Etiket: Öğütler

  • Öztabak’tan öğrencilere öğütler

    Altınova’da okul ziyaretleri sırasında öğrencilerle sohbet eden AK Parti Yalova İl Başkanı Yusuf Ziya Öztabak, başarının düzenli ve yeterli çalışmayla sağlanabileceğini söyledi.

    Öğrencilerin derslerini zamanında çalışması gerektiğini vurgulayan Öztabak, “Ben mali müşavirim. Ben çok ders çalışırdım. Herkesin kapasitesi farklı, ama esas olan düzenli çalışmaktır” dedi.

    Öztabak, öğrencileri günümüzün tehlikeleri konusunda da uyararak, “Her şey zamanında güzeldir. Sizler için bugün ders çalışma zamanıdır. Cep telefonu ve bilgisayarlarda gereksiz geçirdiğiniz zaman sizler için büyük kayıptır. Tehlikeli mesajlar içeren, şiddet içerikli, birçok olumsuzluklara sebebiyet veren oyunlar büyük tehlikedir. Bir de televizyon dizileri var. Gereksiz, zararlı ve zaman kaybına sebep olan filmler… Bunlardan da uzak durun. Sigara, alkol ve uyuşturucu ise çok ciddi ve hayati konudur” dedi.

  • Turizmci Kadem Mete’den turizm öğrencilerine öğütler

    Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından her hafta sektör ile ilgili bilgilendirme seminerinin bu haftaki konuğu AK Parti Muğla İl Başkanı turizmci Kadem Mete oldu. Siyasetçi kimliğini bir kenara bırakan Mete, 1986 yılında Erciyes Üniversitesi iktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Turizm İşletmecilik ve Otelcilik Yüksekokulunu kazandığın açıkladı. Son sınıfta kayıt dondurarak İngiltere’de bir buçuk yıl süreyle dil eğitimi aldığını açıklayan Mete, 1993 yılında Marmaris’e bir bavulla geldiğini söyledi.

    “Marmaris’e 1993 yılında Kırmızı bavulla geldim”

    Turizmci Kadem Mete, “1993 yılında Marmaris’e geldim. Burada bir otelde göreve başladım. Çalışmaya başladıktan 20 gün sonra otelin müdürüm oldu. 2005 yılında da oteli kiraladım. Halen o otelin işletmeciliğini yapıyorum. Kırmızı bir bavulla geldim Marmaris’e. Kitaplarda turizm nedir diye yazar. Bana göre turizm, yeme içme, barınma, tatildir. Turizm fedakârlık yapılacak ilk kalemdir. Turizmci, bütün bu riskleri göze alan, buna göre yatırım yapan, 24 saat çalışan, herkes tatil yaparken kendisi çalışan, emek ve zaman harcayan kişiye turizmci denir” dedi.

    “İlk işim komilik oldu”

    Mimar ve mühendisin turizmcilik yapabileceğini, ama turizmcinin mimar ve mühendislik yapamayacağını belirten Mete, “Üniversiteye giren her turizm öğrencisi kendisini otel müdürü olarak hayal eder. Okul biter, eğer hiçbir yerde çalışmadıysanız, elinizde sadece bir diploma ile bu mesleği yapamayacağınızı görürsünüz. Türkiye’de Turizm Otelcilik bölümü mezunu olan birçok kişi bu mesleği yapmıyor. Ben Üniversite birinci sınıftan itibaren çalışmaya başladım. İlk işim komilik oldu. Birinci günümde bulaşıkçı işten ayrıldı, ben bulaşıkçılık yaptım. İşletme bulaşıkçı buldu, ben tekrar komilik yaptım. Ardından kısa sürede şef garsonluğa kadar yükseldim” dedi.

