Etiket: Olduğunu

  • İçişleri Bakanı Soylu: “Kayserililerin ne denli üzgün olduğunu biliyoruz”

    İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, Kayseri’de yaşanan terör saldırısı nedeniyle bir dizi ziyarette bulunarak, başsağlığı diledi. Bakan Soylu, saldırı sonrası Kayserililerin gösterdiği hassasiyet nedeniyle teşekkür ederek, “Kayserililerin ne denli üzgün olduğunu biliyoruz” dedi.

    İçişleri Bakanı Soylu ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik’e ziyarette bulunarak, yaşanan terör saldırısı nedeniyle başsağlığı diledi. Başkan Çelik, Bakan Soylu ile Özhaseki’yi başkanlık girişinde karşıladı. Ziyarete Vali Süleyman Kamçı, AK Parti Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş ve Kayseri milletvekilleri de katıldı. Şehitler için dua edilen ziyarette konuşan Bakan Soylu, bir sınavdan geçtiğimizi belirterek, “Büyük medeniyet zenginliği içinde olan bizi fukaralaştırmaya çalışanlara karşı bir sınav veriyoruz. Bu sınavın en önemli yerlerinden birisi Kayseri’dir. Kayseri üretimi, zenginliği yakalamış ama tarihini ve medeniyetini unutmamıştır. İnsanlığa hizmetin nasıl yapılacağına dair sorumluluklarını yapmaktadır. Terör huzuru ve umudu bertaraf etmek ister. Biz milletin emanet verdiği insanlar olarak teröre bu imkanı vermemek durumundayız. 21’inci asır terör asrı olmuştur. Teröre karşı dünyanın aldığı tedbirleri bize aldırmak istemeyenlerin dili anlaşılır değildir. Yapmamız gereken medeniyet havzamızın bize öğrettiklerini uygulamaktır. Başkasının ne diyeceğinin önemi yoktur. Bizim medeniyet havzamızda merhamet ve şefkat de var, yapılanları karşılıksız bırakmamak da var” dedi.

    Kayserililerin ne kadar üzgün olduğunu bildiğini dile getiren Bakan Soylu, “Kayserililer büyük bir sahiplenme içinde oldular. Belediye başkanımız, valimiz nezdinde her birisine ayrı ayrı teşekkür ediyoruz. Şehitlerimizin ailelerine kendi evladınız gibi sahip çıktınız. Çocuklarımıza hastanelerde kendi evladınızdan daha çok kıymet vererek sahiplendiniz” diye konuştu.

    Bu saldırıların bizi yıldıramayacağını, aksine kenetleyeceğini vurgulayan Soylu, “İradesi ve kararlılığı olan bir liderimiz var. Liderimizin ortaya koymuş olduğu yöntem dünyada bizi seven sevmeyen herkesin kabulünü kazanmaktadır. Aynı yolda devam edeceğiz. Allah yardımcımız olacaktır” şeklinde konuştu.

    “En Büyük Güç Birlik, Beraberliğimizdir”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Çelik de, sivil toplum kuruluşlarına hassasiyetlerinden dolayı teşekkür etti. Türkiye’nin pek çok konuda güçlü olduğunu ifade eden Çelik, “Ülke olarak en güçlü olduğumuz nokta birlik ve beraberliğimizdir. Konu vatan, millet, bayrak olunca kurumlar arası ya da ideolojik farklılıkları bir tarafa bırakarak bir araya gelmemiz en büyük gücümüz. Bunun en bariz örneğini 15 Temmuz’da gösterdik. 40 yıllık bir proje birlik ve beraberliğin karşısında kaybetti. Bu birlik beraberlik var olduğu müddetçe dünyada hiçbir güç bizi parçalayamaz” diye konuştu.

    Öte yandan, meslek kuruluşları da Kayseri Büyükşehir Belediyesine ziyarette bulundu.

  • Oğlunun öldüğünü duyan anne sinir krizi geçirdi

    Kırşehir’de bir süre önce cezaevinden çıktığı öğrenilen adam ölü olarak bulunurken, oğlunun öldüğünü duyan anne sinir krizi geçirdi.

    Alınan bilgiye göre, Kırşehir E-Tipi Cezaevinden yeni çıktığı öğrenilen S.K., Yenice Mahallesi Terme Caddesi İnan apartmanında bulunan ikamette ölü halde bulundu.

    Hayatını kaybeden S.K.’nın yapılan ilk incelemesinin ardından cesedi Ahi Evran Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı. Sinir krizi geçiren anne ise ambulansla hastaneye kaldırıldı.

