Etiket: Olacağı

  • 300 kişinin iş sahibi olacağı kursun protokolü imzalandı

    300 kişinin iş sahibi olacağı kursun protokolü imzalandı

    Erzurum Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ile Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. arasında düzenlenecek kursla 300 kişinin iş sahibi olacağı kursun protokolü imzalandı.

    Erzurum İŞKUR binası toplantı salonunda düzenlenen protokol imza törenine Erzurum Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Abdulkadir Mutlu ve İşbaşı Eğitim Sorumlusu Ali Erkan ile Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. adına İnsan Kaynakları Uzman Yardımcısı Erzurum İl Sorumlusu Ömür Ertunç Mustafa Cihan ve Emre Öztürk katıldı.

    Erzurum Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü’ne Erzurum Assistt’te çalışmak için iş başvurusunda bulunan kişilerden, Assistt in ihtiyacı dolayısıyla Assistt tarafından yapılan sözlü ve yazılı sınav sonucu 300 asil kişi belirlenerek bu kişiler kursa tabi tutulacak. Kurs sonunda ise ilk etapta ilk etapta 150 kişi, zaman içerisinde ise geri kalan tüm kursiyerler iş sahibi olacak. Protokol Assistt ’de görev alacak müşteri hizmetleri uzmanlarının; diksiyon, hitap, özgüven konularında eğitim almalarını kapsıyor.

    Türkiye İş Kurumu Erzurum Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Abdulkadir Mutlu , protokol imza töreninde yaptığı konuşmada, Assistt Rehberlik ve Müşteri Hizmetleri A.Ş. ile İşkur arasında yapılan protokolle 300 kişinin iş sahibi olacağını kaydetti.

    Mutlu, Assistt Çağrı Merkez Erzurum İŞKUR arasında yapılan protokol le 300 kişi çalışma hayatına dâhil olacak. 16 Ekim 2020 ile 14.01.2021 tarihleri arasında tabi tutulacak. Kurs sonunda ise sınavı geçen kursiyerler arasında ilk etapta en az kursiyerlerin 150 kişi sonrasında zaman içerisinde ise tamamı yani toplamda 300 kişi işe yerleştirilecek.” dedi.

    Mutlu , Assistt İle yapılan protokolün hem Assistt ’e hem iş kurumuna hem de kursiyerlere hayırlı olması talebinde bulundu.

  • “Akıl yürütenlerin avantajlı olacağı bir sene geliyor”

    PwC Türkiye Başkanı Haluk Yalçın, “Büyümenin kolay olmadığı ama akıl yürüten, yürek koyanların gerçekten avantajlı olacağı bir sene geliyor. Herkes önemli ölçüde bu gündemi taşımaya hazır olsun” dedi.

    PwC Türkiye’nin gelenekselleşen Çözüm Ortaklığı Platformu, 17. yılında ‘Dalgaların Üzerinde Kalmak’ teması altında iş dünyasıyla buluştu. Finans bölümleri başta olmak üzere hukuk, insan kaynakları, teknoloji gibi alanlarda Türkiye’nin önde gelen yöneticilerinin katıldığı 17. Çözüm Ortaklığı Platformu’nda, dalgaların üzerinde kalmak için şirketlerin yapabileceği manevralar, mali ve ekonomik gündeme dair son gelişmelerin iş dünyasına etkisi, konunun uzmanlarınca işlendiği kapsamlı oturumlarda ele alındı.

    Platformun açılış konuşmasında PwC Türkiye Başkanı Haluk Yalçın gelecek için dijital alana yatırımın şart olduğunu kaydederek, “Büyümenin kolay olmadığı ama akıl yürüten, yürek koyanların gerçekten avantajlı olacağı bir sene geliyor. Herkes önemli ölçüde bu gündemi taşımaya hazır olsun” dedi.