    “Turizm 1983’de hızlı bir şekilde büyüdü”

    Türkiye’de turizmin 60’lı yıllarda çadır turizmi ile başladığını açıklayan Mete, “Rahmetli Özal 1983 yılında turizmde teşvikler ile turizm bir anda hızlı bir şekilde büyüdü. Bu büyümenin dezavantajlarını yaşıyoruz. Tesisler yaptık işletecek insan yoktu, ardı ardına okullar açıldı. Daha ucuz işgüncüne yöneldi herkes. Bir yerde Turizm Fakültesi varsa, orada mutlaka uygulama oteli yapılmak zorunda. Birinci sınıfta olan arkadaşlarıma büyük tesislerde en küçük kademelerde çalışmalarını öneriyorum. Gerekirse Belboyluk yapın. Ben mümkün olduğu mertebe okul mezunu arkadaşlarla çalışmak istiyorum. Öğrencilik yıllarında çalışmış olmanın avantajlarını yaşamadım” dedi.

    “Türklere pahalı otel eleştirisi”

    En çok karşılaşılan eleştirilerden birisinin ‘Yabancılara düşük fiyat, Türklere pahalı satıyorsunuz’ eleştirisi olduğunu söyleyen Kadem Mete, “Perakende ile toptan satış arasındaki fark bu. Türkiye’de tatil geleneği bavulunu toplayıp otelin kapısına dayanmak oluyor. Yabancılar ise Tur operatörü ile tatil satın alıyor ve toptan fiyat uygulanıyor. Aslında kapıdan İngiliz de gelse, Alman da gelse Türkler ile aynı fiyatı alacak. Ama Türkiye’de kapıdan satış sistemi yavaş yavaş yerini tur operatörleri kanalıyla tatil satın almaya doğru yöneldi” dedi.

    Emekli turizmi

    Yeni pazarlara doğru, turizmi çeşitlendirmek için projesinin bulunduğunu belirten Mete, “Proje henüz uygulama geçmedi. İnşallah seneye geçecek. Bu proje ‘Emekli turizmi’ 12 Temmuz’da Başbakanımıza bir dosya verdik. Turizmin mevcut sorunları ve çözüm önerileri diye. 13 Temmuz’da Turizm Bakanımız ile 14 Temmuz’da da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımız o dönem Süleyman Soylu idi. Ona da verdik dosyayı. 15 Temmuz’da malum olayı yaşadık. 2015 yılında 36 milyon 400 bin turist gelmiş Türkiye’ye. Yaklaşık 10 günlük bir konaklama periyodu var. 400 milyon geceleme var. Türkiye’de 12 milyon emekli var. Bunların hedef olarak 6 milyonunu baz aldık. 6 milyon insan Bin 200 lira emekli maaşı alıyorsa, günlük 40 liraya düşer. Günlük 40 liradan başlayan tam pansiyon usulü emeklilerimize hizmet verelim. Türkiye’nin kışında mücadele edeceğinize, bu parayı otellere versinler istedik. Kışın en soğuk olduğu dönemde bile Muğla’da Antalya’da kışı geçirsinler istedim. İster bir ay, ister altı ay kalsın. Eğer üç ay kalırsa 6 milyon kişi 540 milyon geceleme yapma imkânı var. Turizmin en yoğun yaşandığı dönemden daha fazla. Otelci para kazanmaz belki ama otelin kapanıp 6 ay sonra tekrar açma masrafı var. Otelci bu masraftan kurtuluyor. Otelci 40 lira alsa bile en az 10 lira kar eder. Devlet nerede kar eder. 6 ay turistik tesiste çalışan personel geri kalan 6 ay için İş Kurumu’na başvurarak devletten işsizlik maaşı alıyor. Yaklaşık 900 lira. 700 küsur lira da SGK primi ödeniyor. Devlet bunları ödemeyecek ve kişi başı kazancı Bin 700 liradır. İşte turizmin 12 aya çıkarılmasının yolu budur. Burada bitmedi. Bu defa Avrupa’daki emeklilere yöneleceğiz. Tur operatörleri buna yanaşmıyor. Çünkü daha pahalı yerlere yönlendiriyorlar vatandaşlarını. Bu konuda dünyanın en fazla noktasına uçuş yapan Türk Hava Yolları’nı turizm için kullanmalıyız. Avrupa’nın birçok kentinden turizm noktalarına direk uçuşlar yapmasını sağlamamız gerekir” dedi.

