belki özel alanda ilim adamlarının konusu olan meselelerle toplumun meşgul edilmesini anlamsız ve faydasız bulduğunu belirterek, “İyi niyet ve samimiyetle konuşan ve çalışan hocalar da sözlerinin yanlış anlaşılma ihtimalini düşünerek daha dikkatli konuşmalıdırlar. İslam’la ilgili yazan, konuşan, haber yapan herkes daha dikkatli olmak zorundadır” şeklinde konuştu.

    Başkan Erbaş, din istismarının ve hatalı bilgilerin önüne geçmenin yegane yolunun İslam’ın hakikatlerini ortaya koymak, sahih ve doğru bilgi ile insanların ihtiyaçlarını karşılamak olduğunu kaydetti.

    “Bu coğrafyanın, medeniyetinin, huzurunun mayasında İslam var”

    Bugün dünyanın, sadece hakikat adına, hiçbir karşılık beklemeden insanlığın yolunu aydınlatan âlimlere her zamankinden daha çok ihtiyacı olduğuna dikkati çeken Başkan Erbaş, konuşmasına şöyle devam etti:

    “İnsanlığın vicdanı, huzuru, umudu olmuş, medeniyetlere ev sahipliği yapan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu coğrafyanın tarihinin, hafızasının, medeniyetinin, huzurunun, hikâyesinin, sanatının, şiirinin özünde, mayasında İslam var. Yani İslam’ı dışarıda tuttuğumuzda bu coğrafyada hikmet, merhamet, birlik, kardeşlik, estetik adına elimizde hiçbir şey kalmayacaktır.”

    “Bize düşen, yedi kıtaya yeniden ilim, hikmet, sevgi ve muhabbet taşımaktır”

    “Bizim en büyük gücümüz, imana dayalı kardeşliğimizdir” diyen Erbaş, “Irk, mezhep, meşrep farklılıkları başta olmak üzere hiçbir şeyin kardeşlik hukuku ve muhabbetini zedelemesine fırsat vermeyeceğiz. Bizim medeniyetimizin iki büyük ölçüsü vardır. Birincisi vahyin karanlıktan aydınlığa çıkaran ışığıdır, Kur’an-ı Kerim’dir. İkincisi kutlu Peygamberin üstün örnekliğidir. O da sünneti seniyyedir. Hepimize düşen bu iki ölçüyü kuşanmak ve bu topraklardan yedi kıtaya yeniden ilim, hikmet, sevgi ve muhabbet taşımaktır” dedi.

    “Yaşanan bütün sorunları ancak İslam’ın bilgi ve hikmete dayalı üstün ahlakıyla çözebiliriz”

    “Bugün bölgemizin, İslam coğrafyasının ve bütün yeryüzünün çok ciddi sorunları var” diyen Erbaş, şöyle dedi:

    “Dünyamız, tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyor. Bölgemizde yaşananları görüyorsunuz. Etnik kavgalar, mezhepsel gerginlikler, terör, taşeron örgütler, zorba iktidarlar ve bu sarmalın içinde yorgun düşmüş, çaresiz, yoksul, acı ve gözyaşı içinde yaşayan insanlar. Ümmet olarak Müslümanların ciddi sıkıntıları var. Dünya insanının büyük bir kısmı kendini huzur ve güven içinde görmüyor ve geleceğe umutla bakamıyor. İster bireysel, ister bölgesel, ister küresel olsun yaşanan bütün sorunları ancak İslam’ın bilgi ve hikmete dayalı üstün ahlakı ve bakışıyla çözebiliriz.”

    “Bu coğrafyada yaşanan sorunların en büyük sebebi emperyalistlerin varlığıdır”

    Emperyalistlerden bu coğrafyaya iyilik beklemenin bir aldanış olduğunu ifade eden Erbaş, “Kendi menfaatleri için gözlerini kırpmadan milyonlarca insanı açlığa, susuzluğa, ölüme terk edebilecek yapıda insanlardır emperyalistler. Sorunun en büyük sebebi zaten onların varlığıdır. Emperyalistlerin kuklası taşeron yapılar ve örgütler de bu topraklara kan ve gözyaşından başka bir şey bırakmamıştır. Çözüm nedir? Çözüm asırlardır ecdadımız, bu topraklarda farklılıkların bir arada yaşamasının en güzel örneklerini sergilemişler, en güzel örnekleri barındıran bu coğrafyayı kendi değerleri ile buluşturmuşlar. Biz de bugün bunu gerçekleştirmeliyiz. Bu topluluk, milletin, ümmetin ve insanlığın umududur. Çünkü bizler hayra çağıran bir topluluğuz” ifadelerini kullandı.

    “Bizim önceliğimiz, adaletin, merhametin ve güzel ahlakın yaygınlaşmasıdır”

    Erbaş, bugün ülkemizde ve bütün dünyada bilgi ve hikmetle donanmış, vazifesinin ve sorumluluklarının idrakinde din görevlilerine her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu belirterek, “Bu şuur ve azimle İslam’a ve insanlığa hizmet için çalışmak büyük bir nimet ve onurlu bir görevdir. Sizler Peygamber mirasını omuzlamış, hakikatin sorumluluğunu yüklenmiş, gönül insanlarısınız. Bizim önceliğimiz, Rabbimize, milletimize, insanlığa karşı sorumluluğumuzdur. İnancımızdır. Kulluğumuzdur. İnsanlığın huzurudur. Adaletin, merhametin, güzel ahlakın yaygınlaşmasıdır. Bu şuur ve gaye; çalışmalarımızı, kazancımızı, hayatımızı bereketli kılacaktır. Bir mümin olarak erdem ve güzel ahlakın yaygınlaşması ve yeryüzünün imarı için çalışmak, iman ve kulluk görevimizdir” şeklinde konuştu.

