Etiket: Olduğunu

  • Tartıştığı babasını öldüren genç, pişman olduğunu söyledi

    Konya’da babasını av tüfeğiyle vurarak öldüren 19 yaşındaki genç sağlık kontrolünden geçirildi.

    Olay sabah 09.30 sıralarında merkez Meram ilçesi Melikşah Mahallesi Ertosun Sokakta meydana geldi. İddiaya göre, M.B.A. (19) işsiz olduğu öğrenilen babası Musa A. (53) ile tartıştı. Tartışmanın büyümesi üzerine genç, babası Musa A.’yı av tüfeğiyle vurarak öldürdü. Babasının ölümüne neden olan genç polis tarafından gözaltına alınarak polis merkezine götürüldü. babasını öldüren genç polisteki ifadesinde annesi ve kendisine şiddet uyguladığını iddia ettiği babasıyla evde sigara içtiği için tartıştığını, sopayla kovalayarak dövmeye çalışınca da av tüfeğiyle karşılık vererek babasını vurduğunu söylediği öğrenildi. Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilen M.B.A. gazetecilerin babanızı neden öldürdünüz sorusuna cevap vermezken, Pişman mısınız? sorusuna ’pişmanım’ cevabını verdi. M.B.A. polisteki sorgusunun ardından adliyeye sevk edildi.

    Öte yandan, öldürülen Musa A.’nın daha önce M.B.A’nın abisini bıçaklayarak yaraladığı iddia edildi.

  • Bodrumlu Mehmet Asar, dünyaca ünlü yıldız Adele’in babası olduğunu iddia etti

    Muğla’nın Bodrum ilçesinde yaşayan Mehmet Asar, dünyaca ünlü İngiliz şarkıcı Adele’in kızı olduğunu iddia etti.

    Bodrum’da yaşayan 52 yaşındaki Mehmet Asar ünlü sanatçı Adele’nin kendi kızı olduğunu iddia etti. İngiliz şarkıcı Adele’nin öz kızı olduğunu söyleyen 52 yaşındaki Mehmet Asar, 1987 yılının temmuz ayında Bodrum’da tatile gelen bir kadına aşık olduğunu ve birliktelik yaşadığını ileri sürerek bu kadının Adele’nin annesi olduğunu iddia etti. Araştırmaları sonucunda birlikte olduğu kadının ertesi yıl mayıs ayında bir kız çocuğu dünyaya getirdiği ve bu kızın dünyaca ünlü İngiliz şarkıcı Adele olduğunu açıkladı.

    Adele’nin annesiyle büyük aşk yaşamış

    Asar, 1987 yılında Gümbet Mahallesi’nde taksicilik yaptığı dönemde ABD’de yaşayan İngiliz şarkıcı Adele’in annesi Penny Adkins’in tatile geldiğini ve daha sonra birbirlerine aşık olduklarını iddia etti. 30 yıl önce tanıştığı bayanı bir daha görmeyen Asar, o yıldan sonra hiç evlenmedi. 2016 yılında Grammy ödüllerine aday olan ünlü sanatçı Adele’i gördükten sonra destek verdiğini de açıklayan Asar, daha sonra Adele’in geçmişini araştırmaya başladı. Araştırmaları sırasından Adele’in annesinin bir fotoğrafını gören Asar bir anda 30 yıl önce aşık olduğu kadını hatırladı. Evde geçmiş yıllardan kalan bir fotoğrafı baktıktan sonra Adele’in doğum tarihini karşılaştırınca ünlü sanatçının kendi kızı olduğuna kanaat getirdi. Adele’in birkaç yerde Türk asıllı olduğunu açıklaması ise Asar’ı heyecanlandırdı.

    “Adele benim kızım”

