Etiket: Oktay

  • Oktay Vural’a İstiklal Caddesi’nde Tepki:

    İstiklal Caddesi’nde terör saldırısının yaşandığı alanı ziyaret ederek kestane yiyen MHP Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural’a bir vatandaş, “Gezmeye geldiniz bakıyorum da. Keyfiniz yerinizde, eğleniyorsunuz” diyerek tepki gösterdi.

    Milliyetçi Harekat Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Oktay Vural, İstiklal Caddesi’nde 4 kişinin hayatını kaybettiği patlama alanını ziyaret etti. Burada bir süre vatandaşlarla sohbet eden Vural, patlama sırasında ağabeyi yaralanan kestaneciden kestane alarak basın mensuplarına ikram etti.

    Vural burada yaptığı basın açıklamasında, “Terörün istediği, korkutmak sindirmek. Silah irademizi, özgürlüğümüzü teslim alamayacaktır. Bu terör karşısında bütün vatandaşlarımızın hepsi aynı safta” dedi.

    İstiklal Caddesi’nden geçen bisikletli bir vatandaş, kestane yiyen Vural’a, “Gezmeye geldiniz bakıyorum da. Keyfiniz yerinizde eğleniyorsunuz. Yiyin yiyin” diyerek tepki gösterdi.

    Vural ise vatandaşın gösterdiği tepki üzerine, “İyi eğlenceler” diyere, vatandaşlarla sohbete devam etti.

    Tepki gösteren vatandaş ise “Alışıksınızdır böyle eğlencelere” diyerek bölgeden ayrıldı.

  • Oktay Saral: “Devrim Muhafızları’nı Terör Örgütü Listesine Alın”

    Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral, “İran Devrim Muhafızları’nın terör örgütü listesine alınması” konusunda Uluslar arası camiaya harekete geçmeleri çağrısında bulundu.

    Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Oktay Saral, “Ateşkes Masasında Suriye” başlıklı basın açıklamasında kutuplaşan dünyanın kutuplarında vicdanların donduğunu, insanlığın adeta buzullar altında kaldığını belirtti. Suriye’de kaos karanlığının biraz daha derinleştiğine işaret eden Saral, Suriye meydanında imtihan olan dünyanın bu imtihanı kaybettiğini vurguladı. Saral, ABD ve Rusya’nın üzerinde anlaştığı ve iki gün sonra yürürlüğe girmesi öngörülen ateşkesi “Suriye üzerinde oynanan tiyatronun yeni perdesi”ne benzetti. Suriye muhalefetinin suikastçılar tarafından savunulmasının söz konusu olamayacağını belirten Saral, “Bu ateşkes masası değil kan bezirganlarının hümanizma tiyatrosudur” dedi.

    ABD ve Rusya’nın kurulan ateşkes masasıyla bağ sahibi rolünde, bağın gerçek sahipleri olan Suriye muhalefetine “cırıl muamelesi” yaptığını kaydeden Saral, masaya davet edilen ve dışında bırakılan gruplara bakıldığında gerçeğin görüleceğini vurguladı.

    “ATEŞKES MASASI DEĞİL ATEŞİ YÜKSELT MASASI”

    El Nusra, Ahrar-ı Şam, Ceyş’ül Şam, Türkmen Cephesi gibi Suriye’nin gerçek sahipleri denilebilecek grupların dışarıda bırakıldığını savunan Saral, “Cephetül Şamiyye, Ceyş’ul Suvvar, Sahil Tümeni, PYD ve Mukaveme Essuriye gibi kurgusal, güdümlü yapılar üzerinden bir masa teşkil edilirse ki öyle gözüküyor, o masa ateşkes değil ateşi yükselt masası olur. Bu şartlarda ateşkes anlaşmasının gerçekleşeceğine inanmıyorum. Çünkü masaya çağrılmayan gruplar, ateşkesi ve alınacak olan kararları peşinen tanımayacaklardır” ifadelerini kullandı.

