Etiket: Olacaktır”

  • SP Genel Başkanı Karamollaoğlu: “Oylama günü bu hava daha yumuşak olacaktır”

    Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Türkiye’nin referandum sürecine girdiği şu dönemlerde gerginliğin hat safhada olduğunu belirterek, “Oylama gününü gidilirken bu hava daha yumuşak olacaktır” dedi.

    SP’nin Antalya’da 6’ncı Olağan Kongresi için dün Antalya’ya gelen Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bugün Öğretmenevi’nde 16 Nisan’da gerçekleşecek olan referandumla ilgili açıklamalarda bulundu.

    Dün Olağan Kongrede Saadet Partisi Antalya İl Başkanlığı’na seçilen Ramazan Düzen’le birlikte gazetecilerin sorularını yanıtlayan Karamollaoğlu, 15 Temmuz’da yaşanan hain saldırının ardından kaosun halen düzeltilmediğini öne sürdü.

    “Hayır diyoruz ama yumuşak bir hayır”

    Referandum sürecinde ortamın oldukça gergin olduğuna işaret eden Karamollaoğlu, ‘hayır’ diyen kesimlere karşı tehdit ve suçlamalar getirilmemesi gerektiğini belirterek, “Siz ortaya attığınız fikri savunacağınıza, sizden farklı fikirleri tehdit etmeye kalkarsanız, kendi fikrinizi savunamıyorsunuz anlamına geliyor” dedi. Hükümetin bu gerginliğin farkında olduğunu kaydeden Karamollaoğlu, “Referandum oylamasına yaklaştıkça bu tansiyon düşecek, gerginlik adım adım ortadan kalkacak ve oylama günü bu hava daha yumuşak olacaktır. Tabi bu temennimiz. Ama hükümetin de buna önem vereceğini düşünüyorum. Hükümette bulunan arkadaşlarımız bu ülkeye yararlı bir şey olsun diye yapıyorlar. Bunu görebiliyorum ama verdikleri karar yanlış” ifadelerini kullandı.

    “Torunum, ’dede bir düşünsene dedi’”

    Torununun ‘dede bir düşünsene’ sözünden sonra her karar öncesi uzunca düşündüğünü belirten Karamollaoğlu, “Her görüşe saygımız var. Bize görüşümüzü soruyorlar, ‘Biz böyle bir metni tasvip edemeyiz’ diyoruz. ‘Üstüne hayır mı evet mi açık söyleyin deyince’ hayır diyoruz, ama yumuşak bir hayır. Kimseyi germemek için böyle diyorum” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “16 Nisan, 15 Temmuz’un cevabı olacaktır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bölücü terör örgütü ve onların uzantısı ile birlikte hareket edenlerin anayasa referandumuna “hayır” dediğini vurgulayarak, “16 Nisan aynı zamanda 15 Temmuz’un bir cevabı olacaktır. 15 Temmuz’a önemli bir çıkış olacaktır. ’Hayır’ diyenlerin konumu aslında 15 Temmuz’un bir yerde de yanında yer almaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bahreyn, Suudi Arabistan ve Katar’ı kapsayan ziyaret programı öncesinde Atatürk Havalimanı’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Fırat Kalkanı operasyonunda gelinen son noktayı değerlendiren Erdoğan, “Şu anda aslında El Bab gerek bizim tarafımızdan, gerek Özgür Suriye Ordu (ÖSO) tarafından dört bir yandan kuşatılmış vaziyette. Güçlerimiz ÖSO ile birlikte merkeze inmiş vaziyette. En önemli nokta olan hastane kısmı zaten birkaç gün önce tamamen alınmıştı. Orası hakim bir noktaydı. Bu hakim noktayı ele geçirdikten sonra süreç daha hızla lehte gelişmeye başladı. Şu anda merkeze girilmiş vaziyette. Artık DEAŞ güçleri tamamı ile El Bab’ı terk etme sürecine girdi. Artık bundan sonrası an meselesidir. Planlanan uygulama şu anda yürütülmektedir. Biz de arkadaşlarımızdan bu bilgileri gerek arazide, gerek karargahtan alıyoruz. Planlanan istikamette gelişmeler devam ediyor” diye konuştu.

