Etiket: ölçüde

  • Uzun;”Üretmeyi başardığımız ölçüde bu yüzyılın yükselen ülkesi olabiliriz”

    Türkiye’nin ekonomik yol haritası ile ilgili değerlendirmede bulunan MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun;” Ülkemizde uzun bir süredir tüketim, üretimden fazladır. Sorunların çözümü, bu olguyu tersine çevirebilmeyle yakından ilişkilidir. Yani üreterek tüketme anlayışına geçiş yaparak, başta ekonomik olmak üzere bütün sorunların üstesinden gelmek mümkündür. Ancak üretmeyi başardığımız ölçüde bu yüzyılın yükselen ülkesi olabiliriz”dedi.

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun, Türkiye’nin ekonomik yol haritasına ilişkin açıklama yaptı.

    Dünyada en fazla itibar gören ve en çok sözü geçen ülkelerin, üreterek zenginleştiğine değinen MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun,” Çünkü bir ülkenin iktisadi sorunlarının çözümü, üretimde gizlidir. O halde ekonominin içinde bulunduğu sorunların çözümü, yalnızca üretimle çözülebilir. Zira, üretim olmadan, ne büyüme olur, ne zenginlik olur, ne istihdam olur, ne işsizlikle baş edilebilir, ne enflasyonla baş edilebilir, ne ihracat yapılabilir, ne ithalat azaltılabilir, ne kalkınma olur, ne de zenginleşme olur. Üretim, tek sektörlü yapıdan ziyade, çok sektörlü olmak zorundadır. Üretimde, hiçbir sektör ihmal edilmemelidir. Yani tarım ve hayvancılık alanında üretim, sanayi üretimi ve hizmetler sektöründeki üretim, senkronize bir şekilde olmalıdır. Üretim alanlarından bir sektör, kesinlikle bir diğerine feda edilmemelidir. Buna çoklu üretim modeli denmektedir.Ülkemizde uzun bir süredir tüketim, üretimden fazladır. Sorunların çözümü, bu olguyu tersine çevirebilmeyle yakından ilişkilidir. Yani üreterek tüketme anlayışına geçiş yaparak, başta ekonomik olmak üzere bütün sorunların üstesinden gelmek mümkündür. Ancak üretmeyi başardığımız ölçüde bu yüzyılın yükselen ülkesi olabiliriz. Aksi takdirde, bugünkü kazanımlarımızı da kaybetmekle yüz yüze kalabiliriz”diye konuştu.

    “Yapısal bazı sorunların çözümleri yenileşmeyle ilintilidir”

    Üretimin yenilik (inovasyon) odaklı olması gerektiğinin altını çizen Uzun,”Yenilik odaklı ekonomi demek, bilgi ve Ar-Ge temelli üretim demektir.

    Ar-Ge, bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni bilgiler elde etmek veya mevcut bilgilerle yeni malzeme, yeni ürün ve yeni araçlar üretmek veya mevcut olanları geliştirmek amacı ile yapılan düzenli çalışmalar bütünüdür.Yenilik, Ar-Ge çalışmalarının sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Yenilik, bir taraftan firmaların ve ülkelerin rekabet mücadelesinin en kritik unsuru haline geldiği gibi, diğer taraftan da iktisadi gelişmenin en temel belirleyicisi haline gelmiştir.Yenilik, iktisadi büyüme hızını sürdürmek ya da artırmak isteyenler için değil ama iktisadi gelişmenin yönünü değiştirmek ya da yaşam kalitesini iyileştirmek isteyenler için büyük önem taşımaktadır.Mikro açıdan firmaların büyümesi ve verimliliklerinin artması, yenilik ve yenileşme kapasiteleri ile yakından ilişkili olduğu kadar, makro açıdan ülkelerin ekonomik büyümesi ve toplumsal gelişmesi de yenilik ve yenileşmeyle yakından ilişkilidir.İstikrarlı ve hızlı büyümeyi gerçekleştirmek, başta cari açığın düşürülmesi ve reel sektörün rekabet gücünün artırılması gibi yapısal bazı sorunların çözümleri de yenileşmeyle ilintilidir”ifadelerini kullandı.