    İki gün önce Lazkiye’nin Ceble beldesinde Rusların yaptığı askeri toplantıyı Ahrar-ı Şam ve Beyan hareketinin ortaklaşa vurmasını ateşkes masasına gönderilen bir mesaj olarak değerlendiren Saral, “Diğer taraftan Rusya, Esed’e meşruiyet kazandırarak muhaliflerin her türü mukavemetini terörist eylem kapsamında değerlendirip, ilgili muhalif grupları da uluslararası planda terör örgütü olarak tanımlattırma gayretindedir. Yani masumun gırtlağına bıçak dayayan katilin kurbanının suratına ’terörist’ diye haykırarak kamuoyu oluşturma hamlesi” dedi.

    “NE YANİ RUS PİLOTLARIN ÇOĞU VOTKA DÜŞKÜNÜ SARHOŞ ÇETESİ Mİ?”

    PYD üzerinden Kuzey Suriye’yi kontrol etmek isteyen Rusya’nın esas hedefinin Akdeniz’e inmek olduğuna dikkat çeken Saral, ilgili devletlerin sermaye kasasından çıkan terör örgütleri PYD ve YPG’nin homojen bir bütünlük arzetmediğini kaydetti. Saral, “Bu noktada PYD’yi üç defa vuran Rusya’nın ’yanlışlıkla vurdum’ ifadesini nasıl değerlendirmek gerekir? Ne yani Rus pilotların çoğu votka düşkünü sarhoş çetesi midir? Bu sorunun elbette bu anlamda bir cevabı olamaz. Doğru cevap, PYD’yi kendine ram etmek istiyor ve örgüt içinde Avrupa ve ABD ile iş tutan grupları yanlışlıkla vurarak uyarıyor. Bu noktada bir öngörüde bulunmak istiyorum, bir taraftan PYD, diğer taraftan Suriye rejiminin zulmü altında ezilen Suriyeli Müslüman Kürt kardeşlerimizin de kendini, şahsiyetini ve inancını PYD’ye, Esed rejimine karşı koruma kastıyla örgütleneceğine inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

    SARAL’DAN ULUSLARARASI CAMİAYA “DEVRİM MUHAFIZLARI” ÇAĞRISI

    “Marksist ve Şia tabanlı 25 farklı terör grubunu örgütleyerek Suriye’de kendi mezhebine mensup olmayan Müslümanları kadın çocuk demeden katleden ’Devrim Muhafızları’nın terör örgütü listesine alınması namına Uluslar arası camianın harekete geçirilmesi gerekliliğine inanıyorum” diyen Saral, şunları söyledi:

    “Türkiye’de haince yapılan birçok eylemin faili DHKP-C’nin geri planındaki Mihraç Ural denilen soysuzun başında bulunduğu Mukaveme Essuriye Devrim Muhafızları tarafından desteklenmektedir. İradesini bir mankurt gibi Rusya’ya, İran’a, ABD’ye rehnederek, onların verdiği silah ve emirle masumlara kasteden ve kendine ’özgürlük savaşçısı’ diyen gücün zebunu olmuş zavallılara diyorum ki Türkiye kendinde güç vehmedip de esiri olduğunuz devletlerden daha güçlüdür. Çünkü onlardan daha ihtişamlı bir tarihe ve insanın fıtratı üzerinden yükselen bir medeniyete varistir.”

    “MEDENİYETLER ANCAK HÜRRİYETLE ORTAYA ÇIKAR”

    Amerikalı sosyolog Sorokin’in “Medeniyetler ancak hürriyetle ortaya çıkar” sözüne atıf yapan Saral, “Biz bu tarihe, bu medeniyete ve bu anlamda hür ve onurlu bir hayata ortak olmayı teklif ederken, onlar Moskof’un köpek kulübesine, teröristin taziye çadırına sığınırken meşrebini ve melceğini ortaya koymuşlardır. Suriye meselesinde Türkiye’ye yangını kartpostaldan seyretme melankolisini bir politika olarak teklif edenler bilsin ve bilinmelidir ki yangın sınırımızda ve yangının içinde yananlar bizim kardeşlerimiz” ifadelerini kullandı.

  • Oyuncu Berk Oktay Nişanlandı

    Oyuncu Berk Oktay, uzun süredir ilişki yaşadığı Merve Şarapcıoğlu ile evliliğe giden yolda ilk adımı attı.

    Ünlü oyuncu 5 yıldır ilişki yaşadığı hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi Merve Şarapcıoğlu ile aile arasında yapılan sade bir törenle nişanlandı. Sarapcıoğlu ailesinin evindeki kız isteme merasiminin ardından çiftin yüzükleri takıldı. Berk Oktay ve Merve Şarapcı’nın nişan kurdelesini Şarapcıoğlu’nun dedesi Cemal Güven kesti.

