Etiket: Olmadığı

  • CHP’nin “iş istedi kolu kırıldı” diyerek gündeme taşıdığı çocuğun kolunun kırık olmadığı anlaşıldı

    CHP’nin “iş istedi kolu kırıldı” diyerek gündeme taşıdığı çocuğun kolunun kırık olmadığı anlaşıldı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin grup toplantısında gündeme taşıdığı, iş istemeye giden çocuğun darp edildiği yönündeki açıklamanın gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

    Bir ulusal gazetenin “Belediyeden iş istedi kolu kırıldı” başlıklı haberini 26 Kasım tarihinde CHP’nin grup toplantısında gündeme taşıyan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kolu kırılan” diyerek bahsettiği Emirhan Zengin adlı gencin kolunun kırık olmadığı anlaşıldı. 28 Kasım tarihinde Erzurum’da bir kafeteryada kamera kayıtlarına yansıyan görüntülerde, söz konusu gencin kollarında herhangi bir alçının olmadığı, eli ve kollarını da rahatlıkla kullandığı tespit edildi. Kamera kayıtlarında arkadaşlarıyla birlikte bir kafeteryaya gelen Emirhan Zengin’in çevresindeki tanıdıklarıyla kollarını da kullanarak şakalaştığı da görüldü. Uzmanlar, “Kolu kırık olan bir gencin tedavisi en asgari bir ay sürmektedir. Alçıdan çıkarılan kolun hareket kabiliyeti son derece kısıtlıdır. Kırık bir kolun tedavisi toplam 3 ayı kapsamaktadır” diye görüş belirtti.

  • CHP Sözcüsü Öztrak: “Vatandaşın 25 kuruş ödeyecek hali olmadığı ortaya çıktı”

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, “Vatandaşın 25 kuruş ödeyecek hali olmadığı ortaya çıktı. Ben şimdi bir öneride bulunacağım. Çevreyi korumak için iki tane yöntem vardır, ya kirleteni cezalandırırsınız ya da kirletmeyeni ödüllendirirsiniz. Vatandaşımızın daha fazla mağdur olmasını önlemek için poşet kullanmayanı ödüllendirecek bir yöntemi poşet kullananı cezalandıran yöntem yerine mutlaka getirmelerini öneririm” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Faik Öztrak, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında parti genel merkezinde gerçekleştirilen Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısı devam ederken bir basın toplantısı düzenledi. Öztrak, MYK’nın gündeminde enflasyon verilerinin olduğunu aktardı. Marketlerde plastik poşetlerin 25 kuruşa satılmaya başlamasına ilişkin Öztrak, “Vatandaşın 25 kuruş ödeyecek hali olmadığı ortaya çıktı. Vatandaş markete el arabasıyla gidiyor. Marketten çıkarken poşet almıyor götürüyor montunun içine marketten satın aldığı malları sarıyor. Ben şimdi bir öneride bulunacağım. Çevreyi korumak için iki tane yöntem vardır, ya kirleteni cezalandırırsınız ya da kirletmeyeni ödüllendirirsiniz. Vatandaşımızın daha fazla mağdur olmasını önlemek için poşet kullanmayanı ödüllendirecek bir yöntemi poşet kullananı cezalandıran yöntem yerine mutlaka getirmelerini öneririm. Bu pahalılıkta yarasına derdine merhem olacak uygulama budur” ifadelerini kullandı.

    “İYİ Parti ile yapılan müzakereler olumlu bir şekilde devam ediyor”

    Türkiye’nin hızla 1994 koşullarına döndüğünü öne süren Öztrak, seçimler için yapılan her aspirin tedavisinin Türkiye’yi hızla IMF kapısına doğru sürüklediğini savundu. Öztrak, “Tekrar soruyorum seçimlerden sonra IMF ile bir anlaşma yapacak mısınız? Kapalı kapılar ardında sıcak paracılara, faiz lobilerine yaptığınızı duyduğumuz açıklamaları milletimize de yapmanız boynunuzun borcudur” şeklinde konuştu.

