Etiket: Öğretmenlik

  • Mülteci Çiftin Öğretmenlik Sevinci

    Elazığ’da valilik tarafından Suriyeli çocuklar için açılan okulda Suriyeli öğretmen çiftin de aralarında bulunduğu 12 öğretmen derslere girmeye başladı. Savaştan kaçarak Elazığ’a gelen Suriyeli çift öğretmen, yeniden öğretmenlik yapmanın buruk da olsa sevincini yaşıyor.

    Elazığ Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’nın katkılarıyla Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi Binası’nda oluşturulan 9 derslikli okulda, okul öncesi, ilk ve ortaokul düzeyinde 100 Suriyeli çocuk eğitim görmeye başladı. Sabah evlerinden servislerle alınan çocuklar ders bitiminde tekrar evlerine servislerle bırakılıyor. Suriyeli çocuklara 3’ü Suriyeli, 12 öğretmen ders veriyor.

    SURİYELİ ÖĞRETMEN ÇİFTİN BURUK SEVİNCİ

    Suriye’nin Derzor kentinde Esad ordusunun bombalı saldırıları sonucu okulları yıkılıp, öğrencilerinin hayatını kaybetmesinin ardından IŞİD’in o bölgeye yerleşmesi nedeniyle birçok aile gibi 3 çocukları bulunan öğretmen çift Hamza Elmuhimin (35) ve Hanan Sueydan (30) Türkiye’ye kaçtı. 1 yıl önce Elazığ’a gelen Suriyeli öğretmen çift, şimdi yeniden Suriyeli çocuklara öğretmenlik yapmanın sevincini yaşıyor. Elazığ Valiliği tarafından Suriyeli çocuklar için açılan okulda öğretmen çiftten Hamza El Muhimin sosyal bilgiler, Hanan Sueydan ise matematik derslerine giriyor.

    Suriye’de üniversite eğitimi devam ederken eşi Hanan ile tanıştıklarını ve okul bitince de evlendiklerini aktaran El Muhimin, mutluluklarının Esed ve DEAŞ örgütü tarafından sona erdirildiğini söyledi. Yaşadıklarını anlatan El Muhimin, “Hava bombardımanlarında okullarımızın tamamı yıkıldı. O yüzden de eğitim yapılamadı. Önce Suriye ordusu tahribat yaptı, ondan sonrada DEAŞ yaşadığımız yere geldi. Bizde Türkiye’ye kaçmak zorunda kaldık” dedi.

    Türkiye’ye geldikten sonra bir süre Şanlıurfa’da kaldıklarını ardından da Elazığ’a ulaştıklarını aktaran El Muhimi, “Elazığ’da Suriyeli çocuklar için bu okulu açmışlar. Bizlere de burada mesleğimizi yapma fırsatı verdiler. Yeniden öğretmenlik yapmanın burukta olsa sevincini yaşıyoruz. Biz Suriye’den gelirken, bizle birlikte bazı öğrencilerimiz de Türkiye’ye geldi. Yalnız orada kalan öğrenci ve yakınlarımız var. Onlarla da fırsat buldukça telefonla görüşüyoruz” diye konuştu.

    “ÖĞRENCİLERİM ŞEHİT OLDU”

    Suriye’deki savaş nedeniyle okulların harabeye döndüğünün altını çizen matematik öğretmeni Hanan Sueydan ise, “ESAD’in ordusu okulumuzu vurduğu zaman benim öğrencilerimin çoğu şehit oldu. ESAD bulunduğumuz yeri bombalarken zulüm yaşadık. Sonra ailece Türkiye’ye geldik. Şimdi Suriye’den gelen çocuklarımızı okutuyoruz” ifadelerinde bulundu.

    Türkiye gibi Suriye’de de öğretmenler günü olduğunu ifade eden Sueydan, “Suriye’de de öğretmenler gününü kutluyorduk. Orada da öğrencilerimiz çiçek ve hediye getiriyorlardı, öğrencilerimizle birlikte kutlama yapıyorduk. Biz şuanda buradayız, hayatımız ve durumumuz güzel ama tekrar ülkemize dönerek öğrencilerimiz ve ailelerimizle bir araya gelmek daha güzel olur” şeklinde konuştu.

