Etiket: Okuma

  • NEÜ’de Sait Çamlıca’dan “Okuma Ve Gençlik” Söyleşisi

    Eğitimci Yazar Sait Çamlıca’nın konuşmacı olarak katıldığı, Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Mefkûreci Öğrenci Topluluğu tarafından organize edilen “Okuma ve Gençlik” söyleşisi gerçekleştirildi.

    NEÜ AKEF Erol Güngör Konferans Salonundaki programa, NEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Önder Kutlu, Basın Yayın Enformasyon İl Müdürü Cemil Paslı, öğrenciler ve diğer misafirler katıldı.

    Okumanın insana ne katacağına, tecrübelerin nasıl kazanılacağına, hangi şeylerin öğrenmeyi hızlandırıp kişiyi birikimli kılacağına dair konulara değinen Sait Çamlıca okuma kavramının bir insan için ne denli önemli olabileceği üzerine yaşadığı anılarını dinleyenlerle paylaştı.

    “SARSILMIYORSANIZ YANLIŞ ŞEYİ OKUYOR OLABİLİRSİNİZ”

    Asıl meselenin hayatı okumak olduğunu vurgulayan Sait Çamlıca, “Okuduklarınız eğer ki sizi sarsmıyorsa yanlış şeyi okuyor olabilirsiniz. Hayatı okumaktır mesele. Kitapla beraber hayatı da okumayı, kitapla beraber hayatı da öğrenmeyi çok önemsiyorum. Atalardan her öğrenilenin yapılması tehlikelidir, yaptıkları üzerine kafa yormayanlar, nerede yanlış yaptıklarını da bulamazlar zaten. O yüzden kendiniz tecrübe etmelisiniz. Kendiniz okumalı, meselelere kafa yormalısınız” dedi.

    “Çocukları okumayan çocukları okutamaz, gençliği anlayamayan gençliğe bir şeyler öğretemez” diyen Çamlıca öğretmenliğin kutsal bir meslek oluşuna katıldığını ancak saygının bir hakediş olduğunu belirtti.

    “KİTAP OKUMAYA ZAMANIM YOK” BAHANESİ KABUL EDİLEMEZ”

    İnsanların her şeye vaktinin olduğunu ancak kitap okumaya, araştırma yapmaya bir türlü vakit bulamadıklarına anlam veremediğini söyleyen Sait Çamlıca, “Kitap okumaya zamanım yok diye bir şey olabilir mi? Günde yirmi sayfa okusan ayda altı yüz sayfa yapar. Günde elli sayfa okusan ayda bin beş yüz sayfa olur. Yemek yemek gibi, çay içmek gibi, günlük bir ihtiyaç gibi kitap okunmalı. Mesleğiniz ne olursa olsun okuma alışkanlığı önemlidir” ifadelerini kullandı.

    “ÇOK GEZENDEN ANCAK TURİST OLUR”

    Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı bilir meselesine değinen Sait Çamlıca, sadece okumakla bu meselenin çözülemeyeceğini, sadece gezmekle de ancak turist olunabileceğini belirterek, “Ne çok gezen ne çok okuyan… Gezerken okuyan bilir. Yalnızca gezen adamdan ancak turist olur. Yabancı misafirlere bir bakın, müzelere girerken ellerinde kitaplarla, broşürlerle girerler. Görünce anlarsın ki o adam kesin Alman’dır, İngiliz’dir. Çünkü okuma alışkanlığı kazanmışlar. Okuyun, hayatı okuyun, hayatı okuyarak anlamlandırın. Ancak öğrendiklerinizi, güzel bir hitabet kazanıp anlatırsanız, özgüveni yüksek başarılı insanlar olursunuz” diye konuştu.

    Program Basın Yayın Enformasyon İl Müdürü Cemil Paslı’nın, Sait Çamlıca’ya hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekiminin ardından program sona erdi.

  • Bilecik‘te İstiklal Marşı Okuma Yarışması Yapıldı

    Bilecik’te, İstiklal Marşının kabul edilişinin 95. yıl dönümünü dolayısıyla ’’İstiklal Marşı’nı Ezbere ve Güzel Okuma’’ yarışması gerçekleştirildi.