    İYİ Parti ile yürütülen ittifak sürecinde yeni illerin ittifak kapsamına alındığının ifade edildiğinin sorulması üzerine Öztrak, “İYİ Parti ile yapılan müzakereler olumlu bir şekilde devam ediyor. Hep söylüyorum arkadaşlarımızın kapalı kapılar ardında yapmış oldukları müzakereleri, müzakereler devam ederken nereye nasıl gelindi bununla ilgili açıklama yapmak o müzakerelere zarar verir” açıklamasında bulundu.

    CHP’den Binali Yıldırım’ın Meclis Başkanlığından istifasına yönelik bazı taleplerin olduğu hatırlatılarak bugünkü MYK’da bu konunun görüşülüp görüşülmediği sorusuna Öztrak, “Sayın Binali Yıldırım’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olurken aynı zamanda TBMM Başkanı unvanını da makamını da işgal etmesinin hukuken ne anlama geldiği kamuoyunda yeterince tartışıldı. Hem belediye başkanlığı hem de TBMM Başkanlığını kaybedip eldeki bulgurdan olmamanın hesabını yapmaktadırlar” yanıtını verdi.

    Öztrak, maaşlarda enflasyon düzeltmesinin ne memurun ne de emeklinin derdine derman olmayacağının açık olduğunu ifade etti.

    ABD’den FETÖ’nün iadesini konuşmak üzere gelen heyetin adliyede video konferans yöntemiyle FETÖ’den cezaevinde olan Kemal Batmaz’ı dinlediklerinin hatırlatılması üzerine Öztrak, “Bizim kendi hükümranlık alanımızda yabancı bir ülkenin gelip de ifade alması ne demek” dedi.

  • 500 yıllık tarihi Kayseri Kapalıçarşısı’nın zemininin sağlam olmadığı iddiası

    Kapalıçarşı Koruma Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Halil Küpeli, 1500’lü yıllarda yapılan ve İstanbul’dakinden sonra Türkiye’nin ikinci büyük kapalı çarşısı olarak bilinen tarihi Kayseri Kapalıçarşı’nın 1990’lı yıllarda geçirdiği restorasyonda temelinin zibil denilen atıklarla doldurulduğunu iddia etti. Küpeli, en ufak yağmurda göle döndüğünü söylediği çarşının şiddetli bir depremde yıkılabileceğini öne sürdü.

    Kayseri Tarihi Kapalıçarşı 1497’de Kayseri sancak beyi Mustafa Paşa’nın kapalı çarşı ve bedesten yaptırma kararı üzerine inşa edildi. İlk inşa edildiği dönemde 15 bölümden oluşan, ancak 1700’lü yıllarda meydana gelen büyük yangından sonra günümüze ancak 3 bölümü ulaşan Kapalıçarşı yaklaşık 600 esnafıyla Kayseri ticaretinin merkezi konumunda. Ancak Kapalıçarşı Koruma Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği Başkanı Halil Küpeli, söz konusu tarihi yapının, güncellenmeyen kanunlardan dolayı tamirat ve onarımlarının yapılamadığını savundu. Telefonla bilgi aldığımız Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü yetkilileri ise Kapalıçarşı’ya dair ellerinde bekleyen herhangi bir iş bulunmadığını ifade etti.

    “Dernek olarak yetkimiz yok, sorumluluğumuz var”

    Temelde tarihi eserlerin korunmasına dair kanunun güncellenmemiş olmasından dolayı sıkıntı yaşadıklarını belirten Küpeli, “Dernek olarak elimizde hiçbir yetki yok. Kanunlar 1923’lerde hazırlanmış, bunlar güncellenmediği çok zorluk çekiyoruz. Yetki karmaşası var, Belediye Anıtlar Kurulu’na, Anıtlar Kurulu Büyükşehir Belediyesine, Büyükşehir Belediyesi Bakanlığa bağlı olarak çalışıyor. Biz, iki arada bir derede kalıyoruz. Sözümona adımız Kapalıçarşı Koruma Yaşatma ve Güzelleştirme Derneği olmasına rağmen hiçbir yetkimiz yok. Ama kanunlar nezdinde biz sorumluyuz. Herhangi bir kanun dışı işlem olduğu zaman Ağır Ceza’da yargılanıyoruz” dedi.

