Etiket: olabilir

  • İnatçı Öksürük Birçok Hastalığın Habercisi Olabilir

    Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Güngör Ateş, özellikle soğuk kış aylarında enfeksiyon hastalıklarına bağlı olarak ortaya çıkan öksürüğün yaşamı tehdit eden önemli hastalıkların belirtisi olabileceğine dikkat çekti.

    Memorial Diyarbakır Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Doç. Dr. Güngör Ateş, inatçı öksürüğün önemi hakkında bilgi verdi. Enfeksiyon sonrası gelişen öksürüğün, astım, reflü gibi hastalıkların yanı sıra; akciğer kanseri, tüberküloz ve KOAH gibi yaşamı tehdit eden sorunların da nedeni olabileceğine dikkat çeken Ateş, “Bunun yanında bazen tek başına sigara kullanımı da kronik öksürüğe yol açabilir. Ortalama 4 haftayı geçtiğinde uzun süreli, 8 hafta sürdüğünde ise inatçı yani ‘kronik’ olarak adlandırılır. Sıklıkla sinüzit, grip gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben ortaya çıkar. Bu hastalıklardan sonra oluşan öksürük ise postenfeksiyöz öksürüktür. Ortalama 2-3 ay devam edebilir. Ancak yine de gribal enfeksiyona yakalanan hastalarda ortalama 2 hafta süresince geçmeyen öksürük şikayeti söz konusuysa, mutlaka doktor kontrolünde bunun nedeni araştırılmalıdır” dedi.

    “ASTIM HASTALARINDA KRONİK HALE GELEBİLİR”

    Kronik inatçı öksürüğün en sık nedenlerinden birinin de astım hastalığı olduğunu anlatan Doç. Dr. Ateş, “Astım hastalığı normalde hırıltı, göğüste sıkışma, nefes darlığı ve öksürük ile kendini gösterir. Ama astım hastalarının bir kısmında tek bulgu geçmeyen uzun süreli öksürükte olabilir. Kronik öksürük, gastro özofageal reflü hastalarında da sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Midedeki asidin yemek borusuna kaçmasına reflü denmekte ve hastaların bir kısmında bu asit üst solunum yolları ile akciğerlere kadar kaçmaktadır. Bu asit kaçışına bağlı olarak öksürük oluşabilmektedir. Hastalar tarafından benimsenmese de inatçı öksürük aslında sık karşılaşılan bir reflü belirtisidir. Klinik çalışmalarda kronik öksürük görülen reflü hastalarının yaklaşık yüzde 50’sinde klasik reflü belirtileri olmaksızın reflüye bağlı öksürük görülebilmektedir. Bu nedenle 4-8 haftayı geçen inatçı öksürük, hastaların mutlaka reflü yönünden de değerlendirilmesini gerektirir” diye konuştu.

    “AKCİĞER KANSERİ BELİRTİSİ OLABİLİR”

    Akciğer kanseri en sık görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türü olduğuna vurgu yapan Ateş, şu ifadelerde bulundu:

    “Erkek hastalığı olarak düşünülen ancak sigara kullanımının artması ile birlikte kadınlarda da sıklığı meme kanserinin önüne geçen akciğer kanserinin en önemli nedeni sigara kullanımıdır. Akciğer kanserini haber veren öksürük, özellikle sigara içimine bağlı olarak değerlendirildiğinde hastalığın tanısında gecikmelere yol açmaktadır. Bu nedenle sigara içiliyor olsa bile, müzmin öksürüklerin mutlaka doktor tarafından değerlendirilmesi gerekir. Uzun süre devam eden inatçı öksürüğü bulunan hastaların öyküsü alınmalı ve sorunun nedeninin belirlenebilmesine yönelik tetkikler yapılmalıdır. Bazı kan tetkikleri, akciğer grafisi solunum fonksiyon testleri ilk aşamada yapılabilir. Bunların dışında gerekli görüldüğü takdirde ise akciğer tomografisi, sinüzit yönünden değerlendirme, bronkoskopi gibi ileri tanısal yöntemler yapılabilir.”

  • Gaziantepspor – Bursaspor Maçı İptal Olabilir

    Gaziantep’te aniden bastıran yağış nedeniyle bugün oynanması planlanan Gaziantepspor-Bursaspor maçının, iptal edilebileceği belirtildi.

