Etiket: Okurken

  • Minik öğrenci İstiklal Marşı’nı okurken heyecandan hıçkırıklara boğuldu

    Minik öğrenci İstiklal Marşı’nı okurken heyecandan hıçkırıklara boğuldu

    Yapımı geçen sene biten ve bu yıl eğitim öğretim hayatına başlayan Aşkale Ana Okulu ilk mezunlarını verdi.

    Verilen ilk mezunlar onuruna okul bünyesinde yıl sonu şenlikleri düzenlendi.

    Saygı duruşu ve İstiklal marşının okunması sonrası okul müdürü Murat Çomaklı günün anlamına uygun konuşmalarını yaptı.

    Konuşma sonrası Ana sınıfı öğretmeni, Elif Yerlikaya’nın hazırladığı ve öğrencilerin seslendirdiği İstiklal Marşı sunumu sahne aldı.

    Minik öğrencilerin seslendirdikleri İstiklal Marşı şiir dinletisi izleyicilerden alkış alırken, Esmira Asel Akgün isimli öğrenci İstiklal marşını seslendirirken gözyaşlarına boğuldu.

    Sınıf Öğretmeni Elif Yerlikaya’nın yardımı ile okumasını tamamlayan Esmira ağlayarak sırasına geri döndü.

    Şiir dinletisi sonrası önce naz yapan sonra taklalar atan minik öğrenci ise koynundan Türk bayrağını çıkartarak Belediye Başkanı Dr. Ahmet Yaptırmış’a hediye etti.

  • Ezan okurken kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti

    Rize’de bir vatandaş camide ezan okuduğu sırada kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti.

    Derepazarı ilçesinde Mevlit Kandili programının ardından yatsı namazı için ezan okuyan 58 yaşındaki Memiş Çeliktoz isimli vatandaş, ezan okuduğu sırada fenalaştı. Odadan dışarıya çıkan Çeliktoz, kendisinin rahatsızlandığını ve ezana devam etmesini istediği komşusunun kucağına yığıldı. Camide bulunan diğer vatandaşlar tarafından yere yatırılan Çeliktoz’un kalp krizi geçirdiği anlaşılınca 112 Acil Servis ekiplerine haber verildi. Olay yerine gelen ambulans ile Rize Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Çeliktoz yapılan bütün müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.

  • Kimya mühendisliği okurken nasıl spiker olduğunu anlattı

    Ünlü spiker Seval Çöpür, kimya mühendisliği 1. sınıfta okurken Türk dili ve edebiyatı hocasının “Seval senden çok iyi bir haber spikeri olur” tavsiyesi ile spikerlik serüveninin başladığını söyledi.

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Gençlik Topluluğu ile Atakum Belediyesi iş birliğinde düzenlenen ve spiker Seval Çöpür’ün davetli konuşmacı olduğu “Etkili İletişim ve Hitabet” adlı seminer öğrencilere oldukça keyifli anlar yaşattı. Eğitim Fakültesi B Bloktaki Konferans Salonunda gerçekleştirilen ve OMÜ’lü öğrencilerin kişisel gelişimine önemli katkılar sağlanmasının amaçlandığı seminere; Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç, Atakum Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Şentürk, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Dursun Ali Akbulut ile akademisyenler katılırken, öğrenciler de salonu tıklım tıklım doldurdu.

    “Hayata umutla bakabileceğiniz bir hikayem oldu”

    Seminerine otobiyografisinden kesitler vererek başlayan spiker Seval Çopur, “Hayata umutla bakabileceğiniz bir hikayemin olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de maalesef bir sistem sorunu var. Hayal etmenizin ve hayallerinizin doğrultusunda ilerlemenizin önünde çok büyük engeller var. Burada iş tabii kendimize düşüyor. Ama diğer taraftan Türkiye, hayallerinizin de ötesinde birtakım şeyleri elde edebildiğiniz bir ülke. En azından benim hayatım da öyle oldu. Zira bu bahsettiğim şeyleri elde edebildim. Değindiğim sistem sorunu yüzünden kimya mühendisliğinde okudum. Ancak aynı anda farklı farklı seçeneklerim varmış gibi, sanki istersem her şeyi yapabilirmişim gibi ve elimi nereye atsam başarılı olacakmışım hissini hep taşıdığım için buradayım şimdi. Çünkü ben kendimi tercihler yapabilecek kadar güçlü hissediyordum” şeklinde konuştu.

