Etiket: Olayım

  • Kısıtlamayı ihlal eden sürücü “Arabamı almayın kurban olayım” diye yalvardı

    Kısıtlamayı ihlal eden sürücü “Arabamı almayın kurban olayım” diye yalvardı

    DÜZCE (İHA) – Düzce’de sokağa çıkma kısıtlamasını ihlal ederek gece yarısı alkollü bir şekilde araç kullanan otomobil sürücüsü polis ekiplerine takıldı. ‘Arabamı almayın kurban olayım’ diyen araç sürücüye 4 bin 809 lira para cezası kesildi.

    Tüm yurtta olduğu gibi Düzce’de de saat 21.00 itibari ile başlayan 56 saatlik sokağa çıkma kısıtlaması kapsamında polis ekipleri sıkı denetim gerçekleştirdi. İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğü ekipleri, Cedidiye Mahallesi Necip Güney Sokak üzerinde yaptığı uygulamada araçları tek tek denetledi. Durdurulan araç sürücülerinin izinleri kontrol edilirken, kısıtlamada muaf olup olmadıkları da denetlendi. Denetlemeler sırasında ekipler tarafından durdurulan otomobildeki sürücü H.D.’nin yapılan kontrollerinde 1.67 promil alkollü olduğu ve sokağa çıkma izninin bulunmadığı tespit edildi. Aracının çekilmemesi için polis ekiplerine uzun süre dil döken araç sürücüsü, “Gurbetçiyim ben. Evim az ileride. Arabamı almayın kurban olayım” dedi.

    Alkollü araç kullandığı ve sokağa çıkma izni bulunmadığı için ceza yazıldığını söyleyen trafik memuru, “100 promilin üzerinde alkol aldığın için polis merkezine götürecekler oradan işlemini yapıp bırakacaklar. Kanunun prosedürlerini uygulamak zorundayız. Alkollü bir şekilde direksiyona geçtiğiniz için alkolden işlem yaptık. Ehliyetiniz de alınmış olduğu için ondan işlem yapıyoruz” dedi. Sürücüye toplam 3 bin 469 lira cezai işlem uygulanırken, ehliyetine ise 6 ay süreliğine el konuldu.

  • “Tedavi olayım” derken sakat kalmayın

    Manuel tedavinin masajla hiçbir ilgisinin bulunmadığını ifade eden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, halk arasında kırıkçı-çıkıkçı denilen kişilerin insan anatomisini, fizyolojisini, hastalık, teşhis ve tedavilerini bilmeden, rastgele uygulamalarının sakatlıklara davetiye çıkardığını söyledi.

    Aşırı kilo, az hareketli yaşam, stres ve kas zorlamaları yüzünden, bel ve boyun ağrısı şikâyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ali Şahabettinoğlu, özellikle bel ve boyun fıtıklarının yaşam kalitesini etkilemesi açısından ayrı bir önem taşıdığını söyledi. Bel fıtığında, bel veya bacağa yayılan ağrı-uyuşma, hareket kısıtlılığı, ileri vakalarda kas gücü azalması, hatta küçük veya büyük abdest tutamama gibi belirtilerin olduğunu ifade eden Şahabettinoğlu, “Boyun fıtığında ise ense veya kollara yayılan ağrı-uyuşma, baş dönmesi, kulak çınlaması, konsantrasyon bozukluğu, unutkanlık, ellerde güç kaybı ve dengede bozulma belirtileri görülmektedir. Fizik tedavisi aletli ve manuel tedavi yöntemleri olmak üzere iki şekilde yapılmaktadır. Manuel tedavinin masajla hiçbir ilgisi yoktur. Manuel tedavide, rahatsızlığın bulunduğu bölgeye ellerle bir takım germe, bastırma, döndürme manevraları uygulanmaktadır. Tedavi hastalığın derecesine göre 2 ile 10 seans arasında sürebilir” diye konuştu.