    Seminerin sonunda Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Bayram Akça ve Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ozan Bahar Kadem Mete’ye günün anısına plaket verdi.

  • 35 yıllık lastik tamircisi Vesile nineden kadınlara öğütler

    Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesinde 35 yılı aşkın süredir lastik tamirciliği yapan 77 yaşındaki Vesile Akın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara çalışmaları, üretmeleri ve birlik olunması gerektiği konusunda öğütler verdi.

    Sandıklı ilçesinde oğlu askere gidince, eşi dükkanı kapatmasın diye 35 yıl önce lastik tamirciliğine başlayan Vesile Akın, otomobil, minibüs ya da kamyon demeden her türlü lastiği çıkarıyor, taşıyor, tamir ediyor. Yarım asrı gecik bir şekilde lastik tamirciliği ustası Vesile nine bu yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde de hemcinslerini unutmayarak, onlara öğütler verdi. Kadınların hayattaki önemine değinen Akın, 60 yıllık evliliğinin temelinin ise iyi günde ve kötü günde eşi ile bir birlerine destek olmaktan geçtiğini ifade etti.

    “Çalışalım, çalışmayınca iş olmaz, iş olmayınca aş olmaz”

    Kadınlara 8 Mart ta çalışmaları ve birlik olmaları konusunda da öğütler veren 77 yaşındaki Vesile Nine, “8 Mart Kadınlar Günü hayırlı uğurlu olsun, kadınlar birlik olalım birbirimizle mutu olalım. Birlik olalım biz Türkoğlu Türk kadınıyız. Çalışalım, çalışmayınca iş olmaz, iş olmayınca aş olmaz. Evlerinizi yuvalarınızı bozmayın iyi gününüzde kötü gününüzde yuvanıza sahip çıkın” dedi.

    Son olarak referanduma da değinen Akın, “Referandumda da biz lambaya gideriz aydınlığa gideriz ‘evet’ diyeceğiz” dedi.

    Hayatındaki en büyük pişmanlığının ise ehliyet alamamak olduğunu dile getiren Akın, röportaj sırasında eşine ‘kameraya bak’ diye şaka yapması ise herkesi güldürdü.

  • Dünyanın En Hızlı Atleti Jeter’dan Çocuklara ’Altın’ Öğütler

    2011 yılında Daeugu’da 10.64’lik 100 metre derecesiyle ’dünyanın en hızlısı’ unvanını elinde bulunduran 36 yaşındaki Amerikalı atlet Carmelita Jeter, başarısının sırrını Edirne’de açıkladı. Jeter, sporcu olmak isteyen çocuklara seslenerek, ’Sürekli hareket halinde olun, çok çalışın ve spor yapın’ dedi.

    Edirne Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürlüğü Şükrüpaşa Atletizm Sahası’nda, özel bir yiyecek firmasının sponsorluğunda düzenlenen ve bine yakın çocuğun katıldığı ‘Türkiye’nin en hızlı’ grup müsabakaları için kente gelen dünyanın en hızlı atleti Carmelita Jeter, yarışmanın açılış gününde çocuklar için koştu.

    “MÜCADELEYİ HİÇBİR ZAMAN BIRAKMAYIN”

    2011 yılında Daeugu’da 10.64’lik 100 metre derecesiyle ‘dünyanın en hızlısı’ unvanını elinde bulunduran 36 yaşındaki Amerikalı atlet Carmelita Jeter, spora gönül veren ve sporcu olmak isteyen çocuklara tavsiyelerde bulunarak, “Çok çalışmanız, spor yapmanız ve sürekli gündelik hayatta da hareket halinde olmanız lazım. Bu basketbol olabilir bir başka spor dalı olabilir, mutlaka bir şeyle meşgul olmanız gerekiyor ve sürekli çalışmanız gerekiyor. Hiçbir zaman pes etmeyeceksiniz ki belirli seviyelere, üst seviyelere gelebilesiniz. Mücadeleyi hiçbir zaman bırakmayacaksınız” dedi.

