Etiket: Olaylarının

  • MHP Grup Başkan Vekili Usta: “Kışlalardaki zehirlenme olaylarının üzerine gidilmeli”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkan Vekili ve Samsun Milletvekili Erhan Usta, “Son dönemlerde kışlalarda yaşanan zehirlenme olayları 4 defa tekrarlandı. Bununla ilgili gurup önerisi oldu. Biz bu olayı şiddetle eleştirdik. Üzerine gidilmesi gerektiğini söyledik ve araştırma önergesi için olumlu oy kullandık” dedi.

    MHP Samsun İl Başkanlığı ve Ülkü Ocakları İl Başkanlığı tarafından iftar programı düzenlendi. Bir alışveriş merkezinin düğün salonunda gerçekleşen iftar öncesinde Kur’an-ı Kerim okundu. Dualar eşliğinde devam eden programa mehter takımı da renk kattı. Ezanın okunmasıyla birlikte binlerce vatandaş aynı anda orucunu açtı.

    İftar sonrası konuşma yapan MHP Samsun Milletvekili Erhan Usta, “Ramazan ayının sonlarına geldik. İnşallah ağız tadıyla da bayrama kavuşuruz. Rabbim tuttuğunuz oruçları kabul etsin. Ben gündeme ilişkin iki konu üzerinde durmak istiyorum. Bir tanesi geçtiğimiz günlerde Mecliste gündeme getirdiğimiz Samsun ile ilgili çok önemli bir proje vardı. Samsun’a medikal, biyomedikal ve tıbbı cihaz üretimi alanında ileri teknolojili enstitünün kurulması yönünde bir önerim vardı. Yani bu Samsun’u uçuracak bir projeydi. Projenin aslında çok da üzerinde çalıştık. Önergeyi verdiğimiz vakit gece vaktiydi. Gündüz de Sayın Sanayi Bakanımıza da ulaştırmıştık. Ancak burada siyaset devreye girdi. Meseleye biraz siyasi bakıldı sanırım ve önergemiz kabul edilmedi. Ama biz bundan sonra ümitliyiz. Burada üzüldüğüm husus şu; bir kısım Samsun milletvekilleri bu konuyla hiç ilgilenmediler. Orada mesela Trabzon ve Zonguldak ile ilgili olarak bu benim söylediğim türden olmasa bile bir endüstri merkezi kurulmasına yönelik önerge kabul edildi. Ben orada sordum. Bizim Samsun milletvekilleri nerede diye. Çünkü Samsun’a ilişkin bir fikir bizden çıkıyor, hiç olmazsa ona destek beklerdik. Onların gündem dediği Organize Sanayi Bölgesi’ndeki birkaç husustur. Ben füze yapmaktan bahsediyorum, onlar ’at arabası var’ diyorlar. Bunu anlatamadık onlara” diye konuştu.

    Kışlalardaki zehirlenme olayları

    Kışlalarda yaşanan zehirlenme olaylarına de değinen Usta, “Son dönemlerde kışlalarda yaşanan zehirlenme olayları 4 defa tekrarlandı. Bununla ilgili grup önerisi oldu. Biz bu olayı şiddetle eleştirdik. Üzerine gidilmesi gerektiğini söyledik ve araştırma önergesi için olumlu oy kullandık. Bununla ilgili sosyal medyada ‘MHP neden olumsuz oy kullandı’ diye bir takım iftiralar var. Bunu düzeltmek istedim. Böyle bir konuda MHP’nin ne kadar hassas olacağını sizler zaten biliyorsunuz” şeklinde konuştu.

    Programa MHP Samsun İl Başkanı Taner Tekin ve partililer katıldı.

  • Dersim olaylarının 80. yılı

    Tunceli’de Dersim olaylarının 80. yıl dönümünde mumlar yakılarak oturma eylemi yapıldı.

    Dersim harekatının 80. yıl dönümünde Seyit Rıza Meydanı’nda olaylarda ölenler anıldı. Anma törenine, HDP Milletvekilleri Müslüm Doğan, Erdal Ataş, Alican Önlü, bazı Alevi dedeleri ile vatandaşlar katıldı. Seyit Rıza Heykeli önüne karanfiller bırakarak mumlar yakan grup, oturma eylemi yaptı. Sanatçılar Ferhat Tunç ve Erdoğan Emir tarafından da ağıtlar okundu. Polisin geniş güvenlik önlemi aldığı anma olaysız sona erdi.

  • Prof. Dr. Öner, çocuklara terör olaylarının nasıl anlatılması gerektiğini anlattı

    Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, terör olaylarının çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgi vererek, “Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler” dedi.

    Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, çocukların terör olayları ve bunların basına yansımalarından etkilendiğini, bunun normal olduğunu, süreci anlatırken çocukların korkularını anlayıp kabul ederek yola çıkmak gerektiğini söyledi.