    Hastaların yüzde 98’inin ameliyatsız fizik tedavi yöntemleriyle iyileştiğini, sadece yüzde 2’sinde ameliyat gerektiğini belirten Dr. Şahabettinoğlu, “Tedavi sırasında genellikle herhangi bir ilaç kullanılmamaktadır. Manuel tedavi, uzman bir hekim tarafından doğru ve tam bir teşhis sonrası yapılması gerekir. Teşhis koyma ve tedaviyi planlama yetkisi sadece hekimlere aittir. Burada unutulmaması gereken husus, halk arasında (kırıkçı-çıkıkçı) denilen kişilerin insan anatomisini, fizyolojisini, hastalık, teşhis ve tedavilerini bilmeden, rastgele uygulamalar ile yol açtıkları sakatlıklardır. Bu sakatlıklar ya da komplikasyonlar, eklem bağ- tendon gibi yumuşak doku zedelenmelerinden, ilerleyen nörolojik bulgu ve felçlere kadar ilerleyebilir. O yüzden bu tür tedavilerin deneyimli uzman ve rehabilitasyon hekimlerine yaptırılması gerekir” dedi.

    Manuel tedaviyi 30 yıldır uygulayan ve bilinirliği için uğraş veren Dr. Ali Şahabettinoğlu, “Manuel tedavi kesinlikle klasik batı tıbbı tedavisidir. Alternatif tedavi yöntemi değildir. Türk tıbbında resmi ve bilimsel olarak yıllardır yer almasına rağmen bilinirliliği ve popülaritesi ancak son yıllarda artmaya başlamıştır’’ şeklinde konuştu.

  • Şehit annesi: “Ben öleydim kurban olayım sana”

    Şırnak’ın Cizre ilçesinde 31 Ocak’ta teröristlerle girilen çatışmada yaralanan ve tedavi gördüğü GATA’da şehit olan Jandarma Uzman Çavuş Enver Buğur’un annesi Sevim Buğur oğlunun mezarını ziyareti sırasında, “Bu Kurban Bayramı’nda gelmeyeceğini niye söylemedin, ben öleydim kurban olayım sana” diyerek ağlayıp feryat etti.

    İlk kez oğlu olmadan Kurban Bayramı geçirecek olan şehit annesi Sevim Buğur, Arife günü oğluyla bayramlaşmak için Asri Mezarlık’ta bulunan şehitliğe gitti. Anne Buğur mezara gelir gelmez gözyaşlarına boğularak, “Kuzum geçen yıl Kurban Bayramı’nda geldiğinde niye bu bayramda olamayacağını söylemedin. Geçen yıl kurbanımı kesmiştin kuzum, geçen sene yanımdaydın kuzum, ben öleyim kurban olayım sana, yanıma geldiğinde ’anne yanında olamayacağım çarene bak’ demedin bana. Damat evini süsledim, içinde gelin yok kuzum, evini temizledim süsledim kuzum sen yoksun. Sen hep gülerdin” dedi.

    Annenin bu feryadı mezardaki herkesi ağlattı. Anne dakikalarca oğlunun mezar taşındaki fotoğrafını öpüp sevdi. Anne, oğlunun mezarındaki çiçekleri de koklayıp ağıtlar yaktı.

    Adana Valisi Mahmut Demirtaş Kurban Bayramı nedeniyle ziyaret ettiği şehitlikte şehit Buğur’un kabrini de ziyaret etti. Vali Demirtaş ağlayan şehit annesini teskin etmeye çalıştı.

    Jandarma Uzman Çavuş Enver Buğur 31 Ocak 2016 tarihinde Şırnak’in Cizre ilçesinde bölücü terör örgütü PKK ile girilen çatışmada yaralanmış, tedavi gördüğü GATA’da şehit olmuştu.

  • Patron Olayım Derken Paranızı Kaptırmayın

    Dolandırıcıların yeni hedefi, bu kez iş kurmak isteyen girişimciler ve KOBİ olmayı hayal edenler oldu. KOSGEB danışmanı gibi davranan dolandırıcılar, girişimcilerin hem fikirlerini hem de paralarını çalıyor. Uzmanlar ise dolandırıcıların daha çok hibe kredilerle girişimcileri kandırdığına dikkat çekerek uyarıyor.

    Son günlerde kamu desteklerinden faydalandıracağı vaadiyle şirket patronlarından ya da işletme açma hayali kuran kişilerden para alıp sonra da ortadan kaybolan sözde danışmanlık şirketlerine yönelik şikayetler artış gösterdi. Kendilerini danışman şirket olarak tanıtan dolandırıcılar, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı’nın (KOSGEB) hibe ve kredilerinden yararlanmak isteyen girişimcilere bu desteği garanti ederek hem fikrini hem de parasını alıp ortadan kayboluyor.

    Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) KOBİ raporuna göre, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler ülkedeki toplam girişim sayısının yüzde 99,8’ini, istihdamın yüzde 74,2’sini, maaş ve ücretlerin yüzde 54,7’sini, cironun da yüzde 63,8’ini oluşturuyor. 2014 yılından yapılan toplam ihracatın yüzde 56,4’ü de KOBİ’ler tarafından gerçekleştirildi. Ekonominin can damarlarından biri olan KOBİ’lere son günlerde KOSGEB desteklerinin artması ise dolandırıcıların da iştahını kabartıyor.

    “İŞ KURMA VAADİYLE KANDIRIYORLAR”

    Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Dr. Emrah Tomur, bu desteklerden yararlanmak isteyen girişimcilerin dikkatli olması gerektiği uyarısında bulundu.

    Tomur, “Ne yazık ki KOBİ’lerin ya da devlet desteği alarak şirket kurma planları yapan girişimcilerin söz konusu hibe destekler hakkında bilgi ve farkındalık düzeyi son derece düşük. Bu durum maalesef kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilmekte. Son zamanlarda kamu desteklerinden faydalandıracağı vaadiyle şirket patronlarından ya da işletme açma hayali kuran kişilerden para alıp sonra da ortadan kaybolan sözde danışmanlık şirketlerine yönelik şikayetler bizlere kadar ulaştı. Bu kişiler SMS, e-posta ya da telefonla girişimcilere ya da KOBİ’lere ulaşıp başvuru ücreti veya aracılık komisyonu gibi çeşitli bahaneler ile para aldıktan sonra ya hiçbir başvuru yapmadan ya da çok niteliksiz ve eksik başvuru dosyaları hazırlayarak önemli mağduriyetler yaratıyorlar. Ayrıca, girişimciler bazen paralarının yanında çok yaratıcı fikirlerini ya da yenilikçi projelerini de bu kötü niyetli kişilere kaptırabiliyorlar. Bu kişiler daha sonra bunları kendi projeleriymiş gibi yazıp devlet desteklerini alıyorlar” dedi.

    “KOBİ’LERİMİZİ VE VATANDAŞLARIMIZI KORUMAK İSTİYORUZ”

    Bu tür sorunlar yaşamamak hibe destek veren kurumların yetkilileri ile doğrudan iletişime geçilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Tomur, “Ancak, bu kurumlara doğrudan ulaşmanın zaman ya da ulaşım açısından mümkün olmadığı durumlarda yapılabilecek en iyi şey şu anda neredeyse her üniversitemizde bulunan bilgi ve teknoloji transfer ofisleriyle temasa geçmek. Bu ofislerin en önemli amaçlarından biri de yenilikçi girişimciliği ve proje desteklerini kullanarak üniversite-sanayi işbirliklerini geliştirmek. Bu bağlamda TÜBİTAK, KOSGEB, Avrupa Birliği ve bakanlıkların sağladığı destekler ile girişimcilik, fikri sınai haklar ve inovasyon konusunda sekiz uzman personel ile faaliyet gösteren Yaşar Üniversitesi Bilgi ve Teknoloji Transfer Ofisi öncelikle girişimcileri ve sanayicileri bu konularda bilgilendirmeyi ve kafa karışıklığını, bilgi kirliliğini önlemeyi hedefliyor. Böylece yukarıda anlattığımız niteliksiz ya da kötü niyetli kişilere karşı KOBİ’lerimizi ve vatandaşlarımızı korumak istiyoruz” diye konuştu.

    NASIL DOLANDIRIYORLAR?

    Dolandırıcılar KOSGEB’in girişimcilere sağladığı 50 bin liralık hibe desteği için proje çalışmalarına yardımcı olduklarını ileri sürüyor. Bu aşamada fikrini danışman şirkete anlatan girişimciler projelendirme çalışması için de şirkete 500 lira para ödüyor. Daha sonra şirket elemanları ’Biz size projeyi kısa süre içerisinde döneceğiz’ açıklamasını yapıyor. Kendini girişimciye danışman şirket olarak tanıtan dolandırıcılar, tüm bu işlemleri de internet ve telefon üzerinden yönetiyor. Ancak aradan geçen zaman içerisinde girişimci kimseye ulaşamıyor. Hem iş fikrini hem de parasını kaptıran girişimci soluğu mahkemede alıyor.