    Artık yenilik kapasitesini artıracak mikro reformlara ağırlık verme zamanı da geldiğine vurgu yapan Uzun, işletmelerin araştırma, geliştirme, yenileşme, tasarım, markalaşma yeteneklerini ve becerilerini artırmaları için de her türlü yenileştirici açılımların teşvik edilmese gerektiğini kaydetti.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Durum büyük ölçüde kontrol altında”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birisine maruz kalmasına rağmen iki aya kalmadan durumu büyük ölçüde kontrol altına aldık. Milletimizi fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz. Serbest piyasa ekonomisi kuralları içinde bu fırsatçılarla mücadele edecek kendilerine gereken yaptırımları uygulayacağız” dedi.

    AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nın açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomi ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Durumun büyük ölçüde kontrol altına alındığını söyleyen Erdoğan, fırsatçılara da yaptırımlar uygulanacağını söyledi.

    “2 aylık aradan sonra yeniden bir toparlanma ve yükseliş dönemine girdiğimizi görüyorum”

    Krizin üstesinden gelmek için büyük reformları ve köklü değişimleri kısa sürede hayata geçirdiklerini dile getiren Erdoğan, “Türkiye tarihinin en büyük ekonomik saldırılarından birisini maruz kalmasına rağmen iki aya kalmadan durumu büyük ölçüde kontrol altına aldık. Döviz kurunun bir anda böylesine artış göstermesini sadece ekonomik sebeplerle izah etmek mümkün değildir. Bunu söylemekle de asla sorumluluktan kaçmaya çalışmıyoruz. Yaptığımız durum tespitidir. Ekonomide eksiklerimiz, sıkıntılarımız, çözmemiz gereken sorunlarımız elbette var. Seçimlerin hemen ardından da zaten kolları sıvamış, ekonomik reformlar için hazırlıklara başlamıştık. Ama bu gerçeklerle yaşadıklarımız arasında öylesine büyük bir orantısızlık var ki, ister istemez işin altında başka şeyler aramaz zorunda kalıyoruz ve bunların olduğunu da görüyoruz. Krizin kaynağı mahiyetindeki odakların yaptığı açıklamalar sorunun farklı sebeplere ve saiklere dayalı olarak tırmandırıldığını açıkça gösteriyor. Her kriz beraberinde birçok fırsatı da getirir. Devlet yönetimi olarak bu krizin üstesinden gelmek için normal şartlarda yıllara sari olarak yapabileceğimiz büyük reformları ve köklü değişimleri kısa sürede hayata geçirdik, geçiriyoruz. Unutmayın, bizler ilk göreve geldiğimizde hatırlayın, ülkemizin hali ekonomik olarak neydi ve o krizlerden aldığımız Türkiye’yi kısa sürede nereye getirdiğimizi unutmayın. Biz bu konuda bu işin sıkıntılarını, hastalığını da biliyoruz. Tedavi yollarını da biliyoruz. Kısa zamanda bu işi toparladık ve yolumuza devam ediyoruz. Özel sektörümüzün bu fırsata çevirecek maharete sahip olduğunu biliyorum. İnşallah yaklaşık 2 aylık aradan sonra yeniden bir toparlanma ve yükseliş dönemine girdiğimizi görüyorum.

    “Yeter ki işi diyet borcuna dönüştürmesinler. O zaman külahları değiştiririz”

