Etiket: olabilir

  • Ellerde Titreme Ve Aşırı Terleme Hipertiroidi Belirtisi Olabilir

    Denizli Devlet Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Ümit Özkan, hızlı kilo kaybı, ellerde titreme, aşırı terleme, gözlerde fırlama ve kanlanma ile görme bozukluğunun hipertiroidi belirtileri olduğunu söyledi.

    Hipertiroidizmin, tiroid bezinden aşırı tiroid hormonu salgılanmasıyla oluşan bir hastalık olduğunu dile getiren Dahiliye Uzmanı Dr. Ümit Özkan, bu hastalığa tirotoksikoz ismi de verildiğini söyledi. Özkan, “Bu hastalığın sebepleri graves hastalığı, toksik nodüler guatr, tiroiditi, aşırı iyot alımı, aşırı tiroid hormonu alımıdır. Hipertirodi rahatsızlığına sahip olanların büyük çoğunluğu graves hastasıdır. Hipertiroid probleminde guatr, sinirlilik, uykusuzluk, huzursuzluk, konsantrasyon güçlüğü, duygusal tutarsızlık, saldırgan tavır, sıkıntı, el ve ayaklarda titreme, vücudun ısınma hissi ve sıcaktan dolayı tahammülsüzlük, kilo kaybı, çarpıntı, taşikardi, nefes darlığı, kalp ritm bozukluğu, kalp ağrısı, kalp yetmezliği, saçlarda cansızlaşma ve dökülme, bağırsak problemleri,gözlerde çıkıntılık, kemik erimesi ve erkeklerde meme büyümesi durumları yaşanır. Bağışıklık sisteminde bozulma ile gerçekleşen ve hastaları çok rahatsız ederek yaşam kalitesini düşüren bu hastalık, hemen tedavi edilmelidir” dedi.

    Hipertiroidinin, ilaç tedavisi, radyoaktif iyot tedavisi ve cerrahi tedavi olmak üzere üç şekilde tedavi edildiğini ifade eden Dahiliye Uzmanı Dr. Ümit Özkan, “Hastalığın ilaçla tedavisinde amaç, tiroid hormonlarını normal seviyeye indirmektir. İlaç tedavisi sık sık yapılan kontrollerle beraber genelde 9 ay-1 yıl sürer. İlaç tedavisi sırasında ateş ve boğaz ağrısı görülürse, doktora başvurmak gerekir çünkü bu durum vücutta lökositlerin azalmış olduğunun işareti olabilir. Tedaviden önce ilaçlar kesilir, tedavi sonrası yeniden başlanır. Eğer hastada guatr büyükse ya da çapı büyük olan bir sıcak nodül bulunuyorsa genelde cerrahi operasyon önerilir. Hastanın hormonları ilaç tedavisiyle normal seviyeye getirildikten sonra, ameliyatla tiroid bezinin bir bölümü ya da tamamı alınır. Hipertiroidi tedavi edilmezse hastada kilo kaybı devam eder; kalpte ritim bozukluğu, kalp yetmezliği ve bir iltihap veya enfeksiyon sırasında tiroid krizi, şok ve ölüm oluşur. O nedenle, hipertiroidi mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır” diye konuştu.

  • Günlük Alışkanlıklar Ani Kalp Krizi Nedeni Olabilir

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Cegerğun Polat, kalp krizinin çoğu zaman ani ve beklenmedik bir şekilde gerçekleşebildiğini belirterek, “Kalp krizine neden olan kronik hastalıklar ve risk faktörlerinin yanı sıra kişi, krizi tetikleyen birçok nedenle günlük yaşam içinde karşılaşabiliyor” dedi.

    Memorial Diyarbakır Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Uz. Dr. Cegerğun Polat, kalp krizine neden olan yaşam şekli ve alışkanlıklar hakkında bilgi verdi. Günümüz kent yaşamının temel sağlık sorunlarından birinin stres olduğuna dikkat çeken Polat, “Ruhsal ve duygusal durumdaki dalgalanmalar, insan ilişkilerden kaynaklanan faktörler ve iş stresi günlük yaşamın nerdeyse bir parçası durumundadır. Bireysel bakımı ve alışkanlıkları etkileyen bu faktörler, kronik hastalıkların da kaynağı olabilmektedir. Kronik stres koroner damar darlıklarına zemin hazırlayabilir, ani başlangıçlı streste ile de kalp krizi geçirmeye meyilli kişilerde krizi tetikleyebilir” dedi.