    “SURİYELİ ÇOCUKLARA SERVİSLİ EĞİTİM VERİYORUZ”

    Okuldaki eğitim ve öğretimle ilgili bilgi veren okul müdürü Necati Adıgüzel ise şu ifadelerde bulundu:

    “Okulumuz geçici eğitim merkezi adı altında Suriye’den gelen öğrencilerimize eğitim vermek amacıyla Valilik ve Milli Eğitim Müdürlüğümüzün katkılarıyla eğitim ve öğretime başladı. 100 civarında öğrencimiz var, sabah saat 08.30 evlerinden servislerle alınıyor. Öğlen yemekleri veriliyor saat 15.00’da da evlerine tekrar servisle bırakılıyor. Okulumuzda 2 tane okul öncesi, 6 tane sınıf, 4 tane branş öğretmeni var. Branş öğretmenlerimizden 3’ü Suriyeli ve 1 tanesi de bizim Arapça öğretmenimiz. İlkokulda Türkçe eğitim veriliyor, ortaokul kısmında ise matematik, fen bilgisi, sosyal bilgiler, Arapça olarak veriliyor.”

    Suriyeli çocuklara eğitim verme amacının onları topluma adapte etme olduğuna vurgu yapan Adıgüzel, Suriyelilerin kültür ve dilleri farklı olduğu için eğitimin önemli olduğunu söyledi.

  • Görme Engelli Gencin Öğretmenlik Hayali Gerçek Oldu

    Tokat’ta görme engelli İbrahim Koç, 8 yıl öğrencisi olduğu okulda öğretmenlik yapmanın sevincini yaşıyor.

    Tokat’ta doğuştan görme engelli 28 yaşındaki İbrahim Koç, eğitim hayatına başladığı Mehmet Akif Ersoy Görme Engelliler İlköğretim Okulu’nda 5 yıldır kadrolu olarak görev yapıyor. Öğretmenlerinin yakın ilgisinden dolayı öğretmen olamaya karar verdiğini ifade eden Koç, Cumhuriyet Lisesi’nden sonra Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü’nü kazandığını, oradan da Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi’ne yatay geçiş yaptığını söyledi. 2010 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra bir zamanlar öğrenci olduğu okula sosyal bilgiler öğretmeni olarak atanarak görev yapmaya başladığını ifade eden Koç, “1993 yılından 2001 yılına kadar bu okulda eğitim aldım. Bu okuldaki sistem bana adeta öğretmenliği aşıladı. Çünkü normal okula giden öğrencilerden farklı olarak bizler gece gündüz öğretmenlerimizle beraberdik. Yani burası hem okul hem pansiyon iç içe olduğu için aynı nasıl çocuk evde sürekli anne ve babası ile beraberdir bizlerde dersteyken, ders çıkışında, yemekhanede, yatakhanede öğretmenlerimiz hep başımızda olduğu için öğretmenlik mesleği bir hayli çekici geldi” dedi.

    Koç bir zamanlar öğrenci olduğu okulda öğretmen olmanın güzel bir duygu olduğunu ifade ederek, “Aynı eğitim aldığım yerde eğitim vermek güzel bir duygu. Bizleri o günlere götürüyor. Şimdiki çocukların ileri de bizim konumumuzda olacağını hayal ediyoruz” diye konuştu.

    ÖĞRENCİLERE KABARTMA YAZIYI ÖĞRETİYOR

    Koç, 2, 5, 7 ve 8. sınıflarda 5 öğrenciye bireysel eğitim verdiğini ifade ederek şöyle konuştu: “Kabartma yazıyı öğrenemeyen öğrencilere destek eğitimi vererek onların diğer öğrencilere yetişmesini sağlıyor. Tüm meslektaşlarımın ve bizleri bugünlere getiren öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum. Öğretmenliği bekleyen kardeşlerimize de biran önce atanmalarını diliyorum.”