    Yalçın, Türkiye mevcut ekonomi durumunda sıçrama yapabilmesi için herkesin katkı vermesi gerektiğini söyleyerek, “Yeni ekonomik program baktığınızda dengelemeli disiplin performansı ile ölçülecek ve içindeki değerler unsurlar açısından kritik gözle bakmak yerine nasıl yardım edebiliriz şeklinde bakmak lazım. Çünkü bugün bu dalgaların üzerinde kalabilmek için politik çekişmelerden, gerçekçi hayata geri dönüp yapılanın en doğru şekilde yapılmasına herkesin katkı vermesi gerekir. Başka ülke yok bizim için üzerinde dalgaları aşabileceğimiz başka sörf tahtası yok bunun bilincinde olmak zorundayız” diye konuştu.

    “Geleceğimizi bu topraklarda aramak zorundayız”

    Yalçın, Neil Armstrong’un Ay’a ayak basmasından bahsederek, “Herkes Ay’a gidiyor. Sonuçta biri gerçekten orada ekstra bir kaynak bulacak, biz gidemezsek bile toplam artı değeri yükselteceği için olumlu buluyorum ama açıkçası biz geleceğimizi henüz Türkiye olarak bu topraklarda aramak zorundayız. Aydan ilave kaynağı beklememeliyiz ama oradan ciddi bir kaynak gelirse o konuda da elimizin boş durmayacağını söyleyebilirim. Uzay programımız başladı bile” şeklinde konuştu.

    Haluk Yalçın gelecekte yapay zekanın gelecekte yaygın olarak kullanılacağından söz ederek, “Bugün 17 yaşında olan insanlar geleceği yönetecek yapay zekaya hükmedecek olan gençler onlar biz üzerimize düşen görevi yapıp onları eğitmezsek, ki bu gün iyi eğitemiyoruz, daha iyi yapay zekayla mücadele edecek ve onu yenecek onu yönlendirecek mühendislik, ’Science Technology Engineering And Mathematics’ dediğimiz sistem içinde sistem mezunu olarak daha fazla sistemin içine sokmazsak, yapay zeka bizim için çok verimli olmayabilir. Bu işin altına elimizi sokarsak hep gururla anlattığımız Güney Kore örneğine benzer bir şeyler yapabiliriz” diye konuştu.

    Eğitimsiz ve işsiz gençlerin ekonomiye kazandırılması

    Yalçın, Türkiye’de çalışmayan ve eğitim-öğretim görmeyen gençlerin oranının yüzde 33 olduğu bilgisini vererek, “Türkiye şu anda çalışmayan eğitim ve öğrenim görmeyen gençlerinin toplam oranı yüzde 33. Bu gençleri dijital olarak eğiterek içgüdü piyasasına kazandırmamız durumunda ekonomimize gayrı safi yurt içi hasılanın yüzde 8’i civarında ilave katkı sağlayacak” ifadelerini kullandı.

  • KKTC Cumhurbaşkanı Akıncı: “Kıbrıslı Türkler, Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık haklarıyla yetinmeyi kabul etmeyecek”