    “PAZARTESİ KRİZ İÇİN RİSKLİ GÜN”

    Haftanın ilk iş günü olan Pazartesi sabahı yaşanabilen yoğun iş stresinin kalp sağlığını olumsuz etkileyen bazı acil durumlar oluşmasında etkili olabildiğine vurgu yapan Polat, “Stres karşısında daha kırılgan ve hassas olan kişilerin kalp krizi geçirme riski daha yüksektir. Yoğun tempolu iş yaşamı, stresin ve riskin yüksek olduğu mesleklerdeki kişiler özellikle haftanın ilk gününden daha çok etkilenmektedir” diye konuştu.

    “TRAFİK KALBİ YORAR”

    Yoğun ve gürültülü trafik hem strese hem de hava kirliğine neden olarak kalp krizini tetikleyebileceğini anlatan Dr. Polat, şunları kaydetti:

    “Yapılan araştırmalarda yoğun trafiğin olduğu ana cadde üstlerinde ikamet edenlerde kalp krizi riskinin daha yüksek olduğu saptanmıştır. Özellikle uzun süre masa başında vakit geçiren ve düzenli spor yapmayan kişilerde diyabet, obezite, yüksek kolesterol ve kalp krizi riskinin arttığı bilinmektedir. Hareketsiz yaşayan kişiler doktor kontrolünden geçmeden aniden ağır egzersiz yaptıklarında, uzun ve yorucu seyahatlere çıktıklarında kalp krizi tetiklenebilir. Özellikle masa başında çalışan kişilerin haftanın en az beş günü 30-45 dakika kadar tempolu yürüyüş yapması bu nedenle çok önemlidir. Egzersiz için sabahın soğuk saatleri yerine akşamüstü saatleri tercih etmek, kalp sağlığı açısından daha güvenlidir.”

    “AŞIRI HEYECANLI KİŞİLER RİSK ATINDA”

    Ani ve aşırı bir şekilde heyecanlanma, korkma, üzülme, sinirlenme ve hayal kırıklığına uğrama gibi olumsuz duyguların kalp krizine yol açabileceğine işaret eden Polat, “İlginç bir şekilde aşırı sevinme gibi olumlu duygulanımlar, ender de olsa kalp krizini tetikleyebilir. Yine deprem, sel, savaş, göç gibi olaylardan sonra da kalp krizi riski artmaktadır” ifadelerinde bulundu.

    “BESLENME ŞEKLİ KRİZE YOL AÇABİLİR”

    Ağır ve tuzlu yemek ile aşırı alkol tüketiminin de kalp krizini tetikleyen nedenler arasında olduğunu anlatan Dr. Polat, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kalp krizi açısından riskli hastaların özellikle bayram, yılbaşı gibi özel günlerde hazırlanan ağır yemekler sonrası kalp krizi risklerinin 7 kat artığı belirlenmiştir. Bunun yanında kafein içerikli içeceklerin tüketimi, kalp hızı ve tansiyonu artırarak krizine yol açabilir. Sıklıkla kahve içme alışkanlığı olmayan hastalarda, kahve içimi sonrası kalp krizi riski, düzenli olarak her gün birkaç fincan kahve içenlere göre daha yüksektir. Dolayısıyla kahve alışkanlığı olmayan kişilerin üst üste kahve içmekten kaçınmaları önemlidir.”

  • “Hyalüronik Asit Gençlik İksiriniz Olabilir”

    Vücut dokularının yaşamsal aktivelerini yerine getiren hyalüronik asitin su tutma özelliğiyle cildin nemli kalmasını sağladığı ve dokuları koruyarak elastikiyetinin bozulmasını önlemeye yardımcı olduğu bildirildi. Aynı zamanda cildin esnekliğini sağlayan kolajen liflerin korunması ve oluşmasında da etkili olan hyalüronik asidin ilerleyen yaş ile birlikte oluşan negatif faktörlerin giderilmesini ve hücrelerin yeniden üretilmesini sağladığı ve başarılı bir kombine işlemle gençlik iksiri olabileceği kaydedildi.

    Mayasante Poliklinik Direktörü Medikal Estetik Hekimi Dr. Devrim Gürsoy, hyalüronik asidin cildin nemlenmesini ve yenilenmesini sağladığını ifade ederek, kişiyi daha yıpranmış ve yaşlı gösteren sorunun etkilerinin yaklaşık bir saatlik kombine işlemle doğal görünüm bozulmadan azaltılabildiğini söyledi.