  • Yiğit: “Öğretmenlik Mesleğinin İtibarı Yükseltilmelidir”

    Eğitim Bir-Sen Aydın Şube Başkanı İsmail Yiğit, “Öğretmenlik mesleğinin itibarı yükseltilmelidir” dedi.

    24 Kasım Öğretmenler Günü nedeniyle bir açıklama yapan İsmail Yiğit, “Öğretmenler Günü, öğretmenlik mesleğinin sorunlarının ve çözüm önerilerinin en yoğunluklu olarak ortaya konulduğu, öğretmenlik mesleğinin itibarının artırılması için en güçlü vurguların yapıldığı, öğretmenler arasındaki meslekî dayanışmanın en üst düzeyde gerçekleştirildiği, öğretmenlerle öğrenciler arasında öğretmenliğin kudsiyetini açığa çıkarak duygusal atmosferlerin yaşandığı en önemli günlerden ve en güzel imkânlardan biridir. Türkiye’de 24 Kasım Öğretmenler Günü olarak tayin ve tahsis edilen muayyen gün ise, 12 Eylül askeri darbesinin ardından, darbe yönetiminin kararıyla kutlanmaya başlamıştır. Darbecilerin ruhunu yansıtan, izlerini taşıyan, suç işleyenlerin yapmak istedikleri mühendisliğe öğretmenleri de ortak etmek için tahsis ettikleri, törenleri ve ritüelleriyle sorgulanmaksızın her yıl tekrarlanan Öğretmenler Günü, millet iradesini hiçe sayanların himmetiyle ‘öğretmenlere de bir gün olsun’ denilerek ihdas edildiği günden beri kabul sorunu yaşamaktadır. Darbecilerin yeri millet vicdanında nasıl meşrulaşmadıysa, 24 Kasım da aynı şekilde meşrulaşamamıştır. 24 Kasım Öğretmenler Günü, bu haliyle bin yıllık medeniyet değerlerinden soyutlanmak üzere köklerinden koparılmak istenen milletimizin tabi tutulduğu operasyonun bir yansımasından ibarettir. Bin yıllık geçmişi yok sayan ve el yordamıyla kazılmış yüzeysel temeller üzerine bina edilmek istenen köksüz, ruhsuz anlayışın bir tezahürüdür. Öncelikle Öğretmenler Günü, karşılığını kendi medeniyet değerlerimizin derinliklerinden bulan bir temel üzerinde yeniden inşa edilmeli, darbelerin, darbecilerin, antidemokratik süreçlerin ve endoktrinasyon ameliyesinin bir karşılığı olmaktan uzaklaştırılmalıdır. Ülkemizde 1981 yılından itibaren kutlanan 24 Kasım Öğretmenler Günü’nün, kutlanmaya başladığı günden bu yana içi doldurulamayan, yasak savmak kabilinden törenler ve beylik konuşmalarla geçiştirildiği görülmektedir. Militarist üslup ve kalıplaşmış ritüelle savılan Öğretmenler Günü, bugüne kadar öğretmenlere pratikte herhangi bir katkı sunamamıştır. Oysa Öğretmenler Günü, bir ülkenin geleceğini büsbütün şekillendiren bir hizmeti ortaya koyan öğretmenlerin bir yıllık motivasyonunun yüklendiği ve ülkenin geleceğinin aydınlık olması yönünde bir fırsat olarak değerlendirilebilir, ülkenin ve milletin kazancına dönüştürülebilirdi. Öğretmenlerin, on yıllar boyunca birbiri üzerine eklenmiş pek çok sorunları bulunmaktadır. Öncelikle öğretmenlik mesleği itibarsızlaştırılmıştır. Öğretmenlere sunulan maddi imkânların yetersizliği nedeniyle öğretmenlik tercih edilen bir meslek olmaktan çıkmış, üniversite tercihlerinde eğitim fakültelerinin alt sıralara kaymasına neden olmuştur. Öğretmenliğin maddi manevi sorunlarının çözülmesi ve öğretmenliğin yeniden cazip, öncelikle tercih edilen bir meslek haline getirilmesi gerekmektedir” diye konuştu.