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerini söyledi.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kıbrıs sorunundaki son duruma ilişkin basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Akıncı, Kıbrıslı Türklerin Rumların hakim olacağı üniter bir devlette azınlık hakları ile yetinmeyi kabul etmeyeceklerini vurgulayarak, “Kıbrıs Rum tarafında da bazı çevreler iki ayrı devlet fikrine yakınlık duyabileceklerini ima etseler de Rum toplumunun büyük çoğunluğunun iki ayrı devlet oluşumunu onaylamayacağı aşikardır” dedi. “Bu durumda görünürdeki olasılık ya Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumun da destek vereceği iki kesimli, iki toplumlu siyasi eşitliğe dayalı federal çözüm için çalışmak ya da statükonun devamına göz yummaktan ibarettir” diyen Akıncı, mevcut durumun bugün için Kıbrıslı Türkler açısından daha acı verici olsa da Kıbrıslı Rumlar bakımından da çözümsüz geçecek zamanın neler getireceğini kesin olarak öngörmenin kolay olmadığını ifade etti. “Statükonun devamı her iki toplum açısından da çeşitli tehlikeler barındırmaktadır. O halde akıl işi makul bir uzlaşıyı federal çerçevede sağlamaktan geçmektedir. Bu noktada son günlerde Sayın Anastasiadis’in gündeme getirdiği desantralizasyon konusu ve siyasi eşitlik üzerine görüşlerimi sizinle paylaşmak istiyorum” diyen Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bilindiği gibi bulunacak çözümün her iki toplumun siyasi eşitliğine dayalı olacağı birçok Birleşmiş Milletler kararında, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri raporlarında, 11 Şubat 2014 mutabakatında ve iki taraf arasında sağlanan birçok uzlaşmada yer almaktadır. Egemenliğin iki toplumdan eşit olarak kaynaklanacağı, iki kurucu devletin yetkilerinin ve statüsünün eşit olacağı, iki toplum arasındaki ilişkinin bir çoğunluk-azınlık ilişkisi olarak nitelendirilemeyeceği hep karara bağlanmış hususlardır. Bunun yanında siyasi eşitliğin her federal kurulda eşit sayısal temsiliyet anlamında olmamakla birlikte federal hükümetin tüm organlarında ve kararlarında etkin katılım anlamı taşıdığı belirtilmektedir. Dolayısıyla sözünü ettiğim Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde yürütülen müzakerelerde sayıca eşitlik olmayan kurullarda her iki taraftan da en az bir olumlu oy ilkesi üzerinde tartışılmış ve örneğin 7-4 olarak belirlenen Bakanlar Kurulunda bu ilke benimsenmiştir. Bunun da ötesinde dış politika, güvenlik ve savunma konularında başkan ve başkan yardımcısının kararları ancak birlikte alabilecekleri üzerinde uzlaşılmıştır.”

    Bu noktada Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’ın açıklamalarından yola çıkacak olunursa durumun kafa karışıklığına yol açtığını söylemek durumunda olduğunu ifade eden Akıncı, “Şöyle ki, Sayın Anastasiadis, verdiği örnekte Bakanlar Kurulunda East-Med projesi oylanır ve Kıbrıslı bir Türk bakanın olumlu oyu da gerekli olursa bu durumda ne olacağını sorgulamıştır. Demek istemiştir ki Kıbrıslı Türk bakanlar doğalgaz için İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan-İtalya güzergahı yerine Türkiye üzerinden boru hattının gitmesini isteyecek ve diğer projeyi engelleyecektir. Sayın Anastasiadis böyle bir durumu kabul edemeyeceğini anlatmak istemiştir” diye konuştu.

    Ortaya çıkan durumla ilgili Akıncı, “Birincisi, Sayın Anastasiadis daha önce kabul ettiği Federal Bakanlar Kurulundaki Kıbrıslı Türk bakanların kararlara etkin katılımını da artık geçersiz saymaktadır. İkincisi, sınırlı olarak geçerli saydığını düşünsek, bu defa da enerji konularını bile Kıbrıslı Türkler açısından yaşamsal bir alan olarak görmemektedir. Çünkü kendi ifadesine göre Kıbrıslı Türklere kendi yaşamsal konularında bir olumlu oy hakkını kabul ettiğini söylemektedir. Bu durumda Kıbrıs’ın doğalgazı ve nakil projeleri Anastasiadis’e göre federasyon kurulsa da sadece Rum toplumunu ilgilendiren bir konu olacaktır. Bunun mantıklı bir izahı olabilir mi?” şeklinde konuştu.

    Anastasiadis’in doğalgazın daha mantıklı, kısa mesafeli ve daha düşük maliyetli bir güzergah olan Türkiye üzerinden taşınmasına çözümden sonra bile razı olmadığını söyleyen Akıncı, “Kısacası ona göre Doğu Akdeniz enerji politikalarında Kıbrıslı Türklerin de, Türkiye’nin de yeri yoktur. Halbuki bu alanda Kıbrıslı Türkler ve Türkiye’nin de dahil olacağı, ortak akılla yürütülecek işbirliği projelerine ihtiyacımız olduğu açıktır. Ancak bu şekilde adamızda ve bölgemizde barış ve istikrara katkı yapmamız mümkün olacaktır” dedi.