    “DOĞAL GÖRÜNÜM BOZULMADAN AZALTILABİLİYOR”

    Medikal estetik alanında farklı işlemlerin kombine edilerek kullanılmasının bir saatlik işlemle başarılı sonuçlar verdiğini ifade eden Mayasante Poliklinik Direktörü Medikal Estetik Hekimi Dr. Devrim Gürsoy, “Yerçekimi ve ilerleyen yaşla beraber artan hacim kaybının etkisiyle yüzlerimiz ovalliğini kaybediyor, köşelenmeye başlıyor ve özellikle de çene komşuluğunda sarkmalar meydana getiriyor. Kişiyi daha yıpranmış ve yaşlı gösteren bu sorunun etkileri yaklaşık bir saatlik kombine işlemle doğal görünüm bozulmadan azaltılabiliyor” dedi.

    “3 İLE 5 SENE ÖNCEKİ GÖRÜNÜMÜNE KAVUŞMASINA YARDIMCI OLUYOR”

    Müdahalede önce deformasyon hattının belirlendiğini söyleyen Gürsoy, “Dokunun ters yönde toparlanmasını sağlayacak şekilde balıksırtı (cog) PDO ipler cilt altına yerleştiriliyor. Bu işlem için 8-16 balıksırtı kullanılıyor. İplerin yerleştirilmesinden sonra iplerin dokudaki kaldırma hattını destekleyecek şekilde 1 cc dolgu iki yüz yarımına paylaştırılıyor. Dolgu içeriğindeki hyalüronik asit cildin gençleşmesine yol açtığı gibi aynı zamanda da hastanın daha çabuk iyileşmesini sağlıyor ve yüzün oransal uyumunu bozmadan 3 ile 5 sene önceki görünümüne kavuşmasına yardımcı oluyor” diye konuştu.

    “YÜZÜN ORANSAL UYUMUNU BOZMADAN SİZE 3-5 YIL ÖNCEKİ GENÇLİĞİNİZİ GERİ GETİRİYOR”

    Dr. Gürsoy, dolgu içeriğindeki hyalüronik asidin cildin üzerindeki dolaşımı ve oksijenlenmeyi arttırıcı etkisi yanında nemlendirici ve yenileyici özelliğe de sahip olduğu için uygulama sonrasında hastanın hızlı bir şekilde iyileşmesine katkıda bulunduğunu ve yüzün oransal uyumunu bozmadan 3-5 sene önceki görüntüsüne ulaşmasını sağladığını sözlerine ekledi.

  • Sırbistan, Rusya İle Ticarette Yeni Transfer Noktası Olabilir

    Sırbistan Başbakan Yardımcısı Rasim Lyayiç, Rusya ile aralarında Serbest Ticaret Anlaşması olması dolayısıyla Türk firmalarının Sırbistan’ı transfer noktası olarak kullanabileceğini söyledi.

    Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Yönetim Kurulu Başkanları, ihracatı artırmaya yönelik olarak Sırbistan ve Bosna-Hersek’e inceleme gezisi düzenledi. AKİB’den yapılan yazılı açıklamaya göre, bölge ihracatının artırılması ve yeni pazar fırsatlarının değerlendirilmesi amacıyla 10-13 Şubat 2016 tarihleri arasında gerçekleştirilen inceleme gezisinde, AKİB Başkanlarından oluşan Belgrad-Saraybosna İnceleme Heyeti, Sırbistan Başbakan Yardımcısı Rasim Lyayiç’i ve Belgard Ticaret Odası Başkanı Milivoje Miletic’i ziyaret etti. Belgrad-Saraybosna İnceleme Heyeti’nde, AKİB Koordinatör Başkanı Bülent Aymen, Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Can Yamanyılmaz, Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Uğur Ateş ve AKİB Genel Sekreteri İsmail Çetin yer aldı.

    AKİB Koordinatör Başkanı Aymen, ziyarette Başbakan Yardımcısı Lyayiç’e birlikler, daralan pazarlar ve Türkiye-Rusya arasında yaşanan kriz sebebiyle Rusya’nın Türkiye’ye yönelik aldığı ekonomik yaptırım kararlarının ihracatçıları nasıl etkilediği konusunda bilgiler aktardı. Başbakan Yardımcısı Lyayiç, Sırbistan’ın Rusya’ya olan coğrafi yakınlığı ve Sırbistan ile Rusya arasında Serbest Ticaret Anlaşması olması dolayısıyla Türk firmaların Sırbistan’ı transfer noktası olarak kullanabileceğini belirtti. Lyayiç, ayrıca Sırbistan’da 12 serbest bölgenin olduğunu, Avrupa Birliği ile uyum anlaşmalarının ise 2012 yılında başladığını ifade ederek, ülkelerinin Türk yatırımcılara ve ihracatçılara açık olduğunun altını çizdi.