    “Bir işin ucundan tutun ve en iyisini yapmaya çalışın”

    Hayatında spikerliğe dair bir istek ve farkındalık olmamasına rağmen edindiği spikerlik kariyerine dair anekdotlar paylaşan TRT spikeri Seval Çöpür, kimya mühendisliği 1. sınıfta okurken Türk dili ve edebiyatı hocasının “Seval senden çok iyi bir haber spikeri olur” tavsiyesi ile spikerlik serüveninin başladığına vurgu yaparak ümit etmeye dair şunları dile getirdi:

    “Şuna inanıyorum arkadaşlar; doğuştan her insan mutlaka bir yetenek ve donanımla hayata adım atar. Kimi fark eder, kimi hiç fark etmez ve kendisine gelen o sesleri de duymaz, nihayetinde de maalesef o donanım ve yetenekle ölüp gider. İşte bazen biri gelir ve söyler, aslında o, Allah’ın size gönderdiği bir mesajdır. Fakat o mesajı fark edenler hayatını şekillendiren kişilerdir. Lütfen siz de bunu fark edenlerden olun. O nedenle bir işin ucundan tutun ve en iyisini yapmaya çalışın.”

    “Türkçeyi doğru ve etkili kullanın ve mutlaka Türk klasiklerini okuyun”

    Seminerine, salondaki bazı öğrencileri sahneye davet edip doğru nefes alma, diksiyon ve ses çalışması gibi spikerliğin püf noktalarını uygulamalı göstererek devam eden ünlü spiker Seval Çöpür, bu pratikleri salonu dolduran katılımcılarla da birlikte yaparken seminerde renkli ve eğlenceli görüntüler de ortaya çıktı. Çöpür sunumunda ayrıca Türkçeyi doğru ve etkili kullanmanın bütün bölümler için de geçerli olduğunu belirterek öğrencilere, Türk klasiklerini mutlaka okumaları telkininde bulundu.

    Seminerinde yapmış olduğu ses çalışmalarıyla katılımcıların dikkatini canlı tutan Seval Çöpür, psikiyatrların “Ölümden sonra en çok korkulan şey, topluluk karşısında konuşmakmış” tespitini de kendisini dinleyenlerle paylaşarak, “İnsanlar neden topluluk önünde konuşmaktan korkar? Birincisi insanlar ya hiçbir şey bilmiyordur ya da mutlaka hata yapacağına dair bir fikri vardır; ikincisi ise ‘ben nasıl hata yaparım, olacak iş değil’ der ve topluluk önünde konuşmaktan kaçınır. İşte bu noktada ikisinden de sıyrılmamız gerekiyor. Önce bileceğiz, donanımlı olacağız, ikincisi hata yapmaktan korkmayacağız ama bu hatalarımızı tekrar etmemeye özen göstereceğiz. Çünkü insanlar düştüğün yerle ilgileniyorlar, bu nedenle yerden kalkmasını bilmek zorundayız” değerlendirmesinde bulundu.

    Seminerini tekerleme ve kahkaha gibi ses çalışmasıyla daha da ilginç ve zevkli hale getiren Çöpür, katılımlarından ve sabırlarından ötürü salondakilere teşekkürlerini ve minnettarlığını sundu.

    Etkinlik sonunda Rektör Prof. Dr. Sait Bilgiç, kendilerini aralarında görmekten ötürü Seval Çöpür’e şükranlarını sunup üniversitenin hediyesini ve çiçek takdim ederken ünlü spiker de öğrencilere yönelik “Bu tür etkinliklere rektörler nadiren katılırlar. Bu sebeple Sayın Rektörümüzün kıymetini lütfen bilin” sözlerine yer verdi. Etkinlikte bunun yanı sıra öğrencilere katılım sertifikaları verildi.

  • Sela okurken saldırıya uğramıştı, o geceyi yeniden anlattı

    15 Temmuz gecesi camide sela okuduktan sonra 3 kişi tarafından darp edilen müezzin Mehmet Kuzgun, o gece yaşananları aklından hiç çıkmadığını belirterek, “O gece şehit olmak isterdim” dedi.

    15 Temmuz gecesi İzmir’in Narlıdere ilçesindeki Kutlu Yalvaç Camiisi’nin müezzini Mehmet Kuzgun, sela okuduğu gerekçesiyle 3 kişi tarafından tartaklanarak darp edildi. Yarım saat boyunca darp edilen müezzin Mehmet Kuzgun, darbenin yıl dönümünde o gece yaşadıklarını anlattı.