    “TÜRK ÇOCUKLAR ÇOK GÜÇLÜ VE ENERJİ DOLU”

    Türkiye’de yaşayan çocukların çok güçlü ve enerji dolu olduklarını dile getiren Jeter, “Çok güçlüler, enerjileri var ve mükemmel bir kimlikleri var. Bu da iyi bir atlet için olması gereken çok önemli 3 özellik. Beni gördüklerinde çok mutlu olmaları, çığlık atmaları ne kadar istekli olduklarını gösterdi. Bu sporda zaten istek en önemlisi” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de Beşiktaş’ta forma giyen ABD’li oyun kurucu Boby Brown’un çok yakın arkadaşı olduğunu hatırlatan Jeter, dün oynadıkları müsabakayı kazandıkları için hem Boby Brown’u hem de siyah-beyazlı takımı tebrik ettiğini söyledi.

    Şevval Nur Kaba isimli küçük bir sporcu ile temsili yarış yapan Amerikalı atlet Carmelita Jeter, kendisine tavsiyelerde bulunarak, “Okula gitme, iyi notlar alma ve sürekli çalışarak spor yaparak, başarıya ulaşabilirsin” diye konuştu.

    Öte yandan, Türkiye Atletizm Federasyonu’nun desteği ve ORG Sports’un organizasyonu ile düzenlenen “Cheetos Türkiye’nin En Hızlısı” ile Türkiye’den ilköğretim çağındaki milyonlarca çocuk önce 10 ilde düzenlenecek il finalleri, ardından da İstanbul’da düzenlenecek büyük final için yarışacak.

  • Çocukların Beslenmesinde Altın Öğütler

    Medical Park Gaziantep Hastanesinde görev yapan Uzm. Klinik Psikolog Elçin Külahçıoğlu, iştahsız, yemek reddeden ve yemek seçen çocuklar ile ilgili sorunlar ve çözüm önerileri hakkında ailelere önemli bilgiler verdi.

    Ev içerisinde yapılabilecek bazı olumlu düzenlemeleri ile çözüm bulunabileceğini belirten Uzm. Klinik Psikolog Elçin Külahçıoğlu, “Evde düzeni oturtun. Nasıl ki düzenli çalışma hayatı sizin vücudunuzu belli saatlerde acıkmaya koşullandırıyorsa, çocuğunuz için de düzenli yaşam ve belli saatlerde beslenme düzeni, bu duruma alışmasını kolaylaştıracaktır. Belli saatlerde sofranın kurulup sonra kaldırılmasını sağlayın. Porsiyonları ona uygun düzenleyin. Önüne koyduğunuz yemek miktarı çocuğunuzun yiyebileceği kadar olsun, fazlasını koyup bitiremeyince onu ve sizi saran başarısızlık hissini bu şekilde engellemiş olursunuz. Beraber masaya oturun, yemek yesin ya da yemeği reddetsin, beraber masaya oturma alışkanlığı geliştirmeye çalışın. Çocuğunuz ve sizin önünüzde aynı yemekten olmasında fayda vardır. Sadece onun sevdiği yiyecekleri ona özel yapmak, dengeli beslenme açısından gerekli diğer besinleri deneyip alışmasını engelleyecektir.? Yemek için marketten alışveriş yapma, evde hazırlama ve masaya koyma sürecine onu dahil edip, ufak görevler vererek ilgisini çekmeye çalışın. Yemek saatinde yemeği reddeden çocuğunuza istediği anda istediği besini vermeniz, düzen oturtma sürecini zorlaştıracak ve çaresizlik hissinizi arttıracaktır. Ona sadece bir sonraki yemek-ara öğün saatini beklemesi gerektiğini ifade edin ve bu ifadenize tutumlu davranışlar sergilemeye özen gösterin.Bu konuyla ilgili zorlandığını düşünen ebevenylerin bir uzmanla görüşerek yardım almasında fayda olacaktır” dedi.

