Etiket: olabilir

  • Sürekli Yorgunluk, Fibromiyalji Rahatsızlığı Sebebi Olabilir

    Nörolog Dr. Emel Gökmen, Fibromiyalji’nin yaygın vücut ağrıları ile kendini gösteren ama tüm bedeni etkileyen bir hastalık olduğunu belirterek, “Bu ağrılar ensede, sırtta daha belirgindir. Bel, kollar, bacaklar, kalça eklem ve kaslarında da olabilir” dedi.

    Sürekli yorgunluk, halsizlik, hiçbir şey yapacak halin olmamasının tipik olduğunu söyleyen Gökmen, mutsuzluk, uyku bozuklukları, vücutta ağrılı hassas noktalar, eklemlerde sabah sertliği, ellerde ve kollarda uyuşma, şişlik hissi, kabızlık, gaz, şişkinlik gibi barsak çalışmasında düzensizlikler, sancılı ve düzensiz adet kanamaları, tiroit hastalıkları, glikoz toleransı bozukluğu gibi hormonal bozuklukların da fibromiyaljide olabileceğini belirtti.

    Dr. Gökmen; fibromiyaljinin aslında daha yaygın bir hastalık olduğunu çünkü fibromiyalji hastalarının ancak 1/3’ünün tanı alabildiğini, çoğu zaman hastaların kendilerini anlatmakta zorlandıklarını belirtti. “Oysa yalnızca hastaların yaşadıklarını gözlemlesek, durumun herhangi birinin uydurabileceğinden çok daha ciddi olduğunu görebiliriz” dedi.

    Fibromiyalji ile tükenmişlik sendromu bazen karışabilmektedir. Dr Gökmen; tükenmişlik sendromunda yaşanılan iş ve ortamın etkisinin daha fazla olduğunu, fibromiyaljide ise bedenin olumsuzluklarının dikkat çektiğini belirterek, “Fibromiyalji de beden ağrıları mutsuzluğun önüne geçer. Fibromiyaljidehasta içinden yapmak ister ama bedeni onu taşıyamaz. Tükenmişlik sendromunda içinden de hiçbir şey yapmak gelmez” dedi.

    Dr. Gökmen, çözüm olarak bir yerlerden başlamak gerektiğini belirterek hastalara şu önerilerde bulundu: “Ne yaşarsanız yaşayın, hastalığınız adı ne olursa olsun bu duruma düştüyseniz belki bu yazıyı bile okumak içinizden gelmeyebilir. Ancak yaşadığınız her sorunun neden ya da nedenleri vardır. Nedenleri bulup çözülürse sağlınıza kavuşabilirsiniz. Film ve tahlillerle bu işin içinden çıkamıyorsanız integratif tıbba yönelebilirsiniz. Bu alanda akupunkturdan, nöral terapiye, homeopatiden, bio-rezonansa, barsak düzenlemelerine birçok yöntem ülkemizde de yaygınlaşmaya başladı. Bu yöntemleri araştırıp sorgulayabilirsiniz. En iyisi nedenini ve çözüm algoritmasını size açıklayabilen yöntemdir. Unutmayınız!.. Biraz kendinizi toplayıp bir yerlerden hayatınızı düzenlemeye başlayabilirsiniz”.

  • Başkansız Kalan HDP İzmir’de Olağanüstü Kongre Olabilir

    Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir İl Eş Başkanları Dilek Aykan ve Cavit Uğur’un terör propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanması üzerine, HDP İzmir İl örgütü başkansız kaldı. Görevleri yürütmek için beş kişilik sekreterya oluşturan il başkanlığının, olağanüstü kongreye gidebileceği belirtildi.

    HDP İzmir İl Eş Başkanı Dilek Aykan, HDP Parti Meclisi (PM) üyeliği için görevinden istifa etmiş, ardından başkanlık görevini tek başına yürüten diğer eş başkan Cavit Uğur’un da aralarında bulunduğu 10 kişi ile birlikte terör propagandası yaptığı gerekçesiyle tutuklanmıştı. Aykan ve Uğur’un tutuklanması üzerine HDP İzmir il örgütü başkansız kaldı. Beş kişilik bir sekreterya oluşturan HDP İl örgütü, Cavit Uğur ile görüşme yaparak olağanüstü genel kurul yapmayı planlıyor. Genel kurul yapılana kadar HDP İzmir’i beş kişilik sekreterya yönetecek.

    “OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULA GİDEBİLİRİZ”

    Kendisinin de içinde bulunduğu Fevziye Pulat, Banu Selda Şenol, Ali Koca ve Ömer Aras’tan oluşan sekreterya hakkında konuşan HDP İzmir İl Başkanlığı Basından Sorumlu İl Yöneticisi Süleyman Eryılmaz, “Bir eş başkanımız Dilek Aykan, PM üyesi olmak için görevinden istifa etmiş ve PM üyesi olmuştu. Görevi tek başına yürüten diğer eş başkanımız Cavit Uğur da Aykan ile birlikte tutuklanınca bu sekreteryayı kurduk. Şuan başkanlığı ve temsiliyeti bu sekreterya ile yürütüyoruz. İleride nasıl bir tavır alacağız, tutuklama süresi, mahkeme süreci nasıl olacak diye Uğur’dan görüş alıp olağanüstü genel kurula gidebiliriz” dedi.