    DÜZENLEMELER ÖĞRETMENLERİ ETKİSİZLEŞTİRDİ

    Milli Eğitim Bakanlığı’nın yürürlüğe koyduğu düzenlemelerin öğretmeni ve okul yönetimlerini öğrenci ve veli karşısında etkisiz eleman konumuna ittiğini iddia eden Yiğit, “Öğretmenlik mesleğinin itibarsızlaştırılmasının ve toplumsal saygınlığını yitirmesinin yanı sıra mevzuat düzenlemeleriyle elinde hiçbir yaptırım imkânı bırakılmayan öğretmenlerin mesleklerini icra ederken çeşitli saldırılarla karşı karşıya kaldıkları da gözlenmektedir. Okullarda disiplini sağlamak için bir yaptırım uygulamanın imkânı yoktur. Saygınlığı kalmayan, can güvenliği tehdit altında bulunan öğretmenler mesleklerini çok zor şartlar altında icra etmektedir. Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye’nin eğitim politikalarını belirleyen ve uygulayan bir bakanlık olduğu gibi, öğretmenlerin de personeli olduğu bir bakanlıktır. Milli Eğitim Bakanlığı, personelinin sorunlarını sahiplenmeli ve çözümüne ilişkin çaba göstermelidir. Eğitim çalışanlarının yetkili sendikası Eğitim-Bir-Sen, eğitim çalışanlarının ve eğitim hizmetini bizzat gerçekleştiren öğretmenlerimizin bugününün dünden, yarınının da bugünden daha iyi olması için üzerine düşeni samimi çabalarla yerine getirme uğraşı içerisindedir. Gerek Kurum İdari Kurulu toplantılarında gerekse Toplu Sözleşme görüşmelerinde önemli kazanımlar elde edilmesine vesile olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “ÖĞRETMENLER GÜNÜ’NÜN SİVİLLEŞTİĞİ GÜNLER DİLİYORUZ”