    Bugün Derinya ve Aplıç kapılarının açıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, bunun her iki topluma da hayırlı olmasını diledi. Akıncı, “Biraz geç oldu, güç oldu ama oldu. Kuşkusuz hedefimiz sadece yeni kapıların açılması ile sınırlı değildir. Asıl hedef iki toplum arasında sınırlara gerek olmayan bir yapıyı oluşturabilmektir ama bunun için de karşılıklı kabul edilebilir bir çözüme ulaşmak zorunluluğu vardır” diye konuştu.

    Desantralizasyon konusunun merkezi hükümetteki yetkilerde azaltma yapılarak, iki kurucu devletin yetkilerinin artırılmasının tartışmaya kapalı oldukları bir konu olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Akıncı, “Ama Sayın Anastasiadis’e de söyledim, bunların somut olarak ortaya konması gerekir ve ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir süreç söz konusu olacaksa bunların iyi niyetle değerlendirilmesi mümkündür. Şunu da belirtmem gerekir ki, bugüne kadarki müzakerelerde Rum tarafının tavrı bunun tersi olmuştur. Halbuki Klerides’in de deyişiyle merkezi hükümette yetkilerin çok olması, farklı yaklaşımlardan doğan görüş ayrılıkları ve sürtüşmeleri de artırma potansiyeli taşımaktadır. Ancak bir noktada açıklıkla şunu söylemek durumundayız; kurucu devletlerin yetkileri artsa da merkezi hükümette kalacak yetkilerin uygulanmasında kararların basit çoğunluk-azınlık esasında alınmasını kabul edemeyiz” dedi.

    Merkezi hükümette ortaklaşa karar alınması, her iki tarafın kararlara ortak katılımı istenmiyorsa bunun anlamının ya iki ayrı devlet ya da üniter bir devlet demek olduğunu kaydeden Akıncı, “Halbuki kurulmaya çalışılan ne biri ne de ötekidir. Eğer bu hala hazmedilemeyecekse, toplumlarımızı da dünya kamuoyunu da oyalamaya gerek yoktur. Şimdi açık ve net olma zamanıdır” dedi.

    Cep telefonları ve elektrik şebekelerinin birleştirilmesi konusunda da görüşlerini dile getiren Akıncı, her iki konunun da 2015 yılı Mayıs ayında uzlaşılan iki güven artırıcı önlemlerden olduğunu, tüm teknik alt yapılar müsait olmasına rağmen gerçekleşmediğini kaydetti. Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Cep telefonları konusunda Güney’de geçerli olan bir yasanın Kuzey’deki telefon operatörleri ile işbirliği yapılmasına imkan vermediği söylendi ve olay orada tıkandı. İsteyenlerin çift sim kart (Dual Sim Kart) kullanması önerildi. Bu kuşkusuz isteyenler tarafından bugün de uygulanabilir. Ama bu bireysel bir çözümdür. Bizim arayışımız, iki tarafın kurumları arasında birbirlerini tanımasalar da işbirliğini geliştirmek ve geleceğe hazırlanmaktır. Son günlerde bu konuda bazı olumlu gelişmeler olabileceği bilgisi getirildi. Bunun üzerine eğer toplumlarımıza bu konuda iyi haber verebileceğimiz bir durum oluşursa 12 Kasım’da (yani bugün) ara bölgede yeniden buluşmayı kararlaştırdık. Ne yazık ki olmadı. Bunun nedeni olarak da Kıbrıs Türk tarafının siyasi avantaj peşinde olduğu iddia edildi. Bunlar geçerliliği olmayan argümanlardır. İki tarafın operatörleri arasında Lüksemburg üzerinden sağlanacak işbirliği, ne siyasi tanınma getirir ne de Avrupa müktesebatına aykırıdır. Bunu Avrupa Birliği komisyonu da teyit etmiştir. Kıbrıslı Türk operatörler Güney Kıbrıs hariç tüm dünya ile Lüksemburg veya İsviçre üstünden iletişim kurabilmektedirler ama Kıbrıs’ta bu yapılamamaktadır. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar Afrika dahil dünyanın her yerinden evleri ile konuşabilmekte ancak adanın bir tarafından diğerine geçince bunu yapamamaktadır. Bunun mantıklı bir izahı yoktur.”