    “Bazıları krizi fırsata çevirmekle fırsatçılığı bir birine karıştırıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Döviz kuru ile hiçbir işi olmayan pek çok sektörde bir anda büyük fiyat artışları yaşandığına dair yoğun şikayetler alıyoruz. Milletime sesleniyorum, bunun adı fırsatçılıktır. Milletimizi fırsatçıların insafına terk etmeyeceğiz. Serbest piyasa ekonomisi kuralları içinde bu fırsatçılarla mücadele edecek kendilerine gereken yaptırımları uygulayacağız. Türkiye’yi faiz, kur, enflasyon şeytan üçgeninden çıkartana kadar gereken her türlü adımı atacağız. Bizim ekonomi reçetemizde üretim, tasarım, teknolojiyi geliştirme, ihracat, istihdam, refahın tabana yayılması, mağduru ve mazlumu sahipsiz bırakmamak vardır. Türkiye’yi hala siyasi ve ekonomik vesayetin temsilcisi uluslararası kuruluşların kucağına itmek isteyenlere cevabımızı bu şekilde veriyoruz. Ülkemizi kendi çözümlerimizle, programlarımızla hedeflerimize ulaştıracağız. Elbette her türlü yatırıma, katkıya açığız. Yeter ki bunun bedelini bize egemenliğimize ve geleceğimize göz dikerek ödetmeye çalışmasınlar. Türkiye borcuna sadıktır. Yeter ki işi diyet borcuna dönüştürmesinler. O zaman külahları değiştiririz. AK Parti döneminde ülkemizi diyet borçlarından kurtarana kadar çok mücadele ettik, fedakarlıkta bulunduk. Yeniden Türkiye’nin aynı cendereye sokulmasına izin vermeyiz” diye konuştu.

    “Bu millet seni çok iyi bilir, bizi de çok iyi bilir”

    Finansal danışmanlık hizmeti alınan bir şirket üzerinden yapılan tartışmalara da değinen Erdoğan, “Güya bizi töhmet altında bırakarak aslında örtülü bir şekilde ülkemizi yeniden aynı cendereye sıkma girişiminden ibarettir. Ama biz bu oyuna gelmeyiz. Bu can bu tende oldukça hiç kimse Türkiye’yi yeniden uluslararası kuruluşların boyunduruğu altına sokamaz. Ana muhalefetin başındaki zat şunu da çok iyi bilsin, sınırlarımızın içinde bayrağımızın dalgalanması, ezanlarımızın okunması konusunda ne kadar kararlıysam bu konuda da aynı hassasiyete sahibiz, onu seninle de paylaşmayız. Bize bu konuda ders vermeye kalkma, bu millet seni çok iyi bilir, bizi de çok iyi bilir. Biz bu göreve geldiğimizde IMF’ye olan borcumuz 23,5 milyar dolardı. Kılıçdaroğlu, senin bundan haberin yok demek ki. 2013, biz IMF’ye borcumuzu sıfırladık. Merkez Bankamızın döviz rezervi 27,5 milyar dolardı, Başbakanlığım döneminde 135 milyar dolara kadar çıkarttık. Tamam bir düşüş yaşadık ama bu böyle devam edecek diye bir şey yok. Ekonomik bağımsızlık olmadan siyasi bağımsızlık olmayacağını biliyoruz. Kendi ayakları üzerinde yükselttiğimiz Türkiye’ye hiç kimse yeniden diz çöktürtemeyecektir. Aksi yöndeki tüm dedikodular, iftiralar, FETÖ’cü hainlerin, PKK’lı katillerin varlıklarını ülkemize ve milletimize bina etmiş kifayetsizlerin eseridir” şeklinde konuştu.

    “O teröristler bilsinler ki, bunu en az 800 ile ödeyecekler”

    Terörle mücadelede kararlılık mesajı veren Erdoğan, “Bir ölür bin diriliriz, evvelallah. 8 şehidimiz mi var, o teröristler bilsinler ki, bunu en az 800 ile ödeyecekler. Şu anda zaten Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te her yerde kaçacak delik arıyorlar. İnlerine gire gire bunları bitireceğiz” ifadelerini kullandı.

  • İstenilen ölçüde göğüslere bir saatte kavuşmak mümkün

    Sivas Numune Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrah Dr. Umut Zereyak, hastanelerinde göğüs protezi operasyonlarının bir saat içinde gerçekleştirilebildiğini söyledi.