    “Cumhurbaşkanları olarak yaptığımız açıklamalar bu işin gerçek boyutudur”

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Rus hava saldırısında Türk birliğinin vurulmasına ilişkin açıklamalarını da değerlendiren Erdoğan, “Bu konu ile ilgili açıklamaları yaptım. Bu açıklamalar noktasında benim yapmış olduğum açıklama tamamı ile gerek Silahlı Kuvvetlerimizin, gerek Milli İstihbarat Teşkilatımızın bana verdiği bilgiler çerçevesindedir. Bu çerçevede yaptığımız açıklama karşılıklı yapılmıştır. Gerek Genelkurmay Başkanlarımızın karşılıklı yaptığı açıklama, gerek cumhurbaşkanları olarak bizim yaptığımız açıklamalar bu işin gerçek boyutudur. Bunun dışındaki açıklamalar itibar edilecek açıklamalar değildir. Bu süreç içerisinde bizlerin işleri çok daha hassas, çok daha dikkatli götürme gayretlerimiz var. Zira CIA başkanının gelişi ile bu arada Amerika Birleşik Devletleri Başkanı ile görüşme, bu arzu edilmeyen olay sonrası Sayın Putin ile yapmış olduğumuz görüşme, genelkurmay başkanlarımızın birbiri ile yaptığı görüşmeler, bu hassasiyetin nereden nereye vardığını göstermesi bakımından önemli” şeklinde konuştu.

    “ÖSO’nun ortaya koyduğu performans inkar edilemez”

    Türkiye’nin Suriye’deki hedefinin belli olduğunu söyleyen Erdoğan, “Terörden arındırılmış bir güvenli bölge için bir çalışma yapıyoruz. Bu çalışmanın en doğu ayağında Cerablus vardır, en batı ayağında Er Rai vardır. Güneye doğru ilk etapta Dabık halloldu. Ondan sonra El Bab hallolmak üzere. Bundan sonraki süreçte doğuya yönelik Münbiç ve Rakka olayı vardır. Bu konu ile ilgili olarak da şu anda ABD yeni yönetimi ile CIA ile düşüncelerimizi paylaştık. Bu düşüncelerimizin takipçisi olacağız. Hedef burada 4-5 bin kilometrekarelik bir terörden arındırılmış güvenli bölgedir. Bu güvenli bölgenin halliyle hem Suriye’den göçü önlemek, onlara oradaki yerleşim alanlarını temin etmek, hem de bizim kamplarımızdaki insanları kendi topraklarına döndürmek. Bunu yapabilmek için de onlara bizim oralarda adeta yeni şehirler kurmak gibi bir gayretimiz var. Bu düşüncelerimi sayın Trump ile de koalisyon güçleri ile de paylaştım. ’Bizler burada her türlü altyapı çalışmalarında görev alırız, dayanışma ile bunu sağlarsa orada bütün sosyal donatı alanlarına varıncaya kadar yapacak olursak burada yeni bir süreç başlayacaktır. Onlara da kendi ülkelerine dönme fırsatını vermiş olacağız’ dedik. İkinci bir adım da uçuşa yasak bölge konusu. Yani siz bunu yapıyorsunuz ama burayı uçuşa yasak bölge ilan etmediğiniz süreç güvenlik olamayacaktır. Uçuşa yasak bölge ilan edip bunu Amerika ile Rusya ile görüştük orada güvenlik olacağı gibi, kendi içinde onlar bir milli ordu da oluşturmak suretiyle kendini güvende hissedecektir. En önemlisi eğit donat olayıdır. Biz bunu başından beri yürütüyoruz. ÖSO eğit donat kapsamında yetiştirilmiş bir ordudur. Onlar da orada yerli halk olması hasabiyle tabii cansiperhane bu mücadelenin içinde yer almalarının hasabiyle çok faydalı olmuşlardır. Çok da şehit vermişlerdir. Bu mücadelede ortaya koydukları performans inkar edilemez” ifadelerini kullandı.

