Etiket: olabilir

  • Çok Sıcak Ve Sık Banyo Egzama Nedeni Olabilir

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Berna Şanlı, çok sıcak ve sık banyonun cildin ihtiyacı olan yağı eksilteceği için egzama ve deri hastalıklarını ortaya çıkarabileceğini söyledi.

    Deri ve Zührevi Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Berna Şanlı, doğru ve etkili cilt bakımı için önerilerde bulundu. Prof. Dr. Berna Şanlı, stresli ve yoğun geçen yaşam boyunca kişinin cilt bakımına özen göstermesi gerektiğini belirterek, genç görünmenin mümkün olduğunu söyledi.

    “EMEK VERMEDEN GÜZEL CİLDE SAHİP OLUNMAZ”

    İnsanların kozmetik ürünler satan mağazalardan aldıkları ürünleri düzenli ve bilinçli bir şekilde kullanmalarının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Şanlı şöyle konuştu:

    “Büyük olasılıkla cilt bakımınıza yeterince, belki de hiç zaman ayıramıyorsunuz. Kozmetik markete gidip pek çok ürün alıyorsunuz, birkaç gün düzenli devam edip bıkıyor belki de kullanmayı bırakıyorsunuz. Ne yapsak da, ’Az zaman ayırarak sağlıklı bir cilde sahip olsak?’ sorusu muhtemelen aklınıza geliyordur. Açıkçası biraz olsun emek vermeden olmuyor. Ama kendinize biraz daha özen göstererek ve sağlıklı yaşam tarzını benimseyerek doğal yaşlanma sürecinizi geciktirebilir, çeşitli cilt problemlerini önleyebilirsiniz” dedi.

    SİGARANIN CİLDE ETKİSİ

    Prof. Dr. Şanlı, ’Altın’ niteliğinde önerileri sıraladı. Sigaranın cilde olan etkisinden söz eden Dr. Şanlı, “Sigara kırışıklıkları ve lekeleri arttıran ciddi bir faktördür. Sigarayla derideki kılcal damarlar daha da incelir, derinin kan dolaşımı azalır. Deri sağlığı için gerekli olan oksijen ve besinler deriye yeterince ulaşamaz. Diğer yandan sigara derideki kollagen ve elastin yapılarına da hasar verir. Derinin sıkılığı ve elastikliği zarar görür. Güneş deri yaşlanmasındaki en önemli etkenlerden biridir. Ultraviyole ışınları, derideki hücrelerin DNA’sında doğrudan hasara neden olur. Deri kollageninin yapısını bozar. Bronz deri daha hoş ve sağlıklı gibi görünse de, uzun vadede kırışıklılarınızı, lekelerinizi ve en önemlisi deri kanseri riskinizi önemli oranda arttıracaktır” ifadelerini kaydetti.

    “ÇOK UZUN VE SICAK BANYO CİLDE ZARARLI”

    Banyonun uzun süreli ve suyun çok sıcak olmasının cildin ihtiyacı olan yağı eksilttiğini belirten Prof. Dr. Şanlı, “Çok uzun, çok sıcak ve çok sık banyo yapmayın. Banyolarınız ılık suyla ve kısa olsun. Yoksa cildinizin ihtiyacı olan yağı alırsınız ve cildiniz daha kuru, dış etkenlere daha hassas hale gelir. Egzama gibi deri hastalıkları çok daha kolay ortaya çıkar. Sert sabunlar yerine yumuşak temizleyiciler tercih edin. Benzer şekilde temizlik amaçlı kolonya ve ıslak mendil kullanmayın. Çünkü tüm bunlar da cildin yağını-nemini azaltır ve egzamaya davetiye çıkarır” dedi.

    Tıraş sonrasında erkekler için tavsiyelerde de bulunan Prof. Dr. Şanlı, özellikle erkeklerin tıraş sonrası krem kullanması gerektiğini söyledi. Kılın çıkış yönünde tıraş olunmasına özen gösterilmesini vurgulayan Prof. Dr. Şanlı, “Bir havluyla sürtmeden, tahriş etmeden, hafifçe bastırarak kurulayın. Ardından cilt yapınıza ve deri tipinize uygun bir nemlendirici kullanın” açıklamasında bulundu.

    Dengeli ve sağlıklı beslenilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Şanlı cildin de diğer organlar kadar düzenli ve sağlıklı beslenmeye ihtiyacı olduğunu söyledi. Bol su içilmesi yönünde tavsiyede de bulunan Prof. Dr. Şanlı, “Öğünlerinizde yağsız, protein içeren besinleri ve tam tahılları tercih edin. Bol bol taze sebze ve meyve yiyin” dedi.

