Etiket: Olanları

  • Ordu’da seri cinayet sanığı: “Hayvan için insan mı öldürülür, öldürecek olsam parası olanları öldürürdüm”

    Ordu’da seri cinayet sanığı: “Hayvan için insan mı öldürülür, öldürecek olsam parası olanları öldürürdüm”

    Ordu’da, farklı tarih ve adreslerde 8 kişiyi öldürdüğü gerekçesiyle yargılanan cinayet zanlısı, “Hayvan için insan mı öldürülür? Cinayet işleyecek olsam parası olanları öldürürdüm” dedi.

    Ordu’da farklı zamanlarda 8 kişinin öldürülmesiyle ilgili ve ‘yağma, hırsızlık, ve kasten öldürme’ suçlarından şuan Elazığ F Tipi Kapalı İnfaz Kurumu’nda tutuklu bulunan Mehmet Ali Çayıroğlu, Akkuş ilçesinde Şeker Köseoğlu’nu öldürdüğü gerekçesi ile Ünye Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada hakim karşısına çıktı. Duruşmaya, Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katılan cinayet şüphelisi Çayıroğlu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek, tanıkların dinlenmesini talep etti.

    “Cinayet işleyecek olsam parası olanları öldürürdüm”

    Üzerine atılı olan cinayetlerin hiçbirisi ile alakası bulunmadığını iddia eden Mehmet Ali Çayıroğlu, “Savunmamda ve dilekçemde belirttiğim tanıklar dinlendiğinde cinayetleri işlemediğim ortaya çıkacaktır. Samsun’da büyük miktarda borcum vardı. Cinayet işleyecek olsam parası olanları öldürürdüm. Hayvan için insan mı öldürülür? Suçsuzum, beraatimi istiyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti, dosyadaki eksik hususların giderilmesini ve sanığın tutukluluk halinin devamını kararlaştırıp, duruşmaları ileri tarihe erteledi.

  • Temassız kredi kartı olanları bekleyen tehlikeyi gözler önüne serdi

    Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde teknolojinin vatandaşların olduğu gibi hırsızların da işini kolaylaştırdığını ispatlamak isteyen bir esnaf, temassız kredi kartlarıyla hırsızlığın nasıl yapıldığını uygulamalı olarak göstererek, sosyal paylaşım sitesindeki hesabından paylaştı.

    Bir anda milyonlarca insanın izlediği ve paylaştığı uygulamayla Bankalararası Kart Merkezi (BKM) verilerine göre, adedi 13,6 milyonu aşan temassız kartlardan çok basit bir yöntemle vatandaşların bilgisi dışında para çekilmesini gözler önüne seren esnaf Türkiye gündemine oturdu.

    Toplu taşıma araçları gibi kalabalık yerlerde kurbanlarına yaklaşan hırsızların, rakamı önceden girdikleri tutarları, pos cihazını kurban olarak seçtikleri vatandaşa yaklaştırarak temassız özellik sayesinde çekebildiğini gözler önüne seren Ayvalık restoran işletmecisi İzzet Durko, paylaştığı videosuyla adeta bir fenomen haline geldi.

    İş yerinde bir çalışan bir genç kızın çantasına kendisine ait temassız kredi kartını koyan İzzet Durko, daha sonra işletmesine ait post cihazına sembolik bir para bedeli yazarak, genç kızın sırtındaki çantasına post cihazını yaklaştırarak, temassız karttan post cihazı hesabına bu parayı transfer etti. Cep telefonuyla çektiği bu görüntüyü paylaşan İzzet Durko, temassız kredi kartı kullanan vatandaşları bu tür bir mağduriyetle karşılaşmamaları için de uyarmayı ihmal etmedi.

    İzzet Durko, gelişen teknoloji sayesinde okuyucusu olan tüm noktalarda 90 liraya kadar olan işlemlerin şifreye gerek kalmadan temassız kartlarla gerçekleştirildiğini hatırlattı.

