Etiket: Olduğumuz

  • Karaman: “Ait olduğumuz yere geri dönmek istiyoruz”

    Çaykur Rizespor Teknik Direktörü Hikmet Karaman, 3-1 kazandıkları Adana Demirspor maçı sonrası, “Deplasmanda kazanmak çok daha önemli. Biz ait olduğumuz yere geri dönmek ve hazır bir takım halinde orada olmak istiyoruz” diye konuştu.

    Karaman, TFF 1. Lig’in ikinci haftasında deplasmanda karşılaştıkları ve 3-1 kazandıkları Adana Demirspor maçı sonrası basın toplantısında açıklamalarda bulundu. Hikmet Karaman, deplasmanda 3 puan almanın çok önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “İki takımı da tebrik ediyorum. Böyle bir havada mücadele gücü yüksek. Hakemi de tebrik ediyorum. Böyle bir ortamda iki takımın oyuncularının oynaması ve gollerin olması futbol adına sevindirici. Zaman zaman bizim üstün olduğumuz Adana Demirspor’un üstün olduğu bölümler var. Oyuncuları da tebrik ediyorum. Özgür Çek’i tebrik ediyorum. 34 yüksek koşu yaptı. Rakibimiz iyi bir takım. Yabancı oyuncuları yetenekli ama ona rağmen deplasmanda kazanmak çok daha önemli. İkinci golü atarken ki model çok güzeldi. Pas var, oyun gelişimi var. Bu modeli geliştirmemiz lazım. Biz ait olduğumuz yere geri dönmek ve hazır bir takım halinde orada olmak istiyoruz. Her maç bize bir şey öğretecek. Hafta içi çalışıp kendimizi geliştirerek devam etmek istiyoruz. Rize şehrimize hayırlı olsun.”

  • AB Bakanı Çelik: “Karşı karşıya olduğumuz meydan okumalara karşı daha konsolide devlete ihtiyacımız var”

    Avrupa Birliği (AB) Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, Bakanlar Kurulu, Başbakan, Cumhurbaşkanı arasında tam bir uyum olmasaydı Türkiye’nin 15 Temmuz’u atlatamamış olacağına dikkat çekerek, “Önümüzdeki 100 yılda karşı karşıya olduğumuz meydan okumalara devletimizin karşı karşıya kaldığı ortam içerisinde daha konsolide devlete ihtiyacımız var” dedi.

    AK Parti’nin 83. İl Danışma Meclisi Toplantısı Yüreğir Kültür Merkezi’nde yapıldı. Toplantının başlangıcında 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin video gösterimi yapıldı.

    Açılış konuşmasını yapan AK Parti İl Başkanı Fikret Yeni, referanduma hazır olduklarını ve kentte ’evet’ oylarını birinci sırada çıkarmakla kalmayıp, Adana’yı Türkiye’de birinci sıraya taşıyacaklarını söyledi.

    AK Parti Adana Milletvekili Tamer Dağlı da Türkiye milletine hem Cumhurbaşkanı’nı seçme hem milletvekili hem de yürütme organlarını seçme iradesini sonuna kadar vereceklerini söyledi. Dağlı, “Asıl olan milletin teveccühüdür, bundan korkacak hiçbir şey yok” diye konuştu.

    Daha sonra kürsüye gelen AB Bakanı Ömer Çelik ise 15 Temmuz’da milletin iradesiyle sokaklara el koyduğunu, tanklara,savaş uçaklarına karşı ağır silahlara karşı kendi milli iradesini koruduğunu ve gereken fedakarlığı gösterdiğini anlattı. Devlet içerisinde bir çatlak ya da uyumsuzluk olması durumunda geçmişte yaşanan çok büyük sıkıntıların 15 Temmuz’da da tekrar etmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:

    “Geçmişte sadece bu uyumsuzluk yüzünden Türkiye’nin varlıkları göz önünde erirken bir krize müdahale etmekte geç kalmış hükümetler dönemini biliyoruz. Bugün bahsettiğimiz sistem değişikliğini düşünürken bunu sürekli aklımızda tutalım. 15 Temmuz’u nasıl atlattık, Cumhurbaşkanı, Başbakan, Bakanlar Kurulu arasında tam bir uyum söz konusu olmasaydı ödeyeceği maliyeti ülkenin her zaman aklımızda tutalım. Net bir durum var. Önümüzdeki 100 yılda karşı karşıya olduğumuz meydan okumalara devletimizin karşı karşıya kaldığı ortam içerisinde daha konsolide devlete ihtiyacımız var. Sistem krizlerini daha çok açmış güçlenmiş ve kararlı bir şekilde geleceğe yürüyen bir sisteme ihtiyacımız var. 200 yıldır tartışıyoruz. Dünya enteresan bir dönemden geçiyor. İlk defa ABD’den küreselleşme karşıtı bir takım sözler yükseliyor korumacılıktan bahsediliyor. Çin küreselleşmeden serbest ticaretten bahsediyor. Çin’le ABD arasında savaş olabileceğinden bahsediliyor. Adeta dünyanın manyetik kutuplarının yer değiştirdiği dönemden geçiyoruz. 1295 km Irak sınırında bu sınırı güvenliği sağlayacak herhangi bir ordu gücü ulusal devlet kalmadı. FETÖ, PKK DHKPC ve diğer terör örgütlerinin ve pek çok istikrarsızlaştırıcı unsurun saldırısı altındayız. Tüm bunların arasında demokrasimizi hukuk devletimizi koruyoruz. Önümüzdeki yıllara bizim bu sistem krizlerini aşmış olarak girmemiz lazım. Bundan sonrasında geçmişteki gibi cumhuriyet tarihinde gördüğümüz gibi bir takım sistem krizlerine giremeyiz. Vakit kaybetmeye veya krizler yüzünden çeşitli krizlere müdahale konusunda zaaf göstermeye tahammülümüz olmaması gerekir. Parlamentoda yargıda veya hükümet içerisinde kriz çıkararak Türkiye’yi geri götürmeye çalışan reflekslere karşı bizi korunaklı kılacak iradeyi gasp etmek isteyenlere karşı güçlü bir yapı ortaya çıkaracak bir sistem değişikliğine ihtiyaç var. Bunla ilgili olarak AK Parti bir anayasa değişikliği olarak uzun zamandır halkımızın gündeminde tutuyor. Esasen Türk siyasi hayatının da gündemindedir. Özellikle 1980’de o faşist darbe gerçekleştikten sonra onun arkasından ortaya çıkan anayasa metni faşist bir fenomen olarak halkın önüne konuldu. Siyasi iradeye geçmek için cuntayı geride bırakmak için anayasa değişikliğine evet dedi. Niye? sivil siyasete alan açılsın sandık gelsin diye. Çok partili hayata geçtiğimizden beri bu halk demokrasi destanı yazıyor. Eğer Türkiye’de sandık olmasaydı, emin olun etrafımızdaki bazı ülkelerde gördüğümüz o acı sahneler Türkiye’de geçmişte de yaşanırdı, bugün de yaşanırdı. İyi ki sandık var, demokrasi var, iyi ki halka soruyoruz, iyi ki halk istediği yönetimi gerçekleştirebiliyor. En büyük gurur kaynağımızdır. Bir kere daha halka gideceğiz bir kere daha soracağız. 1980’de belki Türkiye veya Türkiye ile ilgili yapılan analizlerde söylenen şeyler vardır . Güney Kore’yle aynı yerden başlamıştır derler. Darbelerle müdahalelerle Türkiye’yi zaaflatıcı sistem içi krizlerle bizimle birlikte başlayanlar G20 de bizden daha ileri ekonomik noktalara geldiler, biz de bu krizleri aşmak için büyük çabalar büyük maliyetler ödemek zorunda kaldık. Bütün bunları geride bırakmanın zamanı gelmiştir. Sistemin çalışmasıyla ilgili bi takım ayak oyunlarıyla Türkiye’yi tökezletmeyecek bir yapıyı ortaya çıkarmamız gerekiyor.

    Sayın Cumhurbaşkanın sahip olduğu gücü biliyor musunuz? Vatana ihanet konusunda yargılanamaz. Cumhurbaşkanı makamında Ak Parti liderliğinden gitmiştir, Ak Parti aynı zamanda hükümet AK Parti hükümetidir. Aynı zamanda meclisin çoğunluğuna sahiptir. Bizim elimizde bu kadar güç varken daha çok güç peşinde koşsak bu sistemin değişmesine karşı çıkmamız gerekirdi. Alternatif bulamadığı için de CHP’nin değiştirmesi gerekirdi. Sınırsız kontrolsüz güçle ülkeyi yönetmek olsaydı amaç, değiştirilmemesi gerekirdi.