    “Eğitim-Bir-Sen ve Memur-Sen olarak kamu görevlilerinin 2016-2017 yıllarında yararlanacağı mali, sosyal ve özlük hakların belirlendiği 3. Dönem Toplu Sözleşme ile 2016 yılında (6+5 olmak üzere) toplamda yüzde 11,3, 2017 yılında (3+4 olmak üzere ) toplamda yüzde 7,12, iki yıllık toplamda ise yüzde 19,2 zam aldık” diyen Yiğit, sözlerini şöyle tamamladı: “2005 yılından sonra göreve başlayan kamu görevlilerine ilave bir derece verilmesi beklentisini kazanıma dönüştürdük. Üyelerimiz başta olmak üzere bütün öğretmenlerin hasretle beklediği ve hararetle istediği nöbet ücretini alarak tarihi bir başarının altına imza attık. Böylece, mesleki eğitim merkezleri de dâhil olmak üzere örgün eğitim kurumlarında fiilen nöbet görevini yerine getiren müdür yardımcıları ile öğretmenlere, 2016 yılında haftada 2 saat, 2017 yılında ise haftada 3 saat ek ders ücreti ödenecektir. Bu sayede, öğretmenlerimizin aylık gelirlerine ilgili yılların birinci ve ikinci altı aylık dönemleri itibarıyla, 2016’da 98 TL ila103 TL, 2017 yılında ise 159 ila 166 TL ilave brüt artış sağladık. Bir başka önemli kazanımımız, Bakanlıkça hafta sonu yapılan merkezi sınavlarda görev alan eğitim çalışanlarına, ek ders ücreti yerine ÖSYM ve diğer kurumlarca yapılan sınavlarda olduğu gibi sınav gösterge rakamına dayalı sınav ücreti ödenmesini elde etmek oldu. Bu kazanımla, sınavda görev alanlara 5 saat tutarında ek ders ücreti yerine, ilgili yılın altı aylık dönemleri itibarıyla, her oturum için 2016 yılında en düşük 141 TL ila 148 TL, 2017 yılında ise 152 TL ila 158 TL sınav ücreti ödenecek. Yabancı dil sınavlarında yazılı ve sözlü sınav komisyonlarında görev alan üyelere, her bir komisyon üyeliği için ayrı ayrı ücret ödenmesi kazanımı da bizim imzamızla sağlandı. İLKSAN dayatmasına bütünüyle son verdik. Bir önceki dönem toplu sözleşmesinde elde ettiğimiz isteğe bağlı üyelik kazanımına, isteğe bağlı olarak üyelikten ayrılma kazanımını ekledik. Böylece, rızaları dışında öğretmenlerimizin cüzdanına el atılması uygulamasına son verdik. Öğretim yılına hazırlık ödeneğinin 2016-2017 eğitim-öğretim yılında 1.000 TL, 2017-2018 içinse 1.050 TL olarak belirlenmesini sağladık. Eğitim-Bir-Sen olarak, 19. Milli Eğitim Şurası’nda tartışılan, karar altına alınan ya da üzerinde çalışma yapılmasına karar verilen hususların bir an önce hayata geçirilmesini bekliyoruz. Branş öğretmenleriyle meslek öğretmenlerinin maaş karşılığı ders saatlerinin 15 saat olarak eşitlenmesi, öğretmenlerin özlük haklarına yönelik olarak, her dört yılda bir yıpranma payı ve 3600 ek gösterge verilmesi, öğretmenlerin ek ders ücretlerinin artırılması, öğretmenlerin mesleki yeterlikler doğrultusunda kariyer basamaklarında yükseltilmesi, öğretmenlerin ihtiyaç duyulan il ve bölgelerde görev yapmalarına yönelik bir teşvik sistemi geliştirilmesi, öğretmenlik mesleğinin hak ettiği sosyal ve mesleki itibarın artırılmasında; yeterlik, nitelik ve standart gibi kavramlar arasında bir ortak anlayış yaratacak ve norm oluşturacak bir yasal düzenlemeye gidilmesi şeklinde ortaya konulan karar ve yaklaşımlar mutlaka hayata geçirilmelidir. Öğretmen, eğitim hizmetinin merkezindedir. Öğretmeni dikkate almadan verimli ve başarılı bir eğitim hizmeti verilemez. Öğretmenlerin gönülden iştirak edecekleri, kökü derinlerde bir Öğretmenler Günü özlemiyle; tüm öğretmenlerimizin emeklerinin değerinin anlaşıldığı, mesleğin itibarının ön plana çıktığı, sorunlarının çözüldüğü ve Öğretmenler Günü’nün sivilleştiği günler diliyoruz”

  • Coşkun Esen: Öğretmenlik, Maddi Yönden Gelişme Gayesiyle Yapılan Bir Meslek Değildir

    Kütahya İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen, öğretmenliğin kesinlikle maddi yönden gelişme gayesiyle yapılan bir meslek olmadığını dile getirdi.

    Öğretmenler günü sebebiyle bir açıklama yapan Esen, öğretmenlerin, sermayesi olan bilgiye yeni projelerle donatıp geliştirmek zorunda olduklarını kaydetti.