    “16 Nisan 15 Temmuz’un cevabı olacaktır”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, anayasa referandumuna ilişkin anket sonuçlarının sorulması üzerine ise şunları söyledi:

    “Şu anda tabii sağlıklı bir anket döneminde değiliz. Bazı anketler gelmiyor dersem yalan olur. Tabii ki anketler de geliyor ama asıl anketlerin bize akışı araziye çıkış ile birlikte yoğunlaşacaktır. Şu anda ben halkımızın henüz Cumhurbaşkanlığı sistemini tam olarak anlama konumuna geldiğine ihtimal vermiyorum çünkü bunu halkımıza iyice anlatmamız lazım. Şu anda bir taraftan bizler, şahsım, başbakanımız, ilgili bakan arkadaşlarımız televizyonlarda, meydanlarda bunu anlatmaya başladılar. Yazılı broşürler falan halka ulaştırılmaya çalışılıyor. Ben halkımızın hassasiyete inanıyorum ama Mersin ve Aksaray’da gördüğüm daha araziye inilmemesine rağmen halkın bir çoğu kapmış. ’Tabii ki evet’ diyor. Bu noktaya gelmiş vaziyette, çünkü sıkıntıları halkımız da neler olduğunu, işin ucunun nereye vardığını iyi biliyor. Bir tarafta bu ülkeyi bölmeye çalışan bir terör örgütü var, bölücü terör örgütü ile beraber hareket edenler var. Bölücü terör örgütü ‘hayır’ diyor. Bizim değerler silsilemiz içerisinde kişi sevdikleri ile birlikte haşrolunacaktır. Şu anda kandilde olanlarla birlikte hareket edenler, onların uzantıları ile birlikte hareket edenler hepsi birden ’hayır’ diyor. Benim milletim o Kandil’dekilerle beraber, benim 248 şehidimi şehadete gönderenlerle beraber, 2 bin 193 gazimizi gazi yapan ve devletimiz uçakları ile tankları ile topları ile öldürenler ile beraber hareket etmeyecektir. Onlara da 16 Nisan’da inanıyorum ki ’evet’ demek suretiyle gereken cevabı verecektir. 16 Nisan aynı zamanda 15 Temmuz’un bir cevabı olacaktır. 15 Temmuz’a önemli bir çıkış olacaktır. ’Hayır’ diyenlerin konumu aslında 15 Temmuz’un bir yerde de yanında yer almaktır”

    “El Bab’tan sonra durmak yok”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, EL Bab operasyonu sonrasında Türkiye’nin Fırat Kalkanı operasyonunun sonlanıp sonlanmayacağının sorulması üzerine, “El Bab’tan sonra durmak, böyle bir şey yok. Bir defa El Bab bizim nihai hedefimiz değildir. Bizim nihai hedefimiz DEAŞ’tan bu bölgenin temizlenmesi. Şu anda 3 bini aşkın DEAŞ’lıyı etkisiz hale getirdik. Bunların asıl merkez Rakka. Rakka temizlendiği andan itibaren özellikle bu bölge terörden arındırılmış bir bölge haline gelmiş olacak. Nihai hedef 5 bin kilometrekarelik bir alanı temizlemek. Bizim Türkiye olarak buradan kalma hedefimiz yok, ayrı bir konu. Nasıl Cerablus temizlendi DEAŞ defedildi, oraya Cerablus’un kendi insanı yerleşti. Dabık hakeza öyle. Şimdi El Bab tamamen oradan DEAŞ gittiği zaman oraya da gelecek EL Bablı yerleşecek. Münbiç’de aslında halk yüzde 90 Arap’tır. Şu anda oraya kendi halkı yerleşememiştir. PYD ve YPG orayı işgal etmiş vaziyette. Bize verilen söz onların boşaltacağıdır, daha boşaltmadı bunlar. DEAŞ, YPG ve PYD’yi boşalttığımız zaman oraya kendi halkı gelip yerleşecektir. Kendi halkı yerleştikten sonra kendi mili ordusu ile buraları güvence altına aldıktan sonra orada kalmamız çok ama çok lüks olur. Onun durumunu o gün değerlendirmek lazım. Şimdi bunları konuşma erken olur” dedi.

  • Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yanbaz: “Referandum sürecinde bizim tavrımız evet olacaktır”

    Memur-Sen’e bağlı Büro Memur-Sen Genel Başkanı Vecdi Yanbaz, “Referandum sürecinde bizim tavrımız ’evet’ olacaktır. Çünkü kuru kuruya statükoya destek vermemizi kimse bizden beklemesin” dedi.

    Büro Memur-Sen Bursa Şubesi’nin BUSKİ Sosyal Tesisleri’nde yapılan divan kurulu toplantısına katılan Büro Memur-Sen Genel Başkanı Vecdi Yanbaz, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Kimliklerin yenileri ile değiştirilmesi sürecinde nüfus müdürlüklerinde çalışanlar hakkında konuşan Vecdi Yanbaz, “Mesai mefhumu tanınmaksızın hem pazar günü hem de hafta içi 2 saat mesaiye tabi tutulmayı bir sendikacı olarak kabul etmemiz mümkün değil. 104 saat mesai yaptırıp 50 saat mesai ödenmesini hiçbir vicdan, akıl kabul etmez” dedi.