    Op. Dr. Zereyak, Sivas Numune Hastanesi’nde Burun Estetiği, meme protezleri ve kepçe kulak ameliyatlarının gerçekleştirildiğini belirterek, “Rinoplasti, Tıp dilinde kullanılan burun estetiği olarak tabir ettiğimiz bir ameliyat türü. Cerrahtan cerraha değişiklik göstermekle birlikte toplum arasında açık ya da kapalı yöntemleri ile de bilinen işlemdir. Aslında bu iki yöntem arasında keskin bir fark yoktur. Seçimi belirleyen en büyük kriter de cerrahın seçimidir. İki yöntemin de birbirleri arasında avantajları söz konusu. Kapalı yöntemde da dışarıdan görülen bir kesi söz konusu olmaz. Açık yöntemde burnun ön tarafında küçük bir kesiyle girilir. Kapalı yöntem son zamanlarda biraz daha ön plana çıkmış görünmektedir. Bunun nedenler de dışarıdan görülen bir kesinin bulunmaması, burun ucundaki hissizliğin olmaması, ameliyat sonrası erken dönemlerde bile burundaki his kaybının yaşanmaması burnun özel bağlarının korunması ve burnun daha erken son halini almasıdır. Açık yöntemde burun ucunda kesi olduğu için ödemler biraz daha uzun sürmektedir. Sonuç itibariyle bunlar arasında işlem açısından bir fark yoktur. Aynı işlemler iki yöntemde de yapılmaktadır” dedi.

    Bir saatte göğüs estetiği

    Sivas Numune Hastanesi bünyesinde yapılan bir diğer işlem olan meme protezine en çok uzun süre emzirme dönemi sonrası sarkmalardan şikayetçi olan kadınların başvurduğu ifade eden Op. Dr. Zereyak, “Meme protezi de Sivas Numune Hastanesi bünyesinde uyguladığımız bir ameliyat yöntemidir. Ameliyat öncesi hastalarımıza ayrıntılı bilgiler veriyoruz. Hasta ile birlikte yeni oluşacak meme şekli konusunda istişare yaparak hangi boyutta, hangi hacimde, hangi meme şeklinin olması gerektiğini açıklığa kavuşturuyoruz. Ameliyat yaklaşık 1 saat süren bir ameliyat. Ameliyat sonrasında ağrı, teknikten tekniğe değişmekle birlikte beklediğimiz bir olay değil. Ameliyat sonrasında hastalarımıza kol hareketlerinde dikkatli olmasını, ağır kaldırmamasını öneriyoruz. Hastalarımız ertesi gün günlük hayata dönebiliyorlar. Birinci haftada ise ameliyattan eser yokmuşçasına hayatlarına devam edebiliyorlar” dedi.

    Kepçe kulakların çaresi var

    Okullarına tatile girmesi ile birlikte kepçe kulak düzeltme ameliyatlarında artış olduğunu ifade eden Zereyak, “Polikliniğimize başvuran hastalarımıza özellikle okul tatili dönemlerinde çoğunluğunu çocuklar oluşturuyor. Ailelerin yakınması çocuklarda kepçe kulak diye tabir edilen prominent ear dediğimiz bir durum. Kulakların kafa ile olan açısında genişleme, kulakların içerisinde bulunan kıvrımlarında bozulma gibi birçok sebepten dolayı hastalar bize başvurmakta. Çocuklar, 14 yaşın üzerindeyse lokal anestezi eşliğinde sadece bölgesel olarak uyuşturarak işlemi gerçekleştiriyoruz. Böylece işlem sonrası hastaları daha hızlı taburcu ediyoruz. Daha küçük çocuklarda bu işlemi genel anestezi ile yapmak daha uygun oluyor. Ameliyat yaklaşık bir buçuk saat kadar sürmekte. Bu işlemde ameliyat sonrası hastalarımıza 2 ila 4 hafta kadar tenisçi bandajı denilen, kulakları yeni yaptığımız pozisyonda tutmaya yarayacak aparatlar öneriyoruz” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Kapalıçarşı’nın restorasyonu büyük ölçüde tamamlandı

    Dünyanın en büyük restorasyon projesi olan Kapalıçarşı çatı restorasyonu sona yaklaştı. Kırmızı kiremitlerle örülen çatı havadan görüntülendi.