    Gaziantep’te aniden bastıran dolu ve kar yağışı nedeniyle Kamil Ocak Stadı’nda 4 parmak kalınlığında kar birikti. Zemini karla kaplanan statta maçın hakemleri ve federasyon yetkilileri inceleme yaptı. Kar yağışına hazırlıklı olunmaması nedeniyle maçın iptal edilmesi ihtimalinin bulunduğu belirtilirken, heyetin saat 14.00’ten sonra karar vereceği belirtildi.

  • Kulak Elleme Alışkanlığı Hastalık Habercisi Olabilir

    Özel Deva Hastanesi KBB Uzmanı Op. Dr. Emre Polat Canbolat, elini durmadan kulağına götüren çocukta orta kulak iltihabı bulunabileceğini belirterek, aileleri uyardı.

    Op. Dr. Emre Polat Canbolat, orta kulak iltihabının daha çok küçük çocuklarda meydana gelen önemli bir sağlık sorunu olduğunu ve ciddi kulak ağrısına neden olabileceğini kaydetti. Orta kulak iltihabına bakterilerin neden olduğunu belirten Canbolat, “Orta kulak iltihabı, genellikle burun ve geniz kaynaklı olarak, aşağıdan yukarı giden (asendan) enfeksiyon şeklinde oluşur. Burun ve genizdeki iltihaplar, östaki borusu yoluyla orta kulağa ulaşır. Östaki borusu normalde kapalıdır. Yutkunma sırasında, burun ve genizde artan basınçla açılır. Sürekli emme, yutkunma ve yüksek volümlü basınçla sümkürme genizdeki enfeksiyonun orta kulağa ulaşmasını kolaylaştırır. Orta kulak iltihabı genellikle nezle, gribal enfeksiyon, sinüzit veya üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben ortaya çıkar. Çocuklarda sıklıkla görülmesi östaki borusunun yatay bir şekilde ve kısa olmasından kaynaklanmaktadır. Bu yüzden bakterilerin orta kulağa geçişi kolaylaşır. Çocukların büyük bölümü 5 yaşına kadar bu enfeksiyona bir kaç defa yakalanmaktadır” dedi.

    ORTA KULAK İLTİHABI BELİRTİLERİ

    Canbolat, orta kulak iltihabının en önemli belirtisinin kulak ağrısı olduğunu dile getirdi. Canbolat, “Hastalığın akut döneminde, ağrı çok şiddetlidir. Ağrıyla beraber genellikle orta kulakta biriken sıvıya bağlı olarak işitme kaybı ve yüksek ateş gibi belirtileri de olabilir. Basınç artışı olduğundan, kulakta dolgunluk hissi uyanır ve bunun sonucunda kulak zarı delinirse, basınç dengelendiğinde ağrı azalır. Bu durumda kanlı ya da yeşilimsi renkte akıntı meydana gelir. Ayrıca bebeklerde huzursuz olma, beslenme zorluğu, elini durmadan kulağına götürmesi gibi problemler ortaya çıkar. Okul çağındaki çocuklarda ise işitme kayıplarına yol açtığı için çocuğun öğrenme kapasitesini engeller” diyerek belirtileri anlattı. Dr. Canbolat, belirtilere rastlanıldığında tıbbi girişimde bulunduğunu kaydetti.

    TANI VE TEDAVİSİ

    Yapılan ilk muayene sonrası tanı konabileceğini belirten Canbolat, tedavi konusunda bilgiler verdi. Canbolat, “Otoskop denen aletle kulak muayenesinin ardından belirtiler doğrultusunda orta kulak iltihabının hangi tipi olduğu belirlenebilir. Orta kulak iltihabının tipine göre değişen belirtiler görülür. Bakteri sonucu oluşmuş iltihap varsa kulak zarı kızarmıştır ve şişmiştir. Kulak zarı bazı vakalarda deliktir ve akıntı görülebilir. Gerekirse bu akıntının kültürü yapılır. Bakterinin neden olmadığı, östaki borusunun tıkanması sonucu oluşan iltihapta, zar içe doğru çökmüş bir haldedir. Yaşanan durum kronik iltihaplanma ile alakalı ise işitme testi ve detaylı araştırmalar gibi birtakım farklı yöntemler gerekir. Orta kulakta basınç artışı mevcutsa bu durumda da basınç ölçümü yapılmalıdır. Hastanın ameliyat edilmesi gerekebilir ve bilgisayarlı tomografi ve film çekimi sonucunda bu işleme karar verilebilir. Orta kulak iltihabı tedavisinde amaç, orta kulaktaki iltihabın doğal yolla temizlenmesini sağlamaktır. Bu sebeple hastaya burun ve östaki borusunun açılmasını sağlayan ilaçlar verilir. Burun açıcı spreyler, antibiyotikler, ağrı kesiciler, burun içi ve orta kulaktaki ödemi çözücü ilaçlar hastalığın iyileşmesine yardımcı olur. Ağrının şiddetli olduğu dönemde kulak zarının cerrahi olarak çizilmesi de, kulak zarı deliklerini önlemekte kullanılan yardımcı bir tedavidir” dedi.