    Bugün bundan sonrasında Cumhurbaşkanı sistemi inşallah halkın oylarıyla kabul edildikten sonra en büyük güvencemiz, bir kişi hükümet kurabilmek için halkın önüne çıkabilmek için yüzde 51’lik geniş mütabakatı sağlamak zorunda. Halkın yüzde 51 i bir olması demek zaten halkın değerlerine karşı hükümet kurmayan bir sistemin öne çıkması demektir.

    Özal, Abdullah Gül, demokrat devlet adamları oldukları için vesayet sistemlerine karşı direndiler ve halkın iradesi doğrultusunda bir Cumhurbaşkanı, halka dayanan ve demokrat bir Cumhurbaşkanlığı sergilediler. Halk doğrudan Cumhurbaşkanı seçiyor ve halkın seçtiği Başbakan var. Bu fiilen başkanlık sistemine geçmek demek. Artık Türkiye zaten yarı başkanlık sistemine geçmiştir. Ama halk iradesinin ikiye bölünmesi diye bir şey söz konusu olamaz. Nasıl diyoruz egemenlik kayıtsız şartsız millete aittir, bu irade bölünemez. Dolayısıyla bu iradenin halk tarafından temsil ettiği makamın da tek olması gerekiyor.”

  • Bakan Tüfenkci: “Almış olduğumuz tedbirlerle 2017 yılı yatırım yılı olacak”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, bazı şer güçlerinin ekonomik olarak Türkiye’ye diz çöktürmek için taarruza geçtiğini ifade ederek, “Ama Allah’a hamd olsun Türkiye ekonomisi çok güçlü. Ekonomimiz dimdik ayakta. İnşallah almış olduğumuz tedbirlerle de 2017 yılı yatırım yılı olacak” dedi.

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir restoranda Malatya basınıyla bir araya geldi. Burada gündeme dair açıklamalarda bulunan Bakan Tüfenkci, Cumhurbaşkanı’nın onayına sunulmayı bekleyen yeni anayasa çalışmalarını değerlendirdi. Anayasa değişikliğinin Türkiye’nin yarınları için çok önemli olduğunu vurgulayan Bakan Tüfenkci, “Milletvekili arkadaşlarımızla beraber çok yoğun bir Meclis çalışmasını gerçekleştirdik ve Türkiye’nin yarınları için çok önemli olan bir anayasa değişiklik teklifini Meclis olarak kabul ettik. Bu değişiklik artık milletin huzuruna çıkarma aşamasına geldi. İnşallah Cumhurbaşkanımızın imzasından sonra artık söz ve karar milletimizin olacak. Aziz milletimiz bu değişiklik teklifinin milletin önüne gelmesini isteyenleri ve istemeyenleri ibretle izledi ve kararını da buna göre verecektir diye düşünüyorum. Anayasa değişikliği özellikle Türkiye’nin içerisinde bulunduğu coğrafyada jeopolitik konumu da dikkate alındığında Türkiye’nin geleceği noktasında önemli bir değişiklik olacak. Bu değişiklikle beraber güçlü Türkiye’nin güçlü yürütme ve güçlü iktidarlarla bu coğrafyayı yöneteceğini ve bu coğrafyada var olacağını artık yediden yetmişe herkes biliyor. Coğrafyamıza ve etrafımızdaki komşularımıza şöyle bir baktığımızda güçlü iktidarların, sürdürülebilir ve istikrarlı iktidarların milletleri birlik ve beraberlik içerisinde ayakta tuttuğunu görüyoruz. 14 yıllık AK Parti iktidarları döneminde Türkiye bunu net bir şekilde gördü. Tek başına, istikrarlı ve sürdürülebilir iktidarın ülkeye ne kadar faydalı olduğu çok anlamlı bir şekilde ortaya çıktı. Bu millet 7 Haziran’daki iktidarsızlığın neler getirdiğini de gördü. İnşallah millet anayasa değişikliğine onay verdiği takdirde Türkiye yoluna hızlı bir şekilde devam edecek” diye konuştu.