    “’Korkacak bir şey yok’ demeyin”

    Prof. Dr. Özgür Öner, “Pek çok şiddet olayı ile beraber yaşıyoruz. Yayın organlarında bu konularla ilgili haberler kesintisiz yer alıyor. Her olayda masum insanların ölümüne şahit oluyoruz. Çocuklar da bu durumdan elbette etkileniyor. Çocuklarınızın normale dönmesini hızlandırmak için duygularını kabul edin. Yetişkin olarak siz de sakin ve kararlı olun” diye konuştu.

    Prof. Dr. Özgür Öner korkmanın normal olduğunu, çocukların korkularını reddetmemek gerektiğini söyleyerek, “Korkmak normaldir. İnsanlar bombalar patlarken korkar. Bu nedenle, böyle durumlarda ’ne var korkacak’ demek anlamsızdır. Daha iyisi, sizin de duygunuzu ifade etmenizdir. Çocuğunuzun duygusunu kabul etmezseniz bu ona ek bir yük getirecektir. Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Örneğin, korkulacak bir durum olduğu zaman bilgi almaya çalışmak, güvenliği sağlamak, abartılı yorumlara kulak asmamak kaygıyı azaltır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler” dedi.

    “Olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir”

    “Yaşanan olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir. Onların bu konudaki duygularını anlayarak hareket edin” diyen Prof. Dr. Özgür Öner, “Herkes kötü değildir. Hayatta hem kötü hem de iyi insanlar var ve birçok insan çoğu zaman iyi, bazen de kötü davranışlar gösterebilir. Bu çok önemli ve vurgulanması gereken bir sonuçtur. Yaşanan olaylardan sonra çocuklara en güçlü olduğun zaman bile adaletli olmalısın mesajını vermeliyiz” şeklinde konuştu.

    “Birlikte güçlüyüz”

    Prof. Dr. Özgür Öner, “Yaşanan olaylardan çıkarılacak ve çocuklara anlatılacak önemli sonuçlardan birinin de ‘birlikte ne kadar güçlü’ olduğumuz hissini vermektir. İnsanlar ve topluluklar güçlüdür. Aslında bu daha önce pek çok toplumsal olayda da gördüğümüz, bireyin gücünü gösteren bir şey. Buradan çıkaracak ve çocuklarımıza verilecek önemli dersler var. ’Güçsüz değiliz, bir arada olduğumuz ve inandığımız zaman pek çok şeyi başarabiliriz.’” derken, çocuklara bunun anlatılması gerektiğinin de altını çizdi.

    İnsanların başına kötü şeyler gelebileceğine ama toparlanabileceklerine dikkat çeken Prof. Dr. Öner, “Önemli olan devamlı kendi kendine ne kadar şanssız olduğunu söylemek değil, elinden gelenin en iyisini yapmaktır” dedi.

    “Çocuk konuşmak istemiyorsa ısrarcı olmayın”

    “Çocuklar için bugünleri anlamak, yeniden toparlanmak kolay olmayabilir. Kimi çocuk konuşarak aklındakileri, duygularını ifade ederken kimileri tamamen sessizliğe bürünebilir” diyen Prof. Dr. Özgür Öner, “Bu konuyu çocukla konuşurken öncelikle kendiniz sakin ve kontrollü olun. Çocukların yaptığımız yorumları inandırıcı bulması için, kendi aranızda konuşurken, televizyon seyrederken aşırı yorumlarda bulunmaktan kaçının ve model oluşturun. Çocuklarla iletişim kurarken uygun yöntemler kullanmak gerekir, bu nedenle okul öncesi çocuklarla oyun oynarken, resim yaparken ilişki kurmak çok daha kolaydır. Her çocukla mutlaka bu olayları ayrıntılı bir şekilde konuşmak gerekmez; olayların öncesinde daha endişeli bir yapıya sahip olan, çok fazla veya rahatsız edici televizyon veya internet görüntülerine maruz kalan çocukların etkilenme olasılığı daha fazladır. Eğer çocuk sürekli bu konuya takılmışsa, çocukla bu konuda soru sorduğu sürece konuşmak uygun olacaktır. Burada belirleyici olan, anne babanın olay üzerindeki kontrolü, kendi psikolojik durumları ve olayı farklı boyutlarıyla görebilme becerileridir” ifadelerini kaydetti.

    “Çocukların oyunlarına dikkat edin”

    Çocukların oyunlarına da dikkat edilmesi gerektiğini vurulayan Prof. Dr. Öner, “Bazı çocuklar travmatik olayları oyunlarında yansıtabilirler. Burada aileler oyuna katıldıklarında oyunu daha olumlu bir şekilde sürdürmeye, oyundaki olaylar üzerinde kontrol sağlamaya ve olumlu bir şekilde oyunu sonlandırmaya, oyunun sonunda ’iyilerin’ kazanması, insanların birbirine yardımcı olması, ’kötülerin’ uygun cezalara çarptırılması gibi konulara dikkat etmelidirler” dedi.