    “BİTKİ DOĞALDIR, ZARARSIZDIR DİYE DÜŞÜNMEYİN”

    Öneri üzerine her türlü kremi ve bitkisel ürünü cilde uygulamanın zararları olabileceğine de değinen Prof. Dr. Şanlı, “Öneri üzerine çeşitli bitki ya da kremi cildinize uygulamayın. Bitki doğaldır, o yüzden zararsızdır diye düşünmeyin. Hiç tahmin edemeyeceğiniz şekilde cildinizde leke, kızarıklık, alerji gibi durumlar meydana getirebilir. Bunun nedeni bazen çok bildiğiniz bitkiler bile olabilir. Unutmayın, cilt bakım ürünlerinizi dermatoloğunuzun önerisiyle almanız en doğrusudur” dedi.

    Prof. Dr. Şanlı, stresin de cilde zararlı olabileceğini belirterek stresin cildin daha hassas olmasına neden olabileceğini ifade etti.

  • Denizli: “Görüşme Sonucunda Her Şey Olabilir”

    Galatasaray Teknik Direktörü Mustafa Denizli, 2-0’lık Gaziantepspor mağlubiyetinin ardından istifa sinyalleri verdi. Yarın yönetim ile görüşeceğini belirten Denizli, “Görüşme sonucunda her şey olabilir” dedi.

    Spor Toto Süper Lig’in 23. haftasında Galatasaray deplasmanda Gaziantepspor’a 2-0 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Galatasaray Teknik Direktörü Mustafa Denizli, yönetim ile masaya oturacağını belirterek, “Göreve gelirken kulüp içerisinde bazı gidişatları değiştirebiliriz diye düşündük ama yapamadık. ‘Kariyerim yara alacaksa da Galatasaray için değer’ demiştim. Evet kariyerim yara aldı ama bu yaranın dışında da bazı şeyler insanı üzüyor. Biraz önce başkanımızla görüştüm. Gidince bir araya gelip, toplantı yapacağız. Daha sonra bazı şeyleri konuşacağız” dedi.

    “Toplantıdan istifa yönünde sizin bir tasarrufunuz olur mu?” sorusu üzerine deneyimli teknik adam, “Olur. Her şey olabilir” şeklinde yanıt verdi.

    Taraftarların kendisini yalnız bıraktığı yönündeki soruya ise Denizli, takımın liderinin kendisi olduğuna işaret ederek, bu gibi gelişmeleri büyük bir olgunlukla kabul etmeleri gerektiğini kaydetti. Taraftarın maç sırasında “Mustafa Denizli, rezil ettin sen bizi” şeklindeki protestosunun hatırlatması üzerine ise Denizli, “Ben bu taraftara söylenenlerin çok dışında şey yaşattım. Hiç bir sonuç, hiç bir şey, taraftara bu duyguyu hissetmesi için teşkil etmemesi lazım. Sadece üzüldüm” diye konuştu.

  • Unutkanlık Psikolojik Sorunların İşareti Olabilir

    Psikoterapist / Aile Çift ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, unutkanlığın psikolojik sorunların işareti olabileceğini belirtti.

    Unutkanlık denildiğinde ilk akla gelenin nörolojik bir bozukluğun olabileceği olduğunu ifade eden Uzman Psikolog Naciye Tokaç, “Geçmişte yaşadığınız olayları unutmaktan, başınızın üzerindeki gözlüğünüzü nereye koyduğunuzu unutarak aramaya kadar değişen düzeylerde görülen unutkanlık; hemen herkesin günlük yaşamını etkileyen bir durumdur. Unuttuklarınızı ararken vakit kaybettiğiniz için işlerinizin gecikmesine, önemli bir projenin teslim tarihini unuttuğunuzdan son anda yapmak zorunda kalmanıza kadar sizi zor durumda bırakabilir. Hemen her yaştaki herkeste görülebilen unutkanlık; günlük yaşamınızı etkileyebilecek konuma geldiğinde tehlikeli olabilmektedir. Aynı zamanda ileri yaşlarda görüldüğünde ise bazı hastalıkların habercisi olabilmektedir” dedi.