    “Temel atıklardan oluşuyor”

    17’nci yüzyılda büyük bir yangın geçirmiş olan ve 1990’lı yıllarda da temelden itibaren restorasyonu yapılmış çarşının temelinin sağlam olmadığını ileri süren Küpeli, “1990’lı yıllarda temelden restorasyona girmişler, malesef yapan müteahhit işin biraz kolayına kaçmış, şu anda Kayseri’ye bir yağmur yağdığı zaman Kapalıçarşı’nın temeli olmadığından ve zemini sağlam olmadığından ve atık su gideri olmadığından dolayı tüm yağmur suları bodrum katı olan esnaflarımızı mağdur edecek biçimde çarşımıza doluyor. Zibil dediğimiz atıkların üzerine kurulmuş bir çarşımız var. Allah göstermesin en kötü ihtimalle 4.1 şiddetinde bir deprem olsa inanın, Kayseri Kapalıçarşı’sı domino taşı gibi yıkılır” diye konuştu.

    15 yıldır yazışma yapılıyor ama sonuç alınamıyor

    Küpeli, temelden kaynaklı sorunlar ve büzlerin eskimesi nedeniyle en ufak yağmurda çarşının bodrumlarına su dolduğunu, ancak 2003 yılından bu yana yazışma yapmalarına rağmen, sorunun giderilmediğini ifade etti.

    “Kanarya Sevenler Derneğinden farkımız yok”

    Geçmiş dönemde Kültür ve Turizm Bakanlığı yapan Ertuğrul Günay döneminde, Tarihi Çarşılar Kanun Taslağı hazırlığına başlandığını ancak sonuçlanmadığını kaydeden Küpeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bizim yetkimiz yok, Dernekler Kanununa tabiyiz. Yani bugün bir Kanarya Sevenler Derneğinin tüzüğü ile Kapalı Çarşı Yaşatma, Koruma ve Güzelleştirme Derneğinin tüzüğü aynı. Bugün Avrupa’daki tarihi eserleri koruma kanunuyla bizimkisi çok farklı. Bizim ülkemizde SİT alanı dendiği zaman tüm yetkili kurumlar geri adım atıyor. Gücümüz yetmiyor, kurumları aşamıyoruz. 1923 yılında çıkan SİT Alanlarını Koruma Kanunu ile ilerliyoruz ve bunların değişmesini istiyoruz.”

    “Belediyelerin de aşamadığı konular var”

    Öte yandan, Büyükşehir Belediyesi ve Melikgazi Belediyesinin gayret ve destekleriyle çarşının bazı sorunlarına çözüm bulunduğunun altını çizen Küpeli, “Aslında Büyükşehir Belediyemiz olsun, Melikgazi Belediyemiz olsun Kapalıçarşı’nın sorunları öncelikli plan ve projelerin başında geliyor. Çalışmalar da yapıyorlar, bizden de fikir alıyorlar. Bazen ortak görüş beyan edebiliyoruz. Fakat dönüp dolaşıp yine aynı yere geliyoruz; maalesef bürokrasiyi, kanunları aşamıyoruz. Buranın yeniden restorasyonu demek, Kayseri’de ticaretin bitmesi demek. Oysa kısa vadeli çözüm yolları aranıp bulunabilir. Melikgazi Belediyemizin bu konuyla ilgili önemli çalışmaları var. Sayın Memduh Büyükkılıç başkanımıza bu konuda şükranlarımızı sunuyoruz. Hiçbir zaman Kapalıçarşı’dan maddi manevi desteğini esirgememiştir. Ama belediye başkanı da olsa, sonuçta kanunlarla iş yapmak zorunda. Bazen yeri geliyor, Sayın Başkanımızın da aşamadığı noktalar oluyor” ifadelerini kullandı.