    KORUNMA YOLLARI

    Canbolat, orta kulak iltihabından korunma yolları hakkında bilgi verdi. Canbolat, “Bebeklerin anne sütüyle beslendiği andaki pozisyonu, biberonla beslenmeye göre hastalığı önlemede daha etkindir. Yapılan araştımalarda oturarak beslenen bebeklerin, orta kulak iltihabına daha az yakalandığı görülmüştür. Ayrıca anne sütündeki maddeler, bağışıklık sağlar ve hastalığa yakalanma riskini azaltır. Kulak ağrısı çeken çocukların doktora götürülmesi hastalığın ilerlemeden tedavisi için gereklidir. Kulak yolunun tahrip edilmesi, kulak çöpünün yanlış kullanılması,diş çıkarmak kulak ağrısına neden olabilir. Soğuk algınlığını önlemek için yapılan aşılar bakterilerin de üremesini engeller ve hastalığa yakalanma ihtimalini azaltır. Yapılacak düzenli kontrollerle, tedavinin nasıl devam edeceğine karar verilir. Kulaktaki sıvının boşalıp boşalmadığına bakılır. Kulağa sık sık su kaçmasını önlemek, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak orta kulak iltihabından korunmak veya şiddetlenmesini önlemek için gereklidir” ifadelerine yer verdi.

  • Prof. Dr. Lenk: “Tekrarlayan İshal Ve Kusma Rota Virüsü Belirtisi Olabilir”

    Ailelerin korkulu rüyası olan Rota virüsü, yılda 1 milyondan fazla çocuğun ölümünden sorumlu olarak biliniyor. Acıbadem Ankara Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, antibiyotiğin tedavide yeri olmadığını belirterek, anne-babalara önemli uyarı ve önerilerde bulundu.

    Acıbadem Ankara Çocuk Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk, her yıl dünyada ortalama 500 bin bebeğin ishalin neden olduğu su kaybından hayatını kaybettiğine ve her 50 çocuktan birinin ishal ve su kaybından hastaneye yattığına dikkat çekerek, “Dünyada durum böyle iken Türkiye’de ise her yıl ortalama 20-25 çocuk ishal ve sonrasında oluşan su kaybından hayatını kaybetmektedir. Rota virüsüne bağlı enfeksiyon her yaşta görülse de en sık ilk 5 yaş altındaki çocuklarda ortaya çıkıyor” dedi.

    Özellikle 6-15 ay arasının en sık görülen ve daha ağır seyredebilen dönemi oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Lenk, “Bebek ve çocuklarda aşırı su kaybına neden olan ishaller, hava sıcaklıklarının düşmesi ile birlikte çocuklarda ağız yolu ile bulaşan ve salgınlara neden olabilen bu tip ishal ile seyreden olgular, gerekli önlemler alınmadığında ölümcül olabiliyor” ifadesini kullandı.

    “TEKRARLAYAN KUSMA VE İSHAL BELİRTİLER ARASINDA YER ALIYOR”

    Rota virüsün neden olduğu mide ve bağırsakları tutan, kusma ve ishalle seyreden bu tip enfeksiyonların son derece bulaşıcı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Koray Lenk şunları dedi:

    “Bu enfeksiyonların tüm dünyada bu kadar sık görülmesinin en önemli nedenlerinden birisi de dışkı, ağız ve solunum yolu ile çok çabuk bulaşma özelliğinde olmasıdır. Rota virüse bağlı ishaller ılıman iklimlerde ve daha çok kış aylarında görülmektedir. Kuluçka süresi ortalama 1-3 gündür. Hastalığa neden olan Rota virüs ishalin ortaya çıkmasından günler önce ve hastalık bulguları kendini göstermesinden 15 gün sonrasına kadar dışkıda bulunabilmektedir. İshal ortalama 6-7 gün daha devam eder. Dışkı çok sık ve suludur. Ağır bir ishal durumu söz konusu olduğunda ciddi sıvı kayıpları oluşur ve hastaneye yatış gerektirir. Hastalığın tanısı dışkıda etken olan Rota virüs antikorlarının gösterilmesi ile mümkün olmaktadır.”