    Asar, Adele’in Türk asıllı olduğunu açıklamasının ardından ünlü sanatçıya defalarca mesaj atarak “Ben senin babanım” dediğini ama karşılığında bir cevap alamadığını söyledi. Asar, Adele’in annesiyle büyük bir aşk yaşadıklarını anlatarak, “1987 yılının Temmuz ayında yine iki bayan bazı şehirlerde ve yerlerde gezmek istediklerini söylediler. Ben yardımcı oldum kendilerine, Bodrum Yarımadasının sahillerini dolaştırdım. Bu arada Pamukkale’ye gitmek istediler, Pamukkale’ye gittik. Bir gün orada kaldık. Tekrar geriye döndük işte birlikte yemek falan yerken fikir birliğine vardık. Fikir birliğine vardığımız anda arkadaşlığımız devam etti. Birbirimize bağlandık. İngiltere’ye geriye döndüler tekrar bir hafta sonra tatile geldi. Üçüncü defa yine geldi. Yaklaşık bu gelip gitmeler tabi 2 ay bir birlikteliğimizi oluşturdu sezon ayı içerisinde. Güzel günlerimiz oldu sevgi aşk dolu, ikimizde birbirimizden hoşlanmıştık o yıllarda. Birkaç defa görüşmelerimiz devam etti daha sonrada aradığım telefon numarası cevap vermedi. Geriye tekrar bir daha gelmedi, o yıldan sonra iletişimimiz kesilmişti. Ne zaman ki Grammy Ödüllerini ben internetten seyrediyordum sanatçıları, genç bir bayan aday gösterildi. Şarkılarını dinledim, beğendim ve destekledim kendisini yarışmaya katılmadan önce ve yarışmaya katıldı 6 ödül birden aldı” dedi.

    “Öz geçmişini araştırdım”

    Adele’in öz geçmişini araştırdığını kaydeden Asar, “Adele’in özgeçmişini bir incelemek istedim internetten. Özgeçmişini Wikipedi bölümünü sayfasına geçtiğim zaman. Adele’in annesinin ismini falan okudum. Sonra Güney’e tatile gittiğini, bekarken bir çocuğu olduğunu öğrendim. Güneye tatile gitti orada birliktelikten bir çocuk getirdi bu kız Adele, olduğu için. Adele’in doğum tarihine baktım. 1988 5 Mayıs. Ben 5 Mayıs’tan geriye gittim 1987 Temmuz Ağustos’a denk geliyor. Adele’in fotoğrafına baktım. Dedim ya olabilir ama yine evde bir albümde fotoğrafımız duruyordu birlikte çekilmiş, annesinin bana hediye ettiği ikinci gelişinde. Onu aldım geldim internette tekrar baktığımda artık bazı şeylerin kaçınılmaz olacağını hissettim. Elindeki ikinci ve üçüncü parmağın normal uzatıldığında bitişik durması genetik olarak bitişik durması bendeki çağrışımları yoğunlaştırdı ve ümit ediyorum ki yanılmamı olurum. İnşallah güzel günler olacağına, güzel yıllar olacağına, 2017 Grammy ödüllerinde de Adele’ye buradan Bodrum’dan dünyalar kadar selamlarımı başarılarının sürmesini diliyorum ve başarılı olmasını talep ediyorum” şeklinde konuştu.

    Adele “Türk asıllıyım” demişti

    Adele’in bir konserde “Türk asıllıyım” dediğini de hatırlatan Asar, şöyle konuştu:

    “Hollanda’daki bir konser sonrası seyirciler arasındaki Türk genç sahneye çıkıyor. Kendisini tebrik etmek için gencin Türk olduğunu öğrenen Adele ’Benim de yarı yerim Türk’ diyor. Bunlar benim düşüncelerimi ve fikirlerimi daha da arttırdı.”

    “Birbirimizi gördüğümüzde her şey ortaya çıkar”

    Adele ile görüştüğünde her şeyin ortaya çıkacağını savunan Asar, sözlerini şöyle tamamladı:

    “Adele ile oturup konuşup, tanışıp, ondan sonra olması gereken şeylerin olur. Ben hiç kimseyi bir şekilde her hangi bir şekilde zorlayamam sadece düşüncelerim bu yönde. İleriye doğru yaklaştığımızda bir gün veyahut ben Adele’in konserine gittiğimde veya Adele’yle annesiyle her hangi bir yerde oturup konuştuğumuzda zaten biyolojik olarak birbirimizin aynı ortamda olduğu anda genlerimizin kaynaşacağını, fiziksel olarak ve düşünce fikir olarak ses tonlarımızın birbirimizi tamamlayacağını düşünüyorum. Adele’in mutlu olmasını istiyorum. Bakıyorum fotoğraflarında şarkı söylerken filan bazen ağlıyor. O ezikliğini yenmesini istiyorum, üzülmemesini, mutlu olsun hep ileriye hep mutluluğa doğru yürüsün.”