    “Yetkililer sorunları sahada birebir görmeli”

    Yetkililerin sahadaki sorunları yerinde görmesini talep ettiklerini dile getiren Küpeli, “Tarihi eser bu şekilde korunmaz, bu şekilde yönetilmez. Buraları yöneten yetkili mercilerin sahaya inip bizlerle birlikte bu eserlerin temel sorunlarını birebir görerek, bunlara tanık olmalarını istiyoruz. İnanıyorum ki o zaman çözüm yolu daha çabuk bulunur” diye konuştu.

  • Paraları olmadığı için Irak’tan cenazelerini getirtemiyorlar

    Mersin’den Irak’a çalışmak için giden ve geçen hafta Çarşamba günü orada hayatını kaybeden Yusuf Tutkal’ın cenazesini ailesi Türkiye’ye getirtemiyor. 4 bin 500 dolar para verilmesi halinde cenazenin Türkiye’ye gönderilebileceğini öğrenen Tutkal ailesi, devlet büyüklerinden yardım bekliyor.

    Edinilen bilgiye göre, 3 ay önce Irak’ın Kerbela şehrine mobilya atölyesinde çalışmak üzere giden Yusuf Tutkal (36), 14 Kasım Çarşamba gecesi uyurken, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. 15 Kasım sabahı çalışma arkadaşları tarafından fark edilen Yusuf Tutkal’ın cenazesi, yapılan incelemelerin ardından hastane morguna kaldırıldı. Dün itibariyle Irak Hükümeti ölüm evrakını tamamlayarak Türk Konsolosluğuna teslim etti. Burada yapılacak otopsinin ardından Tutkal, Türkiye’ye gönderilecek ancak aile cenazeyi getirtemiyor. 4 bin 500 dolar para verilmesi halinde cenazenin Türkiye’ye gönderilebileceğini öğrenen Tutkal ailesi, devlet büyüklerinden yardım bekliyor.

    Konuyla ilgili İHA muhabirine konuşan Tufan Tutkal, kardeşinin son 3 yıldır aralıklarla Irak’a gidip, geldiğini söyledi. Kardeşinin Irak’ta mobilya atölyesinde çalıştığını belirten Tutkal, “Borçları vardı. Zaten ailesine daha iyi bir yaşam sağlayabilmek için oraya gidiyordu. 2 tane kız çocuğu var. Onlar için Irak’a gidiyordu. Zaten çok uzun bir süre kalmayacağım diyordu. Geçen hafta Çarşamba ayın 14’ü gecesinde uykusunda vefat etmiş. Beraber kaldığı Türk arkadaşı sağolsun bulduğu zaman direk polislere haber vermiş. Cinayet masası ekipleriyle, doktorlar gelmiş. Herhangi bir cinayet şüphesi bulamamışlar. Doktorların da ilk incelemesi kalp krizinde uykusunda ölüm olduğu yönünde. Ondan sonra oradan morga kaldırıyorlar ve konsolosluğa bilgi veriyorlar. Bize söylenen Irak Hükümetinin bir belge düzenleyip, konsolosluğa ulaştıracağı yönündeydi. Araya resmi tatiller filan girince evrakı hazırlamaları 8 gün sürdü. Pazar günü orada hafta başıymış. O evrakla birlikte kardeşim Kerbela’dan Bağdat’a getirilecek. Orada Türk Konsolosluğu tarafından otopsisi yapılacak, yıkanıp, kefenlendikten sonra bize gönderilecekti” diye konuştu.