    “Rakam küçük olduğu için bankalardan da herhangi bir uyarı mesajı gelmiyor”

    Bu özellik sayesinde bozuk para aramadan ve para üstü beklemeden kartlarını cihaza gösterip kolayca ödeme yapabildiğini kaydeden Durko, “İşte bunu fırsat bilen sahtekarlar, gün içinde kalabalık yerlerde şansını deniyor. Usulca yaklaşan dolandırıcılar, cihazı size doğru tutarak önceden makineye yazdığı herhangi bir rakamı temassız özellik sayesinde kartınızdan çekiyor. Mesela otobüste ayakta gidiyorsunuz, bu kişilerin yanınızda durması ve elindeki cihazı yaklaştırması yeterli. İlgili teknolojinin en önemli özelliği, işlemin saniyeler içinde gerçekleşmesi yani cihaz kredi kartınızı okuduğu an ödeme tamamlanıyor. Semt pazarlarında, otobüste, alışveriş merkezinde, parkta kısacası her yerde hedeftesiniz. Rakam küçük olduğu için bankalardan da herhangi bir uyarı mesajı gelmiyor” dedi.

    Temassız kredi kartlarında yaşanılan bu durumun önüne geçilebilmesi için kartların koruma kılıflarının içinde saklanması ya da temassız kredi kartlarına bu işlem için şifre konulması gerektiğine işaret eden İzzet Durko, “Rakamlar ufak olduğu için kart ekstremiz geldiğinde çoğumuz fark etmiyor veya umursamıyoruz. Bu şekilde günde yüzlerce hatta binlerce kişinin kartından işlem yapıldığı tahmin ediliyormuş. Sorunun şu andaki tek çözümü ise vatandaşın dikkati. Ay sonundaki ekstreleri kontrol etmek ve harcamaları not etmek de önemli. Şüpheli işlemin bankaya bildirilmesinin yanında savcılık ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki Bilişim Suçları Daire Başkanlığına başvuru yapılabilir” diye konuştu.

    Ayvalıklı restoran işletmecisi İzzet Durko, paylaştığı videoyu izleyen pek çok insanın kredi kartından neden eksilmelerin olduğunu anlayınca, tüm bankaların kartlarından yapılabilecek bu sahtekarlıklara karşı banka şubelerine giderek temassız kredi kartlarını iptal ettirmeyi düşündüklerini de kaydetti.

    “Vatandaşlar bu tür sahtekarlıklara karşı uyanık olmalıdır”

    Bazı bankaların yetkilileri de isim vermeden yaptıkları açıklamalarda, “Tüketiciler, çok dikkatli olmalı. Vatandaşın bir anlık dikkatsizliğinden yararlanan bu kişilere karşı uyanık olunması, firma bilgilerinin ve harcamalarımızın iyi takip edilmesi gerekir. Gerekirse bu tip kartları kullanmayın, hatta ciddi şüpheleriniz varsa doğrudan banka şubesinden işlem yapın” ifadelerini kullandı.

    Öte yandan uzmanlar da adeta peynir ekmek gibi pos cihazı dağıtılmasına ve denetimlerin yetersizliğine dikkat çekerek, “Örneğin, ülkemizde bir kişinin ismine pos cihazı çıkarılabiliyor. Kredi kartı ekstremizde bazen firma adı değil ad soyad ve alışveriş tutarını görüyoruz. Yani kişi belli bir şirket adına değil, kendi ismiyle pos cihazını kullanıyor. Haliyle buradaki alışverişi hatırlamıyor dikkat bile etmiyoruz” dedi.

  • AK Parti’li Özdağ: “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır”

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, “Yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” dedi.

    AK Parti Manisa Milletvekili Selçuk Özdağ, Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve Türkiye’de faaliyet gösteren cemaatlerle ilgili açıklamalarda bulundu. Cemaatlerin asla siyasallaşmaması gerektiğini söyleyen Özdağ, “Cemaatler olacaktır. Ancak cemaatler siyasallaşmayacaktır. Tarikatlar olacaktır. Tarikatlar de cemaatleşmeyecektir. Türkiye’de hiçbir cemaat, hiçbir tarikat, hiçbir ekol devlet olmayacaktır. Devlete sahip olmakla, devleti sahiplenmek veya devleti korumak ayrı şeylerdir. Türkiye’de her ideolojinin, her fikri yapının iktidar olma imkanı vardır. Bunun yolu meşruiyetten ayrılmadan seçimlerle, sandıkla gelmektir” dedi.