    Referandum sürecini de değerlendiren Yanbaz, “Memur-Sen ve Büro Memur-Sen olarak biz meseleye siyasi taraflar gibi biri evet mi diyor, hayır mı diyor bakış açısı ile bakmıyoruz. Bizim bakış açımız tamamen bu ülkeye, millete en iyi, faydalı olabilecek sistemin ne olduğunu değerlendirip onun üzerinde bir karar vereceğiz. Memur-Sen ve Büro Memur-Sen yetkili kurullarıyla bu değerlendirmeyi yapıyoruz. Bu süreçte biz de yerimizi alacağız. Ancak genel açıklama öncesinde benim birkaç tüyo vereceğim konular olacaktır. Parlamenter sistem içerisinde yönetilip başarılı olan bir tane ülke biz tanımıyoruz. Yani sistem değerlendirmesi içerisinde demokrasi, cumhuriyet vazgeçilmez unsurlardır. Bunların konuşulmasına dahi müsaade etmeyeceğiz. Ölçümüz birilerin eveti ya da hayırı olmayacak. Bizim ölçümüz bu ülkedeki geleceğe dair hepimiz açısından güzel bir gelecek hazırlayabilecek bir ortamdır. Başkanlık sisteminin kendi içimizde, milletimizin, memleketimizin değerlerine, yapısına uygun şekilde geliştirildiğinde Allah’ın izni ile Türkiye Cumhuriyeti gelecekte başarılı bir ülke olacak, dünyadaki hak ettiği yapıyı bulacaktır. Onun için referandum süresince bizim tavrımız evet olacaktır. Çünkü kuru kuruya statükoya destek vermemizi kimse bizden beklemesin” ifadelerini kullandı.

  • Bakan Bozdağ: “2017 yılı önemli bir reform yılı olacaktır”

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Türkiye’de sistem tartışmalarını bitirmek hem Türkiye’nin, hem milletin, hem de sistemin hayrına olacağını belirterek, “Önümüzdeki günlerde zannedersem konu üzerinde tartışmalar somut bir metin üzerinde mutabakata dönecek ve TBMM’ye Anayasa teklifi gelecektir. 2017 yılı bu anlamda çok önemli bir reform yılı olacaktır” dedi.

    Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, AK Parti Yozgat İl Teşkilatı tarafından Kentpark Belediye Kültür Merkezi Salonu’nda düzenlenen il danışma meclis toplantısına katıldı. Toplantı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Adalet Bakanı Bozdağ, Türkiye yeni bir döneme doğru yürüdüğünü ve tarihi bir değişimin arifesinde olduklarını belirterek, “Sayın Başbakanımızla, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli görüştüler. Daha önce de Sayın Cumhurbaşkanımızla Sayın Bahçeli görüştü. Görüşmelerden sonra kamuoyuna yansıyan çok pozitif açıklamalar oldu. Önümüzdeki günlerde zannedersem konu üzerinde tartışmalar somut bir metin üzerinde mutabakata dönecek ve TBMM’ye Anayasa teklifi gelecektir. 2017 yılı bu anlamda çok önemli bir reform yılı olacaktır. Tarihi bir değişim yılı olacaktır. Ben şimdiden bu sürecin heyecanını yaşıyorum. İnşallah ülkemiz, milletimiz için hayırlı olur. Türkiye’de sistem tartışmalarını bitirmek hem Türkiye’nin hem milletimizin hem de sistemin hayrınadır. Bu süreç, bu tartışmaları bitirecektir. Başkanlık sistemine milletimizin, “evet” diyerek geçeceğine ben yürekten inanıyorum. Yeni bir hükümet sistemiyle Türkiye yoluna devam edecektir” dedi.