    Esen, “Millet olma vasfını kazanmış tüm medeniyetler, bu özelliğini ortak kültür ve ahlaka sahip olmaya, yani milli birlik şuuruna borçludurlar. Maddi ve manevi olarak ilerlemeyi şiar edinmiş ülkemiz de bu şuuru asırladır korumuş ve korumaya da devam etmektedir. Bu topraklara vatan kimliği kazandıran ecdadımızın bizlere bıraktığı bu milli birlik şuuruna, asırlardır gerçek anlamını kazandıran, kuşkusuz öğretmenlerimizdir. Onlar, ülkemizin bağımsızlığının ve bütünlüğünün gizli kahramanları ve teminatıdırlar. Bu anlayışa evrensel bir hüviyet kazandıran Atatürk şöyle demiştir. ’Ulusları kurtaranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir.’ Böyle bir davanın mihenk taşı olmak, onurlu olduğu kadar aynı zamanda meşakkatli de bir iştir. Siz değerli meslektaşlarım, ülkemiz adına bu onurlu ve ağır görevin bugünün dünyasındaki temsilcileri ve fedailerisiniz. Bu kutlu yolculukta sizlerin en büyük rehberi, bilginiz, tecrübeniz ve erdeminiz olacaktır.Bizler; ister genel olsun ister özel olsun, karşılaştığımız tüm sorunlar karşısında çelik gibi bir iradeye sahip olmalı ve haktan ayrılmamalıyız. Çünkü öğretmenler bugün de yarın da insanların en güvenilir ve en müşfik kollarıdır. Bu bağlamda şefkat peygamberinin ’Ben ancak muallim olarak gönderildim.’ Hadis-i şerifleri, doğru rehber olma ölçüsünün en güzel kanıtı olsa gerek. Dolayısıyla, hayatımızda hiçbir zaman ümitsizlik ve çaresizlik olmamalı. Bu yüzden hayatımızın merkezinde olan eğitim işleri, sıradan bir görev ifade etmez. Biz vicdanen kendinden emin olarak çalışabiliyorsak, toplum huzurlu, mamur ve vizyon sahibi olur. Şunu da unutmamak gerekir ki, öğretmen, doğru bilginin varisidir; birikimi ise nitelikli ve ahlaklı nesillerdir. Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Akşemsettin’i maddi varlıkları değil, gönül zenginlikleri ve öğretmenlikleri baş tacı yapmıştır. Asırlara uzanan bu sevgi iklimi kalıcılığını öğretilen güzel ahlak ve faydalı ilme borçludur. O nedenle, her öğretmen kendisinden alınan ilham ölçüsünde görevine bağlıdır diyebiliriz.Bir hususu özellikle belirtmekte yarar görüyorum: Bugünün dünyasıyla yarının 2023 Türkiye’sine, hedeflenen yeniliklerle ulaşmak bizlerin uhdesindedir. Bu yüzden en büyük sermayemiz olan bilgiyi, yeni projelerle donatıp geliştirmeliyiz. Bu da eğitimin en önemli dönütlerinden olan üreten bireyler yetiştirmemizi zorunlu kılar. Evet, esasen ahlaklı ve nitelikli bireyler, ürettikleriyle kendilerini gerçekleştirmiş olurlar. Artık son 7 yılına girdiğimiz, Cumhuriyetimizin 100. yılında, ülkenin her ferdi, kendisiyle ve toplumla barışık yenilikçi ve üreten olmalıdır. Bunu sağlamak şüphesiz sizlerin fedakarlıklarıyla mümkün olacaktır.Aklın ve gönlün birleştiği bu yolda sizlere başarılar diliyor, heyecanınızı her daim diri tutmanızı temenni ediyorum. Sizler de, milli menfaatlerimiz adına elinizi taşın altına koymaya karar verdiniz. Bundan sonra tüm enerjinizi nitelikli, çağdaş bireyler yetiştirmeye harcayacaksınız. Unutmayınız, öğretmenlik kesinlikle maddi yönden gelişme gayesiyle yapılan bir meslek değildir. Sizlerin en büyük sermayesi yetiştireceğiniz beyinler olacaktır. Ayrıca bu yolda, meslekte tecrübe kazanmış olan öğretmenlerimizden yardım almayı da ihmal etmeyiniz.Gözünüz arkada kalmasın. Emin olunuz ki, sizlerin biz eğitimcilere bıraktığı miras, güçlenerek büyüyecektir. Ne yapmamız gerektiğini biliyor ve yarınlarımıza güvenle bakıyoruz” ifadelerini kullandı. (EFE)