  • Erdoğan: “Bu sinsi terör örgütünün Tanzanya’da da uzantıları olduğunu biliyoruz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bu sinsi terör örgütünün Tanzanya’da da uzantıları olduğunu biliyoruz. Tanzanya’daki yapılanmalarına ilişkin gereken önlemleri dostum Cumhurbaşkanı Magufuli ile birlikte ele aldık. Benim sizden bir ricam olacak. Adının içinde Türkiye geçen ve bizimle hiçbir bağları olmayan Büyükelçiliğimiz tarafından tanınmayan herhangi hiçbir kuruluşa özellikle de iş adamları derneklerine itibar etmeyin çünkü bizim yasalarımız bunları tanımıyor” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Darüsselam’daki temasları kapsamında Türkiye-Tanzanya İş Forumu’na katıldı. Erdoğan, Türkiye’nin insani kalkınma yardımlarını yürüten TİKA Darüsselam ofisini geçtiğimiz yıl faaliyete geçirdiğini kaydederek, “Bundan sonra TİKA aracılığıyla Tanzanya’nın ihtiyaçları doğrultusunda yeni projeleri daha aktif olarak hayata geçireceğiz. Bir kez daha altını çizerek ifade etmek istiyorum. Bizim ecdadımızın Afrika’daki bin yıllık tarihinde asla sömürgecilik lekesi yoktur. Tarihte 3 kıtaya yayılan devletler kuran atalarımız ne burada ne diğer bölgelerde emperyalist amaçlarla kesinlikle hareket etmemiştir. Türk milletinin Afrika’ya olan ilgisi çıkara değil, gönül bağlarına dayanıyor. Geçmişte olduğu gibi bugünde bizler imar etmenin, ihya etmenin ve paylaşmanın peşindeyiz. Bakınız bugün Afrika’nın 54 ülkesinden 4 bin 500 öğrenci ülkemizin farklı üniversitelerinde eğitim-öğretim görüyor. Bu öğrencilerimizin tüm masrafları Türkiye bursları ile ülkemiz tarafından karşılanıyor. Ayrıca doğrudan yüksek öğretim kurumumuzun, diyanet vakfımızın verdiği burslar var. Aynı şekilde AFAD ve TİKA gibi resmi kurumlarımız Kızılay başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşumuz kıtanın farklı bölgelerinde kalkınma yardımı ve insani yardım faaliyetlerini de sürdürüyor. Her zaman söylediğimiz gibi Afrika ile ilişkilerimize win win (kazan kazan) felsefesiyle yaklaşıyoruz. Afrika’nın gelişmesini ve kalkınmasını arzu ediyor ve bunun içinde imkanlarımızı seferber ediyoruz” açıklamasını yaptı.

    “FETÖ yalnızca Türkiye için değil, faaliyet gösterdiği tüm ülkeler için bir tehdittir”

    Darbe girişimine değinen Erdoğan: “Türkiye 15 Temmuz da menfur bir darbe girişimine maruz kalmıştır. Bu darbe girişiminin arkasında FETÖ terör örgütü vardır. Maalesef bu örgüt insani yardım, eğitim, ticaret gibi kavramların arkasına saklanarak dünyanın farklı bölgelerinde etkinlik kazanmıştır. Şunu açık bir şekilde ifade etmek isterim; FETÖ yalnızca Türkiye için değil, faaliyet gösterdiği tüm ülkeler için bir tehdittir. Bu sinsi terör örgütünün Tanzanya’da da uzantıları olduğunu biliyoruz. Tanzanya’daki yapılanmalarına ilişkin gereken önlemleri dostum Cumhurbaşkanı Magufuli ile birlikte ele aldık. Benim sizden bir ricam olacak. Adının içinde Türkiye geçen ve bizimle hiçbir bağları olmayan Büyükelçiliğimiz tarafından tanınmayan herhangi hiçbir kuruluşa özellikle de iş adamları derneklerine itibar etmeyin çünkü bizim yasalarımız bunları tanımıyor. Bunu bilmenizi isterim. Dünyanın şu anda en büyük belası terördür. Dolayısıyla bu teröre karşı hep birlikte önlem almalıyız ve bunların yumuşak terör, sert terör sakın ha. Bu oyuna gelmeyiniz. 248 vatandaşımızı bunlar F16’larla vurdular. Helikopterlerle vurdular, tanklarla vurdular, toplarla vurdular, modern silahlarla vurdular. 2 bin 193 vatandaşımızı yaralayarak gazi yaptılar. Genci, yaşlısı, kadını, erkeği bunu yaptılar. Bu şekildeki bir terör örgütüne yönelik Tanzanya bundan süreçte çok daha farklı tedbirler alacaktır” ifadelerini kullandı.

    (EK-YM-OS)

    Kaynak: İHA

  • Travmayla baş etmede durumun geçici olduğunu kabullenmenin önemi

    Medicana International Ankara Hastanesi’nden Klinik Psikolog Gizem Yağmur Çopur, travmatik olaylar sonrasında ortaya çıkacak belirtilerin neler olduğunu, ne kadar iyi tanınırsa, olağanlığı ve geçici oluşu fark edilebilirse onlarla baş edebilmenin de o kadar kolaylaşacağını söyledi.