    ABD’deki başkanlık seçimi sonrası FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi konusunda herhangi bir gelişmenin olup olmadığı sorusunu yanıtlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “ ABD seçimlerinin hayırlı olmasını diliyorum. Amerika halkı tercihini kullandı ve yeni başkanını seçti. Yeni başkan 20 Ocak’ta görevine başlayacaktır. Şuanda yeni başkanın seçilmesinin yansımaları hem dünyanın değişik ülkelerinde hem de ABD’de var ve her tarafta değerlendirmeleri herkes kendince yapıyor. Ben bu vesile ile seçime dair bir şey söyleyeceğim, gazete manşetleri ile, anketlerle, bazı elit çevrelerin halktan sadece oy istemesiyle veyahutta kamuoyu oluşturan güçlerin halkın önüne düşüp, halkı yönlendirmesiyle seçim kazanılamadığını, seçimi kazandıranın halk olduğunu ABD seçimlerinde bir kez daha göstermiştir. Halkın gönlünü kazanıp görüşlerini etkileyenler seçimi kazanıyor. ABD’de de Donald Trump öyle görünüyor ki, anketçileri, manşetleri, seçkin çevreleri yenen büyük bir seçim zaferi kazandı. Esasında demokratik seçimlerin olduğu her yerde aynı sonucu görüyoruz. Manşetler hep kaybediyor sandıkta atılan manşetler hep kazanıyor. ABD’de de aynısı oldu. Eminim ki demokrasiye inanan herkes bu sonuçtan kendine düşen dersi alır, manşetlerle, anketlerle değil de elitlerin, seçkinlerin sadece desteğiyle değil de aynı zamanda halkın desteğinin sonuç belirleyici olduğunu yakinen görürler” diye konuştu.

    Trump’ın başkan olmasından sonra Türkiye ABD ilişkileri olumlu anlamda gelişeceğine inandığını vurgulayan Bakan Bozdağ, “Şuanda oluşan iklim de bunun ön sinyallerini vermektedir. Fetullahçı Terör Örgütü kurucusu, yöneticisi, 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün planlayıcısı ve uygulama emrini veren sevk ve idarecisi terörist Gülen’in iadesi konusu, Türkiye ABD ilişkileri bakımından son derece önemli. Sayın Trump’ın seçim kampanyası ekibinden ve yakın çalışma ekibinden medyaya yansıyan açıklamalara baktığımızda terörist Gülen’in iadesi konusunda Türkiye’ye dönük olumlu şeyler açıkladıklarını gördük. Biz bunun sonucunun da olumlu olmasını bekliyoruz. Amerikan halkı ve ABD için Usame Bin Ladin ne anlam ifade ediyorsa, Türkiye halkı ve Türkiye Devleti için de Fetullah Gülen aynı anlamı ifade etmektedir. O da pek çok terör suçuna bulaşmıştır, Fetullah Gülen de pek çok terör suçuna bulaşmıştır. Usame Bin Ladin’in elinde de pek çok insanın kanı vardır, terörist Gülen’in elinde de pek çok insanın kanı vardır. O nedenle, Türkiye’nin terörist Gülen’in iadesi konusundaki hassasiyetinin yeni yönetim tarafından daha iyi değerlendirilmesini beklediğimizi ve Fetullah Gülen’in iadesinin iki ülke arasındaki ilişkileri daha güçlendireceğinin, daha ileri noktalara taşıyacağını buradan ifade etmek isterim. Yeni dönemde bu iade konusunda bizim de beklentimizin yükseldiğini buradan ifade etmekte fayda görüyorum” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Şehir hastanelerini tamamladığımızda Türkiye şifa merkezi olacaktır”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Vatandaşlarımızın teşhis ve tedavi için başka ülkelere gittiği dönemlerden hamdolsun aynı amaçla başka ülkelerden ülkemize gelen veya gelinen günlere ulaştık. Şehir hastanelerini tamamladığımızda sunulan hizmet kalitesi yükselecek ve Türkiye şifa merkezi olacaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Üsküdar Bağlarbaşı’nda Academic Hospital’ın açılış törenine katıldı. Törende açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Hastanemiz esasen çeyrek asırdır bu bölgede hizmet veriyor. Üsküdar eski adliye binasını geçtiğimiz yıllarda bünyesine katan böylece yaklaşık tabanda 12 bin metrekareye oturan 20 milyon liralık bir yatırımla bugün bambaşka bir çehreye kavuşan bir hastane söz konusu. Adeta beş yıldızlı otel konforunu aratmayacak odaları ile 87 yatak kapasitesi ile toplamda 350 sağlık personeli ile farklı bir hastane ile karşı karşıyayız. İnşallah şifa kaynağı olarak tüm insanlığa hizmet edecek. Yola çıktığımızda 2003’ün başında bu işin bedeli olmaz diye konuştuk. Hastanelerimizin kapısı insanımıza hiçbir zaman kapalı olmayacak. Hasta hiçbir zaman kapıdan gönderilmeyecek. Değişik bakanlıkların kendine bağlı hastaneleri var bunları tek çatı altında toplayacağız dedik, topladık. Bu işin ilk etabıydı. İkinci etapta arzu eden özel hastaneler olursa kamu özel olarak bu süreci işletelim dedik. Katılanlar oldu, katılmayanlar oldu. Eksikler yok değil var tabi. Zaman zaman devletten zaman zaman özel sektörden kaynaklanıyor ama genel olarak iyi yürüyor” dedi.