    Çocuklarda özellikle 18. aylarda başlayan yemeği reddetme süreçi, sıklıkla 2-5 yaş arası çocuklarda rastlanan bir durum olarak değerlendiren Külahçıoğlu ” Öncelikle her rahatsızlıkta olduğu gibi durumun psikolojik etmenlerini değerlendirmeden önce altında yatan herhangi bir fizyolojik neden olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Çocuğunuzun birden bire iştahının kesildiğini fark ettiğinizde herhangi bir enfeksiyon durumu, kansızlık, kabızlık problemi yaşayan çocuklarda iştahsızlık bir belirti olabildiğinden, doktorunuzla görüşerek sağlık kontrollerini yaptırmanızda fayda vardır. Bu gibi durumlar haricinde yemede aşırı seçicilik, isteksizlik ve yemeğe karşı ilgi azlığı, çocuklarda yeme reddi olarak tanımlanan ve davranışsal müdahalelerle kolaylaştırılması hedeflenen bir süreçtir” şeklinde konuştu.

    “BAŞKA ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN “

    Yeme reddini çoğu çocuğun geçtiği normal bir süreç olarak değerlendiren Külahçıoğlu” Yeme düzeni oturtmak öğrenilen bir davranıştır. Yeni tatlara karşı ön yargılı ve çekimser davranmak, çocukların kendisini zehirlenmeye karşı korumaya aldığı ilkel bir tepkidir. Bu durum oldukça normal ve doğal kabul edilir. Yemek yemenin bir düzen içerisinde, belli bir süre sınırlaması olan bir davranış olduğunu öğrenmek tıpkı tuvalet eğitimi, okula alışma süreci gibi öğrenilen bir davranıştır. Bu nedenle ısrarcı ve sabırsız davranmak yerine, ona ve kendinize zaman tanıyın. Bazı durumlarda istediğini yeme veya yemeyi reddetme davranışları, özellikle 2 yaş süreciyle gelişen ’ben’ kavramı içerisinde kendisini bir birey olarak gösterme ve kabullendirme sürecinin bir parçasıdır. Ev içerisinde çocuğu zorlamak, korkutmaya çalışmak, sürekli yemekle ilgili konuşmak ve diğer çocuklarla karşılaştırmalar yaparak utandırmak, benlik gelişimine zarar verebileceğinden ev içerisinde kaçınılması gereken davranışlardandır. Bu tür davranışlar içeren ebeveyn tutumları, yeme reddini arttırarak, bu doğal süreci ’inatlaşma sürecine dönüştürebilmektedir”diyerek uyarıda bulundu.

    ÇOCUK BESLEMEDE AİLENİN YAPTIĞI YANLIŞLAR

    “Çocukların yemeğe karşı tutumlarını ebeveynler ’kişiselleştirmekten’ kaçınmalıdırlar” diyen Külahçıoğlu, “Yani bir anne, çocuğunun yemeğe karşı tutumu kendisine karşı ya da söylediği söze karşı itiraz, başkaldırma ya da kendisini reddetme olarak yorumladığında daha öfkeli ve ısrarcı bir tutum sergileyebilir. Ailenin bu konuyla ilgili baskıcı tutumu çocuklarda başka davranış problemlerini de beraberinde getirir. Çünkü ebeveynin yeme konusundaki kaygısının artması ve bu durumun davranışlarına yansıması, çocuğun tepki olarak yemek reddini arttıracaktır. Ayrıca çocuğu korkutarak ya da tehditle yeme alışkanlığı kazandırmaya çalışmak en sık yapılan hatalardandır. Çocuğun korku gibi olumsuz duyguları yemekle bağdaştırmasına neden olacağından, yemekle ilgili kaçınmasını arttıracaktır. Yeme konusunda çok sert ya da ısrarcı davranmak ya da çok umursamaz davranmak yerine dengeli davranarak olduğundan fazla anlamlar yüklememeye ve inatlaşmamaya çalışmak, izlenmesi gereken en sağlıklı yoldur” diye konuştu.