    Bu belirtilere dikkat

    Anne ve babalara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özgür Öner, “Travmatik olayların çocukların üzerindeki etkisini belirleyen en önemli faktör, çocuğun kendisinin ve sevdiklerinin olaylardan hangi ölçüde direkt olarak etkilendikleridir. Eğer çocuğun kendisi veya bir yakını yaralandıysa, bir yakınını kaybettiyse, kendisi şiddet olaylarına bizzat şahit olduysa veya yoğun bir korku yaşadıysa daha ciddi şekilde etkilenecektir. Daha önceden psikolojik sorunları olan çocuklar daha da fazla etkilenirler. Aile bütünlüğü bozulan, aile içinde özellikle de anneleri tarafından abartılı yorumlara maruz kalan çocuklarda kaygı belirtileri daha fazla görülecektir” dedi.

    Prof. Dr. Özgür Öner, yaşananlara ek olarak sürecin doğru yönetilememesinin bazı çocuklarda psikolojik sorunlara da yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Öner, uykuya geçmede zorluk, sık kabuslar, aşırı kaygı, önceden yapabildiklerini yapamama, sokağa kendisi çıkmama, ayrı yatamama gibi belirtiler varsa çocuklar için psikolojik destek alınmasının da düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • İstiklal Caddesi’nde Gezi Parkı Olaylarının 3. Yıl Dönümü Protestosu

    Gezi Parkı olaylarının 3’üncü yıl dönümü nedeniyle aralarında CHP’li Eren Erdem’in de olduğu göstericiler, İstiklal Caddesi’nde toplandı. Polis, göstericilerin Taksim Meydanı’na çıkışına izin vermiyor.

    2013’te yaşanan Gezi Parkı olaylarının 3’üncü yıl dönümü nedeniyle aralarında CHP’li Eren Erdem’in de olduğu göstericiler, İstiklal Caddesi’nde toplandı. Polisin yoğun güvenlik önlemi aldığı cadde ve meydanda adeta kuş uçurtulmazken, polis, göstericilerin Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’na çıkışına izin vermiyor. Sloganlar atan grubun caddedeki bekleyişi sürüyor.

  • Terör Olaylarının Ruh Sağlığına Etkisi

    Psikiyatrist Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, terör olaylarının insanların ruh sağlığını bozduğunu ve sosyal medyada acıların paylaşılmasının terör örgütlerinin ekmeğine yağ sürdüğünü söyledi.

    Ruh Sağlığı ve Hastalıklar Uzmanı Psikiyatrist Dr. Sevim Hacıarifoğlu Tolunay, terör saldırılarıyla ilgili olarak toplum ruh sağlığına ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Terör saldırılarının ardından insanların acılarını sanal alemde sosyal medya hesaplarında yaşadığına dikkat çeken Dr. Tolunay, bu durumun kaygı bozukluğu yaşayan insanları paniğe sürüklediğini açıkladı.

    “KAYGI VE PANİK ARTTI”

    Takip ettiği hasta grubunun patlamalar ve terör saldırıları nedeniyle arama ve kendisiyle görüşme isteklerinde bir artış olduğunu da belirten Dr. Tolunay, “Yaşanan terör olayları nedeniyle kaygı ve panik durumu arttı. Kaygı bozukluğu olan insanlar var ve bunlar televizyon izleyemiyor, markete gidemiyor, arabaya binemiyor kötü bir haber duymak istemiyor. Takip ettiğim hasta grubunun bu olaylar nedeniyle beni arama ve görüşme sıklığımız arttı. Hatta bazı hastalarım Nevruz Bayramı’nın ilk gününde herhangi bir şey olabilir düşüncesiyle çocuklarını okula göndermedi ve evlerinden dışarı çıkmadılar” dedi.

    “SOSYAL MEDYA TERÖRÜN EKMEĞİNE YAĞ SÜRÜYOR”

    İnsanların acılarını ve sevinçlerini artık sanal alemde yaşar hele geldiğine vurgu yapan Dr. Tolunay, internet hızının yavaşlatılmasını da doğru bulduğunu söyledi. Acıların sosyal medyada yaşanmasının kaos oluşturduğunu ve bunun terör örgütlerinin istediği bir durum olduğunu belirten Dr. Tolunay şöyle konuştu:

    “İnsanların sosyal medyada üzücü olayları paylaşmasını doğru bulmuyorum. Tabiî ki duygular paylaşılabilir ancak bu öyle bir hale geliyor ki insanlar üzerinde olumsuz etki meydana geliyor. Hatta bu amaçla internet hızının yavaşlatılmasını da doğru buluyorum. Özellikle gençler ve çocuklar sosyal medyadan olumsuz etkilenebiliyor. Her zaman sanal alemde deşarj olmakta doğru değil. Ya o kişi tamamen dağılırsa ve kendini toparlayamazsa kendini daha kötü hissederse? Terörün amacı kaos oluşturup insanları sindirmek. Sosyal medya da kaos ya da üzücü olayları paylaşmak bir taraftan terör ve şiddete meyilli insanların ekmeğine yağ sürüyor. Bilgi paylaşımı anlamında güzel ancak acıyı sosyal medya da yaşamak insanları çaresiz bir duruma düşürüyor” dedi.