    “Hastanelerimiz vatandaşlarımızla birlikte Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar tüm bölgeye hizmet ediyor”

    Bu hastanenin Türk Sağlık sektörünün 14 yıldan nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından oldukça önemli olduğunu düşündüğünü belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, ”Özel sağlık kuruluşları adeta bir kendileriyle yarışıyorlar. Günü kurtaran kısa vadeli projeler yerine burada olduğu gibi uzun vadeli projelere giriliyor. Hastanelerimiz alanların en iyi uzmanlarını istihdam ederek vatandaşlarımızla birlikte Avrupa’dan Ortadoğu’ya kadar tüm bölgeye hizmet ediyor. Burası Havard’la iş birliği yapıyor. Harvard buralara kola kolay gelip iş birliği yapar mıydı?” diye konuştu.

    “Ülkemiz hastanelerinde 141 bin doktor görev yapıyor”

    “Vatandaşlarımızın teşhis ve tedavi için başka ülkelere gittiği dönemlerden hamdolsun aynı amaçla başka ülkelerden ülkemize gelen veya gelinen günlere ulaştık” diyen Cumhurbaşkanın Erdoğan, “Artık vatandaşlarımız, özel hastaneden hizmet almak için bir servet ödemek, büyük borçların altına girmek, hatta rehin kalmak zorunda değiller. Bu devri geride bıraktık. Onlar eski Türkiye’de kaldı. Eskiden bırakın teşhisi, tedaviyi hastane ziyaretleri dahi bir çileydi. Hastanelerde, uzman doktordan vazgeçtik, pratisyen hekim bile bulmak büyük bir sıkıntıydı. Şu an ise ülkemiz hastanelerinde 141 bin doktor görev yapıyor, Gece yarısı sıraya girilen, hastaların insan yerine konulmadığı, hastanelerin pislik içinde olduğu, sağlam girenin hasta çıktığı bir ülkeden buralara geldik. Şimdi insanımız devlet hastanelerinde bile Avrupa’nın birçok özel hastanesinde olmayan hizmeti ücretsiz alabiliyor” şeklinde konuştu.

    “Kanser ilaçları nereden gelirse gelsin, bunlardan kesinlikle ücret almamamız gerekir”

    Geceden sıralara girildiği, sağlam girenin hasta çıktığı bir ülkeden buralara geldik diyen Erdoğan, “Geçen Başbakanımız ve Sağlık Bakanımızla konuştuk. Dedim ki bakın kesinlikle, kanser dahi, ilaçları nereden gelirse gelsin, bunlardan kesinlikle ücret almamamız gerekir. Biz kalkıp denizi aşacağız, gelip derede boğulacağız. Böyle bir şey olmaz. İnsan hayatı bizim için bu kadar önemli. Hassas olalım, buralarda suistimale fırsat vermeyelim” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye şifa merkezi olacaktır”

    “Şehir hastanelerini tamamladığımızda sunulan hizmet kalitesi yükselecek ve Türkiye şifa merkezi olacaktır” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

    “Ülkemizin sağlık turizmi alanında rakiplerine göre çok üstün niteliklere sahip olduğuna inanıyorum. İnşallah 14 yıllık hayalim olan şehir hastanelerimizin devreye girmesiyle özellikle bu konuda çok daha farklı bir seviyeye geleceğiz. Şu anda şehir hastanelerimizin açılış dönemine de geldik. Yanılmıyorsam önümüzdeki ay birini açıyoruz ve hedef; 30 büyük şehrin tamamında inşallah şehir hastaneleri açmak. Bunlardan iki tane de İstanbul nasibini alacak.”