    Nörolojiye unutkanlık şikayetiyle başvuran birçok kişinin unutkanlık sebebinin tıbbı duruma bağlı olmadığının anlaşıldığını kaydeden Psikoterapist / Aile Çift ve Evlilik Terapisti Uzman Psikolog Naciye Tokaç, şöyle konuştu:

    “Böyle durumlarda psikolojik nedenlere bağlı unutkanlık akla gelmelidir. Özellikle genç ve orta yaş düzeyinde görüldüğünde daha çok psikolojik nedenlere bağlı olduğu görülmektedir. Stres, depresyon, kaygı, üzüntü, dikkat eksikliği, uyku sorunları ve olumsuz yaşam koşulları gibi birçok neden unutkanlık sebebi olabilir. Bu durumda unutkanlığınızın nörolojik bir nedene dayanmadığı ve bazı psikolojik durumlarla ilişkili olduğunu görmekteyiz. Psikolojik unutkanlığınızın olup olmadığını anlayabilmeniz için bazı kriterlere dikkat edebilirsiniz. Ne kadar süredir unutkanlık yaşadığınız bunardan birisidir. Eğer belirli bir yaşam olayının ardından artan bir unutkanlığınız varsa bu durum olayın sizin için önemli olduğunu düşündürmelidir. Olayla ilgili siz farkında olmasanız bile zihninizi meşgul eden önemli bir bilgi olabilir. Travmatik etkiye sahip olaylar zihninizi fazlasıyla meşgul ederek hafızanızda fazla yer işgal ederler. Hafızanız travmatik olaylarla meşguluyeti nedeniyle günlük yaşamda ihtiyaç duyulan bilgileri hafızadan çağırmakta sorun yaşar. Psikolojik unutkanlık için bir diğer önemli durum ise daha çok neyi nasıl unuttuğunuzdur. Anlık, günlük olayları; elinizdeki kalemi nereye koyduğunuz, mutfağa ne almaya gittiğiniz, marketten alacaklarınızdan unuttuğunuz oluyorsa ve bu durum sıklıkla yaşanıyorsa zihniniz dikkatini toplamakta güçlük çekiyor olabilir. Bu durum bize depresyonu düşündürmelidir. Depresyon belirtilerinden birisi de unutkanlıktır. Unutkanlığınızın yanına keyifsizlik, mutsuzluk, zevk alamama, uyku-iştah sorunları da eşlik ediyorsa depresyon durumunuz düşünülmelidir. Unutkanlığı gördüğümüz bir diğer durum ise uyku sorunlarının olduğu durumlardır. Uykusuzluk durumunda gün içerisinde dikkat, konsantrasyon ve hafıza sorunları yaşamanız kaçınılmazdır. Ancak burada önemli olan uykusuzluğunuza neyin neden olduğudur. Eğer uykuya dalma güçlüğü yaşıyorsanız ve bunun nedeninin fazla düşünmenizden kaynaklandığını fark ediyorsanız bu durum ruhsal durumunuzdaki olumsuzluktan kaynaklı olabilir. Yaşam koşullarının kişinin kendisini ifade ederek güvende ve rahat hissedeceği bir ortam sağlamadığı durumlar; stres faktörünün artışını sağlayabilir. Yaşam koşullarında kendi baş edebileceğinden daha fazla sorumluluk üstlenmek veya yaşamında istediklerini çeşitli nedenlerle yapamamak yoğun stres hissettirebilir. İş hayatınızda mutsuzluğun olması ama çalışmak zorunda olmak, eşle yaşanan sorunların çözümlenememesi, maddi yetersizlikler kişinin stres yaratan durumlarındandır. Böyle durumlarda dikkat sağlamak ve konsantre olmak zorlaşacağından unutkanlık da sıklıkla yaşanacaktır. Yaşam koşullarınızı iyileştirme yolları denemeniz hayattan daha fazla zevk almanızı sağlayacak ve unutkanlığınızın azalmasına yardım edecektir. Bir diğer psikolojik unutkanlık kaynağı, kaygı durumudur. Kaygı bozukluğunda zihin kaygılanılan konu ile meşgul olacağından zihni meşgul eden konu dışındakileri pek önemseyemez. Bu nedenle kaygı yaratan durum dışındaki alanla ilgili konular sıklıkla unutulabilir. Unutkanlık sadece nörolojik bir sorun olarak düşünülmemeli; birçok psikolojik sorunun belirtisi olabileceği de unutulmamalıdır. Unutkanlığınız size bir işarettir. Yaşadığınız depresyonun, kaygı bozukluğunun, stres durumunun veya çözümlenmemiş travmatik yaşantıların işareti olabilir. Psikolojik unutkanlık önemli bir sorun olup yaşam kalitenizi olumsuz etkilemektedir.”

  • Karın Ağrısı Ve Şişkinlik “Çölyak” Belirtisi Olabilir

    Dahiliye Uzmanı Dr. Çetin Sözlü, masum sanılan karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetlerin yaşam boyu devam eden tek gıda alerjisi olan “çölyak” hastalığının belirtisi olabileceğini söyledi.