    Yaz aylarında düğün yapmayı planladıklarını söyleyen yakışıklı oyuncu Berk Oktay, “Uzun süredir birlikteydik. Çok heyecanlı bir gün yaşadık. Tüm sevenler bu duyguları mutlaka tatmalı” dedi.

  • Efsaneler Metin Oktay Turnuvası’nda Buluştu

    Futbolun yaşayan efsaneleri İzmir’de düzenlenen “Metin Oktay Futbol Turnuvası” gösteri maçında bir araya geldi.

    Yarıyıl tatili nedeniyle gençleri sportif aktivitelerde bir araya getirmek amacıyla Bayraklı Belediyesi’nin düzenlediği “Metin Oktay Futbol Turnuvası”nın açılış gününde yapılan gösteri maçında futbolun yaşayan efsaneleri bir araya geldi. Efsaneler Karması ile Bayraklı Karması takımları karşılaştığı maçı ise FIFA kokartlı eski hakem Yunus Yıldırım yönetti.

    Doğançay futbol sahasında gerçekleşen maçı, Efsaneler Karması 4-1 galip tamamlarken, Göztepe, Altay, Karşıyaka ve Altınordu’da yıllarca top koşturan efsane oyuncuların bir araya geldiği organizasyonda fair-play rüzgarı esti.

    Efsaneler Karması’nda Galatasaray’ın yıllarca file bekçiliğini yapan, eski milli futbolcu Hayrettin Demirbaş, eski Trabzonsporlu Mehmet Zengin, Altay’ın unutulmaz oyuncularından Orhan Üstündağ, Hakan Kutucuoğlu, FIFA kokartlı eski hakem İsmet Arzuman, Yunus Altun, Can Dumlupınar, Hasip Ertürk, Mustafa Irmak, Serhat Bozkurt, Gürkan Dizlek, Nail Dinçer, Alper Timur, Şükrü Zenger yer aldı. Maç sonunda her iki takım oyuncuları bir araya gelerek toplu fotoğraf çektirdi.

  • Şüpheli Ölümler Ve Mağdurları Derneği Başkanı Oktay Can:

    2009 yılında Tunceli’nin Hozat ilçesinde nöbet tuttuğu kulübede ölü bulunan piyade er Murat Oktay Can’ın babası ve aynı zamanda Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği Başkanı Oktay Can, Türkiye’de 2 bin 300 askerin şüpheli şekilde hayatını kaybettiğini ifade ederek, askerlerin devlet sigortası kapsamında alınması gerektiğini söyledi.

    Tunceli’nin Hozat ilçesine bağlı Sarıtaş Jandarma Karakolu’nda askerlik görevini yaparken 5 Ekim 2009 tarihinde nöbette intihar ettiği ileri sürülen er Murat Oktay Can’ın babası aynı zamanda Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği Başkanı olan Oktay Can, yaşanan süreci ve gelinen noktayı anlattı. Şüpheli ölümler konusunda yaşamını kaybeden asker sayının çok fazla olduğunu iddia eden Can, şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden askerler için Askeri savcılıklar tarafından etkili soruşturmaların yapılmadığını ileri sürdü.

    “ASKERLERİMİZİN HAKLARI GASP EDİLMİŞTİR”

    Çocuğunun şüpheli ölümü konusunda otopsi doktorlarının hür iradeleri ile otopsi sonuçlarını açıklayamadıklarını iddia eden Can, “2010 yılında konuyu hem Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne hem de Askeri Yüksek Mahkemeye taşıdık. Komutanlar kusurlu bulundu ve tazminat ödenmesine karar verildi. Biz bu karar için yine bireysel olarak Anayasa Mahkemesine başvurduk. Elazığ Fırat Üniversitesi’nde yapılan otopsi raporunda Murat Oktay’ın boğazında darp izleri olduğunu söylendi. Olaya tarafsız bir savcı gitmemiştir. Çocuğuma avukat olmadan neye dayanarak otopsi yaptılar? Bizim askerlerimizin hakları bu şekilde gasp edilmiştir” dedi.