  • CHP’li Tezcan’ı yaralayan saldırgan alkollü olduğunu iddia etti

    CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Aydın Milletvekili Bülent Tezcan’a silahla yaralayan saldırgan, ilk ifadesinde, saldırıyı alkolün etkisiyle bilinç dışı gerçekleştirdiğini iddia etti.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Tezcan’ı yemek yediği Efeler ilçesindeki restoranda silahla yaralayan saldırgan Alparslan Sargın, polis ekiplerinin il genelinde gerçekleştirdiği yol uygulamaları sırasında Kuşadası ilçesine giriş yaptığı sırada gözaltına alındı.

    Sorgulanmak üzere Kuşadası İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen Alparslan Sargın, ilk ifadesinde saldırıyı bilinçli olarak gerçekleştirmediğini, olayın aşırı derecede alkollü olması nedeniyle meydana geldiğini iddia etti.

    Saldırgan Alparslan Sargın’ın, Kuşadası’ndaki ifade işlemlerinin ardından Aydın İl Emniyet Müdürlüğü’ne getirileceği öğrenildi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Aziz milletimin Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde olduğu gibi canını feda etmeye hazır olduğunu biliyorum”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, aziz Türk milletinin, Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde olduğu gibi her zaman canını feda etmeye hazır olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda yaptığı konuşmada, “Cumhuriyeti bir kopuş olarak değil, bir devamlılık yeni ve daha güçlü bir başlangıç olarak görmeliyiz. Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkalığı forsundaki 2 bin 200 yıllık devlet geleneğimizn bu topraklardaki bin yıllık varlığımızın son halkası olarak değerlendiriyorum. Bu geleneğin mirasçısı olan aziz milletimin her durumda ve her zaman tıpkı Çanakkale’de ve İstiklal Harbi’nde olduğu gibi canını feda etmeye hazır olduğunu biliyorum. Nitekim 15 Temmuz gecesi ülkemizin dört bir yanında yaşanan kahramanlık hikayeleri bunun en açık karinesidir. 15 Temmuz’da darbecilere meydanları dar edenler Seyit Onbaşı’nın, Şerife Bacı’nın, Nene Hatun’un, Sütçü İmam’ın ve daha binlercesini sayabileceğimiz kahraman ecdadın varislerinden sayabiliriz. O gece en modern silahlara sahip darbecileri bozguna uğratanlar, dilinde duasından, elinde bayrağından, yüreğinde imanından başka silahı olmayan vatan evlatlarıdır. Onların elinde silahı yoktu. Onlar F -16’lara sinmiyordu, onlar silahla donanmış helikopterle düşmana karşı yürümüyordu. Onlar tankla yürümüyordu” dedi.

  • Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer: ’’Ülkemizde en az 700 bin değişik derecede sedef hastası olduğunu söyleyebiliriz’’

    Psoriasis Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, ’’Yapılan çalışmalarda dünyada yüzde 1-2 olduğu değerlendiriliyor. Toplumda yaşayan her 100 kişiden 1’i sedef hastası. Ülkemiz açısından değerlendirecek olursak en az 700 bin değişik derecede sedef hastası olduğunu söyleyebiliriz’’ dedi.

    Dünyada yaklaşık 125 milyon insan sedef hastalığıyla mücadele ediyor .Hastalık son dört yılda iki kat arttı.Sedef hastalığı hakkında yanlış bilinenler, hastaların sosyal hayatını olumsuz etkiliyor. 29 Ekim Dünya Sedef Günü nedeni ile Psoriasis Derneği tarafından 25 Ekim’de Shangri-La Bosphorus İstanbul Otel’ de düzenlenen basın toplantısında hasta gözünden sedef hastalığı değerlendirilirken, konuşmacı hekimler tarafından güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verilirdi. Toplumda yanlış algı nedeni ile hasta ve hasta yakınlarının yaşadıkları sosyolojik ve psikolojik sorunlar gündeme getirildi, özellikle sedef hastalığının bulaşıcı olmadığına dikkat çekildi.

    Toplantıya Psoriasis Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, Karadeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş Yaylı, Türkiye Sedef Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Yıldırım, çok sayıda doktor ve davetli katıldı.

    Sedef hastalığı deride kızartı ve kepek ile seyreden, yalnız deride olmayıp bütün organizmayı ilgilendiren ve yaşam boyu devam eden problem bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, ’’Son yıllarda da sıklığı giderek artıyor. Yapılan çalışmalarda dünyada yüzde 1-2 olduğu değerlendiriliyor. Toplumda yaşayan her 100 kişiden 1’i sedef hastası. Ülkemiz açısından değerlendirecek olursak en az 700 bin değişik derecede sedef hastası olduğunu söyleyebiliriz’’ dedi.