    AKİB Heyeti, Belgrad Ticaret Odası Başkanı Miletic ile gerçekleştirdiği görüşmede ise Sırbistan’da ortak yatırımlar gerçekleştirilerek çevre ülkelere ihracat yapılması konusunda mutabık kaldı.

    “SIRBİSTAN VE TÜRKİYE ORTAK BİR İHRACAT BİRLİĞİ KURABİLİR”

    Sırbistan gezisini değerlendiren AKİB Koordinatör Başkanı Aymen, Sırbistan’a sektörel bazda bir heyet gerçekleştirileceğini de kaydederek, “İki ülke arasında ticari ilişkilerin geliştirilmesini amaçlıyoruz. Görüşmemizde ayrıca Sırbistan ve Türkiye’nin ortak bir İhracatçı Birliği kurmasının faydalı olacağı dile getirildi” diye konuştu.

    Heyet, ziyaret kapsamında Belgrad Büyükelçisi Mehmet Kemal Bozay, Ticaret Müşaviri İsmail Bozdemir ve Halk Bankası Belgrad Genel Müdürü Kenan Bozkurt ile de görüşerek, ülke ekonomisi ile yatırım ve ihracat potansiyeli hakkında bilgi aldı.

  • Tiroid Nodülü Sizde De Olabilir

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muammer Karadeniz, troit bezinde bulunan ve belirti vermeden ilerleyen nodüllerin her iki kişiden 1’inde görülebildiğini söyledi. Nodüllerin çoğunlukla iyi huylu olduğunu ancak incelenmesi gerektiğini kaydeden Karadeniz, “Troid nodülü kadınlarda daha sık görülür. Anneniz veya kız kardeşinizde nodül varsa bir endokrinoloji uzmanına danışın” dedi.

    Doç. Dr. Muammer Karadeniz, troid nodüllerin yüzde 80-90’ında semptom olmadığını belirterek şöyle konuştu: “Bir kısmında boyun bölgesinde şişlik ele gelebilir veya görülebilir. Bazen nodül çok büyüdüğünde nefes darlığı ve yutkunmada zorluğa neden olur. Hastalık muayene ya da boyun bölgesine uygulanan ultrasonla görüntülenir. İzmir Üniversitesi Hastanesinde nodüllerin iyi veya kötü huylu olmasını, moleküler genetik araştırmalarla yüzde 80-90 oranında tespit ediyoruz. Bu sonuçlara göre ameliyat veya izleme yapıyoruz.”

    KALITIM ETKİSİ

    Saptanan her nodülün tümör anlamına gelmediğini belirten Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muammer Karadeniz, hasta olmayan ancak ailesinde iyi veya kötü huylu tiroid nodülü olan bireylerin risk altında olduğunu ifade etti. Karadeniz, troid nodülünün genellikle kadınlarda daha sık görüldüğünü belirterek “Eğer kız kardeşinizde varsa sizde de olabilir. Nodüller bazen çok ciddi bir nefes darlığına neden olabilir. Kötü huylu olmasa da boğaz bölgesine baskı yaparak yaşam konforunu bozabilir. Neredeyse iki kişiden birinde bu hastalığa rastlanıyor” diye konuştu.

    ŞÜPHELİ NODÜLLERE UYGULAMA

    Doç. Dr. Muammer Karadeniz, tiroid nodülünün değerlendirilmesinin hastanın hikayesine ek olarak ultrason ve muayene ile yapıldığı, gerekli görüldüğü yerlerde genetik araştırmaların da yer alabildiği bilgisini vererek şöyle konuştu; “Tiroid sintigrafisi radyoaktif madde verilerek yapılmaktadır. Sintigrafide nodül soğuk ve sıcak olarak görülür. Sıcak nodüllerin kanser olasılığı yüzde 1 gibi çok düşük kabul edilmektedir. Soğuk nodüllerde kanser oranı yüzde 10-20 gibi daha yüksek oranda saptanabilmektedir.”