    Medicana International Ankara Hastanesi’nden Klinik Psikolog Gizem Yağmur Çopur, travmatik deneyimler yaşamış kişilere uygulaması basit ama sonuçları etkili bir takım önerilerde bulundu.

    Klinik Psikolog Çopur, travmatik olaylar sonrasında ortaya çıkacak belirtilerin neler olduğunu, ne kadar iyi tanınırsa, olağanlığı ve geçici oluşu fark edilebilirse onlarla baş edebilmenin de o kadar kolaylaşacağını söyledi. Sağlıklı bireylerin de travmatik olaylardan sonra bir süre de olsa çeşitli depresif, kaygı taşıyan, iç huzursuzluk yaratan, acı veren olumsuz duygulara kapılabileceğine işaret eden Çopur, “Şok ve inkar, bunaltı, endişe, korku, panik, öfke, tahammülsüzlük, gerginlik, huzursuzluk, suçluluk, umutsuzluk, çaresizlik, utanç gibi duygular bunlara örnek verilebilir” ifadesini kullandı.

    Bu duyguların olağan ve insani tepkiler olduğunu unutmamak gerektiğine vurgu yapan Çopur, “Bu belirtilerin görülmesi ruhsal olarak hastalanılacağının bir göstergesi de değildir. Tüm bu belirtiler olağan dışı/ anormal durumlarda verilen normal tepkilerdir. Bahsedilen belirtilerin bir ay gibi kısa bir süre içerisinde azalması beklenir. Belirtilerin azalmaması ve işlevselliği etkilemesi durumunda profesyonel bir destek alınması gerekmektedir” diye konuştu.

    “Duyguları yazıya dökmek kişinin duygularını anlamlandırmasına, kabullenmesine, düzene sokmasına ve onlarla başa çıkabilmesine olanak tanır”

    Çopur’un psikolojik travma sonrası kişilere önerileri ise şunlar oldu:

    “Olumsuz duygulanımların zaman içerisinde sıklığının azalması ve kaybolması için günlük yaşam rutinleri sürdürmek, daha önce gidilen dış mekanlara gidişleri engellememek, katılmakta olunan etkinliklere yönelmeyi sürdürmek, rahatlamaya yönelik aktiviteleri gerçekleştirmek, çalışmakta olunan işe gitmek için çaba harcamak yardımcı olacaktır. Kişilerde maruz kalınan durum ile ilgili konuşma ihtiyacı ya da tam tersi konuyu hiç açmama ve içe kapanma görülebilir. Bu dönemde yakın çevreden sosyal destek almak, yakın çevre ile duyguları paylaşmak bu hislerin süresini ve şiddetini azaltacaktır. Yaşanan duruma yönelik akıldan geçen düşünceleri özellikle onların oluşturduğu duyguları yazıya dökmek veya günlük tutmanın kişinin duygularını anlamlandırmasına, kabullenmesine, düzene sokmasına ve onlarla başa çıkabilmesine olanak tanır. Bireylerin yardım toplantılarına ve anma törenlerine katılması suçluluk duygusunu azaltarak yalnız olmadığı ve kayıpları unutmadığını düşündürecektir.”

    “Alkol, kahve tüketimi ve sakinleştirici ilaçlar sanıldığı gibi yardımcı olmayacaktır”

    Klinik Psikolog Çopur, bu dönemde baş, boyun ve göğüs ağrıları, mide bulantısı, çarpıntı, baş dönmesi ve kasılma gibi bedensel bazı şikayetlerin meydana çıkabileceğini, bunlara ek olarak uykuya dalma ve sürdürmekte güçlükler, kabus görme ya da sürekli uyuma ihtiyacı görülebileceğini ifade ederek, “Bu nedenle kişilerin kendisini dinlemesi ve istirahat etmek için zaman ayırması gevşemeye yardımcı olacaktır. İştahta artış veya iştahsızlık, aşırı enerji ve uyanıklık hali ya da tam tersi uyuşukluk, hissizlik, bitkinlik hali süreç ile ilişkili olarak oluşabilir. Bunları ortadan kaldırmaya yönelik alkol/kahve tüketimi ve sakinleştirici ilaçlar sanıldığı gibi yardımcı olmayacaktır” şeklinde konuştu.

    Dikkat dağınıklığı ve unutkanlığa karşı ne yapmalı?