    ’’Sedef asla bulaşıcı değil’’

    Bu hastalık genetik yatkınlığı olan hastalıktır diyen Prof. Dr. Gürer, ’’Annesinde ya da babasında sedef hastalığı olan kişilerde sedef hastalığı görülme riski daha yüksek. İlla olacak diye bir kural yok. Araya bir takım tetikleyiciler giriyor. Bu tetikleyiciler bu problemli hastalığın başlamasına neden oluyor. En önemli tetikleyici stres. Bunun yanında bazı ilaçlar ve enfeksiyonlar tetikleyici faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Asla bulaşıcı bir hastalık değil. Hastanın yalnızca kendisine ait bir hastalık.Toplumda bulaşıcı olma ihtimali kanısı, hastaların damgalanmasına yol açıyor. Psiko-sosyal problemler, özgüven azalması, kendini çekici bulmama ve intihar eğilimi gibi problemlere yol açıyor’’ şeklinde konuştu.

    ’’Hastalar şarlatanların oyununa gelmesinler’’

    Alternatif tıpa konusuna şiddetle karşı çıkan Prof. Dr. Gürer , ’’Sedef hastalığı dermatoloji uzmanları tarafından tedavi edilmelidir. Asla alternatif tıp yöntemleri tercih edilmemelidir. Biz ona ’Şarlatan’ diyoruz. Şarlatanların oyununa gelmesinler. Bunu fırsat bilenleri oyununa gelmesinler. Dermatoloji uzmanlarına başvurup, gerçek uygun tedaviyi elde etsinler’’ diye konuştu.

    ’’Doğru adreste ve dermatoloji uzmanları ile tedavi’’

    Toplantıda bulunan ve sedefin tedavisi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Savaş Yaylı, ’’Sedef, tüm dünyada yüzde 2 civarında görülen bir hastalık. Düzgün adreslerde, dermatoloji uzmanlarının ellerinde tedavi ile kontrol altında giden bir hastalık. Psoriasis Derneği ve Türk dermatologları olarak önemli hedefimiz; Sedef hastalığının kontrol altında tutulabilen ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu vurgulamaktır. Topikal dediğimiz sedef döküntüler üzerinde kullandığımız kremler bu hastalığın başlangıç tedavisidir. Sadece bunla yeterli kalmayıp, özellikle daha yaygın olan döküntüleri olan hastalarda sistemik ilaçlar dediğimiz tabletler, cilt altına yapılan enjeksiyonlar ve serum şeklindeki ilaçlarla çok rahatlıkla hastalığı kontrol altında tutabiliyoruz. Sedef, uzun sürmüş, yalnızca krem ve melhemler üzerinden yürüyen tedaviler ile yetersiz bir tedavi sunabiliyor. Hastalarımız bundan önemli oranda mutsuz. Doğru adreste, dermatoloji uzmanların eliyle tedavilerini iyi bir şekilde yönetebilirler. Bunun için özellikle sedef hastalığı poliklinikleri olan, üniversite hastanelerimizin cilt hastalıkları ve dermatoloji bölümlerini takip etmeleri gerekiyor’’ dedi.

    ’’ Sedef sadece deri hastalığı değil’’

    Sedef hastalığının sadece deri ile sınırlı olmayan sistemik bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Serap Öztürkcan, ’’Sedef hastalığı kişileri psikolojik, sosyal ve fiziksel anlamda etkileyen, yaşam kalitesini çok bozan hastalık. Artık deri ile sınırlı değil sistemik bir hastalık olduğunu biliyoruz. Bu nedenle hastalarımıza bu bulgularla yaklaşmamız ve sadece deriyi değil, birlikte eşlik eden sistemik hastalıkları da tedavi etmemiz gerekiyor. Sedef hastalığı ile birlikte eklem tutulumu, bağırsak hastalıkları, psikiyatrik hastalıklar, kalp hastalıkları, tansiyon, obezite gibi şikayetler çok sıkla oluyor. Hastaların bu yönde araştırılması, tedavileri planlanırken de multidisipliner çalışmamız gerekiyor. Psikolojik sorunlar oldukça fazla. Hastaların yüzde 80’inde depresyon gözüküyor. Bu hastaların sosyal ilişkileri kısıtlı, toplum tarafından damgalanmış, bulaşıcı olduğu düşünülen hastalar. Halbuki böyle bir durum söz konusu değil. Hastalar psikolojik yönde destek olmak, yaşam kalitelerinin yüksek şekilde yaşamlarını sağmak gerekiyor. Bunun için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

    Sedef hastası ve Türkiye Sedef Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Yıldırım, yaşadığı sorunları şöyle dile getirdi: ’’40 yıldır sedefle yaşıyorum. Sedef hastalığı ile ilgili bir çok sorunlar yaşıyoruz. Sosyal hayat, beslenmede ve aile yaşantımızda sıkıntılar yaşıyoruz. İş kaybı, eş kaybı gibi durumlar yaşıyoruz. Toplum bu hastalığı yanlış biliyor. Sedef kötü bir hastalık değil, hastalığın kötü bir görünümü var. Bulaşıcı bir hastalık değil, toplum bunu bilmiyor. Kamu önünde bu konu doktor, hasta ve devlet tarafında tartışılma ve anlatılmalı. Eğitim merkezleri olmalı.’’