Etiket: Olgusu

  • Medyada göç olgusu ele alındı

    Göç, Mültecilik ve İnsanlık ana temasıyla düzenlenen Kartepe Zirvesi’nde Göç, Göçmenler ve Kamuoyu başlıklı akademik oturumda yerel ve ulusal medyada göç olgusu ve mültecilere bakış açısı ile kullandıkları dil konusunda yaptıkları akademik çalışmaları katılımcılara sunuldu.

    Hatay Mustafa Kemal Üniversitesinden Prof. Dr. Yakup Bulut ve Dr. Soner Akın, Suriyeli göçmenlerin geri dönüşü ve Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı operasyonlarını değerlendirdi. Yaptıkları saha çalışmaları sonrası elde ettikleri verilerden oluşan sonuçları katılımcılara aktardılar. Prof. Dr. Yakup Bulut, “Geri dönüşlerini olumsuz etkileyen en başta geçen 8 yıllık bir süre var. Geri dönüşü zorlaştıran başlıca sebepler güvenli bölgelerin oluşturulamaması. Astana süreci sonrası Türkiye güvenli bölgelerin oluşturulması için çalışmalar yürütüyor. İdlib’in kuzeyi başta olmak üzere 10 güvenlik bölgesi oluşturuldu’’ dedi. Suriye’nin kuzeyinde. Dr. Soner Akın, “Türkiye insani diplomasi çalışmalarını başarıyla yerine getiriyor. Lübnan ve Ürdün’e Suriyeli mülteci akını Türkiye’den daha az oldu. Her iki ülkenin sığınmacılara karşı tutumu oldukça olumsuz yönde’ dedi.

    Türk-Alman Üniversitesinden Zeliha Eliaçık, Türk medyasında Suriyeli Mültecilerin Temsili ve İslamofobi konusunda bazı gazetelerde yayınlanan haberlerden oluşan akademik çalışmasını katılımcılara aktardı. Zeliha Eliaçık, “Mülteciler güvenlik ve ekonomik tehdit olarak karşımıza çıkıyor medyada. Suriyelilerin suç oranı yüzde 1.7 iken bir kısım medyadaki haberlerde Suriyelilerin suç işleme oranının yüksek olduğuna dair haberler yapılmakta. Suriyelilere TOKİ’den ev verileceği haberini de ilgili bakanlık yalanlamasına rağmen bir gazetede ‘Suriyelilere ev yetmez arabada verelim’ başlıklı haber yapıldı. Mülteciler İslamofobik söylemlerle ötekileştirilmektedir. Ortadoğu’nun bataklık olduğu bir oryantalist, üstenci bir bakış açısıyla haberler yapılmaktadır” diye konuştu.

  • Giresun Üniversitesi’nden “Türk Siyasetinde 14 Mayıs 1950 Seçimleri ve Demokrat Parti Olgusu” konferansı

    Giresun Üniversitesi Karadeniz Stratejik Araştırma ve Uygulama Merkezi (KARASAM) ile Uluslararası Hukuk Topluluğu birlikte “Türk Siyasetinde 14 Mayıs 1950 Seçimleri ve Demokrat Parti Olgusu” konulu konferans düzenlendi.

    Güre Yerleşkesi Şehit Ömer Halisdemir konferans salonunda öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği konferansa, Rektör Prof. Dr. Cevdet Coşkun, KARASAM Müdürü ve Rektör Danışmanı Dr. Öğr. Üyesi Abbas Karaağaçlı, Tirebolu İletişim Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Cem Feridunoğlu, Genel Sekreter Ahmet Tevfik Korkmaz ile üniversitenin akademik-idari personeli katıldı.

    Konferansın düzenlenme amacını anlatan Rektör Prof. Dr. Cevdet Coşkun “14 Mayıs 1950 tarihinde gerçekleşen ve Demokrat Parti’yi iktidara taşıyan, ülkemizin ilk çok partili seçiminin demokrasi tarihimizdeki yerini tartışmak ve ülkemiz demokrasisi uğrunda can veren demokrasi şehitlerimizi anmak için toplandık” ifadelerini kullandı.

    Rektör Prof. Dr. Coşkun konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İlk olarak, başta merhum Başbakanımız Adnan Menderes, merhum Dışişleri Bakanımız Fatin Rüştü Zorlu ve merhum Maliye bakanımız Hasan Polatkan olmak üzere çok partili siyasi hayata geçişimizden 15 Temmuz Darbe Girişimine kadar demokrasi uğruna can veren tüm demokrasi şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum. 14 Mayıs 1950 tarihinde Aziz Milletimiz, Milli birliğin, gönüllü beraberliğin tek zemini, kimsenin kimseye üstünlüğünün olmadığı yönetim tarzı olan demokrasi ve onun ayrışmazı olan refahla tanışmıştır. Demokrat Parti’nin 1946’daki “Yeter Söz Milletindir” çıkışının arkasından esasen Millet kavramında saklı tarihi birikime geçerlilik kazandırmak yatıyordu. Çünkü Demokrat Parti için Milli Egemenlik, demokrasinin gereği olmaktan öte bir anlam taşıyordu. Milleti merkeze alan bu anlayışa göre demokrasi milleti önemli kılmıyor, milletin mevcudiyeti demokrasiyi mecburi kılıyordu. Cumhuriyet’in millete karşı taahhüdü olan ve Cumhuriyetin de demokrasinin de ortak kurucu öğesi olan ’Egemenliğin kayıtsız, şartsız milletin olması’ prensibi bundan 68 yıl önce 41 Mayıs 1950’de sandıkta; milletin hür iradesiyle, kansız, kavgasız bir şekilde hayata geçirilmiştir. Milletimizin hür iradesinin ürünü olan bu demokratik şahlanış Milli Mücadele’den sonra yaşanmış en muhteşem halk hareketinin siyasi zemini ve adıdır.”