    Bakan Tüfenkci, Türkiye’nin bir yandan terör örgütleriyle mücadele ederken bir yandan da kalkınmasına ve gelişmesine devam ettiğinin altını çizerek, “Bazı şer güçleri, çeşitli terör örgütleri aracılığıyla Türkiye’ye diz çok çöktüremeyince ekonomik olarak Türkiye’ye diz çöktürmek için hem yurt dışında hem de yurt içinde bir taarruza geçtiler. Ama Allah’a hamd olsun Türkiye ekonomisi çok güçlü, Türkiye maliyesi almış olduğu tedbirlerle bu kırılganlılıkları yaşamadan dimdik ayakta. Kredi derecelendirme kuruluşlarının notlarına bakmayın, sahaya bakın. Ekonomimiz dimdik ayakta, insanlarımız işinde gücünde. İnşallah almış olduğumuz tedbirlerle de 2017 yılı yatırım yılı olacak, 2017 yılında ihracatımızı, üretimimizi ve istihdamımızı daha da arttırarak sağ salim yolumuza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Bakan Tüfenkci, konuşmasında idam tartışmalarına da değinerek, “Önümüzde bir referandum süreci var. İdam Türkiye’nin bekası noktasında isteniyor. Türkiye’nin bekası noktasında öncelikle Türkiye’nin güçlü bir yönetime ve güçlü bir iktidara ihtiyacı var. Dolayısıyla bu anlamda öncelikli olarak anayasa değişikliği var. Bu referandumdan sonra da bu konuda gerekli çalışmalar yapılır ve konu şekillenir diye düşünüyorum” dedi.

    ABD’nin yeni Başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasını da değerlendiren Tüfenkci, “Trump’tan büyük beklentilerimiz var. Özellikle ABD’nin Ortadoğu politikasının değişmesini istiyoruz. Bu değişimin Amerika’ya da faydası olacak. Bu noktadaki çalışmaları önümdeki günlerde görmeyi umut ediyoruz” şeklinde konuştu.

  • Dedas: “Kazanmak zorunda olduğumuz bir maçtı kazandık ve mutluyuz”

    Gaziantep Basketbol’un Başantrenörü Stefenos Dedas, TED Ankara Kolejliler galibiyeti sonrası yaptığı açıklamada, “Kazanmak zorunda olduğumuz bir maçtı kazandık ve mutluyuz” dedi.

    Gaziatep Basketbol Spor Toto Basketbol Ligi’nin 13. hafta maçında evinde ağırladığı TED Ankara Kolejliler’i 93-69 mağlup etti. Karşılaşmanın ardından Gaziantep Basketbol Başantrenör Stefenos Dedas basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Maça istedikleri sertlik de başladıklarını belirten Dedas, “Alınan bu galibiyetten dolayı oyuncularımı ve asistan koçlarımı tebrik ediyorum. Beklediğim gibi bir maç oldu. Oyunun başından bu yana daha ciddi ve sert oynayarak başladık. Daha sonra rahatladık. Kazanmak zorunda olduğumuz bir maçtı kazandık ve mutluyuz.Çok zor bir periyoda giriyoruz. Önce deplasmanda Elan Chalon maçıyla oynayacağız. Daha sonra Uşak ve İsveç deplasmanları ile maç oynayacağız. Bu maçlara hazır olabilmek için elimizden geleni yapım. Başarılı olmaya çalışacağız” ifadelerini kullandı.

    Berke: “Güzel bir galibiyet aldık”

    Kırmızı-siyahlı basketbolcu Berke, önemli bir galibiyet aldıklarını ve yılın son maçı olması neticesiyle takım olarak çok iyi oynadıklarını ve galibiyetten dolayı mutlu olduğunu ifade ederek, ”Koç Dedas’ın söylediklerini iyi bir şekilde uyguladığımızı düşünüyorum. Hücumda elde ettiğimizi basketleri sayıya çevirdik. İyi oynadığımızı düşünüyorum. Güzel bir galibiyet aldık. TED Ankara Koleji’nin göstermiş oldukları bu mücadeleden dolayı da tebrik ediyorum” dedi.

  • Bakan Kılıç: “Bizim Karşısında Olduğumuz, Taraftar Değil Holiganlar”

    Sporda Şiddetin Önlenmesi ve Tahkim Çalıştayı’nda konuşan Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, uzun süren spor programlarını eleştirerek, “Spor programları artık spor programı olmaktan çıkıp kulüp yöneticilerinin, sporcuların, teknik adamların birbirine atıp tuttuğu tartışma programlarına dönüştü” dedi. Bakan Kılıç, taraftarların değil holiganların karşısında olduklarını söyledi.

    Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından Türkiye Futbol Federasyonu’nun katkılarıyla düzenlenen Sporda Şiddetin Önlenmesi ve Tahkim Çalıştayı’nın ikinci oturumuna İçişleri Bakanı Efkan Ala ve Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç katıldı.