    “İstiyoruz ki kardeşimizin bir mezarı olsun”

    Oradaki yetkililerden gelen sonraki telefonların kendilerini şaşırttığını kaydeden Tutkal, “Ölümüz zaten bizi yıkmıştı ama fakat sonradan 6 bin dolar bir para istediler. Buna biz inanamadık. Canlı olarak gelmesi 500 dolarken, vefat etmiş halinde 6 bin dolar istenmesi bizi çok üzdü. Konuşmalarımız, girişimlerimiz sonucunda ancak 4 bin 500 dolara kadar düşürebildik. Fakat bu bizim bulabileceğimiz bir miktar değil. Getirilmesi yönünde bazı yerlere de başvuruyoruz ama hiçbir netice alamıyoruz. Konsoloslukla görüşmelerimizde bunu ödeyecek durumumuz yok, bunu ödeyemeyiz dediğimizde o zaman izin verin buraya gömülsün dediler. Buna da asla izin veremeyiz. Eşi, çocukları, biz varız. İstiyoruz ki kardeşimizin bir mezarı olsun orada yanına gidelim. Orada gömülmesine asla izin veremeyiz ama onlar da 4 bin 500 dolardan geri adım atmıyorlar. Bize dedikleri eğer devlet büyüklerinden biri araya girmezse gönderemeyiz dediler” ifadelerini kullandı.

    “Devlet büyüklerinden ricamız kardeşimizi bize geri getirsinler”

    Yetkililerden yardım isteyen Tutkal, “Biz konsolosluğun çalışma şeklini bilmeyiz. Yurt dışında daha önce ölen bir akrabamız yok. Devlet büyüklerinden ricam eğer yapılabiliyorsa kardeşimizi bize geri getirsinler. Bunun bir bedeli olacaksa da bunu taksit taksit ödemeyi de kabul ederiz. Ancak şu anda biz bu parayı bulamıyoruz. Cenaze orada 10 gündür açıkta bekliyor. Bir an önce cenaze daha da kötü duruma gelmeden buraya gelmesini istiyoruz. Bu parayı Iraklı yetkililer istiyormuş. Biz bunu öderiz ama şu an ödeme gibi bir durumumuz yok. Bir an önce kardeşimin buraya gelmesini istiyoruz. Perşembe günü öğleden sonra kimseyi bulamıyoruz. Cuma, cumartesi günleri resmi tatilleri var. Bize de söylenen bu hafta içerisinde pazar Bağdat’a gelir, pazartesi otopsisi yapılır, kefenlenir, yıkanır size salı gönderilir şeklinde. Salıya kadar bu parayı ödeyemezsek muhtemelen oraya gömecekler. Bunun da olmasını istemiyoruz. Devlet büyüklerinden yardım bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Şu anda çocuklarımla beraber onun cenazesini bekliyoruz”

    Eşi Cemile Tutkal ise eşinin Irak’a çalışmaya gittiğini vurgulayarak, “10 gündür eşimin ölümünün şokunu atlatamamışken daha Türkiye’ye getiremiyoruz. Baya sıkıntılıyız. Çocuklarım da halen inanamıyor özellikle küçük kızım. Halen ‘babam Irak’ta, gömmemiz gerekiyor ki ölsün’ diyor. Bu yaştaki çocuğa da bunu açıklayamıyoruz. Şu anda çocuklarımla beraber onun cenazesini bekliyoruz. Zaten ölümünün şokunu halen atlatamadık. Baya zor durumdayız. 10 gün oldu halen haber alamadık. Biz burada perişan olduk. Devlet yetkililerinden acil yardım bekliyoruz” dedi.

  • İnşaatın çatısı çöktü, yaralı işçilerin olup olmadığı belirlenmeye çalışıyor

    Kayseri’de bir inşaatın çatısı çöktü, olay yerine sevk edilen ekipler, enkazın altında yaralı olabileceği şüphesi ile arama çalışmalarına başladı.

    Kayseri’de Talas Bulvarı’nda bulunan kongre merkezi inşaatının çatısı büyük bir gürültüyle çöktü. İşçiler yaşanan çökme sonrasında 112 ve 155 ekipleri ile itfaiye ekiplerine haber verdi.

    İhbar sonrasında olay yerine sevk edilen ekipler, enkazın altında yaralı işçilerin bulunabileceği şüphesiyle arama kurtarma çalışmaları başlattı.