    Bilecik Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezinde, Bilecik Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından ortaklaşa bu yıl 10’uncusu düzenlenen yarışmasında, ilk ve ortaokullardan 40’a yakın öğrenci İstiklal Marşı’nı ezbere ve güzel okumak için birbirlerinde yarıştılar. Öğrenciler sahnede ter dökerken, velileri ise, yerlerinde adeta hop oturup hop kalktılar. Bütün öğrencilere alkışlar ile destek veren izleyiciler, birbirinden güzel ve etkileyici okuyan öğrencileri ayakta alkıştılar. Jüri üyelerinin puanlamada çok zorlandığı yarışmada İlkokul düzeyinde birinci Bilecik Şehir Koleji öğrenci Ebru Onur, ikinci Cumhuriyet İlkokulundan Eslem Nur İnce, üçüncü ise 700. Yıl İlkokulundan Mete Aydın oldu. Ortaokul düzeyindeki yarışmada birinci, Dursun Fakih İmam Hatip Ortaokulu öğrencisi Aybüke Sıla Yılmaz, ikinci Murat Hüdavendigar Ortaokulu öğrencisi Kemal Hilmi Tuncan, üçüncü ise, TOKİ Ortaokulu öğrencisi Zeynep Nur Sönmez oldu.

    Öte yandan, 18 Mart günü düzenlenecek etkinlikle dereceye giren öğrencilere, tablet, bisiklet ve yarım altın hediye edilecek.

  • Miniklerden İstiklal Marşı Güzel Okuma Yarışması

    Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde eğitim öğretim veren özel bir ilkokul öğrencileri arasında, İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Haftası etkinlikleri kapsamında, İstiklal Marşı’nı güzel okuma yarışması düzenlendi.

    Jüri üyelerinin yaptığı değerlendirme sonucunda İstiklal Marşı’nı Okuma Yarışması 1.’si 4/A sınıfı öğrencilerinden Hiranur Ceylan, 2.’si 4/A sınıfı öğrencilerinden Melisa Bilgen ve 3.’sü 3/A sınıfı öğrencilerinden Fatma Işık Özdemirbaş oldu. Öğrencileri tebrik eden Özel Çerkezköy Gülerçin İlkokulu Müdürü Tuğba Zenginal, öğrencilere hediyelerinin yanında Mehmet Akif Ersoy’un ‘Safahat’ adlı kitabını da hatıra olarak verdi.

  • Bitlis’te Kitap Okuma Yarışması Sonucu Ödüller Dağıtıldı

    Bitlis Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şubesi tarafından “Gönülden Gönüle” projesi kapsamında en çok kitap okuyan 100 öğrenci için ödül töreni düzenlendi.

    Proje kapsamında kentteki 50 okulda düzenlenen kitap okuma yarışmasında, 100 öğrenci en çok kitap okuyarak ödül almaya hak kazandı. Bitlis Emniyet Müdürü Fatih Kaya yaptığı konuşmada, geleceğin mirasçısı çocuklarımızın suç ortamında uzak tutulması için faaliyetlerinin devam ettiğini söyledi. Öğrencilerin kitap okuma alışkanlığında tavsiye ettiğini ifade eden Kaya, “Ülkemizin mirasçısı çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine imkan sağlamak için kitap okuma yarışması düzenlendik. Polisimizin sunmuş olduğu güvenlik hizmetleri suç öncesi ve suç sonrasını kapsamaktadır. Polislik yöntemleriyle suçları önleyebilmek ve suç işlenmesini en aza indirebilmektir. Bunun içi toplum destekli faaliyetlerimize büyük önem vermekteyiz. Bu anlayışla çok proje yürütülmektedir. Polislerimizin aileleriyle yer aldığı “Kardeş Aile” projemizle çocuklarımız suçtan uzak tutmak ve sosyal hayata adapte edebilmek için harcadıkları çapa taktire şayandır. Kamu kurul ve kuruluşlarının sivil toplum örgütlerinin ve geniş halk kesimlerinin bu mücadelede yanımızda görmek en büyük moral kaynağımızdır. Halkımızdan aldığımız destekle Bitlis Emniyet Müdürlüğü olarak son zamanlarda etkili operasyonlara imza attık. İlerleyen süreçlerde de kararlığımızdan ödün vermeden suçla mücadelemiz devam edecektir” dedi.

    Bitlis Milli Eğitim Müdürü Mehmet Emin Korkmaz ise ilk emri “oku” olan bir toplumun mensupları olduğunu hatırlattı. Türkiye’de okuma oranlarının düşük olduğunu ifade eden Korkmaz, “Türkiye 172 ülke içerisinde okuma sıralamasına baktığımızda 142’nci sırada yer alıyor. Kitap bizim ihtiyaç listemizde 28’nci sıradayken oysa gelişmiş ülkelerde üçüncü sırada. Japonya’da bir yılda 423 milyon kitap basılırken bizim ülkemizde sadece 23 milyon kitap basılıyor. Bu verilere baktığımız zaman kitap okumanın ülkemizde çok iyi bir durumda olmadığını görüyoruz. Avrupa’daki vatandaşların en iyi zamanlarını değerlendirmeleri kitap okumalarıdır. Bu çalışmalardan dolayı Emniyet Müdürlüğüne teşekkür ediyorum” dedi.