    “Sen sela veremezsin, dediler”

    Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kendilerine gelen mesaj üzerine sela okuduklarını hatırlatan kUzgun, “O gün çok büyük darbe yaşadık.O gün Cumhurbaşkanımız Başbakanım Diyanet İşleri Başkanımız bize verdiği emirlerle mesajlarla camilerimize koştuk. Darbenin önlenmesi için selalarımızı verdik. Milleti sokağa çağırdık. O gün verilen görevi yerine getirmeye çalıştık. O gün 01.40’ta sela verdik, sela verdikten sonra dışarıya 3 kişi geldiler. Ben sığınmaya geldiler zannettim. Niçin sela verdiğimi sordular, bende darbe girişimine karşı okuduğumuzu, bayrağımızın, sancağımızın kurtulması için sela verdiğimizi söyledim. Bunlar darbeci oldukları için gelip bir anda benim yüzüme tokat vurdular. Sonra boşluğuma karnıma vurdu.. Bir de bayan elinde kaldırım taşı ile sol göğsüme vurdu. Ben acıdan eğildim, eğilinceye kadar taşla sırtımı vurdu. Çok büyük acılar, sızılar çektim. Kadına el kalkmaz bizde, kadın başımızın tacıdır. Yumuşak davrandım. Ma beni darp ettiler. Camimizin camlarını kırdılar. Kadının ağabeyi beni kolumdan tutup dışarı atmaya çalıştı, ‘Sen sela veremezsin’ dedi. Dışarıda ağrılarla yere düştüm: Tekrar tekme tokat girdiler bana. Yarım saat beni dövdüler. Bazı apartmanlardan kardeşlerimizi hocayı darp ediyorlar diye el çırpıp alkışladılar” diye konuştu.

    “O gece şehit olmak isterdim”

    O geceyi anlatırken tekrar yaşayan müezzin Mehmet Kuzgun şehit olmak istediğini belirterek, “Kim istemez şehitlik mertebesini. Keşke bizde o şehitlik mertebesine nail olabilsek. O gece şehit olmak isterdi. Canı gönülde isterdim ama bizlere nasip değilmiş” dedi.

    “Gazilik maaşı değil gazilik unvanı istiyorum”

    O gece ve sonrasında yaşadıkları sebebiyle gazilik başvurusunda bulunduğunu hatırlatan Kuzgun, bazılarının maaş için bu unvanı istediğini söylemesi üzerine çok üzüldüğünü kaydetti. Sadece unvan ve madalya istediğini vurgulayan Mehmet Kuzgun, “Biz vurulmadık elbette. Ama ben o gün çok büyük darbe yedim. Her tarafım simsiyah çürük içindeydi. Ben devletimizden gazilik maaşı istemiyorum. Onu gariban, yetim, evine ekmek götüremeyen kardeşlerime versin. Ben sadece devletimizden gazilik unvanı ve madalyası istiyorum. Verirse Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız, büyüklerimiz. Ben gazilik makamı istiyorum. Bazıları maaş istediğimi söylemişler. Bu parayı verseler ben çoluğuma çocuğuma yediremem” ifadelerini kullandı.

    Kuzgun, darbenin yıl dönümünde acıların yeniden tazelendiğini belirterek, bir daha böyle acıların yaşanmamasını diledi.

  • İlahiyat fakültesinde okurken El-Nusra’ya katıldı

    Adana’da El-Nusra terör örgütüne üye olduğu iddiasıyla tutuklanan ve bir süredir kayıp olarak aranan şahsın, İlahiyat fakültesinde okurken terör örgütüne katıldığı ortaya çıktı.

    Adana Cumhuriyet Savcılığı’nın soruşturması kapsamında Adana Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından terör örgütü El-Nusra’ya katıldığı için Adana’da yakalanarak tutuklanan İsmail A.’nın Anadolu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi olduğu ortaya çıktı. Polisin yaptığı araştırmada zanlının, üniversitede okurken El-Nusra üyesi yapılıp Suriye’ye götürüldüğü, burada silah ve bomba eğitimi verildiği belirlendi. Zanlının cep telefonunda yapılan incelemede ise terör örgütüyle birlikte Suriye’de silah eğitimi alırken fotoğrafları ortaya çıktı. Yaklaşık 1 yıl önce El-Nusra terör örgütüne katılan gencin ailesinin ise 13 gün önce kayıp başvurusu yaptığı belirlendi. Polisin İsmail A.’yı Adana’da yakaladığını öğrenen ailesinin çocuklarının Suriye’den sağ salim döndüğüne sevindiği öğrenildi.