    TOPLU YAŞAM BÖLGELERİNDE HİJYENE DİKKAT

    Bulaşmanın ağız-dışkı yolu ile olurken, sıklıkla kreş ve okul gibi toplu yaşanan yerlerde salgınlara yol açtığını belirten Lenk, şu uyarılarda bulundu:

    “Hastalığın bulaşmasında Rota virüsünün üzerine yapıştığı iç çamaşırları, giysiler, oyuncak ve yatak çarşafları önemli rol oynamaktadır. Çocukları böyle salgınlardan korumak için özellikle el temizliğine dikkat edilmesi gerekiyor. Çocuk yeniden Rota virüsüne maruz kaldığında yeniden hastalanabilmekte ancak bulgular daha hafif seyretmektedir. Anneden geçen antikorların koruyuculuğu nedeni ile anne sütü ile beslenen yenidoğanlar, bebekler ve özellikle 3 ayın altındaki bebekler daha az hasta olmaktadır.”

    ROTA VİRÜSÜ NASIL TEDAVİ EDİLİR?

    Prof. Dr. Lenk, tedavide ishal durdurucu ilaçların kesinlikle kullanılmayacağını vurgulayarak şunları kaydetti:

    “Tedavide amaç kaybedilen su, tuz ve şekeri yerine koymaktır. Kusması olmayan çocuklarda öğünler az az ve sık sık verilmeye özen gösterilir. Ağızdan özel olarak hazırlanmış tuzlu şekerli su karışımlarından verilerek yağsız yiyecekler tercih edilmelidir. Yoğurt, pirinçli yoğurt çorbaları, patates ve muz gibi ishale uygun besin maddeleri, bebeklerde anne sütü ve özel ishal mamaları öncelikle verilmelidir. Su kaybı olan ve kusan bebek ve çocuklar hastaneye yatırılarak damardan sıvı desteği yapılmalıdır. Hastalıktan korunmak için hijyen kurallarına dikkat etmek gerekmektedir. Çocukların el temizliğine büyük önem verilmeli ve kreş, anaokulu öğrencileri hasta olduklarında okula gönderilmemelidir. Ev içi bulaşmaları önlemek için ortak kullanılan oyuncak ve benzeri eşyaların temizliğine özen gösterilmelidir. Emziren anneler, bebeğin altını temizledikten sonra ellerini yıkamadan bebeğe temas etmemelidir.”

    Prof. Dr. Lenk, korunmada hastalık için geliştirilen Rota virüs aşılarının uygulanmasının çok önemli olduğunu ifade ederek “2 ayın üzerindeki bebeklere ilk dozu 2 aylıkken başlamak üzere ağız yolu ile 2 veya 3 dozda aşılama Rota virüs ishallerinin önlenmesinde önem kazanmaktadır” dedi.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Arama Konferansı Yeni Anayasada Ciddi Bir Zemin Olabilir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa yapımı sürecinde arama konferanslarının yapılabileceği sözlerine açıklık getirerek, “Telefonlarla vatandaşla irtibatları kurmak suretiyle bir nevi kamuoyu araştırması buna diyebiliriz. Toplumsal mutabakatın sağlanabileceği bir anayasanın oluşmasına bu arama konferansı ciddi bir zemin oluşturacaktır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan ziyaretinin ardından Türkiye’ye döndü. Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenleyen Erdoğan, ziyaretine ilişkin olarak, “Bu ziyaret vesilesiyle iki ülke arasında mükemmel ilişkilerin her alanda daha da geliştirilebilmesi için atılacak adımlar nelerdir bunları ele alma fırsatı bulduk. Suudi Arabistan’la bölgesel konuları da değerlendirdik. Görüşmelerimizde en önemli adım ikili ilişkilerde stratejik işbirliği konseyi kurulması kararının alınması oldu. Ticaret, savunma, karşılıklı yatırımlar, Türk firmalarının Suudi Arabistan’da yatırımların artırılması, Enerji alanında işbirliği, Suudi Arabistan’ın Türkiye’deki yatırımlarının arttırılması, terörle mücadelede özellikle İslam ülkeleri arasındaki bir askeri işbirliği koalisyonu görüşülmesi gündeme geldi. Bölgesel konularda da Suriye, BM Güvenlik Konseyi 2554 süreci, Libya, Irak, Filistin, Yemen konularını değerlendirdik. 2016 İslam İşbirliği Teşkilatı Liderler Zirvesi İstanbul’umuzda yapılıyor. İkili ticaret hacmimizin ve karşılıklı yatırımlarımızın daha da artırılması imkanlarını değerlendirdik. Asgari ve savunma sanayi işbirliği ilişkilerimizde önem atfettiğimiz bir husus olmuştur. Ziyaretimizin ikinci gününde de Medine-i Münevvere’ye geçtik. Oradaki görevlerimizi yaptık” ifadelerini kullandı.