    554 yıllık tarihe sahip dünyanın en büyük ve en eski alışveriş merkezi olan Kapalıçarşı’nın 1785’te yapılan 232 yıllık çatısı baştan aşağı yenileniyor. 39 bin metrekarelik çatıda yaklaşık 1 buçuk yıldır devam eden restorasyon sona yaklaştı. Çatı, alt yapı ve güçlendirme olarak üç aşamalı yapılan restorasyon çalışmalarının Nisan ayına kadar bitirilmesi planlanıyor.

    Görüntü kirliliği oluşturan her şey temizlendi

    Rastgele döşenmiş kablolardan, görüntü kirliliğine neden olan uydu antenler, klimalar ve atıl durumdaki çok sayıda eşyadan temizlenen çatı, kırmızı renkli kiremitlerle kaplanıyor. Büyük bir bölümünde kiremit döşemesi tamamlanan çatı drone ile görüntülendi.

    Gündüz çatı gece alt yapı restore ediliyor

    Çatı ve altyapıda devam eden çalışmalar hakkında bilgiler veren Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, restorasyon çalışmalarında özel tekniklerin kullanıldığını söyledi. Gündüz çatı gece de altyapı çalışmalarının yapıldığını ifade eden Başkan Demir konuşmasında şu ifadelere yer verdi;

    “Çatı restorasyonu Nisan ayına kadar bitecek. Bu restorasyon aynı zamanda Kapalıçarşı’nın çatısının tüm problemlerinin çözüldüğü anlamına gelecek. Çatıdaki klima dış apartları, rastgele atılmış kablolar ve antenlerin hepsi kaldırıldı. Kurul tarafından onaylı proje doğrulusunda özel bir çalışma başlatıldı. Gündüz çatı çalışması yapılırken, gece de Kapalıçarşı esnafı çekildikten sonra sabaha kadar İSKİ tarafından altyapı çalışmaları devam ediyor. Kazı yapmadan, Osmanlı döneminde yapılan mevcut kanallarla beraber tüm alt yapıyı özel teknik ve robotlarla muayene ediyoruz. Tıkanan bölgeler tespit edilip temizleniyor. Kapalıçarşı’da geceleri alt yapıya anjiyo yapılıyor. Kapalı olan bölgelere özel plastik borularla, mevcut kanalların şeklini alabilecek hale gelen borularla Kapalıçarşı’nın alt yapısına stent takılıyor. Tahmin ediyorum alt yapı 3 ay içinde bitecek.”

    Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, ayrıca çatı ve altyapı çalışmalarında teknolojiden de yararlandıklarını belirtti. Fiber kablolarla döşenen Kapalıçarşı’nın proje doğrultusunda tekrar dizayn edileceğini söyleyen Başkan Demir, “Görüntü kirliliği bertaraf edilecek. Rastgele yapılmış aydınlatmaların hepsi proje doğrultusunda tekrar yapılacak. Zaten şu anda çatıda bulunan kabloların hiçbir anlamı kalmadı. Yeni sisteme göre tüm GSM operatörlerinin aynı kabloyu kullanabileceği teknik bir altyapı oluşturduk. Kapalıçarşı tarihi bir çarşı ama teknoloji ile desteklemenin bir sakıncası yok” dedi.

  • Bakan Akdağ: “İstanbul’un önemli ölçüde sağlık yatırımına ihtiyacı var”

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, İstanbul Sağlık Yatırımları Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Bakan Akdağ, “İstanbul’da çok ciddi sağlık yatırımları gerçekleştirmemize rağmen hala İstanbul’un önemli ölçüde sağlık yatırımına ihtiyacı var” dedi.

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ, İstanbul Sağlık Yatırımları Değerlendirme Toplantısı’na katıldı. Toplantıya Bakan Akdağ’ın yanı sıra çok sayıda Sağlık Bakanlığı yetkilisi ve belediye başkanı katıldı. İstanbul Sağlık Yatırımları Değerlendirme Toplantısı öncesi gazetecilere açıklama yapan Bakan Akdağ,İstanbul’da ciddi sağlık yatırımları yaptıklarını ve hala önemli ölçüde sağlık yatırımı olduğuna dikkat çekti.