    Konuşmaların ardından, davetliler tarafından 100 öğrenciye ödülleri verildi. Öte yandan, İl Emniyet Müdürlüğünce alınan 9 bin kitap, Milli Eğitim Müdürlüğüne verildi.

  • (Özel Haber) Babası Okutamadı, Kendi Çabasıyla Okuma Yazma Öğrendi

    Memleketi Mersin’de yaşadıkları köyde maddi imkansızlık nedeniyle okula gidemeyen 43 yaşındaki Ayşe Bilge, yıllar önce yerleştikleri Konya’da kendi çabalarıyla okuma yazmayı öğrendi.

    Ailesinin kendisini küçük yaşta okula gönderir gibi yaptığını ancak göndermediğini anlatan Ayşe Bilge, “Maddi durumları olmadığı için, ’kız çocuğu okumaz’ diyerek, okutmadılar. Evde ekmek olacak, su gelecek, davara bakılacak diyerek okutmadılar. Okutmadıkları için ekin işi, yayla işi derken vakit bu vakit oldu. Zorluk çekiyordum, kızıma diyordum, iş yerimde zorlanıyordum. Arkadaşlarım git öğren diyorlardı. Küçük kızım yardımcı oldu. Büyük ara sıra yardım ediyordu. Böylelikle hepsini öğrendim çok şükür. Şimdi okumayı biliyorum artık” dedi.

    “BİR KAĞIT GÖNDERDİLER, SEN DİPLOMAYI ALDIN DEDİLER”

    Dokuz kardeş olduklarını, babasının çok fakir olduğunu belirten Ayşe Bilge, “Öğretmenlerle konuşmuş babam. Öğretmen de sırada görünsün gitsin demiş. Okula gittikten sonra beni annem çağırıyordu, Ayşe çabuk gel diyordu. Eşek zaten bağlı oluyordu. Eşeği çözüyordum, çeşmeye gidip suyu dolduruyordum. Evden tarlaya gidiyordum, tarladan hamur işine, hamurdan eve öyle tarla tapan derken vakit doluyordu. Bir gün bir kağıt getirdiler, sen diplomayı aldın dediler. Halbuki ben adımı yazmayı bilmiyordum. A’yı bilmeyen adam, sınıfa girmeyen adam, okulda okumuş olur mu? İsmimi dahi yazamıyordum” şeklinde konuştu.

    Ayşe Bilge, küçük kızının ‘anne gel benimle A, B, C yazalım’ demesinin ardından yazıp çizdiklerini anlatarak, “Anne ben senden güzel yazıyorum, sen eğri yazıyorsun, şöyle düzelt böyle yap’ derdi. Küçük kızımın çok desteği oldu. Sonra harfleri birleştirmeye, okumaya başladım. Kızım bana, ’anne sen beni geçeceksin, ağır ol biraz’ dedi. Okuma sayesinde şimdi gideceğim yeri, geleceğim yeri, her yeri biliyorum” şeklinde konuştu. Artık telefonuna mesaj geldiği zaman okuyabildiğini belirten Bilge, “Her makinenin başında öğrenme kılavuzu varmış. Onları öğrenmek için zaten bu kadar çaba gösterdim. Fatura ödemeye gidip sıra aldığımda, bakıyorum sıram gelmiş hemen gidiyorum. Önceden bilmiyordum soruyordum. Şimdi sormuyorum” ifadelerini kullandı.

    İmkanı olursa tahsil yapmak istediğini belirten Bilge, “Okumak isterim ama imkan yok torunlarımla ilgilenmeye başladım. Onların yazamadıkları yerlerde ben de onlara öğretmeye çalışıyorum. Bir doktor bir hemşire olsaydım fena olmazdı. Bir hayat da ben kurtarmak isterdim” dedi.

    “BİZ DE AİLEMİZE ÖĞRETELİM”

    Bir işletmenin muhasebe bürosunda çalışan kızı Fatma Bilge (21) ise, şunları söyledi:

    “Biz annemle biraz inatlaşıyorduk bir zamanlar. Öğrenirdin, öğrenemezdin derken bir yandan gaza getirmeler falan öyle başladı. Hani ben öğrendikçe ona da bir şeyler öğretmek istedim. O öğrenince ben mutlu oldum. Ben bir şeyler biliyorsam o da düşmesin, bize öğrettiklerinin bir çabası vardır. İlmi öğrenmek ister. O da benim ilmimi öğrensin. Her zaman aileler mi evlatlarına bir şey öğretecek, biz de ailemize öğretelim.”

    Kamyon sürücüsü olan kocası Mustafa Bilge (43) ise, “Önceden bir yere git dediğim zaman gitmesi, geldiği zaman epey sorundu. Şimdi ineceği bineceği yerleri biliyor” ifadelerini kullandı.