    Bu basın toplantısının amacının sadece Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in düzenlediği basın toplantısına cevap oluşturmak ve bir karşılıklı suçlama kampanyasını körüklemek olmadığını da belirten Akıncı, “Kuşkusuz aydınlatılması gerekli konulara da değinilecektir. Ama esas amacım, geldiğimiz bu kritik kavşakta daha fazla zamanımızın olmadığının da bilinci içerisinde ve tarihi bir sorumluluğu hissederek düşüncelerimi ve görüşlerimi sizlerle paylaşmaktır” dedi.

  • Başkan Murat Çakır: 24 Haziran Türkiye’nin kaderinin belli olacağı gündür

    Kütahya’nın Şaphane AK Parti ilçe Başkanı Murat Çakır, milletvekili adayı Mustafa Özbey ile ilçe merkezi ve köylerde yaptığı ziyaretler sonrası açıklamalarda bulundu.

    AK Parti Kütahya Milletvekili Adayı Mustafa Özbey ile birlikte Şaphane merkez ve köylerinde seçim çalışmalarında bulunan Murat çakır, ’’24 Haziran Türkiye’nin kaderinin belli olacağı gündür. Bizler Şaphane teşkilatı olarak tüm vatandaşlarımıza, bıkmadan, usanmadan ülkemiz üzerinde oynanan oyunları anlatıyoruz. 100 yıldır ükemizi her türlü kaos ortamına sokmak için çalışan dış güçlerle, 15 Temmuz darbe planını yapmaya çalışanlarla iş birliği yapanları tüm vatandaşlarımıza anlatıyoruz. 25 Haziran’da doğacak güneş inşallah ülkemizin önünü çacaktır. 2023 – 2051 ve 2073 hedefleri için gecemizi gündüzümüze katıp 24 Haziran’a kadar Milletvekilleri adaylarımızla beraber çalışmaya devam edeceğiz’’ dedi.

    AK Parti Kütahya Milletvekili Adayı Mustafa Özbey, yaptığı açıklamada, ’’Bir daha 27 Mayıslar, 12 Eylüller, 28 Şubatlar, 17-25 Aralıklar ve 15 Temmuzlar olmasın diye mücadele ediyoruz. Artık yönümüzü geleceğe çevirdik. Büyük hedeflere yürüyoruz. Şimdi zaman Türkiye’yi şaha kaldırma zamanıdır. Türkiye’yi 100. yılının hedeflerine ulaştırma zamanıdır. Zaman Recep Tayyip Erdoğan’ı yeni sistemin Cumhurbaşkanı yapma zamanıdır. İnşallah bunu başaracağız. Bugün Şaphane merkezimizde ve köylerimizde vatandaşlarımıza bunu anlattık. Rabbim utandırmasın inşallah’’ diye konuştu. (YD-EFE)

  • Bulgaristan Başbakanı Borisov: “Türkiye’nin AB’ye üye olacağı konusunda ikiyüzlülüğü bırakalım”

    Bulgaristan Başbakanı Boyko Borisov, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliği konusunda iki yüzlülüğü bırakıp Türkiye ile AB arasında özel bir anlaşma imzalanması gerektiğini söyledi.

    Devlet televizyonunda bir programa katılan Başbakan Borisov, “Türkiye’nin AB’ye üye olacağı konusunda ikiyüzlülüğü bırakalım. En iyisi oturalım ve Türkiye ile AB arasında özel bir anlaşma yapalım“ dedi.

    AB ile Türkiye arasında özel bir anlaşma imzalanması gerektiğini belirten Borisov, 5-6 maddeden olaşacak bu anlaşmaya gümrük kolaylığı dahil edilebileceğini vurguladı. Borisov, ayrıca ülkesine yönelik sığınmacı akınının da kesildiğini hatırlattı.