    Eryılmaz, Aykan ve Uğur ile birlikte yönetim kurulundan dört kişinin tutuklandığını söyledi.

  • Ensede Ağrı Sinüzit Belirtisi Olabilir!

    İSTANBUL (İHA) – Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bahadır Baykal, birçok kişi için can sıkıcı sorun haline gelen sinüzitin alın, ense veya yüzde görülen baş ağrıları ile kendini belli ettiğini söyledi.

    Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Bahadır Baykal, sinüzitin yüz kemiklerinin arasına yerleşmiş içi hava dolu boşluklar olan sinüslerin iltihabı demek olduğunu belirtti. Sinüzitin sıklıkla soğuk algınlığı sonrasında geliştiğini dile getiren Op. Dr. Baykal, “Alın, ense veya yüzde görülen baş ağrılarına yol açabilir. Koyu yeşil renkli geniz akıntısı, burun tıkanıklığı, koku ve tat alma bozukluğu eşlik edebilir” dedi.

    Çocuklarda ihtiyaç olmadığı sürece film çektirmeyi önermediklerini anlatan Op. Dr. Baykal, “Elbette küçük çocuklar baş ağrısını doğrudan söyleyemezler ama davranışlarıyla bunu gösterebilirler. Başını tutma, yanaklarını ovalama, saçını çekme gibi alışık olmadığınız mizaç değişikliklerini anne babaların dikkate almaları gerekir. Geniz akıntısını sıklıkla yuttukları için bulantı kusma olabilir, kötü bir ağız kokusu da çoğu zaman mevcuttur. Sık sık sinüzit geçiriyorsanız burun içinde mutlaka anatomik bir problem vardır. Kemik eğriliği, burun eti büyümesi, polipler sinüzit oluşumunu kolaylaştırır. Alerjisi olanlar ve sigara tiryakileri de risk altındadır. Tabii bunların dışında başka sebepler de olabilir, o zaman spesifik olarak araştırmak gerekebilir kişiyi” ifadelerini kaydetti.

    Sinüzite diş implantlarının da neden olabildiğini söyleyen Op. Dr. Baykal, “Son yıllarda diş implantların yaygınlaşmasıyla beraber diş kökenli sinüzite daha sık rastlamaya başladık. Üst çeneye implant takılırken sinüs duvarı zedelenebilinir, enfeksiyona meyilli hale gelebilir sinüs boşluğu. Şayet bu durumun farkına varılmazsa kişi tekrarlayan sinüzit atakları geçirebilir. Aslında siz kendiniz bile sinüzit tanısını koyabilirsiniz. 10 günden fazla süren burun akıntınız, baş ağrınız varsa sinüzit olduğunuzu düşünebilirsiniz. Ama doğru tedavi için mutlaka Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanına gitmeniz gerekir. Burun ve sinüsleri açılı endoskoplarla değerlendirmek oldukça mühim. Unutmayın ki, yetersiz tedaviler kronik sinüzite yol açabiliyor, bu durumda cerrahi şart oluyor” dedi.

    Tedavi için öncelikle antibiyotik tedavisi uygulandığını kaydeden Op. Dr. Baykal, “Ayrıca burun içindeki ödemi ve akıntıyı azaltacak ilaçları da verebiliyoruz. Burun içindeki akıntının düzenli temizlenmesi önemli. Sigara dumanından uzak durmak iyileşme süresini kısaltır. İlaç tedavisinden fayda görmeyen ve 12 haftadan uzun süren sinüzit cerrahi müdahaleyi gerektirir. Burun için deviasyon, polip ya da konka şişmesi gibi yapısal sorunlar da aynı seansta mutlaka halledilmelidir. Genellikle genel anestezi altında zaman zaman da lokal anestezi ile endoskopik sinüzit ameliyatını yapıyoruz. Sinüslerin burna açılan kanallarını tıkayan polipler ve diğer yapısal sorunlar düzeltilerek doğal genişlik sağlanmaktadır. Balon gibi şişirilen bir kateter yardımı ile de ameliyat yapılmaktadır. Uygun vakalarda oldukça yüz güldürücüdür. Hastalar genellikle aynı gün taburcu edilmektedir. İşe dönüş süresi 2-7 gün arasında değişir.Yetersiz tedavinin en önemli komplikasyonu gözle ilgilidir. İltihap göz küresine yayılırsa göz çevresinde ağrı, kızarıklık, şişlik oluşur, eğer bu durum atlanırsa körlüğe kadar gidebilir, acil ameliyat gerekebilir. Menenjit de ölümcül olabilen bir komplikasyondur. Günümüzde en sık görülen kafa içi komplikasyon ise beyin zarı altında iltihap oluşmasıdır” açıklamasında bulundu.