    “250’YE YAKIN MİLLETVEKİLİ İLE GÖRÜŞTÜM”

    Şüpheli ölümler konusunda skandal durumların olduğunu kaydeden Can, “Terhisine 2 gün kalan bir asker neden kendi canına kıysın? Birçok sefer Ankara’ya gittim. Mecliste bulunan vekillerimiz soru önergeleri ve yasa teklifleri verdi. Mecliste insan hakları inceleme komisyonuna dilekçe verdik. 250’ye yakın milletvekili ile görüştüm. Vekillerimiz bu konuda bize yardımcı olacaklarını söylediler. Bakanlık tarafından dosya hazırlanıp getirilmesini söylediler. Bu asker ailelerinin ne bir bayramları var, ne de eğlence merkezlerine gidebiliyorlar. Zaten bayramlarda mezarlıkları ziyarete ederek geçiyor. Askeri mahkemeler hem bu çocukların yaşam haklarını ihlal etti hem de yaşayan ailelerin haklarını gasp etmiş durumdadır” diye konuştu.

    “TÜRKİYE’DE UMUDUMUZ TÜKENDİ”

    “Devletimizin büyüklerinden şeref madalyalarımızı almak istiyoruz” diyen Can, “Davanın seyrine yönelik Türkiye’de umudumuz tükendi. Askeri mahkeme olayların üzerine gidemedi. Anayasa Mahkemesi neden gitmedi? Tutuklanan hiçbir komutan yok. Ceza alan hiç kimse yok. En fazla ceza alan bu davaları sürdüren anne ve babalardır. Türkiye’de bütün ailelerin davaları takipsizlikle sonuçlanmaktadır. Biz mecliste bulunan 550 tane vekilimizden bir yasa çıkartılıp, yaralı ailelerin yüreklerine bir su serpilmesini istiyoruz. Mahkemelerin verdiği sonuçlardan ben ve aileler memnun değiliz. Bizler psikolojisi bozuk olan komutanların ordudan derhal atılmasını istiyoruz. Çünkü ölümler daha devam ediyor. 2 bin 300 askerimiz şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti” diye konuştu.

    “PSİKOLOJİSİ BOZUK ASKERİN NEDEN İZNE GÖNDERİLMEDİ?”

    Aynı zamanda Şüpheli Ölümler ve Mağdurları Derneği Başkanı olan Oktay Can, derneklerine şuana kadar 80 askerin şüpheli bir şekilde hayatını kaybettiğine dair rapor geldiğini söyledi. 20 tane daha dosya gelmesini beklediklerini kaydeden Can, askere gidecek ve görevde olan askerlerin devlet sigortası kapsamında olması gerektiğini dile getirdi. Psikolojisi bozuk askerin neden izne gönderilmediğini soran Can, “Terör olan bir bölgede silahla nöbete gönderildi. Ben buradan yetkililere sesleniyorum. Benim oğlumda 5 şarjör mermi varsa bu da yapar 100 mermi. Peki, benim oğlum orada 100 kişiyi vursa bunun sorumlusu kimdi? Neden bunun önlemleri alınmadı? Ankara Gölbaşı Jandarma Kriminal merminin kaç metreden geldiğini tespit edememiştir. Bütün ailelerin dosyalarında silahlarda parmak izlerine rastlanmamıştır. Askeri mahkemeler şehit ailelerine inandırıcı hiçbir şey verememiştir. Aileler askeri mahkemelerin verdiği kararları tanımıyor. Tanımamaya devam edeceğiz. Olay inceleme resimlerine baktığımız zaman oğlumun başka silahla vurulduğunu biliyorum. Çok şüpheli bir durum var. Emniyette olan bir silah nasıl kendini ateşler? Yine terör olan bir bölgede oğlumun başında çelik miğfer olması gerekirken başında şapka var. Benim oğlum başka yerde vuruldu. Nöbet kulübesine taşınarak intihar süsü verildi. Soruşturma yapmaya giden savcı nöbetçi kulübesini yıktırıyor” dedi.

    Diğer taraftan piyade er Murat Oktay Can’ın annesi Süsender Can, oğlunun geride kalan eşyaları kendisine ait odada bekletiyor. Çocuğunun odasını hiç bozmayan gözü yaşlı anne Süsender, oğlunun hatırları ile teselli buluyor.