    Kişinin kendisini işine verememe durumu, odaklanmada güçlük, dikkat dağınıklığı ve unutkanlığın stres yaratan travmatik duruma bağlı olarak ortaya çıkabileceğine işaret eden Çopur, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Yaşanan travmatik olayların tekrar yaşanıyormuş gibi olması, defalarca kişinin gözünün önüne gelmesi veya sesleri işitiyormuş gibi olması görülebilecek tepkilerdir. Bu nedenle zihinsel aktivasyonları ve dikkati başka yere çekmek, görsel eylemlere yönelmek (film seyretme, çiçekle uğraşma, ev işlerine yönelme, puzzle tamamlama, tamir etme, boyama, el işleri, kitap okuma, spor yapma, yürüyüş vb.), duruma yönelik haberleri izlemekten, fotoğraflara bakmaktan, görüntülere maruz kalmaktan uzaklaşmak, görüntülerin silinmesine ve zihnin dağılmasına katkıda bulunacaktır.”

  • Bakanı Işık: “3 askerimizin DEAŞ’ın elinde olduğunu biliyoruz”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, “3 askerimizin DEAŞ’ın elinde olduğuna yönelik bilgimiz var. Ancak bundan öteki tüm yorumlar, teyit edilmiş bir bilgi değildir. Bilgiler teyit edilmeden de bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini söylüyoruz” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı 95. Daraltılmış İl Danışma Meclisi toplantısına katıldı. Toplantıya Bakan Işık’ın yanı sıra AK Parti Kocaeli milletvekilleri, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu başta olmak üzere ilçe belediye başkanları ve AK Parti İl Teşkilatı üyeleri katıldı. Terörle mücadele konusuna değinen Bakan Işık, “PKK’nın, PYD’nin ve diğer terör örgütlerinin Türkiye’yi Suriye’de çekmek istedikleri çukura Allah’a hamd olsun bu güne kadar düşmedik bundan sonra da düşmeyeceğiz. Onların bizi getirmek istediği yere gitmeyeceğiz. Ama Allah’ın izniyle onların köklerini kurutacağız. Buna hiç kimsenin tereddüdü olmasın. Bugün bazıları ‘El-Bab’da ne işiniz var. Fırat Kalkanı Harekatı’na neden giriştik’ diyorlar. Bu insanlara sormak lazım günümüz dünyasında atılan onlarca füze onlarca havan topunu nereden attılar. Bizim sınırlarımızın dışından attılar. Ne yapacaktık daha fazla bekleyecek miydik? Evet El-Bab’da operasyonlarımız devam edecek. Bu bölgeden DEAŞ’ı tamamen temizleyene kadar Özgür Suriye Ordusu ile birlikte bu operasyonları sürdüreceğiz” dedi.

    “3 askerimizin DEAŞ’ın elinde olduğunu biliyoruz”

    DEAŞ terör örgütü elinde 3 Türk askerinin olduğunu doğrulayan Bakan Işık, “Şu ana kadar 3 askerimizin DEAŞ’ın elinde olduğuna yönelik bilgimiz var. Evet 3 askerimizin, DEAŞ’ın elinde olduğunu değerlendiriyoruz. Ancak bundan öteki tüm yorumlar, teyit edilmiş bir bilgi değildir. Bilgiler teyit edilmeden de bilgilere itibar edilmemesi gerektiğini söylüyoruz. Bu arada bir konunun özellikle altını çizmek istiyorum, bu ülkede bu kritik süreçte bölgemizde tüm süreçlerin değiştiği bu dönemde herkesin sorumlu davranması gerekiyor. Bir taraftan terör örgütlerinin Türkiye’yi çekmek istediği tuzaklara karşı hepimiz çok dikkatli olmalıyız, diğer tarafta da birliğimizi ve beraberliğimizi bozacak hiçbir harekete girişmemeliyiz. Hasta hukuk çerçevesinde müsaade etmemeliyiz. Bu Türkiye için çok önemli. Sorumluluk sahibi olmanın tam zamanı. Akli selim ile hareket etmenin zamanı. Sağ duyuyu elden bırakmamanın zamanı. Zira terörle mücadelenin en kritik dönemindeyiz” diye konuştu.

    El-Bab’da Türk askerinin kahramanca mücadele ettiğini söyleyen Bakan Işık, “Şu anda Özgür Suriye Ordusu’yla birlikte Allah’a hamd olsun El-Bab’ın en kritik yeri olan hastane tepesini DEAŞ’tan temizledik. En kritik nokta ele geçirildi. Ama önümüzde daha yapacak işlerimiz var” ifadelerini kullandı.