    “TOPLUMSAL MUTABAKATIN SAĞLANABİLECEĞİ BİR ANAYASANIN OLUŞMASINA ARAMA KONFERANSLARI ZEMİN OLUŞTURACAKTIR”

    Erdoğan, toplantı sonunda gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni anayasa ile ilgili arama konferansı yapılabileceği yönündeki sözlerinin sorulması üzerine, “Biliyorsunuz bu arama konferanslarını daha çok akademisyenler arasında, ya da o konu ile ilgili hakikaten dağarcığında bir şey olanların katıldığı toplantılardır. Bunu daha geniş planda tutup halkla bu arama konferansını yapabiliriz diyorum. Yani seçeceksiniz ondan sonra telefonlarla vatandaşla bu irtibatları kurmak suretiyle bir nevi kamuoyu araştırması buna diyebiliriz. Vatandaşın diyelim ki anayasanın o maddesi ile ilgili düşüncesi nedir. Ne diyor. Öyle ufak rakamlar değil 500-1000 değil sayıyı arttırma suretiyle toplumsal mutabakatın sağlanabileceği bir anayasanın oluşmasına bu arama konferansı ciddi bir zemin oluşturacaktır” yanıtını verdi.

    “BAŞKANLIK SİSTEMLERİ A’DAN Z’YE PİRÜPAKTIR DİYEMEYİZ”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun “Üniter devletlerde de başkanlık sistemi olabilir” sözlerinin hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

    “Yani üniter devletlerde başkanlık sistemi yoktur’ diye bir şey yok. Bunun dünyada örneği var. Geçmişten bu yana da var. Hitler Almanyasına baktığınızda orada da bunu görürsünüz. Daha sonra değişik ülkelerde bunun örneklerini görürsünüz. Yeter ki bütün mesele o başkanlık sisteminin uygulamada halkını rahatsız eden bir yapısı olmasın. Uygulamada siz eğer adalet dağıtıyorsanız, halkın aradığı beklediği adalettir. Bu olduğu anda zaten sıkıntı olmaz. Şu anda da başkanlık sistemleri de ‘A’dan Z’ye pirüpaktır’ diyemeyiz. Başkanlık sistemi olup da sıkıntıların olduğu yerler de var. Ama birbirine kıyasla baktığınız zaman onların daha başarılı olduğunu görüyoruz. Biz daha iyiye nasıl gideriz arayışı içerisindeyiz. Gelişmiş ülkelere baktığınızda gelişmiş ülkeleri kahir ekseriyetinde bu sistemin olduğunu görüyoruz, yarı başkanlık olduğunu görüyoruz. Bir nevi Amerika’daki sistem partili bir başkanlık sistemidir. Başkan partisinden kopmuyor, arkasında yine partisi var. Şu anda bizdeki yapı öyle mi değil. Yarı başkanlık sistemine bakıyorsun yine partili. Parti yine arkasında onula beraber. Bunların birçok örnekleri var. Türkiye’nin böyle bir sisteme girmesiyle birlikte inanıyorum daha güçlü adımları atmamız mümkün olacaktır. Sayın Başbakanımızın bu ziyaretler neticesinde ortaya bir hamule çıkacaktır. Onlar da tartışılacaktır. Benim şahsen Beştepe’de devam ettireceğim bu tür çalışmalar var. Bu çalışmalarla birlikte bizler de bu konuda konuşacak kimler varsa gerek akademisyen olarak, gerek medya dünyasından hepsini dinleme fırsatı bulacağız. Bular sadece anayasacılar olmayacak, idare hukukundan, STK’lardan birçok insanı buraya davet edeceğiz. Kendilerini dinlemek suretiyle kendilerinden düşüncelerini alacak, ondan sonra da istiyoruz ki Türkiye bunları tartışır bir hale gelsin. Vatandaş eğer bu başkanlık sisteminin ne olduğunu bilmiyorsa, ya da başkanlık sistemini anlatan bu sistemin ne olduğunu bilmiyorsa o zaman ortaya bir netice çıkmaz”