    “1969’dan itibaren darbe yapmak için kodlanmış”

    FETÖ’nün ilk kurulduğu yıllardan itibaren darbe yapmak amacıyla kodlandığını söyleyen Özdağ, “Bu yapının kısım ve katmanlara ayrıldığını görüyoruz. Daha öncesinden de vardı. Bu yapı 1969 yılından itibaren ilerde bir ihtilal yapacak, bir darbe yapacak şekilde kodlanmış ve bu kodlanmayla beraber de bu işin içerisine girmiş bu zihniyetle, bu hayalle, ’ileride ihtilal yapacağız’ diye terör örgütüne dolaylı veya dolaysız destek olanlar var. Ta ki 15 Temmuz’a kadar. Belki hala daha. Ama bu yapıya dini heyecanla, dini hassasiyetleriyle, yardımseverlik duygusuyla ve sosyolojik olarak bir yere yaslanmak, bir yere dayanabilmek, dayanışma ruhunu canlandırma amacıyla buraya girenler vardı. Sayın Cumhurbaşkanımızın söylemiş olduğu gibi bunun alt kısmı ibadet, ortası ticaret ve bu ticaretin bir kısmı samimi ticaret, bir kısmı ise ihanet ticareti. Yani darbeye giden yolda, darbeye giden yolun taşlarını döşeyen, parasını döşeyen, kadrosunu döşeyen insanlar var. O nedenle burada yargı cemaat saiki ile buraya gelenlerle, bir diğer FETO saikiyle, ’Darbe yapacağız, ihtilal yapacağız’ diyerek baştan beri terörist olanları ayırt etmek zorundadır” diye konuştu.

    Yargının bu noktada hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Yargı iki noktada çok hassas olmak mecburiyetindedir. Bunu yaptığınız takdirde de hukuk devleti kazanır. Türkiye kazanır” dedi.

    FETÖ yapısına dini duygularla girenlerin olduğunu ve FETÖ’nün bir terör örgütü olduğunu anlayanların bu yapıdan uzaklaştığını belirten Özdağ, “Bir yandan da bu yapının içerisinde şu veya bu saikle yani Allah diyerek, peygamber diyerek girenler, vatan diyerek, dini severlik diyerek girenler, daha sonra deccal çıktığında, daha sonra şeytan çıktığında, daha sonra bu yapının hiç iyiliksever bir yapı olmadığını, sadece egemen güçlerin kirli emellerine alet olma noktasında kendilerini kullandığını görenler ayrılmaya başladılar. Ama onlara da bir çağrım var. İbadet saikiyle girenler veya dini hassasiyetlerle bu yapının içinde olanlar, bu yapının içerisindeki terörist yapıyı bildikleri kadar anlatmak mecburiyetindeler. Çünkü Türkiye çok büyük bir badire atlattı. Hala daha yurt dışında bu insanlar Türkiye’nin aleyhine çalışma yapıyorlar. Bu yapıyı desteklemek akılsızlıktır. Bu yapıyı desteklemek aynı zamanda bir noktada ferasetsizliktir. Bu yapıyı desteklemek demokrasiye, cumhuriyete, devlete, millet iradesine aynı zamanda ihanettir, çok ciddi şekilde ket vurmaktır. Buna karşı da dikkatli olmak mecburiyetindeyiz” şeklinde konuştu.

    “Yargının hassas tartmasında fayda var”

    FETÖ yargılanmalarında yargı mensuplarının hassas olması gerektiğini belirten Özdağ, “Burada özellikle yargı mensuplarının ve kolluk kuvvetlerinin çok hassas bir şekilde doğru tartmasında fayda vardır. Artık 15 Temmuzlar bir daha olmasın. İkinci FETÖ’ler çıkmasın. Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandıralım. Bir yandan Allah nasip ederse hukuku adaletle taçlandıralım. Bir yandan da devletimizi liyakatle, ehliyetle buluşturarak ay-yıldızlı bayrağı hür, Ezan-ı Muhammed’i hür olarak okunmasını ve özgür bir ülke olarak gelecek kuşaklara taşınmasını temenni ediyorum. Bunu yapabilecek bir Türkiye var. Bunu yapacak siyasi irade partilerdir. Bunu yapacak irade siyasi partiler olduğu kadar sivil toplum kuruluşlarıdır. Bunu yapacak olan 80 milyon Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin şerefli vatandaşlarıdır. Akıllarımızı hiçbir kimseye ipotek etmemek gerektiğini düşünüyorum. Çünkü İslam hür aklı emreder. İslam itikatta birlik ister. Cumhuriyet de fikirlerin çarpışmasını ister. Farklı fikirlerin bir arada yaşaması sanatının adı demokrasidir. Biz farklı fikirlerimizle bir arada yaşayacağız” dedi.

  • Çok Zayıf Olanları Bekleyen Tehlike

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, zayıflık ve şişmanlığın sağlık için istenmeyen bir durum olduğunu belirterek, “Sağlıklı bir şekilde kilo almak için önce neden zayıf olduğunuzun öncelikle sebebini öğrenmemiz gerekir” dedi.