  • Canınız “Boya” Çekiyorsa Demir Eksikliğiniz Olabilir

    Sıkça rastlanan hastalıklardan biri olan demir eksikliği anemisi, farklı şekillerde belirti verebiliyor.

    Medical Park Tarsus Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahşan Apaydın Gül, kireç, kül, boya ve buz gibi ‘yiyecek olmayan’ maddelere karşı yeme isteği yaşamanın, demir eksikliği anemisinden kaynaklanabileceğini söyledi. Dr. Gül, ayrıca tat alma bozuklukları, tırnaklarda kırılganlık, dilde şişme ve yaralar, ağız kenarlarında çatlaklar, yorgunluk, halsizlik ve nefes darlığı da demir eksikliği anemisi belirtisi olduğunu kaydetti.

    Demir eksikliği anemisinin, vücutta yeterince demir bulunmamasından kaynaklanan, sık görülen ve kolayca tedavi edilebilen bir anemi türü olduğunu kaydeden Uzm. Dr. Rahşan Apaydın Gül, nedenlerini ise şöyle sıraladı: “Yanlış beslenme, emilim bozukluğu (mide ameliyatları, çölyak hastalığı, crohn hastalığı), bebeğin prematürite doğumu, gebelik, adet düzensizlikleri, sindirim sistemi kayıpları (mide ülseri, hemoroid, mide ve kolon kanseri).”

    VİTAMİNİ GİBİ DEMİRİ DE KABUĞUNDA

    İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Rahşan Apaydın Gül, demir eksikliği ve kansızlığa iyi gelen besinler hakkında da bilgi verdi. Kırmızı etin, demir eksikliği anemisi oluşmaması için gereken en önemli besin olduğunu belirten Dr. Gül, “Tavuk, yumurta, kabuklu deniz mahsulleri ve balık (özellikle somon), buğday, mercimek (özellikle yeşil mercimek), mısır ve yulaf, demir yönünden zengin gıdalardır. Diğer birçok vitamin ve mineral gibi demir de özellikle tahıl tanelerinin dış kısmında bulunur. Örneğin buğday öğütülürken, içerdiği demirin büyük kısmı, kepeğinde kalır” dedi.

    BİR KAŞIK PEKMEZDE 3 MG DEMİR

    Uzm. Dr. Rahşan Apaydın Gül, demir eksikliği-beslenme ilişkisiyle ilgili verdiği bilgilere şöyle devam etti: “Kuru üzüm, kuru kayısı, kuru erik, badem, fıstık, ceviz gibi kuruyemişler ile çekirdekler, demir yönünden çok zengin olmamakla birlikte yeterli düzeyde demir içerirler. Bir çorba kaşığı pekmezde yaklaşık 3 miligram demir bulunur. Ispanak, sanıldığı kadar iyi bir demir kaynağı değildir. Günde 1 bardak portakal suyu içilmesi, bitkilerden alınan demirin emilimini 1 kat artırır. Çay ve kahve tüketimi ise demir emilimini yüzde 75 azaltır.”

  • Göğüs Ağrısı Ciddi Problemlerin İşareti Olabilir

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Enis Koçak, kalp krizinin en belirgin belirtisinin göğüs ağrısı olduğunu söyledi.

    Bursa Çekirge Devlet Hastanesi kardiyologlarından Dr. Enis Koçak, kalp krizinin kalbin koroner arterlerinde gerçekleşen bir bozukluk sonrası meydana gelen yetersizlik sonucu şiddetli göğüs ağrısı ile ortaya çıkan ve ölümle neticelenen bir hastalık olduğunu söyledi. Kalp krizinin yetişkinlerde ani ölümlerin başlıca sebeplerinden olduğunu söyleyen Koçak, “Göğsün ortasında, sol kısımda baskı doluluk hissi, göğüs sanki eziliyormuş gibi ağrı, omuzda, boyunda, kollarda, alt çenede ve karında ağrı hissedilir. Başta diyabet hastalarında olmak üzere bazı nörolojik problemleri olan kişilerde ise ağrı hissedilmeyebilir. Göğüs ağrısına nefes darlığı, baş dönmesi, gözlerin kararması, anin terleme, mide bulantısı, çarpıntı eşlik edebilir. Kişilerin vücut ısısı düşer. Bu belirtiler ile karşı karşıya kaldığınızda hemen bir yere oturup dinlenin, kesinlikle yürümeye ve merdiven çıkmaya devam etmeyin. Çünkü harekete devam etmek oksijen alınamayan kalbin, oksijen ihtiyacını daha da arttıracaktır. Kalp krizinin ilerlemesini durdurmak, kalp hasarını asgaride tutmak için hastanın bir an önce hastaneye yetiştirilmesi gerekmektedir. Erken teşhis, erken hastaneye ulaşmak, erken ve doğru müdahale hayat kurtarır” dedi.