    Konferansa konuşmacı olarak katılan Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İdris Demir ise Aydın Menderes’in ’Siyasi Kişiliği’ kitabından yararlanarak yaptığı çalışmalar hakkında bilgiler verdi. Demir, Aydın Menderes’in entelektüel bilgi birikimi ve sosyal yaşamı çerçevesinde değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Demokrat Parti’nin devlet erkinin önüne milleti koyabilmiş olmasının bir başarı olduğunu belirterek 14 Mayıs 1950’e kadar İstanbul’un kimliğinde müslüman vizyonunun ortaya çıkmadığını ve Adnan Menderes’in, Demokrat Parti’nin bu dönemde devlet ve millet kaynaşmasını İstanbul vizyonu ile gerçekleştirdiğini kaydetti.

    İzmir Milletvekili ve Gazeteci Yazar Hüseyin Kocabıyık ise “Bugün yaşadığımız ülkede ve yaşadığımız anda karşılaştığımız sorunların içeriğini ve kaynağını anlamak istiyorsak, Demokrat Parti’nin 1950-60 arası dönemini bilmek zorundayız. 27 Mayıs darbesinin bugün yaşadığımız olumsuzlukların bir numaralı sebebi ve Türk tarihinin büyük felaketidir” diye konuştu.

    Konuşmacılar arasında yer alan eski Milletvekili-Yazar Rasim Cinisli de Demokrat Parti’nin geçmişte başlattığı demokrasi mücadelesine değinerek, ülkenin zor zamanlardan geçtiğine işaret etti. Cinisli, gençlerin bugünden geleceklerini tanzim etmek zorunda olduklarını, bugünü kaybetmemek için dikkatli olunması gerektiğini söyledi.

    Konferans Rektör Prof. Dr. Cevdet Coşkun’un günün anısına hazırlanan plaket ve teşekkür belgelerinin konuşmacılara takdim edilmesi ile son buldu.

  • Dünyada Ve Türkiye’de Helal Gıda Olgusu Konulu Konferans Düzenlendi

    İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, Özellikle son dönemlerde 2 trilyon dolarlık helal gıda endüstrisinde Türkiye’nin payı giderek artmaya başladığını söyledi.

    “Dünya’da ve Türkiye’de Helal Gıda Olgusu” konulu konferans, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde gerçekleşti. Son yıllarda Türkiye’nin çok hızlı gelişim gösterdiği helal gıda alanında yaşanan gelişmelerin konuşulduğu “Dünya’da ve Türkiye’de Helal Gıda Olgusu” konulu konferans Cornell Üniversitesi’nden, Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ve Türk Standartları Enstitüsü’nden (TSE) uzmanların katılımıyla gerçekleşti. İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nin ev sahipliği yaptığı konferansta Türkiye’de ve dünyada helal gıda ekonomisi, helal gıda ve koşer gıda, helal beslenmede dikkat edilmesi gereken hususlar, Türkiye’de helal gıda olgusu gibi konulara yer verildi. Konferansta konuşan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bulut, son dönemlerde İslam ekonomisi ve finans konularında yaptıkları çalışmalara ek olarak helal gıda endüstrisiyle ilgili adımlar attıklarını belirtti. Üniversitenin helal gıda pazarı kapsamında yaptığı işbirliklerine değinen Prof. Dr. Mehmet Bulut, “Burada İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü, Yıldız Teknik Üniversitesi, Cornell Üniversitesi ve TSE işbirliği ile bu semineri gerçekleştiriyoruz. Özellikle son dönemlerde 2 trilyon dolarlık helal gıda endüstrisinde Türkiye’nin payı giderek artmaya başladı. Malezya dünyadaki helal endüstrisi alanına öncülük ediyor. Ama bizim burada gıda mühendisliği bölümünde yapacağımız çalışmalar ve açacağımız laboratuvarlar ile başta TSE olmak üzere sivil toplum kuruluşlarıyla, üniversitelerle, devlet kurumlarıyla ve dünyada bu alanda başarı sağlamış üniversitelerle yapacağımız işbirliği ile Türkiye’nin bu konuda bir merkez olmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz” açıklamalarında bulundu.

    Helal gıda ile koşer gıda karşılaştırmalarına değinen Cornell Üniversitesi’nden Prof. Joe M. Regenstein, “Koşer gıda tüketiminde herhangi bir sakınca yok. Helal tüketim noktasında koşer gıdalar içerisinde alkol yoksa Müslümanlar tarafından da tüketilebiliyor. Amerika Birleşik Devletleri’nde şuan endüstriyel olarak üretilen gıdaların neredeyse yüzde 40’ı koşer konseptinde üretiliyor” diye konuştu.

    Helal gıdanın Müslümanlar açısından önemine değinen İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bülent Nazlı ise şu açıklamalarda bulundu: “Dünyadaki tüm Müslümanlarda olduğu gibi, nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye’de de sosyo-ekonomik, dini ve toplumsal açılardan helal gıdanın önemi çok büyük. Aynı zamanda da ülke menfaatleri açısından ekonomik olarak önemi var. Çünkü dünyada çok büyük bir pazar oluştu. 1.8 milyara yakın Müslüman grubu var ve bunların en önemli ihtiyacı beslenme. Birçok ülke, kendi insanına yedireceği gıdalar için helal olma şartı koymaya başladı. Helal gıda demek hiçbir şekilde insan sağlığına ve maneviyatına zarar vermeyen gıda demek. Dolayısıyla insan sağlığı ve refahı açısından önem taşıyor. Gıda hileleri insanları rahatsız ediyor.”