    Bakan Akdağ, “2002’de göreve geldiğimizde İstanbul’da birkaç 10 yıl boyunca hemen hemen hiçbir sağlık yatırımı gerçekleştirmemişti. Yarım durumda olan bazı inşaatlar vardı. Bunları süratle tamamladık ve yolumuza devam ettik. İstanbul’u diğer şehirlerden ayıran diğer bir özellik de var. Arsa bulma problemlerimiz var İstanbul’da. Bunları büyük ölçüde aştık. Birçok hastane gerçekleştirdik. Şuan da 17 inşaat devam ediyor. Yeni başlayacağımız birkaç inşaatımız daha var” dedi.

    “Nitelikli yataklara kavuşmuş olacağız”

    Konuşmasında bakanlık olarak hedeflerini anlatan Bakan Akdağ, “İstanbul’da bütün hastalarımız, çok kalabalık yatış dönemlerimiz hariç bütün hastalarımız, Sağlık Bakanlığının hastanelerinde tek yataklı, banyolu, tuvaletli, refakatçisiyle rahatça hastasıyla beraber konaklayabileceği nitelikli yatak dediğimiz yataklara kavuşmuş olacaklar. Otoparklarıyla, vale, karşılayıcı hizmetleriyle, ayaktan tedavi poliklinik hizmetlerimizle bu hastanelere bağlı semt polikliniklerimizle İstanbul’u böyle bir noktaya getireceğiz” şeklinde konuştu.

    “Deprem izolatörleri kullanıyoruz”

    Bakan Akdağ, yeni yapılan hastanelerin büyük kısmında deprem izolatörleri kullandıklarını belirtti. Deprem izolatörünün öneminden bahseden Bakan Akdağ, “Deprem izolatörlü bir bina çok ciddi bir depremde bile binanın sadece yatay düzlemde hafif şekilde salınım yaptığı, asla kırılıp dökülmediği bina. Dolayısıyla bir hastane binası içinde ameliyat yapılıyorsa, ameliyata bile devam edilebileceği depremden sonra da ayakta kalan herhangi bir tahribat görmemiş binalardan bahsediyoruz. Finansman kaynağı olarak genel bütçemizi kullandık. Yurt dışı kredilerini ve kamu özel ortaklığını kullanıyoruz” diye konuştu.

    “Dünyada bir ilk”

    Sağlık Bakanı Recep Akdağ konuşmasını İstanbul’da gerçekleştirilecek olan projelerden bahsederek sürdürdü. İkitelli ve Samatya’da yapılacak olan hastane projelerini anlatan Bakan Akdağ, “İkitelli’de bilindiği gibi 2 bin 700 yataklı büyük bir şehir hastanesi külliyemiz var. Bu şehir hastanesi külliyesi sadece İkitelli ve çevresine değil, İstanbul’un Avrupa Yakası’na ve Trakya’ya hizmet verecek bir eser olacak. Anadolu Yakasında ise benim de çok uzun süredir peşinde olduğum bir arsayı nihayetinde Sayın Cumhurbaşkanımızın talimat vermesiyle Sağlık Bakanlığına tahsis ettirmiş olduk. Sancaktepe-Samandıra bölgesinde silahlı kuvvetlerin havaalanı olarak da kullandığı bir alan. Şu anda 3 milyon metrekaresini arsanın Sağlık Bakanlığına tahsis ettirmiş durumdayız. Burada da 4 bin 200 yataklık, 10 ayrı hastaneden oluşan, tüm bu hastanelerin sosyal donatılarından oluşan bir şehir kuruyoruz. Dünyada ilk olacak bu. Bu hastanenin arazisine ambulans uçak indirebileceğiz. Böyle devasa bir proje olunca 2021 yılına uzayabilir ama neticede cumhuriyetimizin 100’üncü yılına ulaşmadan İstanbul’umuzda bütün kamu sağlık binalarını mükemmel hale getirmiş olacağız” dedi.

    Bakan Akdağ’ın basın mensuplarına yaptığı açıklamaların ardından İstanbul Sağlık Yatırımları Değerlendirme Toplantısı basına kapalı olarak devam etti.