    Dr. Sözlü, “yaşam boyu devam eden tek gıda alerjisi” olan, genellikle kalıtsal olarak ortaya çıkan ve tedavi edilmediği, özenli davranılmadığı takdirde de hayatı çekilmez hale getirebilen çölyak hastalığı hakkında bilgi verdi. Çölyak hastalığının bağırsaklarda besin maddelerinin sindiriminin ve emiliminin bozulmasına yol açan bir hastalık olduğunu belirten Uz. Dr. Sözlü, “Çölyak hastalığı olan insanlar, buğday, arpa, çavdar ve bir dereceye kadar da yulafta da bulunan bir protein olan ’gluten’e karşı hassasiyet gösterir. Bu kişiler gluten içeren gıdalarla beslendiklerinde ince bağırsaklarında oluşan immunolojik reaksiyonlar sonucu hücrelerde iltihap ve hasar oluşturur. Oluşan bu hasar sonrasında besin maddelerinin sindirimi ve emilimi bozulacağından, ishal ve zamanla vücutta bazı maddelerin eksikliği ortaya çıkar” dedi.

    Uz. Dr. Sözlü, çölyak hastalığının genetik bir hastalık olduğunu ve hastaların yüzde 10 kadarında ailede çölyak hastalığı olan başka bireylerin de bulunduğunu söyledi. Çift yumurta ikizlerinde yüzde 30 oranında görülen bu hastalığın tek yumurta ikizlerinde görülme oranının yüzde 70 olduğunu ifade eden Uz. Dr. Sözlü, stresin de çölyaka zemin hazırladığına dikkat çekti. Hastalığın her yaşta ortaya çıksa da 8-12 aylık çocuklarda ve 30-40 yaş aralığında daha sık görüldüğünü kaydeden Dr. Sözlü, “Hastalık ileri yaşlarda da ortaya çıkabilmektedir. ’Latent’ veya ’sessiz çölyak’ hastalığı ise bu hastalığa ait tipik bulguların olmadığı fakat kalıtsal yatkınlığı olan hastalar için kullanılan bir terimdir. Bu hastalarda zamanla çölyak hastalığı yerleşir. Çölyak hastalığının gerçek sıklığı bilinmemektedir. Kan bankasındaki kanlar üzerinde yapılan serolojik çalışmalar her 300 kişiden birinde bu hastalığın bulunabileceğini düşündürmektedir” diye konuştu.

  • Bonzainin Önü Alınmazsa Önümüzdeki Yıllarda Toplu Ölümler Olabilir

    Bursa’da uyuşturucu kullanma yaşının 11’e kadar düşmesi üzerine MHP Bursa Kadın Kolları uyuşturucuyu bitirecek bir proje başlattı.

    Bursa’nın uyuşturucunun en yaygın olduğu mahalleleri tespit eden MHP Bursa Kadın Kolları üyeleri, bu semtlerdeki kadınlara uzmanlar tarafından seminerler verilmesini sağlıyor. 2007 yılında madde bağımlılığı merkezlerinde tedavi görenlerin sayısı 38 bin iken, bu sayının 2013 yılında 7 kat artarak 258 bin 441’e yükseldiğini ifade eden MHP Bursa Kadın Kolları Başkanı Semra Doğan, uyuşturucu madde kullanımı ile ilgili tedavi merkezlerine müracaat eden hasta sayısında yüzde 700, madde bağlantılı ölüm sayılarında ise yüzde 220 arttığını söyledi. Doğan, “2013 yılında yatarak tedavi gören hastaların maddeyi ilk kullanım yaşı incelendiğinde yüzde 70’e yakının 15-24 yaş aralığında gençlerden olduğu görülmektedir” dedi.

    Ürkütücü tablonun ise AMATEM yetkilerinden geldiğini söyleyen Doğan, “Yetkililere göre bu durum ciddi tedbirler alınmadığı takdirde önümüzdeki 5-10 yıl içinde toplu ölümlere dahi yol açabilecek boyuttadır. Bu tespit bile durumun vahametini ortaya koymaya yetiyor. Türkiye’de maddeye başlama yaşı 11’e kadar düşmüştür” şeklendi konuştu.

    Çocuğu uyuşturucu maddeye başlayan ve şu an tedavi sürecinde olan D.Ö, “Ben de bağımlı çocuk annesiyim. Oğlum ş uan 18 yaşında, iyileşmeye çalışıyor. Oğlum madde kullanmaya 13 yaşında başladı. Ben kullandığını bali kokusu alarak fark ettim. Fark ettiğim gibi hastaneye götürdüm. Bu süreç benim için çok yıkıcıydı. Dünyam karardı diyebilirim, çok acı çektim. Çocuğum baliden sonra bonzai ile tanıştı. O süreçte de inanılmaz derecede sıkıntılar yaşadık. Çocuğum şu an iyileşmeye çalışıyor” dedi.