    “Güvenlik güçlerimizin sınır ötesi harekatı, bölgemizin huzuru ve barışı içindir”

    Erbaş, milletimizin huzur ve güveni, bölgemizin barış ve istikrarı için güvenlik güçlerimizin sınır ötesi harekâtına başta dualarımız olmak üzere her türlü desteği vermeye devam edeceklerini söyleyerek, “Bu hususta gösterdiğiniz özveriden dolayı hepinize teşekkür ediyorum. Bu kesinlikle etnik bir tavır değildir. Bir insanı ya da olayı sadece ırkından dolayı öne çıkarmak ya da ötelemek her şeyden önce ilkel bir yaklaşımdır. En büyük cahilliktir. Kur’an’ın açıkça yasakladığı bir tutumdur. Hiçbir kimse veya topluluk; etnik, dini, mezhebi ve meşrebi farklılığı ve alt kimlikleri sebebiyle ötelenemez. Farklılıklar kavga sebebi yapılamaz. Yapılan harekât tamamen bölgemizin huzuru ve barışı içindir. Bizler ülkemizde, bölgemizde ve bütün dünyada barış ve esenliğin hâkim olması için çalışmaya mecburuz. İşgaller, savaşlar ve terör örgütleriyle yeryüzünü ve özellikle İslam coğrafyasını kan ve gözyaşı diyarına dönüştüren küresel güçler ve şebekelerle hep beraber mücadele etmeye mecburuz. Bu coğrafya için asıl ve gerçek sorun, üstün ırk saplantısıyla kendinden başkasını insan kabul etmeyen sapkın düşüncedir. Uydurulmuş bir arz-ı mev’ud hayaliyle ve insanlık dışı tavrıyla bölgeyi kan ve gözyaşı diyarına dönüştüren azgın bir topluluktur. Bu bölgedeki asıl sorun, demokrasi getirmek bahanesiyle milyonlarca insanı katleden, tabiatı, tarihi her şeyi tarumar eden emperyalist güçlerdir” diye konuştu.

    “Bütün insanlığın vicdanı olmak zorundayız”

    “Gerçek faili bilmediğimiz sürece sorunu çözmek mümkün değildir” diyen Erbaş, konuşmasını şöyle tamamladı:

    “Ne adına yapılırsa yapılsın, bu coğrafyada yaşanan kavga ve savaşın yine bizi vurduğunu anlamak zorundayız. Bölgemizin çocuklarının emperyalist güçler ve örgütlerin eline geçerek heba olmasını engellemek zorundayız. Bu coğrafyanın insanının, taşeron örgütlerin ve vekâlet savaşlarının kurbanı olmasının önüne geçmek zorundayız. Hukuk, huzur, adalet, insan onuru ve merhamet adına bütün insanlığın vicdanı olmak zorundayız.”

    Toplantıya Başbakan Başdanışmanı Adnan İnanç, Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Mehmet Kapukaya, Hakkari İl Müftüsü Faruk Gürbüz, ilçe müftüleri ve çok sayıda din görevlisi katıldı.

  • Ev sahibi olmak için bütçeye uygun seçenekler

    Aydos Ormanları’nın yakınında yükselen Resim İstanbul Projesi’nde vatandaşların bütçelerine uygun ödeme seçenekleriyle ev sahibi olabilecekleri duyuruldu.

    İnşaat sektörünün önde gelen şirketlerinden Ortadoğu Grup, Resim İstanbul Nefes Projesi’nde daire sahibi olmak isteyenlere, bütçelerine uygun ödeme seçeneklerinin hazırlanacağını duyurdu. Grup açıklamasına göre, İstanbul’un oksijen oranı en yüksek yerlerinden biri olan Aydos Ormanı’nın yanı başında inşa edilen Resim İstanbul Nefes Projesi’nin son etabında, her bütçeye uygun ödeme seçenekleri sunulacak.

    Proje, 81 bin 433 metrekare arazi üzerinde hayata geçirildi

    Yaşamın başladığı proje dahilindeki hemen teslim daireleri tercih eden vatandaşların, kira öder gibi ev sahibi olacağı bildirildi. Proje, 81 bin 433 metrekare arazi üzerinde üç etapta toplam 28 bloktan oluşuyor. Proje 2+1, 3+1 ve 4+1 daire tiplerinden oluşuyor.Projede dinlenme locaları, pergolalar, tenis kortu, açık yüzme havuzu, bisiklet ve yürüyüş yolları ile çocuk oyun parkları, tematik bahçeler ve açık hava sineması bulunuyor. İçerisinde barındırdığı kapalı sosyal tesiste ise kapalı havuz, hamam, sauna, buhar odası, fitness center, kapalı basketbol sahası, squash salonu, davet salonu bulunan projede kapalı çocuk oyun alanı, cep sineması ve faaliyet odaları da yer alıyor.

  • ’Nepal’de Müslüman Olmak’ isimli resim sergisine saldıranlara ’zorla getirme’ kararı

    2015 yılında Eskişehir Genç İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Uluslararası Öğrenci Kulübünün ortaklaşa düzenlediği ’Nepal’de müslüman olmak’ adlı resim sergisine saldıran, afişleri yırtarak standa zarar veren öğrencilerin yargılandığı duruşmanın ilk celsesi, bugün Eskişehir Adalet Sarayı 5’nci Asliye Ceza Mahkemesinde başladı. Duruşmaya, sanıkların hiç biri katılmadığı için hakim ’zorla getirme’ kararı ile duruşmayı 26 Haziran 2018 tarihine erteledi.

    Müştekilerden Sevcan Kırmaz’ın katıldığı duruşmada, İHH Genel Merkez avukatlarından Mustafa Kuzey de İstanbul’dan gelerek hazır bulundu.