    Gebze Medical Park Hastanesinden Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, şişmanlık konusunda kilo alınmasına neden olan ögelerin aynı şekilde ters durumunda zayıflamasına da neden olabildiğini ifade ederek, “Psikolojik, yaşamsal, genetik ya da fizyolojik (endokrin sistemdeki sorunlar) kişinin kilo almasını engelleyebilir. İştah kaybına neden olan çinko eksikliği, yorgunluk ve metabolizma güçlüğüne olanak sağlayan demir eksikliği, iştahın olmasını engelleyen bazı kanser türleri, metabolizmanın bozulmasına bağlı hipertroid, bağırsak veya midede parazit varlığı ve çocukluktan itibaren gelen metabolik hastalıklar kişinin kilo almasını engelleyen başlıca sağlık sorunları olarak bildirilmektedir. Bu nedenle mutlaka kan, idrar ve genel bir doktor muayenesinden geçmek oldukça önemlidir” diye konuştu.

    Uzman Diyetisyen Aslıhan Küçük, kilo artışı için yapılması gereken ipuçlarını ise şöyle sıraladı;

    “6 Öğün Kuralını Bozmayın: Zayıf kişiler çoğu zaman 1 veya günde 2 öğün tüketirler. Ve doğal olarak yemekleri bol miktarda da yeseler günlük almaları gereken kalorinin üzerine çıkamadıkları için de kilo alamazlar. 6 öğün yapmadan kilo alamayacağınızı unutmayın. Öğündeki yiyeceklerin küçük porsiyonlarının hem besin değeri açısından yüksek hem de kaloriden zengin olması şart. Mesela yumurtayı haşlama yerine az yağlı bol kaşarlı omlet, sütü sade içmek yerine taze meyve ve bal ile içerek normalde yediğiniz, içtiğiniz aynı miktarı daha fazla kalori ile desteklemeniz yeterli.

    Öğünlerde Asitli Gazlı İçecek Tüketmeyin: Ana öğünlerde yemek yerken içecek tercih etmemelisiniz. İçecekler midede yer kaplar, tokluk hissi verir ve çabuk doygunluk yaşamanızı sağlar. Su veya diğer içecek tüketimlerinizi yemekten ortalama 30-45 dakika önce veya 30-45 dakika sonra yapmaya özen gösterin.

    Kola, gazoz gibi asitli içecekler yerine sağlıklı olan ev limonatası, meyve suları, meyve kompostoları tercih edin. Böylece daha doğal ve sağlıklı beslenmiş olacaksınız.

    Kuru Yemişler Kalori Bombardımanı Yapar: Ofisinizdeki masanızda, çekmecenizde; çantanızda; arabanızda; evinizin çeşitli yerlerinde kuru meyve bulundurun. Kuru meyvelerin kalori içeriği yüksek olmakla birlikte; posa, vitamin ve mineral içeriği olarak da oldukça zengindir. Kuru meyveleri ara öğünlerde tüketerek hem sağlıklı beslenmiş olursunuz, hem de enerji katkısı sağlamış olursunuz.

    İştah Açıcı Baharatları Kullanın: Yemeklerde ve salatalarda iştah açan pul biber, sumak, kimyon, karabiber ve hardalı bolca kullanın. Biberlerin acı olanlarında bulunan kalsiyum bileşikleri merkezi sinir sistemini uyararak yemeğin daha uzun sürmesini sağlar. Sumak ve karabiber ise yemeğin ya da salatanın lezzetini arttırarak tat dengesini korur. Böylece daha önceden az yediğiniz ama sevdiğiniz bir yiyeceği daha büyük porsiyonda yeme zemini hazırlar.

    Çinko ve Demir Desteği Kilo Almayı Kolaylaştırır: Çinko beyinde tat ve koku alıcılarından gelen bilgilerin alındığı ve işlendiği alanları harekete geçiren bir mineraldir. Demir mineralinin eksikliğinde de solukluk, iştahsızlık ve yorulma görülür. Zayıflıkla mücadele edenlerde kanda hem demir hem de çinko düzeyleri oldukça düşüktür. Besinlerle çinko ve demirden zengin yiyecekler tercih edilmelidir. Yapılan araştırmalarda kilo alma diyetine günde 20 mg çinko ve 15 mg demir desteği verildiğinde kilo alımında % 15-20 kadar artışın olduğu ve baskılanmış iştahın da ortadan kalktığı görülmüştür.”