    “BİZİM KARŞISINDA OLDUĞUMUZ HOLİGANLAR”

    Spordaki hiçbir davranış ve olayın camialara, şehirlere mal edilmemesi gerektiğinin altını çizen Bakan Akif Çağatay Kılıç, “Şiddeti ve olumsuzluğu yapan sahaya, salona atlayan çok azınlık bir grup, yani holiganlar. Bizim taraftarlarla zaten hiçbir mücadelemiz yok. Her taraftarın gönül verdiği renklerle zaten bir problemi yoktur. Tabi ki tribünlerde şovlarla destekleyecekler. Bizim karşısında olduğumuz holiganlar. Sporcuya, emniyete, basın mensubuna müdahale eden, sahaya atlayanlarla mücadele ediyoruz biz. Takımımızı desteklememize engel oluyorsunuz diyorlar. Ben bunu söyleyenden de şüphe duyuyorum. Spor insani duygularımızı ve yaklaşımımızı daha da açığa çıkartmak için bir araya geldiğimiz bir insani faaliyet olarak algılanmalıdır” dedi.

    “DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE BİZDEKİ GİBİ SPOR PROGRAMLARI YOK”

    Dünyanın hiçbir yerinde müsabakanın ardından Türkiye’deki gibi saatlerce süren spor programları olmadığını ifade eden Kılıç, “Spor programları artık spor programı olmaktan çıkıp kulüp yöneticilerinin, sporcuların, teknik adamların birbirine atıp tuttuğu tartışma programlarına dönüşüyor. İnsan olmanın gereği hata yapmaktır zaten. Eğer o işin içerisinde kasıt varsa onun adı hata olmaz. Ama televizyonlara bir bakıyorsunuz saatler boyunca tartışmalar. Bu olmaz. Biz eğer burada oturup çalışıyorsak ve bir şeyler başarmak için çabalıyorsak spor basını da kendisine bir çeki düzen vermelidir. Bizim amacımız hep beraber keyif veren ve aynı zamanda değeri yüksek olan bir Türk spor camiasını dünyaya göstermek. Bizler bunu yapmak için masaya oturacağız” diye konuştu.

    “BİR KİŞİ SAHAYA ATLIYORSA O KİŞİNİN SAHADA YERİ YOKTUR”

    Kılıç, “Holigan sahaya atlıyor ise gidip sahadaki sporcu, hakem veya görevliye fiziki bir müdahalede bulunuyor ise bunun kanundaki cezası neyse verilecek. Sahaya atlamak bir defa başlı başına yasak. Şiddet konusuna da sadece sporda şiddet olarak bakamayız. İşin içine fiziki şiddet girdiği zaman başka yasalar da devreye girer. Bir kişi sahaya atlıyorsa o kişinin sahada yeri yoktur. Bu kadar keskin olmalı. Bunun daha başka tartışması olamaz. Kulüp yöneticilerimiz birbirleri ile konuşurken kabul edilemeyecek şeyler söyleyebiliyor. Yönetici olmak sorumluluk almaktır. Sadece gidip görüntü vermek değildir. O kulübün sorumluluğunu almak demektir” şeklinde konuştu.

    “BİZ KENDİMİZİ ELEŞTİRİRKEN ÇOK ACIMASIZ OLABİLİYORUZ”

    Bakan Kılıç, “Ne dışarıdan baktığınız kadar ya da bazı yerlerde abartıldığı kadar kötü durumdayız ne de en iyi durumdayız. İyiyiz ama en iyi değiliz. Uluslararası spor camiasında sıkıntılar olmuyor mu? Oluyor. Biz temiz ve seyir keyfi yüksek bir spor camiası istiyoruz. Bakın olimpiyatlar yaklaşıyor, eleştiriler var olacaktır. Bizim amacımız geçmişteki hatalarımızı tekrar etmemek için canla başla çalışıyoruz. Biz kendimizi eleştirirken çok acımasız olabiliyoruz ama uluslararası camiayı eleştirirken bu kadar keskin olamıyoruz. Burada çıkacak olan sonuçları İçişleri Bakanlığımızın, Adalet Bakanlığımızın, Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, federasyonumuzun iç yapılarında bazı düzenlemelere gidilmesini sağlayacak. Tüm taraftarlardan şunu rica ediyorum. Takımınızı sonuna kadar destekleyin. Renklerinizin sonuna kadar arkasında olun. Ancak şunu unutmayın ki; Çanakkale’de omuz omuza canlarını veren farklı takımların oyuncuları vardı. Onların uğruna canlarını verdiği mukaddes ülkemizin ismini bu olaylarla andırmamak için, onların torunları olarak bizler çok daha iyi çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.